İçeriğe atla

Simon Brod

Simon Brod (sağda), David Stoliar ile

Simon Brod (1893-1962), 1900'lü yılların ortasında İstanbul'da yaşamış Aşkenaz Yahudisi. Türkiye'de dönemin Yahudi cemaatinin önderlerindendir. Sultanahmet piyasasının önde gelen tüccarlarındandı. O yıllarda American Jewish Joint Distribution Committee ve Jewish Agency for Palestine örgütlerinde görev almıştır. İkinci Dünya Savaşı sırasında Türkiye'den transit geçerek Filistin'e gitmek isteyen Yahudi mültecilerin yardımına koşan ve aynı mülteciler tarafından efsane olarak tanımlanan bir isimdir. O dönemde İngiliz pasaport ofisinde çalışan Arthur Whitall ve Türk emniyetinde üst düzey bir görevli olan Ahmet Demir ile birlikte transit geçiş yapan göçmenlere gerekli dokümanları düzenlenmesinde yardımcı olmuştur. Adı daha çok Struma faciası ile birlikte anılmaktadır. Bu faciadan kurtulan tek kişi olan David Stoliar'ın da önce Suriye, sonra Tel Aviv'e ulaşmasını sağlamıştır.[1]

Struma faciası

Struma Panama bandıralı bir Bulgar gemisiydi ve Rumen Yahudileri Filistin'e götürmek amacıyla bir organizasyon tarafından tutulmuştu. Rotasında ilerlerken motorlarının bozulması sonucu Türk askeri gemileri tarafından İstanbul açıklarına getirildi. Struma limanda polis kontrolünde 72 gün bekledi.[2] Gemiye yiyecek teminini sadece Simon Brod tarafından ve Kızılay ve ülkedeki diğer yahudiler sayesinde gerçekleştirebildi. Sonunda, Şubat 1942'nin sonlarında, İngilizler ile yapılan sonuçsuz görüşmelerin neticesinde gemiye çıkılarak çapasının kesildiği ve çalışmayan motor, çalışmayan telsiz ve yetersiz yiyecek ile Karadeniz'e geri gönderildiği iddia edildi.[2] Ertesi sabah, SC-213, Struma,yı tek torpil ile batırdı. David Stoliar isimli 19 yaşında bir genç kazadan kurtulan tek kişi oldu.[2] Önceleri geminin bir mayına çarptığı iddia edilse de,1960'larda anlaşıldığına göre Karadeniz'e giren düşman ya da nötral gemileri imha konusunda gizli emirler almış olan SC-213 (Sovyet denizaltı Shch-213)tarafından torpillenmişdi. Strumanın batırılmasından bir süre önce de SC-213 in bir Türk gemisi olan Çankaya 'yı açtığı ateş ile batırdığı anlaşılacaktır.

İlgili yayınlar

Rıfat N. Bali tarafından yazılan Portraits from a Bygone Istanbul: Georg Mayer and Simon Brod isimli eser Simon Brod'un hayatını anlatmaktadır.

Kaynakça

  1. ^ [1][]
  2. ^ a b c "Notorious World War II Sub Discovered, Cotton Boll Conspiracy, Sept. 27, 2010". 27 Ağustos 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 25 Ağustos 2011. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Siyonizm</span> Yahudilerin ana vatanına dönüş projesi

Siyonizm, tarihî İsrail Toprakları olarak tanımlanan topraklarda bir Yahudi devletinin asırlar sonra yeniden kurulmasını destekleyen, savunan ve Yahudi milliyetçiliğini temel alan ideolojik fikir hareketidir. Modern Siyonizm, 19. yüzyılın sonlarında Orta ve Doğu Avrupa'da ulusal bir canlanma hareketi olarak hem şiddetlenen antisemitizm dalgalarına tepki olarak hem de "Yahudi Aydınlanması" olarak da bilinen Haskala'ya bir cevap olarak ortaya çıktı. Kuruluşundan çok kısa bir süre sonra varlıklı Yahudi soyluların ilgisini çeken hareket, Osmanlı İmparatorluğu'nun kontrol ettiği Filistin'de sürdürülebilir bir Yahudi devletini, 1900 yıl sonra tekrar yaratmayı amaçlıyordu.

<span class="mw-page-title-main">Türk Deniz Kuvvetleri</span> Türk Silahlı Kuvvetlerinin donanma gücü

Türk Deniz Kuvvetleri, Türkiye'yi denizden gelebilecek her türlü saldırıya karşı korumakla görevlidir. Türk Silahlı Kuvvetleri komutası altındaki en büyük 2. kuvvettir. Kuruluş tarihi, ilk Türk denizcisi kabul edilen Çaka Bey'in İzmir'de oluşturduğu donanmanın kuruluş tarihi olan 1081'dir. 9 Kasım 2016 tarihinde değiştirilerek kabul edilen Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi ile bu tarihe dek Genelkurmay Başkanlığı kuruluş ve kadrolarında bulunan Komutanlık, Millî Savunma Bakanlığı kadro ve kuruluşuna geçirilmiştir. Ayrıca aynı Kararname, cumhurbaşkanı ve başbakanın kuvvet komutanı ve astlarına emir verebilmesini ve bu emirlerin hiçbir kurum, kuruluş veya kişinin onayı olmaksızın yerine getirilmesini de düzenlenmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Türkiye'de Yahudilik</span> Türkiyedeki Yahudilerin tarihi

Türkiye'deki Yahudilerin tarihi, Yahudilerin Anadolu'da bulundukları yaklaşık 2400 yılı kapsar. Anadolu'da en az MÖ beşinci yüzyıldan beri Yahudi toplulukları bulunuyordu ve Elhamra Kararnamesi ile 15. yüzyılın sonlarına doğru İspanya'dan sürülen İspanya ve Portekiz Yahudilerinin birçoğu Osmanlı İmparatorluğu'na kabul edildiler ve Osmanlı Yahudilerinin çoğunluğunu oluşturdular. Bugün Türkiye Yahudilerinin büyük çoğunluğu İsrail'de yaşarken günümüz Türkiye'si, yaklaşık 14 bin kişilik bir Yahudi nüfusuna ev sahipliği yapmaya devam etmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Gemi</span> Ulaşım aracı

Gemi dünya denizlerini, okyanuslarını, nehir, göl ve diğer yeterince derin su yollarını dolaşan, mal ve yolcu taşıyan veya savunma, araştırma ve balıkçılık gibi özel görevleri yapan büyük bir deniz taşıtı’dır. Gemiler genellikle boyut, şekil, yük kapasitesi ve amaca göre teknelerden ayrılır. Yelken çağı'nda "gemi", en az üç Kabasorta arma‘lı direkleri ve tam cıvadra yelken planıyla yelkenli gemi olarak tanımlanır.

Osmanlı donanması, Osmanlı Devleti'nin askerî deniz gücü. XIV. yüzyılda kuruldu. Osmanlı Devleti, 1323 yılında Karamürsel'i fethederek denize ulaştı, Kara Mürsel komutasında ilk donanma oluşturuldu ve Kocaeli'nde yapılan savaşlarda denizden destek sağlandı. 1327 yılında Karamürsel'de ilk Osmanlı tersanesi kuruldu ve böylece deniz gücünün kurumsallaşma çalışmaları başladı. Osmanlı donanmasında hiyerarşik sisteme geçildi, ilk Derya Beyi, Kara Mürsel Bey oldu. 1337 yılında Kocaeli ele geçirildi; böylece 1353 yılında gerçekleşecek olan Rumeli'ye geçişin önü açıldı. Bundan sonra donanmanın merkezi sırasıyla İzmit, Gelibolu ve son olarak da İstanbul oldu.

<i>Yavuz</i> (muharebe kruvazörü) Osmanlı İmparatorluğunun I. Dünya Savaşına girmesinde önemli rol oynayan savaş gemisi

Yavuz, Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na girmesinde önemli rol oynayan savaş gemisidir.

<i>Midilli</i> (kruvazör) Osmanlı İmparatorluğunun I. Dünya Savaşına girmesine yol açan Alman yapımı savaş gemisi

SMS Breslau veya sonraki adıyla Midilli, Alman İmparatorluğu donanması için inşa edilen Magdeburg sınıfı hafif kruvazördür. Yapımına 1910'da başlandı ve 16 Mayıs 1911'de denize indirildi. Göreve alınmasından sonra savaş kruvazörü Goeben ile birlikte, Balkan Savaşları'nın patlak vermesi nedeniyle Akdeniz Tümeni'nde görevlendirildi. Breslau ve Goeben, İstanbul'a ulaşmak için Akdeniz'deki İngiliz savaş gemilerinden kaçtıktan sonra Ağustos 1914'te Osmanlı İmparatorluğu tarafından satın alındı ve gemilerin adları Midilli ve Yavuz Sultan Selim olarak değiştirildi. İki gemi, ağırlıklı olarak Karadeniz'de, Rusların Karadeniz Filosu'na karşı hizmet etti ve diğer Osmanlı gemileri ile birlikte Ekim 1914'te Rus limanlarına baskınlar düzenledi. Bu baskınlar, Rusya'nın Osmanlı'ya savaş ilan etmesine ve Osmanlı İmparatorluğu'nun I. Dünya Savaşı'na İttifak Devletlerinin yanında katılmasına yol açtı.

<span class="mw-page-title-main">Struma Olayı</span> Struma gemisinin Karadeniz açıklarında batırılması olayı

Struma Olayı veya Struma Fâciası, II. Dünya Savaşı sırasında Nazilerden kaçan Yahudileri Filistin'e götürmek üzere Romanya'dan yola çıkan Struma gemisinin İstanbul açıklarında Ş-213 Sovyet denizaltısı tarafından batırılmasıdır.

<i>Liaoning</i> (16)

Varyag, Admiral Kuznetsov sınıfı çok amaçlı bir Sovyet uçak gemisiydi.

<i>Mefkure</i> Türk gemisi

Mefkure II. Dünya Savaşı sırasında, Romanya'dan İstanbul'a giden Holokosttan kaçan Yahudileri taşıyan, Türkiye ve Kızılhaç bandıralı motorlu bir iskuna idi.

<span class="mw-page-title-main">David Stoliar</span>

David Stoliar, 24 Şubat 1942'de Sovyet denizaltı Shch-213 tarafından Karadeniz'de Holokost'tan kaçan Yahudileri taşıyan Struma gemisi torpidolandıktan sonra gemiden sağ kurtulan tek kişidir. Diğer 768 Yahudi mülteci ve çoğunluğu Bulgar olan 10 kişilik mürettebat kayıplara karıştı. Ariel Şaron 26 Ocak 2005'teki Knesset konuşmasında olay sırasında 19 yaşında olan Stoliar ve kaçmaya çalışan diğer Köstenceli Yahudilerden bahsetmiştir:

İngiliz Mandası liderleri, kurtuluşu İsrail'de arayan Yahudi mültecilere kapılarını kilitleyerek duygusuzluk ve duyarsızlık gösterdi. Bu sebeple Avrupa'dan kaçan [tam] 769 yolcunun isteği reddedilince biri hariç hepsi denizde ölümle yüzleşti. Savaş sırasında Yahudilerin yok edilişini durdurmak için hiçbir şey yapılmadı.

Türkiye'de antisemitizm, Yahudi etnik geçmişi, kültürü veya dini baz alınarak Türkiye Yahudilerine karşı beslenen nefrettir.

Kan iftirası veya kan suçlaması, dini azınlıkların çocukların kanlarını dini ayinlerde ve bayramlarda kullandıkları yönündeki iftira ve suçlamalardır. Kan iftirası -kuyu zehirlemek ve ekmek pisletmek iddialarıyla birlikte- Avrupa'da Yahudilere karşı yapılan zulümlere neden oldu.

<span class="mw-page-title-main">Irak'taki Yahudilerin tarihi</span>

Irak Yahudileri Irak'ta doğmuş veya onların çocukları olan Yahudilerdir. Yahudilerin Irak topraklarındaki varlığı MÖ 586'daki Babil Sürgünü ile belgelenmiştir. Irak Yahudileri dünyanın en eski topluluklarından olup tarihi önemi en yüksek Yahudi cemaatlerinden biridir.

Venezula'daki Yahudilerin tarihi, bir grup marranonun Caracas ve Maracaibo'da yaşadığı 17.yy'ın ortalarına kadar dayanır. Fakat, Venezuela'daki Yahudi cemaati 19.yy'ın ortalarına kadar kurulmadı. 2008 yılından beri Hugo Chávez ile Yahudi cemaati arasındaki gerginlik nedeniyle ülkedeki Yahudi nüfusunun beşte biri yakın zamanda ülkeyi terk etti.

<span class="mw-page-title-main">Yahudi diasporası</span> İsrail diyarı dışında yaşayan Yahudiler

Yahudi diasporası, günümüz Yahudilerinin ataları olan inançlı İbranilerin anavatanı Kenan topraklarından zorla çıkartılıp, dünyanın diğer bölgelerine zorunlu göçe mecbur bırakılmaları ile başlayan, Yahudilerin 'İsrail Diyarı' dışındaki oluşumu. Modern İbranicede "dağınık" anlamına gelen Tefutzot (תפוצות) kelimesi Alman asıllı Amerikan akademisyen Simon Rawidowicz tarafından 1930'larda kullanılmaya başlandı.

Ş-213 Sovyet bandıralı Şuka sınıfı denizaltıydı ve en çok Struma gemisini torpidolamasıyla bilinmektedir. Holokost nedeniyle sürlen 791 Yahudi Romanya'dan Filistin'e doğru gitmeye çalışırken 24 Şubat 1942 tarihinde batırıldı. Bir yolcu dışında diğerleri öldü. Ş-213 ise Karadeniz'de Ekim 1942'de tüm personeliyle beraber kaybolmuştur.

Suriye'deki Yahudileri, ilk çağlardan beri Suriye'de yaşayan Yahudiler ile 1492'de İspanya'dan kovulan Sefaradlar oluşturur. Halep, Şam ve Kamışlı'da asırlar boyunca büyük Yahudi cemaatleri var olmuştur. 20. yüzyılın başlarında Suriye Yahudilerinin büyük bir yüzdesi ABD, Orta ve Güney Amerika ve İsrail'e göç etti. Bugün Suriye'de çok az Yahudi yaşamaktadır. Suriye Yahudilerinin oluşturduğu en büyük cemaat 75.000 kişilik nüfusuyla Brooklyn, New York'tadır.

MV <i>Çankaya</i>

MV Çankaya; 264 groston kapasiteli, yelkenli ve motorlu, Türk bandıralı yük gemisi. 23 Şubat 1942'de, Sovyet denizaltısı Ş-213 tarafından, İstanbul Boğazı'nın 3 mil açığında top ateşiyle batırılmıştır.

Türkiye, Holokost döneminde Nazi Almanyası ile güçlü diplomatik ilişkilerini sürdürmesine rağmen, 2. Dünya Savaşı sırasında tarafsız kaldı. Savaş sırasında Türkiye, yurt dışında yaşayan 3.000 ila 5.000 Yahudiyi vatandaşlıktan çıkardı; 2.200 ve 2.500 Türk Yahudi, Auschwitz ve Sobibor gibi imha kamplarına sürüldü ve birkaç yüz Nazi toplama kamplarında hapsedildi. Nazi Almanyası tarafsız ülkeleri Yahudi vatandaşlarını geri göndermeye teşvik ettiğinde Türk diplomatlar, Türk vatandaşlıklarını kanıtlasalar bile Yahudileri ülkelerine geri göndermekten kaçınmaları için talimatlar aldı. Türkiye aynı zamanda savaş sırasında Yahudi karşıtı yasaları uygulayan tek tarafsız ülkeydi. Ancak Alman yetkililer, Türkiye'nin açıkça Yahudi karşıtı yasalar uygulamadığını ve Yahudi karşıtı nefret kampanyaları için uygun olmadığını savaş boyunca birçok kez kaydettiler. 1940 ile 1944 yılları arasında, Türkiye üzerinden Filistin Mandası'na yaklaşık 13.000 Yahudi geçti. Rıfat Bali'nin bir araştırmasına göre, savaş sırasında ayrımcı politikalar sonucunda Türkiye tarafından kurtarılandan daha fazla Türk Yahudi zarar gördü. Bunun yanında, İzzet Bahar'a göre dönemin Türk otoritelerinin Yahudilere olan tavrı diğer ülkelerin hükûmetlerinden farklı değildi ve bu yüzden bu sıradışı zamanlarda meydana gelen olumsuz olayların çoğu için Türkiye suçlanmamalıydı.