İçeriğe atla

Sol milliyetçilik

Sol milliyetçilik, eşitliğe, halk egemenliğine ve self determinasyona dayalı bir milliyetçilik akımıdır. Kökleri Fransız Devrimi'ndeki jakobenizme dayanır. Sol milliyetçilik anti emperyalizmi benimser. Sol milliyetçilik, etnik milliyetçiliği ve faşizmi reddeder; buna rağmen sol milliyetçiliğin bazı minör formları tahammülsüzlük ve ırksal önyargıyı içerisinde barındırır.

Tarihte kayda değer sol milliyetçi akımlara, Gandi önderliğindeki Hindistan Ulusal Kongresi'nin Hindistan'ın bağımsızlığını kazandırması, Yahudi Ulusal Uyanışı'na önayak olan işçi siyonizmi, İrlanda Bağımsızlık Savaşı'nda ve Kuzey İrlanda sorununda Sinn Féin, Nelson Mandela önderliğindeki Güney Afrika Afrika Ulusal Konseyi'nin Apartheid ile olan çatışmaları örnek gösterilebilir.

Sol milliyetçilik otoriter biçimlerde ortaya çıkmıştır. Suriye'de Baas Partisi ve Irak'ta ortaya çıkmış olan Pan-Arabizm ve devlet sosyalizmi. Eski Yugoslavya Komünist Birliği ve Yugoslavya liderleri Slobodan Milošević ve Josip Broz Tito sol milliyetçiliği desteklemişlerdir.

Marksizm ve Milliyetçilik

Marksizm, ulusu feodal sistemin çöküşünden sonra kapitalist ekonomik sistemi oluşturmak için kullanılan sosyo-ekonomik bir yapı olarak tanımlar. Klasik Marksistler, oy birliğiyle milliyetçiliği Marksizm ile ilişkisi olmayan bir burjuva olgusu olarak ilan etti. Ancak, Karl Marx'ın eserlerinin yorumlarında uluslararası sınıf mücadelesinin nihai bir sonucu olarak reddetmesine rağmen üstü kapalı bir biçimde proleter milliyetçiliği bir milletin üzerinde proleter prensiplere ulaşmada uluslararası proleter devrimin sonraki aşamalarını sağladığını söylediği iddia edilir. Marksizm, sınıf mücadelesinin çıkarına ise bazı durumlarda milliyetçiliği destekler ama diğer milliyetçi hareketleri; işçileri, burjuvaziyi devirme hedefinden saptırıyorsa reddeder. Markistler, milletleri "gerici" ve "ilerici" milletler olmak üzere, ayrı ayrı değerlendirir. Stalin, Marx'ın sınıf mücadelesinde, enternasyonalist çerçevede proleter milliyetçiliğe göz yumulması yorumlarını desteklemiştir.

Karl Marx ve Friedrich Engels

Karl Marx ve Friedrich Engels, ulusu, sosyal evrimsel ve sınıfsal indirmegeci temelde incelemiştir. Marx ve Engels, modern ulus devletinin yaratılmasının, Kapitalist üretim biçiminin feodalizmin yerini alması sonucu ortaya çıktığını iddia eder. Kapitalizmin feodalizmin yerini almasıyla birlikte, kapitalistler ekonomiyi koordine etmek ve ortak bir dil olması açısından piyasa ekonomisine elverişli koşullar yaratmak amacıyla devlet içinde toplumların kültürünü ve dilini birleştirmek ve merkezileştirmek için devlet içinde yeterince büyük bir popülasyonu içeren işçi sınıfında iç bölünmelere yol açarak yerlerini sağlama alarak ve devlet için yeterince büyük bir alanı kaplayan canlı ekonomiyi korumak için çalıştı.

Marx, Hegel'in görüşünü takip ederek, önceleri din temelli toplum anlayışının sökülüp bireysel vicdanların serbest bırakılmasıyla devletlerin birey merkezli sivil toplumlar oluşturmasını olumlu bir gelişme olarak değerlendirdi. Alman İdeolojisi'nde Marx, sivil toplumun, kapitalist bir oluşum ve burjuvazi temsili olduğunu iddia etmesine rağmen, bunun proletaryaya yararlı olduğunu çünkü sivil toplumun dengesiz olduğunu ve ne devletin ne de burjuvazinin onu kontrol edebileceği fikrini savunur. Marx, Alman İdeolojisi'nde şöyle söyler:

Sivil toplum, üretici güçlerin gelişmesinin belirli bir aşamasında içindeki bireylerin bütün maddi ilişkilerini kucaklar. Bu belirli bir aşamanın bütün ticari ve endüstriyel ömrünü kapsar ve bir ölçüde, devlet ve milleti aşar. diğer taraftan da, dış ilişkilerde kendisini bir milliyetçi gibi savunmalı, içte ise kendisini bir devlet olarak organize etmelidir.

Marx ve Engels, ilerici milliyetçiliğin feodalizmin yıkılmasında, yararlı bir adım olduğunu düşünürler ancak uluslararası sınıf mücadelesinin gelişiminde, milliyetçiliği, gerici ve yok edilmesi gereken bir fikir olarak değerlendirirler. Marx ve Engels'in Marksist evrimsel ekonomik ilerlemeye daha yatkın olan ulusların diğerlerini asimile etmesi gerektiğini söyledikleri yorumu yapılır.

Uluslar ve proletarya konusunda Komünist Manifesto'da Marx ve Engels diyor ki:

İşçilerin vatanı yoktur. Zaten onların olmayan bir şeyin, alınması da mümkün değil. Proletarya, önce siyasal iktidarı ele geçirmek, kendini ulusal sınıf düzeyine getirmek, kendini ulus yapmak durumunda olduğu için, kendisi de ulusaldır hâlâ, ama asla burjuva anlamda değil. Proletaryanın egemenliği bunu daha da yok edecektir. Birleşik eylem, hiç değilse uygar ülkeler arasında olmak üzere, proletaryanın kurtuluşu için en önde gelen koşullardandır. Bir bireyin bir başka bireyi sömürmesi ortadan kalktığı ölçüde, bir ulusun da ötekini sömürmesi ortadan kalkacaktır. Ulusun kendi içindeki sınıfların karşıtlığıyla birlikte ulusların birbirlerine karşı düşmanca tutumları da düşer.

Genel olarak Marx, sınıf mücadelesinde uluslararasında etkileşimi ve enternasyonalizmi tercih etmiştir. Kapital'in birinci cildinin Almanca birinci baskıya önsöz bölümünde şöyle der:

"Bir ulus öteki uluslardan birçok şey öğrenebilir ve öğrenmelidir de".

Benzer bir şekilde, Marx ve Engels, İngiltere'deki işçi devrimini geciktirmesinden dolayı İrlanda başkaldırışını eleştirmesine rağmen, Marx ve Engels, İrlanda'nın Birleşik Krallık tarafından baskı altında tutulduğuna ve İrlanda halkının çıkarları doğrultusunda Avrupa'daki sınıf mücadelesine katılacağına inandı, Marx ve Engels, Avrupa'nın sosyalist işçilerinin İrlanda'nın tabii müttefikleri olduğunu söyledi. Ayrıca Marx ve Engels, İrlanda'nın bağımsızlığını kazanmasının, İngiliz işçi sınıfı ile elit sınıf İrlandalılara karşı birleşeceğinden, Britanya egemen sınıfının yararına olduğuna inanıyordu.

Stalinizm ve "Devrimci Vatanseverlik"

Stalin, Sovyetler Birliği'nde "devrimci vatanseverlik" denen sivil vatanseverlik kavramını destekledi. Gençken Stalin, Gürcü milliyetçi hareketlerinde yer almıştır. Gürcü halkındaki kültürel milliyetçiliğe, materyalist kalkınmaya öncü olan devletçi ekonomiyi ve eğitim sistemini destekleyen İlia Çavçavadze'den etkilenmiştir. Stalin Gürcü Marksistlere katıldığında Gürcistan'daki Marksizm, Gürcü yurtseverliğini ve Rus İmparatorluğu'nun Gürcistan'ı kontrolüne karşı çıkışı aşılamış Noe Zhordania'dan etkilenmiştir.[]

Stalin 1903'te Bolşeviklere katıldıktan sonra, ulusal kültüre şiddetle karşı çıkmaya başladı. Kökeninde "zararlı alışkanlıklar ve kurumların" tutunmasına neden olan burjuvazi çağdaş milliyet kavramını kınadı. Ancak Stalin, insanların birlikte yaşadığı diğer insanlarla ortak kültürel bağları olduğuna ve bütünsel bağlarla birleştirilmesi gerektiğine inandı. Stalin ulusu "ne ırksal ne kabilesel, sadece ve sadece ortak tarihleri olan insan topluluğu" olarak tanımlar. Stalin, Abhazlar ve Tatarlar gibi "ilkel" milletlerin Gürcü ve Rus milletleri içinde asimile olmasının yararlı olduğunu düşünüyordu. Stalin, tüm ulusların yabancı değerleri özümsediğini ve bir toplum olarak milliyetlerin kapitalizmin baskısı altında ve akılcı evrensellik ile seyreldiği görüşünü savundu. 1913'te Stalin, millî kimlik kavramını bütünüyle reddetti ve evrensel kozmopolit modernliği savundu. Stalin, Rus kültürünü diğer uluslardan daha evrensel bir kimlik olarak tanımladı. Stalin'in Rusya, Almanya ve Macaristan gibi öncü devletlerin diğer ilkel saydığı devletlerden üstün olduğu düşüncesinin Friedrich Engels'in görüşleri ile bağlantılı olduğu iddia edilir.[]

Titoizm

Yugoslavya, Josip Broz Tito'nun ve Yugoslavya Komünistler Birliği'nin idaresi altında hem komünizmi hem de sol milliyetçiliği temsil etmiştir. Tito'nun Yugoslavya'sı Yugoslav uluslar birliğini yani Yugoslavya'yı, Yugoslavya'nın bağımsızlığının mücadelesine teşvik için açıkça milliyetçi bir tutum izlemiştir. Yugoslav ulusları birleştirmek için hükûmet, Yugoslav uluslararasındaki ilişkileri teşvik ederek, kültürel ve dilsel farklılıkların getirdiği sorunları kaldırmak için "Birlik ve Kardeşlik" kavramını destekledi. Yugoslav milliyetçiliği, Yugoslav monarşiden beri süregelen kültürel asimilasyona karşı çıktı. Kültürel asimilasyona karşı çok kültürlülük savunuldu. Yugoslav milliyetçiliği temsil edilirken, Yugoslav hükûmeti herhangi bir şekildeki etnik milliyetçiliğe ya da azınlık milletler üzerindeki herhangi bir baskıya kesinlikle karşı çıktı. Tito, etnik milliyetçiliği nefrete dayalı olarak kınadı ve savaş nedeni olarak saydı.Yugoslavya Komünist Birliği, Yugoslav ulusları arasındaki ayrılıkçı çatışma ve bölünmelerle ilgili olarak emperyalist devletleri suçladı. Tito iktidarında sosyalist ve milliyetçi hükûmetler olan, Cemal Abdünnasır'ın yönetimindeki Mısır ve Cevahirlal Nehru'nun yönetimindeki Hindistan gibi devletlerle güçlü ilişkiler kurdu.

Avrupa

Avrupa'da, sol milliyetçi hareketler, uzun ve köklü bir geçmişe sahiptir. Milliyetçilik kendine Fransız Devrimi ve Fransız Devrim Savaşları'nda geniş bir yer bulmuştur. İlk sol milliyetçiler, ulusu "demokratik halk yönetimi" ve "birlik, beraberlik" olarak olarak tanımlayan liberal milliyetçiliği desteklemiştir. Sol milliyetçilik ilk zamanlarda Almanya'dan intikam almak ve Alsas-Loren'in kontrolünü savaşarak tekrar almak isteyen "revanşizm" ile bağlantı hâlinde olmuştur. Sol milliyetçiler, Bask Bölgesi, Katalonya ve Galiçya gibi yerlerde ayrılıkçı ve otonomist akımlara liderlik etmiştir. İskoç bağımsızlık hareketi 1980'li yıllarda solun merkezi olan İskoçya Ulusal Partisi'nin öncülüğünü yaptığı çok sayıda sol görüşün fikridir.

Avustralya

1890'lı yıllarda; Henry Lawson, Joseph Furphy ve Banjo Paterson gibi Avustralya doğumlu roman yazarları ve şairler "Australian bushman (Avustralyalı ormancı)" arketipi üzerinden çalıştılar. Bunlar ve diğer yazarlar, sol kavramları sıklıkla içeren Avustralyalı demokratik işçi sınıfı kavramı "bush legend"i üretti. Kavram, eşitlikçilik ve anti-otoriteryenizm kavramlarını da içermekteydi ancak "milliyetçilik" ve "yurtseverlik" gibi kavramlar Britanya İmparatorluğu destekçileri tarafından da kullanılmıştır, 1920'lere kadar merkez sağ parti olarak kalan Avustralya Milliyetçi Partisi'nin 1917 yılında kurulmasıyla sonuçlanmıştır.

1940'lı ver 50'li yıllarda, radikal entelektüellerin çoğu felsefi enternasyonalizm ve radikal milliyetçiliğin Avustralya kültüründe kombinasyonu olan Avustralya Komünist Partisi'ne (CPA) katıldı. Bu türde bir kültürel milliyetçilik o zamanlar Avustralyalı radikaller arasında olasıydı. Çünkü;

  • 1941 komintern poltikasında "vatanseverliğe dönüş" ve,
  • O zamanlar "yurtsever"in yaygın anlamı emperyalist "ırkçı yurtseverlik" ve İngiliz karşıtlığıydı,
  • Radikal milliyetçilik, entelektüeller arasında Avustralya kültürü içinde büyüyordu.

Savaş sonrası radikal milliyetçiler 1890’larda ortaya çıkmış “bush” kültürünü yüceltmeye çalıştı. Savaş sonrası radikal milliyetçilerin örtük veya doğal olarak radikal niteliklere sahip olarak bu geleneği şöyle yorumlanır: Avustralya işçi sınıfını “saf demokratik” ve/veya sosyalist olarak tanımlarlar. Bu görüş CPA’nın işçi sınıfı ve entelektüeller üstündeki milliyetçi duyguları ile birleşti. Ian Turner, Lloyd Churchward, Robin (Bob) Gollan, Geoffrey Serle ve Brian Fitzpatrick gibi önemli tarihçiler ve Stephen Murray-Smith, Judah Waten, Dorothy Hewett ve Frank Hardy gibi yazarlar radikal milliyetçilik fikrini benimsemişlerdir.

Radikal milliyetçi gelenek 1960’larda yeni sol akımıyla karşı karşıya kaldı. 1960’lı yıllardan itibaren, Avustralya milliyetçiliğini sol ile ilişkilendirmek zorlaşmıştır. “Bush legend”, Avustralya kültüründeki değişikliklere rağmen ayakta kalmıştır: 1970 ve 1980’li yıllarda ortaya çıkan “yeni milliyetçilik” akımını etkilemiştir, Avustralya milliyetçiliği John Howard gibi merkez sağ milliyetçiler tarafından sahiplenilmiştir. 21. yüzyılda, az sayıda aydın sol milliyetçilik akımını yeniden ortaya çıkarmaya çalışmıştır.

Kanada

Kanada'da, hem Quebec milliyetçiliği hem de Pan-Kanada milliyetçiliği sol ile ilişkilidir.

Québec'de, kavram, 1960 ve 70'li yıllardaki politik gelişmeler sırasında Kuzey Amerika'da Québec'i benzersiz olarak gören S.H Milner ve H. Milner tarafından kullanılmıştır. Quebec'deki Sessiz Devrim'de liberaller, sağ ve gerici milliyetçiliğe karşı çıkarken, Québec'deki milliyetçiler şu anda kendilerini radikalizm ve sosyalizme adapte ettiler. Bu ideoloji enternasyonalist ve işçilerin vatanının olmadığını savunan tarihsel sosyalizme ters görünür.

1960'lı yıllarda Kanada'da Québec bağımsızlık hareketleri görüldü. Bu hareketin savunucuları bağımsız ve sosyalist Quebec militanlarıydı. 1960'ların başında, Quebec'de milliyetçilik çeşitli gruplara ayrıldı. İlki, 19. yüzyılda Aşağı Kanada'da ortaya çıkmış ve yaygın olan radikal liberal milliyetçilik, 1830'larda daha sesli olan liberal ve cumhuriyetçi milliyetçilik 1837 ve 1838 isyanlarıyla susturuldu. 1840'lı yıllarda, topraklara katılan Aşağı Kanada'da liberal milliyetçilik eskisinin yerini aldı. Buna paralel olarak, Katolik ve ultramontanist milliyetçilik ortaya çıktı. 1950'li yıllara kadar bu iki zıt milliyetçilik arasındaki uzlaşmazlıklar sürdü.

Politik bilimci Henry Milner'e göre, bu üç tür milliyetçilik arasındaki çatışma, entelektüeller Quebec'deki ekonomik sorunu ortaya çıkardığında önemli bir hal aldı. Milner, Quebec sol milliyetçiliğinin evrimindeki üç ayrı küme faktörünü şöyle tanımlar: "İlk küme Quebeclilerin ulusal bilinciyle ilgilidir, ikinci ise, teknoloji, endüstriyel organizasyon, iletişim ve eğitimdeki değişikler ile ilgilidir, üçüncü ise ilk iki faktörde entelektüellerin aldığı roldür."

İngiliz Kanadası'nda, hükûmetin Kanada'nın eski politik geleneklerini korumak için ekonomiye müdahalesi savunuluyordu, tarihte hem sağ hem de sağda görülen en azından Sör John A. Macdonald'ın ulusal politikasına (tarife koruması) dönülmesi taraftarları fazlaydı. Ancak 1920'lerden beri ABD'nin Kanada ekonomisini ele geçirmesini önlemek için Kanada solunun hükûmete daha aşırı şekillerde baskısı olmuştur. Sağ milliyetçilik hiçbir zaman bu tür önlemleri desteklememiştir ve ikisi arasındaki fark budur. Sol milliyetçilik aynı zamanda Kanada'nın İngiliz koloni tarihinden kalma miraslarını yok etme yanlısı olmuştur. Sol milliyetçiliği tarihte birçok Kanadalı sosyalist parti temsil etmiştir. Sol Milliyetçilik bugün kendine Kanadalılar Konseyi gibi yerlerde baskın gruplar bulmaktadır. Bu tür milliyetçilik "Devlet ya da Devletler" sloganı ile ilişkilendirilmiştir, bu slogan 1930'larda özelleştirmeye karşı gerçekleştirilen ulusal reklamlarla deyimleşmiştir, Kanada'daki Amerikan radyo istasyonları ise Birleşik Devletler tarafından ilhak korkusunu aşılarken bu kampanya gerçekleştirilmiştir. Sağ milliyetçilik Kanada'da varlığını sürdürmektedir ancak Kuzey Amerika entegrasyonu eğilimindedir. Özellikle muhafazakâr parti 1988 yılında serbest ticaret fikrini benimsediğinden beri bu eğilim sürmüştür. Kanada'daki çoğu aşırı sağ hareket milliyetçidir ancak Kanada milliyetçisi değildir, bunun yerine Birleşik Devletler ile birleşmeyi veya Batı Kanada ayrılıkçılığını savunurlar.

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Karl Marx</span> Almanya doğumlu filozof (1818–1883)

Karl Marx, 19. yüzyılda yaşamış Alman filozof, politik ekonomist ve bilimsel sosyalizmin kurucusu. Bir müddet gazetecilik de yapan Marx, iktisadi ve beşerî konularda eleştirel fikirler ve tespitler ortaya koymuştur.

<span class="mw-page-title-main">Komünizm</span> Bütün malların ortaklaşa kullanıldığı ve özel mülkiyetin olmadığı toplum sistemini hedefleyen ideoloji

Komünizm ; üretim araçlarının ortak mülkiyeti üzerine kurulu sınıfsız, parasız ve devletsiz bir toplumsal düzen ve bu düzenin kurulmasını amaçlayan toplumsal, siyasi ve ekonomik bir ideoloji ve harekettir. Sadece üretim araçlarının ortak kullanımına dayanan sosyalizm ile tam olarak aynı anlama gelmemesine rağmen hatalı bir biçimde eş anlamlı olarak da kullanılabilmektedir. 20. yüzyılın başından beri dünya siyasetindeki büyük güçlerden biri olarak modern komünizm, genellikle Karl Marx'ın ve Friedrich Engels’in kaleme aldığı Komünist Parti Manifestosu ile birlikte anılır. Buna göre özel mülkiyete dayalı kapitalist toplumun yerine meta üretiminin son bulduğu komünist toplum gerçektir. Komünizmin temelinde yatan sebep, sınıfsız, ortak mülkiyete dayalı bir toplumun kurulması isteğidir. Sınıfsız toplumlarda en genel anlamıyla tüm bireylerin eşit olması fikri karşıt görüşlüler tarafından "ütopya" olarak görülür ve zorla yaşanmaya çalışılırsa kaosa yol açacağı iddia edilir. Paris Komünü, komünist sistem yaşayabilmiş ilk topluluktur. Bunun dışında Mahnovist hareket öncülüğünde Ukrayna ve İspanya iç savaşı sırasında yaklaşık dört yıl süren anarko-komünist hareketle şekillenen toprakların kolektifleştirilmesi esasına dayalı olarak komünist topluluklar da kurulmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Marksizm</span> Alman filozof Marxın düşüncelerine dayanan devrimci sosyalist akım

Marksizm, özgün bir siyasal felsefe akımı, tarihin diyalektik materyalist bir yorumuna dayanan ekonomik ve toplumsal bir dünya görüşü, kapitalizmin Marksist açıdan çözümlenmesi, bir toplumsal değişim teorisi, Karl Marx'ın ve Friedrich Engels'in çalışmalarından çıkarılan, insanın özgürleşmesiyle ilgili bir düşünce sistemidir.

<i>Komünist Manifesto</i> Karl Marx ve Friedrich Engelsin 1848 tarihli yayını

Komünist Parti Manifestosu, Karl Marx ve Friedrich Engels tarafından ilk olarak 21 Şubat 1848'de Almanca olarak Londra'da yayımlanan yazı, komünizmin ilk bildirgesi.

Leninizm veya Lenincilik, Marksizm üzerine kurulmuş siyâsî ve iktisâdî bir teoridir.

<span class="mw-page-title-main">Proleter enternasyonalizm</span>

Proleter enternasyonalizm, işçi sınıfına ait bütün dünyadaki insanların millete bakmaksızın dünya devrimini gerçekleştirmek için birlik içerisinde hareket etmesi gerektiğini söyleyen Marksist sosyal sınıf teorisidir. Komünist Manifesto'nun son dizesi "Dünyanın bütün işçileri, birleşin!", proleter enternasyonalizmin sloganıdır.

<span class="mw-page-title-main">Solculuk</span> toplumsal eşitliği ve eşitlikçiliği destekleyen siyasi ideolojiler, politik duruş

Solculuk, genellikle bir bütün olarak toplumsal hiyerarşiye veya belirli toplumsal hiyerarşilere karşı çıkarak, toplumsal eşitlik ve eşitlikçiliği destekleyen ve bunu sağlamaya çalışan siyasi ideolojiler yelpazesidir. Sol siyaset tipik olarak, taraftarlarının toplumda diğerlerine göre dezavantajlı olarak algıladıkları kişiler için endişe duymanın yanı sıra, uygulandıkları toplumun doğasını değiştiren radikal yollarla azaltılması veya ortadan kaldırılması gereken haksız eşitsizlikler olduğuna dair bir inancı da içerir.

<i>Devlet ve Devrim</i> Leninin 1917 yılının Ağustos ve Eylül ayları arasında yazdığı kitap

Devlet ve Devrim, Vladimir İlyiç Lenin'in 1917 yılının Ağustos ve Eylül ayları arasında yazdığı kitaptır. Lenin bu kitabında Devlet organının varlık nedenlerini ve sosyalist devrim sonrası kurulacak bir proletarya diktatörlüğünde devlet organının nasıl ve neden sönümleneceği üzerine var olan marksist teorileri geliştirmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Sınıf mücadelesi</span>

Sınıf mücadelesi kavramını ilk olarak Karl Marx ele almış ve 1848 yılında Friedrich Engels'le birlikte kaleme aldığı Komünist Manifesto adlı eserde "Şimdiye kadarki bütün toplumların tarihi, sınıf savaşımları tarihidir" demiştir. Marx'a göre, kapitalizmde üretici pozisyonda bulunan ama bu pozisyonuna karşın üretim araçlarının burjuvazinin özel mülkiyetinde olmasından dolayı sömürülen işçi sınıfının, bu sömürüden kurtulması için burjuvazinin iktidarına son vermesi ve üretim araçlarını kamulaştırması gerekmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Enternasyonal Komünist Akım</span>

Enternasyonal Komünist Akım (EKA), 1975'te kurulmuş ve Fransa, Birleşik Krallık, Meksika, Belçika, Hollanda, Almanya, İspanya, Venezuela, Brezilya, İsveç, Hindistan, İtalya, ABD, İsviçre, Filipinler ve Türkiye'de şubeleri bulunan uluslararası merkezileşmiş sol komünist bir örgüttür. Türkiye'de Enternasyonalist Komünist Sol isimli grup Ocak 2009 tarihinde kendisini feshederek EKA'nın Türkiye şubesi olarak Dünya Devrimi ismini almıştır. Dünya Devrimi'nin üyelerinin tamamı 2014 Aralık ayında EKA'dan ayrılmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Marksizm-Leninizm</span> İdeoloji

Marksizm-Leninizm, adını Karl Marx ve Vladimir Lenin'den alan, 1920'li yıllarda komünist partiler arasında popülerlik kazanan ideolojik akım. Marksizm-Leninizm; Marx, Engels ve Lenin'in ortaya koyduğu temel öğretilere bağlı kalarak, değişen koşullara ve çağın gereklerine uygun bir biçimde sosyalist sistemde yeniden uygulanmasıdır.

Devletçilik, devletin ekonomiyi veya sosyal hayatı ya da her ikisini de belirli bir dereceye kadar kontrol etmesi gerektiği inancıdır. Bu anlamıyla devletçilik, anarşizmin tersidir. Devletçilik totalitarist, refah devleti, minarşizm, büyük devlet gibi çeşitli şekillerde olabilir.

<span class="mw-page-title-main">Tito-Stalin ayrılığı</span>

Tito–Stalin ayrılığı Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti ve SSCB liderleri arasında baş gösteren ve 1948 yılında Yugoslavya'nın Kominform'dan ihraç edilmesiyle sonuçlanan görüş ayrılığına ve uzlaşmazlık sürecine verilen isimdir. Bu aynı zamanda, Yugoslavya'da Informbiro dönemi adıyla anılacak, SSCB ile olan ilişkilerin iyice zayıfladığı, 1955 yılına kadar devam edecek bir dönemin başlangıcıydı.

<span class="mw-page-title-main">Moses Hess</span>

Moses (Moshe) Hess, Alman-Fransız-Yahudi filozof, sosyalist ve İşçi Siyonizmi'nin kurucusu.

Öncü parti ya da öncücülük, klasik Marksizm'de yer alan sınıf mücadelesi teorisine, Lenin tarafından "Proletarya Partisi" kapsamında yaptığı katkıyı ifade eden terim. Bu kavram Lenin tarafından Ne Yapmalı? adlı eserinde detaylı olarak açıklanır. Sovyet Anayasası 6. maddesi bu teoriye göre hazırlanmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Titoizm</span> komünist ideoloji

Titoizm 1948 yılında, yeni bir doktrin olarak Stalin tarafından zorla dayatılan dünya komünizmi anlayışına bir tepki olarak, Yugoslavya'nın komünist lideri J. B. Tito tarafın­dan geliştirilen ve komünizmi, sosyalist ülkelerin ulusal ba­ğımsızlıklarını kazanmalarına katkıda bulunan bir ideoloji ola­rak gören, ulusal komünizmin teorisi ve uygulamasıdır.

<span class="mw-page-title-main">Sırp milliyetçiliği</span>

Sırp milliyetçiliği, Sırpların bir ulus olduğunu iddia ediyor ve kültürel birliğini destekliyor. Sırp dilbilimci Vuk Stefanović Karadžić ve Sırp devlet adamı Ilija Garašanin'in etkisi altında, başlangıçta Balkanlar'daki Osmanlı egemenliği sırasında milliyetçiliğinin genel yükselişi bağlamında ortaya çıkan etnik bir milliyetçiliktir. Sırp milliyetçiliği, Osmanlı İmparatorluğu'nun gerilemesine katkıda bulunan Balkan Savaşları sırasında, I. Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun dağılmasına katkıda bulunduğunda ve yine 1990'larda Yugoslav Savaşları ve Yugoslavya'nın dağılmasında önemli bir faktördü.

<span class="mw-page-title-main">Hırvat milliyetçiliği</span>

Hırvat milliyetçiliği, Hırvatların milliyetini savunan ve Hırvatların kültürel birliğini destekleyen milliyetçiliktir.

Milliyetçilik, resmi devlet ideolojisinin bir parçası olarak veya popüler bir devlet dışı hareket olarak kendini gösterebilir ve sivil, etnik, kültürel, dil, dini veya ideolojik çizgilerde ifade edilebilir. Ulusun bu öz tanımları milliyetçilik türlerini sınıflandırmak için kullanılır. Ancak, bu tür kategoriler birbirini dışlamaz ve birçok milliyetçi hareket bu unsurların bir kısmını veya tamamını değişen derecelerde birleştirir.

<span class="mw-page-title-main">Özyönetimli sosyalizm</span>

Özyönetimli sosyalizm, Yugoslavya Komünist Partisi (YKP) tarafından tasarlanan ve Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyetinde 1950'den Yugoslavya'nın dağılmasına kadar uygulanan sosyal ve ekonomik bir modeldir. Temel fikir, fabrikanın yönetimini işçilerin eline devretmek ve SSCB'nin akisne devleti ekonomiden ayırmaktı. Bu özyönetim biçimi, sosyalist hareketin tarihi boyunca pek çok kez ortaya çıkan ve piyasa sosyalistleri, komünistler ve anarşistler tarafından çeşitli şekillerde savunulan özyönetim önerileriyle, birçok sosyalizm biçiminin karakteristlik özelliği barındırıyordu.