İçeriğe atla

Tunusluların vatandaşlığa alınma meselesi

Tunusluların vatandaşlığa alınma meselesi
Habib Burgiba liderliğindeki delegasyon, defin işlemini prostesto ederken
Tarih 31 Aralık 1932 - 7 Ağustos 1933
Yer Bizerte, Munastır, Hammam-Lif, Menzel Burgiba ve Kayravan
Sebep Müslüman Tunuslular, Fransız vatandaşı olmuş müslümanları, müslüman mezarlıklarında gömmeyi reddetmesi.
Yöntem
Protestocular
  • Mezarlıkların abluka altına alınması
  • Ayaklanmalar
  • Basın toplantıları

  • Silah kullanımı
Taraflar
Tunus ulusal hareketi Fransa
Öne çıkan kişiler
Habib BurgibaFrançois Manceron

Tunusluların vatandaşlığa alınma meselesi, okumuş Müslümanların Fransız vatandaşlığına alınma hakkı alması üzerine, buna gösterilen tepkileri içerir.

İlk çıkarılan vatandaşlığa kavuşma yasaları

Tunuslulara Fransız vatandaşlığına girmesine müsaade veren ilk kanunlar, Tunus Fransız Protektorası'nın kuruluşundan 6 sene sonra yani 1887'de yürürlüğe girdi. 29 Temmuz 1887 çıkarılan yasa ile Fransa adına orduda 3 yıl görev yapan veya Fransa adına yararlı hizmetleri olmuş Tunuslular, büyük suç işlemedikleri halinde Fransız vatandaşı olabilecekti.

Bu kanun; 28 Şubat 1899, 2 Ekim 1910, 20 Ağustos 1914 ve 8 Kasım 1921 yıllarında çıkarılan kararnameler ile değişikliğe uğramıştır. 1910 yasası ile vatandaşlığa kabul için Tunusluların Fransız vatandaşı olan biriyle evli olması gerekiyordu veya Fransız okullarında yüksek öğrenim yapılmalıydı.

Bununla birlikte, Tunus'ta doğan yabancılar için Fransız vatandaşlığına girmeyi kolaylaştıran 1921 tarihli kararname tepkileri uyandırdı. Bazı Tunus gazeteleri bu kararnameyi "Tunuslulara saldırı" olduğunu belirterek eleştirdiler. Bazıları ise bu durumun doğal olduğunu savundu.

Kararnameye ilk resmi muhalefet 8 Nisan 1922'de Tunus beyinden geldi. Ancak tepkisi bir sonuç vermedi.

Yıllara göre vatandaşlığa alınan Tunuslular:

  • 1891-1898: 23 Yahudi
  • 1899-1910: 101 Yahudi
  • 1911-1919: 77 Müslüman ve 213 Yahudi
  • 1920: 22 yetişkin ve 6 çocuk, aralarında 2'si Yahudi
  • 1921: 10 yetişkin ve 9 çocuk, aralarında 9'u Yahudi
  • 1922: 33 yetişkin ve 24 çocuğu, aralarında 29'u Yahudi
  • 1923: 39 yetişkin ve 25 çocuk, bunlardan 30'u Yahudi

20 Aralık 1923 Yasası

Fransa hükûmeti, 1922 yılında İtalya'nın başına faşistlerin geçmesiyle Tunus'taki yoğun İtalyan nüfusunun herhangi bir faşist faaliyetlerini boşa çıkarmak için Tunuslulara Fransız vatandaşlığına girmeyi kolaylaştıran 20 Aralık 1923 yasasını yürürlüğe soktu.

  • Bakalorya almış mezunları Sadiki Koleji, meslek yüksekokulu Elix-Loubet, normal okullar veya daha yüksek Arap mezunları sertifikası;
  • I. Dünya Savaşı gazileri ya da ölen askerlerin bir oğlu ya da babası ya da hayatta kalan üç oğlu;
  • Fransız kamu yönetiminde veya Fransız işyerinde on yıl çalışmış Tunuslular;
  • Fransız okullarında en az beş çocuk sahibi olan Tunuslular;
  • Fransa'ya herhangi bir şekilde önemli katkıda bulunan Tunuslular vatandaşlığa alınabilecekti.

Ancak yasalar tepki ile karşılandı. Çünkü yasalar, Tunusluları asimile amacı taşıdığı iddia edildi. Dustür Partisi olayı prostesto etmek için telgraflar çekmeye başladı. Dini makamları kınamaya teşebbüs etmedi. Çünkü vatandaşlığa geçiş isteğe bağlıydı.

1923 kanununu takip eden vatandaşlığa geçişler

Bu yasanın başlıca yararlanıcıları, müslüman metinlerden esinlenen Tunus mahkemelerinden kaçmaya çalışan Yahudiler'dir. Böylece, Yahudiler, Fransız vatandaşlığına kavuşmak için şartları yerine getirdiler. 1924'te 284 Yahudi 62 Müslüman vatandaşlık talebinde bulundu. 1924-1930 yılları arasında bu sayı 5300 Yahudi ve 1150 Müslümana yükseldi.

Bu yasayı Fransa Genel Sekreteri Lucien Saint hazırlamıştı. Yasayı çıkarmasındaki amacı daha iyi eğitim görmüş üyelerini Fransız vatandaşı yaparak milliyetçi hareketi zayıflatmaktı. 2 Ocak 1929'da Tunus'tan ayrıldığında, halefi, Tunus ulusal hareketi ile karşı karşıya kalacağını bilmiyordu.

1932 Ulusal hareketi

Dustür Partisi, Lucien Saint'in çıkardığı yasalara karşı ulusal hareket oluşturmak istedi. Ancak Tunus o dönemde ekonomik refaha kavuşmuştu. Bu yüzden halk ulusal harekete destek vermedi. Dustür Partisi ilk olarak halkın örgütlenmesi gerektiğini anladı ve bunu gerçekleştirebilmek için devletin kontrolünün az olduğu kırsal kesimlerde örgütlenmeye başladı. Sanatçılar ulusal duyarlılığı artırmak için ülkeyi gezdi. 1 Kasım 1932'de Habib Burgiba, Mahmud El Materi, Bahri Guiga, Muhammed Burgiba, Tahar Sfar ve Ali Bouhageb tarafından yönetilen L'Action Tunisienne Arapça ve Fransızca olarak ilk baskısı yayınlandı.

Mezara gömülme olayı

Bizerte'ye defin

31 Aralık 1932 tarihinde, Fransa vatandaşı olmuş bir müslüman olan Muhammed Chaabane'nin Bizerte'ye gömüleceği duyuruldu. Bir Fransız vatandaşının Müslüman bir mezarlığa gömülmesine karşı olan Müslümanlar mezarlıkta toplanmaya başladı. Şehrin Müftüsü İdriss Çerif, Chaabane'nin gömülemeyeceği fetvası verdi. Kan dökülmesini önlemek için, dul eşi Chaabane'nin Katolik mezarlığına gömülmesini kabul etti. O günlerde, Fransız vatandaşı olmuş genç bir Müslüman, Müslüman mezarlığına gömülmek istendi. Halk aynı tepkiyi gösterdi. Olaylara müdahale etmek için çağrılan yerel yetkililer müdahale etti.

Bütün bu eylemler, milliyetçi medya tarafından büyük bir zafer olarak kutlandı. L'Action Tunisienne, Hammam Lif, Ferryville ve Kairouan'da şiddetli protesto gösterilerine neden olan bir gazete kampanyası başlattı.

İbni Ashur'ın fetvası

Genel Sekreter François Manceron, bu olayaları durdurabilmek için Nisan 1933'te imam ibn Ashur'ın fetva istedi. "Sharaa" mahkemesinden çıkan fetvaya göre: Müslüman olmayan bir ülkenin vatandaşlığını benimseyen bir Müslüman'ın mürted olmasına rağmen bu kişinin sözlü olarak bile tövbe etmesi halinde Müslüman toprakları üzerindeki mezarlıkta gömülebileceği belirttildi. Yayınlanan fetva duyulduğuna fetvanın, Fransa hükümeti ile ulemanın uzlaşarak yayınladığı ortaya çıktı. Bu durum halk tarafından öğrenildiğine, Zitouna öğrencileri grev başlattı. Öğrenciler fetvanın kaldırılmasını talep etti. 30 Eylül 1933'te fetva kaldırıldı.

Protesto gösterileri artması

15 Nisan ve 16 Nisan 1933'te Halfaouine mahallesinde vatandaşlığa kabul edilmiş bir Fransız olan Musa Ben Said'in açıklaması üzerine mahallede kargaşa başladı. Kolluk kuvveti kargaşayı ele alamadı ve bu nedenle kargaşayı Senegal Sömürge Ordusu durdurmak için geldi. Kargaşalar daha sonra durdu.

21 Nisan'da Sadrazam Hedi Lakhoua, Sharaa'yı savundu ve faillerin eylemlerinin zararlı neticelerine karşı uyardığı bir bildiri yayınladı. Ancak konuşması etkisizdi. İsyanları önlemek için, vatandaşlık kazanmış insanlar Kairouan, La Manouba, El Kef ve Souk El Arba gibi Avrupa mezarlıklarına gömüldü. Tunus'un genel valisi daha sonra, Fransız vatandaşı Müslümanların özel olarak belirlenmiş mezarlıklarda gömülmesini emrediyordu.

Ancak Fransız vatandaşı Müslümanların Müslüman mezarlıklarında gömülmemesini emreden kararnameye rağmen, Sousse'nin sivil denetçisi André Graigniç, Abdesselem Essayadi adındaki oğlunun hayatını kaybetmesinden sonra onu Müslüman mezarlığına gömmek istedi. İnsanlar gömme işlemini engellemeye çalıştı. Askerlerden biri protestoculara silah sıktı. Bunun üzerine protestocular cenaze namazında taş atmaya başladı. Olaylar bittiğinde çok sayıda yaralı ve ölü vardı.

Ez-Zitouna Camii'ndeki imam Mohamed Bechir Naifer, İbn Ashur'la olan görüş ayrılıklarını ifade etmek için Müslümanların vatandaşlığa geçme isteğinden vazgeçtiğini belirten bir fetva yayınladı. Fetva, bir Müslüman vatandaşın bir Müslüman mezarlığına gömülme hakkına sahip olması için tövbe şartlarını da açıkça belirtti. Bu fetva, kardeşi İbrahim Naifer tarafından imzalandı. 4 Mayıs'ta fetvayı yayınlama kararı alan L'Action Tunisienne gazetesi, fetvayı hazırlayan imamlara karşı saldırı yapılmaması için fetvayı anonim olarak yayınlandı.[1]

Sonraları

Özel mezarlıkların yapılması

6 Mayıs 1933'te yürürlüğe giren bir kararname ile Fransız vatandaşı olan Müslümanlara özel mezarlıklar kuruldu. Bu özel mezarlıklar, halk tarafından hiç de olumlu karşılanmıyordu. Çünkü gömülen insanlar hain olarak nitelendiriliyordu. Özel mezarlıklara gömülen insanların aileleri, bu durumdan hiç de memnun değildi. En az 70 kişi, Fransız vatandaşlıklarını silmek ve ölen insanların müslüman mezarlığına gömülmek için başvuruda bulunuyordu. Ancak Fransız yetkililer buna sıcak yaklaşmadı.

Kaynakça

  1. ^ Enneifer, Arwa (2016), Cheikh Mohamed Salah Enneifer. His life and legacy, Tunis: Al-Resalah Al-Alamiah Editions , p. 80-81

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Tunus</span> Kuzey Afrika ülkesi

Tunus, resmî adıyla Tunus Cumhuriyeti, Kuzey Afrika'da, Akdeniz'e kıyısı olan bir ülkedir. Kurucusu Habib Burgiba'dır. Batısında Cezayir, doğusunda Libya ve Akdeniz, Kuzeyinde de Akdeniz yer alır. Ülkenin güney kısmını Büyük Sahra Çölü kaplar.

Tanzimât, Osmanlı İmparatorluğu'nda 1839 yılında Tanzimât Fermânı olarak bilinen Gülhane Hatt-ı Şerifi'nin okunmasıyla başlayan modernleşme ve yenileşme döneminin adıdır. Sözcük anlamı "düzenlemeler, reformlar" demektir. Batı dillerinde genellikle Osmanlı Reformu deyimi kullanılmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi</span> Almanyada 1920 ila 1945 arasında var olmuş aşırı sağ siyasi parti

Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi veya yaygın kısa adıyla Nazi Partisi, Weimar Cumhuriyeti döneminde kurulmuş ve Weimar Cumhuriyeti'ni Nazi Almanyası'na dönüştürüp 1933-1945 yılları arasında yönetmiş olan bir Alman siyasi partisidir. Yirminci yüzyılın ilk yarısında Alman siyasetinde önemli bir yere sahip olmuş partinin programı ve ideolojisi olan nasyonal sosyalizm, radikal antisemitizm ile birlikte etnik milliyetçiliğe dayanan antiliberal ve antikomünist bir görüşteydi. 1921 senesinden itibaren parti başkanlığını sürdürmüş Adolf Hitler'in 1933 senesinde şansölye olmasının ardından 1945 senesine kadar nasyonal sosyalizm döneminde Almanya'nın tek yasal partisi olmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Nazi Almanyası</span> 1933ten 1945e dek Nazi Partisi yönetimindeki Almanya

Nazi Almanyası, Almanya’nın 1933 ile 1945 yılları arasında, Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi (NSDAP) idaresi altında, tek parti rejimine dayalı yönetim sistemiyle “Führer” unvanlı hükûmet (1933-1945) ve devlet başkanı (1934-1945) Adolf Hitler’in liderliğinde egemenlik sürdüğü döneme verilen isim. Alman tarihi içerisinde “Reich”ların üçüncüsüdür; bundan dolayı Üçüncü Reich ismiyle de nitelendirilir.

<span class="mw-page-title-main">Fransızlar</span> Fransa vatandaşları

Fransızlar, Fransa'da yaşayan, Fransa'nın vatandaşlığına sahip veya bir Cermen kavmi olan Frank kökenli bir halktır. "Francia" sözcüğünün kökü de bu kelimeden gelmektedir, Frenklerin yurdu ve yaşadıkları bölge anlamına gelir. Fransız kimliğinin oluşmasında önemli bir faktör olan Cermen kökenli Franklar, Frankiya'yı (Fransa) fethettiklerinde kendi dillerini bırakıp Latin dilini benimsemişlerdir ve buna müteakip Fransızca dediğimiz Latin dili ortaya çıkmıştır. Tarih boyunca Franklar, Roma kültürünün etkisinde kalarak Galya'daki yerli halklar ile karışmış ve bugünkü Fransızların ataları olmuşlardır.

<span class="mw-page-title-main">Habib Burgiba</span> Tunusun ilk devlet başkanı

Habib bin Ali Burgiba, Tunus Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk devlet başkanıdır (1957-1987). Arap dünyasında ılımlılık ve aşamalı ilerlemenin önde gelen savunucularından olmuştur. İdeolojisi Burgibaizm olarak adlandırılır.

<span class="mw-page-title-main">Elhamra Kararnamesi</span> 1492 tarihli Yahudileri İspanyadan kovulması kararını bildiren kararname

Elhamra Kararnamesi, Kastilya ve Leon Kraliçesi I. Isabel ile Aragon Kralı II. Fernando tarafından 31 Mart 1492'de Elhamra Sarayı'nda imzalanarak ilan edilen ve İspanya'da yaşayan Yahudilerin kovulması kararını, gerekçeleriyle birlikte ifade eden belgedir. Bu kararnameye göre Yahudi dinine mensup veya biyolojik olarak Yahudi olan herkes İspanya'yı terk edecek; yanına altın, para vb. ziynet eşyası almayacaktır. Kararnamenin muhataplarına ülkeyi terk etmek için 31 Temmuz tarihine kadar süre tanınmış ve bu süre sonunda da ülkeyi terk etmeyenlerin idam edileceği belirtilmiştir. Bu tarihten bir yıl sonra yine II. Fernando'a ait olan Sicilya (1493'te), beş yıl sonra da Portekiz (1497'de) aynı uygulamayı gerçekleştirecektir.

<span class="mw-page-title-main">Emin el-Hüseynî</span> Filistinli Müslüman lider

Muhammed Emin el-Hüseyni, Filistinli bir Arap milliyetçisi ve Filistin Mandası'nda Müslüman liderdi. 1921-1948 yılları arasında Kudüs başmüftüsü olarak görev yapmış ve Arap Yüksek Komitesi'nin kurucusudur.

<span class="mw-page-title-main">Cezayir'deki Yahudilerin tarihi</span>

Yahudiler ve Yahudiliğin Cezayir'de uzun bir geçmişi vardır fakat 20.yy'ın sonlarına doğru gelişen politik gerginlik sebebiyle ülkedeki Yahudi nüfusu tükenmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Abdullah bin Selam Camii</span> Cezayirde cami

Abdullah bin Selam Camii veya eski adıyla Vahran Büyük Sinagogu, Cezayir'in Oran şehrinde 1880'de inşa edilmeye başlanıp Simon Kanoui tarafından takdis edilmiş olup resmi açılış töreni 1918'de gerçekleşmiştir. İsrailoğulları Tapınağı olarak da bilinen bu sinagog eski adı Joffre Bulvarı olan Maata Mohamed El Habib Bulvarında yer alır. Cami'ye çevrildikten sonra Abdullah Ben Salem adını almıştır. Kuzey Afrika'daki en büyük ve gösterişli sinagoglardan biriydi. Cezayir Bağımsızlığını kazandıktan sonra sinagoga el konulup camiye çevrildi. Bu sinagog, Cezayir hükûmetince el konulup camiye çevrilen en az on yedi sinagogdan biridir.

<span class="mw-page-title-main">Tunus'taki Yahudilerin tarihi</span>

Tunus'taki Yahudilerin tarihi Roma dönemine kadar dayanır. 1948'de önce Tunus'taki Yahudi nüfusu 110.000'lere kadar ulaştı. 1950'lerde nüfusun yarısı İsrail'e diğer yarısı Fransa'ya göç etti. 2011 itibarıyla Tunus şehrinde 700 ve Cerbe Adası'nda 1000 Yahudi yaşamaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Raşid Gannuşi</span> Tunuslu siyasetçi

Raşid Gannuşi, Tunuslu siyasetçi, Nahda Hareketi'nin lideri.

<span class="mw-page-title-main">Tunus Anayasası</span>

Tunus Anayasası, Tunus Cumhuriyeti'nin en büyük kanunu olmakla birlikte Tunus devleti ile halk arasındaki ilişkiyi belirten bir çerçevedir.

Batto Sfez, Tunus'taki Yahudi cemaatinin lideri Nassim Shamama'nın araba sürücüsü olarak çalışan genç bir Tunuslu Yahudi'dir. 1857'de İslam'a küfür ettiği iddiasıyla yargılanmış ve bu dava uluslararası diplomatik krize neden olmuştu. Avrupa güçlerinin olaya müdahale etmesiyle Tunus'ta, Osmanlı'da ilan edilen Tanzimat'a benzer ferman ilan edildi.

<span class="mw-page-title-main">Burgibaizm</span>

Burgibaizm, Tunus'un ilk devlet başkanı olan Habib Burgiba'nın ve takipçilerinin düşüncelerini ifade eden bir kavramdır.

<span class="mw-page-title-main">Muhammed en-Nasır</span>

Muhammed en-Nasır, Muhammed Nasır, Devlet Başkanı El-Beci Kaid es-Sibsi'nin ölümünün ardından 25 Temmuz 2019'da Tunus'un geçici Başkanı olan Tunuslu siyasetçi. 2014'ten beri Halk Temsilcileri Meclisi Başkanı ve yönetimdeki Nida Tunus partisinin lideri olarak görev yapıyor. Daha önce 1970'lerde ve 1980'lerde devlet başkanı Habib Burgiba başkanlığında Sosyal İşler Bakanı olarak ve 2011'de de geçici Gannuşi ve Es-Sibsi hükûmetlerinde görev yaptı.

<span class="mw-page-title-main">Kays Said</span> 5. Tunus devlet başkanı

Kays Said, Tunuslu hukukçu ve siyasetçi. 2019 Tunus başkanlık seçimine bağımsız aday olarak katıldı ve ikinci turda Tunus'un 8. devlet başkanı seçildi.

<span class="mw-page-title-main">Tunus başbakanı</span> Tunusun hükûmet başkanı

Tunus başbakanı Tunus hükümetinin yürütme organının başıdır. Başbakan, cumhurbaşkanı ile birlikte yürütme organını yönetir ve başbakanın kabinesi ile birlikte Halk Temsilcileri Meclisine, başbakanın siyasi partisine ve nihayetinde yürütme ve yasamanın politikaları ve eylemleri için seçmenlere karşı sorumludur.

<span class="mw-page-title-main">Abir Musi</span> Tunuslu avukat ve siyasetçi

Abir Musi Tunuslu bir hukukçu ve politikacı. 2016'dan beri Hür Düstur Partisinin başkanı ve 2019'dan beri Parlamento üyesidir. Abir Musi, sivil devleti ve Burgiba'nın yaklaşımını savunan en önemli ve ünlü Tunuslu politikacılardan biri olarak kabul edilir. Siyasal İslam hareketlerini ve din ile siyaset arasındaki her türlü karışmayı mutlak olarak reddetmesiyle de tanınır.

<span class="mw-page-title-main">Bizerte Krizi</span>

Bizerte Krizi, Temmuz 1961'de Tunus'un liman kenti Bizerte'yi Fransa'dan geri almak için başlattığı abluka nedeniyle Tunus ve Fransız kuvvetleri arasında yaşanan silahlı çatışma.