İçeriğe atla

Türkiye'de toprak reformu

Türkiye'de toprak reformu, 1929 yılında Mustafa Kemal Atatürk döneminde topraksız halka toprak dağıtmak amacıyla çıkarılan kanundur. Böylelikle ülke toprakları verimli hale getirilecek ve topraksız köylü kalmayacaktı. Ancak dünyada ekonomik kriz çıkınca başarılı olunamamıştır.

Tarihçe

19 Haziran 1927 tarihli, 1097 sayılı yasada çeşitli nedenlerle Doğu'daki sıkıyönetim bölgesinden çoğunluğu büyük toprak sahipleri olan 1400 kişinin ve 80 isyancının aileleriyle Batı illerine yerleştirilmesi kararlaştırılır. Sahip oldukları toprakların hazineye geçirileceği ve gönderildikleri Batı illerinde komisyonun tespit ettiği değerdeki toprağın verileceği kararlaştırılır. Bir mülkiyet kaybı olmayacaktır. Birkaç ay sonra gönderilenlerin bazılarının tekrar eski yerlerine dönmesi uygun bulunur. Fakat Hazine'ye geçmiş topraklar bölgedeki topraksız köylülere dağıtılmıştır. Geri dönen büyük toprak sahipleri, köylüden toprakları geri almaya kalkar. 2 Haziran 1929'da, 1505 sayılı yasa ile toprak dağıtımı siyasal hesaplaşma olmaksızın geniş boyutta düzenlenmek istenir. 1097 sayılı yasa ile topraksız köylüye, aşiretteki köylüye ve göçerlere verilen toprakların geri alınmasının önleneceği belirtilir.[1]

Yasanın hem Doğu'da hem de gerekli görüldüğü takdirde ülkenin her yerinde uygulanacağını açıklayan 4. madde aynı zamanda büyük arazi sahiplerine 500'den 2000 dönüme kadar toprak bırakılabileceğini yazar. Hazineye geçecek arazilerin değerinin nasıl saptanacağını da içeren bu kanun, adı konulmamış bir toprak dağıtımı yasasıdır. Bu ilkeler Cumhuriyet'in ilerleyen yıllarında korunsa da toprak sorunu etrafında ciddi bir hesaplaşmanın da başlangıcıdır.[1]

1505 sayılı yasa ile hem Doğu'daki büyük topraklarda hem de Muğla ve Konya'nın bazı büyük çiftliklerinde kamulaştırma yapılarak köylülere toprak dağıtılır. Batı'daki büyük toprak sahiplerini tedirgin eden bu yasa Şura-yı Devlet'e (Danıştay'a) gider. Danıştay, 1505'in sadece Doğu ile sınırlı olduğunu söylemesi üzerine Hükûmet 1933'ün sonunda 1505'in 4. maddesine Başvekalet tezkeresi hazırlar:[1]

Doğuda geniş çiftlikler ve bu çiftliklerde serf gibi yaşayan topraksız, fakat toprağa bağlı birçok insan vardır. Ancak, aynı vaziyette çiftliklere ve insanlara Anadolu'nun diğer birçok yerinde de rastlanmaktadır. Doğuda bu insanları bu bağdan kurtarıp toprağa sahip kılmak ne kadar lazımsa, batıda da aynı vasıftaki insanları aynı surette kurtarmak aynı derecede ve belki daha şiddetle gerekli ve zorunludur.

Toprak yasaları 1097 sayılı yasa ile birlikte Dönemin Dahiliye Vekâleti (İçişleri Bakanı) Şükrü Kaya tarafından sahiplenilir ve görüşlerini şöyle dile getirir:[1]

Köylü kendi toprağını çok sever. Bu köylünün asıl belirgin niteliğidir. Sevmediği ve sevemeyeceği bir toprak varsa o da kendisinin esir gibi kullanıldığı başkasının toprağıdır. Onun içindir ki, bizim arzumuz her şeyden evvel çiftçiye toprak vermektir ve bunun da kanunu gelmiştir. Arazisini ve tarlasını kendi işletmeyerek oralarda kurun-u vüstada (orta çağda) olduğu gibi, yani, esir gibi çalışan Türk köylülerini ev ve arazi sahibi yapmak, maksadımızdır.

Ancak bu sözler dönemin toprak sahipleri tarafından hoş karşılanmaz. Eskişehir Mebusu Emin Bey (Sazak) net şekilde karşı çıkar:[1]

Büyük arazinin taksimi için yeni bir karar mı veriliyor, yeni bir kanun mu yapılıyor. Fırkanın prensibinde ve Büyük Millet Meclisi prensiplerinde böyle bir esas yoktur. Toprak sahibi olmak bu memlekette ayıpmış gibi bir manzara hasıl oluyor. Yavaş yavaş büyük mülk sahibi olmak, çok para sahibi olmak fena telakki (kötü kabul) edilmeye başlanırsa bunun sonu nereye varır?

Manisa Mebusu Refik Şevket Bey (İnce) de ülkenin tamamında bu kanunun uygulanmasının doğru olmadığını, Doğu ile sınırlandırılmasını talep eder.[1] Genel Sekreter Recep Peker'in CHP'nin 1935 Mayıs'ındaki Kurultay'ındaki sözleri topraksız köylüye sadece hazine arazisinden dağıtımı değil, özel mülkiyetteki toprakların da kamulaştırılmasını vurgular:[1]

Parti, hükümetinin kendisine önemli iş edindiği, Türk köylüsünü topraklandırmak işine yeni programda yer veriyor. Bunun için hususi istimlak kanunları (özel kamulaştırma yasaları) yapılması göz önünde tutuyoruz. Tabiidir ki Teşkilatı Esasiye Kanunu (anayasa) da icap ederse diğer kanunlar gibi buna göre değişecektir.

Tarımdaki üretimin geldiği sınır fark edildiği için İsmet İnönü 1936 sonunda parti kamutayındaki "Bin Kombina" konuşmasında kırsaldaki mülksüzlük sorununu masaya yatırır:[1]

Bir toprak en çok mahsulünü yalnız bir vaziyette verir. O toprağın işleyenin malı olması. Yurdumuzda topraksız çiftçinin sayısı her tasavvurun üstündedir. Hiçbir vakit hiçbir adamın malına cebren zaptetmek (zorla elkoymak) fikrinde değiliz. Fakat hiçbir surette köylüyü ilelebet (sonsuza kadar) topraksız kılmaya mahkum eden dar çerçevede bırakmaya razı olmayız.

Cumhuriyetin ana kadrosu toprağı zorla almayı aşırılık saydığı için hassas dengeleri gözeterek, büyük toprak sahipleri ile reformcu bir çizgide uzlaşma aranır. Atatürk'ün siyasal desteğine sahip olduğu bilinen Şükrü Kaya "işlenmeyen toprakların işleyenlere verilmesinin hedeflendiğini, toprak yasasında batı ve doğu diye ayrım yapılamayacağını" söyledikten sonra "Türk'ü bu toprağın efendisi yapmak" amacının birincil hedef olduğunu söyler. 1936'daki bu açıklamalar birbirini tamamlarken, Kasım ayında Meclis açılış konuşmasında Atatürk şu sözlere yer verir:[1]

Toprak kanununun bir neticeye varmasını Kamutayın yüksek himmetinden beklerim. Her Türk çiftçi ailesinin geçinebileceği ve çalışabileceği toprağa malik olması lazımdır. Vatanın sağlam temel ve imarı bu esastadır. Bundan fazla olarak büyük araziyi modern vasıtalarla işletip vatana fazla istishal temin edilmesini teşvik etmek isteriz.[2]

Dörtlü Takrir

İkinci Dünya Savaşı'nın ardından toprak reformu olarak bilinen Çiftçiyi Topraklandırma[3] hakkındaki kanun tasarısı CHP içinde ayrılığa neden oldu. CHP milletvekilleri içindeki toprak sahipleri taslağa karşı çıktı. Bu tartışmalarda bir toprak sahibi olarak Aydın milletvekili Adnan Menderes öne çıktı. İlerleyen süreçte Dörtlü Takrir imzacılarından Adnan Menderes ve Fuad Köprülü 21 Eylül 1945'te oybirliği ile ihraç edildi. Refik Koraltan ile Celâl Bayar ise daha sonra istifa etti.[4] 1946'da Menderes, Bayar, Köprülü ve Koraltan Demokrat Parti'yi kurdu.

Çiftçiyi Topraklandırma Yasası

Türkiye'de, 11 Haziran 1945 tarihinde kabul edilen 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Yasası (ÇTY) ile toprak reformu ilk kez yasal düzenlemeye tabi tutulmuştur. Bu yasa, Toprak ve Tarım Reformu Yasası'nın 1973 yılında yürürlüğe girmesiyle yaklaşık 28 yıl boyunca uygulanmıştır.[5][6][7]

Yasa, meclise sunulduğu şekliyle kabul edilene kadar önemli değişiklikler geçirmiştir. Büyük toprak sahiplerinin yoğun direnciyle karşılaşan yasa, 1950 ve 1955 yıllarında yapılan değişikliklerle özünü oluşturan maddelerini kaybetmiş ve birçok maddesi değiştirilmiştir. Yasa, bazı eksikliklere sahip olmasına rağmen, toprak reformunu gerçekleştirmek amacıyla Türkiye'de atılan ilk ve önemli adımı oluşturmaktadır.[7][7]

Yasanın amacı, aile işletmelerinin temelini oluşturacağı, orta büyüklükteki işletmelerin sınırlı kalacağı ve büyük mülklerin ise ancak kamu yararına hizmet edecek şekilde devletin kontrolünde olacağı bir tarımsal yapı oluşturmaktı.[6][7][8] Yasa, işletmeleri küçük, orta ve büyük işletme olarak sınıflandırmıştır. Küçük işletmeler 500 dekara kadar olanları, orta işletmeler 501-5000 arası olanları ve büyük işletmeler ise 5000 dönümden daha büyük olanları ifade etmektedir.[6][7]

Topraksızlara dağıtılmak üzere, önce devlete ait veya özel mülkiyetinde bulunan araziler, daha sonra sahibi bulunmayan araziler ve iyileştirme çalışmalarıyla kazanılan araziler, son olarak da kamulaştırma yoluyla elde edilecek araziler kullanılacaktı.[6][7] Topraklandırılanlar, borçlarını faizsiz olarak 25 yıl içinde ödeyecekler ve bu süre içinde arazilerini devir veya satış yapamayacaklardı. Bu şekilde, yasa işletmelerin bütünlüğünü korumayı amaçlamaktaydı.[6][7] Kamulaştırmalar ise öncelikle vakıf ve yerel yönetim arazilerinden başlayacak, yetersiz kalması durumunda gerçek kişilerin 2000 dönümden fazla arazileri kamulaştırılabilecekti. Kamulaştırma karşılığında ödemeler, 1944 bütçe yılı arazi vergisinin dört katı olarak belirlenmiş ve nakit olarak peşin yapılması öngörülmüştür.[6][7]

Toprak ve Tarım Reformu Yasası

12 Mart Muhtırası sonrası kurulan hükûmetler tarafından hazırlanan ve 25 Haziran 1973 tarihinde çıkarılan 1757 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Yasası (T.T.R.Y), tarımda yapısal değişimi hedefleyen ikinci bir yasadır. Bu yasa, 1 Kasım 1973 tarihinde Urfa ilinde Bakanlar Kurulu Kararıyla uygulamaya konulmuştur.

T.T.R.Y, Türkiye'deki farklı sosyo-ekonomik koşullarda ve Urfa'da ilk yasadan tam 28 yıl sonra hayata geçirilmiştir. Ancak bu yasa, 5 Mayıs 1977 tarihine kadar Urfa'da uygulanmış ve daha sonra Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir.[6][7]

Sonuçları

Dış bağlantılar

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. ^ a b c d e f g h i Kuruç, Bilsay (2011). Mustafa Kemal döneminde ekonomi: büyük devletler ve Türkiye. 1. baskı. İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları. ss. 470-472. ISBN 978-605-399-218-9. 
  2. ^ "TBMM Zabıt Ceridesi, Cild 13, Birinci inikad" (PDF). 1 Kasım 1936. s. 4. 20 Mart 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 28 Ocak 2023. 
  3. ^ "Resmî Gazete, Sayı 6032" (PDF). 15 Haziran 1945. 15 Aralık 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). 
  4. ^ Şevket Süreyya Aydemir: İkinci Adam Cilt II. ss. 346, 350. ISBN 975-14-0229-8. 
  5. ^ Suat Aksoy, Tarım Hukuku, Ankara Basım ve Ciltevi., Ankara, 1970, s. 228- 230. 
  6. ^ a b c d e f g Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu ve Teşkilat Kanunları, Yeni Matbaa, Ankara, 1956, s. 5 - 25. 
  7. ^ a b c d e f g h i "Toprak Reformu ve Türkiye uygulamaları". 3 Ağustos 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 24 Haziran 2023. 
  8. ^ Gülten Kazgan, Tarım Ekonomisi ve İktisadi Gelişme, Sermet Matbaası, İstanbul, 1966, s. 164. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Şükrü Saracoğlu</span> 5. Türkiye başbakanı

Mehmet Şükrü Saracoğlu, Türk iktisatçı ve siyasetçidir. Türkiye Cumhuriyeti'nin 5. başbakanıdır.

<span class="mw-page-title-main">Jacobo Arbenz Guzmán</span> Guatemala başkanı (1951–1954)

Albay Jacobo Arbenz Guzmán 1951 yılından 1954 yılına kadar Guatemala'nın başkanlığını yapmıştır. 1954 yılında CIA tarafından düzenlenen darbe ile başkanlıktan indirilmiş ve ülkeyi uzun yıllar süren politik karışıklığa ve kaosa iten bu darbe sonucunda başkanlığını Albay Carlos Castillo Armas'ın yaptığı askerî cunta başa getirilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Toprak reformu</span>

Toprak reformu hükûmet tarafından başlatılan ya da desteklenen tarımsal alanların mülkiyetinin yeniden dağıtılmasıdır. Terim sıklıkla çok geniş arazilere sahip olan çok az sayıdaki toprak sahibinden bu toprakların alınıp onları işleyen bireylere ya da bu bireylerin oluşturduğu kolektif oluşumlara verilmesi anlamına kullanılmaktadır. Bu el değişikliği toprak sahiplerinin rızası alınarak ya da alınmadan, tazminat verilerek ya da verilmeden yapılabilir. Bu tazminatın miktarı da sembolik miktarlardan toprağın gerçek değerine kadar değişebilir. Georgistler tarafından savunulan toprak vergisi toprak reformunun ılımlı ve piyasa ekonomisine dayanan bir çeşididir.

Dörtlü Takrir, 7 Haziran 1945'te CHP'li Celâl Bayar, Refik Koraltan, Adnan Menderes ve Fuat Köprülü'nün meclis grubunda açık olarak görüşülmek üzere verdiği önergedir. Dört kişi verdiği için Dörtlü Takrir diye anılır. CHP'nin Toprak Reformuna karşı çıkan, CHP içindeki toprak ağası isimler tarafından, reformun hayata geçirilmesi arefesinde verildiği için, asıl amacı tartışmalıdır. İçeriğinde, Türkiye'nin tek parti yönetiminden çok partili hayata geçmesi, serbest seçimlerin yapılması, üniversite özerkliği, tek dereceli seçim sistemi, yürütme erkinin CHP'nin tüzel hamiliğinden çıkarılması gibi talepler bulunmaktadır. Takrir, bu isteklerden bazıları CHP tüzüğünde değişiklik gerektirdiği ve bu konunun Kurultay Toplantısı ile çözülebileceği; bazıları da CHP'nin Demokratikleşme hedefleri içinde zaten bulunduğu için reddedilmiştir. Menderes ile Köprülü Vatan gazetesinde muhalif yazılar yazmaya başlayınca 21 Eylül 1945'te ikisi de partiden ihraç edildi. Buna tepki gösteren Refik Koraltan'ın partiden ihraç edilmesi takip etti. Gelişen olaylar doğrultusunda Celâl Bayar ise hem milletvekilliğinden hem de partiden istifa etmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Çobanpınarı, Kozan</span> Kozan, Adana, Türkiyede mahalle

Çobanpınarı, Adana ilinin Kozan ilçesine bağlı bir mahalledir.

<span class="mw-page-title-main">Şevket Raşit Hatipoğlu</span>

Mustafa Şevket Hatipoğlu, Türk devlet adamı, akademisyen.

<span class="mw-page-title-main">Kolektivizasyon</span>

Kolektivizasyon, çiftçilerin paylarını birleştirerek büyük bir çiftlik oluşturması ve burada bir arada çalışarak meydana gelen kârdan pay alması üzerine kurulu tarım politikasına verilen tanımlama. Özel kolektif çiftliklerde veya bazı devlet çiftliklerinde toprak ile emeğin verimini artırmak amacıyla uygulanır.

<span class="mw-page-title-main">Vinoba Bhave</span> Mahatma Gandhinin büyük saygı gören öğrencisi, Hindistanın en ünlü toplumsal reformcularından (1895-1982)

Vinoba Bhave, asıl adı Vinayak Narahari Bhave, Mahatma Gandhi'nin büyük saygı gören öğrencisi, Hindistan'ın en ünlü toplumsal reformcularındandır. Aşağı kasttan Hindulara toprak dağıtılmasını amaçlayan Bhudan Yacna akımının kurucusudur.

<span class="mw-page-title-main">Alexandru Cuza</span>

Alexandru Ion Cuza, birleşik Romanya'nın ilk prensi. Geniş kapsamlı bir tarım reformu uygulayarak köylülerin özgürlüklerine kavuşmasını sağlamıştır.

Köylü sınıfı, toprağı işleyen küçük çiftçiler ile ziraî işçiler ve rençberlerden oluşan sosyal sınıf. Köylü sınıfı kavramı ilk önce Avrupa tarihinde, küçük ölçekli ziraatle uğraşan kimseleri tanımlamak amacıyla ortaya çıktı; ancak gerek geçmişte gerekse günümüzde pek çok farklı toplum köylü sınıfına sahip olmuştur.

Kamulaştırma, devletleştirme ya da istimlak, devletin kamu yararını gözeterek özel mülkiyete ait taşınmaz malları bedelini ödeyerek mülkiyetine geçirme işlemidir. Kamulaştırmanın temel dayanağı, kamu yararının gözetilmesidir. Devlet, toplumun genel çıkarlarını korumak ve geliştirmek amacıyla özel mülkiyeti kamulaştırabilir. Devlet, ekonomik ve sosyal düzeni sağlama, toplumsal refahı artırma ve kamu hizmetlerini geliştirme gibi sorumluluklarını yerine getirebilmek için kamulaştırma yetkisini kullanabilir.

<span class="mw-page-title-main">Tiberius Gracchus</span>

Tiberius Sempronius Gracchus, Romalı komutan, politikacı ve tribün. Gracchus kardeşlerin büyüğü. Agrarian Reformu da denen toprak reformunun mimarı.

<span class="mw-page-title-main">Köylü serfliğinin kaldırılması</span> Köylü serfliğinin kaldırılması

Köylü serfliğinin kaldırılması, 1861 yılında yürürlüğe konan o dönemde nüfusu yaklaşık 70 milyon olan Rus nüfusunun yaklaşık 28 milyonunu teşkil eden Rus köylülerinin toprağa ve çiftlik sahiplerine bağlı ve tâbi olma durumuna son veren Rus reformudur. Reform sayesinde 16. yüzyıldan beri Rusya'da sürdürülen köylü serfliği ortadan kaldırılmış ve Rus mujikleri özgürlüklerine kavuşmuşlardır.

<span class="mw-page-title-main">Bizans hukuku</span>

Bizans hukuku, artan Hristiyan etkisi ile özünde Roma hukukunun devamıdır. Çoğu kaynak Roma hukuk geleneği olarak Bizans hukuku'nu 6. yüzyılda I. Justinianus hükümdarlığı ile başlatıp 15. yüzyılda İstanbul'un Fethi ile bitirir.

<span class="mw-page-title-main">Kulak (köylü)</span>

Kulak veya Ukrayna'da kullanılan adıyla kurkuli veya Azerbaycan'da kullanılan adıyla qolçomaq, Rus İmparatorluğu'nun son yıllarında ve Sovyetler Birliği'nin ilk dönemlerinde varlıklı köylülere verilen ad. "Yumruk" veya "yumruğu sıkı insan" anlamına gelen "kulak" kelimesi, ilk olarak 1906'daki Stolipin reformu ile zenginleşen bağımsız çiftçiler için kullanıldı. Kulak, ilk başta en az 3,2 hektarlık toprağı mülkiyetinde bulunduran köylüler için kullanılmıştı. 1918'de kelimenin anlamı Moskova'dan gönderilen birliklere tahıl vermemek için direnen tüm köylüleri kapsayacak şekilde genişletildi. 1929-33 yılları arasında Josef Stalin liderliğinde gerçekleşen köylü sınıfının kolektivizasyonu girişimi çerçevesinde "komşularından birkaç inek veya beş altı dönüm arazi fazlası" olan köylüler "kulak" olarak damgalandı ve mülkiyet sahibi köylüler devrimin çekimser destekçileri olarak yaftalandı.

Azerbaycan'ın tarım reformları veya toprak reformları, 1995 yılından bu yana Tarım Reformları Devlet Komisyonu tarafından tasarlanan ve kabul edilen bir dizi kanundur.

Daha önce Toprak Koruma Servisi olarak bilinen Doğal Kaynakları Koruma Servisi, çiftçilere ve diğer özel arazi sahiplerine ve yöneticilerine teknik yardım sağlayan Amerika Birleşik Devletleri Tarım Bakanlığı'nın bir ajansıdır.

Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu 11 Haziran 1945'te Şükrü Saraçoğlu hükûmeti tarafından topraksız ya da az topraklı çiftçilere toprak dağıtmak amacıyla çıkarılan kanundur. Kanunun tarihsel önemi, öngördüğü ekonomik politikadan ziyade kanunun çıkarılmasına ilişkin siyasi süreç ile ilgilidir.

<span class="mw-page-title-main">Toprak Mahsulleri Vergisi</span>

Toprak Mahsulleri Vergisi 4 Haziran 1943'te Şükrü Saraçoğlu hükûmeti tarafından, büyük çiftçinin elinde birikmiş olan yeni serveti toplama amacıyla çıkarılan vergidir.

<span class="mw-page-title-main">Reichsnährstand</span>

Reichsnährstand (RNST), Tarım ekonomisi ve Tarım politikasını düzenlemesi için Nazi Almanyası döneminde kamu işleri için görevlendirilmiş bir kamu şirketi, devlet organı. Kendi bütçesi vardı ve tüzüğünün yanı sıra kamu hukukuna da tabi idi. RNST'nin çalışmaları öncelikle tarım ürünlerinin üretimi, dağıtımı ve fiyatların kontrolüne odaklandı. Ayrıca üyelerinin beklendik sosyal ve kültürel kaygıları da görevlerinin bir parçasıydı. 1933-1948 yılları arasında var oldu.