İçeriğe atla

Serabit el-Khadim

Hathor Tapınağı Kalıntıları, Serabit el-Khadim
Prusya seferi sırasında hazırlanan 19. yüzyıldan kalma bir illüstrasyon
Serabit el-Khadim'de bulunan Hathor tapınağına ait bir kat planı

Serabit el-Khadim (Arapça: سرابيط الخادم [saraːˈbiːtˤ alˈxaːdɪm]; ayrıca Serabit al-Khadim veya Serabit el-Khadem olarak da yazılır), antik çağda Mısır'ın eski halkları tarafından özellikle turkuaz madeninin yoğun olarak çıkarıldığı Güneybatı Sinai Yarımadası'ndaki bir yerleşim bölgesidir. Flinders Petrie tarafından başlatılan arkeolojik kazılarla birlikte antik madenciliğe ait kamplar ile birlikte çöl bölgelerinde bir koruyucu olarak atfedilen, yerel olarak ise turkuazın hanımefendisi olarak bilinen Mısır tanrıçası Hathor'a adanmış uzun ömürlü bir tapınağı ortaya çıkardı. Tapınak, Orta Krallık döneminde Sesostris I'nin saltanatı sırasında (MÖ 1971-1926) ilk kez kuruldu ve Yeni Krallık döneminde ise kısmen inşa edildi.[1]

Arkeolojik Bulgular

Flinders Petrie'nin araştırmasında bulunan ve çözülen yazıt örneği.

Proto-Sinaitik yazısı ile işlenmiş otuz oymalı grafiti, alfabenin tarihine ışık tutuyor.[2] Güneybatı Asya'dan savaş esiri olarak gelen ve madenlerde çalıştırılan işçilerin muhtemelen Fenike ve İbranice'nin atası da sayılan bir Kuzeybatı Sami dili olan Kenan dilini konuştuğu tahmin ediliyor. Çalışmalar gösteriyor ki oymalar, MÖ 16. yüzyılın başlarına tarihlenmektedir.[3] Flinders Petrie'nin ilk yayını ve yüzyıllık bir çalışmanın ardından sonra araştırmacılar, 1916'da Alan Gardiner tarafından çözülen tek bir kelimenin anlamı konusunda anlaştılar: לבעלת l bʿlt (anlamı Hanımefendi'ye - [baʿlat (Hanımefendi), Hathor'un bir unvanıdır ve Semitik Tanrı Baʿal'ın (Efendi) dişisine verilmiş bir unvandır] - ayrıca ikinci kelime olarak sıklıkla kullanılan "m’hb" (sevilen) kelimesinden bahsedilmektedir.[]

Bu yazıtlar, hiyerogliflerin daha az karmaşık biçimi gibidir, denilebilir ki Mısır hiyeratik yazısına benzerlikleri daha fazladır. 1950'ler ve 1960'larda, William Albright'ın Proto-Sinaitik yorumlarından faydalanarak Kenan alfabesinin hiyeratikten türetilmesi yaygındı. Yazıtların dilinin Semitik olduğu, hiyeratik bir prototipe sahip olduğuyla birlikte hem Sami alfabelerinin atası hem de yazıtın kendisinin akrofonik olduğu genel olarak kabul edilirdi. Bunun yanında alfebetik (daha açıklayıcı olursak ünsüz alfabe ya da ebced ile yazılmış) olduğu da genel görüşler arasındaydı. baʿlat (Hanımefendi) kelimesi, dilin Sami olarak tanımlanmasını doğrular niteliktedir.Ancak, çalışmada başka bir ilerleme kaydedilememesi, diğer varsayımlar üzerinde şüphe uyandırmasına neden olmuştur. Bununla birlikte hiyeratik prototiplerin tanımlanması da hala kuramsal kalmaya devam ediyor.[]

Amerika Katolik Üniversitesi'nden Romanus François Butin,1927 Harvard Serabit Görevi ve 1930 Harvard-Katolik Üniversitesi Ortak Seferi'ne dayanan Harvard Teoloji İncelemesi'nde bazı makaleler yayınladı. "Serabit Yazıtları: II. Yazıtların Çözümlemesi ve Önemi" başlıklı makalesi, yazıtların detaylı bir incelemesini, daha önceden yayınlanmış yazıtların(#346, 349, 350-354), onlarca çekilmiş siyah beyaz fotoğrafın, el çizimlerinin ve bununla birlikte üç yeni yazıtın (#355-368) detaylı analizini içermektedir. O dönemde #355, Serabit'te hala yerindeydi ve önceki Harvard Görevi sırasında fotoğraflanmamıştı. 1932'de şöyle yazmıştı: "Bu makale, 1930 baharında Serabit'e yapılan Harvard-Katolik Üniversite Ortak Seferi'nde keşfedilen yeni yazıtları tanıtmak amacıyla başlatıldı. Bu çalışma sırasında, daha önce yayınlanmış yazıtlarda bazı şüpheli işaretlerin yeni levhalarla netleştiğini fark ettim ve tüm alanı yeniden gözden geçirmeye karar verdim." [4] Her iki makale de daha önce yapılan keşif seferlerindeki Proto-Sinaitic yazıtların geniş bir analizini sunar.

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. ^ Michael J., Fuller. "Serabit Temple". St Louis Community College. 16 Eylül 2006 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 17 Şubat 2023. 
  2. ^ McCarter, P. Kyle. "The Early Diffusion of the Alphabet". The Biblical Archaeologist. 37 (3 (September 1974:54–68)): 56-58. 20 Eylül 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 17 Şubat 2023. 
  3. ^ "Sinaitic inscriptions | ancient writing". Encyclopedia Britannica (İngilizce). 21 Ağustos 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Ağustos 2019. 
  4. ^ "Vol. 25:2 (1932) The Serabit Expedition of 1930: IV. The Protosinaitic Inscriptions". 29 Eylül 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 17 Şubat 2023. 

Kaynaklar

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Arkeoloji</span> Geçmişin, insanlık tarihinin maddi kültür yoluyla incelenmesi

Arkeoloji, arkeolojik yöntemlerle ortaya çıkarılmış kültürleri, sosyoloji, coğrafya, tarih, etnoloji, antropoloji, nümizmatik, filoloji, gibi birçok bilim dalından yararlanarak araştıran ve inceleyen bilim dalıdır. Türkçeye yanlış bir şekilde "kazıbilim" olarak çevrilmiş olsa da kazı, arkeolojik araştırma yöntemlerinden sadece bir tanesidir. Arkeoloji asıl olarak insanlığın kültürel geçmişini, kültürlerin değişimini ve birbirleriyle ilişkilerini inceler.

<span class="mw-page-title-main">Türkçe</span> Türk halkının Oğuz Türkçesi dili

Türkçe ya da Türk dili, Güneydoğu Avrupa ve Batı Asya'da konuşulan, Türk dilleri dil ailesine ait sondan eklemeli bir dildir. Türk dilleri ailesinin Oğuz dilleri grubundan bir Batı Oğuz dili olan Osmanlı Türkçesinin devamını oluşturur. Dil, başta Türkiye olmak üzere Balkanlar, Ege Adaları, Kıbrıs ve Orta Doğu'yu kapsayan eski Osmanlı İmparatorluğu coğrafyasında konuşulur. Ethnologue'a göre Türkçe, yaklaşık 90 milyon konuşanı ile dünyada en çok konuşulan 18. dildir. Türkçe, Türkiye, Kuzey Kıbrıs ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nde ulusal resmî dil statüsüne sahiptir.

<span class="mw-page-title-main">Sümerler</span> Güney Mezopotamyadaki eski medeniyet ve tarihi bölge

Sümerler, yaklaşık MÖ 4000-2000 yılları arasında Irak'ın güneyinde yerleşik hayata geçmiş olup medeniyetin beşiği olarak bilinen coğrafi bölgede yaşamış bir uygarlıktır. MÖ 6'ncı ve 5'nci milenyumda Kalkolitik ve Erken Tunç Çağı dönemi arasında ortaya çıkmış olup Dünyanın bilinen en eski uygarlıklarından birisi olarak kabul edilmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Ermeniler</span> anayurdu Ermeni Yaylaları olan bir halk

Ermeniler, anayurdu Batı Asya'daki Ermeni Yaylaları olan etnik grup ve millettir.

<span class="mw-page-title-main">Gürcüler</span> Gürcistana özgü Kafkas etnik grubu

Gürcüler veya Kartveliler, günümüzde büyük bölümü Gürcistan’da yaşamakta olan Kafkasya halkı. Gürcüler ayrıca Azerbaycan, İran, Rusya, Türkiye, ABD ve Avrupa’nın bazı ülkelerine de dağılmıştır. Tarihsel antropoloji açısından Gürcüler; Svanlar, Lazlar ve Megreller ile aynı kökenden gelen bir Kartveli halkı olarak kabul edilir. Halkın büyük çoğunluğu bir Kartveli dili olan Gürcüce konuşmaktadır.

Sümerce, Sümerlerin ana dili. Güney Mezopotamya'da MÖ 4000 yılında konuşuluyordu. MÖ 2000'li yılların başlarında yerini konuşma dili olarak Akadcaya bıraktı ancak Mezopotamya'da MS 1. yüzyıla kadar kutsal, şölensel, edebî ve bilimsel bir dil olarak kullanılmaya devam etti. Daha sonra ise bu dil 19. yüzyıla kadar unutuldu. Mezopotamya'da konuşulan diğer dillerin aksine Sümercenin izole dillerden olduğu kabul edilir.

<span class="mw-page-title-main">Akhenaton</span> Mısır Firavunu

Akhenaton ya da IV. Amenhotep olarak da bilinir. Mısır yeni dönem 18. hanedanının bir firavunudur. Kraliçe Tiye ve III. Amenhotep'in genç olan çocuğudur. Büyük kardeşi Thutmosis babasından önce ölünce tahta önce ortak oldu, sonra da MÖ 1353-1336 ya da MÖ 1352-1334 yılları arasında 17 yıl firavunluk yaptı. Eşi Nefertiti'ydi.

Ari ırk, 19. yüzyılın sonlarında Proto-Hint-Avrupa mirasına sahip insanları ırksal gruplarla tanımlamak için ortaya çıkmış ve artık kullanılmayan bir tarihsel ırk kavramıdır. Antropolojik, tarihi ve arkeolojik kanıtlar bu kavramın geçerliliğini desteklememektedir. Kavram, Proto-Hint-Avrupa dilini ilk konuşanların insanlığın üstün bir örneğinin belirgin ataları olduğu ve günümüze kadar onların soyundan gelenlerin Sami ve Hamitik ırklarının yanı sıra Kafkas ırkının bir alt ırkını ya da kendine özgü başka bir ırkı oluşturduğu düşüncesinden türemiştir. Günümüzde, bu gruplar arasındaki yakın genetik benzerlik ve karmaşık karşılıklı ilişkiler nedeniyle, insan popülasyon gruplarını kategorize etmeye yönelik bu taksonomik yaklaşımın yanlış yönlendirilmiş ve biyolojik olarak anlamsız olduğu düşünülmektedir. Irk, kültür ve dilin izomorfizmi, modern akademisyenler tarafından hatalı bir anlayış olarak reddedilmiştir. Ari ırk kavramı 19. yüzyıl boyunca Arthur de Gobineau, Richard Wagner ve bilimsel ırkçılığı daha sonra Nazi ırkçı ideolojisini etkileyen Houston Stewart Chamberlain gibi çeşitli ırkçı ve antisemitik yazarlar tarafından benimsenmiştir. 1930'lara gelindiğinde, kavram hem Nazizm hem de Nordizm ile ilişkilendirilmiş ve Aryan ırkını "üstün ırk" olarak tasvir eden, Aryan olmayanları ırksal olarak aşağı ve yok edilmesi gereken varoluşsal bir tehdit olarak gören beyaz üstünlükçü Aryanizm ideolojisini desteklemek için kullanılmıştır. Bu fikirler Nazi Almanyası'nda Holokost'a yol açan devlet ideolojisinin önemli bir parçasını oluşturmuştur.

Baal veya Baʽal, antik çağda Levant'ta konuşulan Kuzeybatı Sami dillerinde önceleri insanlar arasında kullanılan 'sahip', 'efendi' anlamına gelen bir unvan ve şeref ifadesiydi. Ünvan akademisyenlere göre önce güneş kültleri ve çeşitli koruyucu tanrılarla ilişkilendirilir; ancak yazıtlar, Ba'al adının özellikle fırtına ve bereket tanrısı Hadad ve onun yerel tezahürleriyle ilişkilendirildiğini gösterdi.

<span class="mw-page-title-main">Kadmos</span>

Yunan mitolojisinde, Kadmos ya da Cadmus( ')' efsanevi Boeotia'daki Thebai şehrinin kurucusudur ve Fenikelidir. Perseus ve Bellerophon'la birlikte ilk Yunan kahramanıydı ve Herakles'ten önceki en büyük kahraman ve canavar avcısıydı. Yaygın olarak Fenike prensi olduğu belirtilir, kral Agenor'un ve kraliçe Tire'li Telephassa'nın oğluydu, kardeşi Phoenix, Cilix ve Europa idi. Kadmos'un soyağacı Zeus'a dayanmaktadır. Başlangıçta, Zeus tarafından Fenike kıyılarından kaçırılan kız kardeşi Europa'yı bulup Tire'ye geri götürmek için kraliyet ailesi tarafından yolculuğa gönderildi. İlk anlatımlarda, Kadmos ve Europa, Phoenix'in çocuklarıydı. Kadmos, aslen onun onuruna Cadmeia akropolisi olarak adlandırılan Yunan şehri Thebai'yi kurmuştur.

<span class="mw-page-title-main">İnsanlık tarihi</span> İnsanlığın kayıtlı ve detaylı tarihi

İnsanlık tarihi, insanlığın geçmişinin tasviridir. Arkeoloji, antropoloji, genetik, dilbilim, epigrafi, filoloji, paleografi ve diğer disiplinler ile yazının icadından bu yana kayıtlı tarih, ikincil kaynaklar ve araştırmalar yoluyla incelenir.

<span class="mw-page-title-main">Merneptah Steli</span>

Merneptah Dikilitaşı, Antik Mısır kralı Merneptah tarafından yazdırılan ve arka yüzündeki granit dikilitaşın Kral III. Amenhotep tarafından diktirildiği dikilitaştır. 1896'da, Mısır'ın Teb şehrinde Flinders Petrie tarafından keşfedilmiştir.

Kutsal İbranice veya klasik İbranice, İbranicenin arkaik bir formu olup, Akdeniz ile Şeria Nehri arasında kalan Kenan toprakları denen bölgede Semitik Kenan dillerinden biriydi. Ahit İbranicesi MÖ yaklaşık 10. yüzyıldan, İkinci Tapınak döneminin sonu olan MS 70 yılına kadar kullanılmıştır. Ahit İbranicesi en nihayetinde gelişip Mişna İbranicesine dönüştü ve bu dil MS 2. yüzyıla kadar devam etti. Tanah, sessiz harf iskeletinin ve Orta Çağ'da kullanılmaya başlanan sesli harf sisteminin geçirdiği evrelerin belgesel kanıtıdır. Ayrıca, kuzeydeki İsrail Krallığı ile güneydeki Yehuda Krallığı'ndaki lehçe farklılıkları da göze çarpmaktadır.

Turukkiler, Tunç Çağı döneminde Antik İran'ın kuzeybatı bölgelerinde yaşamış bir Yakın Doğu halkıydı. Özellikle Urmiye Gölü havzasında ve Zagros Dağları'nın kuzeybatı vadilerinde yaşadılar. Turukkilerin nüfusunu farklı topluluklardan insanların oluşturduğu düşünülüyor. Turukkilerin bugünkü Türk halklarının atası olan bir kavim olduğu ileri sürülmüştür. Kendileri hakkında fazla bilgi bulunmamakla birlikte, yöneticilerinden birinin ismi İlşu-Nail'dir.

<span class="mw-page-title-main">El (tanrı)</span>

ʼĒl, "tanrı" veya "ilah" anlamına gelen, birçok büyük antik Yakın Doğu tanrısından herhangi birine atıfta bulunan Kuzeybatı Semitik bir kelimedir. Daha nadir bir biçim olan ila, esk, Akad ve Amoricedeki biçimini temsil eder. Kelime, "tanrı" anlamına gelen Proto-Semitik *ʔil-'den türetilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Iry-Hor</span>

Iry-Hor, MÖ 32. yüzyılda Yukarı Mısır'da hüküm süren hanedanlar öncesinden bir firavundu. Abydos'ta 1980'lerde ve 1990'larda yapılan kazılar ve 2012'de Sina'da Iry-Hor'un bir yazıtının keşfi onun varlığını doğruladı. Iry-Hor, Mısır'ın adıyla bilinen en eski hükümdarıdır ve bazen adıyla bilinen en eski yaşayan tarihi kişi olarak anılır.

<span class="mw-page-title-main">Oskanca</span>

Oskanca, Güney İtalya'da konuşulmuş soyu tükenmiş bir Hint-Avrupa dilidir. İtalik dillerin Osko-Umbriya veya Sabel koluna mensuptur. Oskanca bu sebeple Umbriyacayla yakın akrabadır.

Arap alfabesinin, Fenike alfabesinden türeyen Arami-Nabatî varyasyonunun bir türevi olduğu ve diğerlerinin yanı sıra İbrani alfabesi ve Yunan alfabesinin de ortaya çıkmasına neden olduğu düşünülmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Ostrakon</span>

Ostrakon, genellikle bir vazo veya başka bir toprak kap parçasından kopmuş bir seramik parçasıdır. Arkeolojik veya epigrafik bağlamda, ostrakalar üzerine yazı kazınmış seramik parçalarına veya hatta küçük taş parçalarına atıfta bulunur. Genellikle yazı eklenmeden önce kırıldıkları düşünülür; antik insanlar, çevrelerinde bol bulunan ve dayanıklı olan kırık seramik parçalarını yazı yazmak için uygun ve ucuz bir malzeme olarak kullanmışlardır. Çoğunlukla çok kısa yazıtlar için kullanılmış olsalar da, bazı durumlarda çok uzun yazılar da yazılmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Gezer Takvimi</span>

Gezer takvimi, 1908 yılında İrlandalı arkeolog R. A. Stewart Macalister tarafından, Kudüs'ün 20 mil batısında yer alan antik Gezer şehrinde keşfedilen, erken dönem Kenan diliyle yazılmış küçük bir kireçtaşı tablettir. Genellikle MÖ 10. yüzyıla tarihlenir, ancak kazı stratifiye edilmemiştir.