İçeriğe atla

Seçmen katılımı

2018 Türkiye cumhurbaşkanlığı seçiminde seçmenlerin adaylara göre oy kullanma oranları

Seçmen katılımı, bir seçimde oy kullanan kayıtlı seçmenlerin yüzdesidir.

Onlarca yıl süren artıştan sonra 1960'lardan itibaren birçok gelişmiş demokraside seçmen katılımında bir düşüş eğilimi oluştu. Genellikle düşük seçmen katılımı demokrasi inancındaki zayıflığa, ilgisizliğe veya mevcut durumun yarattığı rahatlığa bağlanabilir. Düşük seçmen katılımı istenmeyen bir durum olarak görülmektedir ve katılımı etkileyen etkenler ve bunun nasıl artırılacağı hakkında bir tartışma mevcuttur. Bu konudaki ciddi çalışmalara rağmen araştırmacılar düşüşle ilgili nedenler konusunda bölünmüşlerdir. Bunun nedenleri ekonomik, demografik, kültürel, teknolojik ve kurumsal etkenler şeklinde geniş bir yelpaze oluşturmaktadır. Katılımı artırmak ve oy vermeyi cesaretlendirmek için birçok çaba gösterilmektedir.

Farklı ülkelerin çok farklı seçmen katılım oranları vardır. Mesela ABD’de oy kullanabilecek seçmenin %70’i oy kullanmak için kayıtlıdır ki bu bile tek başına düşük seçmen katılımını açıklayacak bir etkendir ve bu oran son yıllarda başkanlık seçimlerinde oy kullanacak nüfusun %50 sine kadar düşmüştür. Oy kullanmanın zorunlu olduğu Avustralya ve Malta’da katılım oranı %95'leri bulmaktadır. Bu farklılıkların nedenlerinin kültürel ve kurumsal etkenlerin bir karışımı olduğu düşünülmektedir.

Oy verme nedenleri

Büyük bir seçimde bir kişinin kullanacağı oyun sonucu etkileme şansı çok düşüktür.[1] Bu, akıllı bir seçmenin oy kullanmaması gerektiği sonucu çıkan akılcı seçim kuramı için ciddi bir zorluk çıkartmaktadır. Bu, özgür kovboy sorununun bir parçasıdır, çünkü kuramda bir seçmen bilgilendirilme, bir karar verme ve oy kullanmaya gitme çabalarını gösterme zorunda olmaksızın akılcı bir karar vermek için nüfusun geri kalanına güvenebilir. Seçmenlerin etkileşim yeteneğini hesaba katan oyun kuramını kullanan çalışmalar büyük bir seçimde beklenen katılımın sıfır olması gerektiğini bulgulamıştır.[2]

Bir kişinin oy kullanıp kullanmayacağını gösteren temel formül şudur PB + D > C.[3] Burada P bir seçmenin oyunun bir seçim sonucunu etkileme olasılığıdır ve B de eğer seçmenin beğendiği siyasal parti ya da aday seçilirse elde edeceği düşündüğü faydanın algısıdır. D köken olarak demokrasi inancı veya yurttaşlık görevidir ancak bugün bir bireyin oy kullanmaktan aldığı toplumsal veya kişisel tatmini temsil etmektedir. C oy kullanmada harcanan zaman, güç ve parasal harcamadır. P gerçekte birçok seçimde sıfırdır, PB de sıfıra yakındır ve D böylelikle insanları oy kullanmaya teşvik eden en önemli öğe olmaktadır. Bir insanın oy kullanması için bu etkenler mutlaka C’den üstün olmalıdır.

Riker ve Ordeshook D’nin çağdaş anlamını geliştirdi. İnsanların oy kullanmaktan insanların hissettiği beş büyük tatmin biçiminin listesini yaptılar: oy kullanmaya dönük toplumsal yaptırıma uymak, bireyin siyasal sisteme sadakati beyan etmek, partililik tercihini beyan etmek (aynı zamanda anlamlı oy verme olarak da bilinmektedir veya her hengi bir menfaat beklemeksizin bir aday için desteğini belirtmek) bireyin siyasal sistemde önemini beyan etmek; bu aynı zamanda siyaseti ilginç ve keyifli bulanlar, araştırma yapanlar ve bir karar vermek isteyenler için de geçerlidir.[4] Diğer siyasal bilimciler başka teşvik ediciler eklediler ve Riker ve Ordeshook’un varsayımlarını sorguladılar. Tüm bu kavramlar nitelikleri gereği mutlak olmadıklarından insanların neden oy verdiklerini kesin olarak keşfetmek güçleşmektedir.

Seçmen katılımının önemi

Bu konu halkın tercihi konusunda uzmanlaşan siyasal bilimciler ve ekonomistler arasında önemli bir tartışma başlığı olsa da genellikle yüksek seçmen katılımının arzu edilen bir durum olduğu düşünülmektedir.[5] Yüksek seçmen katılımı genellikle mevcut sistemin meşruluğunun bir kanıtı olarak görülmektedir. Diktatörler bu nedenle sıklıkla vitrin seçimlerde yüksek katılım oranları uydurular. Mesela Saddam Hüseyin’in 2002 referandumunun %100 katılıma ulaştığı iddia edilmişti.[6] Muhalefet partileri bazen seçimlerin adil olmayacağını veya kanuna aykırı olacağını veya bir seçimin bir kanundışı olduğu düşünülen bir hükûmet için yapıldığını hissettiklerinde boykot ederler. Örnek vermek gerekirse, İtalyan Devleti kurulduktan sonra, Kutsal Deniz İttifakı onlarca yıl İtalyan Katoliklerinin seçimleri boykot etmelerini sağladı.[7] Bazı ülkelerde, 2005 Irak seçimlerinde olduğu gibi, seçmene dönük baskıya örnek olarak, oy kullananlara dönük şiddet tehditleri söz konusudur. Ancak bazı siyasal bilimciler yüksek seçmen katılımının sistemin örtülü bir kabulü olduğu görüşünü sorgulamaktadır.

Dipnotlar

  1. ^ Satoshi Kanazawa. "A Possible Solution to the Paradox of Voter Turnout." The Journal of Politics. p. 974
  2. ^ Kanazawa p. 975
  3. ^ Bu formülün altında yatan düşünce 1957'de Anthony Downs tarafından An Economic Theory of Democracy adlı kitabında ortaya atılmış, formül 1968'de Riker ve Ordeshook tarafından geliştirilmiştir.
  4. ^ Riker and Ordeshook, 1968
  5. ^ Bknz Mark N. Franklin. "Seçim Mühendisliği ve Ulusal Katılım Farklılıkları Karşılaştırması" British Journal of Political Science,
  6. ^ "CNN - Saddam seçimlerden istediğini çıkardı". 11 Aralık 2005 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 25 Ocak 2007. 
  7. ^ Katz p. 242

Kaynakça

İlgili Araştırma Makaleleri

Seçim, bir nüfusun kamu görevini yerine getirmesi için birey veya birden fazla birey seçtiği resmi bir grup karar alma sürecidir. Toplu bir iradenin birden fazla aday arasında tercihte bulunması. Tayin etme, atama işleminin zıddı. Milletvekili, herhangi bir meclis veya encümen üyelerinin, dernek yöneticilerinin vs. seçimi. Demokratik ülkelerde çeşitli seçim sistemleri, değişik usullerle uygulanmaktadır. Seçim, yasama, yürütme ve yargı organlarının üyelerinin seçiminde de kullanılır.

<span class="mw-page-title-main">Siyasi parti</span> politik hayatın en önemli ögesi olan ve belli bir siyasi görüşü temsil eden siyasal örgüt

Siyasi parti, belirli bir ülkenin seçimlerinde yarışacak adayları koordine eden bir örgütlenmedir. Bir parti üyelerinin genellikle politika konusunda benzer fikirlere sahip olması yaygındır ve partiler belirli ideolojik veya politika hedeflerini destekleyebilir.

<span class="mw-page-title-main">Oylama</span>

Oylama, seçimler zamanı seçim bölgesinde bir toplantı veya seçmen gibi bir grup için, genellikle tartışma veya siyasi kampanyalarının ardından toplu bir karar vermek veya görüş bildirmek için kullanılan bir yöntemdir. Oylama için ayrıca oy kullanma yeri yaratılır. Demokrasiler yüksek makam sahiplerini oy kullanarak seçerler. Seçilmiş bir memur tarafından temsil edilen bir yerde ikamet edenlere "elemen" denir ve seçtikleri aday için oy pusulası kullanan seçmenlere "seçmen" denir. Oy toplamak için farklı sistemler vardır.

D'Hondt yöntemi, Belçikalı hukukçu ve matematikçi Victor D'Hondt tarafından 1878'de tasarlanmış nispi temsil hesaplama yöntemidir. Türkiye'de 1961'den bu yana –1965 Millet Meclisi genel seçimi ile 1966 Millet Meclisi ara seçimi dışında– bütün milletvekili genel ve ara seçimlerinde d'Hondt sistemi uygulanmıştır; günümüzde de yürürlükte olan sistem budur.

Seçim barajı veya seçim eşiği, bir adayın veya siyasi partinin, temsil veya yasama organında ek koltuklara sahip olabilmesi için gereken tüm oy sayısının minimum payını ifade eder. Bu sınırlama, farklı şekillerde işleyebilir, örneğin parti listesi orantılı temsil sistemlerinde seçim barajı, bir partinin yasama organında koltuk alabilmesi için belirli bir minimum oy yüzdesi, ulusal olarak veya belirli bir seçim bölgesinde alması gerektiğini belirtir. Tek tercihli oylama sistemlerinde seçim barajına kota denir ve sadece birinci tercih oyları kullanılarak veya daha düşük tercihlere dayalı olarak diğer adaylardan aktarılan oyların bir kombinasyonuyla. Karma üye orantılı nispi temsil sistemlerinde seçim barajı, yasama organında üstünlük koltuklarına kimlerin uygun olduğunu belirler.

<span class="mw-page-title-main">Türkiye'de genel seçimler</span> TBMM yasama dönemi milletvekillerini belirlemek için yapılan seçimler

Türkiye'deki genel seçimler, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yapısını seçimden sonraki beş yıl için belirlemektedir. Milletvekilleri, parti listelerinin kapalı olduğu 87 çok üyeli seçim bölgesinde nispi sistemle veya bağımsız adaylar olarak beş yıllık bir dönem için seçilmektedir.

<span class="mw-page-title-main">1936 Amerika Birleşik Devletleri başkanlık seçimleri</span>

1936 Amerika Birleşik Devletleri başkanlık seçimleri, 3 Kasım 1936 tarihinde Mevcut Demokrat Başkan Franklin D. Roosevelt ile Cumhuriyetçi aday Alf Landon arasında gerçekleşti. Seçimleri, Mevcut Demokrat Başkan Franklin D. Roosevelt büyük bir zaferle kazanarak yeniden Başkan oldu. Franklin D. Roosevelt'in 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı'ndan sonra uyguladığı ekonomi politikaları zaferde başrolü oynadı.

<span class="mw-page-title-main">Seçim hilesi</span> Seçimlerde düzenbazlık

Seçim hilesi, seçimlere yasa dışı yapılan müdahalelere verilen ad. Desteklenen adayın oylarını artırarak, rakip adayın oylarını azaltarak veya her iki şekilde de yapılabilir. Hangi davranışların seçim hilesi sayıldığı ülkeden ülkeye değişiklik göstermektedir.

<span class="mw-page-title-main">Seçim boykotu</span> bir seçim sırasında bir grup seçmenin kitlesel çekimser kalması

Seçim boykotu, oy kullanmaktan kaçınan bir grup seçmen tarafından bir seçimin boykot edilmesidir.

Oy verme davranışı bir tür seçim davranışıdır. Seçmenlerin davranışlarını anlamak, kararların nasıl ve neden alındığını ya siyaset bilimcileri için merkezi bir endişe kaynağı olan kamu karar vericileri, ya da seçmenler tarafından açıklayabilir. Oylama davranışını yorumlamak için hem siyaset bilimi hem de psikoloji uzmanlığı gerekliydi ve bu nedenle seçim psikolojisi de dahil olmak üzere siyasal psikoloji alanı ortaya çıktı. Siyasal psikoloji araştırmacıları, duygusal etkinin seçmenlerin daha bilinçli oylama seçimleri yapmalarına yardımcı olabileceği yolları araştırırken, etkileyen bazı öneriler, seçmenlerin genel olarak düşük düzeyde politik dikkat ve sofistike düzeylere rağmen bilinçli siyasi seçimler yaptıklarını açıklayabilir. Buna karşılık, Bruter ve Harrison seçim psikolojisinin kişilik, hafıza, duygular ve diğer psikolojik faktörlerin vatandaşların seçim deneyimini ve davranışlarını etkileme biçimlerini kapsadığını ileri sürmektedir.

2021 Irak parlamento seçimleri, Irak Temsilciler Meclisi'nin 329 üyesini belirlemek üzere 10 Ekim 2021 tarihinde gerçekleştirilecek seçimlerdir.

Siyasal kayıtsızlık, siyasete karşı ilgisizlik durumudur.

<span class="mw-page-title-main">1860 Amerika Birleşik Devletleri başkanlık seçimleri</span>

1860 Amerika Birleşik Devletleri başkanlık seçimleri 19. dört yıllık başkanlık seçimleriydi. 6 Kasım 1860 salı günü yapıldı. Dört adayın katıldığı seçimi Cumhuriyetçi başkan adayı Abraham Lincoln ve yardımcısı Hannibal Hamlin oyların %39,8'ini alarak kazanmıştır. Seçmen katılımı %81.2 düzeyinde olmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Oy hakkı</span>

Oy hakkı, politik imtiyaz, halka açık politik seçimler üzerinde kullanılan oyun hukuki hakkıdır. Dilden dile değişmekle birlikte bazen seçime aday olma hakkı olan pasif oy hakkından ayırt edilebilmesi için aktif oy hakkı da denir. Aktif ve pasif oy kullanma kombinasyonunada bazen tam oy hakkı denir.

<span class="mw-page-title-main">1836 Amerika Birleşik Devletleri başkanlık seçimleri</span>

1836 Amerika Birleşik Devletleri başkanlık seçimi, 3 Kasım Perşembe ile 7 Aralık 1836 Çarşamba arasında dört yılda bir yapılan 13. başkanlık seçimiydi. Seçimi yeni kurulan Whig Partisi'nin dört başkan adayına karşı zafer elde eden Martin Van Buren kazanmıştır.

Osmanlı Seçim Kanunu ve Osmanlı Anayasası Aralık 1876'da ilan edildi. Her ikisi de Osmanlı İmparatorluğu'nun sonuna kadar geçerliliğini korumuştur. Kanun, II. Meşrutiyet döneminde çok küçük değişikliklere uğramış ve 1946 yılına kadar küçük değişikliklerle Türkiye Cumhuriyeti tarafından korunmuştur.

Sorumluluk veya hesap verebilirlik, etik ve yönetim açısından cevap verebilirlik, suçlanabilirlik, sorumluluk ve hesap verme beklentisidir.

Düşük bilgi sahibi seçmenler, genellikle konularda yetersiz bilgiye sahip olan insanlardır. Bu ifade genellikle Amerika Birleşik Devletleri'nde kullanılır ve 1990'ların ortasından bu yana popüler hale gelmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Siyasi etkililik</span> seçmenlerin güvenini kazanmaya yönelik etken durum

Siyasi etkililik, vatandaşların hükûmeti değiştirme yeteneklerine olan güvenleri ve siyasi işlerin anlaşılabilip etkilenebileceğine olan inançlarıdır. Genellikle anketlerle ölçülmekte olup sivil toplumun daha geniş sağlığı için bir gösterge olarak kullanılmaktadır.

Politik bilimci Robert Dahl'a göre, özgür ve adil seçim, "zorlama yönteminin nispeten nadir olduğu" bir seçimdir. Özgür ve adil bir seçim, oylamaya kadar geçen süreçte siyasi özgürlükleri ve adil işlemleri içerir, oy kullanan uygun seçmenlerin adil bir şekilde sayılmasını ve seçim sonuçlarının tüm taraflar tarafından kabul edilmesini gerektirir. Bir seçim, uluslararası standartlara kısmen uyabilir veya bazı standartları karşılayabilirken diğerlerini karşılamayabilir.