İçeriğe atla

Türkiye'de suç

Türkiye'de suç ile polis ve jandarma teşkilatı mücadele etmektedir. 1990-2014 yılları arasında suç oranlarında önemli artış (%400) olmuştur. Hırsızlık, insan öldürme ve uyuşturucu suçlarında artış %600'e ulaşmıştır.[1] 2015 yılında günde ortalama 4 kişi öldürüldü. Cinayetlerin çoğunun nedeni namus ve para iken, 369 kadın aile içi şiddet kurbanı oldu. Aynı yıl 18 yaşından küçük 193 çocuk öldürüldü.[2]






Hükümlülerin suç türü-2014

  Hırsızlık (%17.5)
  Yaralama (%14.5)
  İcra iflas (%8.2)
  Öldürme (%5.2)
  Diğer (%54.6)

Tutuklu ve hükümlüler

Tutuklu ve hükümlülerin sayısı 1994'te 38.931 iken 2014'te 152.335'e yükselmiştir. 2014 yılında en çok hüküm giyilen suçlar: %17 hırsızlık, %14,5 yaralama, %8,2 icra-iflas, %5,2 cinayet. Ceza infaz kurumlarında bulunanların %86'sı hükümlü, %14'ü tutuklulardan oluşur. Bunların %96,4'ü erkek, %3,6'sı kadındır. İlköğretim mezunları hükümlülerin %31,6'sını oluşturur. Hırsızlıktan hüküm giyenlerin %42,2'si ilköğretim, %20,7'si ilkokul, %15,7'si sadece okur-yazardır. Yaralamadan hükümlü olanların ise; %31,4 ilköğretim, %26,4 ilkokul, %20,7'si lise ve dengi okullardan mezundur.[3]

Toplum bilimciler ve suç bilimcilerin yararlanması amacıyla CBS aracılığı ile suç-mekan analizi yapılmış, Türkiye'nin suç haritası çıkarılmıştır.[4]

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü'nün verilerine göre 1 Ocak 2023 itibarıyla Türkiye'de; 279 kapalı, 89 açık, 10 kadın kapalı, 8 kadın açık, 9 çocuk kapalı, 4 çocuk eğitim evi olmak üzere toplam 399 ceza infaz kurumu bulunmaktadır. Bu kurumların toplam kapasitesi 289 bin 974 kişi olmakla birlikte Ocak 2023 sonu itibarıyla cezaevlerinde 341 bin 497 kişi kalmaktadır. Adalet Bakanlığı verilerine göre, bu kişilerin 298 bin 975'i hükümlü, 42 bin 522'si ise tutukludur. Cezaevi nüfusunun 325 bin 009'u erkeklerden, 13 bin 977'si kadınlardan, 2 bin 511'i ise çocuklardan oluşmaktadır. Cezaevlerindekilerin 118 bin 738'i açık infaz kurumu, 222 bin 759'u kapalı ceza infaz kurumunda bulunmaktadır.[5]

Cinayet

2015 yılında Türkiye'de 2.175 silahlı olayda, 1.951 kişi öldürülmüş, 1.282 kişi yaralanmıştır. Ölümlerin %71'ine ateşli silahlar, %29'una kesici delici aletler neden olmuştur.

En fazla cinayetin işlendiği on il ve cinayet rakamları şöyledir: İstanbul (225), Adana (118), İzmir (111), Samsun (106), Bursa (96), Antalya (96), Kocaeli (89), Gaziantep (87), Konya (67), Ankara (66). 63.000 nüfuslu Bayburt 2015 yılında hiç cinayet işlenmeyen tek şehirdir. Bayburt'u takip eden diğer en az cinayet işlenmiş sakin şehirler sırasıyla:, Karabük (1), Çankırı (1), Kilis (2), Tunceli (2), Gümüşhane (2), Ardahan (3), Erzincan (3).[6]

Kadın cinayetleri

Kadın cinayetleri son yıllarda önemli artış göstermektedir. Yıllar göre kadın cinayeti sayısı aşağıdaki gibidir.[7][8]

Yıl 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 2016 2017 2018 2019 2020
Cinayet80 109 180 121 210 237 294 303 328 409 440 474 436

Hırsızlık

Yıllara göre işlenen hırsızlık suçu sayısı şöyledir: 2008'de 256.562, 2009'da 304.570, 2010'da 344.087, 2011'de 351.838, 2012'de 405.405. Jandarma sorumluluk sahasında suç türleri; %10,83 enerji hırsızlığı, %13,80 iş yerinden, %25,56 evden hırsızlık şeklindedir.[9]

Yaralama

Adli tıp kurumuna 2014 yılında 16.872 kesici-delici aletle, 6.168 ateşli silahla olmak üzere 23.040 yaralama olayı ulaşmıştır.[10]

İşkence

Türkiye'de kuruluşundan itibaren tüm hukuki metinlerde işkence yasaktır. 1980-2000 yılları arasında Türkiye uluslararası platformlarda işkence ile anıldı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde işkence suçundan cezalar aldı. İşkence suçlamaları daha çok üç büyük kentte ve öğrencilere yönelikti. Çoğunluğu emniyette (%40) olmuş, suçlananlar ise yine çoğunlukla (%45) polis ve komiserler idi. 1995-2000 arasında gözaltındaki 65 vatandaş çeşitli nedenlerle ölmüştür. İnsan Hakları İnceleme Komisyonu başkanı Sema Pişkinsüt'ün, baskın yaptığı polis merkezlerinin birinde Filistin askısı bulması önemli bir duyarlılığın oluşmasına neden olmuştur. 2000 yılından sonra işkence iddialarında azalmalar başlamıştır: Yıllara göre işkence iddiaları şöyledir: 2000; 972, 2001; 894, 2002; 879, 2003; 924, 2004; 922, 2005; 675, 2006; 333, 2007; 438, 2008; 397, 2009; 406, 2010; 362.[11]

Kaynakça

  1. ^ "Yüzde 600'lük suç artışı korkuttu!". yeniakit.com.tr. 20 Ekim 2014. 18 Ekim 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Ekim 2016. 
  2. ^ "İşte Türkiye'nin cinayet istatistiği". hurriyet.com.tr. 24 Ocak 2016. 12 Kasım 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Ekim 2016. 
  3. ^ "Ceza İnfaz Kurumu İstatistikleri, 2014". tuik.gov.tr. 7 Aralık 2015. 19 Ekim 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Ekim 2016. 
  4. ^ "Türkiye'de Meydana Gelen Suçların Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ile İncelenmesi" (PDF). Jeodezi, Jeoinformasyon ve Arazi Yönetimi Dergisi. hkmo.org.tr. 2011. 22 Ocak 2015 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Ekim 2016. 
  5. ^ https://www.sozcu.com.tr/2023/gundem/tutuklu-ve-hukumlu-sayisinda-yeni-rekor-7566559/#:~:text=T%C3%BCrkiye'deki%20cezaevlerinin%20toplam%20kapasitesi,42%20bin%20522'si%20tutuklu 25 Ocak 2023 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi..
  6. ^ "İşte Türkiye'nin cinayet haritası". dha.com.tr. 27 Ocak 2016. 18 Temmuz 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Temmuz 2023. 
  7. ^ "10 kadından dördü dayak yiyor". aljazeera.com.tr. 6 Mart 2015. 18 Ekim 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Ekim 2016. 
  8. ^ "Kadın Cinayetleri Son 10 Yılda 3 Kat Arttı! Çarpıcı Kadına Şiddet İstatistikleri…". Güncel Veri Gazetesi. 7 Kasım 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 7 Kasım 2021. 
  9. ^ "Bakanlık Türkiye'deki hırsızlık rakamını açıkladı". haber7.com. 26 Ekim 2013. 19 Ekim 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Ekim 2016. 
  10. ^ "Türkiye'nin şiddet haritası". hurriyet.com.tr. 27 Ocak 2016. 18 Ekim 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Ekim 2016. 
  11. ^ ENGİN, Doç. Dr. Zeynep (2015). "İşkence ve Türkiye: Türkiye'de İşkenceye İlişkin Hukuki Durum ve İşkencenin Cezasız Kalma Sorunu". Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Cezaevi</span> hükümlülerin içinde tutuldukları yapı

Cezaevi ya da hapishane, hüküm giymiş kişilerin cezalarını çekmesi için hapsedildikleri yerler. Türkçede zindan ve mahpushane sözcükleri de zaman zaman -özellikle eski metinlerde- aynı anlamda kullanılır. Tutukluların, hükümlülerden ayrı olarak tutulduğu yere ise tutukevi denir.

<span class="mw-page-title-main">Ulucanlar Cezaevi Müzesi</span> Müze olarak yeniden düzenlenmiş eski bir cezaevi

Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi veya Ulucanlar Cezaevi, 1925 ve 2006 yılları arasında Ankara'nın Altındağ ilçesinin Ulucanlar semtinde faaliyet göstermiş olan bir cezaevidir. Türk siyasi ve edebî hayatında da önemli bir yere sahip olan Ulucanlar Cezaevi'nin restore edilerek müze ve kültür sanat merkezine dönüştürülmesi projesi Altındağ Belediyesine verildi. 2009 yılında başlatılan restorasyon çalışmaları 2010 yılında tamamlandı.

Mustafa Pehlivanoğlu, Türk Ülkücü militan. 10 Ağustos 1978'de dört kahvehaneyi otomatik silahla tarayıp 5 kişiyi öldürdüğü, 12 kişiyi yaraladığı iddia edilerek yargılandı ve 18 Ekim 1979'da idama mahkûm edildi. 12 Eylül Darbesi'nden sonra cezası infaz edildi. 1980-1984 arasında idam edilen 8'i sağ görüşlü 50 mahkûmdan biridir.

F Tipi Cezaevleri, yüksek güvenlikli cezaevlerine Türk infaz sisteminde verilen isimdir. Sosyal Tecrit modeline dayanmaktadır. Yüksek güvenlikli cezaevleri, Türkiye'de düzenlendiği biçimiyle, genellikle devlete karşı işlenen suçlar ve/veya organize suçlardan dolayı tutuklu ya da hükümlü bulunan mahpusların üç kişilik ya da tek kişilik yaşam birimlerinde kaldıkları ve mümkün olduğunca diğer mahpuslarla ve infaz memurlarıyla iletişimlerinin sınırlandırıldığı ceza infaz kurumlarıdır.

Hayata Dönüş Operasyonu, Türkiye'de cezaevlerindeki bazı tutuklu ve hükümlülerinin F tipi hücre sistemine ve tecrit uygulamasına direnmek için 20 Ekim'de başlattıkları açlık grevi ve ölüm orucu eylemlerine karşı, 19 Aralık 2000 tarihinde, 20 cezaevine birden yapılan, 2'si asker 30'u tutuklu 32 kişinin öldüğü, yüzlerce kişinin yaralandığı, yaklaşık 10.000 güvenlik görevlisi tarafından gerçekleştirilen operasyonlara verilen resmi addır.

Türkiye'de iki çeşit cezaevi bulunmaktadır: tutuklu ve hükümlü cezaevi. Ancak birçok cezaevinde tutuklu ve hükümlüler bir arada barındırılmaktadır. Bu cezaevleri genel olarak üç tipte bulunur: açık, yarı-açık ve kapalı cezaevleri. Günümüzde yarı açık cezaevi uygulamasına son verilmiştir. Kapalı cezaevleri ile yüksek güvenlikli cezaevleri arasında fark bulunur. Yüksek güvenlikli F tipi kapalı cezaevleri, tüm tretman programlarının uygulanabilmesi için uygun mekânlara sahip, mevzuatı gereğince sadece tehlikeli hükümlü ve tutuklu statüsündeki kişilerin barındırılabileceği, fizikî yapısı, elektrik ve elektronik güvenlik sistemleri ile yönetim planı bakımından güvenliği tehdit eden unsurları en aza indirilmiş içten ve dıştan koruma görevlileri ile firara karşı engelleri bulunan ve oda sistemine göre inşa edilmiş ceza infaz kurumlarıdır. Kurum özelliği ve güvenliği nedeniyle, proje aşamasında 24 saat kesintisiz ısınma, aydınlanma ve su verebilecek kapasitede kalorifer (fuel-oil), elektrik, jeneratör ve asıl su tesisatı ile donatılmıştır. Zemin tünel kazma girişimini engelleyici, yeterli miktarda hasır demirli betonla sağlamlaştırılmıştır. Kanalizasyon boruları firarı engelleyecek ebatlarda döşenmiş, rögarlar ile kontrol imkânı sağlanmış, çevreyi koruma amacı güdülerek arıtma tesisleri kurulmuştur. Bazı cezaevlerinde kadınlar ve çocuklar için ayrı bloklar bulunurken bazı cezaevleri yalnız kadınlar ve çocuklar içindir. Ayrıca geçmişte ıslahevi olarak adlandırılan çocuk eğitimevleri de günümüz ceza infaz kurumları içerisinde yer almaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Gardiyan</span>

Gardiyan ya da infaz koruma memuru, cezaevi ve tutukevlerindeki mahkûmların belli başlı konularda ihtiyacını karşılamak ve güvenliği sağlamak amacıyla görev yapan kamu personeli.

Türkiye Cumhuriyeti'nde ölüm cezası, 1984'ten bu yana uygulanmamaktadır ve 2004'te kaldırılmıştır. Ölüm cezası önce 2001'de savaş tehdidi ve terör suçları hâlleri dışındaki suçlar için kaldırılmış, 3 Ağustos 2002'de "savaş ve çok yakın savaş tehdidi hâllerinde işlenmiş suçlar hariç" şartı ile kaldırılmıştır. 7 Mayıs 2004 tarihli 5170 sayılı Kanun ile Anayasa'dan ölüm cezaları ile ilgili maddeler çıkarılmış, 14 Temmuz 2004 tarihli 5218 sayılı Kanun ile Türk Ceza Kanunu'ndan ölüm cezaları ile ilgili maddeler çıkarılmış, böylece ölüm cezası Türk Hukuku'ndan tamamen kaldırılmıştır.

Metris Cezaevi, İstanbul'un Esenler ilçesinin 15 Temmuz Mahallesi'nde bulunan cezaevidir.

Bayrampaşa Cezaevi ya da eski adıyla Sağmalcılar Cezaevi, 1968 ve 2008 yılları arası Türkiye'nin İstanbul ilinin Bayrampaşa ilçesinde hizmet vermiş bir cezaevidir.

<span class="mw-page-title-main">Asarak idam</span> idam çeşidi

Asarak infaz etme, tarihteki en eski ve en çok uygulanmış idam cezası yöntemlerinden biridir. Asarak infazda, ilk önce idam mahkûmü idam sehpasına çıkar ve cellat idam mahkûmünün boğazından ip geçirir. Sonra cellat idam sehpasını tekmeyle devirir ve idam mahkûmü boşlukta kaldığı için asılır, boynu kırılarak veya boğularak ölür. Ayrıca mahkûm infazdan kaçmasın diye elleri bağlanır. Asılmak, sadece idam yöntemi değil ayrıca bir intihar yöntemidir.

<span class="mw-page-title-main">Diyarbakır Cezaevi</span> Diyarbakırda yer alan bir cezaevi

Diyarbakır Cezaevi ya da Diyarbakır Askerî Cezaevi, Diyarbakır'da kurulan bir cezaevidir. 1972'de yapımına başlandı, 4 Temmuz 1980'de açıldı. 12 Eylül Darbesi'den sonra askerî yönetime devredilerek Sıkıyönetim Askerî Cezaevi olarak kullanıldı. Yaşandığı iddia edilen işkenceler ile ön plana çıktı. The Times gazetesine göre "dünyanın en kötü şöhretli 10 cezaevi" arasında yer almaktadır. 1981 ve 1984 yılları arasında cezaevinde 30 kadar kişi öldü. 9 Mayıs 1988 tarihinde Adalet Bakanlığına devredildi. Cezaevi hakkında belgeseller çekildi ve kitaplar yazıldı. Günümüzde ise müze olması planlanmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Marmara Cezaevi</span> İstanbulda bir cezaevi

Marmara Cezaevi veya eski adıyla Silivri Cezaevi, İstanbul'un Silivri ilçesinde yer alan ve yapımı 2008 yılında tamamlanan cezaevidir. 8 adet L tipi kapalı ceza infaz kurumundan oluşan "Marmara Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü", Türkiye'nin en modern ve yüksek teknolojili, Avrupa'nın en büyük cezaevidir.

Genel af, Türk Dil Kurumunun tanımına göre, kamu yararına uygunluğu anlaşıldığında belli bir veya birkaç suç çeşidi için yapılan kovuşturmaların durdurulması, verilmiş cezaların kaldırılması veya azaltılmasıdır.

Bakırköy Kadın Tutukevi İstanbul'un Zuhuratbaba, Bakırköy'de yer alan ve sadece kadın ve kız çocuk hükümlülerinin kaldığı cezaevidir.

İzmir Buca Cezaevi, resmi adıyla İzmir Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumu, belli bir tipte olmayan kapalı ve açık cezaevidir. İzmir ili Buca ilçesinde bulunmaktaydı. 1959 yılında kurulmuştur. 2020 Ege Denizi depreminde hasar gören cezaevi önce boşaltıldı, Aralık 2020'de ise yıkılmaya başlandı. En son görev yapan kurum müdürü Murat Gündüz'dü.

Mamak Askerî Cezaevi, Ankara'da bulunan bir askerî cezaevi. Daha çok asker tutuklular için yapılmış bir cezaevi iken, 12 Mart'tan itibaren sivil tutukluların da kalması ve yapılan uygulamalarla kamuoyuna mâlolmuştur.

Serpil Yeşilyurt cinayeti, 3 Ekim 1998 tarihinde annesi Hanım Yeşilyurt ile birlikte kaçırıldıktan sonra tecavüz edilip doksan yerinden bıçaklanan Serpil Yeşilyurt'un öldürülmesidir. Yaşları 15 ile 17 arasında değişen dört tinerci tarafından işlenen cinayette tecavüze uğrayan anne Yeşilyurt ise ağır yaralı olarak kurtulmuştur. Cinayetin işleniş şekli ve dava süreci uzun süre Türk kamuoyunu meşgul etmiştir.

Sincan Cezaevi, Ankara ilinin Sincan ilçesine bağlı Yenikent semtindeki 2.500.000 m²lik bir alana kurulan, 6.830 tutuklu ve hükümlü kapasiteli, L ve F tipi güvenlik seviyeli on üç ceza infaz kurumunun bulunduğu, Marmara Cezaevi'nden sonra en büyük ikinci kampüse sahip tutukevi.

<span class="mw-page-title-main">Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü</span> Adalet Bakanlığına bağlı cezaevi kurumu

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü (CTE), Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığına bağlı ceza infaz kurumları, denetimli serbestlik müdürlüklerinden sorumlu devlet kurumudur.