İçeriğe atla

Salat Cami Yanı

Arkeolojik Höyük
Adı:Salat Cami Yanı
il:Diyarbakır
İlçe:Bismil
Köy:Yukarısalat
Türü:Höyük
Tahribat:
Tescil durumu:
Tescil No ve derece:
Tescil tarihi:
Araştırma yöntemi:Kazı

Salat Cami Yanı, Diyarbakır İli, Bismil İlçesi'nin yaklaşık 20 km. doğusunda, Dicle'nin bir kolu olan Salat Çayı kıyısında yer alan bir höyüktür.[1] Höyükteki Neolitik yerleşim alanı 220 x 130 metrelik bir alana yayılmıştır.[2] Kazı çalışmaları başlamadan önce höyükten sürekli olarak toprak alınması ve yapılaşma sonucunda tepenin büyük bir kısmı ortadan silinmişti.[1]

Kazılar

Höyük ilk olarak Guillermo Algaze tarafından bölgede yapılan yüzey araştırmaları sırasında tespit edilmiştir. Kazılar ise ODTÜ – TAÇDAM (Tarihsel Çevre Değerlerini Araştırma Merkezi) eşgüdümünde gerçekleştirilen Ilısu ve Karkamış Baraj Gölleri Altında Kalacak Arkeolojik Kültür Varlıklarını Kurtarma Projesi çerçevesinde Yutaka Miyake başkanlığındaki bir ekip tarafından 2003 yılında incelenmiştir. Kazı çalışmalarına ise aynı ekip tarafından 2004 yılında başlanmıştır.[1]

Tabakalanma

Yüzey toprağının hemen altında Neolitik Çağ tabakalarına ulaşılmıştır. Bununla birlikte daha sonraki tarihlere ait 15 çukur, Neolitik tabakaların içine doğru açılmıştır. Bu çukurlarda ele geçen malzeme İslami Dönem malzemesi olmakla birlikte bir çukur olasılıkla Demir Çağı malzemesi vermektedir.[3] Dolayısıyla höyükte yerleşme, Çanak Çömlekli Neolitik Çağ içinde gerçekleşmiştir. Kazılarda hepsi Neolitik Çağ'a tarihlenen üç evrede on iki tabaka belirlenmiştir. Yeniden eskiye doğru,

  • Neolitik Çağ 3. Evre 1. – 2. tabakalar,
  • Neolitik Çağ 2. Evre 3. – 7. tabakalar,
  • neolitik çağı 1. Evre 8. – 12. tabakalar

olarak gösterilmektedir.[1]

Buluntular

Yığma kerpiç pise tekniğiyle inşa edilmiş bir konutta boyalı duvar parçalarına rastlanmıştır. Bunların benzerlerine

Ana toprağın hemen üstüne oturan 1. Evre, iri taneli mineral katkılı ve yüzeyi açkılı mal grubuyla temsil edilmektedir. 2. Evrede ise bu mal grubunun yerine kaba mal olarak tanımlanan bitkisel katkılı mal çoğunluğu oluşturmaktadır. En üstteki 3. Evre, kaba mal çoğunlukta olmakla birlikte boyunlu çömlekler ve omurgalı kaplar gibi daha gelişkin çanak çömlek biçimleri, boya bezeme ve kabartma bezekleri türünden yeni bezeme türleri görülmektedir. Yerleşmedeki bu 3. Evre çanak çömlek geleneği, Kuzey Mezopotamya'nın Proto-Hassuna olarak bilinen gruba oldukça yakınlık göstermektedir. Bu tespitten hareketle 3. Evre, Proto-Hassuna Dönemi ile çağdaş görülmektedir.[1] En üstteki 3. Evreden daha eski olan 1. ve 2. evrelerin Proto-Hassuna Döneminden daha eski olduğu anlaşılmaktadır. Bu çerçevede yerleşmenin Çanak Çömlekli Neolitik Çağ'ın ilk yarısını iyi bir biçimde temsil ettiği ifade edilmektedir.[4] Tabakalanmada genel hat böyle olmakla birlikte, 1. Evrenin yaygın mal grubu olan mineral katkılı – açkılı malın, 2. Evrenin yaygın mal grubu olan bitki katkılı – kaba (açkısız) mal grubuyla yan yana bulunduğundan hareketle 1. ve 2. Evre arasında kesin bir sınır çizmenin mümkün olmadığı, söz konusu iki evrenin, mineral katkılı – açkılı maldan bitki katkılı – açkısız mala doğru giden bir süreci temsil ettiği ifade edilmektedir.[5]

Birinci evrenin çanak çömlek çeşitliliği daha sınırlıdır, derin ve kapalı biçimler yaygındır. Ağız kenarları altına yerleştirilmiş tutamaklar belirgin bir özelliktir. Bu evrede bezemeli çanak çömlek buluntusu ele geçmemiştir. Bu çanak çömlek geleneği, Fırat Havzası'ndan Habur Ovası'na kadar uzanan bölgedeki en eski buluntulara oldukça benzemektedir. Örneğin Akarçay, Mezraa Teleilat, Tell Halula, Tell Sabi, Abyad I ve Tell Seker al – Aheimar. İkinci evre çanak çömleği ise büyük değişiklik göstermektedir. Belirgin biçimde siyah özün göründüğü kap kenarları kalındır ve açkılanmayan yüzeyler kırmızımsı kahverengi ile devetüyü arasında değişmektedir. Yine de kap biçimleri halen basittir, tutamak geleneği devam etmektedir.[6]

İkinci evrenin üst tabakalarında ortaya çıkarılan oval biçimli, içleri kül dolu çukurların yiyecek, özellikle et kızartmak için kullanıldığı, bu tür ateş çukurlarının Yakın Doğu'nun Çanak Çömleksiz Neolitik Çağ yerleşimlerinde görüldüğü belirtilmektedir. Bu pişirme geleneğinin bölgede Çanak Çömlekli Neolitik Çağ'da da kullanılmaya devam edildiği anlaşılmaktadır.[1] Uzunluğu iki metre dolayında olan, duvarları taş ve kerpiç kullanılarak yapılan ocaklardan farklı olan bu ateş çukurları, konutlar arasındaki boş alanlarda çokça bulunmuştur. Öyle ki 2006 yılı kazılarında bunlardan 60 tanesi açığa çıkarılmıştır. Tabanları taş döşeli bu çukurlarda kömürleşmiş odun parçalarının yanı sıra emmer buğdayı, nohut ve mercimek gibi tahılların kömürleşmiş parçaları da ele geçirilmiştir.[7]

Ele geçen yontmataş aletlerin yarısının Nemrut'dan gelen obsidiyenden olduğu belirtilmektedir.[2]

Küçük buluntular içinde pişmiş topraktan hayvan figürinleri büyük çoğunluğu oluşturmaktadır.[8] Bu figürinler arasında koyun ya da keçi olduğu tahmin edilen boynuzluların yanında iki ayaklı hayvanlar da çok sayıda ele geçmiştir.[5] Diğerleri ise taş ağırşaklar, boncuklar ve bileziklerdir.[8]

Değerlendirme ve tarihleme

Höyükteki kazılarda ele geçen çanak çömlek buluntularına göre tüm yerleşim evrelerinin Kuzey Suriye ve Kuzey Irak'taki dönemin yerleşimleriyle kültürel ilişki içinde oldukları ileri sürülmektedir. Yerleşimin 1. Evresi çanak çömlek buluntularına Güneydoğu Anadolu'daki Akarcay III. evre'de, Mezraa Teleilat'te Kuzey Suriye'nin Tell Halula ve Seker al Ahaimar yerleşimlerinde rastlanmaktadır. 2. Evre çanak çömleği örnekleri ise Kuzey Irak'ın Ginnig'inde, 3. Evre çanak çömleği ise Proto-Hassuna yerleşimlerinde görülmektedir. Diğer yandan bu çerçeveye Hassuna ve Samarra boyalı çanak çömlek buluntuları veren Hakemi Use Tepe de katılmalıdır. Bu buluntular, Anadolu'nun Dicle Havzası'nın Çanak Çömlekli Neolitik Çağ başlangıcından sonuna değin Kuzey Mezopotamya ile yoğun bir biçimde kültürel etkileşim içinde olduğuna işaret etmektedir. Aynı yönde bir başka işaret de boyalı duvar sıvaları ve pişmiş toprak boncuklardır.[9]

Kazı başkanı Japon Tsukuba Üniversitesi'nden Yutaka Miyake, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde Nevali Çori ve Göbekli Tepe gibi Neolitik Çağ yerleşmelerinde sağlanan olağanüstü keşiflerin, uzun süre Neolitikleşme sürecinin peri-feri bölgelerinden biri olarak kabul edilen Güneydoğu Anadolu'nun, esasen tarım ve hayvancılığın geliştiği çekirdek bölge olduğunu ortaya çıkardığını belirtmektedir.[10]

Üzerinde çalışılan karbon-14 değerlendirmeleri 1. ve 2. Evre için kalibre edilmiş şekliyle MÖ 6400 – 6200 tarihlerini vermektedir. Ancak bu verilerin sağlıklı olmadığı düşünülmektedir. Bir kere, 1. ve 2. Evre arasında bir fark görülmemektedir. İkincisi, 1. Evre bile beklendiği kadar eski bir tarih değildir. En eski çanak çömlek buluntusu veren yerleşmelerden alınan karbon – 14 değerlendirmesi MÖ 7000 – 6700 tarihleridir.[11]

Kaynakça

  1. ^ a b c d e f "TAY – Yerleşme Dönem Ayrıntıları". 4 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Haziran 2012. 
  2. ^ a b Current Archaeology In Turkey[]
  3. ^ 27. Kazı Sonuçları Toplantısı (2005) Cilt 2, Sh.: 118
  4. ^ 29. Kazı Sonuçları Toplantısı (2007) Cilt 3, Sh.: 212
  5. ^ a b 29. Kazı Sonuçları Toplantısı, Sh.: 215
  6. ^ 30. Kazı Sonuçları Toplantısı (2008), Cilt 2, Sh.: 102
  7. ^ 29. Kazı Sonuçları Toplantısı, Sh.: 214
  8. ^ a b 27. Kazı Sonuçları Toplantısı, Sh.: 120
  9. ^ 29. Kazı Sonuçları Toplantısı, Sh.: 216
  10. ^ 30. Kazı Sonuçları Toplantısı, Sh.: 101
  11. ^ 30. Kazı Sonuçları Toplantısı, Sh.: 104

İlgili Araştırma Makaleleri

Değirmentepe Höyüğü, Malatya ilinin 24 km. kuzeydoğusunda Karakaya Barajı Gölü suları altında kalmış olan bir höyüktür.

<span class="mw-page-title-main">Köşk Höyük</span> Niğde il merkezine 17 km mesafedeki bir höyük

Köşk Höyüğü, Niğde il merkezine 17 km mesafede bulunan bir höyüktür. Höyük 80 metre çapında 15 metre yüksekliktedir. Kazılarda ulaşılan buluntular Niğde Müzesinde sergilenmektedir. Müze'de diğer buluntular yanında MÖ 4883 yılına tarihlenen bir Kalkolitik ev modeli, birebir ölçülerde sergilenmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Halaf kültürü</span>

Halaf Kültürü, Kuzey Mezopotamya'nın Çanak Çömlekli Neolitik Çağ'ında, Tell Halaf'da kesintisiz olarak gelişen bir tarihöncesi kültürdür. Tell Halaf yerleşimi, MÖ 6.000 civarı ile MÖ 5.400 arasında Halaf Dönemi olarak adlandırılan bir dönem boyunca gelişmiştir. Halaf Kültürü'nü yine aynı bölgede Obeyd Kültürü izlemiştir. Halaf Kültürü adını, günümüzde Türkiye – Suriye sınırının hemen güneyinde yer alan ve Erken Kalkolitik Çağ'a tarihlenen Tell Halaf yerleşiminden almaktadır. Halaf Kültürü'nün Samarra ve Hassuna kültürlerinden kaynaklanmadığı ama onlardan etkilendiği görüşü hakimdir.

Domuztepe Höyüğü, Osmaniye il merkezinin 35 km. güneydoğusunda yer alan bir höyüktür. Günümüzde Aslantaş Barajı kıyısında yer alan höyüğü tarihöncesi yerleşim katları su altında kalmıştır.

Mezraa - Teleilat Höyüğü, Şanlıurfa il merkezinin kuzeybatısında, Birecik ilçesinin 5 km güneyinde, Mezraa Köyü'nün hemen batısında ve kısmen altına yayılmış olan bir höyüktür. Yayıldığı alan 7 hektar olan höyük 450 x 160 metre boyutlarında olup 4 metre yüksekliktedir.

Akarçay Tepe Höyük ya da Akarçay Höyük, Şanlıurfa il merkezinin batısında, Birecik ilçesinin 15 km. güneyinde bulunan bir höyüktür. Yaklaşık 350 x 150 metre büyüklüğündeki höyük 6 metre yüksekliktedir. Çanak çömlek yayılımına göre yerleşmenin 2,9 hektarlık bir alana yayıldığı belirtilmektedir.

Fikirtepe Höyüğü, İstanbul İli'nin Anadolu yakasında, Kadıköy İlçe merkezinin birkaç kilometre doğusunda, Fikirtepe Tepesi'nin doğu kenarında yer alan bir düz yerleşmedir. Denizden 26 metre yükseklikteki yayvan bir tepenin güney-güneydoğu kesiminde, Kalamış Koyu'nda Marmara Denizi'ne dökülen Kurbağalıdere'ye doğru uzanan yamaçta bulunmaktaydı. Günümüz yerleşiminin altında kalmış ve tümüyle tahrip olmuştur. Yerleşmenin Kalamış Koyu'na mesafesi 1.300 metre, Kadıköy Koyuna ise 2 km.dir. eski çağlarda çevrenin ormanlık olduğu, bu yüzden balıkçılık, avcılık ve sınırlı ölçüde de olsa tarım olanaklarına sahip olduğu düşünülmektedir.

Aşağı Pınar Höyüğü, Kırklareli İl merkezinin 3 km. güneyinde yer alan bir höyüktür. Haydardere, bir kıvrım yaparak tepenin kuzeyinden ve batısından geçmektedir. Höyüğün üzerine Geç Antik Çağ'da yapılan bir tümülüs tahribata neden olmuştur. Tümülüs, 38 metre çapında bir çevre duvarı üstüne kurulmuş olup, höyüğün eteklerinden alınan toprakla doldurulmuştur. Oluşan tepenin 19. yüzyıl sonlarında bölgeyi bir süreliğine işgal eden Rus kuvvetleri tarafından hazine aramak için düzleştirilmiş olduğu düşünülmektedir.

Yenice Yanı Höyüğü, Diyarbakır İli'nin 50 km. doğusunda, Bismil İlçesi'nin 10 km. güneydoğusunda, Dicle'nin kollarından Seyhan Çayı vadisinde, çayın doğu kıyısında yer alan bir höyüktür. Yenice Köyü'nün Eski Mezarlık Mevkiindedir. Tepe, 150 x 80 metrelik boyutlarıyla küçük sayılabilecek bir höyüktür ve yaklaşık olarak 1,2 hektarlık bir alana yayılmaktadır.

Karaoğlan Höyüğü, Ankara İl merkezinin 25 km. güneyinde, Mogan Gölü'nün güneydoğu ucunda yer alan bir höyüktür. Bulunduğu bölge Ankara bölgesinden güneydoğu ve güneybatı yönlerine uzanan ana ticaret yollarının kavşağı durumundaydı. Tepe, 260 x 180 metre boyutlarında ve 18-20 metre yüksekliğindedir. Höyük Ankara – Konya kara yolu üzerindedir.

Fatmalı Kalecik Höyüğü, Keban Baraj Gölü altında kalmadan önce, Elazığ İl merkezinin yaklaşık 32 km. kuzeybatısında Fatmalı Köyü'nün 4 km. güney-güneydoğusunda bulunan bir höyüktür. Tepenin 60 metre çapında ve 2 metre yükseklikte olduğu belirtilmektedir.

Musular, Aksaray İli, Aksaray İlçesi, Kızılkaya Köyü'nün yaklaşık 1 km. güneyinde, Musular Mekii'nde yer alan bir düz yerleşmedir. Hasan Dağı ve Melendiz Dağı'nın kuzeyine düşen volkanik bir arazide Ihlara Vadisi'nin verimli ovasında, Melendiz Çayı'nın batı kıyısındadır. Aşıklı Höyük'ün 300-400 metre batısında yer almaktadır.

Araptepe Höyüğü, İzmir İl merkezinin kuzeyinde, Menemen İlçesi'nin yaklaşık olarak 13 km. kuzeybatısında, Eski Foça'ya giden yol üzerinde yer alan bir höyüktür. Helvacı Höyücek Höyüğü'nün 2 km. kadar batısında, Bekirler Düz Yerleşmesi'nin 500-600 metre kuzeyindedir. Helvacı Köyü'nün batısındadır. Helvacı Ovası'ndaki yerleşme, daha çok dağlara yakındır.

Gavurtepe Höyük, Manisa İl merkezinin güneydoğusunda, Alaşehir İlçesi'nin güneybatısında, Gediz Ovası'nda Sarıkız Çayı'nın batı yakasında yer alan bir höyüktür. Yamaçları oldukça dik ve sarp bir tepedir. Bulunduğu yer olarak, hem batı kesimindeki yerleşimlerle, hem de Hitit topraklarının batı yerleşimleriyle ulaşım sağlayabilecek konumda görünmektedir. Öte yandan Gediz Vadisi üzerinden Balıkesir ve Denizli ulaşımları üzerindedir.

Maydos Kilisetepe Höyüğü, Çanakkale İli sınırları içinde, Gelibolu Yarımadası'nın Çanakkale Boğazı'na bakan tarafında, Eceabat İlçesi içinde yer alan bir höyüktür. Maydos Kale olarak da bilinmektedir. Tepe üzerinde Çanakkale Savaşı sırasında tahrip olan bir Orta Çağ kalesinin kalıntıları vardır. Tepe, 200 x 180 metre boyutlarında ve 33 metre yüksekliktedir. Günümüzde denizden yaklaşık olarak 200 metre ilçeride bulunmaktadır.

Uğurlu / Zeytinli, Çanakkale İli'ne bağlı Gökçeada'nın batı tarafında, Uğurlu Köyü'nün 900 metre doğu-kuzeydoğusunda yer alan bir höyüktür. Uğurlu Limanı'ndan yaklaşık olarak 1.400 metre, Ada'nın merkezine 23–24 km. uzaklıktadır. Bölge yerel olarak Zeytinli Mevkii olarak bilinmektedir. Yerleşme İsa Tepe'sinin doğu yamacında, bir yamaç yerleşmesi görünümündedir. Çanak çömlek buluntularına bakılarak 300 x 100 metrelik bir alana yayılmış olduğu söylenmektedir. Neolitik Çağ'a tarihlenen çanak çömlek buluntuları ise 100 x 100 metrelik bir alanda görülmektedir. Uğurlu / Zeytinli, şimdilik Doğu Ege Adaları'daki en eski yerleşmedir. Neolitikleşmenin Avrupa'ya aktarımından çok önemli bir konum göstermektedir. En erken yerleşimin Anadolu'dan gelen göçle MÖ 6.500 yıllarında başladığı anlaşılmaktadır. Bu yerleşim MÖ 5.000 dolaylarında Anadolu'dan bağımsız şekilde gelişen bir kültür olarak karşımıza çıkmaktadır.

Sürük Mevkii, Adıyaman il merkezinin güneyinde, eski Samsat İlçesi'nin kuzeydoğusunda yer alan bir höyüktür. Yerleşme günümüzde Atatürk Barajı suları altında kalmıştır. Buluntu dağılımına göre 130 x 90 metre boyutlarındadır. Gritille'ye 2 km. mesafededir.

Kumartepe, Şanlıurfa il merkezinin 1,5 km kuzeybatısında, Bozova İlçesi'nin kuzeydoğusunda, İğdeli Köyü'nün kuzeyinde yer alan bir düz yerleşmedir. Günümüzde Atatürk Baraj Gölü altında kalmıştır. Barajın yapımından önce Fırat'ın güney kıyısında, İncesu Vadisi ile Fırat Vadisi'nin birleştiği yerdeydi.

Kanlıtaş Höyük, Eskişehir il merkezinin kuzeyinde, Aşağıkuzfındık Köyü'nün 1 km. doğusunda, "Kanlıtaş Mevkii" olarak bilinen yörede yer alan bir höyüktür. Yerleşme, vadinin ortasındaki kayalık bir yükseltinin kuzey yamacındadır. Tepe, 30 metre çapında olup 4 - 7 metre yüksekliktedir.

Karayavşan Höyüğü, Ankara il merkezinin güneybatısında, Polatlı İlçesi'nin 20 km. doğusunda, Karayavşan Köyü'nün hemen yanında yer alan bir höyüktür. Polatlı – Haymana kara yolunun hemen kuzeyindedir. Tepe, 13 metre yükseklikte orta boy bir höyüktür.