İçeriğe atla

Sevag Şahin Balıkçı'nın öldürülmesi

Sevag Şahin Balıkçı
Doğum1 Nisan 1986(1986-04-01)
İstanbul, Türkiye
Ölüm24 Nisan 2011 (25 yaşında)
Batman, Türkiye
Ölüm sebebiKurşun yarası
Defin yeriŞişli Ermeni Mezarlığı
41°03′50.2″K 28°59′26.9″D / 41.063944°K 28.990806°D / 41.063944; 28.990806

Sevag Şahin Balıkçı'nın öldürülmesi, Türk Silahlı Kuvvetlerinde askerlik hizmetini yerini getirmekte olan Er Sevag Balıkçı'nın (1 Nisan 1986,[1] - 24 Nisan 2011, Batman), terhisine 23 gün kala, Er Kıvanç Ağaoğlu tarafından tüfekle vurularak öldürülmesi olayıdır.[2] Olayın 24 Nisan 2011'de, Ermeni Soykırımı'nı Anma Günü'nde gerçekleşmesi, Balıkçı'nın da bir Türkiye Ermenisi olması bunun kaza değil cinayet olduğu yönünde görüşlerin oluşmasına ve buna bağlı tepkilere yol açmıştır.[3] Olayın ırkçı hislerle gerçekleştiği fikrinde birleşen, içinde eski milletvekili Ufuk Uras, Mor ve Ötesi grubunun üyelerinden Kerem Kabadayı, Hrant Dink'in eşi Rakel Dink ve oğlu Arat Dink'in de bulunduğu bir topluluk "Sevag İçin Adalet Girişimi" adlı grubu kurmuştur.[4] Kıvanç Ağaoğlu ırkçılık iddialarını reddetmiştir.[5] Diyarbakır Askerî Mahkemesi olayın dikkatsizlik sonucu gerçekleştiği hükmüne vardı. Balıkçı ailesinin itirazıyla yeniden görülmek üzere dava yerel sivil mahkemeye gönderildi. Ocak 2020'de Kozluk Asliye Ceza Mahkemesi kararıyla "olası kastla öldürme" suçlamasıyla Kıvanç Ağaoğlu 16 yıl 8 ay hapis cezası aldı ve duruşmada tutuklandı.[6] Yargıtay, Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen 16 yıl 8 ay cezayı 13 Temmuz 2021 de onadı. Batman Barosu Başkanı Erkan Şenses, “Yargıtay 1. Ceza Dairesi, askerlik yaparken öldürülen Sevag Balıkçı Davası’nda sanık Kıvanç Ağaoğlu hakkında Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin olası kastla öldürme suçundan verdiği 16 yıl 8 ay hapis cezasını onadı” paylaşımında bulundu.[7][8] Yargıtay 1. Ceza Dairesi, kararı onadı. Bir üye hakim ise Ağaoğlu’na kasten öldürme suçundan ceza verilmesi gerektiğini savunarak, şöyle dedi:

"Sanık mermiyi namluya sürmüş, maktule doğrultmuş, öleceğini bilerek ve muhakkak şekilde öngörerek ateş etmiştir. 1-2 metre mesafeden vücudun öldürücü nahiyesine bilerek ateş edilmesi sonucu meydana gelen ölüm, kasten öldürme suçudur."

Olay günü

Olay Ermeni Kırımı'nın yıldönümü olan 24 Nisan gününde, Batman Kozluk İlçe Jandarma Komutanlığı'na bağlı Gümüşörgü Jandarma Karakolu'nda vuku bulmuştur. Eskisinin yerine inşa edilmiş ve 55 askerden oluşan bir karakoldu. Olay gününden önce son üç ayda askerlerin iki temel görevi (1) günde tam altı saat nöbet tutmak ve (2) eski karakoldan sökülen tel örgüleri yeni binanın çevresine örmekti.[9]

Tel örgü işinin devam etmesi için emir verilip, dokuz asker seçildi. Başlarında çavuşluğa terfi edilen Abdullah Irmak ve astsubay Sadrettin Ersöz'ün durması gerekirken, erlerin içinden, Er Kıvanç Ağaoğlu, grubun sorumlusu olarak görevlendirildi.[10]

Nöbetçi Astsubay Talimatı'nda, nöbetçilerde karakol komutanının bilgisi olmadan değişiklik yapılamayacağı bildirilmiştir. Böylece nöbetten sonra askerlerin istirahate çekilmeleri gerekip başka işlere gönderilmeleri yasaktı. Ama yine de bazıları, örneğin Er Sevag Balıkçı, bu talimatlara aykırı olarak, saat 10'da nöbeti olduğu halde, arkadaşıyla yer değiştirerek, tel örgü işine gönderildi.[11]

Nöbetçi Astsubay Talimatı'nın 8. maddesine göre, askerler nöbete giderken veya nöbetten dönerken mutlaka doldur-boşalt istasyona uğramalı ve nöbetçi astsubay gözetimi ve denetiminde silahını boşaltmalıdır. Zorunlu olan bu işlemi sadece Er Sevag Balıkçı ve Er Halil Ekşi yapmıştı.[12] Tel örgü alanına yürürken, Er Kıvanç Ağaoğlu ve Er Naim Çelikbaş doldur-boşalt istasyonuna hiç uğramadan gittiler.[13]

Kıvanç Ağaoğlu, tel örgü bölgesinde, makinalı tüfek taşıyan Er Naim Çelikbaş'ı 50 metre uzaklıktaki bir mevziye gönderdi. Bir grup askeri de tel örgünün diğer ucuna gönderdi. Sevag'ın da içinde bulunduğu grubu ise tam kendisinin bulunduğu noktaya yerleştirdi. Görgü tanıklarından Er Halil Ekşi'nin verdiği ilk ifadeye göre, yaklaşık bir saat çalıştıktan sonra olanlar şu şekildedir:

Çalışırken Kıvanç bir anda tüfeği tam dolduruşa aldı. Normalde tüfek yarı dolu vaziyetteydi. Kıvanç'ın neden böyle yaptığını bilemiyorum ama tüfeği tam dolduruşa aldıktan sonra, muhtemelen şaka amaçlı olarak karşıda duran Şahin'e doğrultunca tüfek birden ateş aldı ve bir el silah sesi duyuldu. Şahin'in sağ yanından merminin girip sol yanından çıktığını gördüm.[14]

Er Ömer Korkmaz da kurşun sesinden hemen önce, Ağaoğlu'nun silahını havaya doğrultup doldur-boşalt yaptığını gördü. Çalışmak için kafasını yere eğince silah patladı diye ifade vermiştir.[15]

Dava süreci

Batman ilinin Kozluk ilçesi Gümüşgörü Jandarma Karakolu'nda askerliğini yaparken 24 Nisan 2011 günü Er Kıvanç Ağaoğlu'nun silahından çıkan kurşunla yaşamını yitiren Jandarma Er Sevag Şahin Balıkçı davası ‘Bilinçli taksirle adam öldürme’ suçlamasıyla 3 yıldan 9 yıla kadar hapis istemiyle Diyarbakır Askeri Mahkemesinde görüldü.

Görgü tanığı Halil Ekşi talimatla ifadesinin alınacağı Aydın'daki 3. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki duruşma öncesinde kendisini katil zanlısı Ağaoğlu'nun dayısı Bülent Kaya olarak tanıtan kişi tarafından telefonla arandığını, adı geçenin kendisine "Kıvanç lehine ifade versen daha iyi olur." dedikten sonra Ekşi ile Aydın'da buluştuğu ve Ekşi'nin, kendi yazdığı ifadeyi Kaya'ya teslim ettiği, Kaya'nın bir saat sonra Ekşi'ye değiştirilmiş bir metin ile gelip bu metni imzalamasını istediği basına yansımıştır. 9 Eylül 2011'deki duruşmada sözlü ifade yerine bu yazılı ifadeyi mahkemeye veren Ekşi, ifadesinde "Olay öncesi orada sözlü olarak şakalaşıyorlardı. Birbirleriyle çok samimiydiler. Silah sesi geldikten sonra baktım Kıvanç şoktaydı. Eğik vaziyette çalıştığım için silahını Şahin'e doğrultup doğrultmadığını göremedim. Kıvanç'ın silahı doldururken kazayla bu işin olduğu kanaatindeyim. Kesinlikle silahla şakalaşma yapılmadı." dedi. Bu ifadesinden sonra Ekşi, sanık Ağaoğlu'nun ailesince yönlendirildiğini belirtti ve ifadesini değiştirip Ağaoğlu'nun Balıkçı'yı kasten öldürdüğünü ifade etti. Ekşi, sanık Ağaoğlu’nun aile dostu Bülent Kaya tarafından kendisine imzalattırılan yazılı belgeyi delil olarak mahkemeye sundu.

Balıkçı'nın avukatı İsmail Cem Alavut, tanıkların ifadesinin sonradan değiştirildiğinin, tanık Ekşi'nin mahkemeye sunduğu delille belgelenmiş olduğunu belirterek "Süreç kapanmış değil. Sanığın aile dostu olan Bülent Kaya isimli bir şahıs tanığa yazılı bir belge imzalattırıyor. Mahkemeye bu belge de sunuldu. Bununla ilgili suç duyurusunda bulunduk. Delillerin toplanması talebimiz var. Olayı daha net bir şekilde ortaya koyduktan sonra sanığın yeniden tutuklanmasını talep edebiliriz, süreç kapanmış değil. Tanıkların daha sonra baskı altında yönlendirilerek ifade verdiği ortaya çıkmıştır." dedi.[16][17]

26 Mart 2013'te Diyarbakır 2. Taktik Hava Kuvvet Komutanlığı Askeri Mahkemesi'nde görülen karar duruşmasına sanıklar Kıvanç Ağaoğlu ve Sadrettin Ersöz, olayda yaşamını yitiren Sevag Balıkçı'nın anne-babası ve avukatlar katılmıştır.[5][18]

Müdahil avukatı İsmail Cem Halavut, asker ölümlerine ilişkin ihmal iddialarının daha ciddi ve komplike şekilde bir sistem sorunu olarak ele alınması gerektiğini düşündüklerini savunarak:

"Ersöz, bu davada olay günü nöbetçi olduğu için karşımızda bulunuyor. Karakolda daha tecrübeli olan 1988 yılında orduda göreve başlamış Kenan Üzyetici'nin de sorumluluğu vardır. Hatta karakolda denetim görevlerini yapan sıralı amirler de yargılanmalıdır. Sevag olayı olduktan sonra duruşmaların devam ettiği sıralarda Türkiye'de iki olay oldu. Bu olaylardan biri Uludere olayıdır. Diğer olay ise Afyon'daki patlamadır. Demokratik bir ülkede bunların yaşanması durumunda Genelkurmay Başkanı'nın ve hatta Savunma Bakanı'nın istifa etmesi beklenir. Bu kişilerin istifa etmediği ülkemizde bu olayın sadece Sadrettin Ersöz'ün üzerine yıkılması sistemin kendisini aklama çabasıdır. Bu nedenle Ersöz ile ilgili tüm takdiri ve yasal indirimlerin uygulanması gerektiğini düşünüyorum."

demiştir.[5][18]

Sanık Avukatı İbrahim Gök ise müvekkilinin olaydan sonra antidepresan ilaçlar kullandığını belirterek "Olay nedeniyle kendisi ve ailesi ruhen çöküntü yaşıyor. Olayın Ermeni Soykırımı'nın yıldönümü olan 24 Nisan günü yaşanması üzüntü vericidir. Müvekkilimin içinde bulunduğu durum farklı şekilde yansıtılmaya çalışılmıştır. Müvekkilim olaydan sonra tutuklanmıştır. 3 ay boyunca cezaevinde kalmıştır" ifadesini kullanmıştır.[5][18]

Kıvanç Ağaoğlu: "Biz ırkçı bir aileysek annem ve babam nasıl bunca farklı din, dil ve ırkta bulunan kişilere öğretmenlik ve başkanlık yapabilir? Bu hayatta bir kardeşimi kaybettim. Bu olaydan dolayı üzgünüm. Sevag bir kez öldü. Ben her gün ölüyorum. Söyleyecek fazla bir şey yok. Takdir mahkemenindir." demiştir.[5][18]

Garabet Balıkçı: "Olay, mahkemede kaza olarak nitelendiriliyor. Olay kaza ise mahkemenizden aydınlatılmasını istiyorum. Bu bir trafik kazası değil herhalde. Herhalde orada ışıklar vardı. Sevag kırmızı ışıkta geçti araba çarptı ve kaza oldu. Bu olayın kaza olmadığını sizler de tanıkların verdiği ifadeler ve CD'lerde seyrettiğinizde anlıyorsunuz. Ben olayın kaza olduğunu hiçbir zaman düşünmedim. Sonuna kadar mücadelemi sürdüreceğim" demiştir.[5][18]

Ani Balıkçı: "Bir insan suçsuzsa kazara bir insanın canına kıydıysa neden şahitleri etki altına alır ki? Etki altında olmadan verilen ilk ifadeler neden göz ardı edilir? Bu olayı kaza olarak nitelendirip görevimiz bitti diyebilir misiniz? Bunları anlamakta zorlanıyoruz." demiştir.[5][18]

Karar

Kıvanç Ağaoğlu, "silahıyla dikkatsizlik sonucu bir kişinin ölümüne sebebiyet vermek" suretiyle "taksir ile öldürme" suçunu işlediği gerekçesiyle 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezasına çarptırıldı. Astsubay Çavuş Sadrettin Ersöz ise "ihmal suretiyle görevi kötüye kullanmak" suçunu işlediği gerekçesiyle 5 ay hapis cezasına çarptırıldı. Ayrıca Ersöz'ün, mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl süreyle denetim süresine tabi tutulmasını da kararlaştırıldı.[5][18]

Tanıklar hakkındaki dava

Tanık Halil Ekşi hakkında ‘yalancı tanıklık’ yapmak suçundan Aydın’da açılan davada Ekşi’yi tehdit eden Bülent Kaya da yargılandı. 16 Aralık 2015’te Aydın 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada mahkeme, Halil Ekşi’yi ‘yalancı tanıklık’ yapmaktan 2 yıl 1 ay, Bülent Kaya'yı da ‘birden fazla kez yalan tanıklığa azmettirme’ suçundan 2 yıl 13 ay hapis cezasına çarptırdı.

Davanın yeniden görülmesi

Balıkçı ailesi karara Askeri Yargıtay’da itiraz etti ve yerel mahkemenin kararı usul yönünden bozularak yeniden yerel mahkemeye gönderildi. Bu süreçte askeri yargının 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kaldırılması üzerine dosya, Balıkçı’nın öldürüldüğü Batman’ın Kozluk ilçesine gönderildi. Dosya, Kozluk Asliye Ceza Mahkemesi’nde 8 Şubat 2018'de yeniden görülmeye başlandı.[19] Ocak 2020'de Kozluk Asliye Ceza Mahkemesi kararıyla "olası kastla öldürme" suçlamasıyla Kıvanç Ağaoğlu 16 yıl 8 ay hapis cezası aldı ve duruşmada tutuklandı.[6]

Hakkında

Gazeteci yazar İsmail Saymaz'ın, zorunlu askerlik yaparken, tahkir, kötü muamele, dayak, eziyet, intihar ve cinayet sonucu hayatını kaybeden askerlerin durumuna açıklık getirmeyi amaçladığı Esas Duruşta Cinayet kitabında Sevan Balıkçı'nın öldürülmesi davası da yer aldı. Kitabında Balıkçı'nın sanık Kıvanç Ağaoğlu ile birlikte bir fotoğrafına da yer veren Saymaz fotoğrafı izinsiz kullandığı gerekçesiyle soruşturmaya uğradı, ancak kışlada çekilen fotoğrafın özel yaşam kapsamında değerlendirilmeyeceği gerekçesiyle takipsizlik kararı verildi.[20] Kitaptaki röportajda Balıkçı'nın annesi ve babası Ani ve Garbis Balıkçı ölümünden önceki 24 günü söz konusu ederek olayın kaza olmadığı hakkındaki düşüncelerini paylaşıyor.[21]

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. ^ "Ani Balıkçı'dan oğlu Sevag'a mektup: Kişer Pari* bir tanem". Radikal. 1 Nisan 2012. 9 Temmuz 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Aralık 2012. 
  2. ^ "Basın toplantısına çağrı: Sevag için adalet!". Askerhaklari.com. 9 Şubat 2012. 13 Şubat 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Şubat 2012. 
  3. ^ ""Sevag Balıkçı" Duruşmasında..." Bianet. 28 Ocak 2013. 6 Nisan 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Şubat 2013. 
  4. ^ ""Sevag Irkçı Hislerle Öldürüldü"". Bianet. 10 Şubat 2012. 5 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Şubat 2013. 
  5. ^ a b c d e f g h "Er Sevag davasında karar açıklandı". CNNTürk. 26 Mart 2013. 31 Mart 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 25 Mayıs 2013. 
  6. ^ a b "Arşivlenmiş kopya". 13 Ocak 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 13 Ocak 2020. 
  7. ^ "Yargıtay 1. Ceza Dairesi, askerlik yaparken öldürülen Sevag Balıkçı Davası'nda sanık Kıvanç Ağaoğlu hakkında Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin olası kastla öldürme suçundan verdiği 16 yıl 8 ay hapis cezasını onadı". Twitter. 13 Temmuz 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 24 Nisan 2023. 
  8. ^ "Yargıtay, Sevag Balıkçı kararını onadı". Kronos Haber. 13 Temmuz 2021. 13 Temmuz 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 14 Temmuz 2021. 
  9. ^ İsmail Saymaz: Esas Duruşta Cinayet, 2014, 3. Baskı, s. 153-154
  10. ^ İsmail Saymaz: Esas Duruşta Cinayet, 2014, 3. Baskı, s. 155-156
  11. ^ İsmail Saymaz: Esas Duruşta Cinayet, 2014, 3. Baskı, s. 156-157
  12. ^ İsmail Saymaz: Esas Duruşta Cinayet, 2014, 3. Baskı, s. 157
  13. ^ İsmail Saymaz: Esas Duruşta Cinayet, 2014, 3. Baskı, s. 156
  14. ^ İsmail Saymaz: Esas Duruşta Cinayet, 2014, 3. Baskı, s. 158
  15. ^ İsmail Saymaz: Esas Duruşta Cinayet, 2014, 3. Baskı, s. 159
  16. ^ Kılıçgedik, Bahar (31 Ocak 2011). "Er Sevag'ı öldürmek..." Diyarbakır: Taraf. 4 Şubat 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  17. ^ "Sevag'ın ölümündeki sisi dağıtan pişmanlık". Radikal. 27 Ocak 2012. Erişim tarihi: 11 Şubat 2012. 
  18. ^ a b c d e f g "Karar:Taksirle öldürmek". Yeni Şafak. 26 Mart 2013. Erişim tarihi: 25 Mayıs 2013. 
  19. ^ "Sevag Balıkçı davası altı yıl sonra sivil mahkemede". 4 Kasım 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Kasım 2017. 
  20. ^ ""Kışlada Çekilen Fotoğraf Özel Yaşama Girmez"". 7 Kasım 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Kasım 2017. 
  21. ^ "Esas duruşta cinayet". 7 Kasım 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Kasım 2017. 

İlgili Araştırma Makaleleri

2005 Şemdinli olayları, 9 Kasım 2005'te Hakkâri ili Şemdinli ilçesindeki Umut Kitabevinin bombalanması olayıdır.

<span class="mw-page-title-main">Erdal Eren</span> Türkiye Devrimci Komünist Partisi militanı

Erdal Eren, Halkın Kurtuluşu ve Türkiye Devrimci Komünist Partisi mensubu militan. 12 Eylül Darbesi'nden sonra 1980-1984 arasında idam edilen 50 mahkûmdan biridir. 2 Şubat 1980 günü Piyade Er Zekeriya Önge'yi öldürdüğü iddiası ile yargılanıp 19 Mart 1980'de ölüm cezasına çarptırılmış, darbe sonrasında idam edilmiştir.

Duruşma, yargılamalarda iddia ve savunma makamlarının delillere dayanarak tartıştıkları sürece denir. Ayrıca taraflar arasında doğan uyuşmazlıklar gene mahkemelerdeki duruşmalarda karara bağlanır.

Ankara cinayeti, 1945 yılında Ankara'da işlenen, üst düzey bürokratların adının karıştığı bir cinayettir.

Manisa davası ya da Manisalı gençler davası, Manisa'da, çoğu lise öğrencisi olan 16 gence 26 Aralık 1995'te gözaltına alınmalarının ardından yasa dışı örgüt üyesi oldukları iddiasıyla açılan dava ile bu gençlere gözaltında işkence yaptıkları iddiasıyla polislere karşı açılan davalara, basında ve halk arasında verilen addır. Davalar Türkiye'de insan hakları alanında verilen mücadelenin simgesi oldu ve uzun süre devam etti.

Yıldız Mahkemesi, 27 Haziran- 29 Haziran 1881 tarihleri arasında Yıldız Sarayı'nın bahçesinde kurulan bir çadırda yapılan, Osmanlı padişahı Abdülaziz'i öldürmekle suçlanan sanıkların yargılandığı özel amaçlı bir mahkemeydi.

Adnan Çolak, 1992-1995 yılları arasında Artvin'de işlediği cinayetlerle Artvin Canavarı olarak adını duyuran Türk seri katil ve tecavüzcüdür. Üç yıla yakın sürede 68 ile 95 yaşlarındaki altısı kadın toplam 11 kişiyi öldürmüş ve kadınlara öldürmeden önce tecavüz etmiştir. Kurbanlarından ikisi tecavüzüne uğramış ancak ağır yara alarak kurtulmuştur. Yaralı kurtulan ikinci kurban yakalanmasını sağlamıştır. Rahşan Affı ile 2005 yılında serbest kalmıştır.

Ergenekon davaları veya Ergenekon kumpası, iddia olunan Ergenekon örgütü kapsamında açılan davalardır.

Balyoz ya da Balyoz Harekât Planı 5-7 Mart 2003 tarihlerinde 1. Ordu karargâhında düzenlenen plan seminerinde Türkiye hükûmetini devirmek amacıyla Çetin Doğan liderliğinde hazırlandığı iddia edilen askerî darbe planıdır. Yapılan yargılamalar sonucu, darbe planlarının gerçeği yansıtmadığı ortaya çıkmıştır.

Kemal Arıkan suikastı, 28 Ocak 1982 tarihinde Türkiye'nin Los Angeles Başkonsolosu Kemal Arıkan'ın Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları üyesi Hampig Sasunyan ve Krikor Saliba tarafından uğradığı suikast sonucu öldürülmesi.

12 Eylül Davası, 12 Eylül Darbesi'ni gerçekleştiren komutanlardan hayatta kalanların yargılandığı dava. Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya, 765 sayılı TCK'nin "Devlet Kuvvetleri Aleyhine Cürümler" başlıklı 146. maddesi uyarınca müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Tahsin Şahinkaya'nın, Kenan Evren’den iki ay sonra, 90 yaşında ölmesiyle Yargıtay aşamasındaki dava düştü ve kararlar kesinleşmedi. Yıllar sonra, 15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi sonrası; Kenan Evren'in ifadesini alan dönemin Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili, Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya'ya dava açan dönemin Ankara Cumhuriyet Savcısı, açılan davaya ilk bakan hâkimler ve iddia makamında bulunan savcılar, "Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) soruşturması" kapsamında meslekten ihraç edildi. Daha sonra bazıları yargılandı ve mahkûm oldu.

Serpil Yeşilyurt cinayeti, 3 Ekim 1998 tarihinde annesi Hanım Yeşilyurt ile birlikte kaçırıldıktan sonra tecavüz edilip doksan yerinden bıçaklanan Serpil Yeşilyurt'un öldürülmesidir. Yaşları 15 ile 17 arasında değişen dört tinerci tarafından işlenen cinayette tecavüze uğrayan anne Yeşilyurt ise ağır yaralı olarak kurtulmuştur. Cinayetin işleniş şekli ve dava süreci uzun süre Türk kamuoyunu meşgul etmiştir.

Esas Duruşta Cinayet-Kışlalarda Neler Oluyor?, gazeteci yazar İsmail Saymaz'ın askerlikteki kuşkulu ölümleri konu edindiği 2014 yılında İletişim Yayınları'ndan çıkan kitabı. Dayak, intihar, silah, mayın ve patlama sonucu meydana gelen asker ölümlerinin 15 dava dosyası üzerinden incelendiği ‘Esas Duruşta Cinayet’ Saymaz'ın yedinci kitabı. Saymaz kitabı hazırlarken birçok emekli ve muvazzaf subay ve astsubaydan katkı gördüğünü ifade etmiştir. Kitapta aileleriyle de röportajlara yer verilen askerlerden bazıları şunlar: İskenderun'da işkenceyle öldürülen Murat Polat, Sevag Şahin Balıkçı, Afyonkarahisar'daki patlamada ölen Tolga Taştan, dövülerek öldürülen Uğur Kantar/ nöbetçi kulübesinde öldürülen Er Eren Özel.

Gezi Parkı davası, 28 Mayıs - 30 Ağustos 2013 tarihleri arasında gerçekleşen Gezi Parkı olaylarını organize ettikleri iddiası ile 16 kişinin yargılandığı davadır.

Emine Bulut cinayeti, 38 yaşındaki Emine Bulut'un 18 Ağustos 2019'da Kırıkkale'de eski eşi Fedai Varan tarafından bıçaklanarak öldürülmesidir.

Bilge köyü katliamı ya da Mardin nişan töreni katliamı, köy korucusu Mehmet Çelebi tarafından 4 Mayıs 2009'da Mardin'in Mazıdağı ilçesine bağlı Bilge köyünde en az kırk dört kişinin öldüğü bir nişan töreninde yapılmış bir katliamdır. Saldırı, en az iki maskeli saldırgan tarafından el bombaları ve otomatik silahlar kullanılarak gerçekleştirildi.

Cinsiyet suçlarının kovuşturulması, tecavüz ve diğer cinsel şiddet suçlarının kovuşturulmasına yönelik yasal işlemlerdir.

<span class="mw-page-title-main">1998 Anıtkabir ve Fatih Camii saldırıları girişimi</span> Hilâfet Devleti örgütü tarafından planlanmış terör saldırıları girişimi

Köln, Almanya merkezli Hilâfet Devleti adlı örgütün lideri Metin Kaplan'a bağlı kişiler, 1998'deki 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları sırasında, Ankara'daki Anıtkabir ile İstanbul'daki Fatih Camii'ne bir dizi saldırı düzenlemeyi planladıkları gerekçesiyle, Türk emniyet birimlerinin 28 Ekim'de düzenlediği harekâtlarla birlikte yakalanmaya başlandı. Soruşturmaya göre, iki gruba ayrılan ve birbirlerinden habersiz bir şekilde hareket eden 15 kişi, 29 Ekim sabahı Fatih Camii'ne girerek caminin minaresi ile kubbesine pankart asıp gerekirse polisle çatışmayı planlamıştı. İkinci grup ise kiraladığı uçakla Anıtkabir'e bir intihar saldırısı gerçekleştirecekti. Hazırlanan iddianame doğrultusunda 29 kişi hakkında Aralık 1998'de, İstanbul 2 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde bir dava açıldı. 25 Mayıs 1999'da ilk duruşması gerçekleştirilen dava 11 Nisan 2000'de, 14 sanığın çeşitli hapis cezasına çarptırılması ve 15 sanığın beraat etmesiyle sonuçlandı.

Fatma Şengül cinayeti, İstanbul'da çaycılık yapan Fatma Şengül'ün 30 Mart 2019'da kendisi ile aynı işyerinde çalışan Zeynel Akbaş adlı erkek tarafından evinin önünde öldürülmesidir.

15 ve 20 Kasım 2003 tarihlerinde, Türkiye'nin İstanbul şehrindeki dört noktada, her bir günde ikişer patlayıcı yüklü kamyonetin infilak ettirilmesiyle dört intihar saldırısı gerçekleştirildi. 15 Kasım'da sırasıyla Şişli'deki Bet İsrael Sinagogu ile Beyoğlu'ndaki Neve Şalom Sinagogu, 20 Kasım'da ise Beyoğlu'ndaki Birleşik Krallık'ın İstanbul Başkonsolosluğu binası ile Beşiktaş'taki HSBC Genel Merkezi binası, saldırıların hedefiydi.