İçeriğe atla

Stratonikeia (Muğla)

Koordinatlar: 37°18′53″K 28°03′57″D / 37.31472°K 28.06583°D / 37.31472; 28.06583
Stratonikeia
Στρατoνικεια
Şehrin tiyatrosu
Türkiye üzerinde Stratonikeia
Stratonikeia
Stratonikeia
Türkiye'deki konumu
Muğla'daki konumu
Muğla'daki konumu
Stratonikeia
Muğla'daki konumu
Diğer adıStratonikeia, Stratoniceia, Stratoniki, Stratonike, Stratonice, Idrias, Chrysaoris, Hadrianopolis
KonumEskihisar, Yatağan, Muğla
Bölgeİç Karya, Asya Eyaleti (Roma İmp.)
Koordinatlar37°18′53″K 28°03′57″D / 37.31472°K 28.06583°D / 37.31472; 28.06583
TürYerleşim
Tarihçe
KurucuI. Antiohos
KuruluşMÖ 3. yüzyıl
Devir(ler)Antik Çağ ve Orta Çağ
Kültür(ler)Karya, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı
İlgili kişi(ler)I. Seleukos eşi Stratonis
Sit ayrıntıları
Buluntu(lar)Batı cadde, gymnasion, kilise, Roma hamamı, agora, tiyatro, sahne binası ve orkestra, doğu parodos, doğu teras, batı teras.[1] ve Bouleuterion
Kazı tarihleri2008'dan beri
ArkeologlarBilal Söğüt (PAÜ)
DurumRestore
Kamusal erişimAçık
Stratonikeia antik kentinde darb edilmiş İmparator Septimus Severus'a ait sikke. Ön yüzde İmparator Septimus Severus portresi, arka tip Zeus Panamaros at sırtında, yanan sunağa yaklaşıyor, önünde sağdan sola antik kentin ismi CTPATONIKEIΩ-STRATONIKEO olarak darb edilmiştir.

Stratonikeia (Hititçe: 𒀜𒊑𒅀 Atriya, Antik Yunanca: Στρατoνικεια), Muğla'nın Yatağan ilçesinde bulunan, Karya ve Roma dönemine ait antik yerleşimdir.

Kent antik dönemde kurulmuş olmakla birlikte Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde de yerleşim görmüştür. Selçuklulardan kalma bir hamam ile Osmanlı döneminden kalma Şaban Ağa Camisi bunun kanıtıdır.

Konumu

Stratonikea Muğla'nın Yatağan ilçesi'nin 6–7 km. batısında, Yatağan-Milas karayolu çıkışında 1 kilometre mesafede yer alan Eskihisar mahallesi ile iç içe bir antik kenttir.

Tarihi

Kent, MÖ 3. yüzyıl'da kurulmuştur. Bazı akademisyenler Hitit dokümanlarında adı geçen Atriya şehrinin Stratonikeia olduğunu düşünmektedir.[2] Atriya, Yunan sömürgecilerle Anadolu yerlileri arasındaki çatışmalarda önemli bir yere sahiptir. Hitit Büyük Kralı IV. Tuthaliya döneminde Atriya, Utima şehri ile ile birlikte Hitit topraklarında yer alırken Avarna ve Pina şehirleri Miken Yunanları tarafından kontrol edilen Milavata (Milet) kralının yönetimi altındaydı.[3] Milavata Mektubu olarak bilinen tarihi dokümana göre Hitit Kralı IV. Tuthaliya, kendisinin Utima ve Atriya'daki rehineleri Milavata'ya göndermesine rağmen Yunan kontrolü altında bulunan Milavata kralının Avarna ve Pina'daki rehineleri kendisine göndermemesinden yakınmaktadır.[4]

MÖ 3.yy Büyük İskender'in komutanlarından olan ve ölümünden sonra kurulan yeni imparatorluğun kralı I. Selevkos eşi Stratonike'yi oğlu Antiokhos'a vermiş, Antiokhos da önce üvey annesi sonra eşi olan Stratonike'nin adını kente vermiştir.

Antik çağ coğrafyacısı ve gezgini Strabon'a göre kent, çok güzel yapılarla donatılmıştı. Yapılan kazılarda ele geçirilen sikkelerden, Stratonikeia sikkelerinin kentin Rodos'tan bağımsızlığını kazandığı MÖ 167'den itibaren basılmaya başlandığı ve Gallienus (253-268) zamanına kadar devam ettiği anlaşılıyor.

Kentin akropolü güneydeki dağın tepesindedir. Bu tepenin çevresi bir surla çevrilmiştir. Kuzeyinde, yamaç üzerindeki bir teras üzerinde şimdiki karayolunun hemen altındaki, bir yazıtta imparator için yapılmış küçük bir tapınağın kalıntıları göze çarpar.

Günümüzde

Bunun aşağısında da büyük bir tiyatro vardır. Burada cavea, merdivenlerle 9 cuneus a bölünmüştür ve tek bir diazoma vardır. Sahne binasının kalıntıları, yapılan kazılarda büyük ölçüde ortaya çıkarılmıştır. Antik kent üzerinde, Yatağan Termik Santralı'nın kullandığı linyit yatakları üzerinde bulunmasından dolayı günümüzde boşaltılmış bulunan Eskihisar mahallesi bulunmaktadır. Kent surlarla çevrilmiş olup, bugün kent surlarının yalnızca önemsiz uzantıları görülmektedir. Yerleşim alanının kuzeydoğu köşesinde, büyük kesme taşlar ile kireç harçtan örülmüş güçlü bir kalenin yıkıntıları vardır. Yapı, büyük kesme taşlar ile kireçli harçtan örülmüştür. Yapının onarım gördüğü diğer yapılardan alınma yazıtlı taşlar ve sütun gövdelerinden anlaşılmaktadır.

Kentin kuzey kenarındaki ana giriş kapısı büyük bloklardan oluşmaktadır. Geniş ve ince taş duvarcılığı ile örülmüştür. Bu kapının üzerinde kemer olduğu kalıntılardan anlaşılmaktadır. Kapı iki girişlidir. İki kapı girişi arasında bir nymphaion vardır. Kapıdan sonra sütunlu bir alanın ve yolun varlığı görülmektedir.

Kentin tam ortasında, en çok göze çarpan yapısı, kent meclisinin toplandığı bouleuterion bulunmaktadır. Bouleuterion tiyatro benzeri küçük bir yapıdır. Bu yapının hemen batısındaki tek başına duran kapı bu alanın giriş kapısıdır. Bunun Serapis Tapınağı olduğu ileri sürülmüştür; ancak kazılarda bulunan yazıtlar bu görüşün yanlış olduğunu göstermiştir. Bouleuterionun kuzeye bakan dış duvarında Diocletianus'un fiyat listesi ve bunun uygulanmasına ilişkin giriş kısmı Latince yazılmıştır. Bu yapının alttaki oturma sıraları korunmuştur.

Kentin batısında, Antik Yunan ve Roma'da gençlerin düşünsel ve bedensel yönden eğitildikleri, öğrenim gördükleri, spor etkinliklerinde bulundukları gymnasion denilen yapı bulunmaktadır.

Kente giriş kapısının önündeki kutsal yolun kenarında oda mezarlar yer almaktadır. Giriş kapısından başlayan kutsal yol nekropolden geçmekte ve Lagina'daki Hekate kutsal alanına ulaşmaktadır. Söz konusu nekropol sahası günümüzde kömür ocakları havzası altında kalarak yok olmuştur.

Araştırma,kazı ve restorasyon

2012 yılında sur duvarı dışında kentin batısında bulunan Erikli Kilisesi ve aynı alanda mezar kazıları yapılmıştır. Kentin içinde ise Kuzey Şehir Kapısı ve Cadde, Bouleuterion, Tiyatro, Roma Hamamı-1, Batı Cadde ve Selçuk Hamamı'nda çalışılmıştır. Geç Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi yapılarının restorasyonu konusunda plan tespit ve rölöve çalışmalarına devam edilmiştir.[1]

Buluntular

2012 yılında yapılan kazı çalışmalarında kilisesinin aydınlatması ile ilişkili objeler tespit edilmiştir. Bunlar arasında bronz kancalar, zincirler, halkalar ile demir zincirler, duvara aplike edildiği düşünülen eserler bulunmaktadır.[1] Kilisede bulunan sikkeler darbedildikleri yerlere ve imparatorlara göre incelendiğinde Bizans'ın en önemli merkezi olan Konstantinopolis'e ait sikkelerin daha fazla olduğu görülmektedir. Diğer darp merkezleri ise Nicomedia, Kyzikos, Antiocheia ad Orontes ve Thessalonica gibi kentlerdir. Bunların dışındaki en önemli buluntulardan diğer ikisi ise, kuzey nefte havuzun hemen yanında bulunmuş olan 11ES17-F-PT01 envanter numaralı Spatheion amphorası ile darp yeri Carthaca olan ve I. İustinianus Dönemine (M.S. 527-565) tarihlenen bronz sikkedir. Kuzey Afrika tipi form ve hamur yapısına sahip olan bu amphoranın Anadolu üretimi olmadığı kesin ve benzer örneklerinin M.S. 6-7. yy. arasında kullanıldığı bilinmektedir. Aynı seviyelerde bulunan amphora ve sikke ticaret sonucu, aynı dönemde buraya gelmiş olmalıdır.[1] Çalışmalarda ele geçirilen buluntular ışığında, kilisenin M.S. 5 yy. ile 7 yy.ın ilk çeyreği arasında kullanım gördüğü, çıkan yangın ve tahrip sonucu kullanımına son verildiği anlaşılmaktadır. Bundan sonraki süreçte uzun süre yerleşimin olmadığı alanda, en üstte Beylikler ya da Erken Osmanlı Dönemine tarihlenen bir ev kalıntısı tespit edilmiştir. Çok az bir bölümüne ait kalıntının korunduğu evin duvarları kilisenin mozaik ve tuğla döşemeleri üzerine yerleştirilmiştir. Mevcut kalıntılara göre evin girişi güneyden, iç ve dış ocaklı, iki ya da üç odalı, dış kısımda hayvan bağlama yerleri bulunan, kırsal kesime ait tipik evlerden olduğu düşünülmektedir.[1]

Yapılar

Erikli Kilisesi

Stratonikeia antik kentinin kuş uçumu 650 m. batısında yapılan çalışmalarda Bazilikal planlı bir kilise kalıntısı tespit edilmiş ve 2012 yılında başlayan kazılar bu yıl tamamlanmıştır. Eski Yatağan-Milas karayolu bu yapının kenarına kadar gelmektedir. Bu yol sayesinde kalıntıya güvenli bir şekilde ulaşım mümkün olmaktadır. Buradaki çalışmalarda doğu-batı yönünde bir kilise kalıntısı tespit edilmiştir. Kilisenin batıdaki giriş bölümü ve bu yöndeki mekanların tam planı belirlenebilmektedir. Yapının girişi, batıdaki mekanların güney bölümünden gelmekte ve bazı bölümleri taş döşemeli olmak üzere girişten sonra batıdaki mekanlara ve narteks bölümüne ulaşılmaktadır. Duvar kalıntıları ve mimari detaylardan batı kısımda bazı mekanların iki katlı olduğu düşünülmektedir. Doğu-batı yönünde 3 nefin olduğu kilisenin güney bölümünde, nefe paralel bir mekan daha bulunmaktadır. Kilisenin merkezi nefi mozaik, her iki yan nefler ise tuğla döşemedir. Kuzey nefin batı kenarında bir havuz ve buradan doğuya doğru, kuzey nef orta bölümü boyunca devam eden üzeri kapalı bir kanal tespit edilmiştir. Batı bölümü daha iyi korunmuş olan orta nef mozaikleri geometrik şekillerden oluşmakta ve çok renklidir. Kilisenin doğu bölümü tahribat görmüş, geriye kalan kısmından yapının planı çıkarılabilmektedir.[1]

Batı caddesi

Batı Cadde, Gymnasion doğu duvarındaki propylondan başlayıp Roma Hamamı-1 ve Bouleuterion'un kuzeyinden geçerek doğu yönde devam etmektedir. Propylonda in situ bulunan postamentli Attik-İon tipi kaide ve oturduğu stylobat ile caddeye girişi sağlayan krepislerin açığa çıkarılması, propylona doğudan girişi sağlayan bir caddenin bulunduğunu göstermiştir. Doğu-batı yönünde devam eden caddeyi tespit etmek ve bu caddenin Bouleuterion'un kuzeyinde yer alan cadde ile bağlantısını kanıtlamak amacı ile alanda temizlik ve çevre düzenlemesinden sonra kazı çalışmalarına başlanmıştır. Yapılan ilk çalışmalarda düzensiz halde taşıyıcı ve üst yapıya ait mimari bloklar açığa çıkarılmıştır.[5][6] Bu blokların Geç Osmanlı-Erken Cumhuriyet Döneminde değişik yapılardan taşındığı belirlenmiştir. Kazı çalışmaları sırasında 497,31 m. kot seviyesinde doğu-batı yönünde ilerleyen mermer bloklardan oluşturulmuş cadde döşemesine ulaşılmıştır. Cadde döşemesinin küçük bir bölümü hariç oldukça iyi korunduğu görülmektedir. Korunmayan bölümdeki döşeme blokları daha geç dönemlerde yerinden sökülerek başka yapı veya yapılara götürülmüş olmalıdır. Caddenin ortasından geçen bir kanalizasyon sisteminin varlığı belirlenmiş ve bu sistemin geçtiği alandaki mermer döşemede, kentte yaşanan dönemsel depremler nedeniyle yer yer çökmelerin meydana geldiği belirlenmiştir. Caddeyi kuzey ve güneyde peristasisin oturduğu stylobat ile bir krepis sınırlandırmaktadır.[5][6] Caddenin doğu yönünde yapılan çalışmalar sırasında güney stylobatın üzerine düşmüş halde bulunan 6 adet sütun tamburu ve 2 adet Dor başlığının anastylosisi yapılmıştır. Yapılan anastylosise göre iki sütun arası mesafe 1.30 m. olarak tespit edilmiştir. Benzer bir düzenleme batı yönde de yapılmış olmalıdır. Her iki yöndeki stylobat üzerinde sonraki dönemlerde yapılan tahribatın izlerine rastlanmıştır. Stylobat bloklarının bazı bölümlerinin de kaldırıldığı görülmüştür. Kaldırılan bloklarının altında krepis sırasının korunduğu görülürken, bazı bölümlerde stylobatın krepis ile birlikte kaldırıldığı tespit edilmiştir. Tahrip edilen bu bölümlerin sonraki dönemlerde taşıyıcı ve üst yapı mimari elemanların ikinci kullanımlarıyla onarıldığı anlaşılmaktadır. Bu devşirme malzemeler arasında Augustus Dönemi özellikleri gösteren bir İon başlık parçası yer almaktadır. Caddede yapılan doğu yönlü kazı çalışmalarında, taşıyıcı ve üst yapı elemanlarına ait birçok mimari blok açığa çıkarılmıştır. Friz bloklarının hepsinin üzerinde ranke ve İon kymationu bezemesi görülürken, dönemsel olarak farklılıklar tespit edilmiştir.[6] Geç Hellenistik Dönemden Geç Roma Dönemine kadar tarihlenen farklı yapılara ait friz bloklarının sonraki dönemlerde bu alana taşınmış olduğu, dağınık halde bulunan korniş bloklarının bir bölümünün ise aynı yapıya ait olduğu tespit edilmiştir. Alanda bulunan korniş blokları bezemelerine göre Geç Antoninler-Erken Severuslar Dönemine12 tarihlenirken, konsollu korniş bloklarıarasında M.S. 1. yy. sonuna tarihlenen örnekler de vardır13. Farklı yapılara ait korniş bloklarının friz bloklarında olduğu gibi caddeye taşınmış olduğu anlaşılmaktadır.[5][6] Önceki yıllarda kazısı yapılan ve M.S. 139 yılı depreminden sonra inşa edilen Kuzey Cadde 8,90 m. genişliğinde olmasına karşın, Batı Cadde peristasis hariç 10 m. genişliğe sahiptir. Caddenindoğuyöndedevamınıntespitiiçin Bouleuterion'unkuzeyindeçalışmalara devam edilmiştir. Bu alanda yapılan çalışmalarda, bazı bölümlerde cadde döşemesinin taşındığı görülmüştür. Çalışmalar doğu yönde devam ettikçe yer yer çökmeler olsa da cadde döşemesi sağlam olarak açığa çıkarılmıştır. Caddenin bazı bölümlerinde ise sadece kanalizasyon sistemi üzerindeki döşemenin bir bölümünün korunduğu görülmüştür. 497,66 m. kot seviyesinde kuzey stylobata ait iki basamak açığa çıkarılmıştır. Kuzey stylobatın bazı yerlerde ikinci basamağa, bazı kısımlarda ise üçüncü basamağa ait bloklar tespit edilmiştir. Kuzey caddenin batı portiğinde olduğu gibi burada da iki basamakla çıkıldığı, üçüncü sıradaki blokların ise peristasisi oluşturan sütunların oturduğu stylobat olduğu anlaşılmaktadır. Cadde döşemesinde, kazı çalışmalarının başladığı ilk nokta ile Bouleuterion'un kuzeyindeki doğu ucu arasında 0,45 metrelik kod farkı bulunmaktadır. Bu fark kanalizasyon sisteminde atık suyun düzenli bir şekilde kent dışına akıtılmasını sağlamak için yapılmış olmalıdır. Çalışmalarda caddenin taşıyıcı elemanı olan postament kaideler, yivli-yivsiz sütun tamburları, Dor ve Korinth başlıkları ile arşitrav, friz ile korniş bloklarından oluşan üst yapı elemanları açığa çıkarılmıştır. Taşıyıcı elemanların yoğunlukla Dor Düzeni'nde olması Antik Dönemde stylobat üzerindeki portiğin en son düzenlemesinin Dor Düzeni'nde olduğunu göstermektedir. Bu blokların bir bölümü düştüğü şekilde bulunmuş, bir bölümü de taşınmış veya devşirme olarak sıralandırılarak bahçe duvarı oluşturulmuştur. Mimari blokların bezeme özelliklerine bakılarak farklı dönemlerde imar faaliyetlerinin yapıldığı görülmektedir. Caddenin üst yapı elemanlarından friz ve korniş blokları yoğun olarak Antoninler16 ve Severuslar17 Dönemi'nin mimari özelliklerini taşımaktadır. Blokların tarihi, M.S. 139 depreminden sonra, Kuzey Caddede olduğu gibi burada da imar faaliyetinin gerçekleştirildiğini ortaya koymaktadır. Alanda bulunan eserler değerlendirildiğinde; Roma Döneminde Korinth Düzeni'nde inşa edilen cadde, doğusunda olduğu gibi Erken Bizans Döneminde Dor düzenlemesi ile geç dönemlere kadar kullanımı devam ettiği anlaşılmaktadır. Caddedeki en kalıcı düzenlemeler, M.S. 139 depreminden sonra kentte gerçekleştirilen imar faaliyetleriyle birlikte yapılmıştır.[5] Öncekine göre daha küçük de olsa, daha sonraki dönemlerde bu düzenlemeler devam etmiştir. Mermer cadde döşemesi üzerinde ele geçirilen Roma18, Bizans ve İslami Döneme tarihlenen eserlerin aynı yerde bulunması, farklı dönemlere ait kullanımı düşündürmektedir. Kuzey Cadde'de olduğu gibi Bizans Dönemine ait mekanlara burada rastlanmamıştır. Batı Cadde üzerinde kazılan bölümde böyle bir yapılaşmanın bulunmaması, caddenin kendi amacı dışında kullanılmadığını farklı dönemlerde tadilat geçirerek yine aynı işlevini sürdürdüğünü göstermesi kent için önemlidir. Caddenin doğubatı aksında ve aynı zamanda Kuzey Cadde ile kesişerek kuzey yönde sirkülasyonu sağlayan kentin ana arterlerden birisi olduğu kesindir. Propylon ile bağlantılı olan Batı Cadde'de Hellenistik Döneme ait bir bulguya rastlanmamış olmakla birlikte, cadde ile ilgili ilk düzenleme en azından Hellenistik Döneme ait olmalıdır. Erken İmparatorluk Döneminde buraya yeni bir cadde eklemek mümkün olamayacağından, önceden var olan caddenin yeniden düzenlenmiş olduğu düşünülmektedir. Özellikle caddenin doğusunda yolun içinde düştüğü gibi bulunan ve postament kaideler ile Dorik tambur ve başlıkların kullanıldığı sütunlar, Erken Bizans Dönemi düzenlemesine aittir. Zemin döşemesi ve stylobat üzerinde aralarında haçların bulunduğu çok sayıda grafitiler de Bizans Döneminde caddenin aktif olarak kullanıldığını göstermektedir. Farklı dönemlere ait seramik parçaları ve sikkeler de buranın aynı amaçla, uzun süre kullanıldığını doğrular niteliktedir.[5][6]

Ayrıca birde Mysia Stratonikeia'sı vardır

Kaynakça

  1. ^ a b c d e f SÖĞÜT, Bilal (2012). Stratonikeia 2012 Yılı Çalışmaları. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayın No:1633. ss. 449,457. ISSN 1017-7655. 12 Eylül 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 12 Eylül 2021. 
  2. ^ Wolf-Dietrich Niemeier (2008). "Hattusas Beziehungen zu West-Kleinasien und dem mykenischen Griechenland (Ahhijawa)". CDOG (Almanca). Cilt 6. ss. 321-322. 23 Kasım 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Kasım 2022. 
  3. ^ Trevor Bryce (1992). "Lukka Revisited". Journal of Near Eastern Studies (İngilizce). 51 (2). s. 124. 13 Ekim 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Kasım 2022. 
  4. ^ Max Gander (2010). Die geographischen Beziehungen der Lukka-Länder (Almanca). Universitätsverlag Winter Heidelberg. s. 120. 22 Kasım 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Kasım 2022. 
  5. ^ a b c d e YILMAZ, Banu (2012). 35.Kazı Snuçları Toplantısı 3. cilt/Stratonikeia 2012 Yılı Çalışmaları/35.Kazı sonuçları toplantısı 3. cilt. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayın No:1633. ss. 450,451,452. ISSN 1017-7655. 12 Eylül 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 12 Eylül 2021. 
  6. ^ a b c d e DAŞBACAK, Coşkun (2012). Stratonikeia 2012 Yılı Çalışmaları. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayın No:1633. ss. 450,451,452. ISSN 1017-7655. 12 Eylül 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 12 Eylül 2021. 

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Syedra</span> Antalyada antik kent

Syedra, Antalya il sınırları Alanya ilçesi yakınlarındaki antik kent. Alanya'nın 20 kilometre doğusundadır. Alanya Arkeoloji Müzesi'nin Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü izni ve desteğiyle çalışmaları sürdürülen Syedra Antik Kenti'nde kazı çalışmaları ilk olarak 1994-1999 tarihleri arasında yapılmış ve kazı çalışmaları sonunda çıkan veriler ışığında, kent tarihinin MÖ 7. yüzyıla kadar uzandığı ve iskan faaliyetlerinin olduğu düşünülmektedir.

Bybassios, Muğla ili Marmaris ilçesi yakınlarındaki bir antik kenttir.

<span class="mw-page-title-main">Beydağları Sahil Millî Parkı</span>

Olimpos Beydağları Millî Parkı, 1972 tarihinde Antalya ili Kemer ilçesi sınırarı içinde bulunan doğal ve tarihi güzelliklerin korunması için sit alanı olarak korunmaya alınan bölge.

<span class="mw-page-title-main">Arikanda</span> Finike ilçesi yakınlarındaki antik kent

Arikanda, Antalya il sınırları Finike ilçesi yakınlarındaki Likya antik kent.Elmalı - Finike kara yolunun tam yarısında bulunan Arifköyünün Aykırıçay mahallesine yakın bir ören yeridir. Tarihi Bakır Çağı'na kadar geri gitmektedir ve şehrin adı yerli Anadolu dillerinden olan Luvice'de “yüksek kayaların yakınındaki yer” anlamına gelir.

<span class="mw-page-title-main">Knidos</span> Muğlanın Datça ilçesinde bulunan, Karya dönemine ait antik yerleşim

Knidos, Muğla'nın Datça ilçesinde bulunan, Karya dönemine ait antik yerleşimdir.

<span class="mw-page-title-main">Afrodisias</span> Aydındaki antik kent

Afrodisias veya Afrodisyas, Tanrıça Afrodit'e adanmış birçok eski çağ kentinin ortak adı. Afrodisyas adlı kentlerin en ünlüsü, Anadolu'nun güneybatısında, eski Karia bölgesinde, günümüzde Aydın ilinin Karacasu ilçesine bağlı Geyre mahallesinin bulunduğu yerde bulunan Antik Yunan kentidir. Arkeolojik kazılar başladıktan sonra Geyre taşınmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Priene</span>

Priene, Aydın Söke'de Selçuk-Efes'e yaklaşık 100 km uzaklıkta kurulmuş bir İyon şehridir. Şehir Menderes nehrinin 10 km kuzeyindedir. Şehir kurulduğunda deniz kıyısındaydı. Menderesin alüvyonu nedeniyle şehir şimdi kilometrelerce kara içerisindedir.

<span class="mw-page-title-main">Aizanoi</span>

Aizanoi, Kütahya şehir merkezine 58 kilometre uzaklıkta, Çavdarhisar ilçesinde bulunan antik kenttir.

<span class="mw-page-title-main">Hierapolis</span> Denizlide bir antik Roma kenti

Hierapolis, Pamukkale (Denizli) yakınlarında bulunan ve Frigler döneminde ana tanrıça Kibele kültünün merkezlerinden biri olarak faaliyet göstermiş bir antik kenttir. Antik coğrafyacı Strabon ile Ptolemaios verdikleri bilgilerde, Karia bölgesine sınır olan Laodikeia ve Tripolis kentlerine yakınlığı ile Hierapolisin bir Frigya kenti olduğunu ileri sürülmektedir.

Eskihisar, Yatağan ilçesine bağlı bir mahalledir. Sınırları içindeki 5 asırlık Şaban Ağa Camii, restore edilerek turizme kazandırılmıştır. Stratonikeia antik kenti içinde bulunan cami, Cumhuriyet dönemi öncesinde kilise olarak kullanılmıştı.

<span class="mw-page-title-main">Antioheia (Pisidya)</span>

Antakya, Pisidya, Türkiye'nin Akdeniz, Ege ve İç Anadolu bölgelerinin kesiştiği noktadaki Göller Yöresi'nde, tarihi Pisidya ve Frigya'nın sınırında bulunan antik kenttir. Pisidya Antakyası olarak da bilinir. Isparta ilinin modern ilçesi Yalvaç'ın kuzey şeridinde 1 km'lik bir alanı kapsar. Kent, kuzeyindeki 1236 metrelik en yüksek noktası ile bir vadi görünümündedir.

<span class="mw-page-title-main">Smirni</span> İzmirde bulunan antik şehir

Smirni, İzmir sınırları içinde iki farklı konumda yer alan tarihî kentler. Körfezin kuzeydoğusunda yer alan ve yüzölçümü yaklaşık yüz dönüm olan bir adacık üzerinde kurulmuştu.

<span class="mw-page-title-main">Assos</span> Ayvacıkda bir antik kent

Assos, Çanakkale'nin Ayvacık ilçesinin yaklaşık 17 km güneyindeki Behramkale Köyü'nde yer alan bir antik kent.

<span class="mw-page-title-main">Salamis</span>

Salamis veya Salamis harabeleri, Kıbrıs adasında, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Gazimağusa şehrinin 6 km kadar kuzeyinde yer alan bir antik kenttir. Kent Trodos dağından doğan Pedios (Kanlıdere) nehrinin denize döküldüğü havzaya yakın bir yerde kurulmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Laodikya</span> Türkiyede bir antik kent

Laodikeia, veya Lykos'un kıyısındaki Laodikeia, Lycus nehri kenarında (Çürüksu) kurulmuş bir antik kenttir.

<span class="mw-page-title-main">Kizikos</span> Türkiyenin Balıkesir ili sınırları içinde, Kapıdağ Yarımadasının güneyinde yer alan Mysia antik kenti

Kizikos, günümüz Erdek ilçesi yakınlarında, Marmara Denizi kıyısındaki Misya antik kentidir. Aslen Marmara Denizi'nde bir ada olduğu söylenen ve eskiden anakaraya ya yapay yollarla bağlanan klasik dönemde Arctonnesus adıyla anılan bugünkü Kapıdağ Yarımadası'nın güney kıyı tarafında bulunuyordu.

Mysia Stratonikea, günümüzde Manisa'nın Kırkağaç ilçesine bağlı Siledik köyünde bulunan antik bir kenttir. Seleukos İmparatorluğu döneminde kurulan ve Batı Anadolu'da Stratonikeia ismini taşıyan 2 kentten biridir. (Diğeri Muğla Yatağan'da bulunan Karia Stratonikea antik kentidir. Mysia'da I. Anthiokos tarafından eşinin adına kurulan Stratonikeia, Helenistik Çağ'da ordunun zaferi anlamına da gelmektedir. Kırkağaç'ın Gelenbe kasabası yakınlarında bulunan köyde kazı çalışmaları başlatılmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Juliopolis Nekropolü</span>

Juliopolis Nekropolü; Ankara'nın Nallıhan ilçesinde bulunan bir nekropoldür. Juliopolis Antik Kenti'nin bir parçası olan alan ilk olarak 1999 yılında keşfedilmiş ve milattan sonra 1. yüzyıla tarihlenmiştir. Anadolu Medeniyetleri Müzesi bünyesinde gerçekleştirilen çok sayıda kazıda üzerinde "Bithynia’nın kayıp kenti Juliopolis" yazan bronz sikkeler ele geçirilmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda nekropolün Helenistik dönemde oluşturulduğu, Roma döneminde yoğun biçimde kullanıldığı ve Bizans döneminde de hizmet vermeye devam ettiği tespit edilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Iasos</span> Antik Karya şehri

Iasos Antik Kenti, Muğla ili, Milas ilçesi, Kıyıkışlacık Mahallesi sınırları içinde, Milas ilçesinin yaklaşık 26 km batısında Ege Denizi'ne kıyısı olan Güllük Körfezi'ndeki küçük bir koyun bitiminde yer almaktadır. Antik yerleşim Iasos birçok Yunan şehri gibi kökenleriyle övünmüştür. Şehrin sakinleri iasos’un Peloponnesos’taki Argos’tan deniz yoluyla gelenler tarafından kurulduğuna inanıyordu.

<span class="mw-page-title-main">Nysa</span> Türkiye!de, Aydın ilinin Sultanhisar ilçesi sınırlarında yer alan bir antik kent öreni

Nysa veya Menderes Nysa'sı, Aydın ilinin Sultanhisar ilçesi sınırlarında yer alan bir antik kent örenidir. Tarihi MÖ 3. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Menderes Nehri’nin kuzeyinde, nehrin oluşturduğu bereketli havzada, Cevizli – Aydın (Messogis) dağlarının güneyindeki korunaklı yamaçta kurulmuş olan Nysa, Roma İmparatorluk Dönemi’nde Asia Eyaleti’nin önemli kentleri arasında yer alır.