İçeriğe atla

Türkiye'de arabuluculuk

Türkiye'de arabuluculuk, 22.06.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (HUAK) ile bir "alternatif uyuşmazlık çözümü" yolu olarak uygulanmaya başlamıştır. 6325 sayılı Kanunla yeni bir serbest meslek ihdas edilmiş ve arabuluculuk mesleğini icra edecek kişilere "arabulucu" unvanını kullanma yetkisi tanınmıştır[1][2][3][4]

Türkiye'de arabuluculuk, 22.06.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (HUAK) ile bir "alternatif uyuşmazlık çözümü" yolu olarak uygulanmaya başlamıştır. 6325 sayılı Kanunla yeni bir serbest meslek ihdas edilmiş ve arabuluculuk mesleğini icra edecek kişilere "arabulucu" unvanını kullanma yetkisi tanınmıştır.

Arabuluculuk yöntemine başvuru konusunda gönüllülük ilkesi, gerek mahkemelerin iş yükünün azaltılması, gerekse yöntemin uygulamada benimsenmesini sağlamak amacıyla bazı ülke uygulamalarında göz ardı edilmiştir. Örneğin; mahkemeler nezdinde dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurma şartının getirilmesi durumunda ya sivil toplum kuruluşlarının üyeleri ya da çalışanlarının arabuluculuğa başvuru konusunda yönlendirici etkisinin olduğu hâllerde tamamen ya da kısmen gönüllülük ilkesi bertaraf edilebilir.

Türkiye'de de bazı uyuşmazlıklar için arabulucuğa başvurma dava şartı haline getirilmiştir. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesi hükmüne göre; Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. Ayrıca, 7155 sayılı Kanunun 20. Maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na 5/A maddesi eklenmiş ve bu maddeye göre Türk Ticaret Kanununun 4. Maddesinde sayılan ticari davalar ile diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartı haline gelmiştir. Arabuluculuk yöntemine başvurmanın dava şartı olarak belirlendiği uyuşmazlıklarda, arabulucuya başvurmadan dava açılması halinde Mahkemelerce dava; dava şartı yokluğundan usulden reddedilmektedir.

Arabuluculuğun Türkiye'deki yapılanması

Türkiye'de arabuluculuk mesleğinin bağımsız bir mesleki örgütlenmesi bulunmamaktadır. 6325 sayılı Kanuna göre arabulucuların sicili Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Arabuluculuk Daire Başkanlığı'nda tutulmaktadır. Daire Başkanlığı arabulucuların sicile kaydına Arabuluculuk Kurulu ise arabulucuların sicilden silinmesiyle görevlidir.[1][2][3][4] Bir kısım istisnalar bulunmakla birlikte iş davaları ile ticari davalarda arabuluculuğa başvurmak dava şartıdır. Bunun anlamı arabuluculuğa başvuru yapılmadan davanın açılması durumunda dava usulden reddedilmektedir.[]

Genel İlkeler

Türkiye'de kolaylaştırıcı arabuluculuk modelinin benimsendiği görüşü hakimdir. Bununla birlikte 6325 sayılı Kanun modern anlamdaki arabuluculuğun gerekliliklerini büyük ölçüde karşılayacak kapsamda düzenlenmiş, bu da arabuluculuğa hakim olan bütün ilkelerin Kanunda karşılık bulmasını sağlamıştır. Kanunda ayrıntılı olarak düzenlenen ilkeler şöyle sıralanabilir:[1][2][3][4]

  • İradilik
  • Eşitlik
  • Gizlilik
  • Beyan ve belgelerin kullanılamaması

Arabulucu olabilme şartları

HUAK madde 20'ye göre Türkiye'de arabulucular siciline kaydedilebilmek için;

  • Türk vatandaşı olmak,
  • Mesleğinde en az beş yıllık kıdeme sahip hukuk fakültesi mezunu olmak,
  • Tam ehliyetli olmak,
  • Kasten işlenmiş bir suçtan mahkûm olmamak,
  • 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık, gerçeğe aykırı bilirkişilik yapma, yalan tanıklık ve yalan yere yemin suçlarından mahkûm olmamak,
  • Terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak,
  • Arabuluculuk eğitimini tamamlamak ve Bakanlıkça yapılan yazılı sınavda başarılı olmak,

gerekir. Arabulucu, sicile kayıt tarihinden itibaren faaliyetine başlayabilir.

Arabuluculuğa elverişli olan ve olmayan uyuşmazlıklar

Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’na göre arabuluculuğa ancak tarafların sulh olabileceği, hakkından vazgeçmesi ve iddiaları kabul etmesinin mümkün olduğu ve bir mahkeme kararının gerekmediği hallerde başvurulabilir. Örneğin tarafların boşanabilmesi ve çocuğun velayeti için mutlaka bir mahkeme kararı gerektiğinden taraflar bu gibi konuları arabulucuya götüremezler. Yine uyuşmazlık aile içi şiddetten kaynaklanıyor ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nda uzlaşma kapsamında sayılan suçlardan değilse o olay arabuluculuğa uygun değildir. Örneğin eşlerin birbirlerine şiddet uygulamaları, silahla yaralama, ölüme neden olan suçlar sonucunda istenen tazminatlar için arabulucuya gidilemez. Fakat bütün kredi sözleşmeleri, alım satım sözleşmeleri, tüketici uyuşmazlıkları, eser sözleşmeleri, kira uyuşmazlıkları, işçi alacakları, deniz ticareti ve sigorta uyuşmazlıkları, marka-patent uyuşmazlıkları, boşanmadan sonraki mal paylaşım uyuşmazlıkları, taksirle yaralama, silahsız kasten yaralama, hakaret, tehdit, konut dokunulmazlığının ihlali ticari sırrın açıklanması gibi şikâyete bağlı suçların işlenmesi nedeniyle istenecek tazminatlara ilişkin uyuşmazlıkların çözümünde arabulucuya başvurulabilir.[5]

Tüketici uyuşmazlıklarında ise tüketici hakem heyetinin görev alanına giren ve tüketici hakem heyeti kararlarına karşı tüketici mahkemelerine yapılan itirazlar dışındaki tüketici uyuşmazlıklarında arabulucuya başvuru şartı getirilmiştir. Dava şartı olan arabuluculuk müessesesi 28/7/2020 tarihli ve 31199 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile tüketici uyuşmazlıklarında zorunlu hale getirilmiştir.[6]

Arabuluculuk Mevzuatı

Arabuluculuğun kapsamını belirlemek için yürürlükteki birçok Kanuna ve uluslararası sözleşmeye başvurmak gerekse de[7] doğrudan arabuluculuğu konu alan mevzuat şunlardır:

  • Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu
  • Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği
  • Arabuluculuk Asgri Ücret Tarifesi
  • Arabuluculuk Sistemi ve Arabulucular İçin Model Etik ve Uygulama Kuralları

Kaynakça

  1. ^ a b c Kekeç, Elif Kısmet (Ocak 2014). Arabuluculuk Yoluyla Uyuşmazlık Çözümünde Temel Aşamalar ve Taktikler. Adalet. ISBN 9786051462844. 
  2. ^ a b c Özbek, Mustafa Serdar (Ocak 2013). Alternatif Uyuşmazlık Çözümü. Yetkin. ISBN 9789754647136. 
  3. ^ a b c Demir, Şamil (Ocak 2014). Avukatın Uzlaşma Sağlama Yetkisi. Adalet. ISBN 9786051463179. 
  4. ^ a b c Özmumcu, Seda (Nisan 2013). Uzak Doğu'da Arabuluculuk Anlayışı ile Türk Hukuk Sisteminde Arabuluculuk Kurumuna Genel Bir Bakış. On İki Levha. ISBN 9786054687909. 
  5. ^ Demir, Şamil (1 Şubat 2014). "Uyuşmazlıklar arabulucuların yardımıyla çözülecek". samildemir.av.tr. 2 Haziran 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Şubat 2014. 
  6. ^ "Tüketici uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuk". 2 Ekim 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  7. ^ Demir, Şamil (Ağustos 2018). Hukuk Uyuşmalıklarında Arabuluculuk Mevzuatı (Gerekçeli-Atıflı-Notlu). CADR Yayınları. ISBN 9786056861109. 

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

Yüksek Hakem Kurulu, grevin yasak olduğu işyeri ve işletmelerdeki toplu sözleşme görüşmelerinden belirli bir zaman içinde anlaşma sağlanmaması üzerine toplu sözleşmenin imzalanmasına mutlak anlamda yetkili kuruldur.

Temyiz, ayırt etme, seçme, ayırma; hukukta, doğruyu yanlıştan ayıran kuruldur.

<span class="mw-page-title-main">Avukat</span>

Avukat, hukuk fakültesi mezunu, avukatlık stajı yapmış, avukatlık mesleğini serbest veya bir kuruma bağlı olarak icra eden kişidir. Avukatın eş anlamlıları aklavcı ve vekil sözcükleridir. Eski kullanımda muhami denirdi. Avukatların faaliyette bulunması için baroya kaydolmaları zorunludur. Genellikle çalıştıkları şehirde bulunan baroya kayıtlı olarak faaliyet gösterirler. Avukat, uyuşmazlıkların doğumundan başlayarak, mahkeme aşaması ve hakkın teslimine kadar olan süreçte kişileri temsil eder. Avukat sadece iş ve dava takibi yapmaz, aynı zamanda hukuki konularda hukuk danışmanı, zabıt kâtibi, hakemlik, arabuluculuk, mübaşir, arzuhâlci, halk noteri görevlerini de yerine getirebilir.

<span class="mw-page-title-main">Mahkeme</span>

Mahkeme, taraflar arasındaki hukukî anlaşmazlıkları (davaları) hukukun üstünlüğüne uygun olarak sivil ya da askerî, adlî veya idarî konularda adaleti sağlamak üzere yetkilendirilmiş, toplum yapısına ve kültüre göre değişiklikler gösterebilen bir yargılama formudur. Mahkemeler genellikle bir devlet kurumu şeklinde teşkilatlanır. Hem ortak hukuk, hem de medeni hukuk sistemlerinde mahkemeler, uyuşmazlıkların çözümü için merkezi araçlardır.

<span class="mw-page-title-main">Boşanma</span> Evlilik birliğinin sona ermesi

Boşanma, evliliğin yasal olarak sona ermesidir. Günümüzde daha yaygın olmakla birlikte, eski çağlardan beri bütün toplumlarda boşanmaya rastlanmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Ortak hukuk</span> Birleşik Krallık sömürgesi olan birçok ülkenin hukuki temelini kuran hukuk sistemi

Anglo-Sakson sistemi,, özellikle tarihinde Birleşik Krallık sömürgesi olan birçok ülkenin hukuki temellerini oluşturur. Emsal kararlar yansıtan, kapsamlı yasallaşmamış kanunları dikkat çeken özellikleri arasında yer alır. Bu emsal kararlar yüzyıllarca yargıçlar tarafından gerçek davalarda verilen hükümlerden elde edilmiştir.

Arabuluculuk hak ihlali veya hakkın ihlal edilme tehlikesiyle ortaya çıkan anlaşmazlıkların tarafsız bir üçüncü kişi yardımı ile mahkemeye gitmeden ya da mahkeme yönlendirmesiyle çözümünde alternatif bir yol olarak öne çıkar. Hak, hukuk düzenince tanınan bir menfaattir. Hakkın ihlali veya ihlal edilme tehlikesinin ortaya çıkması ile anlaşmazlık söz konusu olur. Dilekçe yazılması gibi yöntemlerle anlaşmazlık, her iki taraf için de açığa çıkarılarak bir uyuşmazlığa dönüşür. Devlet yargılaması haricinde arabuluculuk ve uzlaştırma gibi alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri aracılığıyla da belli şartlar altında aradaki uyuşmazlıklar mahkemeye başvurmaksızın sulh yoluyla sona erdirilebilir.

<span class="mw-page-title-main">Savcı</span> İddia makamı olarak adalete hizmet eden kişi

Savcı, ceza yargılamasında iddia makamı olarak adalete hizmet eden kişidir. Savcılık ceza muhakemesinde iddia görevini yaparak devlet adına ceza davası açan makamdır. Bu makamdaki yetkiliye savcı adı verilmiştir. Özetle savcı, suç haberinin kendisine ulaşmasıyla birlikte devlet adına araştırma ve soruşturma faaliyetinde bulunmak, kamu davasının açılmasını gerektiren şartlar oluştuğunda dava açmak ve yürütmek, mahkemelerin verdiği kararları yerine getirmek ve kanunla kendisine verilen diğer görevleri yapmak durumunda olan ve yargı organı içinde yer alan kamu görevlisi olarak tanımlanabilir.

<span class="mw-page-title-main">Uyuşmazlık Mahkemesi</span> Türkiyedeki yargı yolu uyuşmazlıklarını çözmekle görevli yüksek mahkeme

Uyuşmazlık Mahkemesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda düzenlenen bir yüksek mahkemedir. 1945'te kurulan mahkemenin temel görevi, adli ve idari yargı organları arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmektir.

<span class="mw-page-title-main">Türkiye'de yargı teşkilatı</span>

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 9. maddesi uyarınca “Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.” Ancak, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yetkileri Hakkındaki Kanun içinde yer alan bazı belirleyici hükümler haricinde tüm yargı teşkilatının görev ve yetkisini belirleyen kapsayıcı ve genel bir yasal düzenleme yapılmamıştır. Dolayısıyla, hangi durumda hangi mahkemenin yetkili olacağı çeşitli kanunlarda dağınık ve sistematikten uzak bir biçimde yer aldığından mevcut mevzuat konuya genel bir bakış sağlamaktan uzak bir görüntü sunmaktadır.

Türkiye'deki sulh hukuk mahkemeleri, Türkiye'de adli yargı kolunun içinde yer alan hukuk mahkemelerinden biridir. Asliye hukuk mahkemeleriyle birlikte temel hukuk mahkemelerini oluştururlar. Her iki hukuk mahkemesi de bulundukları il veya ilçenin adı ile adlandırılır.

Türkiye'deki sulh ceza mahkemeleri, Türkiye'de adli yargı kolunun içinde yer alan ceza mahkemelerinden biridir. Bulundukları il veya ilçenin adı ile adlandırılır. İhtiyaç sayısına göre birden fazla kurularak numaralandırılabilirler. Tek hakimli mahkemelerdendir.

Arabulucu, ara bulan kişi anlamında kulanılan bir kelimedir. Arabulucu, arabuluculuk mesleğini yapan bu konuda eğitim almış bağımsız kişidir. Arabulucu, kendisine başvuran tarafların arasındaki uyuşmazlıkları onları masada tutacak yöntemler kullanarak çözmelerine yardımcı olur. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na göre arabuluculuk; sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla ve ihtiyarî olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemini, arabulucu ise arabuluculuk faaliyetini yürüten ve Adalet Bakanlığı tarafından düzenlenen arabulucular siciline kaydedilmiş bulunan gerçek kişiyi ifade eder.

Ağır ceza mahkemesi, Türkiye'de ceza davalarına bakan mahkemeler arasında, kanunlarda öngörülen cezaların ağırlığı kriteri uygulanarak asliye ceza mahkemelerinin görevini aşan tüm suçlara ilişkin davalara bakmakla görevlendirilmiş olan mahkemedir. Ağır ceza mahkemesi kanunların ayrıca görevli kıldığı haller saklı kalmak üzere, Türk Ceza Kanunu'nda yer alan yağma, irtikap, resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık, hileli iflas suçları ile ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve "10 yıldan fazla" hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere bakmakla görevlidirler. Ele aldıkları davaların cezaları daha ağır olduğundan, sulh ceza hakimlikleri ve asliye ceza mahkemelerinden sonra ilk derece ceza mahkemeleri arasında 3. basamakta yer alan yüksek görevli mahkemelerdir. Avukatların görevi sırasında işledikleri suçların yargılaması ağır ceza mahkemesinde yapılır.

Medeni usûl hukuku, özel hukuk yargılama usulünü konu alan hukuk dalıdır. Çekişmeli ve çekişmesiz yargı şeklinde ikiye ayrılmaktadır. Çekişmeli yargının konusu davadır. Çekişmesiz yargı ise genel anlamda taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmayan, kişinin daha çok malvarlığı ve şahısvarlığına etki eden işleri konu edinen bir yargılama türüdür.

Türkiye'de tüketici mahkemeleri, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak ortaya çıkan her türlü uyuşmazlığa bakmakla görevlidir. Tüketici mahkemelerinin yargı çevresi, Hakimler ve Savcılar Kurulunca belirlenir. Tüketici mahkemelerinde tüketiciler, tüketici örgütleri ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından açılacak davalar her türlü resim ve harçtan muaftır. Ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca gider avansı ödenmesi gerekmektedir.

Tazminat, hukuka aykırı bir eylem sonucunda meydana gelen maddi veya manevi zarara karşılık olarak ödenen bedel, zarar ödencesidir. Tazminat zararların giderilmesini amacıyla sorumlu tarafından zarar görene ödenen veya mahkeme tarafından ödenmesine karar verilen parasal veya bir değer veya edimdir. Mahkemelerce kişilik haklarının uğradığı zararları gidermek için manevi tazminat, hukuka aykırı eylem nedeniyle mal varlığında yaşanan eksilmeleri karşılamak üzere maddi tazminat veya bir hukuka aykırı eylemin yarattığı düşünülen tüm zararın ödetilmesi amacıyla cezalandırıcı tazminat ödenmesine karar verilebilir.

Dr. Mustafa Kılıçoğlu Yargıtay 9. Hukuk Onursal Daire Başkanı.

Japonya hukuk sistemi, Japonya'da hukuken düzenlenen kuralların bütünüdür.

Türkiye'de kadastro mahkemeleri, genel mahkemelere ait olup da Kadastro Kanunu'nun uygulanması ile ilgili dava ve işlere belirlenen usul ve esaslara göre bakmak üzere kurulmuş mahkemelerdir. Her kadastro bölgesinde tek hakimli ve Asliye Mahkemesi sıfatını haiz yeter sayıda kadastro mahkemesi bulunmaktadır.