
Hiroşima, Japonya'nın Hiroşima prefektörlüğünün merkezi ve Chūgoku bölgesinin en büyük şehridir. Şehrin adı Japoncada "geniş ada" anlamına gelmektedir. Yüzölçümü 905.01 km² dir.

Fisyon, kütle numarası çok büyük bir atom çekirdeğinin parçalanarak kütle numarası küçük iki veya daha fazla çekirdeğe dönüşmesi olayıdır. Fisyon reaksiyonlarında radyoaktif elementler kullanılır ve tepkimeler için bir ilk enerjiye ihtiyaç vardır. Reaksiyon sonucunda kararsız çekirdekler ve nötron oluşur. Oluşan nötronların her biri yeni bir uranyum atomu ile tepkimeye girer. Bu esnada açığa çıkan nötronlar ortamdan uzaklaştırılmazsa tepkime zincirleme olarak devam eder.

Nükleer enerji mühendisliği, nükleer fizik ve radyasyonun madde ile etkileşimi ilkelerine dayalı olarak atomun çekirdeği üzerine pratik uygulamalar yapan bir bilim dalıdır. Bu mühendislik alanında çalışmalar genel olarak nükleer santrallerin ve reaktörlerin, kısacası nükleer fisyon sistemlerinin ve alt elemanlarının tasarımı, analizi, geliştirilmesi, bakımı, test edilmesi, modellenmesi, inşaatı, işletmeye alınması ve sökülmesi gibi konular üzerinde yoğunlaşmıştır. Nükleer enerji mühendisliği kapsamında aynı zamanda nükleer füzyon, radyasyonun tıbbi uygulamaları, nükleer güvenlik, ısı transferi, nükleer yakıt teknolojisi, nükleer verimlilik, radyoaktif atıklar, atom bombaları ve radyoaktivitenin çevreye olan etkileri üzerine çalışmalar çok yaygın bir şekilde bulunmaktadır. Türkiye'de nükleer enerji mühendisliği dalında lisans eğitimi veren kuruluşlar Hacettepe Üniversitesi ve Sinop Üniversitesi'dir.

Marshall Adaları ya da resmî adı ile Marshall Adaları Cumhuriyeti, Mikronezya ada öbeği içerisinde, Okyanusya'da Kuzey Pasifik Okyanusu'nda Hawaii ve Papua Yeni Gine arasında bulunan 31 adet yuvarlak ada grubu, 5 ada ve 1152 adet adacıktan oluşan ada devleti. Marshall Adaları, resmî adıyla Marshall Adaları Cumhuriyeti, bir ada ülkesi ve Uluslararası Tarih Çizgisinin biraz batısında, Pasifik Okyanusu'nda Ekvator'a yakın bir konumdadır. Coğrafî olarak, ülke daha büyük Mikronezya ada grubunun bir parçasıdır. Ülkenin 58.413 kişilik nüfusu 29 mercan atolü 1.156 ayrı ada ve adacıktan oluşmaktadır. Başkent ve en büyük şehir Majuro'dur. Ada %97,87 ile herhangi bir egemen devletin sudan oluşan topraklarının en büyük kısmına sahiptir. Adalar, kuzeyde Wake Adası, güneydoğuda Kiribati, güneyde Nauru ve batıda Mikronezya Federal Devletleri ile deniz sınırlarını paylaşır. Marshall Adalılarının yaklaşık %52,3'ü Majuro'da yaşıyor. Birleşmiş Milletler verileri, 2018'de 58.413 olan tahmini bir nüfusu göstermektedir. 2016 yılında nüfusun %73,3'ü "şehirli" olarak tanımlandı. BM ayrıca km² başına 295 nüfus yoğunluğunu belirtir ve 2020 yılı için öngörülen nüfusu 59.190'dır. Mikronezyalı kolonistler, MÖ 2. binyıl civarında kanolar kullanarak Marshall Adaları'na ulaştılar ve adalar arası navigasyon, geleneksel çubuk haritalar kullanılarak mümkün hâle getirildi. Sonunda buraya yerleştiler. Takımadalardaki adalar ilk olarak 1520'lerde Avrupalılar tarafından, İspanya'nın hizmetinde olan Portekizli bir kâşif olan Ferdinand Magellan, Juan Sebastián Elcano ve Miguel de Saavedra'dan başlayarak keşfedildi. İspanyol kâşif Alonso de Salazar, Ağustos 1526'da bir atol gördüğünü bildirdi. İspanyol ve İngiliz gemilerinin diğer seferleri izledi. Adalar, isimlerini 1788'de ziyaret eden John Marshall'dan almaktadır. Adalar tarihsel olarak bölge sakinleri tarafından "jolet jen Anij" olarak biliniyordu. İspanya, adaları 1592'de sahiplendi ve Avrupa güçleri adalar üzerindeki egemenliğini 1874'te tanıdı. 1528'den beri resmen İspanyol Doğu Hint Adaları'nın bir parçasıydılar. Daha sonra İspanya, adaların bir kısmını 1885'te Alman İmparatorluğu'na sattı ve onlar o yıl adalarda ticaret yapan ticaret şirketleri, özellikle Jaluit Şirketi tarafından yönetilen Alman Yeni Gine'nin bir parçası oldu. I.Dünya Savaşı'nda Japonya İmparatorluğu, 1920'de Milletler Cemiyeti'nin Güney Denizleri Mandası'nı oluşturmak için diğer eski Alman topraklarıyla birleştiği Marshall Adaları'nı işgal etti. İkinci Dünya Savaşı sırasında A.B.D., 1944'te Gilbert ve Marshall Adaları kampanyasında adaların kontrolünü ele geçirdi. Bikini Atoll'da nükleer testler 1946'da başladı ve 1958'de sona erdi.

Bomba, içi patlayıcı ve yanıcı maddeyle dolu, bir ateşleme düzeneğiyle donatılmış, çeşitli şekillerde bulunan yok edici patlayıcı silah. Son derece ani ve şiddetli bir enerji salınımı sağlamak için patlayıcı bir kimyasalın ekzotermik reaksiyonunu kullanır. Patlamalar, esas olarak, zeminden ve atmosferden iletilen mekanik stres, basınçla yönlendirilen mermilerin çarpması ve nüfuz etmesi, basınç hasarı, şarapneller ve patlamanın oluşturduğu etkiler yoluyla hasar verir. Sözcük, Latince bombus'tan gelir. Yunanca βόμβος romanlaştırılmış bombos'tan gelir, 'patlayan' ve 'uğultu' anlamlarına gelen onomatopoetik bir terimdir.

Nükleer silah, nükleer reaksiyon ve nükleer fisyon birlikte kullanılmasıyla ya da çok daha kuvvetli bir füzyonla elde edilen yüksek yok etme gücüne sahip silahtır. Genel patlayıcılardan farklı olarak çok daha fazla zarar vermek amaçlı kullanılır. Sadece kullanılan bir silah, tüm bir kenti ya da bir ülkeyi canlı, cansız ne varsa tamamen yok edecek güçtedir.

Little Boy, dünyada saldırı amacıyla kullanılan ilk atom bombası'dır. 6 Ağustos 1945 sabahı ABD tarafından, Japon İmparatorluğu'nun Hiroşima şehrine atılmıştır. Hiroşima şehrinin 550 metre üzerinde patlatılan nükleer bomba, 18.000 ton TNT (Trinitrotoluen) patlayıcıya eşdeğer gücündeydi.

Plütonyum, 1940 yılında Glenn T. Seaborg, Edwin M. McMillan, J. W. Kennedy ve A. C. Wahlby tarafından 152 cm'lik siklotron içerisindeki uranyumun döteryum ile bombardımanı sonucunda elde edilmiştir.

Hidrojen bombası veya füzyon bombası, kontrolsüz termonükleer enerji sağlayabilen yıkıcı nükleer silah.

Ernest Orlando Lawrence,, 1939 yılında icadı siklotron ile Nobel Fizik Ödülü kazanmış olan, Amerikalı nükleer fizikçi. Manhattan Projesi için yaptığı uranyum izotop ayırma üzerindeki çalışması, Lawrence Berkeley Ulusal Laboratuvarı ve Lawrence Livermore Ulusal Laboratuvarı kuruluşundaki katkıları ile tanınmaktadır.

B61, uranyum içeren bir ve 0.3, 1.5, 5, 10, 60, 80 veya 170 kiloton patlayıcı gücü olan Amerika Birleşik Devletleri yapımı taktik nükleer bombadır.

Manhattan Projesi, II. Dünya Savaşı sırasında ilk nükleer silahların üretimini gerçekleştirmek için yürütülmüş bir araştırma ve geliştirme projesiydi. Proje, Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere Birleşik Krallık ve Kanada ile iş birliği içinde gerçekleştirildi. 1942'den 1946'ya kadar ABD Ordusu Mühendisler Birliği'nden Tümgeneral Leslie Groves'un projenin yöneticiliğini yaptı. Nükleer fizikçi Robert Oppenheimer da bombaları tasarlayan Los Alamos Laboratuvarı'nın yöneticisiydi. Projenin ismi, ilk karargah Manhattan'da olduğu için Manhattan Bölgesi olarak belirlendi; bu ad yavaş yavaş projenin resmi kod adı olan "Development of Substitute Materials"ın yerini aldı. Proje daha sonra İngilizlerin nükleer silah geliştirme projesi olan Tube Alloys'u da bünyesine kattı ve programı Office of Scientific Research and Development'den devraldı. Manhattan Projesi, en yoğun döneminde yaklaşık 130.000 kişiye istihdam sağladı ve yaklaşık 2 milyar ABD dolarına mal oldu. Bunun yüzde 80'inden fazlası fisil malzemeyi üreten tesisleri inşa etmek ve işletmek içindi. Araştırmalar ve bombanın üretimi, Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık ve Kanada'daki otuzdan fazla tesiste gerçekleştirildi.

Fat Man çev. 'şişman adam', ABD tarafından 9 Ağustos 1945 günü Nagasaki'ye atılan atom bombasının takma ismi. II. Dünya Savaşı sırasında kullanılan nükleer silahların ikincisidir ve o güne kadar yapılmış üçüncü nükleer patlamayı gerçekleştirmiştir. Gerçekleşmiş ilk nükleer patlama Trinity Testi ve ikinci patlama ise Little Boy'un patlatılmasıdır. Fat Man, iç patlamalı plütonyum çekirdekli bir atom bombasıydı. Bomba pilot Charles Sweeney (1919-2004) tarafından atılmıştı.Ve Little Boy'dan 2 gün sonra atılmıştır.

George Paget Thomson,, Britanyalı fizikçi. Elektron kırınımının özelliklerini keşfetmesi ve dolayısıyla maddenin dalga özelliğini kanıtlaması sonucu 1937'de Nobel Fizik Ödülü'ne layık görülmüştür.

Norris Edwin Bradbury, Los Alamos Ulusal Laboratuvarı'nda 1945 ile 1970 yılları arasında görev yapmış Amerikan fizikçi. Robert Oppenheimer tarafından II. Dünya Savaşı sırasındaki Manhattan Projesi'nde başarılı olduğu için bu pozisyona seçilmiştir. Bradbury, Trinity denemelerinden sonuncusu olan "the Gadget"dan sorumluydu.

Alamogordo ABD'nin New Mexico eyaletine bağlı Otero ilçesinin merkezi olan şehirdir. Şehrin nüfusu 2010 sayımına göre 30.403'tür. Tarihte bir nükleer silah için yapılan ilk nükleer test teknolojisi olan Trinity nükleer denemesi şehirde bulunan White Sans Missile Range'in bulunduğu bölgede yapılmıştır.

Hanford Sahası, Amerika Birleşik Devletleri'nin Washington eyaletindeki Columbia Nehri üzerinde federal hükûmeti tarafından işletilen, çoğunlukla hizmet dışı bir nükleer üretim kompleksidir. 1943'te, Washington'da Hanford'ta Manhattan Projesi'nin bir parçası olarak kurulan saha, dünyanın ilk tam ölçekli plütonyum üretim reaktörü olan B Reaktörü'ne ev sahipliği yapıyordu. Tesiste üretilen plütonyum Trinity bölgesinde test edilen ilk nükleer bomba ve Nagasaki'ye atılan Fat Man'de kullanıldı.

Nükleer silahlanma yarışı, Amerika Birleşik Devletleri, Sovyetler Birliği ve müttefiklerinin Soğuk Savaş süresince nükleer savaşta üstünlük kurmak için girdikleri bir silahlanma yarışıydı. Bu dönemde, ABD ve Sovyetler'in yanı sıra diğer ülkeler de nükleer silah geliştirmeye başladı, ancak hiçbiri savaş başlığı üretiminde diğer iki süper güç kadar etkin olmadı.

Einstein-Szilárd mektubu, 2 Ağustos 1939'da Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Franklin D. Roosevelt'e gönderilen, Leó Szilárd'in yazdığı ve Albert Einstein'ın imzaladığı bir mektuptu. Edward Teller ve Eugene Wigner ile istişare edilerek yazılan mektup, Almanya'nın nükleer bomba geliştirebileceği konusunda bir uyarı ve Amerika Birleşik Devletleri'nin kendi nükleer programını başlatması gerektiğine dair bir öneri içeriyordu. Mektup; Roosevelt'in Manhattan Projesi'ni başlatması, ilk nükleer bombaların geliştirilmesi ve bu bombaların Hiroşima ve Nagasaki şehirlerinde kullanılmasıyla sonuçlanan sürecin yaşanmasına yol açtı.