İçeriğe atla

Sınıfsız toplum

Sınıfsız toplum, toplumu oluşturan bireylerin statü,mülkiyet veya destekledikleri siyasi birlik gibi özelliklerle eşit olmayan konumlara dağılmadıkları toplum düzeni.[1]

Sınıf kavramının incelenme nedenleri

İnsanların tarihsel süreç boyunca birbirleri için  çeşitli faktörler yardımıyla -servet,akrabalık, iktidar, başarı gibi- bir çeşit güç ve etki sıralaması yaptıkları bilinir. Toplumsal düzenlerin farklılığına göre bu hiyerarşi sıralamasında önceliğin hangi faktörde olduğu konusu değişime uğrar. Örneğin feodal toplum düzeninde belirleyici faktör kan bağı ile elde edilen soyluluk veya kölelik gibi özelliklerdir. Bunun dışında örneğin kapitalist toplum düzeninde öncelikli faktör iktisadi güç ve mülkiyettir. Bahsedilen bu toplumsal düzenleme faktörlerinin meydana getirdiği ‘eşitsizlik’ kavramı üzerine yapılan incelemeler sınıf kavramının bilinmesini gerektirir.[1]

Sınıf kavramının sosyal tabakalaşma kavramından ayrılması ya da ayrılmaması

Raymond Aron

Sınıf kavramı çeşitli görüşlere göre, herhangi bir kast veya sosyal tabakadan iktisadi konulara göre şekillenmesi sebebiyle ayrılır.[1]

Başka bir açıdan ise sınıf kavramı, sosyal tabakalaşmanın içinde bir konum olarak gözlemlenir.[1]

Kavramın ayrışması hakkındaki diğer bir görüş ise Aron’a ait olan iki farklı tanımlama yöntemidir.[1]

  1. Nominalist
  2. Realist

Birincisi nominalist yöntemdir. Bu fikre göre, sınıf kavramı sosyal tabakalaşma kavramından farklı değildir. Sınıf kavramının bir birey yığını olduğu bu yöntemde, bireylerin konumlarının belirlenmesi başkalarının fikirlerine göre oluşur.[1]

İkinci yaklaşım olan realist yaklaşım ise,sınıf kavramının maddi olgular ve bu olguların etrafında bireyler tarafından oluşturulan ortak bilinç ile gerçek bir bütün olduğunu savunur. Ayrıca bu anlayışa göre sınıf kavramı tabakaları kapsar ve bu tabakalar farklı olabilir. Önemli olan hareketin uygulanış şekli ve ortak bilinçtir. Bu iki yaklaşımın farkı ise nominalist yaklaşımda bireyin önceliğinin olması ve realist yaklaşımdaki ortak bilincin yer almasıdır.[1]

Sınıf kavramının etimolojik ve tarihsel kökeni

Kullanım açısından asıl türetildiği nokta Latincedeki ‘bölme veya ayırma’ gibi anlamları olan ‘classis’ kelimesidir. Sınıf kavramının kullanım tarihi çeşitli toplumlara göre farklılık gösterir. 14. yüzyılda Fransızcada ‘classe’ olarak öğrenci gruplarını belirtmede kullanılır. Daha sonra ise 16. yüzyılda İngilizcede ‘class’ olarak askeri sitemde grup kavramı için kullanılır. Fransızcada, belirtildiği gibi ilk aşamada öğrenci gruplarını ifade eden sınıf kavramı 17. Ve 19. Yüzyıllarda ‘kategori’ anlamında kullanılır. ‘Toplumdaki statü’ anlamına ulaşması ise İngilizcenin 18. Yüzyıldaki kullanımında meydana gelir.[1]

Siyaset ve sosyoloji açısından sınıf kavramının bugün kullanılan yaygın anlamı 18. yüzyılda İngiltere’de ve 19. yüzyılda diğer Avrupa ülkelerinde gözlemlenir.[1]

Sınıfsız toplum fikrinin ortaya çıkışı ve Karl Marx

Karl Marx

Karl Marx, toplum hakkındaki fikirleri yardımıyla ve özellikle de 19. yüzyıl’da İngiltere hakkındaki gözlemleri aracılığıyla çeşitli sınıfsal oluşumların olduğunu fark eder. Bu açıdan incelendiğinde Karl Marx, toplumun iki ana sınıfa ayrıldığını gözlemler. Bu iki ana sınıfın biri sürekli olarak zengin hale gelirken, diğeri sürekli olarak fakirleşmektedir. Zenginleşen kısım toplumun geri kalanına oranla daha küçük bir kapitalist sınıf, diğeri ise üretim araçlarının mülkiyetine sahip olamayan işçi sınıfıdır. Karl Marx, toplumların savaşmaları veya yok olmalarında bu sınıf ayrımının etkili olduğunu düşünür. Bu bağlamda Karl Marx toplumsal çözümlemelerinde sınıf kavramı üzerinde durur çünkü bu kavram yardımıyla toplumdaki mücadelenin ve bunun sebeplerinin anlaşılmasını bekler. Bu fikirlerinin sonucunda modern toplumda bu tarz bir sınıf ayrımı ve bu ayrımın oluşturduğu sınıfsal mücadelenin olmaması gerektiği fikrine ulaşan Karl Marx, sınıfsız toplum düzeni kavramını geliştirir.[1]

Sınıfsız toplumu oluşturması beklenilen unsur

Sınıf ayrımını toplumdan ayıracağı düşünülen en temel unsur ‘işçi sınıfı’ olarak bilinir. İşçi sınıfının toplumsal sınıf farklılıklarını yıkmadaki gücü, üretimde oynadığı roldür. Bu rol kapsamında sosyalist yapıyı oluşturarak kapitalizmin sonlanmasını sağlaması beklenir. Üretici yani işçi sınıfının yeni toplum düzenini oluşturmasında belirli adımlar yer alır. Bunlardan ilki,kapitalist sitemde kurulan ve ilerleyen hükûmetin sonlandırılmasıdır. İkinci adım ise özel mülkiyetin ortadan kaldırılmasıyla kapitalist sisteme son verilmesi ve dolayısıyla sosyalizme geçilmesidir. Bu aşamanın asıl sonucunun kapitalizmin sonlanması olmasının yanında diğer bir sonucu ise, işçilerin elde edeceği bireysel küçük ekonominin birleşerek toplumsal ekonomiyi oluşturmasıdır.[2]

Kaynakça

  1. ^ a b c d e f g h i j "Sınıf kavramının kökeni ve politik ekonomik bir mukayese". 13 Mart 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Temmuz 2020. 
  2. ^ "Bir kavram : sınıf". 27 Mayıs 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Temmuz 2020. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Komünizm</span> Bütün malların ortaklaşa kullanıldığı ve özel mülkiyetin olmadığı toplum sistemini hedefleyen ideoloji

Komünizm ; üretim araçlarının ortak mülkiyeti üzerine kurulu sınıfsız, parasız ve devletsiz bir toplumsal düzen ve bu düzenin kurulmasını amaçlayan toplumsal, siyasi ve ekonomik bir ideoloji ve harekettir. Sadece üretim araçlarının ortak kullanımına dayanan sosyalizm ile tam olarak aynı anlama gelmemesine rağmen hatalı bir biçimde eş anlamlı olarak da kullanılabilmektedir. 20. yüzyılın başından beri dünya siyasetindeki büyük güçlerden biri olarak modern komünizm, genellikle Karl Marx'ın ve Friedrich Engels’in kaleme aldığı Komünist Parti Manifestosu ile birlikte anılır. Buna göre özel mülkiyete dayalı kapitalist toplumun yerine meta üretiminin son bulduğu komünist toplum gerçektir. Komünizmin temelinde yatan sebep, sınıfsız, ortak mülkiyete dayalı bir toplumun kurulması isteğidir. Sınıfsız toplumlarda en genel anlamıyla tüm bireylerin eşit olması fikri karşıt görüşlüler tarafından "ütopya" olarak görülür ve zorla yaşanmaya çalışılırsa kaosa yol açacağı iddia edilir. Paris Komünü, komünist sistem yaşayabilmiş ilk topluluktur. Bunun dışında Mahnovist hareket öncülüğünde Ukrayna ve İspanya iç savaşı sırasında yaklaşık dört yıl süren anarko-komünist hareketle şekillenen toprakların kolektifleştirilmesi esasına dayalı olarak komünist topluluklar da kurulmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Marksizm</span> Alman filozof Marxın düşüncelerine dayanan devrimci sosyalist akım

Marksizm, özgün bir siyasal felsefe akımı, tarihin diyalektik materyalist bir yorumuna dayanan ekonomik ve toplumsal bir dünya görüşü, kapitalizmin Marksist açıdan çözümlenmesi, bir toplumsal değişim teorisi, Karl Marx'ın ve Friedrich Engels'in çalışmalarından çıkarılan, insanın özgürleşmesiyle ilgili bir düşünce sistemidir.

Sosyalizm, sosyal ve ekonomik olarak toplumsal refahın, katılımcı bir demokrasiyle gerçekleşeceğini ve üretim araçlarının hakimiyetinin topluma ait olduğunu savunan, işçi sınıfının yönetime katılmalarına ağırlık veren, özel üretim yerine kamu bazlı üretimi destekleyen, telkin ve propagandalarını eğitim, tarım ve vergi reformları üzerinde yoğunlaştıran ekonomik ve siyasi bir teoridir. Siyasi yelpazede ve dünyanın çoğu ülkesinde sosyalizm, standart sol ideoloji olarak kabul edilir. Sosyalizm türleri, kaynak tahsisinde piyasaların ve planlamanın rolüne ve kuruluşlardaki yönetim yapısına göre değişir.

<span class="mw-page-title-main">Komünist parti</span> işçi sınıfının önderliğinde üretim araçlarının mülkiyetinin kolektifleştirilmesini hedefleyen siyasi parti

Komünist parti, işçi sınıfının önderliğinde üretim araçlarının mülkiyetinin kolektifleştirilmesini hedefleyen ve tüm dünyada herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacı kadar ilkesi doğrultusunda sınıfsız, sınırsız ve sömürüsüz bir dünya kurmayı amaçlayan yasal veya yasa dışı olarak örgütlenen, silahlı kanadı da bulunabilen siyasi parti.

<i>Komünist Manifesto</i> Karl Marx ve Friedrich Engelsin 1848 tarihli yayını

Komünist Parti Manifestosu, Karl Marx ve Friedrich Engels tarafından ilk olarak 21 Şubat 1848'de Almanca olarak Londra'da yayımlanan yazı, komünizmin ilk bildirgesi.

<span class="mw-page-title-main">Marx'ın yabancılaşma teorisi</span>

Yabancılaşma kavramı, Marx'in teorisinin özellikle başlangıç evresinde belirgin bir önceliğe ve öneme sahiptir. Marx'ın erken yazılarında bu önceliği ve yabancılaşma kavramının çeşitli açılımlarını görmek mümkündür. 1844 Elyazmaları ve Alman İdeolojisi bu noktada anılmaya değer. İki tür yabancılaşmadan söz edilebilir Marx'ın bu çalışmalarında. Bunlardan ilki, doğadan kopuş anlamındaki yabancılaşmadır. İnsan, doğadan koparak kültürel-toplumsal alanda kendine ikinci bir doğa kurmak anlamında, doğaya yabancılaşır. Bu insan oluşu açıklayan niteliğiyle olumlu karşılanan yabancılaşmadır, zorunlu bir süreç olarak anlaşılır. İkinci yabancılaşma ise, bizzat kapitalist pazarın ve kapitalist toplumsal sistemin yarattığı yabancılaşmadır. Bunun sonucu olarak insan kendi doğasına yabancılaşır. Böylece insan kendine, kendi emeğine, ilişkilerine, dünyaya ve yaşama yabancılaşır. Kapitalist pazarın bir unsuru olarak işleyen çarklardan biri haline gelir. Anlaşılacağı gibi, yabancılaşma teorisinin Marx'ın İnsanın doğası anlayışıyla yakından ilişkisi vardır. Marx'ın çalışmalarının sonraki dönemlerinde bu kavramı kullanmadığı görülür, ancak bununla birlikte bu kavramın içerdiği perspektifi bir şekilde devam ettirdiği söylenebilir. Meta fetişizmi nosyonunun bir anlamda insanın kendi doğasına yabancılaşmasının kapitalizm içindeki maddi temelini ya da yapısını açıklamaya çalıştığını ve bu açıklamanın içeriğini kapitalist toplumun üretim ve değişim ilişkilerini toplumsal iş bölümü ekseninde birbirleriyle ancak ürünleri dolayımıyla kurup yürüttüklerinin oluşturduğunu söylemek yanlış olmaz.

Artı-değer kavramı Karl Marx'tan önce keşfedilmiş ve zaten kullanılan bir kavramdır. Genel anlamda, gerekli-zorunlu olandan daha fazlasının üretilmesi anlamındadır. Klasik iktisatçılar olarak bilinen Adam Smith ve David Ricardo gibi isimlerde bu kavramın kullanımda olduğu görülür. Ancak Marx'a gelindiğinde, bütün klasik iktisadın kavramlarına yapıldığı gibi bu kavramda da tamamen başka bir yol izlenmeye başlandığı görülür. Nitekim Marx, bu klasik iktisatçılara olan borcunu reddetmemekle birlikte onların neden ve nasıl burjuva düşünüş biçimi içinde kaldıklarını açıklar ve buna bağlı olarak ekonomi-politiğin kapitalist sistemin bir ögesi olarak kaldığını belirtir.

<span class="mw-page-title-main">Georg Lukács</span> Macar siyasetçi, filozof ve edebiyat eleştirmeni (1885-1971)

Georg Lukács, Batı Marksizminin ünlü isimlerinden Macar Marksist filozof ve edebiyat bilimcisidir. Marksizmi Hegelci anlamda yeniden değerlendirmiş ve geliştirmiştir. Ernst Bloch, Antonio Gramsci, Karl Korsch ile birlikte Lukacs, 20. yüzyılın ilk yarısında, Marksist felsefe ve Marksist teorinin yeniden oluşturulmasında en önemli isimlerden biri olmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Proletarya</span> alt sosyal sınıf

Proletarya alt sosyal sınıfı tanımlamak için kullanılan terim, bu sınıfa mensup kişilere proleter denir. İlk olarak oğullarından başka malı olmayan insanları tanımlamak için kullanılan aşağılayıcı bir kelime iken, Karl Marx'tan sonra işçi sınıfını tanımlamak için kullanılan sosyolojik bir terim halini almıştır.

<span class="mw-page-title-main">Sınıf bilinci</span> aynı sınıfa mensup bireylerinin paylaştığı ortak çıkar ve hedeflerle ilgili olarak bilinç durumu

Sınıf bilinci, siyasal ve toplumsal bir öğreti olarak Marksizm'de kilit kavramlardan birisidir. Bunun ardında hem bir sınıf teorisi hem bir İdeoloji teorisi ve hem de bir Tarih perspektifi söz konusu edilmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Proletarya diktatörlüğü</span> Kapitalizmle Komünizm arasında uzanan geçiş döneminin siyasal biçimi

Proletarya diktatörlüğü, Marksizmdeki tarihsel ve siyasalproleter düşünceye göre, kapitalizmle komünizm arasında uzanan geçiş döneminin siyasal biçimini ifade eder. Sosyalizm dönemi, komünizme yani sınıfsız topluma geçiş dönemi olması itibarıyla proletarya diktatörlüğü dönemidir. Proletarya diktatörlüğü kavramı Marksist devlet anlayışına ve Marksist sınıf teorisine bağlı kesin bir önermedir. Marksizme göre, bu dönem zorunlu bir tarihsel dönemdir. Bu dönemde proletarya sınıf olarak iktidarı elinde bulundurur ve dünya sosyalizmine geçildiği durumda adım adım sönümlenerek sınıfsız topluma geçişi sağlar. Yani sanıldığının aksine proletarya diktatörlüğü sönümlenmez sosyalizm sönümlenerek komünizm yani sınıfsız sömürüsüz dünyaya geçiş yapılır.

<span class="mw-page-title-main">Lümpen proletarya</span>

Lümpen, başlangıçta Karl Marx ve Friedrich Engels tarafından ikinci ünlü ortak çalışmaları Alman İdeolojisi'nde (1854) icat edilen terim.

<span class="mw-page-title-main">Antikapitalizm</span>

Antikapitalizm ya da kapitalizm karşıtlığı, bugüne kadar genel veya özel bir isim almamışsa da, genellikle sosyalist ya da anarşist politik görüşlü insanların istediği düzen biçiminin bir parçasıdır.

<span class="mw-page-title-main">Üretim biçimi</span> Ekonomik Teori

Üretim biçimi ya da başka bir deyişle Üretim tarzı, Marksist teoride genel olarak belirli bir tarihsel dönemdeki üretimin niteliğini ya da üretimin karakteristik formunu ifade etmek anlamında kullanılır. Esas itibarıyla üretim sürecinin nihai sonucuyla üretim araçları arasındaki ilişkiyi belirtir. Bu kategori, Marks'ın şekillendirdiği tarih anlayışının temel kavramlarındandır. Kavramın içerimleri farklı şekillerde ele alınıp farklı vurgularla değerlendirilmekle birlikte, genel anlamda, tarihsel gelişmenin Marks'ın formüle ettiği anlamda Materyalist bir şekilde açıklanmasında bu kavram temel bir rol oynar. Ekonomi-politiğe ait bir kavram olmakla birlikte, Marks'ın kuramında bu terim çok daha genel bir kuramsal yapının ögesi durumundadır. Üretim ilişkileri ve üretici güçler kavramları, belirli bir tarihsel andaki ilişkileriyle üretim biçiminin niteliğini belirlerler.

<span class="mw-page-title-main">Hiyerarşi</span> birbirine bağlı birden çok seviyeye veya kademeye sahip elemanlar sistemi

Hiyerarşi ya da aşama sırası, oluşum açısından kelimesine dayanan, bir toplumdaki ya da kuruluştaki bireylerin belirli faktörlere bağlı olarak statü, görev, alt ve üst arası ilişkiler sınıflandıran ve bu sınıflara bağlı standartlar sunan yapı.

<span class="mw-page-title-main">Marx'ın insan doğası teorisi</span>

Karl Marx'ın insan doğası teorisi onun kapitalizm eleştirisinde, komünizm anlayışında ve maddecilik anlayışında önemli bir yer tutar. Marx, tam olarak “insan doğası” ifadesini kullanmaz, bunun yerine kullandığı “gattungswesen” kavramı genellikle ‘varlık türü’ ya da ‘tür-özü’ olarak çevrilir. Marx bu terimle insanların bir ölçüde kendi doğalarını oluşturma veya şekillendirme yeteneğine sahip olduklarını belirtmektedir. Genç Marx'ın 1844 yılına ait el yazmalarındaki bir nota göre terimi, hem birey hem de insan doğasından bir bütün olarak bahsederken kullanan Ludwig Feuerbach’tan alıntılamıştır. Bütünsel bir insan anlayışına sahip olan Marx, insanı yabancılaşmamış durumuna geri dönmeye, doğayla, başka insanlarla ve toplumla yeniden birleşmeye ihtiyaç duyan bir varlık olarak görmüştür.

<span class="mw-page-title-main">Toplumsal tabakalaşma</span> bir toplumda benzer özelliklere sahip nüfus

Toplum biliminde ve diğer sosyal bilimlerde, toplumsal tabakalaşma kavramı hiyerarşik bir düzene ve toplum içerisindeki güç ve refahın bölümlenmesine, bireylerin bu bölümlenmedeki konumlarına atıfta bulunur. Kavram, sosyo-ekonomik bir içerik taşıyan sınıf kavramıyla ilişkilidir ve ekonomik, toplumsal, siyasi ve ideolojik eşitsizlikler ya da farklılıklar temelindeki sosyo-ekonomik koşulların farklı görüngüleri üzerine kuruludur.

Orta sınıf, sosyal hiyerarşide orta kademede bulunan toplumsal sınıf. Genellikle aristokrasi ile işçi sınıfı ve alt sınıf arasındaki grubu tanımlar. Ülkeden ülkeye farklılık göstermekle birlikte üniversite mezunu, görece yüksek ücret alan ve lüks tüketimde bulunan kişilerin içinde bulunduğu sınıf olarak tanımlanabilir.

Sol milliyetçilik, eşitliğe, halk egemenliğine ve self determinasyona dayalı bir milliyetçilik akımıdır. Kökleri Fransız Devrimi'ndeki jakobenizme dayanır. Sol milliyetçilik anti emperyalizmi benimser. Sol milliyetçilik, etnik milliyetçiliği ve faşizmi reddeder; buna rağmen sol milliyetçiliğin bazı minör formları tahammülsüzlük ve ırksal önyargıyı içerisinde barındırır.

Marksist sınıf teorisi, bireyin sınıf hiyerarşisi içindeki konumunun üretim sürecindeki rolü tarafından belirlendiğini ileri sürer ve siyasi ideolojik bilincin sınıf konumu tarafından belirlendiğini savunur. Bir sınıf, otak ekonomik çıkarları paylaşan, bu çıkarların bilincinde olan ve bu çıkarları ilerletmek için kolektif eylemde bulunan kişilerdir. Marksist sınıf teorisi içinde, üretim sürecinin yapısı sınıf inşasının temelini oluşturur.