
Meteoroit, dış uzayda bulunan küçük bir kaya veya metal cisimdir. Meteoroitler, asteroitlerden önemli ölçüde daha küçük ve boyutları taneciklerden bir metreye kadar değişen nesneler olarak ayırt edilirler. Meteoroitlerden daha küçük nesneler, mikrometeoroit veya uzay tozu olarak sınıflandırılır. Pek çoğu kuyruklu yıldızlardan veya asteroitlerden gelen parçalardır, diğerleri ise Ay veya Mars gibi gök cisimlerinden çarpma etkisiyle fırlatılmış olan uzay enkazıdır.

Mineral, doğal şekilde oluşan, homojen, belirli kimyasal bileşime sahip inorganik kristalleşmiş katı bir maddedir. Buna göre minerallerin özellikleri şöyledir; doğal olarak oluşur, herhangi bir parçası bütününün özelliklerini taşır, belirli bir kimyasal formülü vardır, katı hâlde olup nadiren sıvıdır ve inorganiktir.

Karasal gezegen terimi, yapısının büyük bölümü silikat kayalardan oluşmuş gezegenleri tanımlar. Karasal gezegenlerin tümü yaklaşık olarak aynı yapıya sahiptirler, merkezde çoğunlukla demir içeren metalik bir çekirdek ve bu çekirdeğin çevresini saran silikat yapılı bir manto bulunur. Ay da benzer bir yapıya sahiptir, fakat demir bir çekirdekten yoksundur.

Silikat, mineral grupları arasında en geniş gruptur.

Olivin, yüksek sıcaklık silikat minerali ailesidir. Rengi siyahtan zeytin yeşiline değişir. Olivin adını, tephroit (Mn2SiO4), monticellit (CaMgSiO4), larnit (Ca2SiO4) ve kirschsteinite (CaFeSiO4)içeren mineraller grubuyla ilgili bir yapıya denir. Ortorombik simetride kristalleşen olivin grubu minerallerden (Mg,Fe)-olivinlerde Mg2SiO4 ve Fe2SiO4 uç üyeleri arasında tam bir katı çözelti oluştururlar. Ayrıca Fe ve Mn olivinler arasında da sürekli bir seri bulunmaktadır.. Ultrabazik ve bazik kayaçlarda görülen önemli bir mafik mineraldir. Dünit adı verilen ultrabazik kayalar %90,100 olivinden oluşur. Dolomitik Kireç taşı bölgesel ve kontak metamorfizmaları sırasında yüksek dereceli metamorfizma koşullarında forsterit bakımından zengin olivinler oluşur. Olivinlerin kimyasal bileşimleri -plajioklaslarda An (anortit) cinsinden olduğu gibi- içerisinde barındırdığı forsterit (Fo) yüzdesi ile ifade edilir. Örneğin Fo47 şeklindeki bir ifade mineralin % 47 forsteritten, % 53 fayalitten oluştuğunu gösterir.

Meteorit; kuyruklu yıldız, asteroit veya meteoroit gibi dış uzay kaynaklı bir cismin, bir gezegen veya uydunun yüzeyine ulaşmak üzere atmosferden geçişinde sağlam kalabilmiş katı bir enkaz parçasıdır. Orijinal nesne atmosfere girdiğinde, sürtünme, basınç ve atmosfer gazlarıyla kimyasal etkileşim gibi çeşitli faktörler, ısınmasına ve enerji yaymasına neden olur. Daha sonra bir meteor haline gelir ve kayan yıldız olarak da bilinen bir ateş topu oluşturur. Gök bilimciler en parlak örneklerine "bolit" adını verirler. Meteor, daha büyük olan cismin yüzeyine ulaştıktan sonra meteorit haline gelir. Meteoritlerin boyutları büyüklük açısından farklılıklar gösterir. Jeologlara göre bolit, bir çarpma krateri oluşturacak kadar büyük bir meteorittir.
Mafik, magnezyum ve demir bakımından zengin kayaç ve silikat mineralleri için kullanılan bir sıfat; bu terim "magnezyum" ve "ferrik" sözcüklerinin birleşmesinden gelir. Çoğu mafik mineralin rengi koyu ve özgül ağırlığı 3'ten büyüktür. Başlıca kayaç yapıcı mafik mineraller olivin, piroksen, amfibol ve biyotittir. Başlıca mafik kayaçlar bazalt, dolerit ve gabrodur.

Hoba, Dünya'da tek parça kalmış en büyük meteoritin adıdır. Namibya'da bulunur. Ortaya çıkarılmış ancak kütlesinin büyük olması nedeniyle düştüğü yerden hiçbir zaman kaldırılmamıştır. Ana kütlenin 60 tondan fazla olduğu tahmin ediliyor. Dünya üzerinde en yoğun demir bileşimine sahip kütledir.

Skarnlar veya taktitler, metasomatizma adı verilen bir süreçle oluşan sert, iri taneli metamorfik kayalardır. Skarnlar, kalk-silikat mineralleri olarak da adlandırılan kalsiyum-magnezyum-demir-manganez-alüminyum silikat mineralleri bakımından zengin olma eğilimindedir. Bu mineraller, hidrotermal akışkanlar magmatik veya tortul kökenli bir protolit ile etkileşime girdiğinde meydana gelen değişimin bir sonucu olarak oluşur. Çoğu durumda, skarnlar, dolomit veya kireç taşından oluşan bir karbonat tabakasına giren faylar veya kayma bölgelerinde ve çevresinde bulunan granitik bir plütonun girmesiyle ilişkilidir. Skarnlar bölgesel veya kontakt metamorfizmasına göre oluşabilir ve bu nedenle nispeten yüksek sıcaklık ortamlarında oluşabilir. Metasomatik süreçlerle ilişkili hidrotermal akışkanlar, magmatik, metamorfik, meteorik, denizel veya hatta bunların bir karışımından kaynaklanabilir.
P tipi asteroitler, düşük albedoya ve özelliksiz kırmızımsı bir spektruma sahip asteroitlerin sınıflandığı bir asteroit tayf tipidir. Organik olarak zengin silikatlar, karbon ve susuz silikatlardan oluşan, muhtemelen içlerinde su buzu bulunan bir bileşime sahip oldukları öne sürülmüştür. P tipi asteroitler, dış asteroit kuşağı ve ötesinde bulunur. Sınıflandırmaya bağlı olarak, 46 Hestia, 65 Cybele, 76 Freia, 87 Sylvia, 153 Hilda, 476 Hedwig ve bazı sınıflandırmalarda P tipi olarak gösterilen 107 Camilla olmak üzere 33 adet bilinen P tipi asteroit vardır.

Göktaşı biliminde, bir meteorit sınıflandırması benzer meteoritleri gruplandırmaya çalışır ve bilim insanlarının tartışmalarında standart bir terim kullanmalarına olanak tanır. Meteoritler özellikle mineralojik, petrolojik, kimyasal ve izotopik özellikler olmak üzere çeşitli özelliklere göre sınıflandırılır.
Meteorit düşüş istatistikleri, Dünya'ya düşen meteoritlerin gerçek miktarını yaklaşık olarak hesaplamak için gezegen bilimciler tarafından sıklıkla kullanılır. Meteorit düşüşleri, düşmelerine tanık olunduktan hemen sonra toplanan meteoritlerdir, oysa meteorit buluntuları daha sonra keşfedilir. Düşüşlerden 30 kat daha fazla buluntu olmasına rağmen, meteorit türlerinin ham dağılımı Dünya'ya düşenlerin gerçek durumunu doğru bir şekilde yansıtmaz. Bunun nedenleri arasında aşağıdakiler gösterilebilir:
- Bazı meteorit türlerinin bulunması diğerlerine göre daha kolaydır.
- Bazı meteorit türleri diğerlerine göre daha hızlı bir şekilde aşınır.
- Bazı meteoritler, özellikle demir meteoritler geçmişte insanlar tarafından olağanüstü ve/veya faydalı oldukları anlaşıldığından toplanmış olabilir, bu da onların bilimsel kayıtlara girmemesine neden olmuş olabilir.
- Birçok meteorit, meteor yağmuru olarak düşer, fakat olaydan uzun bir süre sonra toplandığından hangilerinin aynı düşüşün bir parçası olduğunu belirlemek zor olabilir.
- Birçok meteorit, meteoritleri satan kişiler tarafından bulunur. Değerli ve nadir türler hızla bilimsel olarak tanıtılırken, değeri düşük olanlar hiç tanımlanmayabilir.

Brahin, 1810 yılında Belarus'ta bulunan taşsı-demir (pallasit) bir meteorittir. Bu, eski Sovyetler Birliği'nde bulunan ikinci meteorittir. Ayrıca, Bragin veya Bragim olarak da adlandırılır. Küçük kesilmiş dilimlerin uygun fiyatı nedeniyle koleksiyoncular arasında oldukça yaygındır.

Demir meteoritler, genellikle iki mineral fazı kamasit ve taenit içeren ve büyük ölçüde meteorik demir olarak bilinen demir-nikel alaşımından oluşan bir meteorit türüdür. IIE demir meteorit grubu hariç, demir meteoritlerin çoğu gezegenimsi cisimlerin çekirdeklerinden kaynaklanır.
Piroksen pallasit küçük grubu, pallasit meteoritlerinin (taşsı-demirler) bir alt bölümüdür. Piroksen içeren tek pallasit oldukları için bu şekilde adlandırılmıştır.

Akapulkoitler, taşsı meteoritlerin ilkel akondrit sınıfının bir grubudur.

Mesosideritler, yaklaşık eşit miktarda metalik nikel-demir ve silikattan oluşan bir taşsı-demir meteorit sınıfıdır. Bunlar düzensiz bir dokuya sahip breşlerdir. Silikatlar ve metal sıklıkla topaklar veya ince çakıllar halinde, ayrıca ince taneli iç içe geçmeler şeklinde oluşur. Silikat kısmı olivin, piroksenler ve Ca bakımından zengin feldspat içerir ve bileşim olarak ökrit ve diyojenitlere benzer.

Oktahedritler, demir meteoritlerin en yaygın yapısal sınıfıdır. Bu yapılar, meteorik demirin soğuma sırasında kamasitin taenitten çözülmesine yol açan belirli bir nikel konsantrasyonuna sahip olması nedeniyle oluşur.

Meteorit aşınması, bir meteoritin karasal değişimi anlamına gelir. Çoğu meteorit, Güneş Sistemi'nin en eski dönemlerine tarihlenir ve gezegenimizde bulunan en eski malzemelerdir. Yaşlarına rağmen karasal çevre etkilerine karşı dayanıksızdırlar. Su, klor ve oksijen, meteoritler yere ulaştıkları anda saldırırlar.

Meteorit avcılığı, meteoritleri arama ve toplama faaliyetidir. Meteoritleri aramakla uğraşan kişiye meteorit avcısı denir. Meteorit avcıları, hafta sonları veya işten sonra arama yapan amatörler ya da geçimini sağlamak için meteorit toplayan profesyoneller olabilir. Her ikisi de genellikle meteoritleri keşfetmek için metal dedektörleri veya mıknatıslar gibi araçlar kullanırlar.