
Ustaşa - Hırvat Devrimci Hareketi, bilinen adıyla Ustaše, 1929-1945 yılları arasında faaliyet gösteren Hırvat, faşist, aşırı milliyetçi örgüt. Üyeleri, yüzbinlerce Sırp, Yahudi, ve Roman asıllı insanı ve II. Dünya Savaşı sırasında Yugoslavya'daki siyasi muhalifleri öldürdü. Genellikle kurbanlarına işkence etmeleri ve onların vücutları parçalama gibi acımasız ve sadist infaz yöntemleri ile tanınıyorlardı.

Nazilerin Sovyet savaş esirlerine karşı işledikleri suçlar, Nazi Almanyası'nın II. Dünya Savaşı'nın Doğu Cephesi'ndeki çatışmalar sırasında 1941-1945 yılları arasında teslim olan veya zorla yakalanan Sovyet savaş tutsaklarına karşı kasıtlı olarak kötü muamele uygulamasıdır. Bu uygulamaların sonucunda esir alınan yaklaşık 5,7 milyon Kızıl Ordu askerinden 3,1 ila 3,5 milyon arası kişi yaşamını yitirdi.

Açlık Planı, ana hatları Herbert Backe tarafından belirlenen, bununla birlikte Heinrich Himmler gibi üst düzey Nazi yöneticilerinin de katkı sunduğu, Nazi Almanyası'nın gıda talebini güvence altına almayı hedeflemiş plan.

NKVD tarama kampı veya NKVD özel kampı, II. Dünya Savaşı'nın sona ermesinden sonra NKVD tarafından kurulan, Nazi Almanyası'na esir düşen savaş esirlerin esaret altında neler yaşadığını araştırmak amacıyla kurulan kamplardır. İlk olarak 28 No.lu Emir ile 28 Aralık 1941 tarihinde "özel kamp" adıyla kurulan kampların ismi 20 Şubat 1945'teki “doğrulama ve tarama kampları” olarak değiştirildi.

Dulag ya da tam adıyla Durchgangslager, Nazi Almanyası'nın İkinci Cenevre Sözleşmeleri kapsamındaki savaş esirlerinin kısa süreli konaklamaları amacıyla inşa edilen kamplardır. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı döneminde kullanıldı. İlk başlarda sabit tesisler olarak değil, savaş esirlerinin bir yerden bir yere nakillerine hizmet eden doğaçlama savaş kamplarıydı. Daha sonra esirlerin parmak izi alınmaya başlandı ve Stalag ve Oflaglara bölündü.

Generalplan Ost ya da kısaca GPO, Nazi Almanyası hükûmetinin planlı soykırım ve etnik temizlik amacıyla geniş ölçekte hazırladığı Orta ve Doğu Avrupa'nın Alman kolonizasyonunu içeren plan. II. Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyası'nın işgal ettiği bölgelerde uygulanacaktı. Plan, savaş sırasında kısmen gerçekleşti ve dolaylı olarak ve doğrudan milyonlarca etnik Slavların açlıktan ölmesi, hastalık veya zorla çalıştırılarak imha edilmesi ile sonuçlandı. Ancak tam olarak uygulanması bakımından büyük askeri operasyonlar sırasında uygulanabilir değildi ve Nazilerin savaştan yenilgiyle çıkmasıyla tamamen uygulanamadı.

Stalag 319, Temmuz 1941 - Nisan 1944 arasında yılında Chełm'de kurulan Nazi esir kampı. Kampta yaklaşık 180 bin Sovyet askeri kaldı. Savaştan sonra kamp mezarlığında 60 bin kişinin cesedi bulundu. Ayrıca tanıkların ifadelerine göre buradaki 30 bin civarında kişi savaş sona ermeden önce Naziler tarafından yakıldı. Nazilerin Sovyet savaş esirlerine karşı işledikleri suçlar kapsamında pek çok kişi burada öldürüldü.

Dęblin, Polonya'nın Lublin Voyvodalığı'na bağlı Vistül ve Wieprz nehirlerinin birleştiği noktada yer alan yerleşim yeri. 2016 sayımına göre nüfusu 16.656'dır. Dęblin, tarihi Küçük Polonya eyaletinin bir parçasıdır. 1927'den beri Polonya Hava Kuvvetleri Akademisi'nin önemli yerlerinden biridir.

Horol, Ukrayna'nın Poltava Oblastı'na bağlı şehir. Horol Rayonu'nun idari merkezidir. 2015 sayımına göre nüfusu 13,265'tir.

Barbarossa Kararnamesi, tam adıyla Savaş Yasasının Yargılama Kararı ve Birliklerin Özel Tedbirleri Hakkında Kararname veya resmi ismiyle C-50, 30 Mart 1941 tarihinde gerçekleşen üst düzey askeri toplantıda Adolf Hitler tarafından ortaya atılan, Sovyetler Birliği'ne karşı gerçekleştirilecek savaşın topyekûn bir imha savaşı olacağı, Nazi zaferini uzun süreli sağlamak için Nazi kuvvetleri tarafından siyasi yetkili ve entelektüel olan herkesin öldürüleceğini öngören karardır. Hitler, infazların askeri mahkemeler yoluyla değil, ordunun örgütlü eylemleri yoluyla toplu infazlar şeklinde olacağını vurguladı. Wilheim Keitel'in Barbarossa Operasyonu'ndan birkaç hafta önce çıkardığı kararnamede, düşman olarak sayılan Sovyet sivillerin askeri adalet yetki alanlarına girmesi göz ardı edildi. Şüpheliler yalnızca vurulacaklarına karar verecek olan bir subay önüne çıkarılacaktı. Wehrmacht tarafından sivillere karşı kovuşturma yapılmaması, disiplinin sürdürülmesi için gerekli olmadıkça herhangi bir yargılama yapılmaması gerektiği ilan edildi. Kararname savaş boyunca yapılan yargısız infazların önünü açtı ve Nazilerin Sovyet savaş esirlerine karşı işledikleri suçlar kapsamında çok sayıda kişi bu kararname nedeniyle infaz edildi.

Eduard Wagner, II. Dünya Savaşı'nda görev yapan Nazi Almanyası ordusu generali. Güvenlik konusunda genel sorumluluğa sahipti ve böylece ordunun yetkisi altındaki işgal altındaki bölgelerde güvenlik birimlerinin işlediği savaş suçlarından sorumluydu.

İşgücü ile imha ya da emek yoluyla imha,, Nazi Almanyası'ndaki zorunlu kamplarda esirleri çalıştırarak öldürme uygulamasıdır. Nazilerin Sovyet savaş esirlerine karşı işledikleri suçlar kapsamında çok sayıda esir bu yöntemle öldürüldü.
NKVD mahkûm katliamları, Nazilerin Sovyetler Birliği’ni işgal girişimi sonrası Doğu Avrupa'da, başta Polonya, Ukrayna, Baltık ülkeleri, Besarabya olmak üzere, Sovyetler Birliği İçişleri Halk Komiserliği NKVD tarafından yürütülen bir dizi kitlesel infazlardır. 22 Haziran 1941'de işgalin başlamasından sonra, NKVD'de görevli askerlerin siyasi mahkûmları Sovyetler Birliği'nin iç bölgelerine doğru tahliye etmesi gerekiyordu. Ancak işgalin ardından Kızıl Ordu'nun aceleci bir şekilde geri çekilmesi, ulaşım ve diğer malzemelerin yetersizliği ve yasal prosedürlere genel olarak uyulmaması nedeniyle mahkûmlar genellikle idam edildi.

Neuengamme toplama kampı, Almanya'nın kuzeyinde yer alan Neuengamme ve 85'in üzerinde uydu kampından oluşan Nazi toplama kampı ağı. 1938'de Hamburg'un Bergedorf bölgesindeki Neuengamme köyü yakınlarında kurulan kamp, Kuzeybatı Almanya'daki en büyük toplama kampı oldu. 100.000'den fazla mahkûm Neuengamme'deydi. Alt kamplardan 24'ü kadınlar için kurulan esir kampıydı. Doğrulanan ölüm sayısı alt kamplarda 14.000, ana kampta 12.800, II. Dünya Savaşı'nın son haftalarındaki ölüm yürüyüşlerinde ve bombalamalarda 16.100 olmak üzere toplam 42.900'dür. Nazi Almanyası'nın 1945'teki yenilgisini takiben, İngiliz Ordusu alanı SS ve diğer Nazi yetkililerinin esir tutulduğu bir kamp olarak kullandı. 1948'de İngilizler, kamp yerine bir hapishane hücresi bloğu inşa etti.

Zamość, güneydoğu Polonya'da yer alan şehir. UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndedir. 1999'dan beri Lublin Voyvodalığı'nın güney kısmında yer alır. 2014 yılındaki sayıma göre nüfusu 65.149'dur. 1580 yılında yerleşim merkezi olarak kurulan Zamość, Roztocze Ulusal Parkı'ndan yaklaşık 20 km uzaklıktadır.

Estonya'da Holokost, 1941 ile 1944 yılları arasında Nazi Almanyası'nın Estonya'yı işgali boyunca Holokost'un Estonya'daki tezahürlerini kapsar.

Avrupa'nın Yeni Düzeni, Nazi Almanyası'nın egemenliği altındaki fethedilmiş bölgelere empoze etmek istediği siyasi düzendi. Bu düzen, II. Dünya Savaşı'nın başlamasından çok önce uygulanmaya başlamıştı, ancak 1941'de Adolf Hitler tarafından açıkça ilan edildi: "1941 yılı, inanıyorum ki, büyük bir Avrupa Yeni Düzeni'nin tarihi yılı olacaktır!"

Nazi Almanyası'nın ırk politikası, Adolf Hitler'in diktatörlüğü altında Nazi Almanyası'nda uygulanan ve bilimsel meşruiyet iddiasında bulunan Ari ırkın üstünlüğünü savunan belirli bir ırkçı doktrine dayanan bir dizi politika ve yasaydı. Bu, zorunlu kısırlaştırma ve Untermenschen ("alt-insanlar") olarak gördüklerinin imhası yoluyla ırksal hijyeni amaçlayan ve Holokost ile sonuçlanan öjenik programı ile birleştirildi.
Nazi ırksal teorileri, nazi ırkçılığını meşrulaştırmak amaçlı ortaya atılmış teorilerdir. Nazi Partisi, ırksal olarak aşağı gördüğü insan gruplarının soykırımını meşrulaştırmak için ideolojisinin bir parçası olarak çeşitli sözdebilimsel ırk sınıflandırmalarını benimsemiş ve geliştirmiştir. Naziler, varsayılan "Aryan ırkı"nı üstün bir "Üstün Irk" olarak görüyorlardı ve Siyahileri, Slavları, Çingeneleri, Yahudileri ve diğer etnik grupları ırksal olarak aşağı "insan altı" olarak kabul ediyorlardı. Bu inançlar, 19. yüzyıl antropolojisi, bilimsel ırkçılık ve anti-semitizmin bir karışımından kaynaklandı.

Irksal hijyen, 20. yüzyılın başlarında en kapsamlı uygulamasını Nazi Almanyası'nda bulan bir öjenik yaklaşımını tanımlamak için kullanılmıştır. Bu yaklaşım, ırkların karışmasını önlemeye yönelik çabalarla dikkat çekmiş ve safkan hayvanlar elde etmeye çalışan bir hayvan yetiştiricisinin yöntemlerine benzetilmiştir. Bu çabalar, genellikle bir ırksal hiyerarşinin var olduğuna ve "aşağı ırkların" "üstün ırkları" "kirleteceği" endişesine dayanan bir inançla motive edilmiştir. Bu çabalar, genellikle bir ırksal hiyerarşinin var olduğu ve "aşağı ırkların" "üstün ırkları" "kirleteceği" endişesine dayanan bir inançla motive edilmiştir. O dönemdeki çoğu öjenikçi gibi ırksal hijyenistler de öjeni uygulanmadığı takdirde toplumun hızla yozlaşacağına ve medeniyetin, "aşağı" kabul edilen özelliklerin yayılmasıyla çökeceğine inanmışlardır.