İçeriğe atla

Sovyetler Birliği'nde sürgünler

Sovyetler Birliği'nde sürgünler, Sovyetler Birliği'nde anti-sovyet veya anti-komünist hareketler içinde olup "işçi sınıfı düşmanları" kategorisine alınan kişilerin veya toplulukların, çeşitli iş kollarında emek gücü olarak kullanılmak üzere ihtiyaç olan yerlere zorla göç ettirilmesi ve devlet yönetimi tarafından planlanan sürgünleri.

Bu kişi veya topluluklar çoğu zaman nüfusun az olduğu yerlere göç ettirilmişlerdir. Devlet tarafından bizzat yönetilen bu zorunlu göç politikasına yaklaşık 6 milyon insanın dahil olduğu tahmin edilmektedir.[1][2] Bazı kaynaklar ise bu politikalar nedeniyle yaşamını yitiren kişi sayısının 1 milyonu aştığını iddia etmektedir.[3][4]

II. Dünya Savaşı yıllarında Kızıl Ordu'nun girdiği bölgelerde, özellikle Nazi Almanyası'nı destekleyen bölgelere yoğun göç politikaları uygulanmıştır.

Galeri

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. ^ Rosefielde, Steven (2009). Red Holocaust. Routledge. s. 83. ISBN 978-0-415-77757-5.
  2. ^ Polian, Pavel (2004). Against Their Will: The History and Geography of Forced Migrations in the USSR. Budapest: Central European University Press. ISBN 978-9-639-24168-8.
  3. ^ Naimark, Norman M. Stalin's Genocides (Human Rights and Crimes against Humanity). Princeton University Press, 2010. s. 131. ISBN 0-691-14784-1
  4. ^ Rosefielde, Steven (2009). Red Holocaust. Routledge. s. 84. ISBN 978-0-415-77757-5.

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">II. Dünya Savaşı</span> 1939-1945 yılları arasındaki küresel savaş

II. Dünya Savaşı, 1939'dan 1945'e kadar süren küresel savaştır. Savaşa dönemin büyük güçleri ve dünya ülkelerinin büyük çoğunluğu katıldı, Müttefikler ve Mihver olmak üzere iki karşıt askerî ittifak kuruldu. 30'dan fazla ülkeden gelen 100 milyondan fazla personelin doğrudan katıldığı bu topyekûn savaşta, savaşın büyük tarafları tüm ekonomik, endüstriyel ve bilimsel kapasitelerini savaş için seferber ettiler. 70 ila 85 milyon ölümle sonuçlanan II. Dünya Savaşı, insanlık tarihindeki en ölümcül savaştı ve savaş boyunca askerî personelden daha çok sivil kayıp verildi. Milyonlarca insan soykırımdan, planlanmış açlık ölümlerinden, katliamlardan ve hastalıklardan öldü. Tanklar, zırhlı araçlar, savaş uçakları, stratejik bombardımanlar, uçak gemileri, radar ve sonar, nükleer silahların geliştirilmesi ve roketler gibi birçok savaş teknolojisi savaşta önemli rol oynadı.

<span class="mw-page-title-main">Lev Troçki</span> Marksist devrimci, teorisyen

Lev Davidoviç Bronştayn ya da yaygın bilinen adıyla Lev Troçki, Bolşevik siyasetçi, devrimci ve Marksist teorisyen.

<span class="mw-page-title-main">Hizbullah (Lübnan)</span> Lübnan merkezli Şii İslamcı siyasi parti ve militan grup

Hizbullah, Lübnan'da bulunan, hem sivil hem de askeri kanadı olan Şiî inançlı siyasi ve askeri parti. 1982 yılında başta İsrail'i, o zamanlar işgal etmekte olduğu Güney Lübnan'dan çıkartmak ve ardından İsrail'i yıkmak amacıyla kurulmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Ustaşa</span> 1929-1945 yılları arasında etkin olmuş faşist örgüt

Ustaşa - Hırvat Devrimci Hareketi, bilinen adıyla Ustaše, 1929-1945 yılları arasında faaliyet gösteren Hırvat, faşist, aşırı milliyetçi örgüt. Üyeleri, yüzbinlerce Sırp, Yahudi, ve Roman asıllı insanı ve II. Dünya Savaşı sırasında Yugoslavya'daki siyasi muhalifleri öldürdü. Genellikle kurbanlarına işkence etmeleri ve onların vücutları parçalama gibi acımasız ve sadist infaz yöntemleri ile tanınıyorlardı.

<span class="mw-page-title-main">İvan Bagramyan</span>

İvan Bagramyan, 2 Aralık 1897, Çaldaklı, Elizavetpol - 21 Eylül 1982, Moskova), Ermeni asıllı SSCB'li asker, Sovyetler Birliği Mareşali.

<span class="mw-page-title-main">Heinrich Müller</span> Nazi Almanyasında Gestapo yöneticisi ve Holokost idamları sorumlusu

Heinrich Müller, Nazi Almanyası'nda politik polis, Gestapo yöneticisi ve Holokost idamlarının sorumlusu.

<span class="mw-page-title-main">Sovyetler Birliği liderleri listesi</span> Vikimedya liste maddesi

Sovyetler Birliği'nin yaklaşık yetmiş yıllık tarihinin hiçbir döneminde ülkenin resmî bir lideri olmadı ve devlet başkanı de facto olarak yöneticilik yaptı, çünkü ülkedeki siyasi sistemi oluşturan iktidar tüm sovyetler arasında paylaştırılmıştı. Buna karşın her dönem pratikte üst düzey liderler bulunmaktaydı ve bu liderlerin genellikle Halk Komiserleri Konseyi Başkanlığı ya da Sovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Sekreterliği makamları vasıtasıyla sorumlukları ve yetkileri bulunurdu. Devletin kuruluşunda Sovyetler Birliği Komünist Partisi (SBKP) öncü parti ilkesine uygun olarak devletin ana yönetim organı olarak konumlandı ve bu durum Sovyet Anayasası 6. maddesi ile anayasal olarak koruma altına alındı. Böylelikle SBKP toplumunda öncü rolü oynayan parti olarak tek parti yönetimi ile devlet yönetiminde söz sahibi oldu.

<span class="mw-page-title-main">Sovyet Kara Kuvvetleri</span> eski bir ülkenin kara kuvvetleri

Sovyet Kara Kuvvetleri, Kızıl Ordu'nun kara unsurlarını içermektedir. Daha sonra Sovyetler Birliği Silahlı Kuvvetleri'ne dahil olmuştur. Bolşeviklerin silahlı kuvvetleri olan Kızıl Muhafızların Rus İç Savaşı sırasında yeniden düzenlenmesiyle kurulmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Sovyet savaş suçları</span> Sovyetler Birliğinin gerçekleştirdiği katliamlar

Sovyet savaş suçları, 1919 ve 1991 arasında Kızıl Ordu ve NKVD tarafından işlenen savaş suçlarını ifade eder. Bazı durumlarda, bu suçlar, Sovyet lideri Josef Stalin'in emriyle işlendi. Diğer durumlarda ise, savaş esirlerine ve sivillere karşı partizan savaşı veya diğer ülkelerin SSCB ile silahlı çatışmaları sırasında Sovyet birlikleri tarafından herhangi bir emir alınmadan işlendi.

<span class="mw-page-title-main">Kirill Moskalenko</span>

Kirill Moskalenko, Kızıl Ordu'nun komutanlarından biri, Sovyetler Birliği Mareşali.

<span class="mw-page-title-main">Nazizm ile Stalinizm'in karşılaştırılması</span> İki totaliter ideolojinin karşılaştırılması

Nazizm ile Stalinizm'in karşılaştırılması, Sovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Sekreteri Josef Stalin dönemi politikaları ile Nazi Almanyası lideri Adolf Hitler'in politikaları arasındaki karşılaştırmalardır. Çok sayıda yazar Nazizm ile Stalinizm karşılaştırılmasını yapmış ve iki ideolojinin benzer olup olmadığı, 20. yüzyıl tarihini anlamak için bu ideolojilerin karşılaştırılmasının etkilerini, iki rejim arasında var olan ilişkileri ve neden her iki ideolojinin de aynı zaman dilimi içinde baskınlaştığını incelemiştir. 20. yüzyılda Stalinizm ile Nazizm karşılaştırması totalitarizm, ideoloji ve liderlerin kişiliği üzerine yapılmıştır. Her iki rejim de Batı'da süregelen liberal rejim ile kıyaslanmış ve ikisi arasındaki benzerlikler ön plana çıkarılırken aralarındaki ayrılıklar minimize edilmiştir. Hannah Arendt, Carl Friedrich gibi siyasi kuramcılar ve Amerikalı Zbigniew Brzezinski, bu ideolojileri "totaliter" olarak yorumlayan önde gelen isimlerdir.

Yirminci yüzyılda proletarya diktatörlüğünü uygulayan rejimler altında katliamlar yapılmıştır. Tahmin etmekte kullanılan yönteme göre katliamlarda ölenlerin sayısı oldukça büyük farklılıklar göstermektedir. Akademik araştırmalar tek bir toplum içinde katliamların nedeni üzerine odaklaşır ancak katliamların bazı ortak sebepleri olduğuna dair iddialar da bulunmaktadır. Katliamlarda ölenlerin sayısının yüksek olduğu tahminler yalnızca siyasi rakiplerin yok edilmesi, iç savaşlar, terör seferberlikleri ve toprak reformları sırasında gerçekleşen katliam ve idamları değil aynı zamanda savaş, kıtlık, hastalık ve çalışma kamplarında tükenme sonucu olan ölümleri de hesaplamalarına dahil etmektedir. Bu facialara hükûmet politikalarının ve idarede yapılan yanlışlıkların neden olduğuna inanan ve dolayısıyla da çeşitli terimlerle tanımlanan farklı ölüm nedenlerini de bir arada değerlendiren akademisyenler vardır. Bu akademisyenlere göre tanımlandığında toplam ölü sayısı onlarca milyonu aşar ancak bu yaklaşımın geçerliliğini kabul etmeyen akademisyenler de bulunmaktadır. Komünizmin Kara Kitabı'nda yer alan tahminlerin özetinde Martin Malia ölü sayısını 85 ila 100 milyon olarak önerir.

<span class="mw-page-title-main">Ukrayna Halk Cumhuriyeti</span>

Ukrayna Halk Cumhuriyeti veya Ukrayna Ulusal Cumhuriyeti, günümüzdeki Ukrayna'nın atası olarak kabul edilen, Haziran 1917'de Rusya Cumhuriyeti'nin bir parçası olarak ilan edilen, ardından 25 Ocak 1918'de bağımsızlığını ilan eden devlet. 1921'de Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne dönüşmüş ve Sovyetler Birliği'nin kurucu üyesi olmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Ağustos Ayaklanması</span>

Ağustos Ayaklanması, 28 Ağustos ve 5 Eylül 1924 tarihleri arasında Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nde gerçekleşen Sovyetler Birliği karşıtı bir ayaklanmadır. Ayaklanma başarısız olmuş ve Sovyet Hükûmeti ülkeye egemen olmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Sovyet-Polonya Savaşı</span> Polonya ve SSCB arasında 20. yüzyılda yaşanmış savaş

Sovyet-Polonya Savaşı İkinci Polonya Cumhuriyeti, Ukrayna Halk Cumhuriyeti ve Sovyetler Birliği arasında, Batı Ukrayna ve Belarus'un bazı bölümlerinin kontrolünü elde etmek için yapılmış bir savaştır. Sovyet Rusya ve Ukrayna Sovyeti aynı komünist liderlik altında birleşmiş olsa da, teoride bağımsızlardı. Pratikte, 1918 yılına kadar Sovyetler Birliği'ne bağlı kaldılar. Birlik, 1922 yılında yasallaştırıldı.

Sovyetler Birliği'ndeki Kürtlerin sürgünü Sovyetler Birliği yaşayan bazı Sovyet Kürtlerinin göç ettirilmesi olayıdır. 1937 yılında bazı Ermenistan Kürtleri ile Azerbaycan Kürtleri, 1944 yılında da bazı Gürcistan Kürtleri Kazakistan SSC'ye, Kırgızistan SSC'ye ve Orta Asya'ya göç ettirildi. 1937 yılındaki göçe sebep olarak; Sovyet sistemi karşıtlığı, sosyal ve ekonomik ilişkilerinde şeyhlik, seyyidlik, kan davası gibi geleneklerin varlığıyla birlikte ataerkil ilişkilerden kaynaklı zengin ağaların hüküm sürmeye devam etmesi, kolhoz ve sovhoz sistemini aksatma gibi nedenler sayıldı. 1944'teki göçler için ise II. Dünya Savaşı döneminde kırsal bölgelerde yaşayan bazı Kürtlerin Türkiye'ye istihbarat ilgileri verdikleri gerekçesiyle Devlet Savunma Komitesi tarafından gerçekleştirildi.

Sovyetler Birliği'nde antisemitizm, Sovyetler Birliği'nde kuruluş yıllarındaki dinî baskılar ve özellikle 1948'den sonra çok sayıda Yahudi şair, yazar, ressam ve heykeltıraşın tutuklandığı veya öldürüldüğü antisemitik hareketler bütünüdür. 1917 Rus Devrimi antisemitist uygulamalara ev sahipliği yapan Rus İmparatorluğu yönetimini devirdi. 1940'lı yılların sonlarında bazı Yahudilere karşı suçlamalar ortaya çıktı. Doktorlar Komplosu olarak adlandırılan olayda, Moskova'da görev yapan ve çoğunluklu olarak Yahudi olan bir doktor ekibinin Josef Stalin'e suikast planladığı suçlaması gerçekleşti ve bununla ilgili davalar görüldü. Bu olay kimi kaynaklarca antisemitizmin bir örneği olarak sunulmuştur. Çokuluslu bir imparatorluk coğrafyasını devralan Sovyetler Birliği kuruluş felsefesi olarak tüm uluslara eşit mesafede durmaya gayret göstermiştir ancak hiçbir ulusun milliyetçi yönelimlere savrulmasına izin vermemiştir. Bu kapsamda Sovyetler Birliği Yahudi halkının yanında olsa da siyonizme açık bir cephe almıştır.

Stalin ve antisemitizm, Josef Stalin'in antisemitizm ile ilgili görüşlerini kapsar. Stalin'in Yahudi karşıtlığı düşüncesinin derecesi, tarihçiler tarafından geniş ölçüde tartışılmıştır. Stalin'in bazı dönemlerde antisemitik tutumlar sergilediğine dair örnekler çağdaşları tarafından görülmüş ve tarihsel kaynaklar tarafından belgelenmiştir.

Türkiye, Holokost döneminde Nazi Almanyası ile güçlü diplomatik ilişkilerini sürdürmesine rağmen, 2. Dünya Savaşı sırasında tarafsız kaldı. Savaş sırasında Türkiye, yurt dışında yaşayan 3.000 ila 5.000 Yahudiyi vatandaşlıktan çıkardı; 2.200 ve 2.500 Türk Yahudi, Auschwitz ve Sobibor gibi imha kamplarına sürüldü ve birkaç yüz Nazi toplama kamplarında hapsedildi. Nazi Almanyası tarafsız ülkeleri Yahudi vatandaşlarını geri göndermeye teşvik ettiğinde Türk diplomatlar, Türk vatandaşlıklarını kanıtlasalar bile Yahudileri ülkelerine geri göndermekten kaçınmaları için talimatlar aldı. Türkiye aynı zamanda savaş sırasında Yahudi karşıtı yasaları uygulayan tek tarafsız ülkeydi. Ancak Alman yetkililer, Türkiye'nin açıkça Yahudi karşıtı yasalar uygulamadığını ve Yahudi karşıtı nefret kampanyaları için uygun olmadığını savaş boyunca birçok kez kaydettiler. 1940 ile 1944 yılları arasında, Türkiye üzerinden Filistin Mandası'na yaklaşık 13.000 Yahudi geçti. Rıfat Bali'nin bir araştırmasına göre, savaş sırasında ayrımcı politikalar sonucunda Türkiye tarafından kurtarılandan daha fazla Türk Yahudi zarar gördü. Bunun yanında, İzzet Bahar'a göre dönemin Türk otoritelerinin Yahudilere olan tavrı diğer ülkelerin hükûmetlerinden farklı değildi ve bu yüzden bu sıradışı zamanlarda meydana gelen olumsuz olayların çoğu için Türkiye suçlanmamalıydı.

<span class="mw-page-title-main">Litvanya'da Holokost</span>

Litvanya'da Holokost, Nazi işgâli altındaki Litvanya SSC'nde kurulmuş Reichskommissariat Ostland'a bağlı Generalbezirk Litauen alanında yaşayan Litvanya (Litvak) ve Polonya Yahudileri'nin neredeyse tümünün imha edilmesine sebep oldu. Yaklaşık 208.000-210.000 Yahudinin arasında tahminen 190.000-195.000'i, çoğu Haziran ile Aralık 1941 arasında öldürülmek üzere İkinci Dünya Savaşı'nın sonundan önce öldürüldü. Üç senelik Alman işgâli boyunca Litvanya'daki Yahudi nüfusunun %95'inden fazlası katledildi; bu, Holokost'un yer aldığı tüm diğer ülkelerden daha eksiksiz bir yıkımdı. Tarihçiler, bu imha oranını Yahudi olmayan yerel paramiliter oluşumlarının soykırımda Nazilerle kitlesel oranda işbirliklerinde bulunmalarına bağlamıştır, ancak bu işbirliklerinin nedenleri tartışılmaya devam etmektedir. Holokost, Litvanya tarihinde bu kadar kısa bir sürede şimdiye kadarki en büyük can kaybıyla sonuçlandı.