İçeriğe atla

Rumen alkalozu

Rumen alkalozu ya da Alcalosis ingesta ruminis. Geviş getiren hayvanlarda rumen pH'sının fizyolojik üst sınırı geçmesi sonucu ortaya çıkan bir indigesyon'dur. Rumen florasında E. coli, Pseudomonas ve Proteus tipi bakteriler aşırı derecede ürerler.Bu hastalık Rumen asidozuna nispeten daha az görülür.[1] Rumen alkalozu bir müddet sonra rumen duvarından emilime bağlı olarak metabolik alkaloz'a dönüşebilir.

Tipleri

Genel anlamda alkaloz sınıflandırılacak olursa şöyle bir tablo ortaya çıkar:

  • Rumen alkalozu
  • Metabolik alkaloz
    • Respiratorik alkaloz
    • Hipokloremik metabolik alkaloz.

Semptomlar

  • Tipik klinik bulgulara pek rastlanmaz.
  • İştahta azalma.
  • Rumen hareketlerinde durma (atoni)
  • Bazen timpani görülebilir.
  • Hafif derecede parezis, kas zayıflığı, inkoordinasyon.
  • Şiddetli olaylarda konvülziyonlar, bazen eksitasyon.
  • Salya artışı (pityalismus).
  • Süt yağı ve proteininde azalma.[1]

Laboratuvar Bulguları

Rumen sıvısı pH'sı 7,2'den daha büyük, koyu kahverengi, amonyak kokusunda, sedimentasyon hızlı.Flotasyon normal ve infusoria sayısı belirgin derecede düşer.

Ayırıcı Tanı

  • Rumen sıvısı pH'sının 8'in üzerinde olmaması, aşırı pis kokulu ve koyu siyahımsı rumen içeriğinin olmaması ve genel durumun daha iyi olması ile Rumen kokuşmasından,
  • Yine rumen sıvısı muayenesi ile Indigestio simplex ve Rumen asidozundan ayrılır.

Prognoz

Sağaltım uygulanan olgularda prognoz iyidir. Hastalığa ilişkin en önemli komplikasyonlar; Metabolik alkaloz, Rumen kokuşması ve tırnak bozukluklarıdır.

Sağaltım

Rasyona melas, hububat gibi kolay fermente edilebilir karbonhidratça zengin yem maddeleri eklenir. 1 lt sirke, 3 kat sulandırılarak içirilmelidir. Şiddetli olaylarda ise Dekstroz infuzyonu ve 1-2 gr Vit-B1 uygulanır.

Koruma

Üreli rasyon en az 2 haftalık bir periyotta alıştırılmalı Besi sığırlarında ise üre; rasyonun kuru madde olarak %1,5ini geçmemelidir.

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. ^ a b Sığırların İç Hastalıkları Semptomdan Tanıya Tanıdan Sağaltıma (2. baskı). Prof. Dr. Hasan BATMAZ

İlgili Araştırma Makaleleri

Şok, kalbin aorta attığı kanın akut olarak azalmasına bağlı bir hipoperfüzyon sendromdur. Şok olgusunda yaşamsal dokulara ve organlara yeterli kan gidemez. Dolaşan kanın azalması, dokuların oksijen ve enerji kaynaklarının kesilmesi, metabolizma artıklarının temizlenememesi anlamına gelir. Başlangıç belirtiler hipotansiyon, bilinç kaybı, ağızda kuruluk, deride solukluk, terleme, nabızda artma/azalma, laktik asidoz, parmak uçlarında ve dudaklarda siyanozdur.

Abomasum deplasmanı veya abomasum kayması, ineklerde ana karnında büyüyen yavrunun baskısıyla dördüncü midenin normal yerinden sağa veya sola doğru bükülmesi. Doğumu takip eden iki-üç hafta içinde meydana gelir. Kesif yem - kaba yem dengesizliği, kaliteli kaba yem eksikliği ve geçiş dönemi besleme hataları bu yer değiştirmeye zemin hazırlar. Abomasum çoğunlukla sola doğru yer değiştirir. genellikle 1.laktasyonda görülür.

<span class="mw-page-title-main">Ketozis</span>

Ketozis kanda keton cisimciklerinin bolca bulunması durumudur ve açlık, perhiz ve yoğun kas kullanımı gibi sebeplerden vücudun enerji ihtiyacını karşılamak için karbonhidrat ve ihtiyaç fazlası proteinli gıdaların sindirimiyle oluşan kanda glukoz yerine, yağ içeren gıdaların sindirilmesi veya vücudun yağ stoklarının birazının keton cisimciklerine dönüştürülmesi sonucu oluşan normal fizyolojik durumdur.

Laminitis, arpalama ya da furbür. Kaba yem-kesif yem dengesi bozukluğu ile ortaya çıkan topallık ile kendini gösteren bir problemdir. İnek ayakta durmakta rahatsızlık çeker, verim düşüklüğü ortaya çıkar. Daha çok işkembede oluşan aşırı histaminin kan dolaşımıyla ayaklara gitmesi sonucu meydana gelir.

<span class="mw-page-title-main">Şarbon</span> Bacillus anthracis adlı bakteri nedeniyle oluşan bulaşıcı bir hastalık

Şarbon, antraks veya anthrax; Bacillus anthracis adlı bakteri nedeniyle oluşan zoonotik karakterde bulaşıcı bir hastalık.

<span class="mw-page-title-main">Lösemi</span> kemik iliğinde oluşan kan kanserleri

Lösemi, kan hücrelerinin özellikle de akyuvarların normalin üzerinde çoğalması ile kendini gösteren bir kanser türüdür.

Glutamin proteinleri oluşturan 20 aminoasitten biridir. Yan zincirinde karboksamid grubu içerir. Polar özelliktedir, ancak fizyolojik pH'da yüksüzdür.

<span class="mw-page-title-main">Diyabet</span> Kandaki glikoz seviyesinin aşırı artmasından kaynaklanan metabolik bozukluk

Diabet ya da Diabetes mellitus, sıklıkla yalnızca diabet ya da diyabet veya halk arasında şeker hastalığı olarak adlandırılan, genellikle kalıtımsal ve çevresel etkenlerin birleşimi ile oluşan ve kandaki glukoz seviyesinin aşırı derecede yükselmesiyle (hiperglisemi) sonuçlanan metabolik bir bozukluktur. Vücutta kan şekerinin düzenlenmesi pek çok sayıda kimyasal madde ve hormonun karmaşık etkileşimi sonucunda sağlanır. Şeker metabolizmasının düzenlenmesinde rol oynayan hormonlardan en önemlisi pankreasın beta hücrelerinden salgılanan insülin hormonudur. Diyabetes Mellitus ya insülin salgılanmasındaki yetersizlik ya da insülinin etkisindeki veya insülin cevabındaki bir bozukluk sonucunda ortaya çıkan yüksek kan şekerinin yol açtığı birkaç grup hastalığı tanımlamak için kullanılan ortak bir terimdir.

Solunum yetmezliği veya respiratuar yetmezlik solunum sisteminin gaz değişiminde (ventilasyon) yetersiz kalması durumudur. Bunun sonucu olarak arteriyel oksijen ve/veya karbon dioksit seviyesi normal aralıklarda korunamaz. Oksijenasyondaki düşüş hipoksemi ve arteriyel karbon dioksit seviyesinde yükselme hiperkapni olarak bilinir. Bunların normal referans değerleri oksijen için PaO2 > 60 mmHg ve karbon dioksit PaCO2 < 45 mmHg şeklindedir. Yetersiz ventilasyon alveollerden (hava kesecikleri) kapiller dolaşıma yeterince bikarbonat geçişini sağlayamayacağı için kan pH'sı düşmeye başlar ve metabolik asidoz şekillenir. Bu, solunum yetmezliğine ilişkin önemli komplikasyonlardan biridir. Hiperkapninin varlığı veya yokluğuna göre sırasıyla tip 1 ve tip 2 şeklinde sınıflandırılır.

<span class="mw-page-title-main">Sığır vebası</span> Hayvan hastalığı

Sığır vebası, viral bir sığır hastalığı. Son derece ölümcül ve bulaşıcı bir hastalıktır. Hayvanlarda sindirim kanalı mukozasında şiddetli ülseratif ve hemorajik lezyonlarla karakterizedir.

Paratuberculosis, Johne's disease. Sığırlarda kronik zayıflama ve ishal ile karakterize bakteriyel bir hastalıktır.

Rumen kokuşması, putrefactio ingesta ruminis. Sığırlarda rumen alkalozuna benzeyen ancak Rumen ve kan pH'sında daha dramatik bir yükselme ile karakterize önemli bir indigesyondur. Ruminal laktik asidoz veya ruminal alkaloz'a nispeten daha az görülür.

Kronik rumen asidozu, Acidosis ingesta ruminis chronica, Latent laktik asidoz veya Subakut laktik asidoz (S.A.R.A). Latent asidotik stres (yüklenme) uçucu yağ asitlerinin, bilhassa propiyonik asit sentezi ve rezorpsiyonunun artması, aynı zamanda salya sekresyonunun azalması olayıdır. Rumen pH’sı belirgin şekilde normalden sapmalar göstermediğinden kronik rumen asidozisi ifadesi tam doğru değildir.

Özofagus tıkanması ya da Obstructio oesophagi.Evcil memeli hayvanlardan geviş getirenlerde, özellikle de sığırlarda görülen bir indigesyon sorunudur.Sığırların yanında katı cisim, kemik vb yutmaya çalışan köpeklerde de sık sık görülür.

<span class="mw-page-title-main">Listeriosis</span> merkezi sinir sistemine ilişkin bozukluklarla karakterize bir bakteriyel hastalık

Listeriosis, zoonoz özellikte ve hayvanlarda ve insanlarda merkezi sinir sistemine ilişkin bozukluklarla karakterize bir bakteriyel hastalıktır.

<span class="mw-page-title-main">Akvaryum hastalıklarının listesi</span> Vikimedya liste maddesi

Akvaryum hastalıkları, akvaryum balıklarında görülen çeşitli rahatsızlık ve vücutlarındaki çeşitli fonksiyon bozukluklarıdır. Bir hastalığa yaş, DNA, hatalı besleme, çevre, bakteri veya virüslere bağlı enfeksiyonlar neden olabilir. Hastalıkların teşhis ve tedavisi bazı durumlarda çok zor olabilir. Teşhis için en önemli araç iyi bir gözlemdir.

Pilorik stenoz ya da hipertrofik pilor stenozu, midenin duodenum olarak bilinen ince barsak ilk bölümüne açılan kısmındaki kasın kalınlaşması (hipertrofi) nedeniyle daralmasını (stenoz) tarif eder. Bu tıkanıklık safra içermeyen ciddi, fışkırır tarzda kusmaları beraberinde getirir. Özellikle yenidoğanlarda hayatın ilk 1 ayında görülmesi nedeniyle infantil hipertrofik pilor stenozu olarak da adlandırılır. Daha ziyade erkek bebeklerde ve 2-6 hafta arasında görülür. Hipertrofik pilor klasik olarak yenidoğanların karın bölgesinin sağ üst kısmında zeytin şeklinde kitle olarak hissedilir. Kronik peptik ülser nedeniyle erişkinlerde de görülebilir.

<span class="mw-page-title-main">Bikarbonat tampon sistemi</span>

Bikarbonat tampon sistemi kandaki, onikiparmak bağırsaktaki ve diğer dokulardaki uygun metabolik işlevleri desteklemek amacıyla pH'ı koruyan, karbonik asit, bikarbonat iyonu ve karbondioksitin dengesini içeren bir asit-baz homeostaz mekanizması. Karbondioksit, hızlıca ve sırasıya bikarbonat ve hidrojen iyonlarına ayrışacak olan karbonik asiti oluşturmak için, suyla tepkime verir.Bu tepkime karbonik anhidraz ile katalize edilir.Tepkime aşağıda gösterilmiştir:

<span class="mw-page-title-main">Dehidratasyon</span> beraberinde metabolik süreçlerin bozulmasına neden olan toplam bir vücut suyu noksanlığı

Dehidratasyon ya da dehidrasyon, fizyolojide, beraberinde metabolik süreçlerin bozulmasına neden olan toplam bir vücut suyu noksanlığı durumudur. Serbest su kaybının, genellikle egzersiz, hastalık veya yüksek çevre sıcaklığı nedeniyle serbest su alımını aştığında ortaya çıkar. Hafif dehidratasyon ayrıca dalma diürezinden de kaynaklanabilir ve bu da dalgıçlarda dekompresyon hastalığı riskini artırabilir.

<span class="mw-page-title-main">Ornitin transkarmabilaz yetmezliği</span>

OTC eksikliği olarak da bilinen ornitin transkarbamilaz eksikliği, insanlarda en yaygın görülen üre döngüsü bozukluğudur. Ornitin transkarbamilaz, bu bozukluktaki kusurlu enzim, üre döngüsünün proksimal kısmındaki son enzimdir ve karbamoil fosfat ve ornitini sitrüline dönüştürmekten sorumludur. OTC eksikliği, X'e bağlı otozomal resesif bir şekilde kalıtılır, yani erkekler kadınlardan daha sık etkilenir.