İçeriğe atla

Tahrif

Tahrif (Arapça: تحريف "değiştirme, bozma"), Müslümanlar tarafından kullanılan Arapça bir sözcüktür ve Yahudiler ile Hristiyanların, kendi kutsal yazılarını değişiklikleri iddiasına atıfta bulunur. Kur'an’ı ve diğer hadisleri[1] temel alan Gelenekçi Müslüman âlimler,[2] Yahudilerin ve Hristiyanların, Tanrı Kelamını değiştirdiklerini iddia ederler.

Kur'an ve tahrif öğretisi

Kur'an, Tevrat, Zebur ve İncil gibi kutsal kitapların önceki peygamberlere verilmiş olduğunu kabul eder.

Bazı Kur'an ayetlerini delil gösteren gelenekçi İslam alimleri Yahudileri Tora ile birlikte İsrailoğullarının kutsal kitabını, Hristiyanları ise Yeni Ahit’i kasten değiştirmiş olmakla itham ederler.

Tahrif öğretisinin temel aldığı ilgili ayetler aşağıda verilmiştir:

  • Onlardan bir zümre vardır, aslında Kitap'tan olmayan bir şeyi siz Kitap'tan sanasınız diye, dillerini Kitap'la eğip bükerler. O, Allah katında olmadığı halde, "Bu, Allah katındandır." derler. Bilip durdukları halde, Allah hakkında yalan söylerler. (Al-i İmran, 78)
  • Bizim ayetlerimiz konusunda çarpıtma yapanlar, bize gizli kalmazlar. Öyleyse ateşin içine bırakılan mı daha hayırlıdır yoksa kıyamet günü güvenle gelen mi? Siz dilediğinizi yapın. Çünkü o yaptıklarınızı gerçekten görendir.'' (Fussilet suresi, 40)
  • Sana bu kitabı indiren O’dur. Bu kitabın ayetlerinden bir kısmı muhkemdir ki, bu ayetler, kitabın anasıdır. Diğer bir kısmı da müteşabih ayetlerdir. Kalplerinde kaypaklık olanlar, sırf fitne çıkarmak için, bir de kendi keyiflerine göre tevil yapmak için onun müteşabih olanlarının peşine düşerler. Hâlbuki onun tevilini Allah’tan başka kimse bilmez. İlimde derinleşenler, “Biz buna inandık, hepsi Rabbimiz katındandır” derler. (Bu inceliği) ancak aklıselim sahipleri düşünüp anlar.“ (Al-i İmran, 7)
  • Yahudilerden öyleleri var ki, kelimeleri yerlerinden kaydırırlar; din içinde sövgüler üreterek, dillerini eğip-bükerek: "Dinledik, isyan ettik; dinle, dinlenmez olası, davar güder gibi güt bizi" derler. Eğer onlar, "Dinledik, boyun eğdik, dinle, bak bize!" demiş olsalardı, kendileri için daha hayırlı ve daha yerinde olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden onlara lanet etmiştir. Çok az bir kısmı hariç, iman etmezler. (Nisa, 46)
  • Sonunda, verdikleri mîsakı bozdukları için onları lanetledik de kalplerini kaskatı yaptık. Kelimeleri yerlerinden kaydırıyorlar. Öğütlenmek üzere çağrıldıkları şeyden nasiplenmeyi unuttular. İçlerinden çok azı hariç, sen onlardan hep hainlik görürsün. Bununla birlikte onları affet, ellerini tut. Çünkü Allah güzellik sergileyenleri sever. (Maide, 13)
  • Şimdi siz bunların size inanmalarını mı umuyorsunuz? Bunların içlerinden bir fırka vardır ki, Allah'ın kelamını dinliyorlar, sonra onu, akletmelerinin ardından, bilip durdukları halde tahrif ediyorlardı. (Bakara, 75)
  • Onlara şöyle denildi: Şu kentte oturun, orada istediğiniz yerden yiyin. 'Affet!' diye yalvarın; kapıdan da secde ederek girin ki, hatalarınızı bağışlayalım. Güzel düşünüp güzel iş yapanlara daha fazlasını da vereceğiz. Onların zulme sapanları, bir sözü, kendilerine söylenenin dışında bir sözle değiştirdiler. Bunun üzerine biz de üzerlerine gökten bir pislik azabı saldık; çünkü zulmediyorlardı. (Araf, 161-2)

Tahrifin türleri

Amin Ahsan Islahi dört çeşit Tahrif olduğunu yazar.[3]

  • Kasti bir şekilde, yazılanları tamamıyla farklı bir şekilde yorumlamak. Kelimenin söyleniş tarzını, anlamını büsbütün değiştirecek şekilde telaffuz etmek. Örnek: مروه sözcüğü ‘موره’ ya da ‘موريا’ şeklinde değiştirilmişti.
  • Orijinal anlamını baştan aşağı değiştirecek şekilde, metinden bir cümle veya söylev eklemek ya da çıkartmak. Örneğin bazı bilginlere göre, hiç kimse İbrahim’in Kâbe ile bir ilişkisi olduğunu ispat edemesin diye, Yahudiler Peygamber’in göç olayını tamamen değiştirmişlerdir.
  • İki anlamı olan bir kelimeyi, konuyla ilgisi olmayan anlamına uygun olarak tercüme etmek. Örneğin Arapçadaki ‘ابن’ sözcüğünün karşılığı İbraniceye “oğlu” olarak tercüme edilmişti, oysa aynı sözcük “hizmetkâr” ve “köle” anlamlarına da gelir.
  • Sırf çelişki yaratmak ya da konuyu tamamen değiştirmek için apaçık ortada olan bir konu hakkında ortaya sorular atmak.

Tahrifin tarihçesi

İslamiyet’in ilk yüzyıllarında tahrif anlayışı

Camilla Adang’a göre, Tevrat ile İncil’in değişmezliğini destekleyen ilk âlimler: Ibn al-Layth, Ibn Rabban, Ibn Qutayba, Al-Ya'qubi, Al-Tabari, Al-Baqillani, Al-Ma'sudi’dir.[4]

İbni Hâzm ve tahrif anlayışının olumsuz yönde değişmesi

Tahrif ile ilgili ilk ayrıntılı bilgilere 10. yüzyılda, Tevrat'ın beş kitabının Musa tarafından yazıldığı fikrine karşı çıkan ve Üzeyir'i Tora yazmakla suçlayan İbni Hâzım’ın yazılarında rastlanmaktadır. İbni Hâzım ayrıca, kitabının birinci (Tanah) ve ikinci bölümünde (Yeni Ahit), kutsal kitaplardaki metinlerin aslına uygunluğuna karşı olarak değerlendirdiği görüşlere sistematik ve ayrıntılı bir biçimde yer vermiştir: kronolojik ve coğrafi çelişkiler; ilahiyatla ilgili imkânsızlıklar (insan biçiminde ifadeler) zina ve fuhuşla ilgili öyküler ve peygamberlere günahkârlık ithamları, ayrıca metnin güvenilir biçimde iletilmediğine dair ifadeler (tevatür). İbni Hâzım, Harun’un Kudüs’teki Tapınağın hükümdarı olduğu dönemde, tek bir kopyası bulunan Tora’nın nasıl tahribata uğramış olabileceğini açıklamaktadır. İbni Hâzım’ın sonraki dönemlerdeki İslami tartışmalara etkisi büyüktür ve tahrif konusunda ortaya attığı konular ve diğer tartışmalı fikirleri kendisinden sonra gelen yazarlar tarafından sadece ufak tefek değişiklikler yapılarak güncellenmiştir.[5][6][7]

Tahrif ile ilgili eleştiriler

Kur'an ve tahrifin metinde olduğu iddiası

Gary Miller, Kur'an’ın kutsal kitapları eleştirmekten ziyade, bazı Yahudilerin ve Hristiyanların metni ele alışlarını eleştirdiğini düşünmektedir. Gary Miller’e göre Kuran yalnızca üç suçlamada bulunmaktadır:

  • “Kur'an Yahudiler ile Hristiyanların kutsal kitaplarında yazan pek çok şeyi atlayıp geçtiklerini söyler.”
  • “İçlerinden bazıları kelimeleri değiştirdiler ve bu konu da Müslümanlar tarafından yanlış biçimde kullanılarak, sanki bir zamanlar gerçek bir Kutsal Kitap olduğu, ancak birisinin onu sakladığı ve neticede de yanlış kitabın yayınlandığı izlenimi uyandırıldı. Bu Kur'an’da yazmaz. Kur'an’ın esas eleştirdiği, önlerinde gerçek sözler olan insanların bu sözleri insanlarla paylaşmamalarıdır. Onu yanlış tercüme ediyorlar ya da yanlış betimliyorlar ya da farklı anlamlar çıkartıyorlar. Ona farklı bir bakış açısı ekliyorlar.”
  • “Bazıları, gerçekte insanlar tarafından yazılanları Tanrı ile bağdaştırma hatasına düşüyorlar.”

İlk tekzipler

İslamiyet ile ilgili olarak yazılmış, Hristiyanlığa ait en eski belgeler arasında, 634 ile 640 yılları arasında Günah Çıkaran Maksimus’un Şöhretli Peter’a yazmış olduğu mektup ile 634 ile 637 yılları arasında Kudüs Patriği Sophronius’un (ölümü: 639) üç yazısı bulunmaktadır. Bu yazıların kesinlikle içermediği bir bilgi, Arapların yeni bir dini reddettikleridir. İmparatorluklarını kaybetmiş olan Melkitler, Müslümanların zaferinin Hristiyanların günahlarından kaynaklandığına yordular. 685 ile 692 yılları arasında yazılan Sözde-Methodius Kıyameti (Süryanicesi) diğer pek çok şeyin yanında, Hristiyanların cezalandırılmak ve günahlarından arınmak için Müslümanlar tarafından yönetildiklerini yazar. Melkitler’in ilk kuramsal tekzip örneği Sinaylı Anastasius’tur. (d.c. 700).[8]

Tahrif tartışması ayrıca Bizans İmparatoru III. Leo’ya[9] atfedilmiş ilk tartışmalı metinlerde yer almaktadır ve burada, Yahudilerle Hristiyanların herkesçe bilinen aynı kutsal metni paylaştıkları ve İkinci Kutsal Tapınak’ın mimarı Üzeyir'in dindar ve güvenilir bir kişi olduğu söylenmektedir. Aynı görüşlere daha sonraki Yahudi yazılarında da rastlanır.

Yahudi tekzipleri

İlk dönem İslam kaynaklarında “Hak Kitap” olarak nitelendirilen Tevrat’ın “Muharref” olduğuna dair bir ibare yoktur. Ancak bazı Kur'an ayetlerinde Yahudiler için “onlardan öyleleri” ve “Yahudilerden küfürde yarışanlar”ın kelimeleri yerlerinden kaydırdıklarından ve dillerini eğip büktüklerinden bahsedilmektedir.

Üzeyir’in “Allah’ın oğlu” olarak nitelendirilmesi konusu ise Musevi dinine tamamen yabancı bir husustur. Arap Yarımadası Yahudilerinden bazılarının bu izlenimi uyandıracak bir ifadede bulunmuş olmaları ihtimali, bu görüşün tüm Yahudilere ait olduğunu göstermez. Nitekim Yahudiler nezdinde Üzeyir’in (Ezra’nın) sıfatı “Peygamber” bile değildir. Kendisi “Ezra ha-Sofer” yani “Yazıcı Ezra” olarak bilinmektedir. Yazıcılar kutsal metinleri kopyalayarak çoğaltan kişilerdi.

Hristiyan ve Müslüman Antisemitizmi’nin ana sebebinin, bu iki dinin kaynaklarını ve meşruiyet temellerini (Tek Tanrı fikri) Musevi dininden aldıkları için ona çok benzemeleri ve onu ikame etmek üzere ortaya çıkmış olmalarında aramak gerekir. Bu iki din mensuplarının İbrani/Yahudi/Musevi peygamberlerini ve hatta krallarını kendi peygamberleri olarak kabullenmiş olmaları, tarih boyunca Yahudiler üzerindeki askeri ve siyasi hakimiyet statüleriyle tezat teşkil etmiş ve onları rahatsız etmiş olmalıdır.

Kur'an’ın oluştuğu devirde Tevrat tahrif edilmiş olsaydı, bu Kur'an’da mutlaka belirtilmiş olurdu. Mevcut Tevrat aynı zamanda “Eski Ahit” adıyla Kutsal Kitap'ın bir parçası da olduğundan, Kutsal Kitap'ın İslamiyet’in doğuşundan önce yaygınlaşmış olması ve içeriğinin bugüne kadar değişmemiş olması (Hristiyanların tercüme için kullandıkları İbranice metin aynen bugün de kullanılmakta) cihetiyle, Tevrat’ın İslamiyet’in doğuşundan günümüze kadar herhangi bir değişikliğe uğramadığı da ortadadır. Nitekim, Tevrat M.Ö. üçüncü yüzyıldan M.Ö. birinci yüzyıla yayılan süreç içinde İbraniceden Yunancaya çevrilmiş olup o tarihten itibaren değişikliğe uğramış olmadığı sabittir. (bkz. Sepuaginta – 70, bazı kaynaklara göre ise 72 din bilgini tarafından yapılan tercüme)

Bununla beraber, bilimsel açıdan, sırf Tevrat’ın değil, bütün ilahi metinlerin gökten doğrudan indirilmiş olmaktan çok “tanrısal” bir ilhamla insanlar tarafından yazılmış oldukları ifade edilmektedir.

Modern Hristiyan tekzipleri

Modern Hristiyanlığın tahrifi reddi yedi genel iddiaya dayanmaktadır.

  1. Kutsal kitaplarda yer alan metinlerin değiştirilmiş olduğuna dair çok önemsiz fiziksel kanıtlar vardır. Ayrıca Yahudilerin Tora’ya olan sadakatleri ve metinlerin Masoretler tarafından özenle kopyalanmış olması Müslümanların suçlamalarına karşı savlardır. M.Ö. 280-M.S. 68 yıllarına ait Ölü Deniz parşömenleri, güncel kitaplarla çok küçük ayrılıklar dışında hemen hemen aynıdır.[10]
  1. Yahudiler ile Hristiyanların neden kutsal metinlerini değiştirmiş olabileceklerine dair hiçbir tatminkâr yanıt yoktur.
  2. 29:46 ayeti Kuran’ın vahiy yoluyla indiği dönemde Tevrat’ın geçerli olduğunu söyler. 700’lerin sonunda Yahudiler ile Hristiyanların metinlerini değiştirmiş olmaları imkânsızdır, çünkü bu metinler o dönemde dünyanın dört bir yanına dağılmıştı bile.
  3. Ayrıca, yozlaşma döneminde, ortalıkta değiştirilemeyecek kadar çok kopya olurdu – lisan farklılıklarını da göz ardı etmemek gerekir.
  4. Yahudiler ile Hristiyanlar birbirlerine düşmandı. Aralarında anlaşma sağlamak çok zor olurdu. Örneğin I. yüzyılda Pavlus sürekli olarak Yahudilerin saldırılarına maruz kalıyordu (Elçilerin İşleri 23:12) ve Yahudilere karşı yapılan düzenli saldırılar mevcuttu (M.S. 372).
  5. Farklı ve yeni mezhepler, değişiklikler konusunda esas gruplarla çelişkiye düşerlerdi. Bu yüzden Müslümanların savunduğu gibi eşdeğer ve toplu değişikliklerin yapılması mümkün değildi.[11]
  6. Müslümanlığı seçen Yahudiler ve Hristiyanlar asla kasıtlı bir tahribatın yapılmış olabileceğini belirtmediler – eğer gerçek olsaydı bunu dile getirmeleri kaçınılmazdı.[12]

Bazı modern Hristiyan savunucuları, bu tahrif tekziplerini İslamiyet’in bir zaafı olarak görmektedirler.[13]

Kur'an'ın kendinden önceki Kitabı tasdik etmesi

Kutsal Kitaplarda tahrif değil tasdik vardır

İlgili Ayetler

2 Bakara

(41) Yanınızda olanı doğrulayıcı olarak indirdiğime iman edin; onu inkâr edenlerin ilki siz olmayın ve ayetlerimi az bir değer karşılığında değişmeyin. Ve yalnızca Benden korkun.

(44) Siz Kitabı okuduğunuz halde, insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuz?

(91) Onlara: "Allah'ın indirdiğine inanın!" denilse, "bize indirilene inanırız" derler, başkasını kabul etmezler. Halbuki o, kendi yanlarında bulunanı doğrulayıcı bir gerçektir.

(113) Yahudiler; "Hristiyanlar bir temel üzerinde değiller" dediler. Hristiyanlar da; "Yahudiler bir temel üzerinde değiller" dediler. Oysa hepsi de Kitabı okuyorlar. Bilmeyenler de tıpkı onların dedikleri gibi demişlerdi.  Artık Allah, ayrılığa düştükleri şey hakkında, kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.

3 Al-i İmran

(3)Sana Kitabı gerçek ile ve kendinden öncekini doğrulayıcı olarak indirdi. Tevrat ve İncil'i de indirmişti.

(78) Kitap ehlinden öyle bir güruh da vardır ki, siz onu kitaptan sanasınız diye, dillerini kitaba doğru eğip bükerler. Halbuki o, kitaptan değildir. "Bu, Allah katındandır" derler; oysa o, Allah katından değildir. Allah'a karşı, kendileri bilip dururken, yalan söylerler. (79) İnsanlardan hiçbir kimseye, Allah kendisine kitap, hüküm ve peygamberlik verdikten sonra, kalkıp insanlara; "Allah'ı bırakıp bana kul olun" demesi yakışmaz. Fakat onun:; "öğrettiğiniz ve okuduğunuz kitap gereğince Rabb'e halis kullar olun" (demesi uygundur).

(93) Tevrat indirilmeden önce, İsrail'in kendisine haram kıldığı şeyler dışında, İsrail oğullarına bütün yiyecekler helaldi. De ki; "doğru iseniz, Tevrat'ı getirip okuyun."

4 Nisa

(47) Ey Kitap verilenler! Biz bazı yüzleri silip arkalarına döndürmeden ya da Cumartesi adamlarını lanetlediğimiz gibi onları da lanetlemeden önce, yanınızdakini doğrulayıcı olarak indirdiğimize inanın. Allah'ın buyruğu yapılır.

5 Maide

(43) İçinde Allah'ın hükmü bulunan Tevrat yanlarında iken, nasıl oluyor da senin hakemliğine baş vuruyorlar? Daha sonra da verilen hükümden yüz çeviriyorlar. Bunlar inanan kişiler değillerdir.

(44) Biz indirdik Tevrat'ı, Biz. İyiye ve güzele kılavuz var onda, ışık var. Allah'a teslim olmuş peygamberler, Yahudilere(?) onunla hakemlik yaparlar. Kendini Rabb'e adayanlarla ilim ve hikmette derinleşmiş olanlar da Allah'ın Kitabı'ndan korumakla görevli olduklarıyla hükmederler.  Zaten onlar ona şahitler. Artık insanlardan korkmayın, benden korkun da ayetlerimi basit bir ücret karşılığı satmayın. Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, kâfirlerin ta kendileridir.

7 A’raf

(157) Onlar ki, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de yazılı bulacakları ümmi haber getirici (Nebi) olan elçiye (Resul) uyarlar…

(170) Onlar ki Kitaba sımsıkı sarılırlar ve namazı kılarlar; elbette Biz, iyiliğe çalışanların ecrini zayi etmeyiz.

10 Yunus

(94) Eğer sana indirdiğimizden şüphe duyuyorsan, senden önceki kitabı okuyanlara sor. Andolsun, Rabbinden sana gerçek gelmiştir, şu halde kuşkuya kapılanlardan olma.

28 Kasas

(47) Kendi ellerinin öne sürdükleri dolayısıyla, onlara bir musibet isabet ettiğinde; "Rabbimiz, bize de bir elçi gönderseydin de böylece Senin ayetlerine uysaydık ve mü'minlerden olsaydık" diyecek olmasalardı... (48) Fakat onlara Kendi Katımız'dan hak geldiği zaman:;"Musa'ya verilenlerin bir benzeri buna da verilmeli değil miydi" dediler. Onlar, daha önce Musa'ya verilenleri inkâr etmemişler miydi? "İki büyü birbirine arka çıktı" dediler. Ve; "gerçekten biz hepsini inkar edenleriz" dediler. (49) De ki; "eğer doğrulardansanız, bu durumda Allah Katından bu ikisinden (Musa'ya indirilen Tevrat ve bana indirilen Kur'an'dan) daha doğru olan bir kitap getirin de, ona uyayım."

46 Ahkaf

(12) Bundan önce de, imam ve rahmet olarak Musa'nın kitabı var. Bu da, zulmedenleri uyarmak ve ihsanda bulunanlara bir müjde olmak üzere Arapça dilinde doğrulayıcı bir Kitap'tır.

(30) Dediler ki; "Ey kavmimiz! Gerçekten biz, Musa'dan sonra indirilen, kendinden öncekini doğrulayan bir Kitap dinledik; hakka ve doğru olan yola yöneltip-iletmektedir."

Notlar

  1. ^ Örnek olarak bkz., İbn Hacer'in, Buhari'nin açıklaması
  2. ^ Ibn Hazm, al-Qurtubi, al-Maqrizi, Ibn Taymiyyah, Ibn al-Qayyim ve son dönemde, pek çoğunun yanı sıra Rahmatullah Kairanawi. Bkz. Izhar ul-Haqq, 1. Bölüm 4. Kısım. başlık (القول في التوراة والإنجيل).
  3. ^ Amin Ahsan Islahi, Tadabbur-i-Qur'an, ikinci baskı., 1. kitap, (Lahor: Faran Foundation, 1986), s. 252
  4. ^ Camilla Adang, Muslim Writers on Judaism & the Hebrew Bible from Ibn Rabban to Ibn Hazm, ISBN 90-04-10034-2.
  5. ^ The Encyclopeadia of Islam, BRILL
  6. ^ Power in the Portrayal: Representations of Jews and Muslims in Eleventh- and Twelfth-Century, bölümü "An Andalusi-Muslim Literary Typology of Jewish Heresy and Sedition", sayfa. 56 ve devamı, Tahrif: s. 58, ISBN 0-691-00187-1
  7. ^ Under Crescent and Cross: The Jews in the Middle Ages, s. 146, ISBN 0-691-01082-X
  8. ^ Ayrıca bkz: John C. Lamoreaux, Early Eastern Christian Responses to Islam (1. bölüm) in Medieval Christian Perceptions of Islam: A Book of Essays
  9. ^ A. Jeffery, Ghevond's text of the correspondence between Umar II and Leo III, in Harvard Theol. Review, xxxvii [1944], 269–321
  10. ^ Garry K. Brantley, M.A., M.Div. (April 1995). "The Dead Sea Scrolls and Biblical Integrity". Reason & Revelation (Apologetics Press) 15[4]: 25-30. http://www.apologeticspress.org/articles/266 8 Mart 2009 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.. Retrieved on 2008-12-03.
  11. ^ "St Ambrose and the Jews p1". http://www.history.umd.edu/Faculty/BCooperman/HistJewsI/Ambrose&Gregory.pdf 22 Haziran 2012 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.. Retrieved on 2008-12-03.
  12. ^ Josh McDowell; John Gilchrist (in en) (Paperback). The Islam Debate. Here's Life Pub. s. 199. ISBN 978-0-86605-104-0. http://www.joshmcdowell.org/FreeBooks/TheIslamDebate.pdf 6 Mart 2009 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.. 21.11.2008 tarihli. Sayfa 52 - 53
  13. ^ "The Last Harvest - The Issue of Bible Corruption". http://www.thelastharvest.com/BibleCorr.htm 11 Aralık 2008 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.. 21.11.2008 tarihli

Dış bağlantılar

Ayrıca bakınız

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Bakara Suresi</span> Kuranın 2. suresi

Bakara Suresi, Kur'an'ın ikinci suresidir. Kur'an'ın en uzun suresi olan Bakara Suresi, 286 ayetten oluşur.

<span class="mw-page-title-main">Tevrat</span> Tanahın ilk beş kitabı

Tevrat, İbrani Kutsal Kitabı'nın ilk beş kitabının, yani Tekvin, Çıkış, Levililer, Sayılar ve Tesniye kitaplarının derlemesidir.

Peygamber veya yalvaç, Tanrı aracılığıyla bir dini veya dinî öğretiyi yaymakla görevlendirildiğine inanılan kişidir. Peygamberler ayrıca dinî terminolojide âyet, işaret veya mûcize denilen doğaüstü güç veya olayların kendilerine atfedildiği mitolojik veya yarı mitolojik insanlardır. İbrahimî dinlerin inananları, peygamberlerin Tanrı'dan aldıkları “vahiy” adlı mesajları diğer insanlara ulaştırdıklarına inanırlar.

<span class="mw-page-title-main">Kitâb-ı Mukaddes</span> Yahudiliğin ve Hristiyanlığın kutsal metinlerini oluşturan kitapların kanonik bir koleksiyonu

Kitâb-ı Mukaddes, Mukaddes Kitap veya Kutsal Kitap, Eski Ahit ve Yeni Ahit'i kapsayan, Hristiyan inanışının temelini oluşturan ve Hristiyanlarca kutsal sayılan kitaptır.

İman, etimolojik olarak güvenmek ve samimiyetle inanmak anlamlarına gelir. Kur'an'da sadece bir olan Allah'a ve kendisinin mesajına güvenmek anlamına gelmektedir. Genel anlamda bir dine ya da yaşam tarzına gönülden bağlanmak anlamı taşır.

<span class="mw-page-title-main">Tanah</span> Yahudiliğin ana kutsal metinlerini oluşturan kitapların kanonik bir koleksiyonu

Tanah/Tanak, Yahudiliğin ana mukaddes metinlerini oluşturan kitapların kanonik bir koleksiyonudur. Hristiyanlar tarafından İbranice Mukaddes Kitap ya da Eski Ahit denir. Metinlerin neredeyse tamamı Kutsal İbranice ile yazılmış olup, ufak bir bölümü de Kutsal Aramiceyle yazılmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Musa</span> İbranî peygamber ve din büyüğü

Musa, Hristiyanlık, İslam ve Bahâîlik gibi İbrahimî dinlerde önemli bir peygamber, Yahudilikte ise en büyük peygamber kabul edilen İbrani din büyüğüdür. İsrail'in on iki oğlundan biri olan Levi'nin soyundan geldiğine inanılır. Tanah'taki anlatımlara göre İsrailoğulları'nın önderi ve kanun koyucusu olan Musa, Tanah'ın ilk beş kitabının birleşimi olan Tevrat'ın gökten indiricisi olarak atfedilir.

Vahiy ya da tanrısal esin, İslamî terminolojide buyruk veya düşüncelerin Allah tarafından peygamberlere bildirilmesine veya bu bildirinin kendisine denir. İslamî inanışta vahiy peygamberlere gelir ve sadece Cebrail aracılığıyla iner.

<span class="mw-page-title-main">İbrahim</span> Yahudilik, Hristiyanlık ve İslamın müştereken kabul ettiği peygamber, bu dinlerin ortak atası

İbrahim, Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam gibi İbrahimî dinlerin ortak atasıdır. Yahudilikte, Yahudiler ile Tanrı arasındaki özel ilişkinin kurucu babası, Hristiyanlıkta, Yahudi ya da Yahudi olmayan tüm inananların ruhsal atası, İslam'da ise Adem ile başlayan ve Muhammed'de sona eren peygamberler zincirinin bir halkasıdır.

İslâm'da iman, İslam dininin esaslarına inanmaktır. İslam'a göre kişinin kurtuluşa erebilmesi için iman etmesi şarttır. İnanç konusunda ise, farklı mezheplerin farklı görüşleri bulunmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Âl-i İmrân Suresi</span> Kuranın 3. suresi

Âl-i İmrân Suresi, Kur'an'ın 3. suresidir. Sure, 200 ayetten oluşur.

<span class="mw-page-title-main">Mesih</span> kurtarıcı olarak beklenen figür

İbrahimî dinlerde mesih, bir grup insanın kurtarıcısı veya özgürlüğe kavuşturucusudur. Geleneksel Yahudilikte maşiah, mesihçilik veya Mesih Çağı gibi kavramlar, kutsal mesh yağıyla meshedilmiş bir seçkine atıfta bulunan Tanah'la ortaya çıkmıştır.

Sâbiîlik veya Mandeizm/Mandaeizm (Mandaeans) (Arapça: الصابئة veya مندائية), Orta Doğu'da bir din. Araplarca Sabiiye olarak adlandırılan grup, kendilerine bilgili, gnostik anlamlarına gelen Manden, din adamlarına ise Nasura demektedirler.

<span class="mw-page-title-main">İslam'da İsa</span> İslam inancında İsa

İslam dininde İsa veya ʿÎsâ bin Meryem, İsrailoğulları'na gönderilen son peygamber ve aynı zamanda da Mesih'tir. İsrailoğullarına Tevrat'ı ilga etmeden, onun yanı sıra yeni bir vahiy olan İncil ile tebliğde bulunmuştur. İsa, hiç evlenmeden ve çocuğu olmadan yaşamış ve bu hâliyle göğe yükseltilmiştir. Kuran'da 93 âyette, "Meryem'in oğlu", "Allah'tan bir ruh" ya da "Allah'ın Kelimesi" unvanlarıyla veya özel ismiyle toplam 180 defa zikredilmektedir. Kuran'da İsa'nın babasız yaratıldığı, Adem Peygamberin durumuna benzetilerek vurgulanmaktadır. İsa'nın Allah'ın izniyle çeşitli mucizeler göstermiş olduğu kabul edilir.

Tarihte Yahudilik ile İslam arasındaki etkileşimin tarihi, İslamın Arap Yarımadası'nda doğup buradan yayılmaya başladığı 7. yüzyıla kadar uzanır. Gerek Yahudiliğin gerekse İslamın kökenleri Ortadoğu'da, İbrahim'e dayandığından, her ikisi de İbrahimi olarak kabul edilir. Yahudilik ile İslam'ın paylaştığı birçok ortak yön bulunmaktadır: temel dini görünümü, yapısı, hukuk felsefesi ve uygulaması ile İslam ile Yahudilik birbirine benzer. Gerek bu benzerliklerden ötürü, gerekse Müslüman kültürü ve felsefesinin İslam dünyası içinde yaşayan Yahudi cemaatleri üzerindeki etkisi yoluyla, geride kalan 1.400 yıl boyunca bu iki din arasında kesintisiz ve hatrı sayılır bir fiziki, teolojik ve siyasi örtüşme ortaya çıkmıştır.

Karşılaştırmalı din alanında Hristiyanlık ve İslam arasındaki tarihsel etkileşim, Hristiyanlık ile İslam'ın benzer yönlerini ve temel fikirleri bağlar. İslam ve Hristiyanlık, Yahudilik gibi, semavi gelenekten aldıkları kökenlerini paylaşırlar. Bu kökene rağmen söz konusu iki din arasında derin farklar vardır. Örneğin, İsa’nın kim olduğu konusu bunlardan biridir.

<span class="mw-page-title-main">Barnabas İncili</span> 16. yüzyılda yazılmış psödoapokrif incil

Barnabas İncili, Müslüman bakış açısıyla, yaklaşık olarak 16. yüzyılın son çeyreğinde yazıldığı düşünülen psödoapokrif incildir. İsa’nın öğrencilerinden Barnabas tarafından yazıldığı iddia edilir.

Miryam veya Meryem Amram ile Yochebed'in kızı ve Musa ile Harun'un ablasıdır. Adından ilk defa Tevrat'ın Çıkış kitabında bahsedilir.

İslam inancında imanın şartlarından biri "kitaplara iman"dır. Bu kavram, Allah tarafından bazı peygamberlere kitaplar indirildiğine, bu kitapların içeriklerinin tamamıyle doğru ve gerçek olduğuna inanmak demektir. Kitaplara iman ile ilgili Kur'an'da: "Ey iman edenler, Allah'a, peygamberine, peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman ediniz. Kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve kıyamet gününü inkâr ederse tam mânasıyla sapıtmıştır" ifadeleri yer almaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Sureler listesi</span> Vikimedya liste maddesi

Kur'an, İslam dininin kutsal kitabıdır. Müslümanlar, ibadetlerinde ondan çeşitli bölümleri okurlar. İslam'da inanç, ibadet, şeriat, ahlak, tasavvuf gibi uygulamaların dayandırıldığı ana kaynak Kur'an'dır.