İçeriğe atla

Terapötik İttifak

Terapötik İttifak, çalışma ittifakı olarak da tanımlayabilen, danışan ile psikolojik danışman arasında, görev ve sorumlulukların belirlenip ortak hedefe ulaşmayı sağlayan bir ortaklıktır.

Terapötik ittifak kavramı temelleri Sigmund Freud'un psikodinamik yaklaşımlarına kadar uzanır. Yıllar içerisinde danışan ile psikolojik danışman arasındaki bu bağın hem tanımı hem uygulama biçimi değişikliğe uğramıştır.

Tarihçe

Analitik bir yapı olarak başlayan şey, yıllar içinde kuramlarüstü bir formülasyon,[1] bütünleştirici bir değişken[2] ve ortak bir faktör haline geldi.[3] Freud tarafından geliştirilen aktarım yönteminden etkilenen Sterba, 'ego ittifak' kavramını geliştirmiştir. Freud tarafından belirtilen psikolojik danışman ve danışan arasında kurulan aktarım temelli işbirliği Zetzel tarafından terapötik ittifak kavramıyla açıklanmaya başlanmıştır. Greenson ise Sterba'nın ego uyumu olarak kullandığı kavramın zaman içerisinde çalışma ittifakı kavramıyla değiştiğini belirtmiştir ve terapötik ittifak ile çalışma ittifakı arasındaki farkı ortaya koymuştur.

Analitik olarak İttifak Kavramı

Freud, psikolojik danışman ve danışan arasında kurulan ilişkiyi aktarım başlığında ele almıştır. Freud aktarım dinamiğinin oluşması için psikolojik danışmanın, danışanın kendisiyle oluşturacağı bağa müsaade etmelidir.[4]

Freud'a göre bu bağ danışman kaynaklı değil, danışanın çocukluk dönemindeki otorite figürü ile ilişkilidir. Daha sonraki yıllarda bazı ego psikologları,[5][6][7][8] psikanalitik düşünceyi aktarım üzerindeki aşırı vurgudan kurtarıp farklı psikoterapötik yöntemler arasında daha fazla teknik esneklik için alan yarattılar. Terapötik ilişkinin gerçek, hissedilen boyutuna dikkat çektiler ve terapistin destekleyici, danışanın da terapistle özdeşleştiği yönünde bir tartışma öne sürdüler.

Bütünleştirici olarak İttifak Kavramı

Bordin'in[1] kavrama 'kuramlar üstü' nitelik kazandırması, terapötik ittifak kavramına karşı tutumu etkilemiştir.[9][10] Bordin Terapötik ittifak boyutlarını birbirinden bağımsız üç yapı şeklinde ele almıştır;

  1. Psikolojik danışman ve danışan arasında duygusal olarak kurulan bağ
  2. Amaçlar doğrultusundaki anlaşma, ittifak veya uzlaşma
  3. Görevler üzerinde anlaşma

Terapötik ittifakın bu şekilde kavramsallaştırılması, yalnızca kurulan bağın değil aynı zamanda bilişsel boyutların da(görev ve hedefler) ilgi odağı olmasına yol açmıştır. Bordin'in çalışması ittifakı ölçmek için farklı yollar geliştirilmesine ön ayak olmuştur. Bu zaman zarfında psikoterapi entegrasyonuna ve ittifak üzerine psikoterapi araştırmalarında ilgi artışı yaşanmıştır.

Terapötik İttifak'ın Kuramsal Temelleri

Psikodinamik Yaklaşımda Terapötik İttifak

Danışan ve psikolojik danışman arasındaki bağı kuramsal bakış açısı ile ele alan ilk kişi Freud olup bu ilişkiyi aktarım ile göstermiştir.[4] Psikolojik danışmanın danışanına karşı kabullenici, destek verici ve duyarlı davranması olumlu bir bağ oluşturur. Psikodinamik yaklaşımı takip eden bazı araştırmacılar, sağlıklı oluşturulmuş bir olumlu aktarımın gerçek bir ilişkinin yerini tutacağını düşünürler.[11]

Psikolojik danışmanların, danışanlarına karşı destekleyici tutumu sonucu oluşan ittifak iyi bir terapötik ittifak olarak görülmüştür.[7] Aktarım yoluyla ilişki zorluklarının çözülmesi ittifak kurulmasına yardımcı olur ve kurulan ittifakı derinleştirir.[12] Bu düşüncelerin yanı sıra terapötik ittifakın verimli olmadığını düşünen psikodinamik yaklaşımcılar da mevcuttur.

Bilişsel Yaklaşımda Terapötik İttifak

Rogers'ın terapötik ilişkiye katkısını tanıyan Beck, bilişsel yaklaşımdaki özgünlük, içtenlik ve empati özelliklerinin terapist kaynaklı olduğunu savunmuştur. İttifaka dayalı öğrenme’ kavramı ile danışan problemlerini belirleyip müdahale edebilmek için ittifaka dayalı bir ilişkinin gereği vurgulanmıştır.[13]

Sosyal Etki Yaklaşımında Terapötik İttifak

Sosyal etki yaklaşımı,[14] Rogers’ın görüşünün aksine ittifakın ortak etkiye dayalı olduğunu vurgular.[15] Psikolojik danışma süreci kişilerarası bir süreç olarak yorumlanır. Bu süreçteki başarı, danışan ve danışman özellikleri ile kurulan iletişimin kalitesi ile alakalıdır. Sosyal etki kuramında danışman davranışına yönelik danışan algıları ve danışmanın uzmanlık, etkileyicilik ve güvenilirlik boyutları ölçülmüştür.

Birey Merkezli Yaklaşımda Terapötik İttifak

Rogers terapötik ilişki kavramına, psikodinamik yaklaşımın yanı sıra danışanın geçmişten getirdiği problemlerle başa çıkma potansiyelini ortaya çıkaracağı bir atmosfer olarak bakmaktadır. Rogers'ın değerlendirmelerine göre kurulan ittifakta psikolojik danışmanın rolü danışandan daha belirleyici bir rol oynar. Rogers'a göre farklı danışma yaklaşım teknikleri terapötik koşullara kıyasla nispeten daha önemsizdir.[4]

Kaynakça

  1. ^ a b Bordin, Edward S. (1979). "The generalizability of the psychoanalytic concept of the working alliance". Psychotherapy: Theory, Research & Practice (İngilizce). 16 (3): 252-260. doi:10.1037/h0085885. ISSN 0033-3204. 
  2. ^ Wolfe, Barry E.; Goldfried, Marvin R. (1988). "Research on psychotherapy integration: Recommendations and conclusions from an NIMH workshop". Journal of Consulting and Clinical Psychology (İngilizce). 56 (3): 448-451. doi:10.1037/0022-006X.56.3.448. ISSN 1939-2117. 
  3. ^ Wampold, Bruce E.; Imel, Zac E. (27 Şubat 2015). The Great Psychotherapy Debate: The Evidence for What Makes Psychotherapy Work. 2. New York: Routledge. doi:10.4324/9780203582015. ISBN 978-0-203-58201-5. 23 Haziran 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 14 Temmuz 2022. 
  4. ^ a b c Wexler, Bruce E. (28 Nisan 2006). Brain and Culture: Neurobiology, Ideology, and Social Change (İngilizce). doi:10.7551/mitpress/1658.001.0001. 19 Haziran 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 14 Temmuz 2022. 
  5. ^ Sterba, R. (1934). The fate of the ego in analytic therapy. The International Journal of Psychoanalysis, 15, 117–126.
  6. ^ Bibring, E. "On the theory of the results of psychoanalysis". Psychoanalysis. 18: 170–189.
  7. ^ a b Zetzel, Elizabeth R. (1 Ocak 1956). "An Approach to the Relation between Concept and Content in Psychoanalytic Theory". The Psychoanalytic Study of the Child. 11 (1): 99-121. doi:10.1080/00797308.1956.11822784. ISSN 0079-7308. 
  8. ^ Greenson, R. R. (2000). The Technique and Practice of Psychoanalysis. New York: International Universities Press.
  9. ^ Castonguay, Louis G.; Beutler, Larry E. (Haziran 2006). "Principles of therapeutic change: A task force on participants, relationships, and techniques factors". Journal of Clinical Psychology (İngilizce). 62 (6): 631-638. doi:10.1002/jclp.20256. ISSN 0021-9762. 31 Mayıs 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 14 Temmuz 2022. 
  10. ^ Kiesler, D. J. (1996). Contemporary Interpersonal Theory and Research: Personality, Psychopathology, and Psychotherapy. John Wiley & Sons.
  11. ^ Horvath, A. O. (2000). The therapeutic relationship: From transference to alliance. Journal of Clinical Psychology, 56(2), 163–173. https://doi.org/10.1002/(SICI)1097-4679(200002)56:2<163::AID-JCLP3>3.0.CO;2-D
  12. ^ Safran, Jeremy D.; Muran, J. Christopher (1996). "The resolution of ruptures in the therapeutic alliance". Journal of Consulting and Clinical Psychology (İngilizce). 64 (3): 447-458. doi:10.1037/0022-006X.64.3.447. ISSN 1939-2117. 
  13. ^ King, Robert (Nisan 2002). "Book Review: Cognitive Therapy of Depression". Australian & New Zealand Journal of Psychiatry (İngilizce). 36 (2): 272-275. doi:10.1046/j.1440-1614.2002.t01-4-01015.x. ISSN 0004-8674. 17 Haziran 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 14 Temmuz 2022. 
  14. ^ Strong, Stanley R. (Mayıs 1968). "Counseling: An interpersonal influence process". Journal of Counseling Psychology (İngilizce). 15 (3): 215-224. doi:10.1037/h0020229. ISSN 1939-2168. 
  15. ^ Horvath, Adam O.; Luborsky, Lester (1993). "The role of the therapeutic alliance in psychotherapy". Journal of Consulting and Clinical Psychology (İngilizce). 61 (4): 561-573. doi:10.1037/0022-006X.61.4.561. ISSN 1939-2117. 

İlgili Araştırma Makaleleri

Psikoloji veya Ruh bilimi, içgüdüsel davranışları ve zihni inceleyen bilimdir. Bilinçli ve bilinçsiz olayların yanı sıra daha çok duygu ve düşüncenin incelemesini içeren Psikoloji, çok kapsamlı bir bilimsel alandır. Bu alanda uzman olan ve aynı zamanda bilgi araştırması yapanlara psikolog denir. Psikologlar, beyinin ortaya çıkan özelliklerini ve ortaya çıkan özelliklerle bağlantılı tüm fenomenleri anlamaya çalışırlar ve bu şekilde daha geniş nöro-bilimsel araştırmacı grubuna katılırlar. Psikoloji bilimi, bir sosyal bilim olmasına rağmen aynı zamanda doğa bilimleri olarak da kategorize edilebilir. Özellikle beyin biyolojisi bilgisini oldukça kullanır ve geliştirir.

Psikoterapi, bireylerin duygusal ve davranışsal sorunlarının çözümünü, ruh sağlıklarının geliştirilmesi ve korunmasını amaçlayan tekniklerin genel adı. Psikoterapi her zaman sadece tek tek bireyleri konu almaz, zaman zaman incelenen tüm bir ailenin etkileşimsel meseleleri zaman zamansa incelenen bir çiftin birbiriyle olan ilişkisindeki bazı sorunların ruh sağlığı temelindeki kökleri olabilir. Ruh-zihin sağlığına dair sorunların psikolojik, sosyolojik veya somatik boyutları olabilir.

<span class="mw-page-title-main">Sigmund Freud</span> Psikanaliz biliminin kurucusu olan nörolog

Sigmund Freud veya doğum adı ile Sigismund Schlomo Freud, psikolojinin en önemli alt dallarından biri olan psikanaliz biliminin kurucusu olan Avusturya doğumlu Yahudi nörolog. Psikanaliz, hasta ile psikanalist arasında gerçekleşen diyalog yoluyla psikopatolojik vakaları tedavi etmekte kullanılan klinik yöntemidir. Hastaların zihinsel süreçlerinin bilinç dışı unsurlarla olan bağlantılarını ortaya çıkarmaya çalışır. Freud'a göre, bilinç dışına itimler yaşantıların kendileri değil, anıları üzerinde gerçekleşirler. Ancak söz konusu istekler gerçeğe dönüştürüldüğünde, daha doğrusu doyurulduğunda karşılaşılacak üzüntü ve pişmanlık duygusundan kaçınılmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Alfred Adler</span> psikiyatrist

Alfred Adler, bireysel psikoloji ekolünün kurucusu, Yahudi Avusturyalı psikiyatrist. Derinlik psikolojisinin üç büyük kurucusundan biridir. Adler, bireyin yeniden uyum sürecinde sosyal unsurun önemini vurgulayan ve psikiyatriyi topluma taşıyan ilk kişi olmuştur. 2002'de yayınlanan A Review of General Psychology araştırması, Adler'i 20. yüzyılın en seçkin 67. psikoloğu olarak sıraladı.

<span class="mw-page-title-main">Psikanaliz</span> Freudun çalışmaları üzerine kurulmuş bir psikolojik kuramlar ve yöntemler ailesi

Psikanaliz, kısmen bilinçdışı zihinle ilgilenen ve birlikte zihinsel bozukluklar için bir tedavi yöntemi oluşturan bir dizi teori ve terapötik tekniktir. Bu disiplin 1890'ların başında, çalışmaları kısmen Josef Breuer ve diğerlerinin klinik çalışmalarından kaynaklanan Sigmund Freud tarafından kurulmuştur. Freud, 1939'daki ölümüne kadar psikanaliz teorisini ve pratiğini geliştirmiş ve rafine etmiştir. Bir ansiklopedi maddesinde, psikanalizin temel taşlarını "bilinçdışı zihinsel süreçler olduğu varsayımı, bastırma ve direnç teorisinin kabulü, cinselliğin ve Oedipus kompleksinin öneminin takdir edilmesi" olarak tanımlamıştır. Freud'un meslektaşları Alfred Adler ve Carl Gustav Jung, psikanalizin bireysel psikoloji (Adler) ve analitik psikoloji (Jung) olarak adlandırdıkları dallarını geliştirdiler, ancak Freud'un kendisi bunlara yönelik bir dizi eleştiri yazdı ve bunların psikanaliz biçimleri olduğunu kesinlikle reddetti. Psikanaliz daha sonra Erich Fromm, Karen Horney ve Harry Stack Sullivan gibi neo-Freudyen düşünürler tarafından farklı yönlerde geliştirilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Merak</span>

Merak, insanlarda ve diğer hayvanlarda görülen, keşif, araştırma ve öğrenme gibi meraklı düşünmeyle ilgili bir niteliktir.

Kabul ve kararlılık terapisi veya KKT klinik davranış analizinin psikoterapide kullanılan bir şeklidir. Kararlılık, davranış değişim stratejileri ile psikolojik esneklik sağlamak için çeşitli şekillerde harmanlanmış kabul ve farkındalık stratrejilerini kullanan kanıta dayalı psikolojik müdahale yöntemleri bütünüdür. Hayes, Wilson ve Strosahl tarafından seksenlerin sonunda geliştirilen bu yaklaşım ilk olarak kapsayıcı uzak durma olarak adlandırılmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Carl Rogers</span> Amerikalı psikolog (1902 – 1987)

Carl Ransom Rogers, psikolojide humanistik yaklaşımın kurucularından ve psikoterapi araştırmaları yapan psikologlar içinde en önemlilerinden birisi olarak görülen Amerikalı psikolog. Rogers, 20.yüzyılın en çok etkilenilen altı psikoloğundan biri ve Sigmund Freud'dan sonra en önemli klinik psikolog olarak gösterilmektedir.

Hümanistik veya varoluşçu-hümanistik veya insancıl terapi, hümanistik psikoloji yaklaşımından hareketle oluşan, duygusal yönden rahatsız insanlar yerine psikolojik olarak sağlıklı insanlar üzerine odaklanan bir terapi biçimidir.

Gaslighting, bir psikolojik manipülasyon ve taciz yöntemidir. Bireyi kendi hafıza, algı ve akıl sağlığını sorgulayıp irdelemeye iten bir çeşit kötü yönlendirmedir. Bireyde veya seçilen grupta şüphe uyandırma, kalıcı inkâr, çelişki ve yalan yoluyla peyderpey dikte edilir ve fark edilmesi kimi zaman güçtür. Terimin adı, Gas Light adlı 1938 yapımı bir oyundan gelmektedir. Oyundaki erkek karakter eşini deli olduğuna ikna etmeye çalışır ve gaz lambasını söndürdüğünde eşi bunun gerçek değil uydurulmuş bir şey olduğunun farkına varır.

Kendine zarar verme, kişinin kendisine zarar verdiği veya potansiyel olarak verebileceği herhangi bir davranışın varlığıdır. Kendine zarar verici davranışlar yıllar boyunca birçok insan tarafından gösterilmiş bir davranış bozukluğudur. Bu davranış genellikle kasıtlı olabilir, dürtüden doğabilir veya bir alışkanlık olarak gerçekleştirilebilir. Bununla birlikte bu davranış, ölümcül olan, potansiyel olarak alışkanlık oluşturan veya bağımlılık yapan dolayısıyla kendini yok etmeye veya öldürmeye yönelik olma eğilimi olarak tanımlanmaktadır. Genellikle borderline kişilik bozukluğu veya şizofreni gibi akıl hastalıkları ile ilişkilendirilir.

<span class="mw-page-title-main">Psikoloji tarihi</span>

Psikolojinin tarihi, çok eski uygarlıklara uzanmaktadır. Psikoloji "davranış ve zihinsel süreçlerin bilimsel olarak incelenmesi" olarak tanımlanmaktadır. İnsan zihnine ve davranışına felsefi ilgi, Mısır, İran, Yunanistan, Çin ve Hindistan'ın eski uygarlıklarına dayanmaktadır.

Psikolojide direnç, egonun dış bir kaynaktan tehdit edildiğinde bilinçsiz şekilde savunmaya geçme durumu için kullanılır, Psikanalitik teorinin kurucusu Sigmund Freud, kendi direnç konseptini seans sırasında birden gelişen aksi davranış olarak nitelendirmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Otto Rank</span> Yazar

Otto Rank, Avusturyalı psikanalist, yazar ve filozoftu.

Parafili, aşağıdaki anlamlara gelebilir:

<span class="mw-page-title-main">Üçgenleşme</span>

Üçgenleşme ya da İngilizce kullanımı ile Triangulation, psikolojide Bowen Aile Sistemleri Teorisi'nde kullanılan bir kavramdır.

Psikanalitik teori, psikopatolojiyi tedavi etmek için klinik bir yöntem olan psikanalizi yönlendiren kişilik organizasyonu teorisi ve kişilik gelişiminin dinamiğidir. İlk olarak 19. yüzyılın sonlarında Sigmund Freud tarafından ortaya konan psikanalitik teori, ortaya atılışından bu yana birçok iyileştirme geçirdi. Psikanalitik teori, yirminci yüzyılın son üçte birinde, 1960'lardan sonra psikolojik tedavilerle ilgili eleştirel söylem akışının bir parçası olarak tam olarak öne çıktı. Freud, beyin analizini ve fizyolojik çalışmalarını durdurmuş ve odağını zihni ve zihni oluşturan ilgili psikolojik özellikleri incelemeye, özgür birliktelik ve aktarım olgularını kullanarak tedaviye kaydırmıştı. Çalışması, yetişkinlerin zihinsel işleyişini etkileyebilecek çocukluk olaylarının tanınmasını vurguladı. Genetik ve daha sonra gelişimsel yönleri incelemesi psikanalitik teoriye özelliklerini kazandırdı. 1899'da Rüyaların Yorumu'nu yayınlamasıyla başlayan teorileri öne çıkmaya başladı.

<span class="mw-page-title-main">Psikoterapinin tarihi</span>

Modern, bilimsel psikoloji genellikle 1879'da Wilhelm Wundt tarafından ilk psikolojik kliniğin açılışına dayansa da, zihinsel sıkıntıyı değerlendirmek ve tedavi etmek için yöntemler yaratma girişimleri çok daha önce vardı. Kaydedilen en eski yaklaşımlar, dini, büyüsel ve/veya tıbbi bakış açılarının bir kombinasyonuydu. Bu tür psikolojik düşünürlerin ilk örnekleri arasında Patanjali, Padmasambhava, Rhazes, Avicenna ve Rumi bulunmaktadır.

Hümanist psikoloji, 20. yüzyılın ortalarında iki teoriye yanıt olarak ortaya çıkan psikolojik bir bakış açısıdır. Bu teoriler; Sigmund Freud'un psikanalitik teorisi ve BF Skinner'ın davranışçılığıdır. Böylece Abraham Maslow, psikolojide "üçüncü bir kuvvete" olan ihtiyacı ortaya koymuştur. Hümanistik psikoloji düşünce okulu, 1950'lerde hümanist hareket döneminde kilit figür olan Abraham Maslow nedeniyle ilgi gördü. 1950'lerde kişinin kendi yeteneklerini ve yaratıcılığını gerçekleştirme ve ifade etme süreciyle popüler hale geldi.

Feminist psikoloji, sosyal yapılara ve cinsiyete odaklanan bir psikoloji biçimidir. Feminist psikoloji, tarihsel psikolojik araştırmaları, erkeklerin norm olduğu görüşüyle, erkek bakış açısıyla yapıldığı şekliyle eleştirir. Feminist psikoloji, feminizmin değer ve ilkelerine odaklanır.