İçeriğe atla

Soykırım

Soykırım, jenosit veya genosit (İngilizce: genocide); ırk, canlı türü, siyasal görüş, din, sosyal durum veya başka herhangi bir ayırıcı özellikleri ile diğerlerinden ayırt edilebilen bir topluluk veya toplulukların bireylerinin, çıkâr amacıyla, bir plan çerçevesinde ve yok edilmeleri niyetiyle girişilen eylem ve sonuçlar bütünüdür. Tam tanımı, soykırım üzerinde çalışan akademisyenler arasında değişiklik gösterse de 1948'de Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Engellenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'nde (SSECS) hukuksal bir tanımı bulunmaktadır. Sözleşmenin 2. maddesi, soykırımı şu şekilde tanımlamaktadır: "Ulusal, etnik, ırksal ve dinsel bir grubun bütününün ya da bir bölümünün yok edilmesi niyetiyle girişilen şu hareketlerden herhangi biridir: Topluluğun üyelerinin öldürülmesi, topluluğun üyelerine ciddi bedensel ya da zihinsel hasar verilmesi, topluluğun yaşam koşullarının topluluğun bütününe ya da bir kısmına getireceği fiziksel yıkım hesaplanarak kasıtlı olarak bozulması, topluluk içinde yeni doğumları engelleyecek yöntemlerin uygulanması, topluluktaki çocukların zorla bir gruptan alınıp bir diğerine verilmesi."[1]

Ermeni Soykırımı sırasında yol kenarındaki Ermenilerin cesetleri, y. 1916. Ermeni Soykırımı, çoğu tarihçi ve kurum tarafından ilk modern soykırımlardan biri olarak kabul edilmektedir.[2][3][4]
Naziler tarafından Auschwitz toplama kampındaki gaz odalarına gönderilmek için seçilen Macaristanlı Yahudiler, Mayıs/Haziran 1944. Nazi Almanyası tarafından işlenen ve "Holokost" diye bilinen bu olay, ölü sayısı bakımından tarihin en büyük soykırımı olarak kabul edilmektedir.[5][6]
Ruanda Soykırımı'nın kurbanlarına ait kafatasları. Ruanda'da 1994 yılında yaklaşık yüz gün içinde 500.000 ile 800.000 arasında Tutsi ve ılımlı Hutu, aşırı uç Hutular tarafından öldürüldü.
Temmuz 1995'te yaşanan Srebrenitsa Soykırımı'nın kurbanlarına ait anıt mezar. En az 8.372 Boşnak Müslüman erkek ve çocuk, Srebrenitsa'da Sırplar tarafından öldürüldü.

SSECS'nin giriş bölümünde, soykırım olaylarının tarih boyunca yaşandığı fakat Birleşmiş Milletler'in Raphael Lemkin bu terimi oluşturana ve Nürnberg Mahkemeleri'nde Holokost'un failleri yargılanana kadar soykırım suçunu uluslararası hukuk altında tanımlayan SSECS'ye karar vermemiş olduğu söylenmektedir. SSECS'nin yürürlüğe girmesi ile sözleşmenin uygulanmasıyla yapılan ilk yargılama arasında 40 yıllık bir boşluk vardır. Şimdiye dek olan tüm uluslararası soykırım yargılamaları, Ruanda Soykırımı için olan, Bosna Soykırımı için olan yargılamalar, bu olaylara özel mahkemelerde yapılmıştır. Uluslararası Ceza Mahkemesi 2002'de kurulmuştur. Sözleşmeye taraf olan devletlerin vatandaşlarını yargılama hakkı vardır ancak henüz bu hak kullanılmamıştır.

SSECS'nin 1951 yılının Ocak ayında yürürlüğe girmesinden itibaren yaklaşık 80 Birleşmiş Milletler üyesi devlet, bu sözleşmenin hükümleriyle uyum sağlayan yasalar çıkardılar ve bazı soykırım failleri bu tür yerel yasalarla yargılanıp suçlu bulundular. Bosna Soykırımı'na karışan ve Alman mahkemeleri tarafından suçlu bulunan Nikola Jorgić, buna örnek gösterilebilir.

Gregory Stanton gibi soykırım üzerine çalışan akademisyenler; soykırım öncesinde, sırasında ve ardından ortaya çıkan kurban grubun hümanizm karşıtlığını (karşı tarafı insan olarak görmemek, karşı grubun üyelerini hayvanlar ya da hastalıklarla özdeşleştirmek) soykırımcı grupların güçlü bir şekilde örgütlenmesi ve faillerin soykırımı inkâr etmesi gibi durum ve hareketlerin fark edilebileceğini ve soykırım yapılmadan durdurmak için harekete geçilebileceğini belirtmektedirler. Dirk Moses gibi bu görüşün eleştirmenleri bunun gerçekçi olmadığını söylemekte ve örneğin "Darfur, bölgede çıkarları olan büyük güçler için uygun olduğunda bitecektir." demektedir.

Avustralya'nın Tasmanya adasında 1828–1832 yılları arasında yapılan Tasmanya Soykırımı, kaydedilen ilk modern soykırım örneğidir.[7]

Kökeni

Soykırım sözcüğünü ortaya atan Raphael Lemkin (1900–1959)

Soykırım ya da jenosit (İngilizce: genocide) kavramı, 1944'te Polonya Yahudisi bir hukukçu olan Raphael Lemkin tarafından Yunancada "ırk, soy" anlamına gelen génos ile Fransızcada ve Latincede "katletmek" anlamına gelen cidium kökünden geçmiş cide sözcüklerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur. Lemkin, "Jenosit konusuna nasıl geldiniz?" sorusuna cevaben "Jenosit ile ilgilenmeye başladım, çünkü birçok kez gerçekleşti. Önce Ermenilerin başına geldi, ardından da Hitler harekete geçti." diye cevap vermiştir.[8]

1944'te Carnegie Uluslararası Barış Vakfı, Lemkin'in en önemli çalışması olan İşgal Altındaki Avrupa'da Mihver Devletleri'nin Yönetimi isimli eserini ABD'de yayımladı. Bu kitap, II. Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyası tarafından işgal edilmiş ülkelerdeki Alman yönetiminin soykırım terimi eşliğinde geniş bir hukuki analizini içeriyordu. Lemkin'in uluslararası yasaların ihlali olan soykırım fikri, uluslararası kamuoyu tarafından yaygınlıkla kabul edildi ve Nürnberg Mahkemeleri'nin hukuki temelini oluşturdu. 1943'te Lemkin, soykırımı şu şekilde tanımladı:

"Genel anlamda konuşursak soykırım, milletin tüm üyelerinin kitlesel kırımlarla yok edildiği durumlar hariç, bir milletin anında yok edilmesi anlamına gelmek zorunda değil. Ulusal bir grubun yok olması niyetiyle grubun elzem yaşam kaynaklarının yok edilmesi amacını taşıyan, çeşitli hareketlerden oluşan örgütlü bir planı ifade eder. Bu tür bir planın hedefi, ulusal topluluklara ait siyasi ve toplumsal kurumların, kültürün, dilin, millî hislerin, dinin ve iktisadi varlığın tahrip edilmesi ve bu gruplara dahil kişilerin bireysel güvenlik, özgürlük, sağlık, onur ve hatta yaşamlarının yok edilmesidir.

Tanımları

Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin Roma Statüsü'ne göre soykırımın tanımı 6. maddede yapılmaktadır. Bu maddeye göre soykırım, bir milletin, etnik veya dinî bir topluluğun veya bir ırkın tamamını ya da bir bölümünü yok etmek amaçlı yapılan aşağıdaki davranışlardır:

  • Topluluk üyelerini öldürmek
  • Topluluk üyelerine ciddi fiziki veya zihinsel zarar vermek
  • Topluluk üyelerini bilerek, tamamen ya da kısmen fiziksel yok oluşa götürecek yaşam şartlarına tabi tutmak
  • Topluluktaki yeni doğumları kasıtlı olarak engellemek
  • Topluluğun çocuklarını zorla başka bir gruba transfer etmek

Birleşmiş Milletler'in 1948 tarihli Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'ne göre bir eylemin soykırım olarak nitelendirilebilmesi için, belirli bir insan topluluğunun; milliyeti, ırkı, etnik kökeni veya dini dolayısıyla tümünün ya da bir bölümünün yok edilmesi niyetinin bulunması gerekir.

Tarihte soykırımlar

1932–1933 yılları arasında, o dönem Sovyetler Birliği'nde, şimdiki Ukrayna ve Rusya'nın Kuban bölgesinde suni olarak yaratılan kıtlık sebebiyle yaklaşık olarak 3,5–5 milyon insan öldü. "Holodomor" diye bilinen bu olayın sebeplerinden en önemlisi, Stalin liderliğindeki Sovyet yönetiminin uygulamaya çalıştığı ekonomik ve sosyal politikalar olarak görülmektedir.

Soykırım kavramı, geçmişte yaşanmış birçok olay için kullanılabilir. SSECS'nin önsözüne göre, "Soykırım, tarihin her döneminde insanlığa büyük kayıplar verdirdi."[9]

Soykırım terimini bulan Polonyalı Yahudi avukat Raphael Lemkin'in 1943'te dediğine göre, "Soykırım tarihte birçok kez gerçekleşti. Önce Ermenilerin başına geldi, ardından da Hitler harekete geçti."[8][10]

Soykırım iddialarını itiraz etme veya bunları onaylama gibi revizyonist girişimler, bazı ülkelerde yasa dışıdır. Örneğin, günümüzde 17 Avrupa ülkesinde Holokost inkârını ve önemsizleştirmesini yasaklayan bazı yasalar bulunmaktadır.[11] İsviçre, İtalya, Kıbrıs Cumhuriyeti, Slovakya ve Yunanistan ise Ermeni Soykırımı'nın inkâr edilmesini yasaklamaktadır.[12][13][14] Türkiye'de Ermeni, Rum ve Süryanilere yönelik 1915–1923 yılları arasında gerçekleşen eylemlerin birer soykırım olduğunu söylemek veya ima etmek, Türk Ceza Kanunu'nun 301. maddesi altında yasal işlem ile sonuçlanabilir.[15]

2015 yılında Sincar bölgesinde bir Yezîdî toplu mezarı. IŞİD tarafından 2014–2017 arasında işlenen Yezîdî Soykırımı'nda yaklaşık 5.000 insan öldürüldü ve binlerce kadın soykırımsal tecavüze maruz kaldı.

Amerikalı–İngiliz tarihçi William Rubinstein, 20. yüzyıl soykırımlarının kökeninin, I. Dünya Savaşı'nın ardından Orta Doğu ve Güney Avrupa'da elit yapının ve alışıldık hükûmet tarzlarının çöküşü kadar geride bulunabileceğini savunmaktadır:[16]

"Totalitarizm Çağı, Holokost'un başını çektiği ama aynı zamanda komünist dünyanın toplu katliamlarını ve tasfiyelerini, Nazi Almanyası ve müttefikleri tarafından gerçekleştirilen diğer toplu katliamları ve ayrıca 1915 Ermeni Soykırımı dâhil modern tarihin neredeyse tüm kötü şöhretli soykırım örneklerini içeriyordu. Bütün bu katliamlar ortak bir kökene sahipti: I. Dünya Savaşı'nın bir sonucu olarak Orta Doğu ve Güney Avrupa'nın çoğunun elit yapısının ve alışılmış yönetim tarzlarının çöküşüne. Ki bu olmadan bilinmeyen kışkırtıcı çılgınların zihinlerinde Komünizm veya Faşizm kesinlikle var olmazdı."

1951'de soykırım, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından uluslararası hukuk altında bir "suç" hâline getirildi.[17] Buna rağmen o tarihten beri dünya çapında soykırım vakaları sona ermedi ve gerçekleşen soykırım olaylarında 12 milyondan fazla insan öldürüldü.[18] Örneğin 11–31 Temmuz 1995'te gerçekleşen Srebrenitsa Soykırımı; II. Dünya Savaşı'ndan bu yana Avrupa'da yaşanan ilk soykırım olması, o tarihten sonra Avrupa'da gerçekleşmiş en büyük toplu insan kıyımı olması ve Avrupa'daki hukuksal olarak ilk kez belgelenmiş soykırım olması açısından önem taşımaktadır.[19] 1995'te 8.300'den fazla Boşnak Müslüman erkek ve çocuk, BM'nin güvenli bölge ilan ettiği Srebrenitsa kasabası ve çevresinde Sırp Cumhuriyeti Ordusu tarafından katledilmiş ve pek çok kadın, tecavüz de dâhil olmak üzere fiziki saldırıya uğramıştı.

Aşamaları ve engelleme çabaları

"Soykırımın gerçekleşmesi için bazı ön koşulların olması gerekir. Öncelikle insan hayatına çok büyük bir değer vermeyen bir millî kültür olmalı. Üstün olduğu varsayılan bir ideolojiye sahip totaliter bir toplum da soykırıma yönelik hareketlerin ön koşullarındandır. Ayrıca baskın olan toplum, potansiyel kurbanlarını daha az insani görmelidir: 'Paganlar, ilkeller, yontulmamış barbarlar, kâfirler, yozlaşmışlar, dinsel sapkınlar, aşağı ırk, sınıf karşıtları, karşı devrimciler' ve benzeri. Tek başına bu koşullar, faillerin soykırım yapması için yeterli değildir. Bunu yapmak için –yani soykırıma kalkışmak için– faillerin güçlü, merkezî bir otoriteye ve bürokratik örgütlenmeye olduğu gibi hastalıklı bireylere ve suçlulara da ihtiyacı vardır. Ayrıca faillerin kurbanlara yönelik bir karalama ve hümanizm karşıtı kampanya yapması gerekir. Bunlar genellikle yeni bir ideolojiye ve toplum modeline güven aşılamaya çalışan yeni devletler ya da yeni rejimlerdir

— M. Hassan Kakar[20]

1996'da Genocide Watch (Soykırım Gözlem Örgütü) Başkanı Gregory Stanton, "Soykırımın 8 Aşaması" isimli bir rapor sundu. Burada soykırımların "öngörülebilen fakat engellenemez olmayan" 8 aşamada gerçekleştiğini söyledi.[21]

Aşama İsim Özellik Önlem
1Sınıflandırmaİnsanlar "bizler ve onlar" diye bölünür. Bu erken aşamada alınacak başlıca önlem, ayrımları aşacak evrensel kurumlar geliştirmektir.
2SimgelemeNefretle birleştiği zaman simgeler, dışlanan topluluğun gönülsüz üyelerine dayatılabilir. Simgelemeyle mücadele için nefret simgeleri ve nefret sözleri hukuki olarak yasaklanabilir.
3Hümanizm karşıtlığıBir topluluğun üyeleri, diğer topluluğun insanlığını inkâr eder. Topluluğun üyeleri hayvanlar, parazitler, böcekler ya da hastalıklarla özdeşleştirilir. Yerel ve uluslararası liderler, nefret söyleminin kullanımını lanetlemeli ve kültürel olarak kabul edilemez ilan etmelidir. Soykırıma teşvik eden liderlerin uluslararası yolculukları yasaklanmalı ve yurt dışı finans kaynakları dondurulmalıdır.
4ÖrgütlenmeSoykırım her zaman örgütlüdür. Özel ordu birlikleri ya da milisler genellikle eğitilir ve silahlandırılır. BM, soykırımsal katliamlara katılan hükûmetlere ve kişilere silah ambargosu uygulamalı ve ihlalleri incelemek için komisyonlar kurmalıdır.
5KutuplaşmaNefret grupları, kutuplaştırıcı propagandalar yayınlar. Önlemler, ılımlı liderleri emniyet altına almak ya da insan hakları gruplarına destek vermek şeklinde olabilir. Radikallerin darbe yapmasına uluslararası yaptırımlarla karşı çıkılmalıdır.
6HazırlıkKurbanlar, etnik ya da dinsel kimlikleri nedeniyle belirlenip ortaya çıkarılırlar. Bu aşamada soykırım acil durumu ilan edilmelidir.
7İmhaBu, katillerin gözünde "imha"dır. Çünkü kurbanlarının insan olduğuna ve yaşama haklarının olduğuna inanmazlar. Bu aşamada soykırımı yalnızca hızlı ve yoğun silahlı bir müdahale engelleyebilir. Ağır silahlı uluslararası koruma gücü tarafından gerçekten güvenli bölgeler ya da mültecilerin kaçacağı yollar yaratılmalıdır.
8İnkârFailler herhangi bir suç işlediklerini inkâr ederler. İnkâra cevap, uluslararası ya da ulusal mahkemelerce verilecek cezalardır.

Soykırım kurbanlarını anma

Srebrenitsa Soykırımı Anıtı'nda dua eden Boşnaklar, 2007.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1 Kasım 2005'te aldığı kararla 27 Ocak gününü "Dünya Soykırım Kurbanlarını Hatırlama Günü" ilan etmiştir.[22]

Bazı soykırımların anma günleri aşağıda verilmiştir:

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. ^ Office of the High Commissioner for Human Rights. Convention on the Prevention and Punishment of the Crime of Genocide 2 Mayıs 2008 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  2. ^ "Council of Europe Parliamentary Assembly Resolution". Armenian genocide. 12 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 17 Eylül 2010. 
  3. ^ Ferguson, Niall (2006). The War of the World: Twentieth-Century Conflict and the Descent of the West. New York: Penguin Press. s. 177. ISBN 1-59420-100-5. 
  4. ^ "A Letter from The International Association of Genocide Scholars" (PDF). Genocide Watch. 13 Haziran 2005. 11 Ekim 2017 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 17 Eylül 2010. 
  5. ^ Rosenberg, Alan (1979). "The Genocidal Universe: A Framework for Understanding the Holocaust". European Judaism: A Journal for the New Europe. 13 (1). ss. 29-34. ISSN 0014-3006. JSTOR 41442658. 30 Mayıs 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Ağustos 2024. 
  6. ^ Richie, Alexandra (27 Ocak 2024). "The Origins of International Holocaust Remembrance Day". The National WWII Museum | New Orleans (İngilizce). 5 Nisan 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Nisan 2024. 
  7. ^ Tatz, Colin : With Intent To Destroy: Reflections on Genocide, Verso Books 2003
  8. ^ a b "Lemkin'in jenosit konusundaki bir açıklaması (video)". 26 Kasım 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 4 Ağustos 2012. 
  9. ^ "Convention on the Prevention and Punishment of the Crime of Genocide". Office of the United Nations High Commissioner for Human Rights. 12 Ocak 1951. 11 Aralık 2005 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  10. ^ Stanley, Alessandra (17 Nisan 2006). "A PBS Documentary Makes Its Case for the Armenian Genocide, With or Without a Debate". The New York Times. 13 Eylül 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Aralık 2018. 
  11. ^ Bazyler, Michael J. (25 Aralık 2006). "Holocaust Denial Laws and Other Legislation Criminalizing Promotion of Nazism" (PDF). Yad Vashem. 27 Kasım 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 30 Mart 2012. 
  12. ^ "Cyprus criminalizes denial of 1915 Armenian genocide by Turks". Reuters. 2 Nisan 2015. 29 Eylül 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 14 Eylül 2015. 
  13. ^ Lomsadze, Giorgi (10 Eylül 2014). "Greece Bans Denials of Armenian Genocide". EurasiaNet. Open Society Institute. 19 Eylül 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 14 Eylül 2015. 
  14. ^ "Armenia praises Greece for law banning denial of genocide". Kathimerini. 10 Eylül 2014. 19 Eylül 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 14 Eylül 2015. 
  15. ^ "Pair guilty of 'insulting Turkey'" (İngilizce). 11 Ekim 2007. 10 Mayıs 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Şubat 2021. 
  16. ^ Rubinstein, W.D. (2004). Genocide: a history 10 Eylül 2015 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.. Pearson Education. p. 7. 0-582-50601-8
  17. ^ "The Genocide Convention". Birleşmiş Milletler (İngilizce). 7 Mart 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  18. ^ Harff, B. (2003). "No Lessons Learned from the Holocaust? Assessing Risks of Genocide and Political Mass Murder since 1955". American Political Science Review. 1 (97). ss. 57-73. doi:10.1017/S0003055403000522. ISSN 0003-0554. 
  19. ^ Institute for War and Peace Reporting, Tribunal Update: Briefly Noted (TU No 398, 18-Mar-05) [1] 17 Ekim 2011 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  20. ^ M. Hassan Kakar, Afghanistan: The Soviet Invasion and the Afghan Response, 1979–1982, 3 Nisan 2022 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. University of California Press, 1995.
  21. ^ Gregory Stanton. The 8 Stages of Genocide, Genocide Watch, 1996 11 Haziran 2007 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  22. ^ "Birleşmiş Milletler'in İlan Ettiği Uluslararası Günler, Haftalar". Vikipedi maddesi. Wikipedia. 30 Eylül 2023. 3 Ekim 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 2 Ekim 2023. 

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Etnik temizlik</span> bir etnik gruba mensup insanların zorla yerinden edilmesini amaçlayan değişik siyasal politikalar

Etnik temizlik, bir etnik gruba mensup insanların zorla yerinden edilmesini amaçlayan değişik siyasal politikaları ifade eder. Genellikle, zorla göç ettirme, belirli bir nüfusun yerini değiştirme gibi uygulamaların sonucunda ortaya çıkar. Bu terim, etnosid ve jenosid ile yakından ilişkilidir.

Kültürel soykırım ya da etnosit, kültürel, ekonomik, askeri vb. diğer alanlarda, diğerlerine göre daha güçlü olan bir kültürün, bünyesinde yaşadığı insanların kültürlerinin unutulmasına yönelik yaptığı soykırım çalışmalarına verilen sıfattır. Diğer etnik dillerin yokedilmeye çalışılması, diğer etnik gruplara ait tarihi kalıntıların tahribatı, psikolojik olarak aşağılık kompleksini aşılama, tarihi saptırma gibi faaliyetler kültürel soykırımın işlevleri olarak görülebilir. Kültürel soykırımda amaç, bir milletin milli duygularını yıkmak, onları aşşağılık kompleksine sokmak, tarihi, kültürel ve sosyal iç dinamiklerini bozmak, bu doğrultuda kendi etnik grubuna katılmasını sağlamaktır. Tarihin birçok döneminde kültürel soykırım uygulamaları ile karşılaşılmıştır. Tarih sahnesinden silinen birçok etnik grubun bu tür uygulamalara maruz kaldığı düşünülmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Ermeni Kırımı</span> Osmanlı İmparatorluğunda ikamet eden Ermenilerin savaş boyunca göçe zorlanması ve sistematik katli

Ermeni Kırımı, 1915 Olayları/Ermeni Tehciri veya Ermeni Soykırımı, Osmanlı hükûmetinin Ermenilere karşı gerçekleştirdiği sürgün ve katliamlardır. Etnik temizliğin sonucunda ölen Ermenilerin sayısı tartışmalıdır; sayı, çeşitli araştırmacılara göre 600.000 ile 1,5 milyon arasında değişiklik gösterir. 1914 yılında Osmanlı topraklarında yaşayan Ermeni nüfusu yapılan farklı tahminler mevcuttur. Osmanlı resmî kayıtlarına göre 1.2 milyon ile Ermeni Patrikhanesi'ne göre 1 milyon 914 bin 620 Ermeni yaşamaktaydı. 1922 sayımlarına göre ise 817 bin Ermeni 'mülteci' olarak Osmanlı topraklarını terk etmiş, 95 bin Ermeni ise din değiştirerek Türkiye topraklarında yaşamaya devam etmiştir. Bu tahminlere göre Osmanlı topraklarında bulunan 900 bin hayatta kalmışken, 300 bin ile 1 milyon arasında Ermeni hayatını kaybetmiştir. Olayların başlangıç tarihi çoğunlukla 250 Ermeni aydının ve komite liderinin Osmanlı yöneticileri tarafından İstanbul'dan Ankara'ya sürüldüğü ve birçoğunun öldürüldüğü 24 Nisan 1915 ile ilişkilendirilmektedir. Ermeni Kırımı, sağlıklı erkek nüfusun toptan öldürülmesi ya da askere alınarak zorla çalıştırılması ve sonrasında kadın, çocuk ve yaşlılarla birlikte ölüm yürüyüşü koşullarında Suriye Çölü'ne sürülmesi gibi olaylarla birlikte I. Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında iki aşamada gerçekleşti. Osmanlı askerlerinin koruması eşliğinde yaşadıkları yerlerden sürülen Ermeniler; sürgün sırasında yiyecek ve su sıkıntısı yaşadı; ayrıca çeşitli raporlara göre zaman zaman soygun ve katliamlara maruz kaldı. Ülke genelindeki Ermeni diasporası, genel anlamda Ermenilerin Doğu Anadolu'dan sürülme işleminin doğrudan bir sonucu olarak ortaya çıktı.

<span class="mw-page-title-main">Soykırım Sözleşmesi</span>

Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi, Aralık 1948'de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilmiş ve Ocak 1951'de yürürlüğe girmiştir. Sözleşme, avukat Raphael Lemkin tarafından Simele Katliamı, Holokost ve Ermeni Kırımına atfedilen soykırım terimini yasal olarak tanımlamaktadır. Sözleşmeye taraf ülkeler, soykırım suçunu önlemek ve cezalandırmakla yükümlüdürler. Sözleşmeyi şu ana dek onayan ülke sayısı 140'tır.

<span class="mw-page-title-main">Holokost inkârı</span>

Holokost inkârcılığı ya da Holokost inkârı, II. Dünya Savaşı esnasında, Nazi Almanyası ve başka Mihver Devletlerinin, beş ila altı milyon arasındaki Yahudi’yi sistematik olarak yok etmesini inkâr eden bir düşünce akımıdır. Tarihi revizyonistler ve Holokost inkârcıları, Nazi toplama kamplarındaki gaz odalarının varlığını ve Adolf Hitler'in niyetinin bütün Avrupa Yahudilerini katletmek olduğu iddiasını da reddetmektedirler.

<span class="mw-page-title-main">Srebrenitsa Soykırımı</span> Sırpların Müslüman Bosnalılara uyguladığı soykırım veya Hırvat Soykırımı

Srebrenitsa Soykırımı, 1991–1995 Yugoslavya İç Savaşı'nda Sırp Cumhuriyeti Ordusu'nun Srebrenitsa'ya karşı giriştiği harekât esnasında Temmuz 1995'te yaşanan ve en az 8.372 Müslüman Boşnak erkek ve çocuğun Bosna–Hersek'in Srebrenitsa kasabası ve çevresinde, Ratko Mladić komutasındaki ağır silahlarla donatılmış Sırp ordusu tarafından sistematik olarak öldürülmesidir. Katliamda bir kısım kadın ve küçük yaşta çocuğun da öldürüldüğü, belgelerle kanıtlanmıştır. Kırıma, Sırp Cumhuriyeti Ordusu'nun yanı sıra "Akrepler" olarak tanınan Sırbistan özel güvenlik güçleri de katılmıştır. Birleşmiş Milletler, Srebrenitsa'yı güvenli bölge ilan etmiş olmasına karşın 400 silahlı Hollanda barış gücü askerinin varlığı katliamı önleyememiştir.

<span class="mw-page-title-main">Simele Katliamı</span>

Simele Katliamı, 11 Ağustos 1933'te Irak Krallığı silahlı kuvvetleri desteğindeki Kürt ve Arap aşiretlerinin Süryanilere karşı yaptığı sistematik katliamlardır. "Simele Katliamı" terimi yalnızca Simele kasabasındaki katliamı değil, Kuzey Irak'ta Nohadra ve Nineve (Musul) illerindeki 63 Süryani köyünde yapılan katliamları belirtir. 600 ilâ 3000 Asur'un(Süryani) katledildiği bu katliam Lemkin tarafından "soykırım" (genocide) olarak nitelenir. Polonyalı avukat Raphael Lemkin tarafından ilk kez 1944'te kullanılan «soykırım» terimi, Ermeni Kırımı, Holokost ve Simele Katliamı'ndan esinlenilerek oluşturulmuştur. Avustralya'nın Sidney şehrinde 2010 yılında açılan bir anıtın plakasında “Bu anıt, 1914-1918 yılları arasında, Birinci Dünya Savaşı sırasında gerçekleştirilen Süryani katliamı ve 1933’te gerçekleştirilen Simele Katliamı kurbanları anısına dikilmiştir” biçiminde ibare yer almaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Ermeni Soykırımı'nın inkârı</span> Ermenilere soykırım yapılmadığı iddiasını savunan tez

Ermeni Soykırımı'nın inkârı, Ermeni Kırımı'nın soykırım olarak tanımlanamayacağını savunan veya iddiaların bilimsel yollarla, belgelerle açıklanması gerektiğini savunan tezdir. Ermeni Soykırımı'nın inkârı, bazı ülkelerde tamamen yasaklanmışken bazı ülkelerde soykırım olduğunu ifade etmek hoş karşılanmamaktadır. Pek çok kaynakta ölen insanların sayısı soykırım olduğuna kanıt olarak gösterilmektedir. Ancak bazı araştırmacılara göre de bir soykırım söz konusu değildir. Bu yaklaşımda olanlar, zamanın hükûmetinin bir Ermeni Tehciri gerçekleştirdiğini, olumsuz şartlardan dolayı birçok insanın öldüğünü söylemektedir.

<span class="mw-page-title-main">Holokost inkârına karşı yasalar</span>

Holokost inkârı, 1930 ila 1940 yılları arasında Nazi Almanyası'nın Avrupa'da milyonlarca etnik azınlığı sistematik olarak soykırım kastı ile öldürdüğünü inkâr etmek, 14 Avrupa ülkesinde yasa dışıdır. Avusturya, Almanya, Macaristan ve Romanya gibi holokostun yaşandığı ülkeler holokost inkârını ve Nazi sembolleri gibi Nazizm ile ilgili unsurları suç kabul eden daha kapsamlı kanunlara sahiptir.

<span class="mw-page-title-main">Porajmos</span>

Porajmos, Roman Kırımı veya Çingene Soykırımı, II. Dünya Savaşı'nda Nazi yönetimince gerçekleştirilen Çingenelere yönelik soykırımdır. Kelime anlamı olarak yok etme ve yıkım anlamına gelen Porajmos veya Pharrajimos ve yine toplu katliam anlamındaki Samudaripen kelimeleri bu soykırımı ifade etmede kullanılmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Yair Auron</span>

Yair Auron Holokost, soykırım, ırkçılık, modern Yahudilik alanlarında çalışmalar yürüten İsrailli tarihçi. 2005'ten beri Open University of Israel'da sosyoloji bölüm başkanı olarak görevini yürütmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Raphael Lemkin</span> Amerikalı avukat (1900 – 1959)

Raphael Lemkin, Polonya vatandaşı Aşkenazi Yahudisi avukat. Genocide yani soykırım terimini bulması ve Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesini hazırlamasıyla bilinir. Lewkin genocide sözcüğünü, genos ve -cide sözcüklerini birleştirerek yarattı.

Uluslararası Holokost Anma Birliği,, dünya çapında Holokost hakkında araştırmaları, bilgilendirme ve anma faaliyetlerini teşvik etmek amacıyla 1998 yılında Stockholm'de kurulmuştur. 2013 yılı ocak ayına kadar Task Force for International Cooperation on Holocaust Education, Remembrance and Research olarak adlandırılmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Uluslararası Holokost'u Anma Günü</span>

Uluslararası Holokost’u Anma Günü, II. Dünya Savaşı döneminde gerçekleşen Holokost trajedisini anan, uluslararası bir anma günüdür ve Ocak ayının 27’sine denk gelir. Nazi rejimi ve işbirlikçileri tarafından gerçekleştirilen, 6 milyon Yahudi ve diğer 11 milyon insanın hayatına mal olan soykırımı anar.

<span class="mw-page-title-main">Ermeni Kırımı terminolojisi</span>

Ermeni Kırımı terminolojisi İngilizce, Türkçe ve Ermenicede farklıdır ve Ermeni Soykırımı'nın reddi ve Ermeni Soykırımı'nın tanınması sorunları çerçevesinde siyasi tartışmalara yol açmıştır. Çalışmalarını İngilizce dilinde yapan tarihçilerin çoğu olayları tanımlamak için "soykırım" sözcüğünü kullansa da başka terimler de vardır.

<span class="mw-page-title-main">Türkiye'de Ermeni Kırımı'nın mirası</span>

1915 ve 1917 yılları arasında en az 800.000 Ermeni'nin öldürüldüğü Ermeni Kırımı, yaşanmasından uzun yıllar sonra bile Türk toplumunda hissedilecek derin etkiler bıraktı .Anadolu Hareketi'nin 1919 tarihli bir yayını, Ermenilere karşı sistematik bir "imha" politikasının uygulandığını ve İttihat ve Terakki liderlerinin "insanlığın en büyük suçluları arasında" olduğunu kabul ediyordu. Ermeni tarihçi Vahan Avetyan'a göre, 1920ler boyunca Türkiye Cumhuriyeti'nin yeni bir devlet kurma projesinin önemli bir parçası olarak Kırım'ın Türk tarihinden silinmesi denenmişti.

<span class="mw-page-title-main">Holokost için ispatlar ve belgeler</span>

Nazi Almanyası'nın 1941 ve 1945 yılları arasında yaklaşık altı milyon Yahudi'yi öldürmesi olan Holokost, tarihte en iyi şekilde belgelenmiş soykırımlardan biridir. Tüm Yahudi kurbanlarını listeleyen bir belge olmamasına rağmen yaklaşık altı milyon Yahudi'nin öldürüldüğüne dair kesin kanıtlar vardır. Ayrıca; Nazilerin, Yahudileri imha kamplarında ve gaz vagonlarında öldürdüğüne ve bunu Nihai Çözüm planı altında sistematik olarak yaptığına dair kanıtlar vardır.

Nazi Almanyası'na karşı bir Yahudi savaşı olduğu iddiası, Nazi propagandası kapsamında desteklenen ve Yahudilerin tek bir tarihsel aktör olarak hareket ederek II. Dünya Savaşı'nı başlattığını ve Almanya'yı yok etmeye çalıştığını ileri süren antisemitik bir komplo teorisidir. Savaşın 1939'da Dünya Siyonist Örgütü başkanı Chaim Weizmann tarafından ilan edildiğini iddia eden Naziler, bu yanlış fikri Holokost'un haklı meşru müdafaa olduğu gerekçesiyle Alman kontrolü altındaki Yahudilere yapılan zulmü haklı göstermek için kullandı. Dünya Savaşı'nın sona ermesinden bu yana, komplo teorisi neo-Naziler ve Holokost inkârcıları arasında popüler olmuştur.

Soykırım kastı veya soykırım niyeti soykırım suçunun mens rea'sıdır. "Yok etme niyeti" 1948 Soykırım Sözleşmesi'ne göre soykırım suçunun unsurlarından biridir. Bir cinayetin sorumluluğunun bireye zihinsel durumuna bağlı olarak atfedildiği ulusal ceza hukuku ile uluslararası hukukta kasıt kavramı arasında bazı analitik farklılıklar vardır. Uluslararası hukukta sorumluluk, belirli örgütlerin üyesi veya diğer resmi rollerdeki bireylere düşmektedir. Soykırım için niyet daha az doğrudandır. Uluslararası bir mahkeme, sanığın soykırım eylemlerinin planlanmasına katılıp katılmadığına, belki de belirli bir örgütsel yapının himayesinde olup olmadığına veya önceden tasarlanmış böyle bir planın bilgisi dahilinde hareket edip etmediğine bakabilir.

Soykırımın on aşaması, eski adıyla soykırımın sekiz aşaması, Soykırım Gözlem Örgütü'nün kurucu başkanı Gregory Stanton tarafından soykırımların nasıl gerçekleştiğini açıklamak amacıyla oluşturulmuş akademik bir araç ve bir politika modelidir. Soykırımın aşamaları doğrusal değildir ve sonuç olarak birkaçı aynı anda meydana gelebilir. Stanton'ın aşamaları, soykırımlara yol açan olayları ve süreçleri analiz etmek için gerçek dünyadan örnekleme içermeyen kavramsal bir modeldir.Bu model aynı zamanda önleyici tedbirleri belirlemek için de kullanılmaktadır.