İçeriğe atla

Turan Kitabı

Türk dünyası haritası

20. yüzyıl Türkçülük tarihinde oldukça önemli bir yere sahip Turan isimli kitap, neşredilişinden başlamak üzere uzun süre sahipsiz kalmıştır. Kitap hakkında bugüne kadar pek çok yazar birbirinden ilginç yazılar kaleme almıştır. Eser Ahmet Ferit Bey tarafından 1914 (R. 1330) yılında Sinop’ta sürgün olduğu dönemlerde yazılıp İstanbul’da neşrettirilmişti.[1] “Tekin” müstearıyla yazılan bu kitap, araya giren Umumi Harp ve Millî Mücadele gibi büyük siyasi olaylar arasında pek fazla düşünülmeden kütüphane ve kitapçı kataloglarında Tekin Alp müstearının sahibine, yani Moiz Kohen’e atfedilmiş ve bu yanlış bilgi günümüze kadar devam etmiştir. Kitabın içeriğinde özellikle vurgulanan Turan ve Türkçülükle ilgili çok önemli fikirler, bu kitabın tam anlamıyla kime ait olduğu gerçeğinin ortaya çıkmasını zorlaştırmıştır ki bu nedenle bazı yazarlar, kitabı Moiz Kohen’e atfederek, yanlış değerlendirmelerde bulunmuşlardır. M. Ertuğrul Düzdağ, Dünden Yarına kitabında şu hükümlerde bulunmuştur: “Bir Yahudinin zinde ve pür hayat Türklük hakikat-ı ırkıyyesine olan bu aşkından anlıyoruz ki Türkçülük cereyanından asıl maksat, Türklere faydalı olmak değil; onların bin yıldır gönüllerinde yaşattıkları İslam imanı ve kardeşlik hissi yerine başka bir şey koymak imiş.” Turan hakkındaki ikinci yanlışın sahibi Sadık Albayrak, Devrimin Çakıl Taşları isimli eserinde kitabı Moiz Kohen’e atfederek şu kanaate varmıştır: “…Yine aynı tarihte yazdığı Turan adlı eserinde Türklerin Turan idealinde titreyerek ayılacaklarını yazmıştır. Bunun sonunda da sinelerinde Cengizlerin tahtı kurulmuş olacaktır. Yani açıkça barbar bir Türk kavmi isteniyor, Cengiz’in yolu salık veriliyordu. Kendi Yahudi ırkçılığından soyutlanmış olarak bütün çalışmasını Türkçülük üzerine teksif ederek asrın ırkçılık asrı olduğunu söylüyor, milleti bölmek için, daha doğrusu Müslümanların ümmet bağını koparmak için bile bile diğer kavimleri de ırki bağlara sarılmayı, ırki ve kavmi gruplar teşekkül ettirmeyi planlıyordu.” Bir Osmanlı Yahudisine atfedilen Tekin hikâyesine son senelerde bir Yahudi Türkiyatçısı olan Jacob M. Landau da katılmış ise de yeni bir şey söylememiş ve böylece bir Türk’e ait olup bir Yahudiye atfedilen müstear meselesinde Türk araştırmacılarının yanlışına O da ortak olmuştur. Jacob M. Landau, Tekinalp Bir Türk Yurtseveri adlı çalışmasında Turan hakkında şu değerlendirmelerde bulunmuştur: “1914’te İstanbul’da Türkçe olarak basılan Turan da, bütün Türk asıllı insanların mutlu vatanı Turan’ı ve bunun politik geleceği üzerine çeşitli varsayımların irdelendiği Büyük Türklük üzerine uzunca bir çalışmaydı. Ancak, kitabın yazarının kimliğini sorgulamak yerinde olur. Türkiye’de aralarında Ankara Milli Kütüphanesi de bulunmak üzere birçok ünlü kütüphanenin katalogları, kaynakça araştırmaları ve konunun uzmanları, Turan’ın yazarının Tekinalp olduğunu iddia ederler. Bununla beraber cevaplanması gereken iki soru var. Birincisi, kitap M. Kohen’in daha önce ya da sonraki zamanda hiç kullanmadığı Tekin ismiyle imzalanmış olması. İkinci olarak, yazılarında ya da kendi hal tercümesinde bu esere hiç gönderme yapmamış, listesine katmamıştır. Yine de Turan’ın, kapsadığı fikirlerin Tekinalpʼe ait olması açısından, O’nun tarafından yazıldığı söylenebilir. Ayrıca Kemalist dönemde Turanizmin Türkiye’deki rejime ters düştüğü devrede, Tekinalp bu kitabın sahipliğini üstlenmeyi istememiş olabilir. Bu kanıtlar tamamen ikna edici olmasa da Tekinalpʼin Turan’ın yazarı olduğu iddiasını çekinceli olarak kabul edebiliriz.” Görüldüğü gibi mesele iyice içinden zor çıkılır bir hal almıştır. Hâlbuki hiçbir araştırmacı Moiz Kohen’in müstearını neden kısaltmış olduğu meselesi üstünde durmak ihtiyacını duymamıştır. Bu hususta cesurane hüküm vermemek için elde kâfi işaretler vardı. Evvela müstear kısaltılmıştı, bunu niçin ve hangi gerekçe ile yapmış olabilirdi? M. Kohen, Tekinalp yerine niçin “Tekin”i tercih etmişti? İkincisi eserlerinin listesini verirken makalelerini bile zikrettiği halde, pek de küçümsenemeyecek hacimdeki (143 s.) bir kitabını niçin zikretmemişti? Üçüncüsü, daha sonra aynı mesele etrafında yazmış olduğu “Kemalizm ve Türk Ruhu” gibi kitaplarında Turan, bir satır halinde bile olsa, niçin hatırlanmamıştı? Nitekim Turan’ın yazarı için de Türk Yurdu’nda çıkan (1914/1330) tanıtma yazısında Tekin müstearı adı altında gizlenen Turan muharriri Osmanlı-Türk muharrir ve edipleri arasında şayan-ı dikkat bir mevki işgal etmiş olan bir zattır” denilmektedir. Kısaca Turan’ın bir Türk’ün kaleminden çıktığı gerçeğinin delili Türk Yurdu mecmuasında bulunuyordu ve bu Türk’ün ismi Ahmet Ferit Tekʼti.

Kitabın İçeriği

Kitabın içeriği de en az kitabın serüveni kadar ilginçtir. II. Meşrutiyet devri “Turancılık” düşüncesinin en dikkate değer beyannamelerinden biri olarak kabul edilmesi gereken “Turan” 1914 tarihinde neşredilmiştir. Kitap Necati Kültepe tarafından yeni harflere çevrilerek ve başına Emel Esin ile Prof. Dr. Ali Birinci’nin açıklamaları derç edilerek ve kitabın son bölümüne kitabın eski yazılı şekli eklenerek Turan Kültür Vakfı tarafından 1999 Ekimi’nde yeniden yayınlanmıştır. Yüz kırk üç sayfa olan bu kitap birbirine bağlı dokuz makaleden oluşmaktadır. Bu makaleler: Turan, İl Han’dan Cengiz Han’a, Çinli Pençesi ve Rus Çizmesi, Altın Soy, Altın Yurt, Yeşil ve Sarı Ova, Hanbalık’tan Sultanbalık’a mı?, Baygöl’den Güzeldeniz’e mi?, Yeni Turan, Yeni Cengizliktir.

Turan

“Turan” isimli makalede “Turan” tabirinin, tarihi bir tabir olmadığı, sadece coğrafi bir isim sanılan “İtalya” gibi onun da ileride gerçekleşmesi pek mümkün “Türk Birliği”nin adı olduğu anlatılmaktadır. Bugün Türkleri esir tutan Rusya ve Çin’in, diğer İmparatorluklar gibi bir gün yıkılacağı ve Büyük Turan’ın ayağa kalkacağı belirtilmektedir. Yazara göre: “Turan Türk’ü bir gün gelecek titreyecek ve ayağa kalkacaktır. Türklerin, fikr-i milliyet ile yanan sineleri üzerine yeni Cengizlerin altın tahtları kurulacaktır. Çünkü Turan, bir tabir-i tarih değil; bir hakikat-ı ırkiyedir. Çünkü Türklük yaşayan zinde ve pür hayat bir milliyettir.”

İl Han'dan Cengiz Han'a

İl Han’dan Cengiz Han’a makalesinde Türklerin tarih sahnesine çıkışı ve tarihi seyirleri betimlenmektedir. Türklerin Ergenekon’da türeyişleri, Hyung-nu Devleti’ni kurmaları, Çinlilerle temasları ile Çin Seddi’nin oluşumu, Göktürk (Tu-Kiyo) Devleti’ni teşekkül ettirmeleri, Orhun Abideleri, Uygur Devleti, Türklerin batıya göçleri, İslam’la tanışmaları, Selçuklu Devleti’ni kurmaları, Doğu’dan gelişen büyük Moğol hücumu ile Turan’ın bütün azamet ve mehabetiyle kuruluşu ve parçalanması, Timur ve Devleti ve bu tarihten itibaren Türklüğün içine düştüğü vahim durum ayrıntılı bir şekilde tasvir edilmiştir.

Çinli Pençesi ve Rus Çizmesi

Çinli Pençesi ve Rus Çizmesi adlı makalesinde ise Çin ve özellikle Rusların orta zamanlarda, Turan’da büyük Türk Devletlerinin yıkılmasıyla beraber, bu coğrafyalarda 20. yüzyıla kadar yaptıkları siyasi ve askeri faaliyetler anlatılmaktadır. Yine Rusların küçük bir knezlikten Orta Asya ve Sibirya’yı işgal eden, 18. yüzyıldan sonra da Osmanlı Devleti’ni tehdit eden bir güç haline gelişi aktarılmıştır.

Altın Soy

Altın Soy adlı makalesinde 19. yüzyıl ve 20. yüzyıl başlarında dünyanın çeşitli coğrafyalarında yaşayan Türkler ve sayılarından bahsedilmektedir. Bu Türklerin, bugün hangi Devletlerin sınırları içinde yaşadıkları anlatılmıştır. Yazara göre:“…Türk yaşıyor, o halde, Turan da bir hakikat olacaktır. Çünkü Devlet ölür. Fakat millet asla ölmez, yaşar. Millet yaşayınca da, bir vatan bir istikbal, bir Turan muhakkak doğacak ve yaşayacaktır…”

Altın Yurt

Altın Yurt adlı makalesinde ayrıntılı olarak Türk’ün yaşadığı coğrafyanın özellikleri, Turan’dan geçen ticaret yolları, geçit noktaları, Turan şehirleri ve bu şehirlerin özellikleri, iklim ve bitki örtüsü, rüzgârları, yeraltı ve yerüstü zenginlikleri anlatılmıştır.

Yeşil ve Sarı Ova

Yeşil ve Sarı Ova makalesinde ise Altın Yurtta olduğu gibi özellikle Turan’ın iklimi ve yetişen nebatatları, bitkileri ve ticaret yollarından bahsedilmiştir.

Hanbalık'tan Sultan Balık'a Mı?

Hanbalık’tan Sultan Balık’a mı? Baygöl’den Güzel Denize mi? İsimli makalesinde Rus ve Çinli çizmesi altında inleyen Turan’ın nasıl büyüyeceği ve sınırlarının nereden başlayıp nereye uzanacağına değinilmiştir. Yeni Turan’da, yeniden kurulacak Büyük Turan’ın temelini oluşturacak, Küçük Turan’ın sınırları, hangi coğrafyada kurulacağı ve nüfusunun ne kadar olacağına değinilmiştir.

Yeni Cengizlik

Yeni Cengizlik isimli son makalesinde ise yaşayan Turan’ın, Çinli Pençesi ve Rus Çizmesi altında olduğu belirtilip 20. yüzyılın ırk devri olacağına değiniliyor. Bu nedenle Turan giderek canlanacak ve ayağa kalkacaktır. Bundan üç bin yıl önce olduğu gibi bugün de Turan’ı ateş ve demirin kurtaracağına temas ediliyor. Yazar kitabının son paragrafını şu şekilde oluşturuyor: “… Ateş ve demir! İşte Türkleri, bundan üç bin sene evvel ilk esaretten kurtaran kuvvet!... Bu kuvvet bugün de Türklüğü son esaretten kurtaracak, Turan ancak bu yolda bir elde kılıç bir elde çerağ fetih olunacaktır.”

Kaynakça

  • Ahmet Ferit Tek, “Turan”, İstanbul, 1914 (R. 1330)
  • Yenal Ünal, “Türkçülük Tarihinde Kayıp Bir Eser: Turan”, Tarih Okulu Dergisi II. İzmir, 2009., (Tarih Okulu Dergisinde yayımlanan yukarıdaki makale çalışması, ilgili dergiyi ve makaleyi kaynak göstermek koşuluyla istendiği yerde kullanılabilir.)
  • Yenal Ünal, Ahmet Ferit Tek, Bilgeoğuz Yayınevi 2009, İstanbul.
  • Sadık Albayrak, “Devrimin Çakıl Taşları”, İstanbul, 1979
  • M. Ertuğrul Düzdağ, “Dünden Yarına”, İstanbul, 1978
  • Ali Birinci, “Tarih Yolunda Yakın Mazinin Siyasi ve Fikri Ahvali”, İstanbul, 2001
  • Ali Birinci, Tarih Uğrunda Matbuat Âleminde Birkaç Adım, İstanbul, 2001
  1. ^ TÜRKÇÜLÜK TARİHİNDE KAYIP BİR ESER: TURAN. Tarih Okulu. 11 Kasım 2009. s. 1. 22 Eylül 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Eylül 2024. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Turancılık</span> Ural-Altay kökenli halkları birleştirmeyi hedefleyen pan-milliyetçi

Turancılık veya Pan-Turanizm, tüm Ural-Altay kavimlerinin birliğini savunan siyasi görüş. İlk olarak Macarlar, Finler, Estonlar ve Rusya içindeki Fin-Ugor kavimleri ile beraber Tunguzlar, Moğollar ve Türklerin bir araya getirilmesi olarak ortaya çıkmıştır. Türkçü ve Turancı olan Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları isimli eserinde Turancılığın; Macarları, Moğolları, Tunguzları, Finuvaları içine alan bir kavimler karması olmadığı görüşünü belirterek Turancılığı Türk halkları ile sınırlandırmış ve Türkçülük ile aynı anlamda kullanmıştır. Turancılık bugünkü Türkî devletlerde bu şekilde benimsense de esas olarak Fin tarihçi Matthias Alexander Castrén tarafından Ural-Altay kavimlerinin birliğini sağlamak amaçlı ortaya atılmış bir görüştür.

<span class="mw-page-title-main">Mehmet Emin Yurdakul</span> Türk şair ve milletvekili

Mehmet Emin Yurdakul, Türk şair ve milletvekili. "Türk Şairi", “Millî Şair” olarak anılır.

<span class="mw-page-title-main">Ahmet Ferit Tek</span> Türk politikacı

Ahmet Ferit Tek, Türk siyasetçi, diplomat, fikir adamı.

<span class="mw-page-title-main">Munis Tekinalp</span> Türk gazeteci, yazar ve hukukçu

Munis Tekinalp, gönüllü olarak Türkleşmiş Osmanlı Yahudisi yazar, filozof ve gazeteci.

<span class="mw-page-title-main">Türkçülük</span> Türk ulusunun kültürel-politik birliğini ve yükselmesini amaçlayan düşünce

Türkçülük, Türkizm veya Pan-Türkizm, tüm Türk halkının kültürel ve politik birliğini ve yükselmesini amaçlayan; 1880'lerde Osmanlı İmparatorluğu'nda ve o zamanlar Rus İmparatorluğu'nun bir parçası olan Azerbaycan'da yaşayan Türk aydınlarının başlattığı harekettir.

Liz Behmoaras, Yahudi asıllı Türk yazar, çevirmen, gazeteci ve köşe yazarıdır.

<span class="mw-page-title-main">Yusuf Akçura</span> Türk tarihçi ve milletvekili

Yusuf Akçura veya Kazanlı Yusuf Akçura, , Türk yazar ve siyasetçi. Türkçülük akımının önde gelen temsilcilerindendir. Tatar Türkü'dür.

<span class="mw-page-title-main">Müfide Ferit Tek</span> Türk yazar

Müfide Ferit Tek, Türk romancı.

Üç Tarz-ı Siyaset, Yusuf Akçura'nın ilk defa 1904'te Kahire'de Türk adlı gazetede yayımlanan, bir tez niteliğinde yazılmış makalesi.

<i>Aydemir</i> (roman)

Aydemir, Müfide Ferit Tek'in 1918 yılında Türk Kadını Mecmuası Halk Kitaphanesi tarafından yayımlanmış ütopik romanı.

<span class="mw-page-title-main">Türk milliyetçiliği</span> Türk halkını ulusal veya etnik tanımlarla yücelten ve teşvik eden bir siyasi ideoloji

Türk milliyetçiliği, ulusal veya etnik tanımlarla Türk milletinin ilerlemesini, gelişmesini amaçlayan siyasi bir görüştür. Türkçülük ile aynı olmayıp, içinde Türkçülük dahil olmak üzere çeşitli Türk milliyetçisi ideolojileri barındırır.

Osman Turan, Türk tarih profesörü, akademisyen ve siyasetçi. Selçuklu İmparatorluğu hakkında detaylı incelemeler ve araştırmalar yapmıştır. Selçuklu üzerine yaptığı çalışmalar İslam Ansiklopedisi gibi yerlerde yayımlanmış ve uluslararası tarih camiasında tanınmasına olanak sağlamıştır.

<span class="mw-page-title-main">Cevat Rıfat Atilhan</span> Türk yazar

Cevat Rıfat Atilhan, Türk yazar.

<span class="mw-page-title-main">Hasan Ferit Cansever</span>

Hasan Ferit Cansever, Türk tıp doktoru, yazar ve asker.

<i>Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak</i>

Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak, Ziya Gökalp'in Balkan Savaşları'ndan sonra çeşitli mecralarda yayımladığı düşünce yazılarını içeren 1918'de yayımlanmış kitap.

<span class="mw-page-title-main">Nihal Atsız bibliyografyası</span>

Nihal Atsız bibliyografyasında, Atsız'a ait kitaplar, şiirler gibi eserler yer almaktadır.

Hüseyin Namık Orkun, Türk tarihçi, dilbilimci.

<span class="mw-page-title-main">Hüseyinzade Ali Turan</span> Azeri doktor, ressam, yazar ve filozof

Hüseyinzade Ali Turan, Azerbaycan Türkü doktor, ressam ve yazar.

Korkunç Yıllar, Cengiz Dağcı'nın 1956 tarihli romanı. Yazarın yaşamından büyük izler taşıyan bu roman II. Dünya Savaşı’nda Kırım Türkleri ve diğer toplulukların uğradığı katliamları ve zorlukları ele alır. Yazar da tıpkı başkişi Sadık Turan gibi II. Dünya Savaşı’a katılmıştır. ‘’Yurdunu Kaybeden Adam’’ bu romanın devamıdır. Her iki romanda geçen mekânlar ‘’Hatıralarda Cengiz Dağcı’’ ve ‘’Regina ’' adlı eserlerde anlatılanlarla benzerdir. Kırımlı filmi ile sinemaya da uyarlanmıştır.