
Davud, Tanak'a göre, Birleşik İsrail Krallığı'nın kralı olmuş bir Yahudi kraldı. İşboşet'in yerine gelir ve tahtı kendisinden sonra oğlu Süleyman'a bırakır.

Kudüs veya Yeruşalim, Orta Doğu'nun Kenan bölgesinde, Akdeniz ile Lut Gölü arasındaki Yehuda Dağları'ndaki bir plato üzerine kurulmuş eski bir şehirdir. Üç büyük İbrahimî din olan Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam için kutsal sayılan bir şehirdir. İsrail, başkentinin Kudüs olduğunu ilan etmiştir. Birleşmiş Milletler, bu kararı tanımadığını açıklamıştır. Aynı şekilde Filistin de tıpkı İsrail gibi kendi başkentinin Kudüs olduğunu ilan etmiştir. Günümüzde İsrail ve Filistin Kudüs'ü başkent olarak kabul eder fakat Uluslararası alanda bu kararlar tanınmamaktadır. Çoğu ülke İsrail'deki diplomatik misyonlarını ve Büyükelçiliklerini Tel Aviv'de bulundururken, Filistin'deki diplomatik misyonlar ve Büyükelçilikler ise Ramallah, Gazze Şehri, Kahire ve Şam gibi çeşitli yerlerde bulunmaktadır.

Birü'l-Kutt yazıtları, Gürcü Asomtavruli yazısı ile yazılmış olan Eski Gürcü dilindeki en eski mozaik yazıtlarıdır ve İtalyan arkeolog Virgilio Canio Corbo tarafından 1952'de Yahudiye Çölü'nde, Birü'l-Kutt yakınlarında, Kudüs'ün 6 km güneydoğusunda ve Beytüllahim'in 2 km kuzeyinde bir Gürcü manastırındaki kazı çalışmasında gün yüzüne çıkarılmıştır. Gürcü yazıtları, mozaik zemin katında bulundu. İki yazıt, MS 430'a ve üçüncüsü de MS 532'ye tarihlendirildi. Birü'l-Kutt yazıtları, Gürcistan'da bulunan ve yine Asomtavruli ile yazılmış Bolnisi yazıtlarından yaklaşık altmış yıl daha eskidir.

Ermeni Mahallesi, Kudüs'ün duvarlarla çevrili Eski Şehir'in dört mahallesinden biridir. Eski Şehir'in güneybatı kısmında yer almakta ve Sion Kapısı ile Yafa Kapısı'yla mahalleye girilebilmektedir. Eski Şehir'in toplamda %14'ünü kaplayarak 0.126 km² alana sahiptir. 2007 yılına göre 2 bin 424 nüfusa sahiptir. Her iki kriterde de Yahudi Mahallesi ile karşılaştırılabilir. Ermeni Mahallesi, Hristiyan Mahallesi'nden Davud Sokağı ve Yahudi Mahallesi'nden Habad Sokağı ile ayrılmıştır.
Nasıra ve Sina'daki Gürcüce yazılar, Nasıra ve Sina Dağı'nda bulunan antik Gürcü Asomtavruli alfabesiyle hacılar tarafından yazılmış Eski Gürcüce grafiti yazıtlarıdır. Arkeolojik araştırmalar, 1955'ten 1960'a kadar İtalyan arkeolog ve Fransisken rahip Bellarmino Bagatti'nin rehberliğinde yürütülmüştür. Gürcülerin Kutsal Topraklar'a olan hac yolculuğu, 5. yüzyıldan başlayarak en uzak ziyaretgahlara dahi ulaşmıştır.

Pitareti Manastırı Gürcistan'daki Orta Çağ Ortodoks Hristiyan manastırıdır. Kvemo Kartli bölgesinde yer alan Ağbulak şehrinin yaklaşık 26 km güneybatısında konumlanmıştır. Başkent Tiflis'in de güneybatısında yer alır.

Şemokmedi manastırı Gürcistan'ın güneybatısında kalan bölge Guria'nın Şemokendi kasabasında konumlanmış bir Gürcü Ortodoks manastırdır. 15. yüzyılda kurulan Şemokmedi manastırı, piskoposun malikanesi ve Gurieli hanedanlığının mezarlığı olarak işlev görüyordu. Kilise hazinelerinin tutulması için güven bir yerdi ve yüzyıllar boyunca diğer Gürcü manastırlarından çok çeşitli nesneler buraya getirilip saklanmıştır. 19. yüzyıldaki soygundan kurtulan koleksiyonun bölümleri şu anda Gürcistan'daki müzelerde sergileniyor.

Gudarehi Manastırı Güney Gürcistan'daki bir 13. yüzyıl Gürcü Ortodoks manastırıdır. Kvemo Kartli bölgesine bağlı Tetritskaro belediyesindeki Gudarehi köyünün batısında konumlanmıştır. Manastır kompleksi, ana salon kilisesi, bağımsız çan kulesi, saray, hücreler, şapeller, ahırlar ve şarap mahzeni gibi çeşitli yapıların kalıntılarından oluşmaktadır. Kilise, Orta Çağ taş oymaları ve yazıtlarla süslenmiştir. Kompleks, Ulusal Öneme Sahip Taşınmaz Kültür Anıtları listesine eklenmiştir.

Tiri Manastırı, günümüzde tartışmalı Güney Osetya bölgesinde bulunan, Tshinvali'nin yanında konumlanmış bir 13. yüzyıl kilisesidir. Salon kilise planında Gürcü Ortodoks manastırı olarak inşa edilen kilise, Orta Çağ freskleri ve Gürcüce yazıtlar içermektedir. 2008 yılındaki Rus-Gürcü savaşından sonra, Gürcüler manastıra erişimini kaybetmiştir. 2015 yılında kilise binası, özgünlüğünü bozan ve fresklerine kısmen zarar veren bakım çalışmalarına maruz kalmıştır. Bu çalışmalar, Tshinvali'de tartışmaya ve Gürcistan'da protestolara yol açmıştır. Manastır, Gürcistan'ın Ulusal Öneme Sahip Taşınmaz Kültür Anıtları listesine eklenmiştir.
Pirğebuli Manastırı Gürcistan'ın Kvemo Kartli bölgesindeki Hrami nehri vadisinde bulunan bir Orta Çağ Gürcü Ortodoks manastırıdır. 12. yüzyılın sonlarına veya 13. yüzyılın başlarına tarihlenen manastır, farklı koruma durumlarındaki çeşitli yapılardan oluşmaktadır. Ana kilise, dışı zengin taş oymalarla süslenmiş büyük bir salon kilisesidir. Manastır, Gürcistan'ın Ulusal Öneme Sahip Taşınmaz Kültür Anıtları listesine eklenmiştir.
İberyalı Petrus, erken Hıristiyanlığın önde gelen isimlerinden ve Hristiyan Neoplatonizminin kurucularından biri olan bir Gürcü kraliyet prensi, ilahiyatçı ve filozoftur. Bazılarına göre, geleneksel olarak Areopagite Pseudo-Dionysius olarak bilinen yazardır.

Haç Manastırı, Kudüs'ün Nayot mahallesi yakınlarındaki bir Doğu Ortodoks manastırıdır. İsrail Müzesi ve Knesset'in altında, Haç Vadisi'nde yer almaktadır.

Via Dolorosa, İsrail'in Kudüs Eski Şehrinde yer alan ve İsa'nın çarmıha gerilmeye götürülürken yürüdüğü yol olduğuna inanılan rotadır. Eski Antonia Kalesi'nden Kutsal Kabir Kilisesi'ne kadar olan dolambaçlı rota - yaklaşık 600 metre uzunluğundadır - Hristiyan hacının ünlü bir noktasıdır. Mevcut rota, çeşitli önceki versiyonların yerini alarak 18. yüzyılda yeniden oluşturulmuştur. Bugün dokuz Haç Durağı işaretlidir; 15. yüzyılın sonlarından bu yana on dört durak oluşturulmuştur, kalan beş durak ise Kutsal Kabir Kilisesi'nin içindedir.
Aelia Capitolina, MS 70 kuşatmasından sonra neredeyse tamamen yerle bir edilen Kudüs'te,İmparator Hadrian'ın MS 129/130'da Yahuda'ya yaptığı yolculuk sırasında onun tarafından kurulan bir Roma kolonisiydi. Aelia Capitolina'nın kuruluşu ve eski Yahudi tapınağının bulunduğu yere Jüpiter Tapınağının inşası MS 132'de Bar Kokhba isyanının patlak vermesinin nedenlerinden biri olabilir. Aelia Capitolina, Geç Antik Dönem'e kadar koloninin resmi adı olarak kullanıldı ve Arap egemenliği döneminde de ismin "İliya" ya çevrilen Aelia kısmı da Emevi Halifeliği tarafından kullanıldı.

Umm Leysun yazıtı, kireç taşından yapılmış beş satırlık Eski Gürcüce bir mezar taşı kitabesidir. Gürcü alfabesinin Asomtavruli formuyla yazılan kitabe, 1996 yılında başlanan kazıların yeniden faaliyete geçmesiyle 2002 yılında Bizans dönemine tarihlenen bir Gürcü manastırında bulunmuştur. Burası, Sur Baher'in güneyindeki Umm Leisun mahallesindedir ve Kudüs'ün Eski Kent bölgesinin 4,5 km güneydoğusunda yer alır. Yazıt, çok renkli mozaik zeminin altında yer alan bir mezar mahzeninde bulunmuştur.

Giorgi Şavşeli – Gürcü bir keşiş ve Kudüs'teki Kutsal Haç Manastırı'nın kurucusuydu. Prohore Kartveli veya İberyalı Prohorus adlarıyla da bilinmektedir. Gürcüce biyografisine (vita) göre Tao-Klarceti Krallığı'nda Giorgi Şavşeli adıyla doğdu. Önce keşiş sonra rahip olduğu yerel bir manastırda yetişti. Aziz Prohorus'un Gürcücedeki söylenişine uygun biçimde kilisede Prohore adını aldı.
Akra, "kale" anlamında, Kudüs'te, Seleukos İmparatorluğu hükümdarı IV. Antiohos tarafından M.Ö. 168 yılında şehri yağmalamasının ardından inşa edilen müstahkem bir yerleşkeye sahip olduğu düşünülen bir yerdi. Akra adı daha sonraki bir dönemde, muhtemelen o zamanlar yıkılmış olan kaleyle ilişkili olan ve zamanında Josephus tarafından hem Acra hem de "aşağı şehir" olarak bilinen bir şehir mahallesi için de kullanılmıştır. Kale, Haşmonayim Krallığı'nın kurulmasıyla sonuçlanan Makkabi ayaklanmaları'nı kapsayan olaylarda önemli bir rol oynamıştır. "Yukarı şehir" Yehuda Makkabi tarafından ele geçirilmiş, Selevkos garnizonu aşağıdaki "Akra "ya sığınmıştır, ve Kudüs içindeki bu son düşman kalesini yok etme görevi Thassi soyadlı Şimon Makkabi'a düştü. Akra hakkındaki bilgilerimiz neredeyse sadece daha geç tarihli olan Josephus'un yazılarına ve anlatılan olaylardan kısa bir süre sonra yazılmış olan Birinci ve İkinci Makabeler Kitapları'na dayanmaktadır.

İberya'nın Hristiyanlaştırılması, Hristiyanlığın 4. yüzyılın başlarında Azize Nino'nun, Klasik Antik Çağ'da İberya olarak bilinen eski bir Gürcü krallığı olan Kartli'de yaptığı vaaz ile yayılmasını ifade eder ve bunun sonucunda o zamanın pagan Kralı İberya'nın III. Mirian'ı tarafından Hristiyanlığın bir devlet dini olarak ilan edilmesi ile sonuçlanır. Sozomenos'a göre bu durum, çok tanrılı Gürcülerin "Kartli Tanrıları" olarak bilinen köklü antropomorfik putlara sahip olması nedeniyle, kralın "büyük ve barbar ulusunun Mesih'i itiraf etmesine ve babalarının dininden vazgeçmesine" yol açmıştır. Kral, tüm inşaat süreçlerinin ana sponsoru, mimarı, başlatıcısı ve organize edici gücü olacaktır. Sokrates Skolastikos'a göre, Habeşliler ile birlikte "Hıristiyan inancını ilk kez İberyalılar benimsedi" ancak bu olayın kesin tarihi hâlâ tartışılmaktır. Gürcü hükümdarları, Ermenilerle birlikte dünyanın herhangi bir yerinde Hristiyan inancına geçen ilk halklar arasındadır. Ermeni-Gürcü dini rekabetinin ve kristolojik tartışmaların tırmanmasından önce, Kafkas Hristiyanlıkları olağanüstü derecede kapsayıcı, çoğulcu ve esnekti; bu durum, özellikle 6. yüzyıldan itibaren kristalleşen "ulusal" kiliseler olarak çok daha sonra kurulan katı dini hiyerarşileri ile son buldu. Bölgedeki muazzam çeşitliliğe rağmen, Hristiyanlaşma süreci, Geç Antik Çağ boyunca Avrasya'nın en enerjik ve kozmopolit bölgeleri olan ve Gürcüleri ve Ermenileri tartışmasız bir şekilde büyük bir uygarlık içinde herhangi bir bölgeye yerleştirecek kadar zor olan Kafkasya'da tüm bölgeyi kapsayan bir olgudur. Krallığın Hristiyanlaştırılmasında önemli bir rol oynayan Kartli'nin kraliyet başkenti Mtsheta'daki Yahudiler, Gürcü monarşisi ile Kutsal Topraklar arasındaki bağların derinleşmesine güçlü bir ivme kazandıracak ve Filistin'de Gürcülerin varlığının artmasına yol açacaktır. İberyalı Petrus'un ve diğer hacıların faaliyetlerinin de doğruladığı gibi, Nasıra Gürcü yazıları yanı sıra Yahudiye Çölü'nde bulunan en eski onaylanmış Gürcüce Birü’l-Kutt yazıtları da buna dahildir.

1244 Kudüs kuşatması, Altıncı Haçlı Seferi'nin ardından, Harezm ordusunun 15 Temmuz 1244'te şehri ele geçirmesiyle gerçekleşmiştir.

Tapınak Uyarı Yazıtı, Tapınak Korkuluk Yazıtı ya da Soreg Yazıtı Kudüs'te İkinci Tapınak'taki mabette bulunmuş bir korkuluk yazıtıdır. Hem Latince hem de Grekçe olarak yazılmıştır. Yazıt putperest ziyaertçilere daha fazla ilerleyecekleri takdirde ölüm cezasıyla karşılaşacaklarını söyleyen bir uyarı niteliğindeydi.