İçeriğe atla

Soğan kubbe

Rusya'daki Aziz Vasil Katedrali'nin soğan kubbelerinin detayları

Soğan kubbe, şekli bir soğanı andıran bir kubbedir. Bu kubbeler genellikle üzerine kuruldukları kubbe kasnağından çap olarak daha büyüktür ve boyları genellikle genişliklerini aşar. Bu soğan biçimli yapılar, bir noktaya doğru düzgünce sivrilmektedir. Rusya ve Ukrayna'daki kilise kubbeleri (çoğunlukla Doğu Ortodoks kiliseleri) ve Bavyera, Almanya (çoğunlukla Katolik kiliseleri) için baskın bir formdur. Avusturya, Çekya, Kuzeydoğu İtalya, Doğu Avrupa, Babür İmparatorluğu, Orta Doğu ve Orta Asya'da düzenli olarak inşa edilmiştir.

Doğu Ortodoks ufak kubbelerinin diğer türleri arasında kask kubbeleri (örneğin, Novgorod'daki Azize Sofya Katedrali ve Vladimir'deki Meryem'in Ölümü Katedrali) Ukraynaya özgü olan armut kubbeleri (Ayasofya Katedrali) ve Barok tomurcuk kubbeleri (Aziz Andreas Kilisesi) yer almaktadır.

Tarihi

Diriliş Kilisesi'nin soğan kubbeleri, Kostroma (1652)

Soğan kubbelerinin neden ve ne zaman Rus mimarisinin tipik bir özelliği haline geldiği tam olarak net değildir. Bizans kiliseleri ve Kiev Knezliği mimarisi, kubbe kasnağının üzerine dikilmiş özel bir çatısı olmayan daha geniş, daha düz kubbeleriyle bilinmekteydi. Bu antik şeklin tersine üstü sac veya kiremitlerle kaplanan Rus kilisesinin her kubbe kasnağı, metal veya kerestenin özel bir yapısıyla aşılmıştır.

On dokuzuncu yüzyılın sonlarına gelindiğinde I. Petro döneminden önceki Rus kiliselerinin çoğunda soğan şekilli kubbeler mevcuttu. En büyük soğan kubbeleri, on yedinci yüzyılda büyük soğanları ile tesadüfen ünlü olan Yaroslavl çevresindeki bölgede dikilmiştir. Birçoğu, on yedinci yüzyılın sonlarına ait Barok modellerinden türeyen tomurcuk şeklindeki kubbelerden daha karmaşıktı. Armut şeklindeki kubbeler genellikle Ukrayna baroku ile ilişkilendirilirken koni şeklindeki kubbeler, Güney Kafkasya'daki Ortodoks kiliseleri için tipik kullanımdı.

Geleneksel görünüm

Kiev Knezliği'in Moğol istilası öncesi boyalı Rus simgeleri arasında soğan kubbeleri ile kiliseler mevcut değildir. Yeniden inşa edilmiş iki adet yüksek Moğol öncesi kilise -Meryem'in Ölümü Katedrali ile Aziz Demetrius Katedrali- altın kask kubbeleriyle biliniyordu. Diğer bazı eski kiliselerde yapılan restorasyon çalışmalarıyla yeni yapılan soğan kubbelerinin altında eski kask benzeri kubbelere ait bazı parçalar ortaya çıkmıştır.

Soğan kubbelerinin ilk olarak Korkunç İvan'ın hüküm sürdüğü dönemde ortaya çıktığı belirtilmiştir. Aziz Vasil Katedrali'nin kubbeleri Ivan'ın oğlu I. Fyodor hükümdarlığından beri değiştirilmemiştir ve bu da on altıncı yüzyıl Rusya'sında soğan kubbelerinin varlığına işaret etmektedir.

Bazı akademisyenler, soğan kubbelerinin Müslüman ülkelerden, muhtemelen Korkunç Ivan'ın ele geçirdiği Kazan Hanlığı'ndan, Ruslar tarafından kopyalandığı ileri sürmüştür.[1] Kazan'ın ele geçirilmesini kutlamak için inşa edilen Aziz Vasil Katedrali'nde yer alan dokuz kubbeden sekizi, Kazan'a yapılan her saldırıyı temsil etmektedir. Dokuzuncu kubbe Kazan kuşatmasından 36 yıl sonra Vasil adına bir mezar olarak inşa edildi. Bu kubbelerin süslü yüzeyleri parlak ve renklidir, piramitler ve şeritler ile süslenmiştir ve diğer katedrallerde Vasil'inkinden daha fazla görülen farklı desenleri vardır.[2] Bazıları, soğan kubbelerinin ilk önce çadır benzeri kiliselerin üzerindeki Rus ahşap mimarisiyle ortaya çıktığına inanmaktadır. Bu teoriye göre karların çatıda birikmesini engellediği için soğan kubbeleri oldukça faydalıydı.[3]

Rusya'da on altıncı yüzyılın ortalarından önce soğan kubbelerinin bulunmadığı düşüncesine dayanarak on yedinci yüzyıldan önce inşa edilen kiliselerde yapılan restorasyon çalışmalarıyla daha otantik kask şeklindeki kubbelerin yerini rutin olarak soğan kubbeleri almıştır. Bu restorasyona bir örnek Moskova Kremlini'ndeki Dormition Katedrali'dir.

Modern görünümü

Kizhi ve Vytegra'daki ahşap kiliseler yirmi beş soğan kubbesine sahiptir.

1946'da tarihçi Boris Rıbakov, eski Rus vakayıname minyatürlerini analiz ederken on üçüncü asırdan itibaren çoğu kilisenin kask kubbeden ziyade soğan kubbelere sahip olduğunu belirtmiştir.[4] Moğol öncesi Rus mimarlığı üzerine en önemli otorite olan Nikolay Voronin, büyük olasılıkla yaygın olmasa da on üçüncü yüzyılın başlarında Rusya'da soğan kubbelerinin var olduğu fikrini dile getirmiştir.[5] Bu bulgular, soğan kubbelerinin on beşinci yüzyıla kadar küre şeklindeki kubbelerin yerini almadığı Doğu ülkelerinden Rus soğan kubbelerinin ithal edilemediğini göstermektedir.

Modern bir sanat tarihçisi olan Sergey Zagraevsky, on birinci yüzyıldan itibaren yüzlerce Rus ikonunu ve minyatürünü inceledi. Moğol istilasından sonra çizilen ikonaların çoğunun sadece soğan kubbesini gösterdiği sonucuna vardı. İlk soğan kubbeleri, on ikinci yüzyılın bazı resimlerinde (Dobrylov Evangelie'den iki minyatür) görülmektedir.[6] On beşinci yüzyılın sonlarında soğan yerine kaska benzeyen sadece bir ikona buldu. Bulguları, modern soğan kubbelerinin altındaki restoratörler tarafından keşfedilen kask kubbelerinin parçalarını, Bizans kubbelerinin tanıdık biçimlerini yeniden üretmeyi amaçlayan post-Petrine stilizasyonları olarak reddetmesine yol açtı. Zagraevsky ayrıca iki Vladimir katedralinin en eski tasvirlerinin onları soğan kubbesi olarak temsil ettiğini de belirtti. 12. yüzyılın sonlarından 15. yüzyıla kadar Rus mimarlığının dikeylik özelliğine genel bir vurgu yaparak 13. yüzyılın sonlarında soğan kubbelerinin her yerde görünmesini açıkladı.[7] Bu dönemde, kilisenin daha uzun görünmesini sağlamak için dikey bir itme yaratacak şekilde sundurmalar, dört köşeli sütunlar, tonozlar ve kubbe kasnakları planlanmıştır.[8] Uzatılmış veya soğanlı kubbeler piramidal, dikey vurgu elde etmede aynı proto-Gotik eğilimin bir parçasıydı.[9]

Sembolizm

Moskova Kremlini'deki Büyük Ivan Çan Kulesi (16. yy.)

On sekizinci yüzyıldan önce Rus Ortodoks Kilisesi, bir kilisenin dış şekli için herhangi bir sembolizm belirtmemiştir.[10] Bununla birlikte soğan kubbelerinin, yanan mumları sembolize ettiği düşünülmektedir. 1917'de, dini filozof Prens Yevgeny Trubetskoy, Rus kilise kubbelerinin soğan şeklinin rasyonel olarak açıklanamayacağını savunmuştur. Trubetskoy'a göre kubbeleri sivrilterek taçlanan kubbe kasnakları kasıtlı olarak mumlara benzetilmiştir ve böylece belirli bir estetik ve dini tutum ortaya çıkmıştır.[11] Bir başka açıklama ise, soğan kubbesinin orijinal olarak Kudüs'teki Kutsal Kabir Kilisesi'ndeki aedikulayı (kübik) hatırlatan bir form olarak görülmesidir.[12]

Soğan kubbeleri genellikle Kutsal Üçleme'yi temsil eden üçlü gruplar halinde ya da İsa Mesih ve Dört Evangelist'i temsil eden beşte ortaya çıkar. Tek başına duran kubbeler İsa'yı temsil eder. Böyle bir yorumu ilk kaydeden Vasili Tatişçev, bunu kesin olarak onaylamamaktadır. Kiliselerin beş kubbeli tasarımının Ortodoks dünyasının diğer dört patriği ile kendisini ve dört yan kubbe ile merkezi ve en yüksek kubbeyi karşılaştırmayı seven Patrik Niko tarafından propaganda aracı edildiğine inanmaktadır. Nikon'un böyle bir görüşe sahip olduğuna dair başka bir kanıt yoktur.

Kubbeler genellikle parlak bir şekilde boyanır: renkleri, dinin farklı yönlerini gayri resmi olarak sembolize edebilir. Yeşil, mavi ve altın kubbeler bazen sırasıyla Kutsal Üçlü, Kutsal Ruh ve İsa'yı temsil edecek şekilde düzenlenir. Siyah top şeklindeki kubbeler bir zamanlar Rusya'nın karlı kuzeyinde popülerdi.

Uluslararası

Soğan kubbesi sadece Rus mimarisinde değil, aynı zamanda yaygın olarak Hint-Gotik mimarisini etkilemeye devam eden Babür mimarisinde de kullanılmıştır. Hindistan dışında İran'da ve Orta Doğu ve Orta Asya'daki diğer yerlerde de kullanılır. 19. yüzyılın sonunda, Hollanda; Açe, Endonezya'da, soğan şeklindeki kubbeye sahip olan Baiturrahman Ulu Camii'ni inşa etti. Kubbenin şekli, o zamandan beri Endonezya'daki birçok camide kullanılmıştır.

Kutsal Roma İmparatorluğu'nda soğan (veya başka sebze veya çiçek tomurcukları) şeklinde Barok kubbeler yaygındı. İlki 1576 yılında Augsburg'daki Maria Stern'in Fransiskan Sisters Manastır Kilisesinde mimar John Holl (1512-1594) tarafından inşa edilmiştir. Genellikle bakır levhadan yapılan soğan kubbeleri, tüm Almanya'nın güneyindeki Katolik kiliselerinde, Çekya topraklarında, Avusturya ve Sardinya ve Kuzeydoğu İtalya'da görülür. Soğan kubbeleri ayrıca 20. yüzyıl Avusturyalı mimarlık tasarımcısı Friedensreich Hundertwasser'in favorisiydi.

Güney Dakota'daki Mitchell'deki turistik ve basketbol sahası olan The World Only Corn Palace'ın çatısı da soğan kubbesine sahiptir.

Notlar ve kaynakça

  1. ^ Shvidkovsky, D. S. (2007). Russian architecture and the West. Yale University Press. ISBN 978-0-300-10912-2. 
  2. ^ Bridge, Nicole (2015). Architecture 101: An Essential Guide to Building Styles and Materials. Avon, MA: Adams Media. ss. 88. ISBN 978-1-4405-9007-8. 
  3. ^ A.П.Новицкий. Луковичная форма глав русских церквей. В кн.: Московское археологическое общество. Труды комиссии по сохранению древних памятников. Т. III. Moskova, 1909.
  4. ^ Б.А.Рыбаков. «Окна в исчезнувший мир (по поводу книги А.В.Арциховского «Древнерусские миниатюры как исторический источник»). В кн.: Доклады и сообщения историч. факультета МГУ. Вып. IV. М., 1946. С. 50.
  5. ^ Н.Н.Воронин. Архитектурный памятник как исторический источник (заметки к постановке вопроса). В кн.: Советская археология. Вып. XIX. М., 1954. С. 73.
  6. ^ S. V. Zagraevsky. Forms of the domes of the ancient Russian temples. Published in Russian: Заграевский С.В. Формы глав (купольных покрытий) древнерусских храмов. М.: Алев-В, 2008 4 Nisan 2020 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi..
  7. ^ Г.К.Вагнер. О своеобразии стилеобразования в архитектуре Древней Руси (возвращение к проблеме). В кн.: Архитектурное наследство. Вып. 38. М., 1995. С. 25.
  8. ^ See, for instance, the most authoritative survey of early Russian architecture: П.А.Раппопорт. Древнерусская архитектура. СПб, 1993.
  9. ^ Another important consideration proposed by Zagraevsky links the onion-shaped form of Russian domes with the weight of traditional Russian crosses, which are much larger and more elaborate than those used in Byzantium and Kievan Rus. Such ponderous crosses would have fallen aground during a storm, if they had not been fixed to sizeable stones traditionally placed inside the elongated domes of Russian churches. It is impossible to place such a stone inside the flat dome of the Byzantine type.
  10. ^ Бусева-Давыдова И.Л. Символика архитектуры по древнерусским письменным источникам XI-XVII вв. // Герменевтика древнерусской литературы. XVI - начало XVIII вв. Moscow, 1989.
  11. ^ "The Byzantine cupola above the church represents the vault of heaven above the earth. On the other hand, the Gothic spire expresses unbridled vertical thrust, which rises huge masses of stone to the sky. In contrast to these, our native onion dome may be likened to a tongue of fire, crowned by a cross and tapering towards a cross. When we look at the Ivan the Great Bell Tower, we seem to see a gigantic candle burning above Moscow. The Kremlin cathedrals and churches, with their multiple domes, look like huge chandeliers. The onion shape results from the idea of prayer as a soul burning towards heaven, which connects the earthly world with the treasures of the afterlife. Every attempt to explain the onion shape of our church domes by utilitarian considerations (for instance, the need to preclude snow from piling on the roof) fails to account for the most essential point, that of aesthetic significance of onion domes for our religion. Indeed, there are numerous other ways to achieve the same utilitarian result, e.g., spires, steeples, cones. Why, of all these shapes, ancient Russian architecture settled upon the onion dome? Because the aesthetic impression produced by the onion dome matched a certain religious attitude. The meaning of this religious and aesthetic feeling is finely expressed by a folk saying - "glowing with fervour" - when they speak about church domes". - See Е.Н.Трубецкой. Три очерка о русской иконе. 1917. Новосибирск, 1991. С. 10.
  12. ^ Лидов А.М. Иерусалимский кувуклий. О происхождении луковичных глав. // Иконография архитектуры. Moscow, 1990.

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Kubbe</span> binaların üstünü örtmek için kullanılan yarım küre şeklindeki mimarî unsur

Kubbe, binaların üstünü örtmek için kullanılan yarım küre şeklindeki mimarî unsur.

<span class="mw-page-title-main">Fenari İsa Camii</span> İstanbul Fatihte bir cami

Fenari İsa Camii, Molla Fenari Camii ya da eski adıyla Lips Manastırı Kilisesi, İstanbul'da, eskiden Ortodoks kilisesi olarak kullanılırken Türklerin şehri ele geçirmesi ile birlikte camiye çevrilen bir ibadethanedir.

Filippo Brunelleschi,, Floransalı sanatçı ve İtalyan rönesans temsilcilerinden.

<span class="mw-page-title-main">San Marco Bazilikası</span> Bazilika

San Marco Bazilikası, San Marco Meydanı'nda yer alan Bizans mimarisi sanatının en iyi bilinen örneklerinden biri olarak şehrin en meşhur kilise yapılarından biri olan bir katedraldir. Yapı Düka'nın Sarayı'na bitişik ve bağlantılıdır. Orijinal olarak yapı Venedik dükalarının şapelidir ve şehrin katedrali değildir. 1807 yılından beri Venedik Patriği'nin, Venedik piskoposluk ruhani dairesi Roma Katolik Başpiskoposunun ikâmetgâhıdır.

<span class="mw-page-title-main">Bizans mimarisi</span> Doğu Roma mimarisine genel bakış

Bizans mimarisi, Bizans İmparatorluğu mimarisidir. İmparatorluk, Büyük Konstantin, Roma İmparatorluğu başkentini Roma'dan Byzantion'uma doğuya taşıdığı 330 yılından sonraki Roma İmparatorluğu'nun sanatsal ve kültürel varlığını adresler. Byzantion, "Yeni Roma", sonradan Konstantinopolis ismini almıştır, bugün İstanbul olarak adlandırılmaktadır. İmparatorluk, bir Milenyumdan fazla yaşamış, Avrupa'da Orta Çağ ve Rönesans mimarlığını etkin şekilde etkilemiş, 1453 yılında İstanbul'un fethinden sonra Osmanlı mimarisini etkilemiştir.

<span class="mw-page-title-main">Pandantif (mimarlık)</span>

Pandantif ya da küresel bingi, yapı mimarisinde kullanılan özel bir inşaat tekniği olup kare şekilli bir oda boşluğu üzerine bâzı daire şekilli bir kubbe veya bâzı dikdörtgen şekilli bir oda boşluğu üzerine elips şekilli bir kubbe inşa etmek için kullanılır.

<span class="mw-page-title-main">Marko Manastırı</span> Makedonyada bir manastır.

Marko Manastırı, Kuzey Makedonya'da, Üsküp'ün güneybatısında, şehre yaklaşık 18 km uzaklıktaki Markova Sušica köyünde bulunan manastırdır. Manastırın inşasına Sırp Kral Vukašin önderliğinde 1345 yılında başlanmış olsa da, içindeki freskler dönemde yaşanan Osmanlı akınları ve iç karışıklıklar nedeniyle oğlu Prens Marko tarafından yaklaşık 30 yıl sonra tamamlanabilmiştir. Manastırın Katholikon'u Aziz Dimitrios kilisesidir ve bu kilise manastır kompleksinin merkezini oluştur.

<span class="mw-page-title-main">Svetitshoveli Katedrali</span>

Svetitshoveli Katedrali,, Gürcistan'ın başkenti Tiflis'in kuzeybatısında yer alan Mtsheta tarihi kentinde bulunan bir Gürcü Ortodoks katedralidir. Erken Orta Çağa ait bir eser olan Svetitshoveli, UNESCO tarafından Dünya Mirası listesine dahil edilmiştir. Halen Tiflis'teki Üçleme Katedrali'nden sonra ikinci en büyük kilise binasıdır.

<span class="mw-page-title-main">Kazan Ortodoks Katedrali</span> Havana, Kübadaki bir Rus Ortodoks katedralı

Kazan Ortodoks Katedrali, tarihi Havana, Küba kentinde bulunan bir olan Rus Ortodoks katedralı. San Pedro Ave. ve Santa Clara köşesinde, Eski Havana'da Havana Limanı'nın kıyısında inşa edildi.Rus Ortodoks Kilisesi'nin yetkisi altında dır.

<span class="mw-page-title-main">Pitsunda Katedrali</span>

Havari Aziz Andrew Katedrali, ayrıca bilinen adıyla Pitsunda Katedrali veya Biçvinta Katedrali Gagra rayonuna bağlı Pitsunda köyünde yer alan Gürcü Ortodoks katedralidir. Fiilen bağımsız Abhazya'ya, uluslararası alanda ise Gürcistan'a bağlıdır. Katedral günümüzde Abhaz Ortodoks Kilisesi tarafından kullanılıyor ve o topluluğa hizmet ediyor. Bu kullanım Doğu Ortodoks cemaati tarafından düzensiz olarak kabul ediliyor.

<span class="mw-page-title-main">Nikortsminda Katedrali</span> Ortodoks Kilisesi

Nikortsminda Katedrali Gürcistan'ın Raça bölgesindeki Nikortsminda köyünde bulunan Gürcü Ortodoks Kilisesidir.

<span class="mw-page-title-main">Samtavisi Katedrali</span>

Samtavisi Doğu Gürcistan'ın Şida Kartli ve ülkenin başkenti Tiflis'e 45 km uzaklıkta olan bir 11. yüzyıl Gürcü Ortodoks manastırıdır. Katedral, günümüzde Samtavisi Piskoposluğu ve Gori Gürcü Ortodoks Kilisesinin merkezlerinden biridir.

<span class="mw-page-title-main">Yorgi Kilisesi (Kldisubani)</span>

Qarapi Aziz Yorgi Kilisesi Gürcistan'ın Eski Tiflis bölgesindeki Narikala katedralinin dibinde yer alan bir 18. yüzyıl kilisesidir. Kilise tek katlıdır ve 1753 yılında inşa edilmiştir. Gürcü Ortodoks Kilisesi, Aziz Kral Vahtang Gorgasali döneminde inşa edilmiş eski bir Gürcü kilisesinin bulunduğu yere inşa edilmiştir. Kilise, Ermeni tüccar Petros Zohrabian ve eşi Lolita'nın ve 1735'te yaptıkları yardımlarla yeniden inşa edildi. Kilise, Gürcü-Ermeni dostluğu ve işbirliğinin en önemli örneklerinden biridir.

<span class="mw-page-title-main">Tiflis Sioni Katedrali</span>

Sioni Meryem'in Ölümü Kilisesi Gürcistan'ın başkenti Tiflis'te yer alan bir Gürcü Ortodoks katedralidir. Kutsal Topraklar'daki belirli yerlerin isimlerini kiliselere vermek bir Orta Çağ Gürcü geleneğiydi, Sioni katedrali adını Kudüs'teki Zion Dağı'ndan almaktadır. Gürcistan'daki Sioni adını taşıyan diğer kiliselerden ayrılması için yaygın olarak Tiflis Sioni olarak adlandırılır.

<span class="mw-page-title-main">Manglisi Katedrali</span>

Manglisi Katedrali veya Manglisi Sioni Katedrali Gürcistan'ın Tetritsqaro Belediyesindeki Manglisi kentinin yanında bulunan aktif bir Gürcü Ortodoks katedralidir. 330'larda inşa edilen katedral, ülkedeki en eski Hristiyan ibadethanelerinden biridir. Mevcut katedral ise 6. ve 7. yüzyıllarda inşa edilmiştir. Katedral, 1002'de büyük bir restorasyondan geçmiştir. Eskiden, İsa'nın gerildiği çarmık parçasının da dahil olduğu rölikleriyle meşhurdu. 21. yüzyılda ise, duvar resimleriyle bilinmektedir. Katedral, popüler bir ulusal turizm merkezidir.

<span class="mw-page-title-main">İlori Kilisesi</span>

İlori Aziz Yorgi Kilisesi Gürcistan/Abhazya'nın Oçamçıra rayonundaki İlori köyünde konumlanmış bir Orta Çağ Gürcü Ortodoks kilisesiydi. Kilise, 11. yüzyılın ilk çeyreğinde inşa edilmiştir ve batı Gürcistan mimarisinin en önemli simgelerinden biridir. Ayrıca, Orta Çağ Batı Gürcistan'ının en önemli dini konumlarından biri olarak kabul edilir. Yapı, tek nefli bir tasarıma sahiptir.

<span class="mw-page-title-main">Novoçerkassk Katedrali</span> Rusya da bir katedral.

Novoçerkassk Katedrali ya da Rusçadaki asıl ismiyle Voznyesyenskiy Katedrali, Rusya'nın Rostov Oblastı'na bağlı Novoçerkassk şehrinde bulunan bir Rus Ortodoks kilisesi. Rus İmparatorluğu'nun en büyük kiliselerinden biriydi ve Don Host Oblastı'nın ana kilisesiydi.

<span class="mw-page-title-main">Ayasofya Katedrali (Polotsk)</span>

Polotsk'taki Kutsal Bilgelik Katedrali, Prens Vseslav Briacheslavich (1044-1101) tarafından 1044 ve 1066 yılları arasında inşa edilen bir katedraldir. Polota Nehri ile Batı Daugava Nehri'nin kentin doğu tarafında birleştiği yerde yer almaktadır ve muhtemelen Belarus'taki en eski kilisedir.

<span class="mw-page-title-main">Gürcistan mimarisi</span> gürcistan mimarisine genel bakış

Gürcistan mimarisi, Gürcistan'da bulunan mimari tarzları ifade eder. Ülke mimari anıtlar açısından son derece zengindir. Gürcü mimarisinin karakteristik özellikleri, anıtsallık, net kompozisyon, katı orantılar, makul derecede dekorasyon kullanımı ve hepsinden önemlisi doğa ile uyumlu etkileşimdir.

<span class="mw-page-title-main">Yeni Bizans mimarisi</span> Uyanış mimarisi akımı

Bizans Uyanış çoğunlukla dini, kurumsal ve kamu binalarında görülen bir mimari uyanış hareketidir. Özellikle İstanbul ve Ravenna Eksarhlığı olmak üzere 5. ila 11. yüzyıllardan kalma Doğu ve Ortodoks Hristiyan mimarisiyle ilişkili Bizans stilinin unsurlarını içerir. Yeni Bizans mimarisi 1840'larda Batı Avrupa'da ortaya çıktı ve 19. yüzyılın son çeyreğinde Rusya İmparatorluğu'nda ve daha sonra Bulgaristan'da zirveye ulaştı. Yeni Bizans ekolü Yugoslavya'da I. Dünya Savaşı ile II. Dünya Savaşı arasında etkindi.