İçeriğe atla

Türkiye'de aile hukuku

Aile hukuku, medeni hukukun kişilerin aile çevresindeki ilişkilerini düzenleyen kısmıdır.

Türkiye’de aile hukuku, Türk Medeni Kanunu'nda "İkinci Kitap"ta düzenlenmiştir. Aile kurumu ayrıca Ceza Hukuku'nun koruması altındadır.[1]

Türkiye'de 1926 yılında İsviçre Medeni Kanunundan iktibas yoluyla kabul edilen Türk Medeni Kanunu, aile anlayışında kadın erkek eşitliği benimsenmiş ve hukuk sisteminde aile, devleti ilgilendiren sosyal bir kurum olarak belirlenmiştir.[1] Tek eşle evlilik ve evliliğin resmi memur önünde yapılması zorunluluğu, boşanmanın hakim kararına bağlı olması, çocukların gözetiminin ana-babanın ortak sorumluluğuna bırakılması mirasta kadın ve erkeğe eşit hisselerin tanınması olmak üzere esaslı bir sistem mevcuttur.[1]

Anayasanın kanun önünde eşitlik ilkesini düzenleyen 10. maddesinin birinci fıkrasında 2011 yılında yapılan değişiklik ile kadın erkek eşitliği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca aynı amaçla 1982 Anayasasının aile kurumunu hakkındaki 41. maddesi şu şekilde düzenlendi: “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar”. Aile hayatının gizliliği anayasanın 20. maddesi ile güvence altına alınmıştır.

Medeni Kanun'da Aile Tanımı

Türk Medeni Kanunu'ndaki düzenlemelerde aile kavramı esas olarak çekirdek aile şeklinde ele alınmış, ancak yasada geniş anlamda aile ve en geniş anlamda ailenin temel alındığı hükümlere de yer verilmiştir.[2]

Dar anlamda aile (evlilik birliği); sadece eşlerden oluşan birlikten meydana gelir.

Geniş anlamda aile (velayet ailesi), dar anlamda aileye çocukların dahil olması ile meydana gelen ailedir. Medeni Kanun'da 335-363 maddeleri arasında düzenlenmiş; ana baba ve çocukların birbirlerine karşı olan hak ve sorumlulukları hüküm altına alınmıştır.

En geniş anlamdan aile, ev halkı olarak bir çatı altında yaşayanlardan meydana gelir. Eşler ve çocuklardan başka gerek kayın hısımları, gerekse sözleşme ilişkisi nedeni ile işçi, çırak, hizmetçi veya benzeri sebeplerle aynı çatı altında yaşayanlar, en geniş anlamda aile kapsamına girer. 367-370 maddeleri arasında “ev düzeni” adı altında düzenlenmiştir.

Medeni Kanun'da Aile Hukuku düzenlemesi

Aile Hukuku, Türk Medeni Kanunu'nda "İkinci Kitap"ta düzenlenmiştir. İkinci kitapta Birinci kısım (118.-281. maddeler ) Evlilik, İkinci kısım (282.-395. Maddeler) Hısımlık, Üçüncü kısım (396. -494. Maddeler) Vesayet başlıkları altında düzenleme yapılmıştır.[3]

Birinci Kısımda Evlilik, boşanma, evliliğin genel hükümleri, eşler arasındaki mal rejimi düzenlenir.

İkinci kısımda soy bağının kurulması (evlat edinme, velayet, çocuk malları konuları) ve aile (nafaka yükümlülüğü, ev düzeni, aile malları konuları) düzenlenir.

Üçüncü kısımda ise vesayet düzeni, vesayetin yürütülmesi ve vesayetin sona ermesi düzenlenmiştir.

Kaynakça

  1. ^ a b c Könezoğlu, Bilge. "Aile ve Ailenin Korunması". Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi 2006. 13 Mayıs 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 13 Mayıs 2016. 
  2. ^ Öner, Şebnem Nebioğlu. "Aile Konutunun Özellikleri, Unsurları, Koruma Süresi ve Koruma NEdenleri". Türkiye Barolar Birliği Dergisi, 2011/97. 7 Eylül 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 13 Mayıs 2016. 
  3. ^ "Türk Medeni Kanunu". www.tbmm.gov.tr. TBMM Sitesi. 5 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 13 Mayıs 2016. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Aile</span> aralarında yakın akrabalık bağı bulunan kişiler grubu

Aile veya ocak, toplumun en küçük birimi olarak kabul edilen sosyal bir yapı. En küçük, yani "çekirdek" olarak adlandırılan bir aile; baba, anne ve çocuklardan oluşur.

<span class="mw-page-title-main">Türk Kanunu Medenisi</span> Türkiyede medeni hukuk sisteminin temelini oluşturan yasal kanun (1926-2001)

Türk Kanunu Medenisi, Türkiye'de 17 Şubat 1926'da İsviçre Medeni Kanunu örnek alınarak TBMM'de kabul edilen ve 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe konulan 743 sayılı kanundur. 1 Ocak 2002 kabul tarihli Türk Medeni Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle yürürlükten kalkmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Türkiye'de kadın hakları</span>

Türkiye'de kadın hakları konusu, Batı dünyasındaki gelişmelere paralel olarak 19. yüzyıl ortalarından itibaren gündeme gelmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Boşanma</span> Evlilik birliğinin sona ermesi

Boşanma, evliliğin yasal olarak sona ermesidir. Günümüzde daha yaygın olmakla birlikte, eski çağlardan beri bütün toplumlarda boşanmaya rastlanmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Türkiye'de laiklik</span> Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması

Türkiye'de laiklik, Osmanlı İmparatorluğu zamanında yargı ve devlet yönetiminde kısmen kendini göstermeye başlamış, Cumhuriyet devrimi ile anayasanın temel unsurlarından biri haline gelmiş, din ve siyasetin birbirine karışmaması ilkesidir. Laiklik terimi Fransızcadaki karşılığı Laïcité kelimesinden Türkçeye uyarlanmıştır.

Medeni Hukuk içinde, Aile hukuku başlığında yer almaktadır. Son yasa değişikliğinden önce karı-koca hukuku adını taşıyordu.

Mülkiyet hakkı, kapitalist ekonomik kurallarının hakim olduğu bölge, sistem veya devletlerde; taşınır (menkul) ya da taşınmaz (gayrimenkul) bir eşya üzerinde hak sahibine kullanma (usus), yararlanma (fructus) ve tasarruf (abusus) yetkisi veren, hukuk düzeninin sınırları içinde kullanılabilen, mutlak ve ayni bir haktır. Mülkiyet hakkına sahip kişi (malik) mülkiyetinde olan nesneyi kullanma, başkalarına devretme, tahrip etme, nesnenin ürünlerinden yararlanma yetkisine sahiptir. Bu hak mutlak nitelikte olduğundan herkese karşı ileri sürülebilir.

İddet müddeti ya da bekleme süresi, Türk Medeni Kanunu'na göre boşanan kadının tekrar evlenmesi için beklemesi gereken üç yüz günlük süre.

<span class="mw-page-title-main">Türkiye'de yargı teşkilatı</span>

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 9. maddesi uyarınca “Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.” Ancak, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yetkileri Hakkındaki Kanun içinde yer alan bazı belirleyici hükümler haricinde tüm yargı teşkilatının görev ve yetkisini belirleyen kapsayıcı ve genel bir yasal düzenleme yapılmamıştır. Dolayısıyla, hangi durumda hangi mahkemenin yetkili olacağı çeşitli kanunlarda dağınık ve sistematikten uzak bir biçimde yer aldığından mevcut mevzuat konuya genel bir bakış sağlamaktan uzak bir görüntü sunmaktadır.

Türk Medeni Kanunu kısaca TMK, Türkiye Cumhuriyeti'nde, 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren, medeni hukuk sisteminin temelini oluşturan yasal kanundur. 22 Kasım 2001'de ülkenin yasama organı olan Türkiye Büyük Millet Meclisinin kabul ettiği bu kanun Türk Kanunu Medenisi'nin yerini almıştır. Yaklaşık 1030 maddeden oluşmakta ve beş kitap halindedir.

Aile hukuku, aileye ilişkin konularla ilgilenen, medeni hukukun kapsamı içinde yer alan bir hukuk dalıdır. Aile hukukunun başlıca konuları nişanlanma, evlenmenin koşulları ve hükümleri, boşanmanın koşulları ve sonuçları, mal rejimleri, aile konutu, soybağı, evlat edinme, velayet, çocuğun nafaka hakkı, vesayet, kayyımlık, yasal danışmanlık, yardım nafakasıdır. Kadın hakları ve çocuk hakları, başlı başına ayrı inceleme alanı oluştursa da aile hukukunun da ilgi alanı içindedir.

<span class="mw-page-title-main">Geniş aile</span>

Geniş aile, anne-baba ve onlara bağımlı çocuklardan oluşan çekirdek ailenin genellikle tek yanlı bir soy grubu çevresinde örgütlenmiş, büyükbaba, büyükanne, amca, hala, teyze gibi kan bağı olan yakın akrabalardan oluşan geniş biçimi.

Babalık hakları akımı, üyeleri öncelikli olarak aile hukuku, velayet, çocuğa destek gibi baba ve çocuğa etki eden konularla ilgilenen akım. Evlilik dışı ilişkiden çocuk sahibi olmuş ya da boşanmış çoğu baba, çocuğun velayet hakkını anne ile eşit ölçüde paylaşmak ister.

Türkiye'de arabuluculuk, 22.06.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (HUAK) ile bir "alternatif uyuşmazlık çözümü" yolu olarak uygulanmaya başlamıştır. 6325 sayılı Kanunla yeni bir serbest meslek ihdas edilmiş ve arabuluculuk mesleğini icra edecek kişilere "arabulucu" unvanını kullanma yetkisi tanınmıştır

Şirketler hukuku, ticaret hukuku bünyesinde yer alan ve ticaret şirketlerinin kurulması, birleşmesi, bölünmesi, devredilmesi, tip değiştirmesi, tasfiyesi gibi konulara dair normları ihtiva eden ve ticaret şirketlerine ilişkin hukuki ilişkileri inceleyen bir hukuk dalıdır.

İran'da kadın hakları, devleti yöneten rejimin şekline göre değişmiştir. Her rejimin yükselişiyle birlikte, kadın haklarına yönelik bir dizi zorunluluk ortaya çıktı ve oy haklarından kıyafet kurallarına kadar geniş bir yelpazedeki sorunları etkiledi.

<span class="mw-page-title-main">Suriye yargı sistemi</span> Suriyenin yargı sistemi

Suriye'nin yargı sistemi Osmanlı, Fransız ve İslam hukukunun bir sentezidir. Medeni, ticari ve ceza kanunları öncelikle Fransız hukuk uygulamalarına dayanmaktadır. 1949'da ilan edilen bu kanunlar, bedeviler ve dini azınlıklar arasında örf ve adet hukukunun uygulanmasını sınırlamak için onaylanmış özel hükümlere sahiptir. İslam dini mahkemeleri ülkenin bazı bölgelerinde işlemeye devam ediyor, ancak yargı yetkisi evlilik, boşanma, babalık, çocukların velayeti ve miras gibi kişisel statü meseleleriyle sınırlı. Bununla birlikte, 1955'te kişisel statünün birçok yönüne ilişkin bir kişisel kod geliştirildi. Bu kanun, kadının statüsünü iyileştirerek ve miras kanunlarını netleştirerek şeriatı değiştirdi ve modernize etti.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde öne çıkan Müslüman şeriat hukukunun bir bölümü de aile hukukudur. Bu yasa evlilik, çocuklar ve boşanma ile ilgilidir. Aile hukuku, Osmanlı İmparatorluğu'nda özel hukuk kategorisine girer. Aile ve miras hukuku, Osmanlı hukukunun tam merkezindeydi ve bu nedenle yabancı hukukun nüfuzundan en az etkilenmişti. Osmanlı İmparatorluğu'nda İslam toplumunda toplumsal cinsiyet rollerinin belirlenmesinde aile hukuku da önemli bir rol oynamıştır. Tanzimat Dönemi'nde Osmanlı Devleti'nin bürokrasiye ağırlık vermesiyle birlikte kendi idareleri altında yaşayan ailelerin doğum, evlilik, ölüm gibi bilgileri toplamaya başladılar.

Nafaka, boşanma veya ayrılık sonrasında bir tarafın diğer tarafa belli bir süre maddi destek sağlamasını ifade eder. Bu maddi destek, genellikle boşanma ile haksızlık oluşmasını önlemek ve tarafların ekonomik olarak dengeyi korumak amacıyla verilir. Nafaka, ülkeden ülkeye ve durumdan duruma farklılık gösterebilir.

Hukukta, haksız fiil hukukunda ve aynı zamanda Kara Avrupası hukuk düzeni içinde özellikle özel hukuk'ta özen yükümlülüğü, bir bireye yüklenen, başkalarına öngörülebilir şekilde zarar verebilecek ve ihmal iddiasına yol açabilecek dikkatsiz davranışlardan kaçınmak için makul bir özen standardına uyulmasını gerektiren dava açma hakkı veren neden yasal bir yükümlülüktür. Kara Avrupası hukuk ülkelerinde ve bölgelerinde, hukuki sorumluluğun tesis edilmesi kusur, zarar ve bu ikisi arasındaki nedensellik bağının kanıtlanmasını içerir. Özen yükümlülüğü kavramı medeni sorumluluğun genel kurallarında yer almamaktadır. Ancak medeni hukuk ülkeleri, şirketler hukuku ve menkul kıymetler hukuku gibi bazı özel kanunlarda özen yükümlülüğü kavramına yer verebilir. İhmal davası açmak için oluşturulması gereken ilk unsurdur. Davacı, davalının ihlal ettiği, kanun tarafından yüklenen bir özen yükümlülüğünü gösterebilmelidir. Buna karşılık, yükümlülüğün ihlali kişiyi sorumluluğa maruz bırakabilir. Özen yükümlülüğü, halihazırda doğrudan bir ilişkisi olmayan bir şekilde akraba olan bireyler arasında, bununla birlikte common law veya Kara Avrupası hukuku tarafından ailevi, kanuna veya sözleşmeye dayalı ya da başka bir şekilde yükümlülük olarak uygulanabilir. Bununla birlikte Özel hukukun aksine Kara Avrupası Hukukunda Ceza hukuku açısından özen yükümlülüğü ancak kanunla doğabilir.