İçeriğe atla

Serebral perfüzyon basıncı

Serebral perfüzyon basıncı veya SPB kanın beyin içerisine akışını sağlayan net basınç farkıdır. Bu basınç farkı sınırlı aralıkta tutulmaktadır. Düşük serebral perfüzyon basıncında kan akımı azalacağından iskemi ve kalıcı veya geçici beyin hasarı meydana gelebilir. Fazla olduğu durtumlarda ise kafa içi basınç arttırır.

Tanım

Kafa tası iç hacmi kafatasının kemik yapısından dolayı sabittir. Bu hacmi 3 ayrı bileşen oluşturur. Bu bileşenler: Kan, Beyin omurilik sıvısı ve beyinin yumuşak dokusudur. Bu bileşenler kafa içinde hacimsel olarak denge halindedirler. herhangi birinde ortaya çıkacak hacimsel değişim, diğerlerinin hacminde değişiklik olmasını gerektirir. Kan ve Beyin omurilik sıvısının sıkıştırılma dirençleri yüksektir, beyin dokusunun ise direnci düşüktür ve kolayca hacimsel değişikliğe uğrayabilir.

Serebral perfüzyon basıncı (SPB), Serebral kan akımını (SKA) sağlayacak basınç gradientidir. Serebrovasküler rezistans (SVR) ile ters orantılıdır.

SPB matematiksel olarak: (OAB: Ortalama arter basıncı, KIB: Kafa içi basınç)

Fizyolojik olarak kafa içi basıncı arttığı durumlarda beynin perfüzyon basıncı azalır ve hücrelere gider kan miktarı azalır. Bu iki mekanizma ile ortaya çıkar:

  • Kafa içi basıncı artışına bağlı kalpten gelen kan, basıncı yüksek olduğu ortama yeterince geçemez,
  • Artan kada içi basıncı damarlara dışardan baskı uygulayarak direnci arttırır.

Normal şartlarda beyaz cevherde kan akımı 20 ml/100 gr/ dakika, gri cevherde ise 70 ml/100 gr/dakikadır. Bu akım 15 ml/100gr/dakikanın altında düşerse geri dönüşsüz beyin hasarı meydana gelir.[1]

Otoregülasyon

Normal şartlarda OAB'nin 60-160 mmHg ve KIB'nın 10 mmHg olduğu durumlarda (SPB 50-150) beyine kan akımının sağlanabilmesi otoregülasyon mekanizmaları çalışır.[2][3] Bu otoregülasyon mekanizmaları belirli aralıkta çalışır ve bu limitlerin dışına çıkıldığında yeterli SKA sağlanamaz.[4] Otoregülasyon limitlerinin dışında çıkıldığında artan Ortalama arter basıncı (OAB) serebral kan akımını (SKA) arttırırken, artan kafa içi basıncı ile serebral kan akımını azaltır. Bu nedenle travmatik beyin yaralanmalarında kafa içi basıncı arttığı için sonuçları ölümcül olabilir.Kafa travmalı hastalarda yeterli serebral kan akımını sağlayabilmek için serebral perfüzyon basıncının 70 mmHg'nin üstünde tutulması önerilir.[5][6] Çocuklarda ise öneri 60 mmHg'dir.[5] Otoregülasyon sınırları içerisinde serebral perfüzyon basıncı düşerse çok hızlı bir şekilde beyin kan damarlarında genişlemeye bağlı direnç düşürülür ve kan akımı eski haline getirilir. Bu regülasyon saniyeler içerisinde sağlanır. Kan akımındaki bu ani veya zamanla ortaya çıkan değişiklere bağlı beyin kan akımının sağlanmasına dinamik serebral otoregülasyon olarak isimlendirilir.[4]

Kaynakça

  1. ^ Cunningham, A.S., Physiological thresholds for irreversible tissue damage in contusional regions following traumatic brain injury. Brain, 2005. 128(Pt 8): p. 1931-42
  2. ^ Steiner, Steiner (Temmuz 2006). "Monitoring the injured brain: ICP and CBF". British journal of anaesthesia. 97 (1). ss. 26-38. doi:10.1093/bja/ael110. PMID 16698860. 
  3. ^ Duschek, Duschek (Nisan 2007). "Reduced brain perfusion and cognitive performance due to constitutional hypotension". Clinical autonomic research : official journal of the Clinical Autonomic Research Society. 17 (2). ss. 69-76. doi:10.1007/s10286-006-0379-7. PMID 17106628. 
  4. ^ a b van Beek, van Beek (Haziran 2008). "Cerebral autoregulation: an overview of current concepts and methodology with special focus on the elderly". Journal of cerebral blood flow and metabolism : official journal of the International Society of Cerebral Blood Flow and Metabolism. 28 (6). ss. 1071-85. doi:10.1038/jcbfm.2008.13. PMID 18349877. 
  5. ^ a b Tolias, C; Sgouros, S (2 Mart 2007). "Initial Evaluation and Management of CNS Injury : Article by Christos Tolias, PhD, FRCS". web.archive.org. 16 Mayıs 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Mayıs 2020. 
  6. ^ Czosnyka, Czosnyka (Haziran 2004). "Monitoring and interpretation of intracranial pressure". Journal of neurology, neurosurgery, and psychiatry. 75 (6). ss. 813-21. doi:10.1136/jnnp.2003.033126. PMID 15145991. 

İlgili Araştırma Makaleleri

Şok, kalbin aorta attığı kanın akut olarak azalmasına bağlı bir hipoperfüzyon sendromdur. Şok olgusunda yaşamsal dokulara ve organlara yeterli kan gidemez. Dolaşan kanın azalması, dokuların oksijen ve enerji kaynaklarının kesilmesi, metabolizma artıklarının temizlenememesi anlamına gelir. Başlangıç belirtiler hipotansiyon, bilinç kaybı, ağızda kuruluk, deride solukluk, terleme, nabızda artma/azalma, laktik asidoz, parmak uçlarında ve dudaklarda siyanozdur.

<span class="mw-page-title-main">Yüksek tansiyon</span> atardamarlardaki kan basıncının yükseldiği kronik bir tıbbi durum

Yüksek tansiyon da denilen hipertansiyon, atardamarlardaki kan basıncının sürekli yükseldiği uzun süreli tıbbi bir durumdur. Yüksek tansiyon genellikle semptomlara neden olmaz. Ancak felç, koroner arter hastalığı, kalp yetmezliği, atriyal fibrilasyon, periferik arter hastalığı, görme kaybı, kronik böbrek hastalığı ve demans için önemli risk faktörüdür.

<span class="mw-page-title-main">Ödem</span>

Ödem, kan sıvısının damar dışına çıkması ve hücreler arasındaki sıvının artışı olgusudur. Ödemin yaygın biçimine anazarka (anasarca) denir. Ödem olgusunun temel ilkesi, kan sıvısı ile hücre dışı (ekstrasellüler) sıvı arasındaki dengenin yitirilmesidir. İnsan vücudunda ortalama 40 litre sıvı vardır. Bu sıvının yaklaşık ½ ‘si hücrelerin içindedir. Öteki yarısı ise kanı, lenf sıvısını ve hücreler arasındaki sıvıyı oluşturur. Kan ve lenf sıvılarının dengesini proteinler sağlar. Bunların dışındaki sıvı türlerinin dengesi elektrolitlere bağlıdır. Hücre içi sıvı dengesini potasyum, hücre dışı sıvı dengesini ise sodyum denetler.

<span class="mw-page-title-main">Hipotalamus</span> diensefalonun bir parçası

Hipotalamus, beyinde talamusun altında bulunan ve üçüncü ventrikülün tabanını oluşturan önbeyin bölgesidir. Küçük nukleuslardan oluşur ve en önemli görevlerinden birisi hipofiz bezi aracılığı ile beyin ve endokrin sistem arasındaki bağlantıyı sağlamaktır.

<span class="mw-page-title-main">Hipoksi (tıp)</span>

Hipoksi, beden dokularında oksijen oranının azalması ile karakterizedir. Genel olarak, dokulara oksijen iletiminin yetersizliğini ifade eder. Hipoksi yetersiz doku perfüzyonu, metabolik bozukluklar veya oksijen kaynağı eksikliği gibi nedenlerle oluşur. Sadece kandaki yetersiz oksijen durumu için hipoksemi terimi kullanılır.

<span class="mw-page-title-main">İnsan beyni</span> insan sinir sisteminin ana organı

İnsan beyni, insan sinir sisteminin merkezi organıdır ve omurilikle birlikte merkezi sinir sistemini oluşturur.

<span class="mw-page-title-main">Hidrosefali</span> beyin ventriküllerinde ve boşluklarında normalin üzerinde BOS birikmesi

Hidrosefali, "beyinde su toplanması" olarak da bilinen, beyin ventriküllerinde ve boşluklarında normalin üzerinde BOS birikmesi durumudur. Bu durum kafatasının içindeki kafa boşluğunda basıncın artmasına ve kafanın artan ölçüde büyümesine, kasılmalara ve zihinsel engelli olma sonuçlarına yol açabilir. Bu terim hidro (su) ve sefali (kafa) terimlerinden türemiştir.

<span class="mw-page-title-main">Willis poligonu</span> Beyni besleyen temel arterlerin dolaşımsal anastomozu

Willis poligonu veya çemberi, beyin ve çevresindeki dokulara kan sağlayan bir anastomoz. İngiliz hekim Thomas Willis'e (1621-1675) atfen isimlendirilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Subaraknoid kanama</span> Subaraknoid aralığa kanama

Subaraknoid kanama, araknoid membran ile beyni çevreleyen pia mater arasındaki alan olan subaraknoid boşlukta meydana gelen kanamalardır.

Eksternal ventriküler drenaj (EVD) ayrıca ventrikülostomi veya sadece ventriküler drenaj olarak da bilinir. Sistem beyin cerrahları tarafından beyin omurilik sıvısının dolaşımının veya emiliminin bozulduğu durumlarda artmış kafa içi basıncının azaltılması için kullanılır. EVD, silikon esnek bir kataterin, yoğun bakımda hasta başında veya ameliyathanede takılması sonrası hastanın yoğun bakımda takibini gerektirir. EVD'nin amacı BOS'u dışarı boşaltmak ve kafa içi basıncın takibini sağlamaktır. EVD takılması esnasında meydana gelebilecek kanama gibi komplikasyonlar nedeniyle bu işlem tam olarak beyin cerrahisi işlemlerinin tümünün yapıldığı bir merkezde uygulanması tavsiye edilir. EVD hidrosefalinin tedavisinde kısa süreli uygulanan bir yöntemdir. Uzun dönemde hidrosefalinin düzelmeyeceği hastalarda ya direk serebral şant takılır veya EVD takılmış hastaların şantları kapalı sisteme alınır.

<span class="mw-page-title-main">Kafa içi basıncı</span> kafatası içerisinde kan, BOS ve beyin dokusunun oluşturduğu basınç

Kafa içi basıncı (KIB) veya intrakraniyal basınç (İKB) kafatası içerisindeki Beyin-omurilik sıvısı ve beyinin oluşturduğu basınçtır. Ölçü birimi milimetre-cıva (mmHg)'dır. Düz zeminde uzanan sağlıklı bir erişkinde normal aralık 7-15 mmHg aralığındadır. Vücut kafa içi basıncını denge halinde tutmak için bir takım mekanizmalara sahiptir. Kafa içi basıncında 1 mmHg civarında oynamalar meydana gelebilir. Bunlar pozisyon, beyin omurilik sıvısının emilimi veya üretimi esnasında olur ve hızla dengelenir. Kafa içi basınç değişikliklerine sebep olan etkene bağlı olarak kafatası sabit bir hacime sahip olduğu için içerideki diğer bileşenlerde hacimsel değişimler meydana gelir. Öksürmek veya ıkınmak gibi bazı manevralardan sonra da göğüs içi ve karın içi basıncındaki artışa bağlı ana toplar damarlar üzerindeki basınç ve dolayısıyla direnç artacağından kafa içi basıncıda yükselir. Normal şartlarda kafa içi basıncı sağlıklı bir erişkinde 7-17 mmHg civarındadır. Bu değerin 20 mmHg'nin üstine çıkması durumunda artmış kafa içi basıncı veya kafa içi hipertansiyonu olarak adlandırılır ve tedavi gerektirir.

<span class="mw-page-title-main">Serebral dolaşım</span> beynin kan dolaşımı

Serebral dolaşım kalpten pompalanan kanın beyin içerisindeki damar ağında dolaşımını ifade etmektedir. Bu dolaşım miktarı dakikada ortalama 750 ml'dir ve kardiyak çıkışın % 15'tir. Kalpten çıkan oksijenlenmiş kan, arterler ile beyne gelir, bu esnada glikoz ve diğer metabolitlerde beyne taşınır. Metabolizma ürünleri ve oksijeni azalmış kan ise venler ile toplanarak kalbin sağ kulakçığına getirilir. Beyne gelen kan miktarı bazı faktörler ile değişir ve bu değişimleri hızlı şekilde dengelemek için beynin otoregülasyon mekanizmaları vardır.

<span class="mw-page-title-main">Venöz sinus trombozu</span> Serebral sinusler içerisinde pıhtı oluşmasına bağlı ortaya çıkan dolaşım bozukluğu durumu

Serebral venöz sinus trombozu beyinde venöz kanı taşıyan dural venöz sinuslerde pıhtı oluşmasına bağlı ortaya çıkan dolaşım bozukluğu ve beraberinde ortaya çıkan klinik durumu tanımlamak için kullanılır. Semptomlar baş ağrısı, bulanık görme, bulantı, kusma, nöbet, tek veya çift taraflı kuvvet kayıpları, duyu kayıplarıdır.

<span class="mw-page-title-main">İntraserebral kanama</span>

İntraserebral kanama, beynin dokularına, ventriküllerine veya her ikisine birden kanamadır. Kafatasında bir tür kanamadır ve bir tür felçtir.

<span class="mw-page-title-main">İntrakraniyal anevrizma</span> serebrovsküler hastalık

Beyin anevrizması veya Serebral anevrizma olarak da bilinen intrakraniyal anevrizma, çoğunlukla bir serebral arter duvarındaki zayıflık sonucu damarda lokal bir genişleme veya balonlaşmanın gerçekleştiği serebrovasküler hastalıktır.

<span class="mw-page-title-main">Beyin herniasyonu</span>

Beyin herniasyonu , beynin bir kısmının kafatası içindeki yapılar arasında sıkıştığında ortaya çıkan, kafatası içindeki çok yüksek basıncın potansiyel olarak ölümcül bir yan etkisidir. Beyin bu durumda, falx cerebri, tentorium cerebelli gibi yapılar arasından, hatta foramen magnum içinden geçebilir. Fıtıklaşma, kitle etkisine neden olan ve kafa içi basıncını (ICP) artıran bir dizi faktörden kaynaklanabilir. Bunlar arasında travmatik beyin hasarı, kafa içi kanama veya beyin tümörü vardır.

<span class="mw-page-title-main">Travmatik beyin hasarı</span>

Kafa içi yaralanma olarak da bilinen travmatik beyin hasarı (TBI), harici bir kuvvetin neden olduğu beyin hasarıdır. TBI, ciddiyetine, mekanizmaya veya diğer özelliklere göre sınıflandırılabilir. Kafa travması kavramı ise kafa derisi ve kafatası gibi diğer yapılara da zarar verebilecek daha geniş bir kategoridir. TBI, fiziksel, bilişsel, sosyal, duygusal ve davranışsal semptomlarla sonuçlanabilir ve tam iyileşmeden kalıcı sakatlık veya ölüme kadar değişebilir.

Postural hipotansiyon olarak da bilinen ortostatik hipotansiyon, bir kişinin kan basıncının ayağa kalkarken veya otururken düştüğü tıbbi bir durumdur. Primer ortostatik hipotansiyon, sıklıkla nörojenik ortostatik hipotansiyon olarak da adlandırılır. Kan basıncındaki düşüş ani, 3 dakika içinde veya kademeli olabilir.

Serebral atrofi, beyni etkileyen hastalıkların çoğunun ortak bir özelliğidir. Herhangi bir dokunun atrofisi, hücre boyutunda bir azalma anlamına gelir; bu, sitoplazmik proteinlerin ilerleyici kaybına bağlı olabilir. Beyin dokusunda atrofi, nöronların ve bunlar arasındaki bağlantıların kaybını tanımlar. Beyin atrofisi iki ana kategoriye ayrılabilir: genelleştirilmiş ve fokal atrofi. Genelleştirilmiş atrofi beynin tamamında meydana gelirken, fokal atrofi belirli bir konumdaki hücreleri etkiler. Serebral hemisferler etkilenirse, bilinçli düşünce ve istemli süreçler bozulabilir.

Beyin ödemi, beynin hücre içi veya hücre dışı boşluklarında aşırı sıvı birikmesidir (ödem). Bu genellikle sinir fonksiyonlarının bozulmasına, kafatası içindeki basıncın artmasına neden olur ve sonunda beyin dokusunun ve kan damarlarının doğrudan sıkışmasına yol açabilir. Semptomlar ödemin yeri ve derecesine göre değişir ve genellikle baş ağrıları, bulantı, kusma, nöbetler, uyuşukluk, görme bozuklukları, baş dönmesi ve ciddi vakalarda ölüm olabilir.