İçeriğe atla

Ubi sunt

Ubi Sunt, (Latince: aşağı yukarı "Nerede?" anlamına gelir.) "Ubi sunt qui ante nos fuerent?" (Bizden öncekiler neredeler?) sözünden alınmış, kalıplaşmış bir Latince terimdir.[1]

Birçok Orta Çağ şiiri Ubi sunt ile başlar ve bu başlangıç şiirin havasını belirtir. Bazen "güzel eski günler" (good old days) tarzı bir nostalji motifi olarak algılansa da, ubi sunt aslında ölümlülük ve hayatın değişimleri üzerine olan öğretiyi simgeler.

Kaynakça

  1. ^ Bright, James W. (1893). "The " ubi sunt " Formula". Modern Language Notes. 8 (3): 94. doi:10.2307/2918652. ISSN 0149-6611. JSTOR 2918652. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Edebiyat</span> sözlü ya da yazılı anlatıma dayanan sanat

Edebiyat, yazın veya literatür, dil aracılığıyla; duygu, düşünce, hayal, olay, durum veya herhangi bir olgunun edebî bir tarzda ve etkili bir şekilde yazılı veya sözlü anlatımını gerçekleştiren; malzemesi söz ve ses; muhatabı insan olan bir sanat dalıdır. Edebî yazılar yazan sanatçılara edebiyatçı denir. Daha kısıtlayıcı bir tanımla, edebiyatın; bir sanat formu olarak oluşturulan yazılar olduğu düşünülmüştür. Bunun nedeni, günlük kullanımdan farklı olarak edebiyatın, dil ürünü olmasıdır.

Şiir, sözcüklerin düz anlamlarına ek olmak üzere ya da bunların yerine başka anlamlar oluşturmak için dilin ses estetiği veya ses sembolizmi ve ölçü gibi estetik ve ritmik özelliklerini kullanan bir edebiyat türüdür. Müellif İsmail Durmuş İslam ansiklopedisinde “mübalağa sanatı”nın şiirin temel karakteristiği olduğu üzerinde durmaktadır.

Familya, Linnaean taksonomisindeki dokuz büyük hiyerarşik taksonomik seviyeden biridir. Takım ve cins arasında sınıflandırılır.

<span class="mw-page-title-main">Kemiriciler</span> memeli takımı

Kemiriciler, yaşadıkları çevreye uyum bakımından çok başarılı olan bir memeli takımıdır.

<span class="mw-page-title-main">Müzler</span> mitolojide ilham perileri

İlham perileri, Musalar veya Müzler, Yunan mitolojisinde kardeş tanrıçalardır. Geleneksel olarak dokuz tanedirler. Başlangıçta muhtemelen sadece "şiir" tanrıçasıyken zamanla bilim ve diğer sanatlarla da ilişkilendirilmişlerdir. Hiçbir Müz plastik sanatlarla ilişkili kılınmamıştır. Bu, belki de inanıldıkları toplumlarda el ile çalışmanın değersiz sayılmasındandır.

Ahde vefa, uluslararası hukuk kurallarının oluşmasında etkili olan ve devletin anayasasında var olan ve devlete antlaşma yapma yetkisi tanıyan kuraldır. Antlaşmalar hukuku kuralıdır. Bu kuralın bağlayıcı niteliği, iyi niyet ilkesine dayanmaktadır. Ahde vefa ilkesi, devletlerin imzaladıkları antlaşmaların kurallarını kendi iradeleri ile kabul etmiş olmaları gerçeğine dayanmaktadır.

Bu sayfa yalın bir şekilde yaygın kullanılan veya zaman içinde önemli bir konuma getirilmiş Latince deyişlerin listesidir. Bu deyişlerden bir kısmı Yunanca deyişlerin Latince çevirileridir, bunun en büyük nedeni Yunancanın Antik Roma'da retorik ve edebiyat gelişmeden çok önceleri retorik ve edebiyat açısından gelişmiş olmasıdır.

<span class="mw-page-title-main">John Milton</span>

John Milton,. İngiliz şair. Kayıp Cennet adlı eseriyle tanınır.

<span class="mw-page-title-main">John Donne</span>

John Donne, İngiliz şair, mistik ve vaizdir. Metafizik şiirini kurmuş ve en önemli temsilcisi olmuştur. The Flea şiirinin yazarıdır.

Lirik şiir, duyguların coşkun bir dille anlatıldığı edebiyat eserlerinin genel adıdır. Latince lyricus, Yunanca lyricos, Fransızca lyrique kelimelerinden türemiştir. Sözlük anlamı ise; coşkun, ilhamla dolu demektir. Antik Yunan'da kullanılan lirik sözcüğü bugünkü anlamında kullanılmıyordu.

İtalyan Edebiyatı, İtalyan yazarlarca İtalyanca yazılmış edebiyat yapıtlarını kapsar. İtalya'nın siyasal birliğini 19. yüzyıla kadar kuramaması ve Katolik Kilisesi'nin etkisiyle, yazılı metinlerde uzun süre Latince kullanılmış ve yerel bir dilin yaygınlaşması öbür Avrupa ülkelerine göre daha geç başlamıştır. 12. ve 14. yüzyıllar arasında İtalya'da Fransızca düzyazı ve koşukla yazılmış romanslar okunmuş ve klasik metinlerden uyarlamalar yapılmıştır. Böylece 13. yüzyılda bir Fransız-İtalyan edebiyatı gelişmiştir. İtalyanlar Fransız öykülerini çoğu zaman uyarlayarak ve bunlara çeşitli eklemeler yaparak kaleme almışlardır. Bu edebiyatta Fransızca kullanılmakla birlikte, yazarlar yapıtlarına yer yer kendi lehçelerinin özelliklerini de katmışlardır.

<span class="mw-page-title-main">Carmina Burana</span>

Carmina Burana, Burana el yazıtları olarak da bilinir. Münih'teki Bavyera Kütüphanesinde bulunan,11 ile 12. yüzyıllara tarihli 254 şiirden oluşur. Hiciv geleceğinde yazılan şiirler 1803'te Münih yakınlarındaki bir manastırda bulunmuştur ve çoğunluğu Orta Çağ latincesiyle kaleme alınmıştır. Müzisyen kökenli bir aileden gelen Alman Carl Orff bu şiirlerden 24 tanesi ile 1935 yılında sahne kantatı oluşturmuş ve 1937'de ilk defa gösterime koymuştur. En bilinen şiiri O Fortuna'dır.

<span class="mw-page-title-main">Umbriel (uydu)</span>

Umbriel, Uranüs'ün bir uydusudur. 1851 yılında William Lassell tarafından keşfedilmiştir. Adı Alexander Pope'un The Rape of the Lock adlı şiirinde esmer melankoli perisinin adıdır ve Latince umbra (gölge) kelimesini andırır.

Hekimbaşı Abdülaziz Efendi, Osmanlı tıp bilgini, bestekâr ve şairdir. Osmanlı Devleti'nde Subhizadeler diye bilinen ve çok sayıda devlet adamı, hekim, şair ve bestekâr yetiştiren bir aileye mensuptur.

Rodoslu Apollonios, MÖ 3. yüzyılda yaşamış şair ve İskenderiye Kütüphanesi yöneticisidir. Argonautika adlı ünlü yapıtında İason ve Argonotların, Altın Post’un ele geçirmek için yaptıkları efsanevi yolculuğunu anlatır. Yaşadığı dönemin saygın dilbilimcilerinden biri de olan şair hakkında günümüze yeterli bilgi ulaşamamıştır. Milattan önce 295-290 yılları arasında İskenderiye’de doğduğu sanılmaktadır. Meşhur ozan Kallimakhos’un öğrencisidir. Bazı şehirlerin kuruluş efsanelerini anlatan Ktiseis, Kanopos hakkında üç şiir ve birkaç epigram sadece çağdaşlarının yaptığı atıflar sayesinde bilinmektedir. En tanınmış ve günümüze de ulaşan tek eseri, antik dünyada çok sevilen “Altın post ve Argonotlar” efsanesini ayrıntılarıyla ele alan Argonatika destanıdır. Kahramanlarının karakter tahlillerinde ve duygusal sahnelerde çok başarılı olan yazarın bu eseri antik edebiyatın en lirik ve en duygusal dizelerini barındırır. Bu eser şairinin günümüze dek ulaşmasını sağlayan yegane kaynaktır. Ayrıca şair bu eseri ile Ovidius ve Vergilius'a da esin kaynağı olarak başka eserler ile de karşımıza çıkmaktadır.

Galler mitolojisi, Hristiyanlık öncesi Büyük Britanyalılara ait mitolojilerin günümüze kadar taşınan kalıntılardır. Bu mitler Llyfr Coch Hergest, Llyfr Gwyn Rhydderch, Llyfr Aneirin ve Llyfr Taliesin gibi Orta Çağ Galler el yazmalarında büyük oranda değişime uğrayarak günümüze ulaşmışlardır.

<span class="mw-page-title-main">Şuadit</span>

Şuadit, Yahudi Provençal dili ya da Yahudi Arpitancası Güney Fransa'da ölü bir Yahudi dilidir. 11. yüzyıl Fransız belgelerinde varlığından bahsedilen bu dil Fransa'daki Engizisyonlar sonucu düşüşe geçti. Yahudilerin Fransız Devrimi ile Fransa'nın herhangi bir yerinde yaşama hakkı ve tam vatandaşlık kazanmasıyla Şuadit'in erimesi hız kazandı. Bu dilin son konuşanı olan Armand Lunel'in 1977'de ölmesiyle Şuadit dili tarihe karıştı.

<i>Ab urbe condita</i> Latince deyim

Ab urbe condita anlamı "Şehrin (Roma) kuruluşundan bu yana olan" Latince bir deyiştir ki burada şehrin kuruluşu MÖ 753'tür. AUC ise bazı Roma tarihçileri tarafından belirli Roma yıllarını ayırt etmek için kullanılan bir takvim sistemidir. Rönesans editörleri, bazen kitaplarına yayınlanma yıllarını AUC sisteminde yazarlardı, bu da Romalıların AUC sistemini kullandıkları algısını yaratmıştır. Oysaki Roma zamanlarında takvim sistemi bundan çok daha farklıdır.

Antik Roma dininde, Tempestas fırtına veya ani hava tanrıçasıdır. Bazı diğer doğa ve hava tanrılarında olduğu gibi, Tempestates'in çoğul biçimi yaygındır. Cicero, gökkuşakları ve bulutlar gibi doğa olaylarının ilahi olarak görülmesi gerekip gerekmediğini tartışırken, Tapınakların Roma halkı tarafından tanrı olarak kutsandığına dikkat çekiyor.