İçeriğe atla

Türkiye'de genel af

Genel af, Türk Dil Kurumunun tanımına göre, kamu yararına uygunluğu anlaşıldığında belli bir veya birkaç suç çeşidi için yapılan kovuşturmaların durdurulması, verilmiş cezaların kaldırılması veya azaltılmasıdır.

Türk Ceza Kanunu'nun 65. maddesine göre:[1]

  1. Genel af hâlinde, kamu davası düşer, hükmolunan cezalar bütün neticeleri ile birlikte ortadan kalkar.
  2. Özel af ile hapis cezasının infaz kurumunda çektirilmesine son verilebilir veya infaz kurumunda çektirilecek süresi kısaltılabilir ya da adlî para cezasına çevrilebilir.
  3. Cezaya bağlı olan veya hükümde belirtilen hak yoksunlukları, özel affa rağmen etkisini devam ettirir.

74. maddeye göre genel af, özel af ve şikâyetten vazgeçme, müsadere olunan şeylerin veya ödenen adlî para cezasının geri alınmasını gerektirmez. Ayrıca, genel af hâlinde yargılama giderleri de istenemez.[1]

Genel af hâlinde, soruşturma yürütülen ve henüz dava açılmayan soruşturmalarla ilgili dava açılmaz. Haklarında hüküm verilip henüz kesinleşmeyenler ve davası açılıp mahkemesi devam edenler hakkında davanın düşmesine karar verilir. Haklarındaki hüküm kesinleşip henüz infaza başlanmayanlar ile ilgili cezalar infaz edilmez. İnfaz edilmekte olanlar derhâl serbest bırakılır. Ayrıca genel af hâlinde adli sicil kaydı silinir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi tarihindeki ilk genel af yasası 7 Ocak 1922'de çıkarıldı. Toplam dört maddeden oluşan yasa ile cezalarının üçte ikisini tamamlayan mahkûmların kalan cezaları affedildi, işgale uğrayan yerlerdeki kişiler hakkında açılan davalar ise ertelendi. Cumhuriyetin kuruluşundan kısa bir süre sonra 26 Aralık 1923'te ikinci genel af yasası çıkarıldı. Söz konusu düzenlemeyle, 29 Ekim 1923'e kadar işlenmiş suçlara verilen cezaların yarısı affa tabi tutuldu. Yasayla, af kapsamına gireceklerin üç ay içinde teslim olmaları koşulu getirildi. Bundan üç ay sonra yasaya eklenen bir maddeyle, kürek veya bir yerde zorunlu ikamet cezasına mahkûm edilenlerin cezalarında indirime gidildi.

Cumhuriyetin kuruluşunun 10. yıl dönümü dolayısıyla 26 Ekim 1933'te yeni bir genel af yasası çıkarıldı. Bu yasayla, beş yılı geçmeyen hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm olanlar hakkında takibat yapılmaması, üç yılı geçenlerin cezalarının affına ilişkin düzenleme getirildi. Söz konusu yasal düzenlemede, değişik suçlar için de belli oranlarda ceza indirimi uygulanması sağlandı.

21 Mayıs 2002'de kabul edilen 4758 numaralı Kanun gereği, 27 Nisan 2002 tarihine kadar işlenen suçlardan dolayı hapis cezasına mahkûm edilenlerin toplam cezalarından on yıl indirildi.[2] Bir başka örnek olarak 6 Şubat 2003'te kabul edilen Kanun, cezaların ertelenmesini sağladı.[3]

2023 yılında Cumhuriyetin 100. yılı olması sebebiyle bir grup tarafından genel af beklentisi olsa da af çıkarılmadı. Özellikle 7 ve 8. yargı paketlerinde İnfaz Kanunu'nda çeşitli değişiklikler yer alsa da TCK 65 anlamında bir genel veya özel af çıkarılmadı. Hükûmet yetkilileri bu konuda net bir açıklama yapmamaktadır.[4] 9. yargı paketinin içeriğinde af ile ilgili bir madde bulunmamaktadır. 9. yargı paketi 23.07.2024 tarihinde komisyondan geçerek TBMM'ye sunulmuştur.

TBMM'nin ilk yılları ve tek parti dönemi

5 Aralık 1921: Fransızlar tarafından işgal edilen topraklarda işlenen suçlara ilişkin af.

19 Aralık 1921: Hıyanet-i Vataniye Kanunu kapsamındaki bazı suçlar için öngörülen af.

7 Ocak 1922: Genel af.

31 Mart 1923: Esirlerin affı. (Lozan Antlaşması gereğince Türkiye'nin elinde bulunan askerî ve sivil esirlere ilişkin af)

26 Aralık 1923: Genel af.

20 Mart 1924: Genel affa ek kanun.

16 Nisan 1924: Türkiye'den ayrılan topraklarda yaşayanlar için genel af.

11 Aralık 1924: Men'i Müskirat Kanunu (Sarhoşluk veren şeylerin önlenmesi) kapsamında mahkûm olanların affı.

23 Mayıs 1929: Kabahatlerin affı. (Kabahatlilerin affı ve bazı cürümlerin takibat ve tecili hakkında kanun)

26 Ekim 1933: Genel af.

8 Ocak 1936: "Tunceli affı". (Tunceli ilinde yaşayan ve nüfus kütüklerine kaydolmamış olanlar ile asker kaçakları hakkındaki af)

14 Ocak 1938: "Tunceli affı" konusundaki yasanın yenilenmesi.

29 Haziran 1938: İstiklal Mahkemeleri'nde mahkûm olanlar hakkında çıkarılan yasa.

19 Nisan 1940: Depremde yararı görülen mahkûmların affı.

26 Aralık 1941: Depremde yararı görülen mahkûmların affı.

2 Ağustos 1944: Müttefik devletlerin tebaasında bulunan mahkûmların affı.

14 Haziran 1946: Basın affı.

Çok partili dönem

14 Temmuz 1950: Kısmi genel af.

11 Mart 1954: Orman suçlarının affı.

11 Şubat 1957: Ateşli silahlara ilişkin af.

23 Haziran 1958: Orman suçlarının affı.

28 Haziran 1960: 27 Mayısçıların affı. (Hürriyet Mücadelesi Uğrunda İşlenen Bazı Suçların Affına Dair Geçici Kanun)

28 Haziran 1960: Ruhsatsız silah taşıyanlara ilişkin af.

10 Eylül 1960: Millî korunma suçları affı.

26 Ekim 1960: 27 Mayıs 1960'ta gerçekleştirilen askerî darbe sonrasında 26 Ekim 1960'ta genel af yasası çıkarıldı. Yasayla, kusurdan doğan suçlarla üst sınırı beş yılı geçmeyen hürriyeti bağlayıcı cezalar hakkında takibat yapılmaması hükmü getirildi; beş yıldan fazla olan cezaların üçte biri indirildi ancak bu sürenin beş yıldan aşağı olamayacağı hükme bağlandı. Bu af yasasında, “devlet aleyhine, ırza yönelik ve Atatürk aleyhine işlenen suçlar” gibi bazı suçlara verilen cezalar af kapsamı dışında bırakıldı.

18 Kasım 1960: Genel affa ek kanun.

10 Mayıs 1962: 22-23 Şubatçıların affı. (Asker kişiler tarafından 22-23 Şubat 1962 darbe kalkışması dolayısıyla ve daha önce bu olaylara esas oluşturacak kovuşturmalara ilişkin af)

16 Ekim 1962: Demokrat Partililerin (DP) affı. (Anayasayı ihlal suçundan Yüksek Adalet Divanınca mahkûm edilenlerin cezalarının kısmen affı hakkında kanun)

23 Şubat 1963'te çıkarılan bir başka genel af yasasıyla; beş yılı geçmeyen hapis cezaları için af getirildi, değişik oranlarda ceza indirimi sağlandı ve bazı suç ve cezalar kapsam dışında tutuldu. 3 Ağustos 1966'daki genel af yasasıyla da benzeri doğrultuda düzenlemeler öngören af ve ceza indirimi getirildi.

18 Temmuz 1963: Millî korunma affı.

8 Nisan 1965: Demokrat Partililerin (DP) affına ilişkin kanuna ek.

3 Ağustos 1966: Genel af.

19 Temmuz 1967: Genel af kanununa ek.

26 Aralık 1967: 20-21 Mayısçıların affı. (20-21 Mayıs 1963 darbe kalkışmasından mahkûm edilenler için çıkarılan af kanunu)

15 Mayıs 1969: Kısmi genel af.

26 Haziran 1973: Orman suçlarının affı.

15 Mayıs 1974: Genel af.

24 Şubat 1976: Şoför affı. (Cumhuriyet'in 50. yılı dolayısıyla çıkarılan aftan kısmen yararlanan sürücülerin, mesleklerini icra etmelerine olanak sağlayan yasal düzenleme)

2 Ağustos 1977: Haşhaş ekicilerinin affı.

26 Ocak 1978: 1974'te çıkarılan genel af kanununa bir bent eklenmesine dair kanun.

25 Eylül 1980: Ateşli silahlar konusundaki af kanunu.

25 Aralık 1985: Memurların disiplin cezalarının affı.

25 Mart 1988: Ceza indirimi öngören kanun.

12 Nisan 1991: Terörle Mücadele Kanunu'nun geçici 4. maddesi uyarınca öngörülen şartla salıverme.

18 Haziran 1992: Memurların disiplin suçlarının affı.

6 Mayıs 1993: Öğrenci affı.

1 Haziran 1994: Türk Parası'nın Kıymetini Koruma Hakkında Kanun kapsamındaki suçların affı.

7 Haziran 1995: Öğrenci affı.

28 Ağustos 1999: Basın yoluyla işlenen bazı suçların ertelenmesine dair kanun. (Anayasa Mahkemesince kısmen iptal edildi.)

28 Ağustos 1999: Öğrenci affı (Cezaların affı hakkındaki kanuna bir geçici madde eklenmesine ilişkin kanunun Cumhurbaşkanı'nca veto edilmesine karşın öğrenci affı yürürlüğe girdi.)

28 Ağustos 1999: Cezaların infazı hakkındaki kanuna bir geçici madde eklenmesine dair kanun. (Cumhurbaşkanı veto etti.)

22 Aralık 2000: Rahşan Affı.

1974 Genel Affı

15 Mayıs 1974'te Genel Af teklifinin son maddeleri de TBMM'de kabul edilince çıkarılması uzun süre konuşulan Af Kanunu kesinleşti.[5] Başbakan Bülent Ecevit ve Necmettin Erbakan'ın kurduğu Koalisyon Hükûmeti affı çıkardı. 19 Mayıs'ta cezaevlerinden tahliyeler başladı. Sağmalcılar Cezaevi'nden Af Kanunu'ndan yararlanarak serbest kalan 300 hükümlüden 56'sı adam öldürmek, 91'i hırsızlık ve gasp, 67'si esrar içmek, bulundurmak ve satmak, 13'ü kaçakçılık, 9'u ırza geçmek suçlarından 1-30 yıl arası ağır hapis cezasına mahkûm edilmişlerdi. Diğerleri ise; silah bulundurmak, yaralamak, ölüme sebebiyet, sahtekârlık, dolandırıcılık, zimmet, hakaret suçlarından hükümlüydüler.[6]

Aktör Yılmaz Güney de aftan yararlanarak serbest kaldı.[7] "Atatürk Aleyhinde İşlenen Suçlar Hakkında Kanun" gereği yargılanan Kadir Mısıroğlu'nun davası bu afla düştü.[8] Fethullah Gülen'in yargılaması da sona erdi. Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi Davası'nda 60 sanığın davası düştü, Dev-Genç Davası'nda 16 sanık serbest bırakıldı.[9] Cinayet suçundan mahkûm olan Ülkücü Ali Güngör'ün dava dosyası da bu afla kapandı.[10]

Aftan hemen sonra İzmir'deki yetkililer, hırsızlık ve benzeri suçların 3-5 misli arttığını söyledi. Yapılan açıklamada, "son 10 gün içerisinde 200'e yakın vatandaşın hırsızlık vb. suçlardan karakollara başvurduğu" belirtildi.[11]

Adalet Bakanlığı verilerine göre, 61 bin olan cezaevindeki tutuklu ve hükümlü sayısı bu afla 24 bine kadar düşmüştür.[12]

12 Eylül Darbesi öncesinde dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, Nihat Erim suikastı sonrası, "Türkiye'yi bu noktaya 1974 Affı getirmiştir." demiştir. Dönemin MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş de affı eleştirmiştir.[13]

Rahşan Affı

Asıl adı Şartla Salıverme ve Erteleme Yasası olan ve uzun süren tartışmalardan sonra 22 Aralık 2000'de Rahşan Ecevit'in önerisiyle çıkarılan, devlete karşı işlenen suçlar dışındaki suçlara erteleme veya şartlı salıverme getiren yasa, kamuoyunda "Rahşan Affı" olarak bilinir. Yasayı Bülent Ecevit başbakanlığındaki DSP-MHP-ANAP Koalisyon Hükûmeti çıkardı. 70 bin kişilik kapasitesi dolan cezaevlerinin nüfusu 40 bine kadar düştü. Ancak 3 yılda mahkûm sayısı 20 binden fazla artarak yeniden 64 bine çıktı.

4616 sayılı Şartla Salıverme ve Erteleme Yasası, 23 Nisan 1999 tarihinden önce işlenen suçları kapsıyordu. Yasa çıktıktan sonra ilk planda cezaevlerindeki 23 bini aşkın tutuklu ve hükümlü aftan yararlanarak tahliye oldu. Daha sonra Anayasa Mahkemesinin verdiği iptal kararlarıyla yasanın kapsamının genişlemesi sonucu cezaevinden tahliye olanların sayısı 45 bini buldu. Ancak affın sonuçları bununla sınırlı kalmadı. Suç tarihi 23 Nisan 1999'dan önce olmasına karşılık sonradan açılan ve yargılaması uzun süren davalarda affın etkisi sürdü. Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün derlediği istatistikler, 2005 yılında 4 bin 715 kişi hakkındaki davanın af yasası çerçevesinde ertelendiğini ortaya çıkardı. Bu yüzden af hâlâ tartışılmaktadır.

Kamuoyunda affa ilk tepki 26 Aralık 2000'de geldi. 1996 yılında sahibi olduğu otelde çıkan yangında 18 kişinin ölmesi sonucu 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan ve 4 yıl kaçak yaşadıktan sonra af çıkınca teslim olan Halit Tozbey, aftan yararlanarak serbest kaldı.[14] Aftan yararlanan pek çok adi suçlu mahkûm, tekrar suç işleyerek cezaevine girdi.[15][16] Dönemin Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu, 1.660 PKK'lının serbest kaldığını tespit ettiklerini söyledi.[17] 1999 Gölcük depremi sonrası müteahhitlere açılan yaklaşık 2.100 davanın 1.800'ü bu afla cezasız sonuçlandı.[18] 2001 yılında tepkilerin artması üzerine Rahşan Ecevit, "Benim düşündüğüm af katillerin affı değil, garibanların affıydı." dedi.[19]

2007 yılında Yaşar Gökşin adlı bir vatandaş, diş hekimi olan kızının tecavüze uğrayıp öldürülmesinden af çıkaran TBMM'yi sorumlu tuttu ve TBMM Başkanlığına tazminat davası açtı. Tecavüz ve gasptan mahkûm olan suçlu, aftan yararlanarak serbest kaldıktan sonra 39 yaşındaki diş hekimi Zekiye Gökşin'i tecavüz edip öldürmüştü. Baba Gökşin, "Eğer 'Rahşan Affı' diye bilinen af kanunu çıkmasaydı o cani hapiste, kızım da yaşıyor olacaktı." dedi.[20]

Resmî Gazete arşivinden

2005 : Hükümlülerin Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılmaları Hakkında Yönetmelik https://web.archive.org/web/20100522071321/http://rega.basbakanlik.gov.tr/eskiler/2005/06/20050617.htm

Kaynakça

  1. ^ a b Türk Ceza Kanunu 11 Mayıs 2016 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Son erişim tarihi: 22 Ağustos 2012
  2. ^ TBMM Kanun No. 4758 17 Nisan 2010 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Son erişim tarihi: 22 Ağustos 2012
  3. ^ TBMM Kanun No. 4809 25 Ağustos 2012 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Son erişim tarihi: 22 Ağustos 2012
  4. ^ "8. yargı paketi maddeleri son durum 2024". Hürriyet. 12 Ocak 2024. 3 Haziran 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Haziran 2024. 
  5. ^ "Cumhuriyetin 50 nci Yılı Nedeniyle Bazı Suç ve Cezaların Affı Hakkında Kanun" (PDF). 11 Şubat 2023 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. 
  6. ^ "20 Mayıs 1974, Milliyet: AFTAN YARARLANANLAR CEZAEVLERİNDEN ÇIKIYOR". 8 Ocak 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  7. ^ "20 Mayıs 1974, Cumhuriyet: Güney tahliye edildi". 11 Şubat 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  8. ^ "TERCEME-İ HÂL". 10 Eylül 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  9. ^ "21 Mayıs 1974, Milliyet: Yılmaz Güney tahliye edildi". 8 Ocak 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  10. ^ "Meğer Ecevit onu da affetmiş". 14 Şubat 2006 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  11. ^ "4 Haziran 1974, Milliyet: SUÇLAR BEŞ MİSLİ ARTTI". 14 Temmuz 2010 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  12. ^ "Türkiye Tarihindeki Aflar". 4 Eylül 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  13. ^ "Türk Siyasal Hayatında Nihat Erim, 7.16.1. Nihat Erim Suikastinin İç ve Dış Yankıları" (PDF). 30 Ocak 2023 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. 
  14. ^ "YETMEZ, BİR DE MADALYA TAKIN". 25 Aralık 2005 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  15. ^ "Serpil öğretmenin katili yine vurdu". 14 Haziran 2007 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  16. ^ "Sapık vahşeti". 10 Şubat 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  17. ^ "Kıvrıkoğlu: Aftan PKK yararlandı". 23 Mayıs 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Haziran 2023. 
  18. ^ "17 Ağustos'a 4 gün kala!". 12 Eylül 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  19. ^ "Rahşan Ecevit: Benim istediğim af, katillerin affı değildi". 15 Eylül 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  20. ^ "Kızı için TBMM'ye dava açtı". 25 Temmuz 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Necmettin Erbakan</span> 23. Türkiye başbakanı

Necmettin Erbakan, Türk yüksek makine mühendisi, akademisyen, siyasetçi ve Millî Görüş ideolojisinin kurucusudur. Başbakan yardımcılığı ve başbakanlık görevlerinde bulunmuştur. 1974 yılında Bülent Ecevit liderliğindeki Cumhuriyet Halk Partisi ile kurulan koalisyon hükûmetinde başbakan yardımcısı ve devlet bakanı olmuştur. 1974 Genel Affı ve Kıbrıs Harekâtı'na destek vermiştir. 1996'da başbakan olmuş, başbakanlık görevini 28 Haziran 1996 ile 30 Haziran 1997 tarihleri arasında sürdürmüştür. 28 Şubat sürecinde istifa etmeye zorlanmış, partisi kapatılmış ve kendisine 5 yıl süreliğine siyaset yasağı getirilmiştir. Kayıp Trilyon Davası'nda 2 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Rahşan Ecevit</span> Türk ressam, yazar ve politikacı

Zekiye Rahşan Ecevit, Türk ressam, yazar ve siyasetçidir. Demokratik Sol Parti ile Demokratik Sol Halk Partisinin kurucusu ve ilk başkanıdır. Önerisiyle 2000 senesinde çıkarılan Af Yasası, Rahşan Affı olarak bilinir.

<span class="mw-page-title-main">Cezaevi</span> hükümlülerin içinde tutuldukları yapı

Cezaevi ya da hapishane, hüküm giymiş kişilerin cezalarını çekmesi için hapsedildikleri yerler. Türkçede zindan ve mahpushane sözcükleri de zaman zaman -özellikle eski metinlerde- aynı anlamda kullanılır. Tutukluların, hükümlülerden ayrı olarak tutulduğu yere ise tutukevi denir.

Af, genel anlamda, bir kişinin kusurunun bağışlanması demektir. Bütün toplumların aileden başlayarak, okulda ve toplum içinde nasıl davranılacağına ilişkin kuralları vardır. Bu kurallara aykırı hareket etmek suç ya da kabahat olarak kabul edilir. Bununla birlikte bir baba çocuğunun, bir öğretmen öğrencisinin bazı kuraldışı davranışlarını bağışlayabilir. Hukukta af ise, devletin suç işleyip hüküm giymiş bireyleri bazı durumlarda bağışlamasıdır. Bu durumda af, bir mahkemece verilmiş cezanın, hatta doğrudan doğruya suçun yok sayılmasıdır.

<span class="mw-page-title-main">Bülent Ecevit</span> 16. Türkiye başbakanı

Mustafa Bülent Ecevit, Türk gazeteci, şair, yazar, çevirmen ve siyasetçidir. Türkiye Cumhuriyeti'nin eski başbakanı, çalışma bakanı, devlet bakanı ve başbakan yardımcısıdır. 1974, 1977, 1978-1979 ve 1999-2002 yıllarında beş kez Türkiye başbakanlığı görevini üstlenmiştir. 1972-1980 yılları arasında Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanlığında, 1987-2004 yılları arasında ise Demokratik Sol Parti genel başkanlığında bulunmuştur. 1961-1965 yılları arasında İsmet İnönü tarafından kurulan hükûmetlerde çalışma bakanı olarak yer almıştır. Ecevit, 20 Temmuz 1974 tarihinde ilk Kıbrıs Harekâtı'nı, 14 Ağustos 1974 tarihinde ise "Ayşe tatile çıksın." parolasıyla ikinci harekâtı başlatmıştır. 1999'da PKK'nın kurucusu Abdullah Öcalan'ın Kenya'da yakalanarak Türkiye'ye getirilmesini sağlamıştır. 1974'te genel af, 2000'de eşi Rahşan Ecevit'in etkisi ile Rahşan Affı'nı çıkarmıştır. Anne tarafından dedesi olan Medine Harem Şeyhi Hacı Emin Paşa'dan kendisine kalan Medine'deki yüklü mirası 2005 yılında Türk hacılarının yararlanması koşuluyla devlete, Diyanet İşleri Başkanlığına bağışlamıştır.

F Tipi Cezaevleri, yüksek güvenlikli cezaevlerine Türk infaz sisteminde verilen isimdir. Sosyal Tecrit modeline dayanmaktadır. Yüksek güvenlikli cezaevleri, Türkiye'de düzenlendiği biçimiyle, genellikle devlete karşı işlenen suçlar ve/veya organize suçlardan dolayı tutuklu ya da hükümlü bulunan mahpusların üç kişilik ya da tek kişilik yaşam birimlerinde kaldıkları ve mümkün olduğunca diğer mahpuslarla ve infaz memurlarıyla iletişimlerinin sınırlandırıldığı ceza infaz kurumlarıdır.

Türkiye'de iki çeşit cezaevi bulunmaktadır: tutuklu ve hükümlü cezaevi. Ancak birçok cezaevinde tutuklu ve hükümlüler bir arada barındırılmaktadır. Bu cezaevleri genel olarak üç tipte bulunur: açık, yarı-açık ve kapalı cezaevleri. Günümüzde yarı açık cezaevi uygulamasına son verilmiştir. Kapalı cezaevleri ile yüksek güvenlikli cezaevleri arasında fark bulunur. Yüksek güvenlikli F tipi kapalı cezaevleri, tüm tretman programlarının uygulanabilmesi için uygun mekânlara sahip, mevzuatı gereğince sadece tehlikeli hükümlü ve tutuklu statüsündeki kişilerin barındırılabileceği, fizikî yapısı, elektrik ve elektronik güvenlik sistemleri ile yönetim planı bakımından güvenliği tehdit eden unsurları en aza indirilmiş içten ve dıştan koruma görevlileri ile firara karşı engelleri bulunan ve oda sistemine göre inşa edilmiş ceza infaz kurumlarıdır. Kurum özelliği ve güvenliği nedeniyle, proje aşamasında 24 saat kesintisiz ısınma, aydınlanma ve su verebilecek kapasitede kalorifer (fuel-oil), elektrik, jeneratör ve asıl su tesisatı ile donatılmıştır. Zemin tünel kazma girişimini engelleyici, yeterli miktarda hasır demirli betonla sağlamlaştırılmıştır. Kanalizasyon boruları firarı engelleyecek ebatlarda döşenmiş, rögarlar ile kontrol imkânı sağlanmış, çevreyi koruma amacı güdülerek arıtma tesisleri kurulmuştur. Bazı cezaevlerinde kadınlar ve çocuklar için ayrı bloklar bulunurken bazı cezaevleri yalnız kadınlar ve çocuklar içindir. Ayrıca geçmişte ıslahevi olarak adlandırılan çocuk eğitimevleri de günümüz ceza infaz kurumları içerisinde yer almaktadır.

Rahşan Affı veya Şartla Salıverme ve Erteleme Yasası, Rahşan Ecevit'in önerisiyle 22 Aralık 2000'de çıkarılan af yasasıdır. Yasayı Bülent Ecevit başbakanlığındaki DSP-MHP-ANAP Koalisyon Hükûmeti çıkardı. 70 bin kişilik kapasitesi dolan cezaevlerinin nüfusu 40 bine kadar düştü. Ancak mahkûm sayısı 3 yılda 20 binden fazla artarak yeniden 64 bine çıktı.

Titan Saadet Zinciri, 1990'lı yıllarda varlık göstermiş ve piramit sistemi olarak da bilinen bir dolandırıcılık sistemi üzerine kurulu bir gruptur. Bir katılım ücreti karşılığında üyelerine kısa vadede son derece yüksek kâr oranları sunan Titan Saadet Zinciri, katılımcılarına zincire dahil ettikleri her yeni üye için de belirli miktarda prim ödemeleri de vadetmiştir. Her yeni üye tarafından ödenen katılım ücreti, bahsedilen kısa vadeli ve yüksek kâr oranlı kazanç olarak daha önceki üyeleri ödenerek "zincir" ayakta tutulmuştur. Zincire katılım ücreti 2400 Alman markıydı.

Türkiye Cumhuriyeti'nde ölüm cezası, 1984'ten bu yana uygulanmamaktadır ve 2004'te kaldırılmıştır. Ölüm cezası önce 2001'de savaş tehdidi ve terör suçları hâlleri dışındaki suçlar için kaldırılmış, 3 Ağustos 2002'de "savaş ve çok yakın savaş tehdidi hâllerinde işlenmiş suçlar hariç" şartı ile kaldırılmıştır. 7 Mayıs 2004 tarihli 5170 sayılı Kanun ile Anayasa'dan ölüm cezaları ile ilgili maddeler çıkarılmış, 14 Temmuz 2004 tarihli 5218 sayılı Kanun ile Türk Ceza Kanunu'ndan ölüm cezaları ile ilgili maddeler çıkarılmış, böylece ölüm cezası Türk Hukuku'ndan tamamen kaldırılmıştır.

Sarp Kuray, Dev-Genç kurucularından.

Türkiye'de Yükseköğretim öğrencileriiçin ceza afları, çeşitli nedenlerden dolayı yükseköğretim kurumlarıyla ilişikleri kesilmiş öğrencilerin geri kazandırılmasıdır.

<span class="mw-page-title-main">Marmara Cezaevi</span> İstanbulda bir cezaevi

Marmara Cezaevi veya eski adıyla Silivri Cezaevi, İstanbul'un Silivri ilçesinde yer alan ve yapımı 2008 yılında tamamlanan cezaevidir. 8 adet L tipi kapalı ceza infaz kurumundan oluşan "Marmara Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü", Türkiye'nin en modern ve yüksek teknolojili, Avrupa'nın en büyük cezaevidir.

<span class="mw-page-title-main">Straubing Cezaevi</span>

Straubing Cezaevi veya resmî adıyla Straubing Adli İnfaz Kurumu, Straubing'de bulunan ve Bavyera Eyaleti'ne bağlı olan bir cezaevidir.

Ceza muhakemesi veya ceza yargılaması, ceza hukukunda iddia, savunma ve yargılama sürecidir. Amaç ise maddi gerçeğe ulaşılmasıdır.

Amerika Birleşik Devletleri'nde ölüm cezası, ülke genelinde federal düzeyde, 27 eyalette ve Amerikan Samoası'nda yasal bir cezadır. Ayrıca bazı askeri suçlar için de yasal bir cezadır. İdam cezası, 23 eyalette ve federal başkent Washington, D.C.'de kaldırılmıştır. Genellikle ağırlaştırılmış cinayet gibi sadece en ciddi suçlar için uygulanmaktadır. Her ne kadar 27 eyalette yasal bir ceza olsa da, 20 eyalet ölüm cezalarını infaz etme yetkisine sahiptir, diğer yedi eyalet ve federal hükûmet ise farklı moratoryum türlerine tabidir. Amerika Birleşik Devletleri'nde idam cezasının varlığı erken sömürge dönemi Virginia'sına kadar uzanmaktadır. Japonya, Singapur ve Tayvan ile birlikte Amerika Birleşik Devletleri dört gelişmiş demokrasiden biri ve ölüm cezasını düzenli olarak uygulayan tek Batı ülkesidir. Dünya çapında bu cezayı uygulayan 54 ülkeden biridir ve o zamandan bu yana beş ülke tarafından daha benimsenen bir infaz yöntemi olarak zehirli iğneyi ilk geliştiren ülkedir. Filipinler o zamandan beri infazları kaldırdı ve Guatemala da bunu sivil suçlar için yaptı. Hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın, idamdan önce hükümlülere sakinleştirici verilmesi yaygın bir uygulamadır.

<span class="mw-page-title-main">Türkiye'de suç</span>

Türkiye'de suç ile polis ve jandarma teşkilatı mücadele etmektedir. 1990-2014 yılları arasında suç oranlarında önemli artış (%400) olmuştur. Hırsızlık, insan öldürme ve uyuşturucu suçlarında artış %600'e ulaşmıştır. 2015 yılında günde ortalama 4 kişi öldürüldü. Cinayetlerin çoğunun nedeni namus ve para iken, 369 kadın aile içi şiddet kurbanı oldu. Aynı yıl 18 yaşından küçük 193 çocuk öldürüldü.

Serpil Yeşilyurt cinayeti, 3 Ekim 1998 tarihinde annesi Hanım Yeşilyurt ile birlikte kaçırıldıktan sonra tecavüz edilip doksan yerinden bıçaklanan Serpil Yeşilyurt'un öldürülmesidir. Yaşları 15 ile 17 arasında değişen dört tinerci tarafından işlenen cinayette tecavüze uğrayan anne Yeşilyurt ise ağır yaralı olarak kurtulmuştur. Cinayetin işleniş şekli ve dava süreci uzun süre Türk kamuoyunu meşgul etmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü</span> Adalet Bakanlığına bağlı cezaevi kurumu

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü (CTE), Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığına bağlı ceza infaz kurumları, denetimli serbestlik müdürlüklerinden sorumlu devlet kurumudur.

Kâzım Ergün, amcasını öldüren Abdil Güllü'nün 1974 affıyla serbest kalması sonucu 1975 yılında Abdil Güllü'yü, Güllü'nün karısını ve çocuğunu öldürdü. Yargılandı ve ölüm cezasına çarptırıldı. 12 Eylül Darbesi'nden sonra 1980–1984 arasında idam edilen 24'ü adli suçlu 50 mahkûmdan biridir.