İçeriğe atla

Silsiletu’z Zeheb Hadisi

Silsiletu’z Zeheb Hadisi (Arapçaحديث سلسلة الذهب); şiilerin sekizinci imamı olan Ali er-Rızâ tarafından nakl edilmiş kudsi hadis.[1] Şii inancına göre, şii imamlar bu hadisi atalarından ve sonra İslam peygamberi olan Muhammed tarafından nakl etmişler. Genel olarak bu hadis tevhit ve şartları hakkındadır. Ali er-Rızâ, bu hadisi, Merv’e doğru giderken Nişabur’da beyan etti.

Silsiletu’z Zeheb Hadisi

Hadisin Metni

اللَّه جَلَّ جَلَالُهُ یقُولُ لَا إِلَهَ‏ إِلَّا اللَّهُ‏ حِصْنِی‏ فَمَنْ دَخَلَ حِصْنِی أَمِنَ مِنْ عَذَابِی قَالَ (فَلَمَّا مَرَّتِ الرَّاحِلَةُ نَادَانَا) بِشُرُوطِهَا وَ أَنَا مِنْ شُرُوطِهَا
Allah-u Teâlâ şöyle buyurmaktadır: "La İlahe İllallah" benim kalemdir; o halde kim kaleme girerse, azabımdan güvende olur.” (Ali er-Rızâ’ın merkebi hareket ettiği sırada, Ali er-Rızâ yüksek bir sesle şöyle dedi) “Bu kaleye girmenin şartları vardır ve ben de o şartlardan biriyim.”[2]

Hadisin adı

Bu hadis, İslam peygamberi olan Muhammed'e kadar uzanan ravilerin hepsinin şiilerin masum imamlardan olması ve nihayetinde de Allah’a ulaşması sebebiyle “Altın Silsile” anlamına gelen “Silsiletu’z Zeheb” hadisi olarak meşhur olmuştur.

Genelde hadis ilminde tamamı güvenilir râvilerden meydana gelen isnad için “silsiletü’z-zeheb” (altın zincir), “esahhu’l-esânîd”, “ecellü’l-esânîd” (isnadların en üstünü), “ecvedü’l-esânîd” (isnadların en güzeli), “esbetü’l-esânîd” (isnadların en sağlamı), “akve’l-esânîd” (isnadların en güçlüsü), “ercahu’l-esânîd” (isnadların en çok tercih edileni), “ahfezü’l-esânîd” (isnadların en sahihi), “ahsenü’l-esânîd” (isnadların en güzeli) tabirler ifade edilmektedir.[3]

Hadisin Senet ve yorumları

Bu rivayeti şii alimlerin çoğu eserlerinde zikretmişler. Örneğin Şeyh Saduk bu hadisi et-Tevhid,[2] El-emali,[4] Meâni'l Ahbâr[5] ve Uyûnü aḫbâri’r-Rıżâ[6] gibi eserlerinde nakletmiştir. Fetal Nişaburi[7] ise Revzet’ul- Vaizin'de ve İmadüddin Taberi, Beşaret'ul Mustafa[8] adlı eserinde rivayeti, farklı senetlerle getirmişler.

Kimlere göre rivayetin hicri üçüncü yüzyıldan sonra farklı muhaddisler tarafından nakledildiği için mütevatir hadislerden sayılır.[9] Bazı kaynaklara göre Silsiletu’z Zeheb Hadisi, Ali er-Rızâ tarafından nakledildiği zaman yaklaşık yirmi bin kişi onu kaydettiler.[10][11] Ahmed bin Hanbel, Eba Selt Herevi, Süleyman bin İbrahim Konduzi gibi Sünni alimler de bu rivayeti eserlerinde nakletmişler.[12][13]

Hadise göre Tevhit'e itikatlı olmak insanı cehennem ateşinden kurtarır. Fakat Ali er-Rızâ kendisini bu kurtarmanın şartı olarak beyan etmiştir. Şii alimlere göre, Ali er-Rızâ'nın maksadı imamet makamına ve şii imamlara itikatlı olmaktır.

Şeyh Saduk et-Tevhid kitabında İshak b. Rahıveyh’in şöyle söylediğini nakletmektedir: Ali er-Rızâ Horasan yolunda Nişabur şehrine geldiğinde, oradan çıkıp Memun'un yanına gideceği sırada, o şehirdeki raviler onun yanına gelerek şöyle arz ettiler: “Ey Allah Resulü'nün oğlu! Bizim şehrimizden ayrılacakken bize bir hadis buyurmayacak mısınız?” Muhaddislerin bu isteği üzerine, Ali er-Rızâ oturmuş olduğu tahtırevandan başını çıkararak şöyle buyurdu:

“Babam Musa b. Cafer’den, o da babası Cafer b. Muhammed'den, o da babası Muhammed b. Ali'den, o da babası Ali b. Hüseyin'den, o da babası Hüseyin b. Ali'den, o da babası Ali b. Ebu Talib'den, o da Allah Resulü’nden şöyle buyurduklarını rivayet etmişlerdir: Cebrail'den Allah-u Teâlâ’nın şöyle buyurduğunu duydum: "«La İlahe İllallah» benim kalemdir. O halde kim kaleme girerse, azabımdan güvende olur." Ali er-Rızâ’nın merkebi hareket ettiği sırada, Ali er-Rızâ yüksek bir sesle şöyle söyledi: “Bu kaleye girmenin şartları vardır ve ben de o şartlardan biriyim.”[2]

Ayrıca bakınız

Dış bağlantılar

Kaynakça

  1. ^ Saduk, Sevabu’l Amal ve İkabu’l Amal, s. 22.
  2. ^ a b c (Arapça) Saduk, et-Tevhid, 1389 h.k. s.25
  3. ^ "SİLSİLETÜ’z-ZEHEB" Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi. 37. cilt. İstanbul, 2009. Erişim: 30 Haziran 2022.
  4. ^ (Arapça) Saduk, El-emali, 1376 h.k. s.235
  5. ^ (Arapça) Saduk, Meâni'l Ahbâr, 1403 h.k. s.371
  6. ^ (Arapça) Saduk, Uyûnü aḫbâri’r-Rıżâ, 1378 h.k., c.2, s.135
  7. ^ Fetal Nişaburi, Revzet’ul- Vaizin, 1375 h.ş., c.1, s.42
  8. ^ Taberi Amuli, Beşaret'ul Mustafa, 1383 h.k., s.269
  9. ^ (Farsça) Habibi Tebar, Moruci Tabesi, Tevhit ve imamet der hadis-i Silsiletu’z Zeheb, 1392 h.ş., s.44
  10. ^ (Arapça) Münavi, Muhammed Abdürraûf, Feyżü’l-ḳadîr şerḥu’l-Câmiʿi’ṣ-ṣaġīr, 1391 h.k., c.4, s.641
  11. ^ (Arapça) İbn Hacer el-Heytemi, eṣ-Ṣavâʿiḳu’l-muḥriḳa, 1417 h.k., s.595
  12. ^ (Arapça) İbn Hacer el-Heytemi, eṣ-Ṣavâʿiḳu’l-muḥriḳa, 1417 h.k., c.2, s.594-5
  13. ^ (Arapça) Süleyman bin İbrahim Konduzi, Yenabi’i-ul Meveddet, 1422 h.k., s.364

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Hadis</span> İslam peygamberi Muhammede isnat edilen sözler ve fiiller

Hadis, Muhammed'e atfedilen ve onun sözleri, fiilleri, onaylamaları ve sıfatlarını içeren bilgilerdir. Hadis âlimleri buna sahabe ve tabiînin söz ve fiillerini de eklemişlerdir. Ancak bunlar kaynak olma bakımından Muhammed'in fiil ve sözleri ile aynı seviyede değildirler ve hadis ilmi içerisinde farklı şekilde isimlendirilirler.

<span class="mw-page-title-main">Buhârî</span> Buharalı Fars muhaddis

Buhârî ya da tam künyesiyle Ebû Abdillâh Muhammed bin İsmâîl bin İbrâhîm el-Cu'fî el-Buhârî, Buharalı Fars bir muhaddistir. Yazdığı Sahih-i Buhârî diye bilinen eser, daha sonradan Sünni Müslümanlar için güvenilir hadis kaynaklarını teşkil eden ve Kütüb-i Sitte diye anılan serinin ilk kitabıdır.

<span class="mw-page-title-main">Caferilik</span> İslam dininde bir fıkıh ekolü

Câferîlik ya da Câʿferîyye, İslam dininin Şii fıkıh mezheplerinden biridir. İsmini kurucusu olan Ca'fer es-Sâdık'tan (699-765) alır. Başta İran olmak üzere Azerbaycan ve Irak'ta yaygındır. Yer yer Türkiye'nin Kars, Iğdır gibi illerinde ve bazı İslam toplumlarında görülmektedir. İsnâ‘aşer’îyye'nin temelini teşkil eden fıkıh ekolüdür. Şiîlerin çoğunluğunun mensup olduğu fıkhî mezheptir. Günümüzde Şiîler başlıca üç ana fırkaya ayrılmışlardır. Bunlar nüfus oranlarına göre sırasıyla İsnâ‘aşer'îyye, İsmâ‘îl’îyye ve Zeyd’îyye fırkalarıdır. İran'nda hakim olan İsnâ‘aşer'îyye fırkasının %90'ının takip ettiği resmî fıkhî mezhep Câferîlik'tir. Ayrıca, İsmâ‘ilîğin Mustâ‘lî-Tâyyîb’îyye kolu tarafından da fıkhî meselelerde takip edilmekte olan mezheptir.

<span class="mw-page-title-main">Fatıma</span> İslam peygamberi Muhammedin küçük kızı

Fatıma bint Muhammed, Fatımatü'z-zehra, İslam peygamberi Muhammed'in kızı, Ali bin Ebu Talib'in eşi.

<span class="mw-page-title-main">Ebu Hanife</span> Hanefî mezhebinin öncüsü ve imamı olan din bilgini

Ebû Hanîfe veya tam adıyla Ebû Hanîfe Numân bin Sâbit bin Zûtâ bin Mâh İslam dininin dört fıkıh mezhebinden birisi olan Hanefi mezhebinin kurucusu ve Sünni fıkhının en büyük üstâdlarından biri sayılan İslam fıkıh ve hadis bilgini. Asıl adı "Nu’man bin Sâbit" olup sevenlerince ismi "İmâm-ı Â’zam" unvanıyla birlikte anılır.

Kıraât, Kur'an'ın farklı rivayetlerle gelen okunuş farklılıklarını ve kurallarını, bunların kaynağı olan kıraat alimleri ve rivayet zincirleriyle ilgilenen ilim dalıdır. Kur'an'ın serbest okunuşunu Kıraat-ı Aşere'ye göre içeren ve her defasında farklı okunan ve tonu ve içeriği de değiştiren bir yöntemdir.

Kelâm ya da İlm-i Kelâm ; İslâm dininin akāid konularını irdeleyen ve tarihî olarak bu çerçevede gelişen dinî-felsefî teorilerle ilgilenen ilim dalı. Bu anlamda kelâm, imanla ilgili konu ve sorulara izâh ve ispat getirme amacıyla geliştirilen teolojik felsefenin adıdır.

<span class="mw-page-title-main">I. Muâviye</span> İslam Devletinin Aliden sonraki halifesi ve Emevi Hanedanının kurucusu

Muaviye bin Ebu Süfyan, İslam Devleti'nin Hasan'dan sonraki halifesi ve Emevi Hanedanı'nın kurucusudur.

<span class="mw-page-title-main">Hasan bin Ali</span> Sünnilerin 5. halifesi, Şiilerin 2. imamı; sahabe

Hasan bin Ali bin Ebu Talib, Ali bin Ebu Talib ve Fatıma’nın büyük oğulları ve İslam peygamberi Muhammed'in ilk torunudur. Şiâ çoğunlukla onu on iki imamlarının ikincisi kabul eder, çok küçük bir fırkaya göre ise ikinci imam Hüseyin bin Ali'dir. Bununla birlikte hem Sünni, hem de Şiî ve Alevî İslam anlayışında çok önemli bir yeri vardır; onun, peygamberin Ehli beyt'inden olduğu konusunda herkes hemfikirdir. Babası ile 37 yıl, dedesi ile ise 8 yıl birlikte bulunmuştur. Soyundan gelenlere Şerif denilir.

<span class="mw-page-title-main">Mehdi</span> İslamda ahir zamanda gelip dünya hâkimiyetini gerçekleştireceğine inanılan kurtarıcı kişi

Mehdi, İslam'da ahir zamanda geleceğine ve İslam'ın dünya hakimiyetini gerçekleştireceğine inanılan kurtarıcı kişidir. "Kendisine rehberlik edilen", Allah tarafından yol gösterilen, hususi ve şahsi bir tarzda Allah'ın hidayetine nail olan kişi manasındadır. İnanç Kur'an'da yer almamakla birlikte bazı ayetlerin yorumları, hadisler ve dini önderlerin sözleri üzerinden değişik İslam coğrafyalarında kendisine yer edinmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Ebu Hureyre</span> sahabe

Ebu Hureyre (Arapça: أبو هريرة‎ ‎;, Yemen asıllı sahabe. Gerçek adı bilinmemekle birlikte Müslüman olmadan önceki adının Abdüamr, Sükeyn, Abdüşşems olduğu yönünde farklı rivayetler vardır. Sahipsiz kedi yavrularını besleyip büyütmesinden dolayı Kedicik babası anlamına gelen Ebu Hureyre ismiyle anılırdı.

<span class="mw-page-title-main">Ali er-Rızâ</span>

Ali er-Rıza,, tam ismi Ali bin Musa ibn-i Cafer, İslâm Peygamberi Muhammed'in yedinci göbekten torunudur. Şiîliğin İsnâaşerîyye mezhebinde ve onun kolları olan Câferîlik ile Alevîlik'te "Sekizinci İmâm" olarak yer alan "Ali er-Rıza" Mûsâ el-Kâzım'nın oğludur.

<span class="mw-page-title-main">Abdullah bin Abbas</span>

Abdullah bin Abbas, Tefsir ve fıkıh alanlarında otorite kabul edilen ve çok sayıda hadis rivayet eden İslam peygamberi Muhammed'in amcasının oğlu olan sahabe.

<span class="mw-page-title-main">Gadîr-i Hum</span> Muhammedin 632 yılında damadı Ali lehine bir beyan içeren vaazı.

Gadîr-i Hum İslam peygamberi Muhammed'in 16 Mart 632 tarihinde vereceği vaaz için Müslümanların toplanmış olduğu tarihsel etkinliktir. Şiilerin ve Arap Alevilerinin inancına göre İslam peygamberi bu vaazinde, Ali bin Ebu Talib'i kendisinden sonra gelecek halef tayin etmiştir. Bu günün hicri yıldönümü Şiiler ve Arap Alevileri tarafından her yıl Gadir-i Hum Bayramı olarak kutlanır.

Gayba Şiîliğin bazı mezheplerindeki İmâmet i'tikadında mevcût olan bu kavrama göre, bu mezheplerin kabul ettiği imâmlar içerisinde, "Saklanan", "Gizlenen" ya da "Görülmez" hâldeki imâm.

<span class="mw-page-title-main">Hadis çeşitleri</span> bir rivayet zinciri ile İslâmdaki önemli kişilere isnad edilen söz, fiil veya davranışlar

Hadisler bir rivayet zinciri ile İslâm'daki önemli kişilere isnad edilen söz, fiil veya davranışlardır. Hadisler, muhaddis denilen hadis âlimleri tarafından değişik sınıflandırmalara tâbî tutulmuşlardır. Ancak bu sınıflandırmalar mutlak olmayıp sınıflandırmayı yapan kişinin bilgi altyapısı, ön kabulleri, tanımları ve değerlendirmeleri gibi öznel unsurlara dayanır..

Sekeleyn hadisi, Muhammed Peygamber'den mütevatır, Kur'an ve göre nakl olan hadistir. Sekeleyn hadisinin doğruluğu bir Doktora tezinde Darü'l Tekrib-i Mezahib-i islam-i -de ispat edildi.

Kırtas Vak‘ası, Kalem kağıt hadisi veya Perşembe günkü felaket Muhammed'in ömrünün son günlerinde bir şeyler yazdırmasını istediği bir olayı ifade eder. Tarihi kayıtlarda tevatür haddinde yer alan bu hadis, Şii ve Sünni kaynaklarda nakletmiştir.

Hadis terminolojisi, İslam dininde, birincil kaynak Kur'an'dan sonra en önemli ikinci kaynak sayılan Muhammed'in hadislerinin, tespit edilip ilk dönemde sözlü daha sonraki dönemlerde yazılı olarak aktarımıyla uğraşan ilim dalındaki tüm terimleri ifade eder. İslam ilim tarihinde bu ifade daha çok ulumu'l hadis terimiyle karşılanabilir ki bu hadis ilmini ve onun alt disiplinlerini ifade eder.

<span class="mw-page-title-main">Sefine Hadisi</span>

Sefine Hadisi, İslam peygamberi Muhammedʼin meşhur hadislerinden biridir. Hadiste Muhammed’in Ehl-i Beyti, Nuh’un gemisine benzetilmiştir. Ona sığınanlar kurtulacaklar. Bu yüzden bu hadis, Sefine/Gemi Hadisi adıyla ünlenmiştir. Sefine hadisi güvenilir Şii ve Sünni kaynaklarında zikredilmiştir.