İçeriğe atla

Rum Kırımı

Page yarı korumaya alındı

Rum Kırımı
Pontus Soykırımı
Rumlar ölen yakınlarının yasını tutuyor, 1922 İzmir Yangını
BölgeOsmanlı İmparatorluğu
Tarih1913-1922
HedefÖzellikle Pontus, Kapadokya, İyonya ve Doğu Trakyalı Yunan nüfusu
Saldırı türü
Tehcir, katliam, ölüm yürüyüşü, diğerleri
Ölü300,000–900,000[1]
İşleyenlerOsmanlı İmparatorluğu, Anadolu Hareketi
Pontus

Rum Kırımı, Rum Soykırımı (YunancaΓενοκτονία των Ελλήνων Genoktonía ton Ellínon) veya Pontus Soykırımı, I. Dünya Savaşı esnası ve sonrasında Osmanlı İmparatorluğu topraklarında yaşanan, hükûmetin ülkedeki Rum nüfusa karşı uyguladığı politikayla başlayan[2] etnik temizliktir.[2][3][4] Bu politika çerçevesinde çeşitli katliamlar, sürgünler ve hak ihlalleri gerçekleştirildi.[2] Pontus olarak bilinen Karadeniz bölgesindeki Rumların bir kısmı kırım sonucunda Rusya'ya kaçtı.[3] 1923 yılında, kırım sonrasında Türk Kurtuluş Savaşı sonucu Türkiye ve Yunanistan arasında yapılan mübadeleyle Anadolu Rumları Yunanistan'a gönderildi. Kırımın soykırım niteliği taşıyıp taşımadığı konusunda uluslararası akademik camiada fikir birliği yoktur.[3]

Kırımda kaç kişinin öldüğü akademik bir tartışma konusudur ve dönem kaynaklarındaki eksiklikler ve yanlılıklar ölü sayısını belirlemeyi zorlaştırmaktadır.[3] Savaş ve katliamlar üzerine uzmanlığı olan siyaset bilimci Rudolph Rummel, çeşitli kaynaklardan derlediği ve analiz ettiği verilerle kırımda 289.000 ila 450.000 Rum'un öldüğü sonucuna ulaştı.[5] Yusuf Hikmet Bayur tarafından hazırlanıp Türk Tarih Kurumu tarafından yayımlanmış olan Türk İnkılâbı Tarihi adlı kitapta 800.000 Ermeni'nin yanı sıra 200.000 Rum'un da katl ve tehcir yüzünden veya amele taburlarında öldüğüne dair bilgi Yarbay Nihat'ın bizim resmi kaynaklara göre de doğru saymak gerekir yazısıyla birlikte aktarılmaktadır.[6]

Henry Morgenthau, 200.000-1.000.000 Rum’un her yerde grup halinde toplanıp iç bölgelere dağıtıldığını ancak, Ermeniler ile farklı olarak genel bir kırıma uğramadıklarını aktarmaktadır.[7] Elefterios Venizelos ise Paris Barış Konferansı'nda 300.000 Rum'un yok edildiğini ve 450.000 Rum'un Yunanistan'a sığındığını ileri sürdü.[3] Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı, resmî verilerinde Kurtuluş Savaşı döneminde "Pontus İsyanı" ve "Koçgiri İsyanı" olarak adlandırılan olaylar sırasında Sakallı Nurettin Paşa komutasındaki Merkez Ordusu tarafından öldürülen Rumların sayısının 11.181 kişi olduğunu iddia eder.[8]

Yunan kaynaklarında, kırım ile ilgili kişiler arasında, Alman İmparatorluğu'nun Atina Gesandter'i Hans von Wangenheim'in şansölye Bernhard von Bülow'e yolladığı rapordan alıntı yapılarak "Türk Başbakanı" "Sefker Paşa"nın adı[9] ve Merkez "Kolordu"ya bağlı bir kumandan "Mehmet Azit"in adı[10] anılmaktadır.

Arka plan

İsmail Enver

Küçük Asya, Batı Asya'nın batı bölgesini teşkil eden bir yarımada olup modern Türkiye Cumhuriyeti'nin bazı bölgelerini oluşturmaktadır. Kuzeyinde Karadeniz, doğusunda Kafkasya ve İran platosuna, güneydoğusunda Büyük Suriye ve (Yukarı Mezopotamya), güneyinde Akdeniz, batısında Ege Denizi ve kuzeybatısında Balkan Yarımadasına uzanmaktadır. I. Dünya Savaşı patlak verdiğinde Anadolu Türkler, Azeriler, Rumlar, Gürcüler, Ermeniler, Kürtler, Zazalar, Çerkesler, Süryaniler, Yahudiler ve Lazları dahil eden nüfusuyla etnik açıdan farklılık söz konusuydu.[]

Hükûmetin Yunan nüfusa karşı yürüttüğü kampanyanın[] nedenleri arasında bu nüfusun Osmanlı Devleti'nin düşmanlarına yardım edeceği korkusu, bazı Türkler arasında var olan, bir modern ulus devleti oluşturmak için modern Türk ulus devletinin bütünlüğünü tehdit eden grupların devletin topraklarından temizlenmesi gerektiğine dair inanç idi.[11][12]

Bir Alman askerî ataşesine göre, Harbiye Nazırı ve Başkumandan Vekili Enver Paşa Ekim 1915'te kendisinin savaş sırasında Ermeni Sorunu'nu çözdüğüne inandığı aynı yöntemle Yunan Sorunu’nu çözmek istediğini açıklamıştır.[13]

Olaylar

Osmanlı Devleti 1914 yılı nüfus sayımı sonuçları. Rumların nüfusu yaklaşık 1,8 milyon olarak kaydedildi.

1914 yılının yaz mevsiminde hükûmet ve ordu yetkilileri tarafından desteklenen Teşkilat-ı Mahsusa, askerlik çağında olan Trakya ve Batı Anadolulu Rum erkeklerini amele taburlarına aldırdı ve bunların yüz binlercesi öldü.[14] Yüzlerce mil mesafeden İç Anadolu'nun içine sevkedilen bu askerler yol yapma, bina yapma, tünel kazma ve diğer saha çalışmalarında istihdam edildi. Hastalık, kötü muamele veya muhafızlar tarafından öldürülmeleri nedeniyle sayıları büyük ölçüde azaldı.[15] 1914 yılının Kasım ayından itibaren Osmanlı yönetiminin Rum nüfusa yönelik politikası değişti ve zorunlu göçlerle sadece Rus sınırına yakın Karadeniz bölgesinde yaşayan Rum nüfus hedef alınmaya başlandı.[16]

Rum erkeklerinin zorla askere alınması, genel nüfusa yönelik katliamlar ve ölüm yürüyüşleri de dahil olmak üzere sürgün ile tamamlandı.[] Rum köy ve kasabaları Türkler tarafından kuşatılıp komşular tarafından yok edilecektir.[] The Atlanta Constitution gazetesinde Rum mültecilerin ifadesine göre, 1914 tarihinde İzmir'in kuzeybatısında bulunan Phokaia (Foça, İzmir)'da içerisinde rahip, yaşlı erkek ve çocukların da olduğu 100 Rum'un Türkler tarafından öldürüldüğü ve cesetlerinin kuyulara atıldığı belirtilmiştir.[17]

Temmuz 1915'te Yunanistan'ın maslahatgüzarı, sürgünlerin Türkiye'deki Yunan milletine karşı yok etme savaşı ve onların İslam'a dönmesini zorlamak için uygulanan tedbirden başka bir şey olmadığını ve bunun açık amacının da savaş bittikten sonra tekrar Avrupa'nın Hristiyanları korumak için yapacak müdahalesini mümkün olduğu kadar az kılmak olduğunu açıkladı.[18]

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanlığı görevlisi George W. Rendel'e göre, 1918 yılına kadar ... 500.000'den fazla Rum sürgün edildi ve orantılı olarak bunların az kısmı hayatta kaldı.[19]

Hatıralarında, 1913 ve 1916 yılları arasındaki ABD'nin Osmanlı Devleti Büyükelçisi: Her yerde Rumlar grup halinde toplatıldı ve Türk jandarmaların "koruması" altında iç bölgesine, büyük kısmı yaya olarak, nakledildi. Kaç kişinin bu şekilde dağıldığı kesin olarak bilinmemektedir, tahminler 200.000 ile 1.000.000 arasında değişir. diye yazdı.[7]

14 Ocak 1917 tarihinde İsveç'in İstanbul Büyükelçisi Cosswa Anckarsvärd, Osmanlı Rumlarının sürgün kararıyla ilgili şu acil telgraf gönderdi:

Özellikle bu sürgünün yalnız erkeklerle sınırlı kalmayarak kadınlar ve çocuklara da genişletildiğinden gereksiz zulüm olarak görünmektedir. Bunun sürgün edilenlerin mülkiyetini kamulaştırabilmesini kolaylaştırmak için yapıldığı düşünülmektedir.[20]

Siyasi gelişmeler

"Türkler Hristiyan Yunanları Katlediyor" başlıklı 19 Ekim 1917 tarihli gazete manşeti (Lincoln Daily Star, ABD)

Soykırım tanımlaması 1990'lı yılların başında Yunan siyasetçi, PASOK eski Merkez Komitesi üyesi Mihalis Haralambidis'in öncülüğünde yoğunluk kazanmış, 1994'te Yunanistan parlamentosu Vuli'nin bir Pontus soykırımını resmen tanıması ile sonuçlanmıştır.[21] Ayrıca ABD'nin New Jersey,[22] Güney Karolina,[23] Florida,[24] Massachusetts,[25] Pensilvanya[26] ve Illinois[27] eyaletleri de bu soykırımı tanıdıklarını ilan etmişlerdir.

İddia sahiplerince 1998'de Birleşmiş Milletler nezdinde yapılan bazı girişimler günümüze kadar sonuçsuz kalmıştır.[]

Yunanistan resmi makamları düzeyinde ise, anılan parlamento kararı ile 19 Mayıs tarihi "Pontus Rum soykırımı"nı anma günü ilan edilmiştir.[28] Mayıs 2006 içerisinde Selanik'te art arda iki "soykırım anıtı" açılmıştır. Bunların ilki 7 Mayıs'ta Selanik merkezindeki Ayasofya Meydanı'nda, ikincisi de Selanik iline bağlı belediyelerden Eleftherio-Kordelio[29] merkezi meydanında Aya Yorgi Kilisesi'nin tam karşısında dikilmiş, kucağında çocuk taşıyan bronz kadın heykelleridir. Türkiye açısından ilk tepki, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'nun imzasına hazırlanılan İzmir-Selanik kardeş şehir sözleşmesini iptal ettiğini açıklamasıyla gelmiştir.[30]

İsveç parlamentosu 2010 yılında 130'a karşı 131 oyla aldığı bir kararla Pontus Rum Soykırımı'nı Ermeni ve Süryani Soykırımları ile birlikte tanımıştır.[31]

İlgili filmler

Kaynakça

  1. ^ Jones 2010, s. 166: "An estimate of the Pontian Greek death toll at all stages of the anti-Christian genocide is about 350,000; for all the Greeks of the Ottoman realm taken together, the toll surely exceeded half a million, and may approach the 900,000 killed that a team of US researchers found in the early postwar period. Most surviving Greeks were expelled to Greece as part of the tumultuous 'population exchanges' that set the seal on a heavily 'Turkified' state."
  2. ^ a b c Akçam, Taner (2012). The Young Turks' Crime Against Humanity: The Armenian Genocide and Ethnic Cleansing in the Ottoman Empire. Princeton/Oxford: Princeton Üniversitesi Yayınları. ss. 105-119. 
  3. ^ a b c d e Sjöberg, Erik (2011). "Battlefields of Memory: The Macedonian Conflict and Greek Historical Culture" (PDF). Umeå Üniversitesi. ss. 122-132. 4 Mart 2016 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 20 Mayıs 2017. The 2007 resolution of the International Association of Genocide Scholars (IAGS), recognising Greeks among the victims of genocide in Asia Minor, has provided the claim with some academic clout. However, this does not mean that the history it alludes to is well known and/or generally accepted as an undisputed case of genocide among the international and Greek scholarly community. 
  4. ^ Schaller, Dominik J.; Zimmerer, Jurgen (2008). "Late Ottoman genocides: the dissolution of the Ottoman Empire and Young Turkish population and extermination policies". Journal of Genocide Research. 10 (1). ss. 7-14. doi:10.1080/14623520801950820. ISSN 1462-3528. 
  5. ^ Rummel, R.J. "Statistics Of Turkey's Democide Estimates, Calculations, And Sources". Hawaii Üniversitesi. 27 Şubat 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Nisan 2015.  Table 5.1B 16 Mayıs 2016 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi..
  6. ^ Yusuf Hikmet Bayur, Türk İnkılâbı Tarihi, Cilt: III 1914-1918 Genel Savaşı, Kısım: IV Savaşın Sonu, Türk Tarih Kurumu basımevi, Ankara, 1991, ISBN 975-16-0331-5, s. 787.
  7. ^ a b Henry Morgenthau, Ambassador Morgenthau's Story, Doubleday, Page & Company, Garden City, New York, 1919, p. 212.
  8. ^ T.C. Genelkurmay Başkanlığı Harb Tarihi Dairesi, Türk İstiklâl Harbi, VI. Cilt, Ayaklanmalar, 1974, s. 294.
  9. ^ "Greek News". 8 Kasım 2006 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Eylül 2010. 
  10. ^ "The Hellenic Genocide". 17 Mayıs 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Eylül 2010. 
  11. ^ Bloxham, Donald (2005). The Great Game of Genocide: Imperialism, Nationalism, and the Destruction of the Ottoman Armenians, Oxford: Oxford University Press.p. 150 17 Ocak 2013 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  12. ^ Levene, Mark (1998). Creating a Modern "Zone of Genocide": The Impact of Nation- and State-Formation on Eastern Anatolia, 1878–1923, Holocaust and Genocide Studies, Volume 12, Number 3 Winter 1998, pp. 393–433. (abstract 2 Ocak 2012 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.).
  13. ^ Ferguson, Niall (2006). The War of the World: Twentieth-Century Conflict and the Descent of the West, New York: Penguin Press, ISBN 1-59420-100-5, Penguin Press, p. 180
  14. ^ Hull, Isabel V. (2005). Absolute Destruction: Military Culture and the Practices of War in Imperial Germany, Ithaca: Cornell University Press, ss. 273.
  15. ^ King, William C. (1922). King's Complete History of the World War: Visualizing the Great Conflict in all Theaters of Action 1914-1918 1 Ağustos 2012 tarihinde Archive.is sitesinde arşivlendi, The History Associates, Massachusetts, ss. 437
  16. ^ Akçam 2012, ss. 97.
  17. ^ Staff "Massacre of Greeks Charged to the Turks 4 Ağustos 2012 tarihinde Archive.is sitesinde arşivlendi",The Atlanta Constitution, 17 June 1914, p. 1.
  18. ^ Avedian, Vahagn, The Armenian Genocide 1915: From a Neutral Small State's Perspective: Sweden, p. 40.
  19. ^ Rendel, G. W. (20 March 1922). Foreign Office Memorandum on Turkish Massacres and Persecutions of Minorities since the Armistice
  20. ^ Avedian, a.g.e., s.47.
  21. ^ "Μ. Charalambidis, The Pontian Question in the United Nations, book review by Theofanis Malkidis Ph. D., Democritus University of Thrace". 30 Mayıs 2007 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 14 Eylül 2010. 
  22. ^ "New Jersey Recognition". 15 Ocak 2008 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Eylül 2010. 
  23. ^ "South Carolina Recognition". 15 Ocak 2008 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Eylül 2010. 
  24. ^ Florida Recognition 5 Haziran 2011 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.: HR 9161 - Pontian Greek Genocide of 1914-1922 14 Mayıs 2011 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  25. ^ "Massachusetts Recognition" (PDF). 10 Mart 2010 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 18 Eylül 2010. 
  26. ^ "Pennsylvania Recognition". 16 Kasım 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Eylül 2010. 
  27. ^ "Illinois recognition" (PDF). 5 Mart 2009 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 14 Eylül 2010. 
  28. ^ "Bern'deki toplantıda 19 Mayıs ve Pontus Soykırımı konuşuldu Kaynak ==> http://www.demokrathaber.net/guncel/berndeki-toplantida-19-mayis-ve-pontus-soykirimi-konusuldu-h49188.html Demokrat Haber". 20 Mayıs 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Mayıs 2015.  |başlık= dış bağlantı (yardım)
  29. ^ Karşıyaka'e atfen seçilmiş olup, Kordelyo Karşıyaka'nın Yunanca adıdır. Eleftherio-Kordelio ise "Özgür Karşıyaka" anlamına gelir. Selanik'te, Nea Menemeni, Nea Malgara (Yeni Menemen, Yeni Malkara) gibi oralardan göç etmiş Rumların iskân ettirilmiş semtlerdir ve Türkiye'de de benzerleri bulunan isimler taşıyan yerleşimler mevcuttur. 1924'te Karşıyaka göçmeni Rumların iskân ettirildiği Nea Kordelio beldesi oluşturulmuş, aynı yıl Yunanistan Başbakanı Eleutherios Venizelos'un ziyareti sebebine dayandırılarak Harmanköy'ün adı, başbakanın adı Eleftherio ile değiştirilmiş, 1982'de de iki belediye kanunla birleştirilerek Eleftherio-Kordelio ortaya çıkarılmıştır. [1] 21 Temmuz 2011 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  30. ^ "11 Mayıs 2006 tarihli Milliyet gazetesi". 18 Temmuz 2006 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Eylül 2010. 
  31. ^ "İsveç de Ermeni tasarısını kabul etti, elçi çağrıldı". Zaman. 12 Mart 2010. 19 Haziran 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 14 Eylül 2010. 

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Eleftherios Venizelos</span> Yunanistan başbakanı (1864-1936; hd. 1910-1915 & 1917-1920 & 1924 & 1928-1933)

Elefterios Venizelos, Yunanistan'ın eski başbakanı, Megali İdea'nın mimarı ve modern Yunanistan'ın en önemli siyasetçilerinden biriydi.

<span class="mw-page-title-main">Türkiye-Yunanistan nüfus mübadelesi</span> Türkiye ile Yunanistan arasında din esasına dayanılarak gerçekleştirilmiş zorunlu göç

Türkiye-Yunanistan nüfus mübadelesi, 1923 yılında Lozan Barış Antlaşması'na ek olarak yapılan sözleşme uyarınca Türkiye Cumhuriyeti ve Yunanistan Krallığı'nın kendi ülkelerinin yurttaşlarını din esası üzerine tehcir ve zorunlu göçe tabi tutmasına verilen addır. Göçe tabi tutulan kişilere ise mübadil denir.

<span class="mw-page-title-main">Kalamarya</span>

Kalamarya veya Gelmeriye Selanik büyükşehiri sınırları içinde, Selanik merkezinin 5 km. kadar güneydoğusuna düşen, Yunanistan Makedonyası'nın Selanik merkezden sonra ikinci, Yunanistan genelinin ise dokuzuncu büyük belediyesidir.

Pontus Ayaklanması, Türk Kurtuluş Savaşı sırasında Kuzey Anadolu'da bağımsız bir Pontus Rum Devleti kurmak amacıyla çıkarılan ayaklanma (1920-1923). 1904'te kurulan Pontus Rum Cemiyeti ile Mukaddes Anadolu Rum Cemiyeti; I. Dünya Savaşı sonunda Batum'dan İnebolu'ya kadar uzanan Kastamonu, Çankırı, Yozgat, Sivas, Tokat, Amasya, Çorum, Gümüşhane ve Erzincan'ın bir kısım toprakları üzerinde bir Rum devleti kurmak için faaliyete geçtiler. Pontusçular, I. Dünya Savaşı sırasında Doğu Anadolu'ya giren ve daha sonra geri çekilen Rus ordularının bıraktığı silahlarla donatılıp İngilizlerden ve Yunanlardan silah yardımı gördüler. Yunanistan'dan gelen gönüllülerin de katılımıyla Pontus Çetecilerinin sayısı 25.000'i buldu. Topal Osman ve silah arkadaşlarının asilerle yaptıkları çarpışmalarda 2.500 tüfek, 1.200.000 mermi ele geçirildi. 11.188 çeteci öldürüldü. 1923'te bölgedeki Rumlar Anadolu'dan çıkarılarak, Pontus Devleti kurma çalışmalarına devam etmeleri önlendi.

<span class="mw-page-title-main">Megali İdea</span> Yunanların tarihte yerleştiği bütün alanlarda bir Yunan devleti kurmayı amaçlayan fikir

Megali İdea, Yunan İhtilali'nin (1821-1829) bitmesinden sonrasının ilerleyen yıllarında ortaya atılan, hala Osmanlı hakimiyetinde bulunan ve Yunan nüfusunun fazla olduğu bölgeleri de içeren, geleneksel olarak antik dönemlerden beri Yunanlarla ilgili olan yerleri bir Yunan Devleti hakimiyetine geçirerek Bizans İmparatorluğu’nu diriltme hedefini ifade eden irredantist bir görüştür.

<span class="mw-page-title-main">Muhacir</span>

Muhacir, Osmanlı Devleti tarafından kendi vatanlarındaki etnik temizlik veya savaş gibi sebeplerden dolayı Osmanlı İmparatorluğu'na göç eden Müslümanlara verilen genel isimdir. Türkçeye "Mekke'den Medine'ye göç eden" anlamındaki Arapça sözcükten geçmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Pontus Cumhuriyeti</span>

Pontus Cumhuriyeti, Karadeniz'in güney sahilinde kurulması önerilmiş bir Pontus Rum devletiydi. Ülke topraklarının Kuzey-doğu Anadolu'da yer alan tarihi Pontus Bölgesi ve günümüz Türkiye'sinin Karadeniz Bölgesi'nin bir kısmını da kapsaması düşünülmüştür. Bu önerilen ülke, 1919 Paris Barış Konferansı'nda tartışılmış fakat Eleftherios Venizelos yönetimindeki Yunan hükûmeti, böyle bir devletin güvence altında olamayacağından çekinmiştir. Böylece, daha geniş çapta önerilmiş bir ülke olan Wilson Ermenistanı'na dahil edilmiştir. En nihayetinde, iki ülke de var olamamıştır. Pontus Rum nüfusu katliama uğrayarak 1922'den sonra Türkiye'den sürgün edilmiş ve Sovyetler Birliği ya da Yunanistan'ın Makedonya bölgesine yerleştirilmiştir. Bu olaylar zinciri daha sonra 1923 yılında Yunanistan ile Türkiye arasında gerçekleşmiş olan nüfus mübadelesinin bir parçası olarak tanınacaktır. Günümüzde Yunan politik çevreleri, mübadeleyi Rum Kırımı'ndan ayrıştırılamaz olarak görmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Ermeni Kırımı</span> Osmanlı İmparatorluğunda ikamet eden Ermenilerin savaş boyunca göçe zorlanması ve sistematik katli

Ermeni Kırımı, 1915 Olayları/Ermeni Tehciri veya Ermeni Soykırımı, Osmanlı hükûmetinin Ermenilere karşı gerçekleştirdiği sürgün ve katliamlardır. Etnik temizliğin sonucunda ölen Ermenilerin sayısı tartışmalıdır; sayı, çeşitli araştırmacılara göre 600.000 ile 1,5 milyon arasında değişiklik gösterir. 1914 yılında Osmanlı topraklarında yaşayan Ermeni nüfusu yapılan farklı tahminler mevcuttur. Osmanlı resmî kayıtlarına göre 1.2 milyon ile Ermeni Patrikhanesi'ne göre 1 milyon 914 bin 620 Ermeni yaşamaktaydı. 1922 sayımlarına göre ise 817 bin Ermeni 'mülteci' olarak Osmanlı topraklarını terk etmiş, 95 bin Ermeni ise din değiştirerek Türkiye topraklarında yaşamaya devam etmiştir. Bu tahminlere göre Osmanlı topraklarında bulunan 900 bin hayatta kalmışken, 300 bin ile 1 milyon arasında Ermeni hayatını kaybetmiştir. Olayların başlangıç tarihi çoğunlukla 250 Ermeni aydının ve komite liderinin Osmanlı yöneticileri tarafından İstanbul'dan Ankara'ya sürüldüğü ve birçoğunun öldürüldüğü 24 Nisan 1915 ile ilişkilendirilmektedir. Ermeni Kırımı, sağlıklı erkek nüfusun toptan öldürülmesi ya da askere alınarak zorla çalıştırılması ve sonrasında kadın, çocuk ve yaşlılarla birlikte ölüm yürüyüşü koşullarında Suriye Çölü'ne sürülmesi gibi olaylarla birlikte I. Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında iki aşamada gerçekleşti. Osmanlı askerlerinin koruması eşliğinde yaşadıkları yerlerden sürülen Ermeniler; sürgün sırasında yiyecek ve su sıkıntısı yaşadı; ayrıca çeşitli raporlara göre zaman zaman soygun ve katliamlara maruz kaldı. Ülke genelindeki Ermeni diasporası, genel anlamda Ermenilerin Doğu Anadolu'dan sürülme işleminin doğrudan bir sonucu olarak ortaya çıktı.

<span class="mw-page-title-main">Süryani Katliamı</span> Osmanlı İmparatorluğu tarafından gerçekleştirilen sürgün

Süryani Soykırımı veya Arami Katliamı, I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluğu ordusunun güneydoğu Anadolu ve İran'ın tarihi Azerbaycan bölgesinde, bazı Kürt aşiretlerinin yardımıyla Süryani Hristiyan azınlıklara karşı işlediği, tüm Süryani ve Süryani-i Kadim nüfusu 1914'de 58.983 iken bu sayının yaklaşık 5 katı olan 270 bin ila 300 bin arasında Süryani'nin öldüğü iddia edilen, sürgün etme ve katliamdır. Lakin daha sonra, alttaki Görüntüler kısmında bulunan resimden de görüldüğü üzere Rosie Malek-Yonan, Los Angeles, California'da bulunan Süryani Soykırım Anıtı'na bu sayıları 3 katına çıkarıp, 500 bin daha arttırarak 750 bin Süryani'nin soykırıma uğratıldığını belirten plakayı koydurmuştur ki bu da aslen 1914'te yaşayan tüm Süryani sayısının 12.7 katıdır.

Türkiye Rumları ya da Türkiye Yunanları, Türkiye sınırları içinde yaşayan ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan etnik azınlıktır. Çoğunlukla İstanbul'da ve Çanakkale Boğazı'nın batı girişindeki Bozcaada ve Gökçeada'da yaşayan, Rumca konuşan Doğu Ortodoks Hristiyanlardan oluşan küçük bir nüfusu kapsamaktadır. Rumlar; Yahudiler, Ermeniler ve Bulgarlarla birlikte 1923 Lozan Antlaşması ile Türkiye'de resmen tanınan dört etnik azınlıktan biridir.

<span class="mw-page-title-main">Osmanlı Rumları</span>

Osmanlı Rumları Osmanlı Devletinde yaşayan Rumlara verilen isimdir. Kuruluşundan itibaren pek çok Rum topluluğu Osmanlı sınırları içindeki İç Anadolu (Kapadokya), Ege ve Karadeniz bölgelerinde yaşamıştır ve devletin son dönemlerine kadar önemli rol oynamışlardır. Bugün büyük çoğunluğu Rum Kırımı ve Mübadele'den dolayı Yunanistan'da yaşamaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Ermeni Soykırımı'nın inkârı</span> Ermenilere soykırım yapılmadığı iddiasını savunan tez

Ermeni Soykırımı'nın inkârı, Ermeni Kırımı'nın soykırım olarak tanımlanamayacağını savunan veya iddiaların bilimsel yollarla, belgelerle açıklanması gerektiğini savunan tezdir. Ermeni Soykırımı'nın inkârı, bazı ülkelerde tamamen yasaklanmışken bazı ülkelerde soykırım olduğunu ifade etmek hoş karşılanmamaktadır. Pek çok kaynakta ölen insanların sayısı soykırım olduğuna kanıt olarak gösterilmektedir. Ancak bazı araştırmacılara göre de bir soykırım söz konusu değildir. Bu yaklaşımda olanlar, zamanın hükûmetinin bir Ermeni Tehciri gerçekleştirdiğini, olumsuz şartlardan dolayı birçok insanın öldüğünü söylemektedir.

Samsun tehcirleri, Osmanlı İmparatorluğu'nun kuzeyindeki Samsun şehri ve çevresindeki Rum nüfusunu ortadan kaldırmak için Anadolu Hareketi tarafından gerçekleştirilen ölüm yürüyüşleri. Bu yürüyüşler Rumlara yönelik yağma, yerleşim yerlerinin yakılması, tecavüz ve katliam gibi olaylarla desteklendi. Sonuç olarak 1921-1922 yıllarında şehrin yerleşik Rum nüfusu ve daha önceden buraya sığınan yaklaşık 24.500 kişi yerinden edilerek Anadolu içlerine zorla sürüldü. Bölgedeki katliamlar, hem Amerikalı Yakın Doğu Yardım Heyeti misyonerleri tarafından hem de bölgede bulunan donanma görevlileri tarafından gün yüzüne çıkarıldı.

<span class="mw-page-title-main">Pontus Rumları</span> Geleneksel olarak Pontus bölgesinde, Karadeniz kıyılarında ve Kuzeydoğu Anadolunun Pontus dağlarında yaşayan etnik Yunan grubu

Pontus Rumları veya Karadeniz Rumları, geleneksel olarak Pontus bölgesinde, Karadeniz'in kıyısında Pontus Alpleri'nde yaşayan etnik Rum grubudur. Daha sonraları 1461'de Osmanlı İmparatorluğu'nun Trabzon İmparatorluğu'nu fethetmesi ve 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı sonucu pek çok Pontuslu Rum Güney Kafkasya'daki Gürcistan'a ve Rus İmparatorluğu'nun Kars Oblastı'na göç etti. Güney Rusya, Ukrayna ve Kırım'dakiler Kuzey Pontus Rumu olarak adlandırılır. Gürcistan, kuzeydoğu Anadolu ve eski Rus bölgesi Güney Kafkasya'dakiler, çağdaş Yunan akademik çevrelerinde sıklıkla Doğu Pontus Rumu ya da Kafkasyalı Rumlar olarak anılır, ama aynı zamanda bu tabirler Rum asıllı olup Türkçe konuşan Urumları da içerir. Pontus Rumları, Çağdaş Yunancadan farklı bir evrim geçirmiş Pontus Rumcasını konuşurlar. Pontus Rumları, Pontus, Gürcistan ve Doğu Anadolu bölgelerinde en az MÖ 700'den 1922'ye kadar sürekli bir mevcudiyete sahiptiler. 1915'ten 1922'ye kadar Pontus Rumlarının bir kısmı Rum Kırımı'nda öldürülmüşlerdir, geri kalanların da büyük bir kısmı ise 1923'te, Yunanistan ile Türkiye arasında Lozan Antlaşması tarafından tanımlanan nüfus değişimi kapsamında Türkiye'den Yunanistan'a gönderilmişlerdir. Daha sonra Pontus Rumları, Yunanistan'da Nea Trapezounda gibi kasabalar kurmuşlardır. Günümüzde Trabzon'un doğusunda Pontus Rumcasını konuşmaya devam eden Müslüman Rumlar bulunmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Sovyetler Birliği'nde Yunanlar</span> Rumlar, Osmanlı hâkimiyetinden ayrılarak Güney Rusya ve Güney Kafkasyada Karadeniz kıyılarına yerleşmişlerdir

Sovyetler Birliği'nde Yunanlar, Sovyetler Birliği sınırları içerisinde içinde yaşayan Yunan kişi veya grupları betimler. Yunanlılar, MÖ 6. yüzyıldan itibaren bugünkü Güney Rusya'da mevcuttu. bu yerleşimciler yerli nüfusa asimile oldu. Modern Rusya'daki Yunan azınlıkların büyük çoğunluğu, Bizans İmparatorluğu, Doğu Trakya ve Trabzon İmparatorluğu'ndan Pontus Rumlarından gelen Orta Çağ Yunan mültecilerinin, tüccarlarının ve göçmenlerinin torunlarıdır. 15. yüzyıl ile 1828-29 İkinci Rus-Türk Savaşı arasında çeşitli dalgalar halinde ağırlıklı olarak Güney Rusya ve Güney Kafkasya'ya yerleşen Doğu Anadolulular. Pontus Rumlarının Soykırımı sırasında olduğu gibi, hayatta kalanlar Yukarı Pontus'a (SSCB'de) kaçtı.

Ayvalık tehciri, Osmanlı hükûmetinin Rumlara yönelik uygulanan tehcirin bir sonucu olarak Mayıs 1917'de meydana geldi. Ege Denizi'nin doğu kıyısında çoğunlukla Rumların yaşadığı Ayvalık kasabasının nüfusu Anadolu'nun iç kısımlarına tehcir edildi. Tehcir, Osmanlı mareşali ve Alman generali Otto Liman von Sanders tarafından organize edildi ve ölüm yürüyüşü, yağmalama ve katliam gibi hadiseler sıklıkla görüldü.

<span class="mw-page-title-main">50-50 Teorisi</span>

50-50 Teorisi, Türk Kurtuluş Savaşı'nın Batı Cephesi boyunca Yunan ordusu ve Rum isyancılar tarafından Türklere karşı gerçekleştirilen savaş suçlarının Rum Kırımı kadar kötü ve iki olayın aynı şiddette olduğu fikridir. Fikir Türk halkı arasında ilk olarak Türk ordusunun Yunan işgali altındaki topraklarda ilerlemesi ve böylece Türk halkının Yunan ordusunun oluşturduğu tahribata tanık olması ile ortaya çıkmış, ilk kez 1926'da George Horton'ın The Blight of Asia kitabında ele alınmıştır. Her ne kadar Horton kitabında 50-50 Teorisi'nin yanlış olduğunu ve Yunanlar tarafından katledilen Türklerin Rum Kırımı'na "50-50 değil 1'e 10.000 bile olamayacağını" söylese de, Horton'ın bu tavrı hem Türk hem de Türk olmayan akademisyenler tarafından Türk düşmanı ve aşırı Filhelenist olarak yorumlanıp tarihi çarpıtmak ile suçlanmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Türkiye'de Ermeni Kırımı'nın mirası</span>

1915 ve 1917 yılları arasında en az 800.000 Ermeni'nin öldürüldüğü Ermeni Kırımı, yaşanmasından uzun yıllar sonra bile Türk toplumunda hissedilecek derin etkiler bıraktı .Anadolu Hareketi'nin 1919 tarihli bir yayını, Ermenilere karşı sistematik bir "imha" politikasının uygulandığını ve İttihat ve Terakki liderlerinin "insanlığın en büyük suçluları arasında" olduğunu kabul ediyordu. Ermeni tarihçi Vahan Avetyan'a göre, 1920ler boyunca Türkiye Cumhuriyeti'nin yeni bir devlet kurma projesinin önemli bir parçası olarak Kırım'ın Türk tarihinden silinmesi denenmişti.

<span class="mw-page-title-main">Ermeni Kırımı'nın tarihyazımı</span>

1915 ve 1917 yılları arasında en az 800.000 Ermeni'nin öldürüldüğü Ermeni Kırımı'nın tarihyazımı I. Dünya Savaşı'nın sonundan beri değişikliklere uğradı. Türkiye'nin dışındaki tarihçilerin çoğu Kırım'ın meydana geldiğini ve olayların bir soykırım olduğunu savunmaktadır, ancak bununla birlikte Kırım'ın sebepleri ve motivleri gibi bazı önemli hususların yorumlanmasında büyük farklılıklar vardır.

<span class="mw-page-title-main">Pontus Kartalı</span>

Pontus Kartalı, Karadeniz Rumları olarak da adlandırılan Pontus Rumları'nın başlıca etnik sembolüdür. Sembolde, kartal kanatlarını açmış ve sol omzunun üzerinden yana bakıyor şekilde resmedilir. Kartal, önerilen Pontus Rum etnik bayraklarında görünür ve birçok Pontus kuruluşu bunu logolarının bir parçası olarak kullanır.