İçeriğe atla

Tutumlu genotip hipotezi

Tutumlu genotip hipotezi veya orijinal ismiyle thrifty genotype hypothesis (sık sık sadece thrifty genotype olarak anılır) ilk kez 1962 yılında James V. Neel tarafından ortaya atılmış bir hipotezdir. Kısaca özellikle bazı topluluklarda görülen yüksek tip II diyabet ve obezite prevalansına genetik bir etkenin sebep olduğunu ileri sürer. İlk kez Neel tarafından Amerika Birleşik Devletleri'nin güneydoğusunda yaşayan Pima yerlilerinde görülen görülen yüksek obezite ve tip II diyabet prevalansını tanımlamakta kullanılmıştır.

Pima yerlileri tarihlerinde obezite gibi bir kavramla karşılaşmamış olmalarına rağmen çağdaş topluluklarında oran diğer topluluklara oranla çok yüksekti. Tarihlerine bakıldığında Pima yerlilerinin yaşadıkları bölgenin koşulları sebebiyle ancak belirli dönemlerde bol yiyeceğe sahip olabildikleri, 20. yüzyılın ilk döneminde gıda olanaklarının tükendiği görülmektedir. Bununla birlikte bugün Pima yerlileri gıda sıkıntısı çekmemektedirler ve nüfuslarının büyük çoğunluğu obez olarak değerlendirilmektedir. Bu noktada Neel, Pima yerlilerinin zor zamanlara adapte olabilmek için genetik yapılarının değiştiği ve vücutlarının bol gıdanın bulunduğu zamanlarda ortalama oranlardan daha yüksek oranlarda yağ depoladıkları ileri sürmüştür. Bu depolama sayesinde, tutumluluk gösteren genotip, zor zamanlarda vücudun gıda gereksiniminin karşılanmasına yardımcı olmaktadır. Hipoteze göre bugün çevresel durumun farklı olması ve gıdanın her zaman mevcut olmasıyla bu adaptasyon negatif bir etki doğurmuştur ve bireylerde obeziteye ve tip II diyabete sebep olmaktadır.

Hipotezi destekleyici çeşitli deneyler yapılmaya çalışılmış olsa da hâlâ hipotez niteliğindedir. Bu hipoteze göre zor çevre koşulları yaşamış ve elde edebildikleri gıda seviyesi ortalama bir düzeyde kalamayan ve büyük değişiklikler yaşayan (örneğin belirli kıtlık dönemleri yaşayan) toplulukların tutumlu genotip sonucu obeziteye ve tip II diyabete yatkınlığı vardır.

İlgili bir başka hipotez de tutumlu fenotip hipotezidir ve sık sık tutumlu genotip hipoteziyle birlikte anılır.

Ayrıca bakınız

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Cumalıkızık</span>

Cumalıkızık, Türkiye'nin Bursa ilinin Yıldırım ilçesine bağlı bir mahalledir. Bursa şehir merkezine 11 kilometredir. Ortalama 20 dakikada ulaşım sağlanır. Uludağ'ın kuzey eteklerinde kurulmuş ve hâlen yaşayan beş Kızık köyünden biridir. Diğer Kızık köyleri şunlardır: Değirmenlikızık, Fidyekızık, Hamanlıkızık ve Derekızık. Bayındırkızık, Dallıkızık, Kızık, Bodurkızık, Ortakızık, Camilikızık, Kiremitçikızık, Kızıkşıhlar ve Kızıkçeşme ise günümüze ulaşamamıştır. Cumalıkızık Etnografya Müzesi burada bulunmaktadır. 2000'de UNESCO tarafından Dünya Mirası Geçici Listesi'ne dahil edilen Cumalıkızık, 2014'te Bursa ile birlikte Dünya Mirası olarak tescil edildi.

<span class="mw-page-title-main">Gökhan Hotamışlıgil</span> Türk akademisyen, tıp doktoru ve bilim insanı

Gökhan S. Hotamışlıgil, Türk akademisyen, moleküler biyolog, genetikçi, tıp doktoru ve bilim insanı; Harvard Üniversitesi James Stevens Simmons Genetik ve Metabolizma Profesörü; Harvard T.H. Chan Kamu Sağlığı Okulu, Genetik ve Kompleks Hastalıklar departmanı kurucu başkanı; Harvard Sabri Ülker Metabolik Araştırma Merkezi Direktörü; Harvard-MIT Broad Enstitüsü, Harvard Kök Hücre Enstitüsü ve Joslin Diyabet Merkezi üyesi. Aynı zamanda Kadir Has Üniversitesi Mütevelli Heyeti üyesidir.

<span class="mw-page-title-main">Kafatası ölçümü</span> insan kafatası ölçümü

Kafatası ölçümü, kafatası kemiklerinin uzunluklarının ölçümüne dayanan teknik.

<span class="mw-page-title-main">Obezite</span> Aşırı vücut yağının sağlığa zarar verdiği tıbbi durum

Obezite, biriken fazla vücut yağının sağlık üzerinde olumsuz bir etkisi olabilecek seviyede çok olması nedeniyle oluşan tıbbi bir durumdur. Bir kişinin ağırlığının kişinin boyunun karesine bölünmesiyle elde edilen bir ölçüm olan Vücut kütle indeksinde (VKİ) genel olarak indeksi 25 kg/m2 ila 30 kg/m2 ve üzeri olanlar obez olarak kabul edilirler. Bazı Doğu Asya ülkelerinde ise daha düşük değerler kullanılmaktadır. Obezite özellikle kalp rahatsızlığı, tip 2 diyabet, obstrüktif uyku apnesi, belirli kanser türleri ve osteoartrit gibi çeşitli hastalıkların olasılığını artırır.

Tutumlu fenotip hipotezi veya kısaca tutumlu fenotip Hales ve Barker tarafından 1992'de ortaya konulmuş bir hipotezdir. Hipotez ile öne sürülen fikir, bireyin çok erken dönemlerde karşılaştığı ağır çevresel etkenlerin, özellikle de yetersiz beslenmenin, onun ileride tip II diyabet geliştirme riskini etkileyebileceğiydi. Hipotezin doğuşuna sebep olan en önemli etkenlerden birisi David Barker'ın önderliğinde Southampton'da, MRC Çevresel Epidemiyoloji Ünitesi'nde gerçekleştirilen çalışmadır. Bu çalışmada kronik hastalıkların sosyoekonomik ve coğrafî yayılımları incelenmişti. Ortaya çıkan bazı beklenmeyen sonuçlar erken dönemlere dair bulgularla ileri dönemlerde hastalıkların gelişmesine dair bulguların karşılaştırılması ve bu tip faktörler arasında bir ilişki aranmasına yol açtı. Sonuç olarak Barker Hales ile birlikte tip II diyabet ile düşük doğum ağırlığı arasında bir ilişkiyi savunan bir tez yayımladı.

<span class="mw-page-title-main">Popülasyon genetiği</span> popülasyonların genetik farklılıklarıyla ilgilenen genetiğin alt alanı, evrimsel biyolojinin bir parçası

Popülasyon genetiği, popülasyonlardaki fertlerin benzerlik ve farklılıklarının kaynaklarını, bunun yanında popülasyonlardaki alel frekansının dağılımlarını ve değişimlerini araştıran bir genetik altdalıdır.

<span class="mw-page-title-main">Kedilerde şeker hastalığı</span>

Kedilerde şeker hastalığı, şeker hastalığının, diğer adıyla diyabetin kedilerde de görülen şeklidir.

<span class="mw-page-title-main">Kırgızlar</span> Orta Asyada yaşayan bir Türk halkı

Kırgızlar, çoğunluğu Kırgızistan'da yaşayan Türk halkı. Türklerin bilinen en eski yazılı belgeleri olan Yenisey ve Orhon Yazıtları'nda Kırgızlar, tarihleri çok eskiye dayanan Türk kavimleri arasında zikredilmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Demir eksikliği anemisi</span>

Demir eksikliği anemisi en sık görülen kansızlık tipidir, sideropenik anemi olarak da adlandırılır. Küçük alyuvara karakterize mikrositik anemilerin en büyük sebebidir.

<span class="mw-page-title-main">Diyabet</span> Kandaki glikoz seviyesinin aşırı artmasından kaynaklanan metabolik bozukluk

Diabet ya da Diabetes mellitus, sıklıkla yalnızca diabet ya da diyabet veya halk arasında şeker hastalığı olarak adlandırılan, genellikle kalıtımsal ve çevresel etkenlerin birleşimi ile oluşan ve kandaki glukoz seviyesinin aşırı derecede yükselmesiyle (hiperglisemi) sonuçlanan metabolik bir bozukluktur. Vücutta kan şekerinin düzenlenmesi pek çok sayıda kimyasal madde ve hormonun karmaşık etkileşimi sonucunda sağlanır. Şeker metabolizmasının düzenlenmesinde rol oynayan hormonlardan en önemlisi pankreasın beta hücrelerinden salgılanan insülin hormonudur. Diyabetes Mellitus ya insülin salgılanmasındaki yetersizlik ya da insülinin etkisindeki veya insülin cevabındaki bir bozukluk sonucunda ortaya çıkan yüksek kan şekerinin yol açtığı birkaç grup hastalığı tanımlamak için kullanılan ortak bir terimdir.

<span class="mw-page-title-main">İnsan yamyamlığı</span> daha çok din, tapınma, büyü vb. amaçlarla insan eti yiyen kimse

İnsan yamyamlığı (Antropofaji), insanın, kendi türünden varlıkların (insan) etini veya iç organlarını yeme eylemi ya da alışkanlığıdır. Yamyamlık eylemini gerçekleştiren kişi yamyam olarak adlandırılır. Yamyamlık ifadesi türlerden birinin aynı türün bir diğer üyesinin tüm parçalarını ya da bir kısmını seksüel yamyamlığa ek olarak yemek amacıyla tüketmesi olarak zoolojiyi de kapsar.

<span class="mw-page-title-main">Monosodyum glutamat</span> glutamik asidin sodyum tuzu

Sodyum glutamat, MSG veya Çin Tuzu olarak da bilinen monosodyum glutamat; doğal olarak en fazla ortaya çıkan esansiyel olmayan amino asitlerden biri olan glutamik asidin sodyum tuzudur. ABD Gıda ve İlaç Dairesi MSG'yi Genellikle Güvenli Kabul Edilir (GRAS) olarak sınıflandırırken Avrupa Birliği de gıda katkı maddesi olarak sınıflandırmıştır. MSG'nin HS kodu 29224220 olup E numarası E621'dir. MSG glutamatı, diğer gıdalardaki umami tadınının aynısını vermektedir. Kimyasal olarak her ikisi de aynıdır. Endüstriyel gıda üreticileri, diğer tatların genel algısını dengelediği, harmanladığı ve birleştirdiği için MSG'yi aroma artırıcı olarak pazarlamakta ve kullanmaktadır. Monosodyum glutamatın ticari adları arasında AJI-NO-MOTO®, Vetsin ve Ac'cent bulunmaktadır.

Eşeyli üremenin evrimi, şu an güncel olan birkaç farklı bilimsel hipotez tarafından açıklanmaktadır. Eşeyli yolla üreyen tüm organizmalar tek hücreli ökaryot bir türden türemiş olup tek bir ortak atadan gelmektedir. Birçok protist, çok hücreli bitkiler, hayvanlar ve mantarlar gibi eşeyli üreme yoluyla çoğalırlar. Bdelloidea veya herhangi bir döllenme meydana gelmeden meyve oluşturabilme özelliğine sahip bazı partenokarp bitkiler gibi, ikinci derecede bu özelliği kaybetmiş olan bazı türler de bulunmaktadır. Eşeyli üremenin evrimi birbirleriyle ilişkili ama birbirlerinden farklı olan iki değişik konuyu ele alır. Bunlardan birincisi eşeyli üremenin kökeni, diğeri ise eşeyli üremenin korunarak devamlılığın sağlanmasıdır. Ancak eşeyli üremenin kökenine dair hipotezlerin deneysel olarak test edilmeleri zor olduğundan, güncel araştırmalar daha ziyade eşeyli üremenin nasıl korunduğu ve sürdürüldüğüne odaklanmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Rahim kanseri</span> rahim içinde yerleşen kadın üreme organı kanseri

Rahim kanseri, kadın genital sisteminde rahim içini döşeyen endometriyumdan kaynaklanan bir kanserdir. Kanser, vücudun diğer bölümlerine yayılma veya dağılma yeteneğine sahip hücre'lerin anormal büyümesinin sonucudur.

<span class="mw-page-title-main">Tip 2 diyabet</span> metabolik bozukluk

Tip 2 diabetes mellitus önceki adıyla insüline bağımlı olmayan diyabet (NIDDM) veya erişkin dönemde ortaya çıkan diyabet –, insülin direnci ve buna bağlı insülin eksikliği bağlamında yüksek kan şekeri ile karakterize edilen bir metabolik bozukluktur. Bu, pankreastaki adacık hücrelerinin yok oluşundan kaynaklanan kesin bir insülin eksikliği bulunan tip 1 diyabetin tam tersine bir durumdur. Klasik semptomlar arasında aşırı susama, sık idrara çıkma ve sürekli açlık bulunmaktadır. Diyabet vakalarının %90’ı tip 2 diyabetten oluşurken tip 1 diyabet ile gestasyonel diyabet, geri kalan %10’unu oluşturur. Genetik olarak obeziteye yatkın olan insanlarda tip 2 diyabetin ana sebebinin obezite olduğu düşünülmektedir.

Prediyabet, diyabet teşhisi için gerekli olan tüm semptomların bulunmadığı ancak kan şekerinin anormal derecede yüksek olduğu diyabetes mellitusun ön safhasıdır. Bu aşamaya genellikle "gri alan" denir. Bir hastalık değildir; Amerikan Diyabet Derneği'ne göre; "Prediyabet kendi başına klinik bir durum olarak görülmemeli, daha çok diyabet ve kardiyovasküler hastalık (KVH) için bir risk faktörü olarak görülmelidir". Prediyabet obezite, yüksek trigliserit ve/veya düşük HDL kolesterol şeklindeki dislipidemi ve hipertansiyon ile ilişkilidir. Bu nedenle metabolik bir diyatezi veya sendromdur ve genellikle belirti (semptom) vermez ve verdiği tek semptom yüksek kan şekeridir.

Bir yiyecek bağımlılığı veya yeme bağımlılığı, lezzetli yiyeceklerin kompulsif tüketimi ile karakterize edilen davranışsal bir bağımlılıktır . Bu yemekler insanlarda ve diğer hayvanlarda ödül sistemini belirgin şekilde olumsuz sonuçlarla etkinleştirir.

<span class="mw-page-title-main">Beslenme psikolojisi (Duygusal yeme)</span>

Beslenme psikolojisi ; yemek kararları gibi bilişsel seçimlerin beslenmeyi, psikolojik sağlığı ve genel sağlığı nasıl etkilediğinin psikolojik çalışmasıdır. Beslenme psikolojisi, beslenme davranışı ile ruh sağlığı/esenlik arasındaki ilişkiyi anlamaya çalışmaktadır. NP, psikolojinin ve daha özel olarak sağlık psikolojisinin bir alt alanıdır. Psikoloji, diyetetik, beslenme ve pazarlama dahil olmak üzere çok sayıda farklı alana uygulanabilmektedir. NP, psikolojiye bilgi ve birikim katmaya başlamış, kısa bir geçmişi olan oldukça yeni bir alana sahiptir. Beslenme psikolojisinde iki ana tartışma alanı vardır. Tartışmanın ilk alanı, konunun iki farklı şekilde görülebilmesidir. Psikolojik işlevleri etkileyen beslenme veya beslenme ve sağlığı etkileyen psikolojik seçimler ve davranışlar olarak görülebilmektedir. İkinci tartışma, beslenmeyle ilgili olarak neyin "sağlıklı" veya "normal" olduğunun tanımlanmasıdır.

Feingold diyeti, ilk olarak Benjamin Feingold tarafından 1970'lerde gıda katkı maddelerini hiperaktivite ile ilişkilendirdiği ortaya çıkan araştırmayı takiben tasarlanan bir eliminasyon diyetidir. Bu ilişkilendirilen katkı maddelerini ve çeşitli yiyecekleri ortadan kaldırarak diyetin durumunu hafifletmesi gerekmektedir. Zamanında popüler olan diyet, o zamandan beri "modası geçmiş bir tedavi" olarak anılmaktadır. Etkili olduğuna dair iyi bir kanıt yoktur ve insanların takip etmesi zordur.

<span class="mw-page-title-main">Gıda sosyolojisi</span>

Gıda sosyolojisi, toplumun ilerleyen tarihi ve gelecekteki gelişimi ile ilgili kaygılardan ortaya çıkan gıda çalışmasıdır. Gıda sosyolojisi içerisinde; üretim, hazırlık, tüketim, dağıtım, etik, kültürel vb. konular barındırır. Toplumumuzdaki gıda dağıtımının yönü, gıda tedarik zincirindeki değişikliklerin analizi ile incelenebilir. Özellikle küreselleşme, gıda dağıtım endüstrisinde baskı etkisi yaratarak gıda tedarik zinciri üzerinde önemli etkilere sahiptir.