İçeriğe atla

Taç utangaçlığı

Buenos Aires San Martín meydanındaki ağaçlar, Arjantin

Taç utangaçlığı, bazı ağaç türlerinde sık olarak bulundukları ortamlarda ağaçların taçlarının birbirine değmediği, kanal benzeri boşluklarla bir gölgelik oluşturduğu gözlenen bir fenomendir.[1][2] Bu fenomen en çok aynı tür ağaçların bir arada oldğu yerlerde gözlenir, ancak aynı zamanda farklı türlerin ağaçları arasında da görülebilir.[3]>[4] Ağaçların neden böyle bir taç utangaçlığının ağaçlar arasında görüldüğü konusunda birçok hipotez vardır; rüzgarda dalların uç kısımlarının birbirine değerek kırılmasını önelemek, böcek geçişlerini engellemek.[5]

Olası fizyolojik açıklamalar

Taç utangaçlığının fizyolojik temeli kesin olarak belirlenmiş değildir.[3] Bu fenomen 1920'lerden beri bilimsel literatürde tartışılmaktadır.[6] Çeşitli hipotezler ve deneysel sonuçlar, farklı türler arasında yakınsak evrim örneği gibi birden fazla mekanizmanın olduğunu düşündürebilir.

Bazı hipotezler, taç dalların uçlarının kırılmasının, rüzgar yoluyla birlirlerine çarparak budanmasına neden olduğunu öne sürmektedirler. Rüzgarlı bölgelerdeki ağaçlar, rüzgarlar sırasında birbirleriyle çarpıştıklarından fiziksel hasar görürler. Aşınma ve çarpışmaların bir sonucu olarak, böyle bir fenomenin görüldüğünü ileri sürülmektedir.[7] Taçların rüzgarlarda çarpışması yapay olarak önlendiğinde, ağaç dallarının aradaki boşlukları yavaş yavaş doldurdukları gözlenir.[8]

Benzer şekilde, bazı araştırmalar büyüme nodüllerinde sürekli aşınmanın tomurcuk dokusunu yanlamasına büyümeye devam edemeyecek şekilde bozduğunu göstermektedir. 1955 yılında okaliptüs 'deki taç utangaçlık desenlerini inceleyen Avustralyalı ormancı M.R. Jacobs, ağaçların büyüyen uçlarının aşınmaya karşı hassas olduğuna ve taç utangaçlığı boşluklarına neden olduğunu ileri sürmüştür.[9] Miguel Franco (1986) Sitka ladin dallarının ve Japon karaçamının, sürgünleri öldüren aşınma nedeniyle fiziksel hasara uğradığını gözlemledi.[10][11]

Bir hipoteze göre, taç utangaçlığının bitişik bitkiler tarafından karşılıklı ışık algılaması ile ilgili olması gerektiği öne sürülmektedir. Fotoreseptör aracılı gölge önleme yanıtı, çeşitli bitki türlerinde fotoreseptörler aracılığıyla gölge önleme durumu iyi belgelenmiş bir davranıştır.[12] Bu komşu tespit ve algılamasının, çeşitli benzersiz fotoreseptörlerin bir fonksiyonu olduğu düşünülmektedir. Bitkiler, büyük ölçüde fitokrom fotoreseptörlerinin aktivitesi ile tamamlandığı düşünülen bir görev olan geri dağılmış uzak kırmızı (FR) ışığı algılayarak komşuların yakınlığını algılayabilir.[13] Benzer şekilde, mavi (B) ışık da bitkiler tarafından gölgeden kaçınma tepkisini indüklemek için kullanılır, muhtemelen komşu bitkilerin tanınmasında rol oynar.[14]

Taç utangaçlığı, ağaçların gölgeden kaçınmak için birlikte geliştirdikleri bir davranışın sonucu olarak meydana gelen bir olay olarak karekterize edilebilir.[3][15] 1977'de Dryobalanops aromatica üzerinde çalışan Malezyalı biliminsanı Francis S. P., büyüyen uçların ışık seviyelerine duyarlı olduğunu ve indüklenen gölge nedeniyle bitişik yapraklara yaklaşırken büyümeyi bıraktığını öne sürmüştür.[3][15] 2015 yılında yapılan bir çalışmada, Arabidopsis 'in akraba ve akraba olmayan türler arasında yetiştirildiğinde farklı yaprak yerleştirme stratejileri gösterdiği, farklı komşulara göre farklı dal uzama şekli göstererek akrabalardan kaçındığı ileri sürülmüştür. Bu tepkinin, birden fotoreseptör modelin düzgün bir işleyişine bağlı olduğu gösterilmiştir.[16] 1998'de yapılan bir çalışmada, taç çekingenliğinin açıklaması olarak fotoreseptör aracılı büyümenin benzer sistemleri önerilmiştir,[3][15] ancak fotoreseptörler ve taç asimetrisi arasındaki nedensel bir bağ henüz deneysel olarak kanıtlanmamıştır. Bu, yalnızca benzer özelliklerdeki türler arasında sergilenen birbirine bağlı taç utangaçlığı örneklerini açıklayabilir.[3][4]

Türler

Taç utangaçlığı gösteren ağaç türleri:

Dış bağlantılar

Kaynakça

  1. ^ Norsiha A. and Shamsudin (25 Nisan 2015). "Shorea resinosa : Another jigsaw puzzle in the sky". Forest Research Institute Malaysia. 24 Eylül 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 29 Mart 2020. 
  2. ^ H Fish, VJ Lieffers, U Silins, RJ Hall (2006). "Crown shyness in lodgepole pine stands of varying stand height, density and site index in the upper foothills of Alberta". Canadian Journal of Forest Research. 36 (9). ss. 2104-2111. doi:10.1139/x06-107. 
  3. ^ a b c d e f g h Alan J Rebertus (1988). "Crown shyness in a tropical cloud forest" (PDF). Biotropica. 20 (4). ss. 338-339. doi:10.2307/2388326. ISSN 0006-3606. JSTOR 2388326. []
  4. ^ a b c K. Paijmans (1973). "Plant Succession on Pago and Witori Volcanoes, New Britain" (PDF). Pacific Science. 27 (3). University of Hawaii Press. ss. 60-268. ISSN 0030-8870. 5 Mart 2016 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 29 Mart 2020. 
  5. ^ "Tropical Rain Forest". Woodland Park Zoo. s. 37. 2 Temmuz 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 29 Mart 2020. 
  6. ^ "TASS III: Simulating the management, growth and yield of complex stands" (PDF). 27 Eylül 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 29 Mart 2020. 
  7. ^ Franco, M (14 Ağustos 1986). ". The influences of neighbours on the growth of modular organisms with an example from trees". Biol. Sci. 313 (1159). ss. 313, 209-225. doi:10.1098/rstb.1986.0034. 
  8. ^ Victor Lieffers. "Crown shyness in maturing boreal forest stands". SFM Network Research Note Series. Cilt 36. ISSN 1715-0981. 25 Eylül 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Ağustos 2015. 
  9. ^ Maxwell Ralph Jacobs (1955). Growth Habits of the Eucalypts. Forestry and Timber Bureau. 29 Haziran 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 29 Mart 2020. 
  10. ^ M. Franco (14 Ağustos 1986). "The Influences of Neighbours on the Growth of Modular Organisms with an Example from Trees". Philosophical Transactions of the Royal Society B. 313 (1159). ss. 209-225. doi:10.1098/rstb.1986.0034. 
  11. ^ J. Bastow Wilson and Andrew D.Q. Agnew. "2 Interactions between species". The nature of the plant community: a reductionist view. University of North Carolina at Chapel Hill. 20 Kasım 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 29 Mart 2020. 
  12. ^ Ballaré, CL; Scopel, AL; Sánchez, RA (19 Ocak 1990). "Far-red radiation reflected from adjacent leaves: an early signal of competition in plant canopies". Science. 247 (4940). ss. 329-32. doi:10.1126/science.247.4940.329. PMID 17735851. 
  13. ^ Ballare, C. L.; Sanchez, R. A.; Scopel, Ana L.; Casal, J. J.; Ghersa, C. M. (Eylül 1987). "Early detection of neighbour plants by phytochrome perception of spectral changes in reflected sunlight". Plant, Cell and Environment. 10 (7). ss. 551-557. doi:10.1111/1365-3040.ep11604091. 
  14. ^ Christie, JM; Reymond, P; Powell, GK; Bernasconi, P; Raibekas, AA; Liscum, E; Briggs, WR (27 Kasım 1998). "Arabidopsis NPH1: a flavoprotein with the properties of a photoreceptor for phototropism". Science. 282 (5394). ss. 1698-701. doi:10.1126/science.282.5394.1698. PMID 9831559. 
  15. ^ a b c F.S.P. Ng (1997). "Shyness in trees". Nature Malaysiana. Cilt 2. ss. 34-37. 
  16. ^ Crepy, María A.; Casal, Jorge J. (Ocak 2015). "Photoreceptor-mediated kin recognition in plants". New Phytologist. 205 (1). ss. 329-338. doi:10.1111/nph.13040. PMID 25264216. 
  17. ^ Margaret Lowman; Soubadra Devy; T. Ganesh (22 Haziran 2013). Treetops at Risk: Challenges of Global Canopy Ecology and Conservation. Springer Science & Business Media. s. 34. ISBN 978-1-4614-7161-5. 8 Kasım 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 29 Mart 2020. 
  18. ^ R. G. Florence (Ocak 2004). Okaliptüs Ormanlarının Ekolojisi ve Silvikültürü. Csiro Yayıncılık. s. 182–. ISBN 978-0-643 -09064-4. 
  19. ^ James W. Goudie, Kenneth R. Polsson, Peter K. Ott (2008). "An empirical model of crown shyness for lodgepole pine (Pinus contorta var. latifolia [Engl.] Critch.) in British Columbia". Forest Ecology and Management. 257 (1). ss. 321-331. doi:10.1016/j.foreco.2008.09.005. ISBN 9781437926163. 5 Mayıs 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 29 Mart 2020. 
  20. ^ Francis E. Putz, Geoffrey G. Parker and Ruth M. Archibald (1984). "Mechanical Abrasion and Intercrown Spacing" (PDF). American Midland Naturalist. 112 (1). ss. 24-28. doi:10.2307/2425452. JSTOR 2425452. 2 Nisan 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 29 Mart 2020. 
  21. ^ a b RO Lawton and Francis E Putz. "The vegetation of the Monteverde Cloud Forest Reserve". Brenesia. Cilt 18. ss. 101-116. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Ekoloji</span> Organizmaların ve çevrelerinin incelenmesi

Ekoloji ya da doğa bilimi, canlıların hem kendi aralarında hem de fiziksel çevreleri ile olan ilişkileri inceleyen bilim dalıdır. Ekoloji canlıları birey, popülasyon, komünite, ekosistem ve biyosfer düzeylerinde inceler. Ekoloji çok yakından ilişkili olduğu biyocoğrafya, evrimsel biyoloji, genetik, etoloji ve doğa tarihi dallarıyla örtüşür. Ekoloji, biyoloji biliminin bir dalıdır.

<span class="mw-page-title-main">Kuş</span> kanatlı, iki ayaklı, sıcakkanlı, yumurtlayan ve tüylü omurgalı hayvanlar

Kuş; tüyleri, dişsiz gagaları, yumurtladıkları sert kabuklu yumurtalar yoluyla üreyen, yüksek metabolizma hızına sahip, dört odacıklı kalpleri ve hafif ama güçlü bir iskelet yapısına sahip, Aves sınıfını oluşturan sıcakkanlı omurgalı hayvanlar grubudur. Tüm dünyada yaygın olarak yaşayan kuşların boyutları arı sinek kuşunda 5 cm ila deve kuşunda 2,75 m arasında değişir. On bin kadar yaşayan kuş türü bulunur ve bunların yarısından fazlasını ötücü kuşlar oluşturur. Kuşların türlere göre farklılık gösteren kanatları vardır ve kanatsız olduğu bilinen tek grup kivi kuşu ve soyları tükenmiş olan moa ile fil kuşudur. Ön ayakların evrimleşerek kanatlara dönüşmesi kuşlara uçma yeteneği sağlamış ancak daha sonra yine evrimin devam etmesiyle penguenler, deve kuşları ve adalarda endemik olan bazı türler uçma yeteneğini kaybetmişlerdir. Kuşların sindirim ve solunum sistemleri de uçma yeteneğine uyum sağlamıştır. Özellikle deniz kuşları ve bazı su kuşları gibi kuşlar ayrıca evrimleşerek yüzme yeteneği de kazanmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Koala</span> Avustralyanın doğu ve güney kıyı eyaletlerinde bulunan, Phascolarctidae familyasının yaşayan tek temsilcisi, otobur ve keseli bir memeli hayvan türü

Koala, Avustralya'ya özgü otobur ve ağaçta yaşayan bir keseli memeli hayvan türüdür. Phascolarctidae familyasının yaşayan tek temsilcisidir ve yaşayan en yakın akrabaları vombatlardır. Koalalar, Avustralya'nın doğu ve güney kıyıları boyunca Queensland, Yeni Güney Galler, Victoria ve Güney Avustralya eyaletlerinde bulunur. Vücut uzunlukları 60 ila 85 cm, ağırlıkları ise 4 ila 15 kg arasında değişiklik gösterir. Kürkü, gümüşi gri ile çikolata rengi arasındaki renklerdedir. Kuzey popülasyonlarındaki bireyler, genellikle güneyde yaşayanlardan daha küçük ve daha açık renklidir. Bu iki popülasyonun alt türler olması konusu ise tartışmalıdır.

<span class="mw-page-title-main">İnsan</span> embriyodan yetişkine kadar Homo cinsinin mevcut benzersiz türü olan Homo sapiensin herhangi bir üyesi

İnsan ya da modern insan, primatların en yaygın türüdür. İki ayaklılığı ve yüksek zekâsıyla karakterize edilen büyük insansı maymun olan insan, çeşitli ortamlarda gelişip son derece karmaşık araçlar geliştirmiş, karmaşık toplumsal yapılar ve medeniyetler oluşturmuştur. İnsanlar son derece sosyaldir; tek bir insan, ailelerden ve yaşıt gruplarından şirketlere ve siyasi devletlere kadar iş birliği yapan, farklı ve hatta rekabet eden sosyal grupların çok katmanlı bir ağına ait olma eğilimindedir. Bu nedenle, insanlar arasındaki sosyal etkileşimler, her biri insan toplumunu destekleyen çok çeşitli değerleri, sosyal normları, dilleri ve gelenekleri oluşturmuştur. İnsanlar aynı zamanda son derece meraklıdır: Olguları anlama ve etkileme arzusu, insanlığın bilim, teknoloji, felsefe, mitoloji, din ve diğer bilgi çerçevelerindeki gelişimini motive etmiştir; insanlar aynı zamanda antropoloji, sosyal bilimler, tarih, psikoloji ve tıp gibi alanlar aracılığıyla da kendilerini incelerler.

Biyolojide filogenetik çeşitli organizma grupları arasındaki evrimsel ilişkinin araştırmasıdır. Bu ilişkiler filogeni olarak adlandırılır. Filogenetik terimi Yunanca kökenlidir, "kabile, ırk" anlamına gelen file veya filon (φυλή/φῦλον) ve doğumla ilişkili anlamındaki genetikos (γενετικός) terimlerinden türetilmiştir. Organizmaların sınıflandırması ve adlandırması olan taksonomi, filogenetikten büyük miktarda etkilenmiştir ama yöntemsel ve mantıksal olarak farklıdır. Bu iki saha, "kladizm" veya "kladistik" olarak bilinen filogenetik sistematik bilim dalında örtüşürler. Filogenetik sistematikte taksonları birbirinden ayırt etmek için sadece filogenetik ağaçlar kullanılır. Evrimsel hayat ağacının araştırılması için filogenetik analiz yöntemleri vazgeçilmez hâle gelmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Ökaryot</span> hücrelerinde bir çekirdek ve genellikle organeller içeren canlılar

Ökaryotlar, hücrelerinde bir çekirdek ve –genellikle– organeller içeren bir canlılar grubu olup, bilimsel sınıflandırmada arkeler ve bakterilerle beraber tüm canlıları kapsayan üç ana gruptan biridir.

Biyolojide adaptasyonun birbiriyle ilişkili üç anlamı vardır. İlk olarak, organizmaları çevrelerine uyduran ve evrimsel uygunluklarını artıran dinamik evrimsel doğal seçilim sürecidir. İkinci olarak, bu süreç sırasında popülasyonun ulaştığı bir durumdur. Üçüncü olarak, her bir organizmada işlevsel bir role sahip olan, doğal seçilim yoluyla korunan ve evrimleşen fenotipik bir özellik veya adaptif bir özelliktir.

<span class="mw-page-title-main">John Howard Northrop</span> Amerikalı biyokimyager (1891 – 1987)

John Howard Northrop Amerikalı biyokimyacı. 1946 yılında, James Batcheller Sumner ve Wendell Meredith Stanley ile birlikte, Nobel Kimya Ödülü'nü kazanmıştır. James Batcheller Sumner, "enzimlerin kristalize edilebildiğini keşfetmesi nedeniyle" bu ödülü kazanırken; John Howard Northrop ve Wendell Meredith Stanley "enzimlerin ve virüs proteinlerinin saf formlarını hazırlamaları nedeniyle" bu ödüle layık görülmüştür.

<span class="mw-page-title-main">Frank Macfarlane Burnet</span> Avustralyalı virolog (1899 – 1985)

Frank Macfarlane Burnet, genellikle Macfarlane veya Mac Burnet olarak bilinir. Avustralyalı virolog. Bağışıklık sistemi ile ilgili çalışmalarıyla bilinir. 1960 yılında Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü'nü kazanılmış immün tolerans gösteren ve klonal seleksiyon teorisinin geliştirilmesi ile ilgili çalışmaları için kazanmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Taç Toprakları</span> Britanya Kraliyetinin kendi kendini yöneten toprakları

Taç Toprakları, İrlanda Denizi'ndeki Man Adası ile Manş Denizi'ndeki Jersey ve Guernsey'i tanımlamak için kullanılan kavram.

<i>Dryobalanops</i>

Dryobalanops Dipterocarpaceae familyasında sınıflandırılan çiçekli bitki cinsidir. Dryobalanops adı Eski Yunanca meşelerle bağlantılı bir orman perisi olan dryas ile meşe palamudu anlamında balanops sözcüklerinden oluşturulmuştur.

{{Kimya bilgi kutusu |ResimDosyası=Octopine structure.svg |ResimAdı=Stereo,oktopinin iskelet formülü |IUPACAdı=2-[[1-Karboksietil]amino]-5-(diaminometilideneamino)pentanoik asit |Doğrulanmışrevid=477505511 }}

Kladogenez, bir türün iki farklı türe evrilerek klad oluşturduğu evrimsel ayrılma olayı.

<span class="mw-page-title-main">Anadolu hipotezi</span> Hipotez

,

<span class="mw-page-title-main">Kladogram</span> ortak kökene sahip organizma grupları arasındaki ilişkileri göstermek için kullanılan diyagram

Kladogram, canlılar arasındaki evrimsel ilişkileri göstermek için kladistikte kullanılan diyagramlardır. Atalar ile soyundan gelenlerin nasıl ilişkili olduklarını ve ne kadar değiştiklerini göstermediğinden ötürü bir kladogram evrim ağacı değilse de birçok evrim ağacı tek bir kladogramdan çıkarılabilir. Kladogram farklı yönlerde dallanarak uzayan ve en son ortak atası olan bir grup organizma olan kladlarda sonlanan ve dal adı verilen çizgilerden oluşur. Çok çeşitli kladogram şekilleri olsa da hepsinin ortak özelliği diğer çizgilerden dallanan çizgilerdir. Çizgiler dallandıkları noktaya kadar izlenebilirler. Bu bağlantı noktaları üstündeki taksonlar tarafından paylaşılan ortak özellikleri gösterdiği sonucuna varılmış varsayımsal ataları temsil eder. Bu varsayımsal ata farklı özelliklerin, adaptasyonların ve diğer evrimsel özelliklerin evrimleşme sırası hakkında ipuçları verebilir. Her ne kadar böyle kladogramlar geleneksel olarak morfolojik özellikler temelinde şekillendirildiyse de DNA ve RNA dizileme verileri ile birlikte işlemsel filogenetik artık kladogramların oluşturulmasında tek başına ya da morfolojik özelliklerle bir arada kullanılmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Rosids</span>

Rosids, yaklaşık 70.000 türü içeren geniş bir çiçekli bitkiler sınıfının büyük bir kladının üyeleri olan bitkileridir. Bu bitki grubu tüm kapalı tohumluların dörtte birinden fazlasını içerir.

<span class="mw-page-title-main">Arkozor</span> diapsid sürüngen kladı

Arkozorlar (Archosauria), kuşların ve timsahların yaşayan tek temsilcileri olduğu bir diapsid kladı. Arkozorlar genel olarak sürüngen olarak sınıflandırılır. Kladistik bakımdan kuşlar da sürüngenlere dahil edilir. Soyu tükenmiş arkozorlar arasında kuş olmayan dinozorlar, pterozorlar ve timsahların soyu tükenmiş akrabaları bulunur. Modern paleontologlar, Arkozorları yaşayan kuşların, timsahların ve onların soyundan gelenlerin en son ortak atasını ve onun soyundan gelenleri içeren bir taç grubu olarak tanımlar. Arkozorlar iki ana klada ayrılır: timsahlar ve soyu tükenmiş akrabalarını içeren Pseudosuchia kladı ve yine aynı şekilde kuşlar ve soyu tükenmiş yakın akrabalarını içeren Avemetatarsalia kladı.

<span class="mw-page-title-main">Viridiplantae</span>

Viridiplantae, yaklaşık 450.000-500.000 tür içeren ve hem karasal hem de sucul ekosistemlerde önemli roller oynayan ökaryotik canlılar grubudur. Öncelikle sucul olan yeşil algler ve içlerinden çıkan kara bitkilerinden oluşurlar. Yeşil algler, geleneksel sınıflandırmada kara bitkilerini içermez ve bu da yeşil algleri parafiletik bir grup yapar. Kara bitkilerinin yeşil alglerin içinden çıktığının anlaşılmasından bu yana, bazı yazarlar bitkileri de yeşil alglere atıyorlar. Hücre duvarlarında selüloz bulunan hücrelere ve klorofil a ve b içeren ve fikobilin içermeyen siyanobakterilerle endosimbiyozdan türetilen birincil kloroplastlara sahiptirler.

<span class="mw-page-title-main">Plesiadapiformes</span> euarchontan memeli takımı

Plesiadapiformes gerçek primatlarla (Euprimates) ilişkili bir Euarchontan memeli grubudur. Normalde doğrudan bu gruba atanan taksonların hiçbiri hayatta kalmamış olsa da, geriye kalan primatlar bu gruptan evrimleşmiş gibi göründüğü için grubun kelimenin tam anlamıyla neslinin tükenmiş olmadığı görülmektedir. Plesiadapiformes terimi, taç primat olmayan tüm primatlar için hala kullanılabilir, ancak bu kullanım açıkça parafiletiktir. Taç primatlar kladistik olarak verildiğinde, primatlarla eskimiş bir genç sinonim haline gelir. 65 milyon yıl önce yaşamış Purgatorius ve Ursolestes'in bir bazal plesiadapiform olduğuna inanılıyor.

<i>Paranthropus robustus</i> soyu tükenmiş hominid türü

Paranthropus robustus, Güney Afrika'daki, İnsanlığın Beşiği'de Erken Pleistosen ve muhtemelen Orta Pleistosen döneminde yaklaşık 2,27 ila 0,87 milyon yıl önce yaşamış bir australopithecine türüdür. Kromdraai, Swartkrans, Sterkfontein, Gondolin, Cooper's ve Drimolen Mağaralarında tespit edilmiştir. İlk olarak 1938'de keşfedildi, tanımlanan ilk erken homininler arasındaydı ve Paranthropus cinsi için tip tür haline geldi. Bununla birlikte, bazıları tarafından Paranthropus'un geçersiz bir gruplama olduğu ve Australopithecus ile eşanlamlı olduğu iddia edilmiştir, bu nedenle tür genellikle Australopithecus robustus olarak da sınıflandırılır.