Ad hominem, argumentum ad hominem ya da kişi karalama safsatası; kalıplaşmış bir Latince deyimdir. Bir reaksiyonun, belirli bir kişinin herhangi bir konudaki duruşu yerine şahsına yöneltilmesidir. Örneğin bir argümana cevap verirken, argümanı eleştirmekten ziyade, argümanı ortaya atan kişinin konuyla ilgisiz bir özelliğini gündeme getirerek fikirlerini çürütmeye çalışmaktır. Önerme yerine, önerme yapan kişi tartışma konusu edilerek iddialara karşı çıkmak yoluyla yapılır. Ad hominem, mantıksal bir safsata kabul edilir.
Safsata, bir düşünceyi ortaya koyarken ya da anlamaya çalışırken yapılan yanlış çıkarsamadır. Safsatalar ilk bakışta geçerli ve ikna edici gibi görülebilen fakat yakından bakıldığında kendilerini ele veren sahte argümanlardır.
Argumentum ad ignorantiam, Latince bir mantık terimidir. "Bilgi yoksunluğundan kaynaklanan argüman" anlamına gelir. Bir şeyin yanlışlığının ispatlanamamış olması nedeniyle doğru olduğunu veya doğruluğunun ispatlanamamış olması nedeniyle yanlış olduğunu ileri sürme safsatasıdır. Türkçeye "ispatlama mecburiyeti safsatası" şeklinde çevrilmiştir. Bununla birlikte İngilizce kaynaklarda "burden of proof" safsata olarak kabul edilmez ve Latince kökenli hukuki bir terimdir.
Argumentum ad nauseam/Argumentum ad Infinitum (ya da sıklıkla sadece Ad nauseam), bir iddianın-argümanın aksi ispatlanamadığı için o iddianın doğru olduğunun savunulmasıdır. Latince bir safsatadır. Türkçe yaklaşık karşılığı "bunaltana kadar" dır. Argumentum ad infinitum ile aynı safsatayı belirtir.
Tu quoque kişinin bir suçlama karşısında kendisini suçlayan kişinin de önceden veya hâli hazırda aynı suçu işlemiş veya işlemekte olduğunu ima eden bir savunma argümanıdır.
Safsata Kılavuzu, Türk yazar Alev Alatlı'nın elektronik posta grubu ile birlikte hazırladığı bir kitaptır.
Argumentum ad logicam yani safsatadan argüman bir safsata türüdür. En bariz ve kısa şekilde safsata safsatası olarak da adlandırılabilir. Şu genel argüman formundadır:
Argumentum ad populum yani ortak tutuma başvurma safsatası, genel kanıya bağlı olarak bir fikrin doğru veya yanlış olduğunu ileri sürme durumudur. Mantıksal bir safsata olarak kabul edilir.
Circulus in demonstrando, kalıplaşmış bir Latince terimdir. Türkçesi 'Döngüsel nedenselleştirme' ya da 'kapalı döngü' olarak bilinir. Ulaşılmak istenen sonuç dayanak noktası olarak ileri sürüldüğünde oluşan safsata olarak tanımlanır.
Felsefe, felsefe biçimleri, tanımları veya düşünce akımlarını listeler.
Post hoc ergo propter hoc veya kısaca post hoc bir safsata çeşididir. Bu Latince ifade Türkçeye "bundan sonra, demek ki bundan dolayı" şeklinde çevrilebilir. Post hoc safsatası "peşpeşe gerçekleşen iki olaydan daha önce gelen daha sonra gelenin sebebi olmak zorundadır" şeklinde geçersiz bir akıl yürütmeye dayanır.
Ton polisliği veya ton argümanı, bir çeşit ad hominem ve genetik safsata yoluyla karşı argüman üretme çabası. Bu yöntemi kullananan bir kişi bir ifadenin geçerliliğini, o ifadenin ne anlama geldiğini hedef alarak değil de o ifadenin nasıl söylendiğini ya da nasıl sunulduğunu hedef alarak azaltmaya çalışır.
Hüsnükuruntu, kanıt, rasyonellik ya da gerçeklik üzerine olmaktan çok hayal etmesi zevk veren şeyler üzerine karar verme ve inanç oluşturma kavramıdır. İnanç ile istek arasındaki çatışmaları çözümlemenin bir ürünüdür.
Felsefi mantıkta, epistemik safsata, Leibniz yasasını bir argümanda aykırı bir biçimde kullandığında işlenir. Leibniz yasası, A ve B aynı nesne ise, A ve B'nin ayırt edilemez olduğunu belirtir. Modus tollens ile bunun anlamı, eğer bir nesne belirli bir özelliğe sahipken, başka bir nesne aynı özelliğe sahip değilse, iki nesne aynı olamaz. Yanılgı "epistemiktir" çünkü bir öznenin bir nesneye ilişkin bilgisi ile nesnenin kendisi arasında doğrudan bir özdeşlik olduğunu varsayar.
Varoluşsal safsata veya varoluşsal örnekleme biçimsel bir safsatadır. Varoluşsal safsatada, biri yapmaması gerektiği halde bir kümenin (sınıf) üyeleri olduğunu varsayar; yani, kişi dış dünyada karşılığı olmayan bir adı tutan öğeler hakkında çıkarımda bulunur.
Cımbızlama safsatası, bastırılmış kanıt veya cherry picking, belirli bir görüşü onaylayan durum veya verilerin kullanılmasını, ancak konu ile ilişkili ama bu görüşle çelişki içinde olabilecek önemli miktarda durum veya verinin görmezden gelinmesini tanımlayan safsata. Cımbızlama, kasıtlı veya kasıtsız olarak gerçekleştirilebilir. Safsata, kamuoyu tartışmalarında yer alan önemli bir problem olarak tanımlanmıştır.
Argumentum ad misericordiam veya Galileo argümanı, bir kişinin bir argüman veya düşünceye destek bulup onu kabul ettirmek üzere, tartıştığı rakibinin merhamet ve/veya suçluluk duygularını sömürmesinden oluşan bir safsatadır. Argumentum ad passiones'in kendine özgü bir çeşididir. "Galileo" ile bağlantısı, yerleşmiş dinsel inanca aykırı düşünen bilim insanının inançlarından Engizisyon tarafından yargılanıp ev hapsine hüküm giydirilmesinin ardından çektiği ızdıraptan gelir.
Korkuyu kullanma ya da korkuya başvurma, bir kişinin bir alternatife karşı kendi istediği seçeneği öne çıkarmak işin korku duygusunu arttırmaya çalışması ve böylece kendi fikri için destek yaratmaya çalışması ile ilgili bir safsatadır. Korkuya kullanma, pazarlama, politika ve medyada (iletişim) ortak kullanılan bir taktiktir.
Yenilik safsatası veya yeniliğe başvurma, bir fikrin yalnızca yeni veya modern olmakla doğru veya üstün olabileceğini savunan bir safsatadır. Status quo ile yeni buluşlar arasındaki tartışmalarda yeniliğe başvurma geçerli bir argüman olarak kabul edilmez. İşbu safsata iki şekilde icra edilebilir. Yeni veya modern olanı, güncel duruma bakmaksızın abartmak veya mevcut durumu gereğinden fazla hafife almak.
Dolduruşa getirme safsatası ya da suyu bulandırma safsatası, hedefteki kişi hakkında üçüncü kişilerin olumsuz düşüncelere sahip olmasını sağlayacak bilgiler verme eylemine dayanan bir safsatadır. Bu safsata, ad hominemin özel bir türü olarak kabul edilir. İlk kez John Henry Newman tarafından kullanılmıştır. "Biz onların cemaziyülevvellerini biliriz." veya "Volodimir Zelenski'nin eskiden komedyen olduğunu hatırlatmak isterim." gibi önermeler bu safsataya örnek teşkil eder.