İçeriğe atla

Türk birliği

Türk Birliği, Türk dilleri konuşan ve Türki soydan gelen toplulukların bir arada olmasını, ortak hareket etmesini, ortak siyasi ve ekonomik kararlar almasını tanımlayan fikri ve siyasi bir kavram.

Anlamı

Geniş tanımıyla köken itibarıyla Türk olan tüm ülke, özerk yönetim ve başka ülkelerde yaşayan Türk topluluklarının (kısaca Türk Dünyası'nın) tek çatı altında toplanmasını ve örgütlenmesini ifade eden siyasi bir kavram.[]

Dar anlamıyla, Türkçe konuşan devletlerin bir araya gelerek Avrupa Birliği'ne benzer bir yapı oluşturabileceğine yönelik fikir oluşumlarıdır. Bu fikir oluşumlarının çoğu duygusal temellere ve Türkçülük ideolojisine dayanır. Ancak her siyasi görüşün gerçekte ekonomik temeli olur. Avrupa Birliği benzeri Türk Birliği görüşü ekonomik bir temelden yoksundur. Ancak kültürel, tarihi, manevi temeli olduğu tartışılmaz bir gerçekliktir. Ekonomik temellerin geliştirilmesi böyle bir uluslararası örgütü doğurabilir. Burada, enerji sektörü önemli rol oynayabilir.[]

Türk Dünyası'nda tanıtımı

Türk Birliği kavramı bütün Türk Dünyası'nda aynı anlaşılmamaktadır. Türkiye ve Azerbaycan gibi Batı'ya daha yakın Türk ülkelerinde güçlü bir birlik olarak anlaşılır. Rus işgalinde kalmış Türk ülkelerinde Rusya Çarlığı ve Sovyetler Birliği propagandası ile Türkiye'nin güdümüne, işgaline girmiş bir ülkeler birliği olarak tanıtılmıştır. Sibirya ve Orta Asya Türkleri gerçek bir Türk Birliği düşüncesini genel olarak henüz anlayamamışlardır. Bu da Rusya, Çin, İran gibi devletlerin politikalarına uygun düşer. Türk Birliği için Türk Dünyası'nı fikirde ayırmaya yönelik olduğundan büyük engel oluşturur.

Tarihçe

Fransız İhtilali (1789)'yle birlikte Avrupa'da ivme kazanan milliyetçilik fikirlerinin etkisi ve emperyalist devletlerin de kışkırtmasıyla, gayri müslim ve gayri Türk unsurların birer birer ayrılması, beraberinde, Osmanlı devlet idaresinde ve aydınlarda “Türk” kimliğinin daha açık dille ortaya konulması sonucunu doğurmuştur.[]

Türk toplulukları arasında "birlikte hareket etme fikri", Fransız İhtilali'yle birlikte Avrupa'da ivme kazanan milliyetçilik fikirleri ile ortaya çıkmıştır.[] Türk birliği fikri Türk toplulukların tarihinde çok daha eski temele dayanmaktadır. Kimi devletlerin baskısı altında kendi kültür ve bilincini yaşatma isteği bunu tetiklemiştir ancak fikrin oluşmasına sebep değildir, "sorunlardan kurtulma ve eski günlere dönme, eskiden ders çıkarma fikri", Türk toplulukları arasında "birlikte hareket ve mücadele etme, beraber olma fikrine" sadece zemin hazırlamıştır.[]

Buna bağlı olarak; 1905 yılından itibaren Rusya içerisinde kalan Türk halkları, Cedidcilik hareketi etkisinde kalarak, ortak hareket etme bilinciyle bağımsızlık mücadelesine girmişlerdir. I. Dünya Savaşı sıralarında gerek Osmanlı'da, gerek Orta Asya'da, gerekse İdil boylarında ortak mücadele etme ve birlik olma fikri yücelmiştir. 1917 yılında Rusya içerisinde üç ayrı bölge özerklik ilan ederek daha sonra birleşmeyi öngörmüştür.

Türk Birliği için Kırım Türklerinden aydın kişi İsmail Gaspıralı dilde-fikirde-işte birlik parolası ile önemli bir çığır açmıştır.

Akademik perspektif

Türk Birliği ülkelerinden Kazakistan[1] (Kazakistan) cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev'in 3 Ekim 2009 tarihinde Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları 9.Zirvesi'nde Türk Dünyası'nın akademik birliğinin gerçekleşmesi için Türk Dünyası ve uluslararası ilmi araştırma merkezinin kurulması gerekti hakkında öneride bulunmuştur. Böylece Türk Akademisi (Kazakça: ТҮРКІ АКАДЕМИЯСЫ, İngilizce: Turkic Academy) 25 Mayıs 2010'da Astana'da kurulmuştur.[2]

Ekonomik perspektif

Boru hatları Türk ülkelerini ister istemez birbirine bağlıyor.

Ekonomik çıkarlar, Türkçe konuşan ülkelerin birlikte hareket etmeleri gereğini ortaya çıkarmaktadır. Özellikle enerji alanında Türk devletlerinin sahip olduğu kaynaklar, bu kaynakların piyasaya aktarılabilmesi için birbirine bağlanmasına zemin hazırlamaktadır. Türkiye-Azerbaycan-Kazakistan ve Türkmenistan boru hatlarıyla birbirine bağlanmaktadır. Boru hatlarıyla gelen ekonomik birliktelik (ya da iktisadi bağlılık) siyasi arenada ortak hareket etmeye neden olmaktadır.

1991 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla Kazakistan, Türkmenistan, Kırgızistan, Özbekistan, Azerbaycan Cumhuriyetleri oraraya gelen Türkçe konuşan 6 devlet lideri, ortak bir siyasi platformda buluşmuştur. İlk zirve Türk devletleri arasında siyasi, ekonomik, kültürel yönde ilişkilerin arttırılması ve sağlamlaştırılması ekseninde geçmiştir. Türk tarihinin-kültürünün araştırılması ve ortak kültürün ortaya çıkarılması yönünde görüş bildirilmiştir. Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev'in bağımsızlığının ilanından sonra bu zirvede İstanbul'da yaptığı konuşma, Türk Cumhuriyetleri'nin bu beklentisini ve geleceğe yönelik umutlarını yansıtması bakımından önemlidir:

“Ancak bahar sellerini ne kadar engellemeye, önüne bentler çekmeye çalışırsanız çalışın, su yine de kendi yolunu açacaktır. İşte tarih nehri ile de aynısı olmuş ve ‘soğuk savaş' engelini yıkan tarih insanlık kanunlarıyla belirlenen esas yatağına dönmüştür...Halklarımız arasında karşılıklı anlayış ve güven duygusu oluştu. Dostluk etkili bir iş birliğinin en güvenilir garantisidir. Bu durum bizi umutlandırıyor.”

Türkçe konuşan ülkeler arasında son dönemlerde yapılan ortak çalışmalar şunlardır:

  • Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları zirveleri yapılmaktadır. 3 Nisan 2009 itibarıyla Türk Konseyi uluslararası örgüt olarak faaliyete geçmiştir. Türk Konseyi daha sonra 12 Kasım 2021 tarihinde Türk Devletleri Teşkilatı adını almıştır.
  • En son 11. Türk Devletleri Kurultayı Kasım 2007'de yapılmıştır.
  • Karşılıklı öğrenci değişimi yoğun olarak devam etmektedir.
  • Devletin desteklediği TÜDEV ve TİKA dernekleri kurulmuştur.
  • Türk Kültür ve Sanatları Ortak Yönetimi TÜRKSOY kurulmuştur.
  • Birçok özel dernek kurulmuştur.
  • Ortak üniversiteler kurulmuştur.
  • Çağdaş Türk Lehçeleri arasında alfabe birliği büyük oranda sağlanmıştır.
  • Çağdaş Türk Lehçeleri sözlüğü tamamlanmıştır.
  • Türk Dil Kurumu tarafından lehçeler arasında robot çeviri sistemi yapılmaktadır.
  • Türk tarihi'nin Orta Asya'da daha etkin ve doğru şekilde öğretilmesi çalışmaları yapılmıştır.
  • Moğolistan'daki anıtlar için ülkeler arası iş birliği kararı alınmıştır.
  • Askeri İşbirliğine gidilmiştir.
  • Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı: Her yıl düzenlenen ve Türk devlet ve topluluklarının katıldığı bir forumdur. Sonuncusu (Onbirinci) Kasım 2007'de Azerbaycan'da yapılmıştır.
  • TDBB: Türk Dünyası Belediyeler Birliği.
  • TÜRKPA: Türkçe Konuşan Ülkeler Parlamentolar Arası Birliği, Türk Dili Konuşan Ülkelerin Parlamentoları arasında kurulan birlik.
  • ECO: Ekonomik İşbirliği Teşkilatı.

Eleştiriler

Türkiye Cumhuriyeti'nin ve Kemalizm'in kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk tarafından Türk Birliği ve Pan-Türkizm görüşleri oldukça eleştirilmiştir. 1921'de Atatürk, Amerikalı gazeteci Streit'in "İslam Birliği", "Türklük Birliği", "Turan Birliği" hakkındaki sorularına şu yanıtı vermiştir:

"Bütün Müslümanların Türk hâkimiyeti altında birleşmesi anlamına geldiği müddetçe Panislamizm ve üzerinde Türk ırkı yaşayan bütün ülkelerin Anadolu Türklerinin hâkimiyeti altında birleşmesi anlamına geldiği müddetçe de Panturanizm, İngiltere emperyalistlerinin, kendi milletlerinin bize karşı daimi bir Haçlı seferine sürüklenmelerini temin etmek maksadı ile uydurmuş oldukları "korkuluk"lardır."[3]

Yine Atatürk, kendi yazdığı Nutuk kitabında da Pan-Türkizm'i şöyle eleştirmiştir:

"Muhtelif milletleri müşterek ve genel bir unvan altında toplamak ve bu muhtelif unsur kütlelerini aynı hukuk ve şartlar altında bulundurarak kuvvetli bir devlet tesis etmek, parlak ve cazip bir siyasi görüştür; fakat aldatıcıdır. Hatta, hiçbir sınır tanımayarak, dünyada mevcut bütün Türkleri dahi bir devlet halinde birleştirmek, elde edilmesi imkansız bir hedeftir. Bu, asırların ve asırlarca yaşamakta olan insanların çok acı, çok kanlı hadiseler ile meydana koyduğu bir hakikattir. Panislamizm, panturanizm siyasetinin muvaffak olduğuna ve dünyayı tatbik sahası yapabildiğine tarihte tesadüf edilememektedir. Irk farkı gözetmeksizin, bütün insanlığı kapsayan, cihangirane devlet teşkili hırslarının neticeleri de tarihte yazılıdır."[4]

Atatürk'ün yukarıdaki sözlerinden daha sonra 1933 yılında Türk Birliği ile ilgili sözleri ise şu şekildedir:

"Bugün Sovyetler Birliği, dostumuzdur komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını kimse bu günden kestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir, ufalabilir. Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir… Bizim bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır. Manevi köprüleri sağlam tutarak. Dil bir köprüdür… İnanç bir köprüdür… Tarih bir köprüdür… Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz. Onların bize yaklaşmasını beklemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gerekli…"

[5]

Dış bağlantılar

Türk Birliğine Yönelik Kuruluşlar

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. ^ http://www.turkkon.org/tr-TR/kazakistan/610/612 31 Mayıs 2014 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Türk Birliği üyesi Kazakistan
  2. ^ http://www.turkacadem.kz/tr/ab.php?set=2 15 Ocak 2014 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Türk Birliğinin akademik araştırma merkezi Türk Akademisi
  3. ^ Atatürk'ün Bütün Eserleri, Cilt 11. Kaynak Yayınları. ss. 62-63. 
  4. ^ Nutuk. Kaynak Yayınları. ss. 336-337. 
  5. ^ Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt: 2, Ankara 1985

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Komünizm</span> Bütün malların ortaklaşa kullanıldığı ve özel mülkiyetin olmadığı toplum sistemini hedefleyen ideoloji

Komünizm ; üretim araçlarının ortak mülkiyeti üzerine kurulu sınıfsız, parasız ve devletsiz bir toplumsal düzen ve bu düzenin kurulmasını amaçlayan toplumsal, siyasi ve ekonomik bir ideoloji ve harekettir. Sadece üretim araçlarının ortak kullanımına dayanan sosyalizm ile tam olarak aynı anlama gelmemesine rağmen hatalı bir biçimde eş anlamlı olarak da kullanılabilmektedir. 20. yüzyılın başından beri dünya siyasetindeki büyük güçlerden biri olarak modern komünizm, genellikle Karl Marx'ın ve Friedrich Engels’in kaleme aldığı Komünist Parti Manifestosu ile birlikte anılır. Buna göre özel mülkiyete dayalı kapitalist toplumun yerine meta üretiminin son bulduğu komünist toplum gerçektir. Komünizmin temelinde yatan sebep, sınıfsız, ortak mülkiyete dayalı bir toplumun kurulması isteğidir. Sınıfsız toplumlarda en genel anlamıyla tüm bireylerin eşit olması fikri karşıt görüşlüler tarafından "ütopya" olarak görülür ve zorla yaşanmaya çalışılırsa kaosa yol açacağı iddia edilir. Paris Komünü, komünist sistem yaşayabilmiş ilk topluluktur. Bunun dışında Mahnovist hareket öncülüğünde Ukrayna ve İspanya iç savaşı sırasında yaklaşık dört yıl süren anarko-komünist hareketle şekillenen toprakların kolektifleştirilmesi esasına dayalı olarak komünist topluluklar da kurulmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Bağımsız Devletler Topluluğu</span> bölgesel hükümetler arası organizasyon

Bağımsız Devletler Topluluğu, 8 Aralık 1991 tarihinde Rusya, Ukrayna ve Belarus arasında imzalanan anlaşma ile kurulmuş devletler topluluğudur. Anlaşma ile Sovyetler Birliği resmen yıkılmış oldu. 21 Aralık 1991 tarihinde de Estonya, Letonya, Litvanya, Ukrayna ve Gürcistan hariç tüm eski Sovyet Cumhuriyetleri bu anlaşmayı imzaladı.

<span class="mw-page-title-main">Turancılık</span> Ural-Altay kökenli halkları birleştirmeyi hedefleyen pan-milliyetçi

Turancılık veya Pan-Turanizm, tüm Ural-Altay kavimlerinin birliğini savunan siyasi görüş. İlk olarak Macarlar, Finler, Estonlar ve Rusya içindeki Fin-Ugor kavimleri ile beraber Tunguzlar, Moğollar ve Türklerin bir araya getirilmesi olarak ortaya çıkmıştır. Türkçü ve Turancı olan Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları isimli eserinde Turancılığın; Macarları, Moğolları, Tunguzları, Finuvaları içine alan bir kavimler karması olmadığı görüşünü belirterek Turancılığı Türk halkları ile sınırlandırmış ve Türkçülük ile aynı anlamda kullanmıştır. Turancılık bugünkü Türkî devletlerde bu şekilde benimsense de esas olarak Fin tarihçi Matthias Alexander Castrén tarafından Ural-Altay kavimlerinin birliğini sağlamak amaçlı ortaya atılmış bir görüştür.

<span class="mw-page-title-main">Milliyetçilik</span> siyasi akım

Milliyetçilik ya da ulusçuluk, belirli bir milletin çıkarlarını, özellikle egemenliğini ve özyönetimini kazanmayı, daha sonra bunu ilelebet sürdürmeyi amaçlayan ideolojik fikir hareketi. Milliyetçilik, her ulusun kendisini dışarıdan gelecek olan müdahalelerden bağımsız olarak yönetmesi gerektiğini, ulusun bir yönetim için doğal ve ideal bir temel ve tek haklı politik güç kaynağı olduğunu savunmaktadır. Milliyetçilik, 19. yüzyıl başlarından itibaren Avrupa'da, 20. yüzyıldan itibaren ise tüm dünyada egemen politik düşünce tarzı haline gelmiştir. Bu dönemde dünya politik haritası milliyetçilik ilkelerine göre biçimlendirilmiştir. Günümüzde Anglosakson kültürüne bağlı toplumlarda ve Avrupa Birliği düşüncesini savunan çevrelerde olumsuz bir anlam yüklenmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Osmanlıcılık</span> Tanzimat döneminin sonlarına doğru ortaya çıkan düşünce akımı

Osmanlıcılık veya Osmanlı milliyetçiliği, 19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu içindeki bütün ulusları ve unsurları Osmanlılık ruhu içinde birleştirmeyi amaçlamış bir ideolojiydi. Tanzimat, Osmanlı İmparatorluğu'nda 1839 yılında Gülhane Hatt-ı Şerifi'nin okunmasıyla başlayan modernleşme ve yenileşme döneminin adıdır. Sözcük anlamı "düzenlemeler, reformlar" demektir. Diğer dillerde genellikle "Osmanlı Reformu" deyimi kullanılmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Pan Arabizm</span> Arapları birleştirmeye çalışan ideoloji

Pan-Arabizm veya Pan-Arapçılık, Kuzey Afrika'dan Batı Asya'ya, Atlantik Okyanusu'ndan Umman Denizi'ne kadar olan geniş bir coğrafyada Arap halkları arasında birlik ve beraberlik hedefine sahip, büyük oranda seküler ve sıklıkla sosyalist bir hareket. Genelde farklı, zengin ve çarpıcı bir Arap dili, tarihi ve kültürünün varlığından köken alır ve bu nedenle bir kültürel milliyetçilik biçimidir.

<span class="mw-page-title-main">Türk dilleri</span> Çinin batısından, Sibirya ve Doğu Avrupaya dek uzanan bir alana yayılmış dil ailesi

Türk dilleri veya Türkî diller, Doğu Avrupa'dan Sibirya ve Çin'in batısına dek uzanan bir alana yayılmış ve içerisinde 35 yaşayan dil barındıran dil ailesi. Toplamda yaklaşık 180 ile 200 milyon kişi tarafından konuşulan Türk dillerinin en çok konuşulan lehçesi Türkçe olup tüm Türk dili konuşurlarının %40'ı bu dili konuşmaktadır. Bu dili Azerice, Özbekçe, Uygurca, Kazakça, Türkmence ve Tatarca takip etmektedir.

Troçkizm, Marksizm'in Troçki'nin bakış açısıyla yorumlanmasıdır. Aynı zamanda 1917 Ekim Devrimi'nden sonra ortaya çıkmış bir ayrımı ifade eder. Sovyetler Birliği'nde "sol muhalefet" olarak örgütlenmiş, Troçki'nin kurduğu 4. Enternasyonal'le başlayarak günümüze kadar gelmiştir.

Ulusalcılık, Kemalist ve milliyetçi bir ideolojidir. Ulusalcılık sözcüğü aynı zamanda Atatürk milliyetçiliğinin bir diğer ismi olarak da kullanılmıştır. Günümüz siyasetinde ortak bir tanımı olmayıp, çoğunlukla sol pozisyonda yer alan milliyetçi görüşe sahip Kemalistleri tanımlamakta kullanılmıştır. Türk Dil Kurumu tarafından ise "ulusalcılık" ve "milliyetçilik" sözcükleri eş anlamlı olarak tanımlanmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Atatürk İlkeleri</span> Atatürkün politikalarını belirleyen altı ilke

Atatürk İlkeleri, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün yürürlüğe koyduğu, döneminin pragmatik politikalarını belirlemiş altı ilkedir. "Altı Ok" denilen altı ilkeye ilk olarak 1931'de "Kemalizm" adı verildi ve Atatürk'ün Dil Devrimi sürecinde, 1935'te Arapça Kemal adını 1937'ye dek kullanacağı Eski Türkçe Kamâl adıyla değiştirmesini takiben 13 Mayıs 1935'te "Kamâlizm" adıyla ülkenin kurucu ve tek partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin program ilkeleri olarak benimsendi. Daha sonra, 1937'de çıkarılan bir kanunla 1924 Anayasası'na eklenen ilkeler, anayasal olarak Türkiye'nin ulusal ideolojisi hâline geldi.

<span class="mw-page-title-main">Yeniden Millî Mücadele Hareketi</span>

Yeniden Millî Mücadele Hareketi (YMM, Mücadele Birliği), 1960'lı yılların sonlarında antiemperyalist, antisiyonist, antikomünist, İslamcı öğrenciler tarafından başlatılan aksiyoner bir öğrenci hareketidir. Üyeleri "mücadeleci" olarak bilinir.

<span class="mw-page-title-main">Maastricht Antlaşması</span>

Maastricht Antlaşması, 7 Şubat 1992'de imzalanan ve AET’nin AB olması yolundaki son adım olan ekonomik ve parasal birliği de gerçekleştirme istikametine girdiği antlaşmadır.

<span class="mw-page-title-main">Atatürk milliyetçiliği</span> Atatürkün milliyetçilik anlayışı

Atatürk milliyetçiliği, Atatürk'ün millet tanımından yola çıkarak Kemalizm'in milliyetçilik ilkesini oluşturur. Atatürk'e göre millet, geçmişte bir arada yaşamış, bir arada yaşayan, gelecekte de bir arada yaşama inancında ve kararında olan, aynı vatana sahip, aralarında ortak dil, kültür, ahlak ve siyasi birlik olan insanlar topluluğudur. Atatürk'ün tanımladığı milliyetçilik; din ve ırk ayrımı gözetmeksizin, ulus tanımını vatandaşlık ve üst kimlik değerlerine dayandıran sivil milliyetçi bir vatanperverlik anlayışıdır.

<span class="mw-page-title-main">Türk Dili Konuşan Ülkeler Zirvesi</span>

Türk Dili Konuşan Ülkeler Zirvesi ya da Türkçe Konuşan Ülkeler Devlet başkanları Zirvesi, Türk dil ve lehçelerini konuşan altı Türk ülkesinin devlet başkanlarının ve üst düzey yetkililerinin katıldığı bir zirvedir. Bir diğerinin egemen eşitliğine karşılıklı saygı temeline dayanan bu zirve, ortak tarih ve kültürel yapıya sahip ülke cumhurbaşkanlarını bir araya getirmektedir. 1992 yılından beri belirli aralıklarla düzenlenen zirvede Türk dünyasının sorunları gündeme getirilmektedir. 3 Ekim 2009'da, Nahçıvan Anlaşması'yla daimî sekreteryası kurulmuş ve adı Türk Keneşi olmuştur.

Türk Kurultayı, Türk devlet ve toplulukları arasındaki dostluk, kardeşlik ve iş birliğinin geliştirilmesi amacıyla, 1993'ten beri düzenlenen etkinliklerdir.

<span class="mw-page-title-main">Türk milliyetçiliği</span> Türk halkını ulusal veya etnik tanımlarla yücelten ve teşvik eden bir siyasi ideoloji

Türk milliyetçiliği, ulusal veya etnik tanımlarla Türk milletinin ilerlemesini, gelişmesini amaçlayan siyasi bir görüştür. Türkçülük ile aynı olmayıp, içinde Türkçülük dahil olmak üzere çeşitli Türk milliyetçisi ideolojileri barındırır.

Türk Akademisi veya eski adıyla Uluslararası Türk Akademisi, 25 Mayıs 2010'da Kazakistan'ın başkenti Astana'da kurulan bilimsel araştırma merkezi. Başlangıçta Türk Akademisi A.Ş. adı altında Kazakistan Cumhuriyeti Eğitim ve Bilim Bakanlığı'na bağlı olarak kurulan akademi, 23 Ağustos 2012'de Bişkek'te gerçekleştirilen Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi II. Zirvesi'nde uluslararası akademi statüsüne kavuşmuştur. Uluslararası Türk Akademisi'nin başkanı Prof. Dr. Darhan Kuandıkoğlu Kıdırali'dir.

1. Türk Keneşi Almatı Zirvesi, Türk Keneşi'nin ilk zirvesidir. 20-21 Ekim 2011 tarihlerinde Ekonomik ve Ticari İşbirliği temasıyla Almatı, Kazakistan'da düzenlenmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Georgizm</span>

Modern zamanlarda Geoizm olarak da adlandırılan ve tarihsel olarak tek vergi hareketi olarak bilinen Georgizm, insanların ürettikleri değere sahip olmalarına rağmen, tüm doğal kaynaklardan, müştereklerden ve kentsel konumlardan elde edilen ekonomik rantın toplumun tüm üyelerine eşit olması gerektiğini tutan bir ekonomik ideolojidir. Amerikalı iktisatçı ve sosyal reformcu Henry George'un yazılarından geliştirilen Georgist paradigma, ekonomik verimliliği sosyal adaletle bütünleştirmeye çalışan toprak hakları ve kamu finansmanı ilkelerine dayalı olarak sosyal ve ekolojik sorunlara çözümler arar.

Azerbaycan milliyetçiliği veya Azerbaycancılık, Azerbaycanlıların Bu bir ulus olma şartı ve Azerbaycanlıların kültürel birliğini teşvik etme fikridir. Azerbaycan'da milliyetçiliğin oluşum süreci 19. yüzyıl ikinci yarıdan başladı. Azerbaycan görüşleri çoğunlukla Yirminci yüzyıl başlangıçta Azerbaycan'ın ideologlarını, kurucularını ve bu fikirlerin sonucu olarak Azerbaycan halklarıyla birlikte Azerbaycan Halk Cumhuriyeti kurulmuştur. Azerbaycan'da milliyetçilik içeriği ve önemi bakımından liberal bir milliyetçilikti. Bu, Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti'nin dış ve iç politikalarında açıkça görülebilir. Ayrıca içsel kimlik politikası özgürlük, eşitlik, Dayanışma ilkelerine dayanıyordu. Bütün Azerbaycan Esasen Azerbaycanlıların yaşadığı toprakların birleştirilmesini tarihsel olarak öngören modern Azerbaycan milliyetçiliğinin örneklerinden biridir.