İçeriğe atla

Türkiye'de linç

6 Kasım 1922'de Nurettin Paşa tarafından linç ettirilerek öldürülen Millî Mücadele karşıtı gazeteci Ali Kemal, linç edilmesinden sonra idam sandalyesinde. Göğsündeki kağıtta "Din ve Vatan Haini Ali Kemal" yazıyor.

Türkiye'de linç, Millî Mücadele'nin sonlarında ve Cumhuriyetin ilk dönemlerinde başlayıp günümüze dek ülke çapında zaman zaman karşılaşılan yargısız infaz olaylarıdır. Batı Anadolu'nun Yunan işgalinden kurtarılması sırasında linç kurbanları çoğunlukla Millî Mücadele karşıtları olsa da, yüzyılın ortalarına doğru, özellikle 1970'li yıllar ve 12 Eylül İhtilali arasındaki dönemde, linçlerin hedef aldığı kesimler azınlıklar, Aleviler ve komünistler, daha küçük bir ölçekte de ülkücüler idi; 2000'lerde ise PKK isyanının bir parçası olarak Türk milliyetçileri tarafından PKK sempatizanlığı ile suçlanan Kürtlere ve Kürt milliyetçileri tarafından Türklere yöneltildi. 2005 yılında ülke genelindeki linç olayları artış gösterdi ve özellikle 2013'teki Gezi Parkı olayları ile 2014'teki Kobani Olayları gibi toplumsal eylemler sırasında linç örnekleri sıklıkla görüldü.

Linçler çoğunlukla siyasi ve ayrımcı sebeplerden kaynaklanıyordu, ikinci en yaygın sebep kurbanın - çoğunlukla çocuklara yönelik - tecavüz, tecavüz girişimi veya diğer herhangi bir tür cinsel istismar ile suçlanmasıydı. Cinsel suçlar dışındaki mala ve şahsa karşı işlenen suçları işlemiş veya işlemekle suçlanan kişilerin linçleri ise, tek bir kategori olarak göz önüne alındığında üçüncü en yaygın sebep oluyordu. Son yıllarda, siyasi linçler sayı olarak bir artış göstermesine rağmen, cinsel suçlar ile suçlanan kişilere yönelik linçler çok daha hızlı bir şekilde artış göstermektedir.

Etimoloji

İngilizce'den Türkçeye geçen bir sözcük olan linç (İngilizceLynch) kelimesi, Amerikan Devrimi sırasında ortaya çıktı ve özellikle Amerikan İç Savaşı'ndan sonra Ku Klux Klan gibi ırkçı grupların siyahilere karşı uyguladığı şiddeti tanımlamak için kullanılıp yerleşti. Terimin kaynağı olarak genellikle ikisi de 1780'lerde Virginia'da yaşamış olan iki farklı Amerikan gösterilir: Charles Lynch (1736-1796) ve William Lynch (1742-1820). William Lynch'in çok daha sonraya kadar bu terimi kullanmadığı bilinirken kendisi terimi 1782'de kullandığı için terimin kaynağının Charles Lynch olması daha olasıdır.[1]

Linç kelimesi, Ali Püsküllüoğlu'nun 1991'de yayınladığı Türkçe Sözlük kitabında şöyle tanımlanır: Halktan bir topluluğun, bir suçluyu ya da kendilerine göre suç olan dav­ranışta bulunmuş birini yumruk, taş, sopa gibi araçlarla döve döve öldürmesi."[2] Türk Dil Kurumu ise aynı kelimeyi şu şekilde tanımlar: "Birden çok kimsenin kendilerine göre suç olan bir davranışından ötürü birini, yasa dışı ve yargılamasız olarak öldürmesi."[3]

Tarihçe

Millî Mücadele

Millî Mücadele'nin son yılında, özellikle de İzmir örneğinde olduğu gibi yeni kurtarılan şehirlerde, işgal güçlerini desteklemekle suçlanan azınlıklara ve Millî Mücadele'ye karşı olduğu bilinen Türklere karşı bir linç dalgası gerçekleşti. Bunun en belirgin örneklerinden biri olan Bergama'da, şehirde Yunan ordusu tarafından 100.000[4] Türk sivilin yerinden edilmesi ve Kuvâ-yi Milliye birlikleri tarafından kente yapılan baskından sonra intikam olarak gerçekleştirilen Menemen Katliamı gibi olaylar nedeniyle halk arasında Yunan karşıtı duygular ve intikam arzusu yaygındı; bu sebeple 1922'de Türk birlikleri kenti kurtardığında kentte Yunan işgalcilerini sıcak karşılamış olan birçok sivil, hem sivil halk hem de düzensiz birlikler tarafından linç edilerek öldürüldü.[5]

Sakallı Nurettin Paşa.

Gerçekleştirdiği linçlerle halk arasında şöhrete sahip olan bir isim ise Sakallı Nurettin Paşa olarak da bilinen Nureddin İbrahim Konyar'dı. İşgal kuvvetlerini metheden ve Millî Mücadeleyi kötüleyen gazeteci Süreyya'nın linç edilmesi gibi birçok olayın yanı sıra, kendisi tarafından teşvik edilen linçlerden en çok dikkat çekenleri Hrisostomos Kalafatis ve Ali Kemal'in linçleriydi. 9 Eylül 1922'de İzmir'in Kurtuluşu sırasında Nurettin Paşa, İzmir'e giren Birinci Ordu'nun başındaydı.[6] Şehre girmesinden sonra, işgal boyunca verdiği vaazlarda "Ne kadar Türk kanı döküp içerseniz o kadar sevaba girmiş olacaksınız" gibi sözler sarf etmiş olan Rum din adamı Hrisostomos Kalafatis'in vatana ihanet nedeniyle tutuklanmasını emretti. Kalafatis, Nurettin Paşa'nın makamına çağrılmasını takiben Türk mahallelerinin ortasından geçirildi ve Nurettin Paşa, Müslümanları onun "işini halletmeye" davet etti. Kalafatis bunun ardından linç edilerek öldürüldü.[7]

Damat Ferit Paşa hükûmetlerinde kısa bir süre Maarif ve Dâhiliye Nazırlığı yapan, bu esnada Millî Mücadele aleyhine sert tutumlar gösteren ve Mustafa Kemal Atatürk'ü "çete reisi, haydut" olarak nitelendiren gazeteci Ali Kemal, Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasının ardından tutuklanıp yargılanmak üzere Ankara'ya gönderilmek istendi.[8] 4 Kasım 1922 günü, Teşkilat-ı Mahsusa mensubu birkaç kişi Ali Kemal'i Tokatlıyan Oteli'nde gittiği berber dükkânından kaçırarak İstiklal Mahkemesi'ne çıkarılmak üzere Ankara'ya götüreceklerini bildirdi.[9] Ancak Ali Kemal, o sırada İzmit'te bölge kumandanı olan Nurettin Paşa'ya teslim edildi. 6 Kasım 1922'de, Nurettin Paşa'nın teşviki ile, kendisiyle görüştükten sonra dışarı çıkarken kumandanlık karargahı önünde toplanan ahali tarafından linç edildi. Kafası çekiçlerle ve taşlarla kırılarak öldürüldü, sırtından bıçaklandı ve yere yatırıldı.[10] Parmağındaki yüzük ve altın saati çalındıktan sonra kıyafetleri çıkarıldı ve çıplak vücudu ayaklarına ip bağlanarak sokaklarda dolaştırıldı.[9] Bunun ardından cesedi bir köprüye asıldı.[11]

Nureddin’e nasıl olduğunu sordum. Kemâl-ı fahr ile yüksek perdeden, göğsünü kabartarak hikâye etti : «İzmit’e getirdiler. Aldım. İstintak ettim. Hakaret ettim sonra da asker ve ahaliden bir kalabalık toplamalarını emirerlerime emrettim. Topladılar. Beklesinler, Ali Kemâl’i çıkartacağım, hemen üstüne üşüşsünler, sopa ile, taşla, yumruk ile gebertsinler, dedim. Öyle yaptılar. Sonra da oraya'astım.» dedi. Oh... Bu bir cinayet idi. Hem de bunu bir ordu kumandanı yapıyordu. Bir kumandanın Türk askerliğine böyle bir leke sürmesini bir türlü çekemedim. Bu iş bana pek acı geldi.

Erken Cumhuriyet Dönemi

1923'te Cumhuriyetin ilan edilmesi ile 1946'daki ilk çok partili seçimler arasındaki dönemde ülkede gerçekleşen linç olayları çoğunlukla milliyetçi ve antikomünist sebepler ile gerçekleşti. Nihal Atsız'ın Orhun dergisinde ve Cevat Rıfat Atilhan'ın ise Milli İnkılap dergisinde yayınladığı antisemitist yazılar, halkı Yahudilere karşı şiddet uygulamaya ve linçlemeye teşvik etti.[13][14] İlk olaylar 21 Haziran 1934'te Çanakkale’de başladı. Çanakkale'de Yahudiler'e yapılan ekonomik boykotun dozu kaçınca fiziki saldırılara dönüştü; Linç, yağma, dayak, ırza geçme, imzasız tehdit mektupları gönderme olayları gerçekleşti. Kırklareli'nin valisi bu sırada tatildeydi, bunun şehirde oluşturduğu otorite boşluğunun da bir sonucu olarak Çanakkale'de olanların Kırklareli'de de tekrar etti. Kırklareli'den kaçan Yahudiler'in bir kısmı Edirne'ye varınca olayı öğrenen Edirneli Yahudiler mallarını geride bırakıp İstanbul'a kaçtı.[15] Olaylar hızlı bir şekilde tırmandı ve sonuç olarak Edirne, Tekirdağ, Kırklareli, Çanakkale, Uzunköprü, Silivri, Babaeski, Lüleburgaz, Çorlu ve Lapseki'de Yahudilere ait dükkân ve evler yağmalandı, linç edildi[16] ve kadınlara tecavüz edildi.[13][17] Bir jandarma onbaşı, Yahudileri himaye ederken yağmacı grup tarafından linçlenerek öldürüldü.[18] 1934 Trakya Olayları veya Furtuna olarak bilinen olayların bir sonucu olarak yaklaşık 15 bin Trakya Yahudisi bulundukları şehirleri terk etti.[13]

Kaynakça

  1. ^ Quinion, Michael (20 Aralık 2008). "Lynch". World Wide Words. 16 Nisan 2003 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  2. ^ Püsküllüoğlu, Ali (2012). Türkçe Sözlük. Arkadaş. ISBN 9789755097169. 2 Ağustos 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 2 Ağustos 2021. 
  3. ^ "linç, -ci". Türk Dil Kurumu. 29 Aralık 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  4. ^ Hasan İzzettin Dinamo: Kutsal isyan: Millî Kurtuluş savaşı'nın gerçek hikâyesi, Cilt 2, Tekin yayınevi, 1986, sayfa 275 18 Eylül 2016 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi..
  5. ^ "Foreign relations of the United States". Wisconsin-Madison Üniversitesi Kütüphanesi. 1861-1996. 2 Ağustos 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 2 Ağustos 2021. 
  6. ^ Kocatürk, Utukan (1983). Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Kronolojisi: 1918–1938. Türk Tarih Kurumu Basımevi. s. 342. 
  7. ^ Mango, Andrew (2002). Ataturk: The Biography of the founder of Modern Turkey. Abrams. s. 345. 2 Ağustos 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 2 Ağustos 2021. 
  8. ^ "Can Dündar, Peki Sonra Ne Oldu Ali Kemal'e? Milliyet Gazetesi, 02.03.2002". 4 Aralık 2005 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 1 Kasım 2010. 
  9. ^ a b "Ayşe Hür, Resmi Tarihin Ünlü Haini: Ali Kemal, Taraf Gazetesi, 11.04.2008". 1 Kasım 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 1 Kasım 2010. 
  10. ^ Apak, Rahmi. Yetmişlik Subayın Hatıraları. s. 265. 
  11. ^ Kalfat, Louise Callaghan (28 Temmuz 2019). "Village of blond Turks ready to kill a sheep for Boris Johnson, its famous son". The Sunday Times. ISSN 0956-1382. 2 Ağustos 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 2 Ağustos 2021. 
  12. ^ Doktor Rıza Nur, Hayat ve Hatıratım. Altındağ Yayınları. 1967. s. 975. Erişim tarihi: 1 Şubat 2021. 
  13. ^ a b c Hür, Ayşe (8 Şubat 2009). "Münferit(!) antisemitizm vak'aları". Taraf. 1 Şubat 2010 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 2 Aralık 2009. 
  14. ^ Aviyente, Selim (30 Nisan 2008). "1934 Trakya olayları: Bir aile dramı!". Şalom. 27 Temmuz 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 2 Aralık 2009. 
  15. ^ Mücahit Düzgün, Cumhuriyet'in İlanından İsrail'in Kuruluşuna Kadar Türkiye'deki Yahudiler
  16. ^ Özkırımlı, Umut, and Spyros A. Sofos, Tormented by history, (Columbia University Press, 2008), 168.
  17. ^ Hür, Ayşe (15 Kasım 2007). "Büyük Ayıbımız: 1934 Trakya Olayları". Agos. 20 Ekim 2007 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 2 Aralık 2009. 
  18. ^ Anver Levi, ‘1934 Trakya Yahudileri Olayı – Alınmayan Ders’, Tarih ve Toplum, Sayı 151, Temmuz 1996, s.10-17

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Mustafa Kemal Atatürk</span> Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı

Mustafa Kemal Atatürk, Türk mareşal, devlet adamı, yazar, Türk Kurtuluş Savaşı'nın başkomutanı, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanıdır. Türkiye'yi laik, sanayileşen bir ulusa dönüştüren kapsamlı ilerici reformlar üstlenmiştir. İdeolojik olarak sekülarist ve milliyetçi politikaları ve sosyo-politik teorileri Kemalizm olarak tanınmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Türk Kurtuluş Savaşı</span> Mustafa Kemal Paşa önderliğindeki direniş hareketinin işgal kuvvetleri ve iş birlikçilerine karşı verdiği siyasi ve askerî mücadele

Türk Kurtuluş Savaşı, I. Dünya Savaşı'ndan yenik çıkan Osmanlı İmparatorluğu'nun İtilaf Devletleri'nce işgali sonucunda Mîsâk-ı Millî sınırları içinde ülke bütünlüğünü korumak için 1919-1922 yılları arasında gerçekleştirilen çok cepheli siyasi ve askeri mücadeledir. Batı Anadolu'da İtilaf Devletleri'nin harekete geçirdikleri Yunan ordusuna; güneyde Fransız ordusuna; doğuda Ermenistan'ın kuvvetlerine; İstanbul rejimine sadık milislere, feodal güçlere ve ayrılıkçılara karşı savaşılmıştır. Bu mücadelenin Batı Cephesi Yunan millî belleğine "Küçük Asya Felaketi" adıyla kazınmıştır. Savaş sırasında Yunan ve Ermeni kuvvetleri, bir etnik temizlik harekâtı olarak, Türk halkına karşı katliamlar, yağmalar ve tecavüzler gerçekleştirmiştir. Savaş, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla sonuçlanmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Fevzi Çakmak</span> 2. TSK Genelkurmay Başkanı

Mustafa Fevzi Çakmak, Türk asker, siyasetçi ve devlet adamı. Türkiye'nin Mustafa Kemal Atatürk'ten sonraki ikinci ve son mareşali. İlk Millî Savunma Bakanı ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Cumhuriyet dönemindeki ilk genelkurmay başkanı ve Osmanlı İmparatorluğu'nun 3 Şubat 1920 ile 5 Nisan 1920 tarihleri arasındaki Harbiye Nazırı'dır.

<span class="mw-page-title-main">Sakallı Nureddin Paşa</span> Türk asker ve siyasetçi

Mehmed Nureddin Paşa ya da bilinen adıyla Sakallı Nureddin, Türk asker ve siyasetçi.

<span class="mw-page-title-main">Hüsrev Gerede</span> Türk asker ve siyasetçi

Hüsrev Gerede, Türk Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet tarihinin önemli isimlerinden olan Türk asker, siyasetçi ve diplomattır.

<span class="mw-page-title-main">Refet Bele</span> Türk asker ve siyasetçi

İbrahim Refet Bele, Türk asker ve siyasetçi. Kurtuluş Savaşı'na katılan ilk beş generalden birisidir. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarında İçişleri Bakanlığı, Millî Savunma Bakanlığı görevlerinde bulunmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Ali Kemal</span> Şair, yazar, gazeteci ve siyaset adamı

Ali Kemal Bey, Türk yazar, gazeteci ve siyaset adamı. İkinci Meşrutiyet ve Mütareke döneminde İttihat ve Terakki karşıtı görüşleriyle tanınmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Hüseyin Avni Paşa</span> 193. Osmanlı sadrazamı

Hüseyin Avni Paşa, Osmanlı devlet adamı ve asker. Sultan Abdülaziz saltanatında 15 Şubat 1874 - 26 Nisan 1875 tarihleri arasında bir yıl iki ay dokuz gün süreyle sadrazamlık görevinde bulundu. Sultan Abdülaziz'e karşı yapılan darbe sonrası düzenlenen toplantı sırasında toplantıyı basan Kolağası Çerkes Hasan tarafından suikast sonucu öldürüldü.

<span class="mw-page-title-main">Türkiye'de Yahudilik</span> Türkiyedeki Yahudilerin tarihi

Türkiye'deki Yahudilerin tarihi, Yahudilerin Anadolu'da bulundukları yaklaşık 2400 yılı kapsar. Anadolu'da en az MÖ beşinci yüzyıldan beri Yahudi toplulukları bulunuyordu ve Elhamra Kararnamesi ile 15. yüzyılın sonlarına doğru İspanya'dan sürülen İspanya ve Portekiz Yahudilerinin birçoğu Osmanlı İmparatorluğu'na kabul edildiler ve Osmanlı Yahudilerinin çoğunluğunu oluşturdular. Bugün Türkiye Yahudilerinin büyük çoğunluğu İsrail'de yaşarken günümüz Türkiye'si, yaklaşık 14 bin kişilik bir Yahudi nüfusuna ev sahipliği yapmaya devam etmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Ali Fuat Cebesoy</span> 6. Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanı

Ali Fuat Cebesoy, Türk asker ve siyasetçi.

<span class="mw-page-title-main">İzmir'in Kurtuluşu</span> İzmirin Yunan işgalinden kurtuluşu

İzmir'in Kurtuluşu, 26 Ağustos'ta başlayan Büyük Taarruz harekâtı sonucu Türk ordusunun Yunan işgali altındaki İzmir'e 9 Eylül 1922'de girmesini belirten tarih terimidir.

<span class="mw-page-title-main">Cafer Tayyar Eğilmez</span> Türk asker ve siyasetçi

Cafer Tayyar Eğilmez, Türk asker ve siyasetçi.

<span class="mw-page-title-main">Ruşen Eşref Ünaydın</span> Türk gazeteci, siyasetçi ve diplomat

Mehmet Ruşen Ünaydın, Türk gazeteci, yazar, siyasetçi ve diplomat. Türk Dil Kurumu ve Galatasaray'ın kurucularından biridir.

<span class="mw-page-title-main">Doğu Trakya</span> Türkiyenin coğrafi olarak Güneydoğu Avrupanın bir parçası olan bölümü

Doğu Trakya veya yaygın olarak sadece Trakya, Trakya bölgesinin Türkiye sınırları içinde kalan kısmıdır. Türkiye'nin Avrupa'daki topraklarının tamamını oluşturur. Batısında Meriç nehri ve Yunanistan'a bağlı Batı Trakya, kuzeyinde Bulgaristan'da kalan Kuzey Trakya ve Karadeniz, doğu ve güneyde ise sırasıyla İstanbul Boğazı, Marmara Denizi, Çanakkale Boğazı ve Saros Körfezi ile çevrilidir. İstanbul kentinin tarihsel merkezi ve Edirne gibi önemli eski kentler bu bölgededir. Aynı zamanda Türkiye'nin Avrupa ile olan kara yolu ve demiryolu bağlantıları Doğu Trakya'dadır.

1934 Trakya Olayları, 1934 Trakya Pogromu ya da Furtuna, 21 Haziran ile 4 Temmuz 1934 tarihleri arasında Türkiye'nin Trakya Bölgesi'nde Yahudilere karşı gerçekleştirilen şiddet eylemleri. Olaylar sonrasında çok sayıda Yahudi başka ülkelere göç etti.

<span class="mw-page-title-main">Halil Kut</span> Türk asker

Halil Kut, Türk asker. "Kut'ül Ammare Kahramanı" olarak da bilinir. Enver Paşa'nın kendisinden bir yaş küçük amcasıdır. 1934 yılında Soyadı Kanunu'nun çıkmasından sonra Mustafa Kemal Atatürk tarafından Kût'ül-Amâre Zaferi nedeniyle "Kut" soyadı verildi.

Trakya'nın İşgali, İtilaf Devletleri kuvvetlerince I. Dünya Savaşı'ndan sonra gerçekleştirilmiştir. Mondros Ateşkes Antlaşması'ndan sonra, Edirne-İstanbul demiryolunu kontrol etmek üzere bir Fransız alayı Trakya'ya yerleşmiş bulunuyordu. Fransız generali Franchet d'Espèrey ile Yunanistan Başbakanı Venizelos arasında imzalanan antlaşma ile Kuleliburgaz-Hadımköy hattı Yunan ordusunun işgaline terk edilmişti. 14 Ocak 1919 tarihinde Hadımköy'den Kuleli ve Burgaz'a kadar bütün demiryolu istasyonları Yunanlar tarafından işgal edildi.

<span class="mw-page-title-main">Cevat Rıfat Atilhan</span> Türk yazar

Cevat Rıfat Atilhan, Türk yazar.

Sinan Tekelioğlu, İstiklâl Madalyası sahibi Türk askeri ve siyasetçi.

Bu sayfada, 1934 yılında Türkiye'de görevdeki siyasi kurumlar ve kişiler, yaşanan olaylar, doğan ve ölen kişiler yer alır.