İçeriğe atla

Sini

"sini"de Beypazarı Sofrası.

Sini, etrafında birçok kişinin oturarak yemek yediği, üstüne yemek sahanları konan, çember şeklinde ince kenarlı sunum kabı.

Genellikle bakır ya da gümüşten yapılır; kenarları 3-4 santimetreden yüksek değildir. Üstüne bakır kaşık, çatal ve yemek kâseleriyle tabaklarının sığacağı şekilde tasarlanmıştır. Bazı yerlerde tepsi adıyla da anılır.

Anadolu'da büyük grupların etrafına oturabildiği büyük ebatlı sinilere meydan sinisi veya divan sinisi denilir. Bu tür büyük sinler, daha çok düğünlerde, törenlerde kullanılır.[1]

Kullanımı

Sini çevresine bağdaş kurarak veya tek diz çökülerek yemek masası olarak kullanılır. Yemekler geleneksel olarak geniş sofra bezi ortasında sininin kasnak ya da katlanır ayaklar ile yerden yaklaşık 30 cm yükseltilmesiyle, üzerine kaplarla yemekler konularak, sofra beziyle de dizler korunarak, sağ diz sini altında, sağ elle yemeğe uzanarak yenir. Sofra bezi üzerine konulan ekmekler dilimlenir ve sofraya konur, sırasıyla yemekler sini üzerine getirilip, boşalan kaplar sininin kenarlarına ya da mutfağa kaldırılır. Yemek faslı tamamen bitince sini kasnak ve sofra bezi de kaldırılır.

Küçük siniler pişirme kabı olarak da kullanılır. Buna örnek sini kebabı, sini mantısı, sini köftesi gibi yemeklerdir.

Siniler sadece yemek pişirme ve yeme amacıyla değil farklı yiyecekleri işlemek, biriktirmek, saklamak gibi amaçlarla da kullanılır.

Üretimi

Eskiden bakırdan elde çekiç ve balyozlarla dövülerek üretilen ince levhalar bükülüp kenarları boyu makasla kesilmiş dişleri bir birine geçirilir, dövülerek deliksiz eklenir, kabın şekli verilirdi. Yeni gelişen metallürji teknolojileri sayesinde, daha ucuz, daha dayanıklı, daha az bakım gerektiren ve sağlık bakımından da daha uygun görülen metallerden, örneğin paslanmaz çelik levhalardan fabrikalarda kalıplanarak ya da preslenerek seri üretilmekte, özlenen çekiç izleri dairevi fırçalama desenlerle andırılmakta ve gene sini adıyla satılmaktadır.

Süslemeler

Çoğu kez sininin çevresini oluşturan kenarları ve sininin içi geometrik desenlerle süslenir, taban yüzeyleri 5 veya 6 kollu yıldızlar, kartal, kuş, balık gibi figürler, selvi ve çiçek gibi bitki motiflerin yer aldığı dövme ve oyma tekni­ğinde zengin süslemelerle, bazen özlü sözlerle donatılır, bir sanat eseri olarak yaratılır. Yapan ustanın ve / veya ısmarlayan zatın mührü, arması ve başka bilgileri de işlenmiş olabilir.

Sinilerin yüzeyindeki süslemeler bakımından Anadolu'daki siniler üç türlüdür:[1]

  • Göbek kısmında yoğunlaşan süsleme
  • Göbekle kenar bordürü arasında esas yüzey süslemesi
  • Kenar bordürü süslemesi

Bakımı

Siniler eskiden yemek sonrası odun külü ile ovularak temizlenirdi; şimdi bulaşık sünger ve deterjanları o geleneğin yerini aldı. Yılın belli zamanlarında, eğer bakırdan yapılmış ise, sini tamamen kırmızı bakır rengi ortaya çıkana kadar ıslak kumla kazınıp kalayı silinir, ateşte kızdırılır, kızgınken nişadır (Amonyum klorür / beyaz renkli amonyak tuzu) ile silinir, gene kızgınken sürülen taze kalay eriyerek kırmızı bakır yüzeyinde gümüş rengi bir ıslaklık görünümü alır. Üstüpü (ince iplik yumağı) ile eriyen kalay kırmızı bakır kabın tüm iç yüzüne yayılarak cilalanır yani kalaylanır ve soğuduğunda bakır zehirinin (özellikle asitli/ekşi) yemeklere karışmasını önleyen dayanıklı bir kalay tabakasıyla gümüş benzeri bir parlak metal görünümü alır.

Kültürü

En çok makbul olan gümüş sinilerdir.[][]

Geçmişte çeyizlerde mutlaka bir sini olması gerekirdi.[] Düğün öncesi, düğün yemeği öncesinde ya da kına gecesinde komşular çeyizlere bakarken gelinin çeyizindeki sini sergilenir ve bu seremoniye siniye bakma ismi verilirdi. Tarak, yazma, mendil, yüksük gibi diğer çeyizler ve benzeri nevaleler sininin içinde sergilenirdi. Kasabalarda düğün hediyelerini haber alıp davul zurna eşliğinde adam gönderip baş üstünde sini ile getirtme adeti de vardır.

Sini üzerinde aynı kaplardan birlikte yemek yeme kültürü, Şamanizm'e kadar kökleri uzanan bir gelenektir.[] Eşitlik, birliktelik ve kader birliğini vurgular. Geleneksel sedirli evlerde özellikle kırsal kesimde kullanımı sürmektedir.

Ayaklar kalça seviyesinde. yani daha yere yakın oturup kalkmanın, sol diz mideye dayalı tek diz çöküp dolayısıyla az yemekle doymanın (Japonyada "hara hachi bu", yani 80% doyma prensibi gibi), bir tepsi etrafındakiler sayısında dost ve yakınlarla ömür boyu birlikteliğin, sağlık ve uzun ömürlülük açısından faydaları olduğu iddia edilmektedir.[2]

Yer sofrası üzerine konulan sinilerde yemek yeme alışkanlığı, Anadolu'nun bazı kırsal kesimlerinde sürse de günümüzde insanlar bu alışkanlıklarından vazgeçerek yemeklerini masada yemeye başlamışlardır. Günümüzde yemekler çoğu yerlerde artık bakır ya da gümüş sinilerde, bakır ya da gümüş kaşık çatallar yerine Batılı usulle yemek masasında, porselen tabak, çelik kaşık-çatalla yenilse de, köylerde ve kırsal yörelerde bu gelenek devam etmektedir.

Sini çeşitleri

  • Yemek sinisi
  • Divan sinisi
  • Bekmez sinisi
  • Kaburgalı sini
  • Mangal sinisi
  • Kadayıf sinisi
  • Kadayıf teli sinisi
  • Sac kavurma sinisi

Kaynakça

  1. ^ a b Karpuz, Emine. "Anadoluda'ki Geleneksel Süslemeli Bakır Mutfak Kapların Tasarımı". 9. Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi (20-23 Kasım 2017) E-kitap. Kültür ve Turizm Bakanlığı. 9 Temmuz 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 30 Haziran 2021. 
  2. ^ zones, 100 yaşını aşanların en yoğun olduğu 5 diyarı (Sardinya, Okinawa, Costa rica, Ikaria ve Loma Linda-Kaliforniya) inceleyen bir program

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Potasyum</span> sembolü K ve atom numarası 19 olan kimyasal element

Potasyum, bir kimyasal elementtir. Simgesi K ve atom numarası 19 dur. Potasyum adını izole edildiği Potas olarak da bilinen potasyum karbonattan almıştır. Potasyum yumuşak, gümüş-beyaz renkli alkali bir metaldir. Doğada deniz suyunda ve pek çok mineralde diğer elementlere bağlı olarak bulunur. Havada hızla oksitlenir ve suya karşı da çok aktiftir. Potasyum, pek çok açıdan sodyuma kimyasal olarak benzese de yaşayan organizmalarda, özellikle de hayvan hücrelerinde, sodyumdan farklı muamele görür. Kandaki seviyesinin düşük olmasına hipokalemi, yüksek olmasına hiperkalemi denir.

<span class="mw-page-title-main">Altın</span> Au sembolü ile gösterilen ve atom numarası 79 olan element

Altın, Au sembolü ile gösterilen ve atom numarası 79 olan element. Saf halinde parlak, hafif kırmızıya çalan sarı renkli, yumuşak, sünek ve dövülgen bir metaldir. Altının parlak sarı rengi, asitlere karşı dayanıklılığı, doğada serbest halde bulunabilmesi ve kolay işlenebilmesi gibi özellikleri, insanların İlk çağlardan beri ilgisini çekmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Gümüş</span> sembolü Ag ve atom numarası 47 olan kimyasal element

Gümüş, elementlerin periyodik tablosunda simgesi Ag olan, beyaz, parlak, değerli bir metalik element. Atom numarası 47, atom ağırlığı 107,87 gramdır. Erime noktası 961,9 °C, kaynama noktası 1950 °C ve özgül ağırlığı da 10,5 g/cm³'tür. Çoğu bileşiklerinde +1 değerliklidir. Günümüzde Dünya'da 55 yıllık gümüş rezervi kaldığı tahmin ediliyor. Yeni gümüş rezervleri keşfedilmezse 2078 yılında Dünya'daki gümüş rezervlerinin tükenebileceği tahmin ediliyor. En çok gümüş üretimi yapan ülkeler Meksika, Çin, Peru Şili ve Avustralya'dır.

<span class="mw-page-title-main">Mobilya</span> oturulan yerlerin süslenmesine ve türlü amaçlarla donatılmasına yarayan eşya

Mobilya, oturulan yerlerin süslenmesine ve türlü amaçlarla donatılmasına yarayan eşya. Mobilya denilince ilk akla gelen ahşap mobilyadır. Özellikle, masa, sandalye, koltuk, dolap, karyola, komodin, kitaplık gibi konut donatılarında, çeşitli büro donatılarında, okul sıra ve masalarında çoğunlukla ahşap malzeme kullanılmaktadır. Günümüzde mobilya yapımında çelik, alüminyum, cam ve plastik gibi diğer malzemeler kullanılmaya başlanmış ise de hâlen ahşap malzeme bu konuda üstünlüğünü sürdürmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Ebru</span> geleneksel boyama sanatı

Ebru, kitreyle yoğunlaştırılmış su üstünde, özel hazırlanmış boyalarla oluşturulan desenlerin kâğıt üzerine geçirilmesi yoluyla yapılan bir süsleme sanatıdır. Fırça ve boyaları özeldir.

<span class="mw-page-title-main">Kaşık bükme</span>

Kaşık bükme, paranormal yollarla veya fiziksel güç kullanmaksızın nesnelerde deformasyon oluşturulabileceğini iddia eden inanca verilen genel addır.

<span class="mw-page-title-main">Masa</span> üstü düz mobilya

Masa, ayaklar veya bir destek üzerine oturtulmuş tabladan oluşan bir mobilyadır. En yaygın masa türü, dört ayak üzerine yerleştirilmiş, dikdörtgen ahşap bir yüzeyden oluşanıdır. Yemek yemek, çalışmak gibi bireysel amaçların yanı sıra, farklı kişileri toplamak, eşyaları belli bir yükseklikte tutmak gibi amaçlar için de kullanılır.

Kars Müzesi 1959 yılında kurulmuştur ancak bugünkü hizmet binasına 1980 yılında taşınmıştır. Bu müze Kars'ın en büyük müzesidir.

<span class="mw-page-title-main">Orta Çağ'da Avrupa mutfağı</span> 5. yüzyıldan 16. yüzyıla kadar Avrupa kültürlerinin besinleri, yeme alışkanlıkları ve yemek pişirme yöntemleri

Orta Çağ Avrupa mutfağı, 5. yüzyıldan 16. yüzyıla kadar Avrupa kültürlerinin besinlerine, yeme alışkanlıklarına ve yemek pişirme yöntemlerine verilen genel addır. Bu dönem boyunca beslenme düzeni ve pişirme yöntemleri Avrupa genelinde değişimlere uğramış ve tüm bu değişiklikler Avrupa'nın modern mutfak kültürünün temelini oluşturmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Karaz kültürü</span>

Karaz Kültürü,Erken Tunç Çağı'na ait bir kültürdür. Sovyet arkeolog Boris Kuftin'in çalışmalarında ortaya konulan, Geç Kalkolitik Çağ ve Tunç Çağı boyunca Doğu Anadolu Bölgesi, Transkafkasya, Azerbaycan ve Kuzeybatı İran'ı içine alan bir yayılma gösteren kültürdür.

<span class="mw-page-title-main">Azerbaycan Ulusal Mutfağı</span> Azerbaycanın ulusal mutfağı

Azerbaycan mutfağı Azerbaycan'ın ulusal mutfağıdır. Avrupa ve Orta Doğu mutfaklarını etkilemiş hem de bu mutfaklardan etkilenmiştir. Ayrıca Azerbaycan mutfağı yörelere göre de farklılıklar gösterir.

Şebinkarahisar Dut Pekmezi, Giresun ili Şebinkarahisar ilçesinde yoğun olarak yetişen ve yöreye özgün; Gölayağı, çiğitli ve balaban çeşitleri bulunan beyaz dutlardan elde edilir. Gölayağı olarak bilinen çeşit sofralık ve çemiç olarak tüketilmektedir. Çiğitli olarak bilinen çeşit genellikle pekmez ve pestil yapımında kullanılmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Endonezya mutfağı</span>

Endonezya mutfağı 17.000'den fazla adadan oluşan Endonezya üzerinde yaşayan binlerce kültürün çeşitliliğinden meydana gelir. Bu nedenle tek bir çeşit Endonezya mutfağı yoktur fakat bölgesel yemek çeşitleri vardır. Endonezya mutfağı Endonezya kültürünün bir yansımasıdır. Yemek pişirme tarzı ve stili bölgeden bölgeye farklılıklar gösterir.

Anadolu'da geleneksel olarak verilen ve kökenleri Şamanizm'e uzanan bir gelenektir. Ege yöresinde ve Anadolu'nun diğer birçok yöresinde bahçelere, sokaklara konulan tahta masalar ve tahta sandalyelerle gelen misafirlere ikram edilen, yöresel yemeklerden oluşur. Misafirler yemeğe okuntu adı verilen çeşitli objelerle ya da davetiyelerle davet edilir. Yemekler yörede bu konu bilgi ve deneyimi olan kadınlarca büyük kazanlarda ve günler öncesinden başlayan hazırlıklarla, imece ile pişirilir. Düğün aşçıları denilen bu kadınlar imece usulüyle çalışırlar ve genelde yemek pişirmek için gerekli olan mutfak aletleri, kazanlar, siniler, yer sofraları, sofra bezleri, testiler, sürahiler, çatal-bıçaklar gibi gereçleri de temin ederler. Keşkek yapımı söz konusuysa erkekler keşkek dövme işlemini yerine getirir ya da keşkek için gerekli olan etleri sağlayacakları hayvanları keserler. Etler geleneksel olarak taze kesilen hayvanlardan elde edildiği halde günümüzde bu gelenek yerini farklı yöntemlerle et elde etmeye bırakmıştır. Yemeklerin çeşitliliği ve lezzeti ile misafirlerin iyi ağırlanması önemlidir. Ev sahibi genellikle düğün yemeklerinin lezzetli olması için özen gösterir ve bunu bir saygınlık olarak görür.

<span class="mw-page-title-main">Mendil</span>

Mendil ya da yağlık, işlevi burun, gözyaşı ve ter silmek, el ve yüz kurulamak olan, genellikle dikdörtgen biçiminde ve cepte taşınabilecek büyüklükte, kumaştan veya yumuşak, ince kâğıttan üretilmiş bez.

<span class="mw-page-title-main">Hohloma</span>

Khokhloma veya Khokhloma boyama kavisli ve canlı, çoğunlukla çiçek, meyve ve yaprak desenleriyle bilinen bir Rus ahşap boyama el sanatları stili ve ulusal süslemenin adıdır. Genellikle Rus masalından bir figür olan Firebird de tasvir edilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Tek kullanımlık</span> birden fazla kez kullanılamayan ürün

Tek kullanımlık ya da tek kullanımlık ürün, tek kullanım için tasarlanmış ve bundan sonra geri dönüşüme giden veya katı atık olarak atılan üründür. Bu terim bazen belirli kullanım süresi belirsiz benzer ürünleri belirli bir süre kullanabilen ürünlerden ayırmak için de kullanılır. "Tek kullanımlık" kelimesi, yaygın olarak kullanılan sarf malzemesi kelimesi ile karıştırılmamalıdır. Örneğin, kaynakçılar değiştirmezden önce bitene kadar kullanıp tükettikleri kaynak elektrodunu, gaz vb. de "sarf malzemesi" olarak tanımlarlar.

<span class="mw-page-title-main">Elektrokaplama</span>

Elektrokaplama katı bir alt tabaka üzerinde o metalin katyonlarının doğrudan bir elektrik akımı vasıtasıyla indirgenmesi yoluyla metal kaplama yapan işlemlerin genel adıdır. Kaplanacak kısım elektrolitik hücrenin katodu görevi görür; elektrolit, kaplanacak metal tuzunun çözeltisidir; ve anot genellikle ya o metalin külçesi veya bazı etkisiz iletken malzemelerdir. Akım harici bir güç kaynağı tarafından sağlanır.

<span class="mw-page-title-main">Sarı Köşk (Üsküdar)</span> İstanbulun Üsküdar ilçesinde, Beylerbeyi Sarayı kompleksindeki tarihî bir köşk

Sarı Köşk, İstanbul'un Üsküdar ilçesindeki Beylerbeyi Sarayı kompleksinde yer alan bir köşktür. Günümüzde, Türkiye cumhurbaşkanı tarafından çalışma ofisi olarak kullanılır.

Simya çalışmaları sayesinde daha sonra belirli kimyasal bileşikler veya bileşik karışımları olarak sınıflandırılan birçok kimyasal madde üretilmiştir.