İçeriğe atla

Sella turcica

Kemik: Sella turcica
Sella turcica, resmin sağ üst köşesinde gösterilmektedir.
Birebir işaretlenmemiş olmakla beraber, ortada bulunan tuberculum sella (üstte) ile dorsum sella (altta) arasındaki boşluktur.
TürkçeTürk eyeri
LatinceSella turcica
Gray'ssubject #35 147
Oluştuğu yapıOrta klinoid çıkıntı

Sella turcica (tekil) sellae turcicae (çoğul) (Latince harfiyen «Türk eyeri»), insanların yanı sıra şempanze, orangutan ve gorillerin dahil olduğu insangiller familyasının (Hominidae) kafataslarındaki sfenoit kemikte bulunan eyer şeklindeki çukur.[1]

Anatomisi

Çukurun yuvası, hipofiz bezini barındıran hipofizeal çukur veya hipofizer çukur olarak bilinir. Sfenoit kemiğin üst yüzeyinde bulunur. Önünde tuberculum sella (Lat.: Eyer yumrusu); arkasında, aşağıya doğru klivus ile arka klinoid çıkıntıya kadar uzanan dorsum sella (Lat.: Eyer sırtı) bulunur.[2]

Klinik önemi

Sefalometrik analizlerde, kafatası kaidesini saptayabilmek için burun kemiği ve alın kemiğinin birleşme noktasıyla beraber bir referans noktası olarak kullanılır.[3]

Görseller

Kaynakça

  1. ^ Knosp, Engelbert; Steiner, Erich; Kitz, Klaus; Matula, Christian (1993). "Pituitary Adenomas with Invasion of the Cavernous Sinus Space: A Magnetic Resonance Imaging Classification Compared with Surgical Findings". Neurosurgery (İngilizce). 33 (4): 610. doi:10.1227/00006123-199310000-00008. ISSN 0148-396X. 29 Ekim 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 29 Ekim 2023. 
  2. ^ Mancall, Elliott L.; Brock, David G. (1 Mart 2011). Gray's Clinical Neuroanatomy: The Anatomic Basis for Clinical Neuroscience (İngilizce). Elsevier Health Sciences. ISBN 978-1-4377-3580-2. 
  3. ^ Ferreri, A. J. M.; Garrido, S. A.; Markarian, M. G.; Yañez, A. (1 Eylül 1992). "Relationship between the development of diaphragma sellae and the morphology of the sella turcica and its content". Surgical and Radiologic Anatomy (İngilizce). 14 (3): 233-239. doi:10.1007/BF01794946. ISSN 1279-8517. 


İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Kertenkele</span> parafiletik sürüngen grubu

Kertenkeleler veya kelerler (Lacertilia), çoğu okyanus ada zincirinin yanı sıra Antarktika hariç tüm kıtalarda yaşayan 6.000'den fazla türü olan, yaygın bir pullu sürüngen grubudur. Grup, yılanları ve Amphisbaenia'yı kapsamadığı için parafiletiktir; bazı kelerler, bu iki dışlanan grupla diğer kelerlerden daha yakından ilişkilidir. Kelerlerin boyutları, birkaç santimetre uzunluğundaki bukalemun ve gekolardan 3 metre uzunluğundaki Komodo ejderine kadar değişir.

<span class="mw-page-title-main">Testosteron</span> Erkek cinsiyet hormonu

Testosteron, erkeklerdeki birincil seks hormonu ve anabolik steroiddir. İnsanlarda testosteron, testisler ve prostat gibi erkek üreme dokularının gelişiminde, ayrıca kas ve kemik kütlesinin artması ve vücut kıllarının büyümesi gibi ikincil cinsiyet özelliklerini teşvik etmede önemli bir rol oynar. Ek olarak, her iki cinsiyette de testosteron; ruh hali, davranış ve osteoporozun önlenmesi de dahil olmak üzere sağlık ve esenlik durumu ile ilgilidir. Erkeklerde testosteron seviyelerinin yetersiz olması, kemik kırıkları ve kemik kaybı gibi problemlere yol açabilir.

<span class="mw-page-title-main">İnsan iskeleti</span>

İnsan iskeleti, insan vücudunun iç çerçevesidir. Doğumda yaklaşık 270 kemikten oluşur - bazı kemikler birbirine kaynaştıktan sonra bu toplam yetişkinlikte yaklaşık 206 kemiğe düşer. İskeletteki kemik kütlesi 21 yaş civarında maksimum yoğunluğa ulaşır. İnsan iskeleti, eksenel iskelet ve apendiküler iskelet olarak ikiye ayrılabilir. Eksenel iskelet, vertebral kolon, göğüs kafesi, kafatası ve diğer ilişkili kemiklerden oluşur. Eksenel iskelete bağlı olan apendiküler iskelet, omuz kuşağı, pelvik kuşak ve üst ve alt ekstremite kemiklerinden oluşur.

<span class="mw-page-title-main">Kafatası</span> omurgalıların kafasında bulunan kemik yapı

Kafatası, omurgalılarda başı oluşturan kemik bir yapıdır. Yüzün yapılarını destekler ve beyin için koruyucu bir boşluk sağlar. Kafatası iki bölümden oluşur: kranyum ve mandibula. İnsanlarda bu iki kısım, nörokranyum ve en büyük kemiği olarak mandibulayı içeren viscerocranium'dur. Kafatası, iskeletin en ön kısmını oluşturur ve bir sefalizasyon ürünüdür - beyni ve gözler, kulaklar, burun ve ağız gibi çeşitli duyusal yapıları barındırır. İnsanlarda bu duyusal yapılar yüz iskeletinin bir parçasıdır.

<span class="mw-page-title-main">Eutheria</span> memeli kladı

Eutheria, keselilere göre etenelilerle daha yakından ilişkili olan tüm doğurgan memelileri (Theria) kapsayan bir kladdır.

<span class="mw-page-title-main">Oksipital kemik</span>

Oksipital kemik kraniumun arka ve alt kısmında buluna daire şeklinde membranöz kemiklerdendir, ikiz kenar yamuk şeklinde ve kendinden kavislidir. Oksipital kemik büyük bir açıklık olan ve içinde vertebral kanalla kranial iletişimi sağlayan foramen magnum ile delinmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Os sphenoidale</span>

Temel kemik ya da sfenoid kemik ek olan bu kemik, kafa tabanında, etmoid kemiğin ve alın kemiği'nin arkasında artkafa kemiği 'nin taban parçası pars basilarisin ve şakak kemiği'nin önündedir. Bu kemik, kafa tabanının ön ve orta çukurlarının ön kafatası çukurunun oluşumuna katkı verir. Aynı zamanda şakak kısmının ön tarafını meydana getirir.

<span class="mw-page-title-main">Cleidocranial dysostosis</span>

Cleidocranial dysostosis, kemik malformasyonları içeren kalıtsal bir sendromdur; ebeveynlerden birinden otosomal dominant yolla gelir. Genetik incelemeler, kemik gelişimiyle ilgili RUNX2 genindeki bir sorunu göstermektedir. 3 tipi vardır; dişlerin etkilenmesi bunlardan yalnızca birinde saptanır. İskelet sistemi etkilenmesinin en tipik bulgusu köprücük kemiklerinde (klavikula;clavicula) görülür. Köprücük kemikleri ya hiç oluşmamıştır (agenezis) ya da gelişmesi yetersizdir (hipoplazi); bu nedenle, hastalar, omuzlarını orta çizgi üzerinde birleştirebilirler. Kafatasındaki bıngıldaklar ve pelvisteki simfizi uzun süre kapanamaz.

<span class="mw-page-title-main">Cantu sendromu</span>

Cantu sendromu, otosomal dominant yolla aktarılan kalıtsal bir sendromdur.

<span class="mw-page-title-main">Akromelik frontonazal disostoz</span>

Akromelik frontonazal disostoz, otosomal dominant yolla aktarılan kalıtsal bir sendromdur. Frontonazal displazilerin ender görülen tiplerinden biridir. Kafatası, çene ve yüz bulgularının yanı sıra görülebilen beyin ve iskelet sistemi bulguları önemlidir.

Fallopi kanalı olarak da bilinen fasyal kanal (Canalis nervi facialis), ilk olarak Gabriele Falloppio tarafından tanımlanan,temporal kemik içinden geçen Z şeklinde bir kanaldır. İç akustik kanaldan Stylomastoid deliğe doğru uzanır. İnsanlarda yaklaşık 3 santimetre uzunluğundadır, bu da onu bir sinirin geçtiği en uzun kemik kanal yapar. Orta kulak bölgesinde yer alır, şekline göre üç ana bölüme ayrılır: labirent, timpanik ve mastoidal bölüm. Kraniyel VII olarak da bilinen Fasiyal siniri içerir.

<span class="mw-page-title-main">Tetanurae</span> ana teropod kladı

Tetanurae, günümüz kuşlarına Ceratosaurus'tan daha yakın akraba olan tüm teropod dinozorları içeren, geniş bir dinozor grubudur. Tetanurae, Triyas'ın sonlarında muhtemelen kardeş grubu Ceratosauria'dan ayrıldı. Tetanuranlar fosil kayıtlarında ilk olarak Erken Jura devri'nde, yaklaşık 190 myö, ortaya çıktı ve Orta Jura döneminde küresel olarak dağıldı.

<span class="mw-page-title-main">Archosauromorpha</span> sürüngen kladı

Archosauromorpha, lepidozorlardan ziyade arkozorlarla daha yakından ilişkili tüm sürüngenleri içeren bir diapsid sürüngen kladıdır. Archosauromorflar ilk olarak Orta Permiyen döneminde ortaya çıktı ancak Triyas devrinde çok daha yaygın ve çeşitli hale geldiler.

<span class="mw-page-title-main">Parareptilia</span> sürüngen kladı

Parareptiller, küçük kertenkele benzeri canlıların yanı sıra, bazıları sivri uçlar ve zırh plakaları ile kıllanan daha büyük hayvanları içeren sıra dışı sürüngenler grubuydu. Diğer sürüngenlerin çoğundan farklı olarak, birçok parareptilin kafasının arkasında fenestrae adı verilen delikler yoktu. Bu pencere açıklıkları, dinozorlar gibi daha gelişmiş sürüngenlerin kafataslarını hafifletmeye yardımcı oldu. Pek çok parareptil otçul, künt, peg benzeri dişlere sahip gibi görünürken diğerleri muhtemelen böcekleri ve diğer eklembacaklıları yemiştir. Muhtemelen en ilkel parareptil grubu, Geç Permiyen Güney Afrika'dan gelen kertenkele benzeri milleretidlerdi. Geleneksel olarak, kafataslarının arkasında da pencereleri olmayan kaplumbağalar parareptiller arasında yer alır. Parareptiller ilk olarak geç Karbonifer dönemde ortaya çıktılar ve Triyas-Jura soy tükenme olayında yok oldular.

<span class="mw-page-title-main">Kuadrat kemiği</span>

Kuadrat kemiği, amfibiler, sauropsidler ve erken sinapsidler dahil olmak üzere çoğu tetrapodda bulunan bir kafatası kemiğidir.

<span class="mw-page-title-main">1924 Los Angeles veba salgını</span>

1924 Los Angeles pnömonik veba salgını Los Angeles, California'da 28 Eylül 1924'te başlayan ve 13 Kasım 1924'te tamamen sona erdiği ilan edilen bir veba salgınıdır. Veba ilk olarak Güney Kaliforniya'da, San Francisco ve Oakland'da patlak vermişti. Salgın toplamda 30 kişinin ölümüne ve birçok kişinin de hastalanmasına yol açtı. Toplum sağlığı uzmanları, bu salgında tüm temaslılarının hastaneye yatırılması, salgından etkilenen mahallelerin karantinaya alınması ve büyük ölçekli bir fare yok etme programı uygulanması gibi tedbirleri hızlı bir şekilde uygulanması ile hastalığı büyük ölçüde kontrol altına almış ve bu önlemlerden büyük ders çıkartmışlardır. Hastalığın en yoğun yaşandığı bölge, Meksikalı göçmenlerin yoğunluklu olarak yaşadığı Los Angeles şehrinin Chinatown mahallesiydi. Meksikalı göçmenlere karşı yapılan ırkçılık hareketi vebaya verilen tepkiyi lekelemiş ve salgın sonuna kadar konuyla ilgili olarak kamuoyuna açıklama yapılmamıştır. Bu salgın, vebanın bir hava yolu ile bulaştığı son vaka ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki son büyük veba vakası olarak kayıtlara geçmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Enantiornithes</span> avialan kladı

Enantiornithineler veya enantiornitheanlar olarak da bilinen Enantiornithes, Mezozoik Çağ'dan bilinen en bol ve çeşitli soyu tükenmiş avialan grubudur. Neredeyse tümünün dişleri ve kanatlarında pençe parmakları vardı, ancak bunun dışında dışarıdan modern kuşlara çok benziyorlardı. Seksenden fazla enantiornithine türü adlandırılmıştır, ancak bazı isimler yalnızca tek kemikleri temsil eder, bu nedenle hepsinin geçerli olmaması muhtemeldir. Enantiornithes, Kretase-Paleojen sınırında hesperornithidler ve diğer tüm kuş olmayan dinozorlarla birlikte yok oldu.

<span class="mw-page-title-main">Bodo kafatası</span> 600.000 yıllık hominid fosili

Bodo kafatası, soyu tükenmiş bir hominin türünün fosilidir. 1976'da Jon Kalb liderliğindeki bir keşif gezisinin üyeleri tarafından bulundu. Rift Vadisi Araştırma Misyonu, Bodo kafatasının yanı sıra Aşölyen aletlerinin ve hayvan fosillerinin bulgularına yol açan bir dizi araştırma yaptı. İlk keşif, daha düşük bir yüz bulan Alemayhew Asfaw ve Charles Smart tarafından yapıldı. İki hafta sonra Paul Whitehead ve Craig Wood yüzün üst kısmını buldular. Etiyopya'daki Awash Nehri'nin kuru dallarından birinin yüzeyi boyunca kafatası parçaları keşfedildi. Kafatası, eserler ve diğer hayvan fosilleri, nispeten geniş bir orta kum alanı üzerinde bulundu ve kafatasının yakınında sadece birkaç alet bulundu. Kafatası 600.000 yaşındadır ve şu anda H. bodoensis'in tip örneğidir.

<span class="mw-page-title-main">Nörokranyum</span>

İnsan anatomisinde nörokranyum, kafatasının üst ve arka kısmı olup, beyin etrafında adeta koruyucu bir kap oluşturur. İnsan kafatasında, nörokranyum kalvaryayı içerir. Kafatasının geri kalanı ise yüz kemiklerinden oluşur.

Fossa ; ; Latince "hendek" veya "siper"), anatomi biliminde genellikle bir kemikte bulunan bir çöküntü veya oyuktur. Şunlar örnek olarak verilebilir: