
Komünizm ; üretim araçlarının ortak mülkiyeti üzerine kurulu sınıfsız, parasız ve devletsiz bir toplumsal düzen ve bu düzenin kurulmasını amaçlayan toplumsal, siyasi ve ekonomik bir ideoloji ve harekettir. Sadece üretim araçlarının ortak kullanımına dayanan sosyalizm ile tam olarak aynı anlama gelmemesine rağmen hatalı bir biçimde eş anlamlı olarak da kullanılabilmektedir. 20. yüzyılın başından beri dünya siyasetindeki büyük güçlerden biri olarak modern komünizm, genellikle Karl Marx'ın ve Friedrich Engels’in kaleme aldığı Komünist Parti Manifestosu ile birlikte anılır. Buna göre özel mülkiyete dayalı kapitalist toplumun yerine meta üretiminin son bulduğu komünist toplum gerçektir. Komünizmin temelinde yatan sebep, sınıfsız, ortak mülkiyete dayalı bir toplumun kurulması isteğidir. Sınıfsız toplumlarda en genel anlamıyla tüm bireylerin eşit olması fikri karşıt görüşlüler tarafından "ütopya" olarak görülür ve zorla yaşanmaya çalışılırsa kaosa yol açacağı iddia edilir. Paris Komünü, komünist sistem yaşayabilmiş ilk topluluktur. Bunun dışında Mahnovist hareket öncülüğünde Ukrayna ve İspanya iç savaşı sırasında yaklaşık dört yıl süren anarko-komünist hareketle şekillenen toprakların kolektifleştirilmesi esasına dayalı olarak komünist topluluklar da kurulmuştur.

Dwight David Eisenhower , lakabı "Ike", ABD'nin 34. başkanı (1953-1961). II. Dünya Savaşı'nda 1944-45 yıllarında Batı Avrupa'daki Müttefik kuvvetlerinin başkomutanlığını yapmıştır. 1951'de NATO'nun ilk başkomutanı olmuştur. Alman asıllıdır.

Harry S. Truman, Amerika Birleşik Devletleri'nin 33. başkanıdır. Göreve 1945 yılında o zamanki başkan olan Franklin D. Roosevelt'in görev başında ölmesi sonucu başkan yardımcısı iken gelmiştir. Başkanlığa geldiğinde II. Dünya Savaşı'nın son ayları yaşanıyordu.

Soğuk Savaş, iki Süper güç olan ABD önderliğinde Batı Bloku ile Sovyetler Birliği'nin önderliğinde Doğu Bloku ülkeleri arasında Truman Doktrini'nin ilanından (1947) SSCB'nin dağılmasına (1991) kadar devam ettiği kabul edilen uluslararası siyasi ve askeri gerginlik. Soğuk Savaş dönemi, Amerika liderliğinde batı dünyası ile Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin önderliğindeki komünist blok arasındaki dünya üzerinde geniş bir nüfusu etki etmesine verilen isimdir. Soğuk Savaş döneminde NATO, "Batı İttifakı" olarak da biliniyordu. Batı Bloku, NATO üyesi ülkeler ile NATO üyesi olmayan ancak ABD ile müttefik olan kapitalist ve antikomünist ülkelerden, Doğu Bloku ise Varşova Paktı'na üye olan komünist ve bu pakta üye olmayan diğer komünist ülkelerden oluşuyordu. Bu iki karşıt blokun yanı sıra hiçbir bloku desteklemeyen Bağlantısızlar Hareketi isimli üçüncü bir blok daha vardı. Çin ve Yugoslavya hem Doğu Bloku ülkeleri, hem de Bağlantısızlar Hareketi ülkeleriydi. Bu iki komünist ülkenin her iki blokta da olmasının nedeni Sovyetler Birliği ile olan görüş farklılıklarıydı.

Komintern 1919 Martında, savaş komünizmi döneminin (1918-1921) ortasında Vladimir Lenin ve Sovyetler Birliği Komünist Partisi tarafından kurulan, "silahlı kuvvetler de dahil tüm mümkün araçlarla uluslararası burjuvaziyi yıkmak ve devletin tamamen yok oluşu için bir geçiş aşaması demek olan Uluslararası Sovyet Cumhuriyetini yaratmak için" mücadele etme amacı güden uluslararası bir komünist örgüt.

Eisenhower Doktrini, 1953 yılından itibaren 8 sene ABD Başkanlığı yapan Dwight Eisenhower'ın 5 Ocak 1957'de Kongre'ye gönderdiği yetki talebi isteği.
Çin-Sovyet Ayrılığı, dönemin iki büyük komünist devleti olan Çin ve Sovyetler Birliği (SSCB) arasında 1960-1989 yılları arasında Marksizm-Leninizm'e dair teorik ve ideolojik tartışmalardan kaynaklanan ciddi bir diplomatik ayrılıktır. Sovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Sekreteri Josef Stalin'in 1953 yılındaki ölümünden sonra Nikita Kruşçev tarafından başlatılan destalinizasyon ve barış içinde bir arada yaşama politikaları sonucunda doktriner ayrılıklar kısmen başlamış, 1969'da zirveye ulaşmış ve farklı yollarla 1980'lerin sonuna kadar sürmüştür.

Sovyetler Birliği Komünist Partisi, Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi'nin Bolşevik kanadınca kurulan ve 1917 Büyük Ekim Sosyalist Devrimi'nden sonra 1991 yılına dek Sovyetler Birliği'ni yöneten parti. Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi olarak iktidara gelen parti 1918 yılında Komünist Parti adını aldı.

Antikomünizm ya da komünizm karşıtlığı, kapitalist görüşlere karşı olan ve aksinin gerçekleşebileceğini öneren komünizm düşüncesine karşı olarak komünist sistem ve görüşlerin yayılımını engelleme çalışmalarıdır. Bununla birlikte Marksist-Leninist politikaların 20. yüzyılda dünya üzerine söz sahibi olması üzerine, bu politikalara karşı olan görüşleri ifade eden bir terimdir.

George Catlett Marshall, II. Dünya Savaşı sırasında ABD Genelkurmay Başkanı (1939-1945). Daha sonra dışişleri (1947-1949) ve savunma bakanı (1950-1951) olarak hükûmette görev almıştır. Türkiye ve diğer 15 Avrupa ülkesinin ekonomik bağlılığını başlatan Marshall Planı olarak bilinen Avrupa Kalkınma Programı'nın yaratıcısıdır.

Dean Gooderham Acheson, Amerikalı devlet adamı ve avukat; ABD dışişleri bakanı (1949-1953), ABD başkanlarından dördünün danışmanı. II. Dünya Savaşı'nı izleten Soğuk Savaş döneminde ABD'nin dış politikasının mimarlığını yapmış, Sovyetler Birliği ve öteki komünist ülkelere karşı Batı İttifakı'nın oluşturulmasında etkili olmuştur.

Marshall Planı, II. Dünya Savaşı sonrasında 1947 yılında önerilen ve 1948-1951 yılları arasında yürürlüğe konmuş ABD kaynaklı, antikomünist hedefleri olan bir ekonomik yardım paketidir. 16 ülke, bu plan uyarınca ABD'den ekonomik kalkınma yardımı almıştır.
Barış içinde bir arada yaşama, Soğuk Savaş döneminde Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği tarafından geliştirilmiş teoridir. Buna göre nükleer silahlara sahip Sovyetler Birliği ve sosyalist ülkeler ile kapitalist devletler bir arada barışçıl bir şekilde varlıklarını devam ettirebilirler. Bu teori sosyalizm ile kapitalizmin uzlaşmaz çelişki içinde olduklarından bir arada yaşayamayacaklarını söyleyen marksizmin genel söylemiyle çelişmektedir. Teori Sovyetler Birliği ve Varşova Paktı ülkeleri tarafından ABD ve NATO örgütüne üye ülkeleriyle olan ilişkilerinde bir dönem hakim olmuştur.

Türk Boğazları krizi, Soğuk Savaş sırasında Türkiye ile Sovyetler Birliği arasındaki kısa süreli bölgesel krizdir. Türkiye, II. Dünya Savaşı'nın sonuna kadar tarafsızlığını korumayı başarmıştı. Sovyet hükûmeti tarafından Türk hükûmetine, Rus nakliye gemilerinin Karadeniz'i Akdeniz'e bağlayan Türk Boğazları'ndan serbestçe geçebilmesi için baskı yapılmaya başlandı. Türk hükûmetinin, Sovyetler Birliği'nin taleplerini kesin bir dille reddetmesi, bölgedeki tansiyonu arttırarak, krizi bir güç gösterisine dönüştürdü. Bu olay, daha sonra Truman Doktrini'nin ortaya çıkmasına belirleyici bir faktör olarak hizmet etti. Bu kriz Türkiye'nin yüzünü tamamen Batı'ya, yani Amerika Birleşik Devletleri ve NATO'ya döndürmesine neden oldu. Bu tarz olaylar Türkiye'nin günümüzde dünya üzerindeki gücünü pekiştirdi.

Tito–Stalin ayrılığı Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti ve SSCB liderleri arasında baş gösteren ve 1948 yılında Yugoslavya'nın Kominform'dan ihraç edilmesiyle sonuçlanan görüş ayrılığına ve uzlaşmazlık sürecine verilen isimdir. Bu aynı zamanda, Yugoslavya'da Informbiro dönemi adıyla anılacak, SSCB ile olan ilişkilerin iyice zayıfladığı, 1955 yılına kadar devam edecek bir dönemin başlangıcıydı.

Kızıl Tehlike ya da Kızıl Panik, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından ilk olarak 1919-1920 yılında politik aktivistlere ve sosyalistlere karşı başlatılan antikomünist propagandaya verilen ad. Ardından II. Dünya Savaşı'nı izleyen 1947-1957 yılları arasında tekrar Amerika Birleşik Devletleri içerisindeki ve dışarısındaki komünistlerin federal hükûmeti yıkıp yerine komünist bir düzen getirmesi tehlikesine karşı yürütüldü.

Titoizm 1948 yılında, yeni bir doktrin olarak Stalin tarafından zorla dayatılan dünya komünizmi anlayışına bir tepki olarak, Yugoslavya'nın komünist lideri J. B. Tito tarafından geliştirilen ve komünizmi, sosyalist ülkelerin ulusal bağımsızlıklarını kazanmalarına katkıda bulunan bir ideoloji olarak gören, ulusal komünizmin teorisi ve uygulamasıdır.

George F. Kennan, Amerikalı diplomat ve tarihçiydi. En çok Soğuk Savaş döneminde Sovyetler hakkında yazdığı resmi yazışmalar ve Amerika Birleşik Devletleri'nin dış ilişkiler politikaları üzerindeki etkisiyle tanındı. Bir bilim insanı olarak yaptığı konferanslar ve uluslararası ilişkiler hakkındaki makaleleriyle çeşitli ödüller aldı.

Bolşeviklerin 1918'de çökmekte olan Rus İmparatorluğu'nun bazı kısımlarını ele geçirdikleri Ekim Devrimi'nden sonra, Alman İmparatorluğu'na karşı büyük zorluklarla karşı karşıya kaldılar ve sonunda I. Dünya Savaşı'ndan çekilme şartlarını kabul ettiler. Daha sonra, acı iç savaşta Beyaz Orduya, bağımsızlık yanlısı hareketlere, asi köylülere, eski destekçilere, anarşistlere ve yabancı müdahalecilere karşı savaşa girdiler. 1922'de Vladimir Lenin'in başkanlığında Sovyetler Birliği'ni kurdular. İlk başta, çarlık borçlarını reddetmesi ve hem yurtiçinde hem de dünyada kapitalizmi yok etme tehdidinde bulunması nedeniyle tanınmayan bir Parya devleti olarak muamele gördüler. 1922'ye gelindiğinde Moskova dünya devrimi hedefinden vazgeçti ve Britanya ve Almanya'dan başlayarak kapitalist dünyayla diplomatik tanınma ve dostane ticari ilişkiler kurmaya çalıştı. Nihayet 1933'te Amerika Birleşik Devletleritarafından tanıdı. Almanya ve ABD'den ticari ve teknik yardım 1920'lerin sonlarında geldi. 1924'te Lenin öldükten sonra liderliğe Josef Stalin geldi. 1930'larda ülkeyi endüstriyel ve askeri bir güce dönüştürdü. Alman-Sovyet Saldırmazlık Paktı kapsamında aniden Berlin ile dostane anlaşmaya vardığı Ağustos 1939'a kadar Nazi Almanyası'yla sürekli ideolojik olarak karşı karşıya geldi. Moskova ve Berlin anlaşmaya vararak Polonya ve Baltık Devletlerini işgal etti ve böldü. Stalin, Hitler'in işgal etmeyi planladığı yönünde defalarca yapılan uyarıları görmezden geldi. Haziran 1941'de Nazi Almanyası Sovyetler Birliği'ni işgal etti. Almanlar Leningrad ve Moskova'nın eteklerine ulaştığında Sovyet güçleri neredeyse çöküyordu. Ancak Sovyetler Birliği, II. Dünya Savaşı'ndaki kilit müttefikleri

Çevreleme politikası, İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinden sonra komünizmin yayılmasını önlemek için Soğuk Savaş sırasında ABD tarafından izlenen jeopolitik stratejik bir dış politikaydı. Bu isim, iki savaş arası dönemde Sovyetler Birliği'nin kontrol altına alınması anlamına gelen cordon sanitaire terimiyle ilişkiliydi.