Zekât, İslâm'ın beş şartından biridir. Terim olarak şeriatta "asli ihtiyaçlar" dışında nisab miktarı mala sahip olan ve bu sebeple zengin sayılan Müslüman'ın, bu zenginliği üzerinden bir tam yıl geçtiğinde dinî yükümlülük gereği zekât olarak vermesi gereken miktarın adıdır.

Asker; orduda görevli, erden mareşale kadar rütbeye sahip kişi. Askerlik yükümlülüğü altına giren şahıslar ile özel yasalarla silahlı kuvvetlere katılan ve resmî bir kıyafet taşıyan kişilerdir. Askerlerin aslî görevi ülkelerinin topraklarını iç ve dış tehditlere karşı savunmaktır.
Avârız Vakfı, Osmanlı'da bir bölgeden alınan özellikle nakdî avârıza karşı o yerin hayırseverlerinden veya zenginlerinden para toplamak suretiyle vergilerin ödenmesi için kurulmuş para vakıflarıdır.
Nakîbü'l eşrâf, ilk olarak Abbasi halifesi Mütevekkil zamanında oluşturulan bir kurumdur. Bu zamandan itibaren diğer İslam devletlerinde nikâbet teşkilatı varlığını sürdürmüştür.
Osmanlı'da avârız gelirlerinden bir başkasını da Zahire Baha adı verilen, nüzül ve sürsatta olduğu gibi gerek askerin gerekse sancağa gelen görevlilerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere toplanan vergidir. Hayvanların yem ve yiyeceklerinin temini bakımından “arpa baha” gibi, insanların her türlü gıda maddesini temini için “zahire baha” gibi vergiler toplanmıştır.
Vergi hukuku, kamu hukuku içinde yer alan ve devletin mali faaliyetlerinin hukuki yönünü inceleyen mali hukukun bir alt dalıdır. Mali hukuk; vergi (gelir) hukuku, harcama (gider) hukuku ve bütçe hukuku olmak üzere üç alt sınıflandırmaya tabidir. Vergi hukuku, devletin kamu gücüne dayanarak elde ettiği kamu gelirlerinin hukuki rejimini inceler.

Kansu Gavri ya da Gansu Gavri tam adıyla El-Eşref Kansu el-Gavri, Memlük Sultanı. Burci Hanedanı'ndan olup 1501-1516 yılları arasında Memlük hükümdarlığı yapmıştır. Memlük Devletinde hükümdarlar, birbirini takip eden iki hanedandan seçilmiş olup, bu hanedanlar Memalik-i Bahriye ve Memalik-i Çerakise (Burci)'dir. Kansu Gavri Çerkes asıllıdır. Edebiyat ve sanata olan desteğiyle bilinirdi; sarayında minyatür atölyesi barındıran tek Memlük hükümdarıdır. Arapça ve Türkçe şiirler yazdı; Farsça bilmesine rağmen Şehnâme'yi Türkçeye çevirtti.
Oymak, ulusun ayrıldığı bölümlerden her biri. "Oymak" sözcüğü, Türkiye Türkçesi dışındaki Altay, Teleüt, Kazak, Kırgız vb. dillerde aymak şeklindedir. Bu şivelerde kelime şu anlamlara gelir: Halk, kavim, boy, soy, aile, köy, yabancı, yabancı göçebe, memleket vb. Moğolca'da "büyük kavim birlikleri" anlamını taşır. Moğol teşkilat bölümlerinde uluslar utuklara, utuklar da ayımaglara (oymak) ayrılırdı. Batı Anadolu ile Güneybatı Anadolu'daki göçebe ve yarı göçebe Türkmen boylarına "oymak" deniyordu. Bunlar 16. yüzyıldan sonra yörük adını aldılar, bir süre bunlara cemaat ve aşiret de dendi.

Çağış, Balıkesir ilinin Bigadiç ilçesine bağlı bir mahalledir.

Eynegazi, Kütahya ilinin Merkez ilçesine bağlı bir köydür.
Tahrir kaydetme, kayıt ya da tescil, deftere geçirme; kadastrodur.
Avârız, Osmanlı Devleti zamanında olağanüstü hallerde halka yüklenen malî, aynî ve bedenî vergilerdi. Bu vergi hem Müslümanlardan hem de gayrimüslimlerden alınırdı. Fakat zamanla sürekli vergi hâline gelmiştir. Günümüz Türkiye'sindeki deprem vergileri aynen buna benzer.
Aynî hak, kişilerin eşya üzerinde doğrudan doğruya hakimiyetini sağlayan ve bu nedenle herkese karşı ileri sürülebilen haklardandır. Özellikle de eşya hukukunda, hak sahibinin, söz konusu eşya üzerindeki tasarruf yetkisini tespit etme bakımından, hakkın sınırının tespit edilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu hakkın aynî hak olması hâlinde farklı, olmaması hâlinde farklı hükümler uygulanabilecektir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 9. maddesi uyarınca “Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.” Ancak, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yetkileri Hakkındaki Kanun içinde yer alan bazı belirleyici hükümler haricinde tüm yargı teşkilatının görev ve yetkisini belirleyen kapsayıcı ve genel bir yasal düzenleme yapılmamıştır. Dolayısıyla, hangi durumda hangi mahkemenin yetkili olacağı çeşitli kanunlarda dağınık ve sistematikten uzak bir biçimde yer aldığından mevcut mevzuat konuya genel bir bakış sağlamaktan uzak bir görüntü sunmaktadır.

Osmanlı İmparatorluğu'nun ekonomik tarihi, iki alt döneme ayrılır. Birincisi, oluşturulan kapalı tarım ekonomisinin imparatorluk içinde bölgesel fark gösterdiği klasik çağ (genişleme); ikincisi ise devlet ve kamu işlevleri üzerine, idari ve politik düzenlemeler ile başlayan devlet örgütlü reformları kapsayan reform dönemidir. Askerî reformlar ile başlayan değişim; kamu ve zanaatkar loncalarına uzanmıştır.
Vergi kaçırma, bireylerin, şirketlerin, trustların ve diğer kuruluşların yasa dışı yollarla, ödemekle yükümlü oldukları vergileri ödememe çabaları için kullanılan genel bir terimdir. Vergi kaçırmaya teşebbüs eden mükellefler, gerçek durumlarını vergi otoritelerine kasten yanlış tanıtarak ya da gizleyerek vergi yükümlülüklerini azaltmaya çalışırlar. Vergi kaçırmaya göre hapis veya para cezası, vergi affı verilebilir.
Vergi mükellefi, vergiyi doğuran olayı gerçekleştiren ve bu suretle üzerine düşen vergi borcunu ödemekle yükümlü olan gerçek veya tüzel kişidir.
Aynî vergi, parasal olarak alınmayan, doğrudan sahip olunan mal veya hizmet üzerinden alınan vergidir.
Nazi Almanyası'nın diktatörü ve Avrupa'daki II. Dünya Savaşı'nın merkezinde bulunan Adolf Hitler, esas olarak Mein Kampf (Kavgam) adlı kitabının ve onun şansölyelik ve cumhurbaşkanlığı maaşlarının bir araya toplanmasıyla siyasi kariyeri boyunca milyonlarca Reichsmark kazandı. Hitler iktidara geldikten sonra, vergiden muaf olmak için harekete geçmiştir.
Cerehor, cerihor ya da serahor, Selçuklular'da ve özellikle Osmanlı İmparatorluğu'nda belli bir ücret karşılığında geçici olarak geri hizmette kullanılan askerlerdir. Ortaya nasıl çıktığı ve teşkilatı ile ilgili kesin bir bilgi yoktur. II. Gıyâseddin Keyhüsrev'in ve Muînüddin Süleyman'ın bu paralı askerlerden faydalandıkları bilinmektedir. Cerehorlar Osmanlılarda genellikle kale tamiratı, yol ve köprü yapımı, maden ocakları ve gemilerde kürek çekme gibi geri hizmet işlerinde kullanılmıştır. Bunun yanında savaşlarda top, asker, mehterhane cephanesi ve buna benzer malzemelerin ikmalini sağladıkları da bilinmektedir. Hizmetleri zamanla; az ücretle çalışan tarım işçiliğine dönmüş olan cerehorlara 18. yüzyıldan sonra pek rastlanmamıştır.