İçeriğe atla

Türkiye'de el konulan Ermeni mülkleri

İncirlik Hava Üssü'ndeki (solda) bazı araziler, Ermeni Kırımı sırasında Osmanlı Hükûmeti tarafından el konulmadan önce Ermenilere aitti.[1][2] Günümüzde Türkiye cumhurbaşkanı yardımcısının resmî ikametgâhı olan Çankaya Köşkü (sağda), aslen Kasapyan Bağevi'ydi ve Ermeni Kırımı'ndan kaçan Ohannes Kasapyan adlı bir Ermeni'ye aitti.[3] İlk olarak Bulgurluzade ailesinin eline geçen mülk, daha sonra Türkiye'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk tarafından satın alındı.[4][5]

Türkiye'de Ermeni mülklerine el konulması, ülkenin Ermeni topluluğuna ait varlıklara, mülklere ve topraklara yönelik Osmanlı hükûmetleri tarafından başlatılan ve Türkiye hükûmetleri tarafından devam ettirilen el koyma olayı. 1890'ların ortalarında Hamidiye katliamları sırasında ilk örnekleri görüldü ve Ermeni Kırımı sırasında zirveye ulaştı. Daha sonra 1955'teki 6-7 Eylül Olayları'na ve 1974'teki yeni girişimlere kadar devamlı bir şekilde sürdü.[6] Ermeni Kırımı sırasında yaşanan el koymaların çoğu, Ermenilerin Suriye Çölü dahil olmak üzere çeşitli yerlere zorunlu göç ettirilmesinin ardından hükûmetin Ermenilerin mal varlıklarını "terk ettiğini" söylemesiyle yapıldı. Ermenilerin hemen hemen tüm mülklerine el konularak yerel Müslüman nüfusa dağıtıldı. 1974'te çıkan bir kararla birlikte ulusal güvenlik gerekçe gösterilerek 1936'da getirilen mülk beyan etme ve tapuya kayıt ettirme zorunluluğu sonrasında Ermeniler tarafından edinilen mal varlıklarına el konuldu.

Bazı tarihçilere göre Ermeni mülklerine toplu bir şekilde el konulması, Türkiye'nin ekonomisinde sermaye artırımını sağlayarak ülkenin ekonomik temelinin oluşumunda önemli bir rol oynadı. Ayrıca yeni Türk burjuvazisinin ve seçkin orta sınıfın ortaya çıkmasına yol açtı.

Öne çıkan el koymalar

Ad El koyma Mevcut durum
Bomonti Mıhitaryan Ermeni Okulu1979'da Vakıflar Genel Müdürlüğü, 1936'daki beyannamede yer almadığı için okulun yeni binasının yasa dışı olduğunu belirterek yapıya el koydu. Bunun üzerine mülk, hisse haklarını inşaat şirketi Miltaş'a satan eski sahiplerine geri döndü ve şirket okulu tahliye ettirdi.[7][8][9]

Kasım 2012'de çeşitli yasal süreçlerin sonucunda mülk tekrar Ermenilerin eline geçti.[7][8]

Ohannes Kasapyan’ın arazisi
Çankaya Köşkü
Ankara’daki Çankaya Köşkü ve bağ, Ermeni Kırımı’na kadar zengin bir kuyumcu ve tüccar olan Ohannes Kasapyan’a aitti.[3][10]
Kasapyan ailesi Ankara’dan İstanbul’a kaçınca Bulgurluzade ailesi tarafından sahiplenildi.[3]
1921’de gelecekteki Türkiye’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, köşkü Bulgurluzade Tevfik Efendi’den ₺4.500 karşılığında satın aldı.[10][11][12]
Herhangi bir dava açılmadı.
İncirlik Hava Üssü
Alex Bakalian, Anais Haroutunian ve Rita Mahdessian'ın iddiaları.
İncirlik Hava Üssü'nün üzerine inşa edildiği bazı araziler, Ermeni Kırımı'nda ölen Ermenilere aitti.
2010'da üç Amerikalı Ermeni, üssün yaklaşık yüzde dördüne denk düşen 122 km2lik bir alanının kendilerine ait olduğunu iddia ederek tazminat davası açtı.[1][2] Şikayetçilerden biri, Ziraat Bankası’nın arazisini 1923'te sahiplendiğini belirtti.[13]
ABD'deki bir mahkeme davayı kabul etti ve Türkiye'ye 21 günlük cevap süresi verdi.[14] Davacılar, el koyma için $63 milyon talep ederken tahakkuk eden gelir için ise $100 milyon talep etti.[13] Davalı Ziraat Bankası’na savunma yapması için Eylül 2011’e kadar süre verildi ve davanın beklemede olduğu bildirildi.[15]
Diyarbakır Havalimanı2012'de Amerikalı Ermeni Zuart Sudjian, Diyarbakır'daki askeri hava üssü ve kamu havalimanının bulunduğu arazinin kendisine miras kaldığını belirterek miras haklarına sahip olduğunu iddia etti. Sudjian'a göre arazi, kendisinin üyesi olduğu Basmacıyan ailesine aitti ve ailenin Ermeni Kırımı'ndan kaçması üzerine devlet tarafından kamulaştırılmıştı.[16] Daha sonradan mülkün kadastro çalışmaları sırasında devlete tahsis edildiği ortaya çıktı.[17]Zuart Sudjian, avukatı Ali Elbeyoğlu aracılığıyla araziyi geri almak için dava açtı. Nisan 2013'te Diyarbakır 5. Asliye Hukuk Mahkemesi, zamanaşımı gerekçesiyle davayı reddetti. Bunun üzerine dava Yargıtay'a götürüldü ve Yargıtay, yerel mahkemenin kararını bozdu.[17]

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. ^ a b Sassounian, Harut (23 Aralık 2010). "Armenians Sue Turkey Claiming U.S. Air Base Land". Huffington Post. 1 Şubat 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Ocak 2017. 
  2. ^ a b "Lawsuit Seeks Return of Seized Lands: Incirlik Airbase Sits on Disputed Territory News". Armenian Mirror Specter. 30 Eylül 2011. 2 Şubat 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Ocak 2017. 
  3. ^ a b c Ruggles 2012, s. 174.
  4. ^ Üngör & Polatel 2011, s. 69.
  5. ^ Öktem, Kerem (2008). "The Nation's Imprint: Demographic Engineering and the Change of Toponymes in Republican Turkey". European Journal of Turkish Studies, 7. ISSN 1773-0546. 8 Ocak 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Ocak 2017. 
  6. ^ Üngör & Polatel 2011, s. 11: "Sait Çetinoglu has placed the expropriation of Armenians during the 1915 genocide in a much wider historical context. He argues that from the prism of the longue durée, the period 1895–1955 brought a complete obliteration to the economic life of Ottoman Armenians. This process moved from the 1895 Abdulhamid massacres to the Adana massacre, reached a zenith with the genocide and ultimately in the burning of Smyrna, continued in peacetime during the interwar discriminations, accelerated during the Wealth Tax launched during World War II, and found a conclusion in the 6–7 September 1955 pogrom. Within only sixty years, Ottoman Armenians had been eradicated–economically and in many other ways."
  7. ^ a b Bedrosyan, Raffi (6 Aralık 2012). "'2012 Declaration': A History of Seized Armenian Properties in Istanbul". Armenian Weekly. 12 Aralık 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Ocak 2017. 
  8. ^ a b "İstanbul Ermeni Vakiflarinin El Konan Mülkleri". Hrant Dink Foundation. 20 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Ocak 2017. 
  9. ^ Demir, Ela (27 Eylül 2012). "Armenian foundation seeks to regain property rights to school". Zaman. 28 Eylül 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Ocak 2017. 
  10. ^ a b Yalçın, Soner (25 Mart 2007). "Çankaya Köşkü'nün ilk sahibi Ermeni'ydi". Hürriyet. 25 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Ocak 2017. 
  11. ^ Üngör & Polatel 2011, s. 84.
  12. ^ Bumin, Kürşat (20 Mayıs 2007). "Bir varmış bir yokmuş ..." Yeni Şafak. 19 Kasım 2010 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Ocak 2017. 
  13. ^ a b Schleifer, Yigal (27 Eylül 2011). "US Lawsuit Charges Turkey's Incrilik Air Base Sits on Stolen Armenian Land". EurasiaNet. 2 Şubat 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Ocak 2017. 
  14. ^ Ziflioğlu, Vercihan (17 Mayıs 2011). "US court requests Turkey's defense in lawsuit filed by Armenian-Americans". Hürriyet Daily News. 10 Ağustos 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Ocak 2017. 
  15. ^ "ABD'den, 'Ermeniler İncirlik'i istiyor' notası!". Sabah. 2 Eylül 2011. 31 Ocak 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Ocak 2017. 
  16. ^ "Diyarbakır Havaalanı Sudjian'a ait çıktı". Milliyet. 3 Haziran 2015. 2 Şubat 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Ocak 2017. 
  17. ^ a b Gültekin, Uygar (31 Aralık 2014). "Basmacıyanların arazisine havaalanı kondurmuşlar". Agos. 2 Şubat 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Ocak 2017. 

Bibliyografi

Dış bağlantılar

Harici görsel
İstanbul çevresinde el konulan Ermeni malların etkileşimli haritası

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Ermeni diasporası</span> Ermenistan dışındaki Ermeni toplulukları

Ermeni diasporası, Ermenilerin yerli halk olarak kabul edildiği bölgeler dışında yaşayan Ermeni topluluklarını ifade eder. Ermenistan dışında 3-4 milyon kadar Ermeni'nin yaşadığı iddia edilmektedir. Ancak sağlıklı istatistikler yoktur. Ermenilerin diasporada en yoğun olduğu ülkeler Rusya, ABD ve Fransa'dır.

<span class="mw-page-title-main">Ermeni Kırımı</span> Osmanlı İmparatorluğunda ikamet eden Ermenilerin savaş boyunca göçe zorlanması ve sistematik katli

Ermeni Kırımı, 1915 Olayları/Ermeni Tehciri veya Ermeni Soykırımı, Osmanlı hükûmetinin Ermenilere karşı gerçekleştirdiği sürgün ve katliamlardır. Etnik temizliğin sonucunda ölen Ermenilerin sayısı tartışmalıdır; sayı, çeşitli araştırmacılara göre 600.000 ile 1,5 milyon arasında değişiklik gösterir. 1914 yılında Osmanlı topraklarında yaşayan Ermeni nüfusu yapılan farklı tahminler mevcuttur. Osmanlı resmî kayıtlarına göre 1.2 milyon ile Ermeni Patrikhanesi'ne göre 1 milyon 914 bin 620 Ermeni yaşamaktaydı. 1922 sayımlarına göre ise 817 bin Ermeni 'mülteci' olarak Osmanlı topraklarını terk etmiş, 95 bin Ermeni ise din değiştirerek Türkiye topraklarında yaşamaya devam etmiştir. Bu tahminlere göre Osmanlı topraklarında bulunan 900 bin hayatta kalmışken, 300 bin ile 1 milyon arasında Ermeni hayatını kaybetmiştir. Olayların başlangıç tarihi çoğunlukla 250 Ermeni aydının ve komite liderinin Osmanlı yöneticileri tarafından İstanbul'dan Ankara'ya sürüldüğü ve birçoğunun öldürüldüğü 24 Nisan 1915 ile ilişkilendirilmektedir. Ermeni Kırımı, sağlıklı erkek nüfusun toptan öldürülmesi ya da askere alınarak zorla çalıştırılması ve sonrasında kadın, çocuk ve yaşlılarla birlikte ölüm yürüyüşü koşullarında Suriye Çölü'ne sürülmesi gibi olaylarla birlikte I. Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında iki aşamada gerçekleşti. Osmanlı askerlerinin koruması eşliğinde yaşadıkları yerlerden sürülen Ermeniler; sürgün sırasında yiyecek ve su sıkıntısı yaşadı; ayrıca çeşitli raporlara göre zaman zaman soygun ve katliamlara maruz kaldı. Ülke genelindeki Ermeni diasporası, genel anlamda Ermenilerin Doğu Anadolu'dan sürülme işleminin doğrudan bir sonucu olarak ortaya çıktı.

<span class="mw-page-title-main">Büyük Ermenistan</span> Ermeni Yaylasındaki bölgelere atıfta bulunan etno-milliyetçi ve irredantist kavram

Büyük Ermenistan veya Birleşik Ermenistan, Ermenilerin anavatanı olarak kabul edilen, tarihsel olarak Ermenilerin çoğunlukta olduğu ve bir kısmında hâlâ Ermenilerin çoğunluk olarak yaşadığı Ermeni Yaylası'ndaki bölgelere atıfta bulunan etno-milliyetçi ve irredantist kavramdır. Ermenilerin tarihi topraklarının birleştirilmesi olarak görülen ve 20. yüzyıl boyunca Ermeni düşünürlerce yaygın olan fikir başta Ermeni Devrimci Federasyonu, ASALA ve Miras olmak üzere çeşitli milliyetçi örgüt ve partilerce savunuldu.

<span class="mw-page-title-main">Aram Andonyan</span>

Aram Andonyan, Ermeni gazeteci, tarihçi ve yazar.

<span class="mw-page-title-main">Hamidiye Katliamları</span> 1890ların ortalarında Osmanlı İmparatorluğunda Ermenileri hedef alan katliamlar

Hamidiye Katliamları veya bazı Türkçe olmayan kaynaklarda geçen adlarıyla 1894-1896 Ermeni katliamları ve Büyük Katliamlar, 1890'ların ortalarında Osmanlı İmparatorluğu hükûmeti tarafından ülkede yaşayan Ermenilere yapıldığı iddia olunan katliamlardır. Katliamlar sonucu ölenlerin sayısı 80.000 ile 300.000 arasında gösterilmekte, dönemin gazete haberlerine göre 50.000 çocuğun ise yetim kaldığı belirtilmektedir. Kırım, The New York Times 'ın Eylül 1895 tarihli makalesindeki başlıkta Ermeni Holokost olarak geçiyordu. Buna karşın Osmanlı kaynakları ise aksi iddia olarak böyle bir sayıda Ermeninin öldürülmediği Müslümanların katledildiği Ermeni Çetelere karşı operasyon yapılıp bu çetelerin ve isyanların bastırıldığı iddiasındadır.

<span class="mw-page-title-main">Nemrud Mustafa Paşa</span>

Nemrut veya Nemrut Mustafa Paşa olarak da tanınan Mustafa Yamulki, Kürt asker, 1919-1920 yıllarında Osmanlı İmparatorluğu'nda askeri mahkeme başkanı, Kürdistan Krallığı'nda eğitim bakanı ve gazeteci.

<span class="mw-page-title-main">Ermeni Soykırımı'nın inkârı</span> Ermenilere soykırım yapılmadığı iddiasını savunan tez

Ermeni Soykırımı'nın inkârı, Ermeni Kırımı'nın soykırım olarak tanımlanamayacağını savunan veya iddiaların bilimsel yollarla, belgelerle açıklanması gerektiğini savunan tezdir. Ermeni Soykırımı'nın inkârı, bazı ülkelerde tamamen yasaklanmışken bazı ülkelerde soykırım olduğunu ifade etmek hoş karşılanmamaktadır. Pek çok kaynakta ölen insanların sayısı soykırım olduğuna kanıt olarak gösterilmektedir. Ancak bazı araştırmacılara göre de bir soykırım söz konusu değildir. Bu yaklaşımda olanlar, zamanın hükûmetinin bir Ermeni Tehciri gerçekleştirdiğini, olumsuz şartlardan dolayı birçok insanın öldüğünü söylemektedir.

Resulayn Kampları, Ermeni Kırımı sırasında 1915 yılında çıkarılan Tehcir Kanunu ile birlikte göç ettirilen Ermeniler için, Resulayn şehri yakınındaki çöl alanda kurulan 25 toplama kampından biridir. Bu kamplar Ermeniler için anma alanlarına dönüştürülmüştür.

<span class="mw-page-title-main">Amerikalı Ermeniler</span>

Amerikalı Ermeniler, Ermeni kökenli ABD vatandaşları veya sakinleri. Rusya Ermeniler' inden sonra Ermeni diasporasındaki en büyük ikinci toplululuktur. ABD'ye ilk büyük Ermeni göçleri, on dokuzuncu yüzyılın sonlarında ve yirminci yüzyıl başlarında meydana geldi. 1890'lardaki Hamidiye katliamlarından ve 1915'teki Ermeni Kırımı'ndan sonra binlerce Ermeni, Osmanlı İmparatorluğu'nu terk ederek ABD'ye yerleşti. 1960'lar ve 1980'ler arasında ise siyasi istikrarsızlık sebebiyle Lübnan, İran, Suriye ve Türkiye'den ABD'ye göçler gerçekleşti. Aynı dönemde Sovyetler Birliği'nden göçler de başlayarak 1980'lerin sonunda ve 1991'de Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından artarak devam etti.

<span class="mw-page-title-main">Ermeni Mahallesi</span> İsrail Devletinde yerleşim birimi

Ermeni Mahallesi, Kudüs'ün duvarlarla çevrili Eski Şehir'in dört mahallesinden biridir. Eski Şehir'in güneybatı kısmında yer almakta ve Sion Kapısı ile Yafa Kapısı'yla mahalleye girilebilmektedir. Eski Şehir'in toplamda %14'ünü kaplayarak 0.126 km² alana sahiptir. 2007 yılına göre 2 bin 424 nüfusa sahiptir. Her iki kriterde de Yahudi Mahallesi ile karşılaştırılabilir. Ermeni Mahallesi, Hristiyan Mahallesi'nden Davud Sokağı ve Yahudi Mahallesi'nden Habad Sokağı ile ayrılmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti'nin şu anki topraklarının doğu kısmı, Ermenilerin atalarının anavatanların bir parçasıydı. Ermeni nüfusu ile birlikte, Ermeni Kırımı sırasında ve sonrasında Ermeni kültür mirasının büyük bir kısmının, Türk hükûmeti tarafından yok edilmesi hedeflenmiştir. 1914'te Osmanlı İmparatorluğu'nda bulunmuş pek çok kilisenin ve manastırın günümüzde yalnızca birkaç yüz tanesi hala ayakta durmaktadır ve bu binaların birçoğu çöküş tehlikesi altındadır. Hala açık ve işleyen yapılar genellikle İstanbul'da bulunur.

Ermeni Kırımı kurbanları listesi, Ermeni Kırımı sırasında hayatını kaybedenlerden oluşan bir listedir.

<span class="mw-page-title-main">Ermeni Kırımı terminolojisi</span>

Ermeni Kırımı terminolojisi İngilizce, Türkçe ve Ermenicede farklıdır ve Ermeni Soykırımı'nın reddi ve Ermeni Soykırımı'nın tanınması sorunları çerçevesinde siyasi tartışmalara yol açmıştır. Çalışmalarını İngilizce dilinde yapan tarihçilerin çoğu olayları tanımlamak için "soykırım" sözcüğünü kullansa da başka terimler de vardır.

Uğur Ümit Üngör soykırım ve kitlesel şiddet konularında çalışmalar yapan Hollandalı akademisyen.

<span class="mw-page-title-main">Talat Paşa suikastı</span> 214. Osmanlı Sadrazamının uğradığı suikast

Talat Paşa suikastı, 15 Mart 1921'de eski Osmanlı sadrazamı ve İttihat ve Terrakinin kurucularından Talat Paşa'nın Berlin'de Ermeni öğrenci Soğomon Tehliryan tarafından yapılan suikast sonucu öldürülmesidir. Duruşması sırasında Tehliryan, "Bir adam öldürdüm ama katil değilim" dedi ve jüri kararıyla beraat etti.

<span class="mw-page-title-main">Türkiye'de Ermeni Kırımı'nın mirası</span>

1915 ve 1917 yılları arasında en az 800.000 Ermeni'nin öldürüldüğü Ermeni Kırımı, yaşanmasından uzun yıllar sonra bile Türk toplumunda hissedilecek derin etkiler bıraktı .Anadolu Hareketi'nin 1919 tarihli bir yayını, Ermenilere karşı sistematik bir "imha" politikasının uygulandığını ve İttihat ve Terakki liderlerinin "insanlığın en büyük suçluları arasında" olduğunu kabul ediyordu. Ermeni tarihçi Vahan Avetyan'a göre, 1920ler boyunca Türkiye Cumhuriyeti'nin yeni bir devlet kurma projesinin önemli bir parçası olarak Kırım'ın Türk tarihinden silinmesi denenmişti.

<span class="mw-page-title-main">Ermeni Kırımı'nın tarihyazımı</span>

1915 ve 1917 yılları arasında en az 800.000 Ermeni'nin öldürüldüğü Ermeni Kırımı'nın tarihyazımı I. Dünya Savaşı'nın sonundan beri değişikliklere uğradı. Türkiye'nin dışındaki tarihçilerin çoğu Kırım'ın meydana geldiğini ve olayların bir soykırım olduğunu savunmaktadır, ancak bununla birlikte Kırım'ın sebepleri ve motivleri gibi bazı önemli hususların yorumlanmasında büyük farklılıklar vardır.

Fatma Müge Göçek, Türk sosyolog ve Michigan Üniversitesi'nde Kadın Araştırmaları programında profesördür. Robert Kolejinde okudu, 1979 yılında Boğaziçi Üniversitesinden mezun oldu. Akademik hayatını Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'de geçirdi. 2005 yılında Ermeni Profesör Richard Hovannisian, Göçek'in görevini "resmî Türk inkar duvarını yıkmak" olarak tanımladı. 2008'de Özür Diliyorum kampanyasına imza attı. Aynı zamanda Ermeni Kırımı hakkında düzenlenen çalıştaylara katıldı. 2017 yılında Michigan Üniversitesi Seçkin Öğretim Üyesi ödülüne layık görüldü.

<span class="mw-page-title-main">1919-1920 İstanbul yargılamaları</span>

1919-1920 İstanbul yargılamaları, I. Dünya Savaşı sonrasında, Mondros Mütarekesi'nden kısa bir süre sonra Osmanlı İmparatorluğu'nun askerî mahkemelerinde görülen davalardır. İttihat ve Terakki Cemiyeti (İTC) lider kadrosu ve seçilmiş bazı eski yetkililer, anayasayı ihlal etme, savaş zamanında vurgunculuk ile hem Ermenilerin hem de Rumların katledilmesi gibi çeşitli suçlamalarla itham edildi. Mahkeme, katliamların organizatörleri olarak görülen Enver Paşa, Talât Paşa ve Cemal Paşa ile diğerlerini ölüm cezasına mahkûm eden bir karara vardı.

Millî İktisat, Ziya Gökalp tarafından tasavvur edilen ve birbirini takip eden Osmanlı ve Türk hükûmetleri tarafından yürütülen, yerli Hristiyan burjuvazinin sistematik olarak mülksüzleştirilmesini ve onların yerine Müslüman Türklerin geçmesini, ayrıca Hristiyanların mülkiyetindeki mülklerin büyük çapta müsaderesini ve yeniden dağıtımını içeren ekonomik plandır. Türk Yurdu, 1915'i Millî İktisat'ın başlangıç yılı ilan etti. Talat Paşa, Emil Ludwig'e Ermeni işgücünün kaybının ekonomiye kısa bir süreliğine zarar vereceğinden ancak yakında Türklerin onların yerini alacağından bahsetti.