İçeriğe atla

Roopkund

Roopkund
Harita
Havza
KonumChamoli, Uttarakhand, Hindistan
Genel bilgiler
Yüzey rakımı5.029 m
Wikimedia Commons

Roopkund (Hintçeरूपकुण्ड) halk dilinde bilinen adıyla İskelet Gölü, Hindistan'ın Uttarakhand eyaletinde bulunan bir buzul gölüdür.[1] Göl, Himalaya Dağları'nı oluşturan 7.120 m yüksekliğindeki Trishul dağının eteğinde yer alır ve yaklaşık iki metre derinliğe sahip sığ bir göl özelliği taşır.

Roopkund gölü Himalayalar'da yerleşimin olmadığı 5.029 metre yükseklikte (16.499 fit) bulunmaktadır.[2] Kayalık bir alanda buzullar ve karla kaplı dağlarla çevrili göl, popüler bir trekking noktasıdır.[1]

Buzul gölü, etrafında bulunan yüzlerce insan iskeleti ile ünlüdür.[3] Göldeki buzların yaz aylarında erimesi ile tabanındaki insan iskeleti kalıntıları görülebilmektedir. Araştırmacılar, iskeletlerin 9. yüzyılda ani ve şiddetli bir dolu fırtınası sonucu ölen insan kalıntıları olduğuna karar verdi.

Jeoloji

Roopkund, iki zirve arasındaki bir dağ geçidinde yer alan bir buzul gölüdür.[4] Gölün ortalama deniz seviyesinden yüksekliği ile ilgili bilgi tartışmalıdır. Bazı kaynaklar gölün 5.029 m yüksekliğinde olduğunu ve bazıları ise deniz seviyesinden 4.778 m yükseklikte olduğunu belirtmektedir.[4] Uzun aylar boyunca bu sığ göl donmuş durumda olduğu için canlı yaşamına müsait değildir. Yaklaşık 2 m derinliğe sahiptir.

İnsan iskeletleri

Yerleşimin olmadığı bu kadar yüksek bir noktada bu kadar insanın ölümüne neyin yol açtığının bilinmemesi birçok teori üretilmesine yol açmıştır. Bu konudaki teoriler salgın hastalıklar, toprak kayması ve ritüel intiharlar olarak sıralanmıştır.[5]

İskeletler ilk kez 1942 sonlarında Nanda Devi Ulusal Parkı sınırları içerisinde orman muhafızlığı yapan H. K. Madhwal tarafından keşfedildi, ancak bu kemiklerin 19. yüzyılın sonlarından itibaren rapor edildiği belirtildi. İlk başta İngiliz yetkililer, iskeletlerin II. Dünya Savaşı sırasında gizli bir Japon işgal kuvvetinin kayıplarını temsil ettiğinden şüphelendiler, ancak iskeletlerin Japon askerlerler için çok yaşlı olduklarını tespit ettiler.[6]

2004 yılında bölgeye yapılan bir keşifte bazı ipuçlarına rastlandı. İskeletler 9. yüzyılda yaşamış olan 200-300 kişiye aitti ve iki gruba ayrılıyorlardı. Bu iki grup, bölgede kutsal bir yeri ziyaret için yola koyulan ve onların eşyalarını taşıyan hamallardan oluşuyordu. Yüzükleri, mızrakları, deri ayakkabıları ve bambu sopaları yanlarında bulundu. Araştırmacılar, kafataslarındaki kısa ve derin çatlakların hepsinin aynı şekilde ve yuvarlak bir cisimle kafalarına aldıkları darbeler sonucu öldüğü sonucuna vardılar. Bilim insanları, bu insanların kriket topu büyüklüğünde yağan doluların kafalarına ve omuzlarına isabet etmesi nedeniyle öldüklerini açıkladı. Sığınacak bir yer bulamayan bu insanların grup halinde öldüğü tespit edildi.[5]

Kemiklerin analizi

Göl tabanında bulunan insan iskeletleri

Araştırmacılar, gölün sularında en az 500 kişinin kalıntılarına ulaştı. Günümüzde, gezginler ve turistlerin gezilerinin sonunda yanlarında hatıra olarak birçok kemik ve kafatası götürmesi nedeniyle kemik miktarı zamanla azaldı.[4] Düşük sıcaklık ve temiz hava ölenlerin cesetlerini başka yerlerde meydana gelenden daha iyi korumaya yardımcı oldu. National Geographic dergisinden bir ekip yaklaşık 30 iskeleti yanlarında götürdüğünde kemiklerin bazılarının hala etlerinden ayrılmadığını fark etti.[2]

Oxford Üniversitesi Radyokarbon Hızlandırıcı Ünitesi'nde yapılan radyokarbon testleri ve yapılan araştırmalar bu kişilerin MS 850 yıllarında öldüğünü göstermektedir.[4] Pune, Haydarabad ve Londra'da yapılan kafatası analizleri, bu insanların büyük bir olasılıkla ani bir dolu fırtınasından öldüğünü ortaya çıkardı. İncelenen kafataslarının bazıları kırılmış bazılarında ise delikler tespit edildi. Yaralanmaların çoğunluğu kafataslarının üst kısmında, diğer kemiklerde ise daha az hasar görüldü. Bunun nedeninin yukarıdan düşen sert nesnelerden kaynaklandığı sonucuna ulaşıldı.

Kemikler üzerinde yapılan analizler oldukça farklı insanlar olduğunu gösterdi. DNA analizi Maharaştra'da yaşayan insanlarda gözlenen belirli mutasyonlarla benzerlik gösterdi. Analizler çocuklar ve kadınların grupta daha fazla olduğunu ve bu kişilerin haftalarca doğru dürüst yiyecek olmadan yürüdüğünü ortaya çıkardı.[4]

Kaynakça

  1. ^ a b Nigam, Davesh (2002). Tourism, Environment, and Development of Garhwal Himalaya. Mittal Publications. s. 28. ISBN 9788170998709. Erişim tarihi: 18 Eylül 2017. 
  2. ^ a b Alam, Aniket (28 Haziran 2004). "Fathoming the ancient remains of Roopkund". The Hindu. 7 Kasım 2004 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Eylül 2017. 
  3. ^ Taylor, Rosie (31 Mayıs 2013). "Mystery of Skeleton Lake solved: Scientists reveal bones found around edges of Indian lake belonged to hundreds of 9th century tribesmen who died in freak hail storm". Daily Mail. 14 Ağustos 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Eylül 2017. 
  4. ^ a b c d e "Roopkund- Skeleton Lake". WonderMondo. 20 Eylül 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 20 Eylül 2017. 
  5. ^ a b Haq, Husna (1 Şubat 2016). "Five of the scariest places on the earth". BBC. 10 Ocak 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Eylül 2017. 
  6. ^ "Skeleton Lake of Roopkund, India". Atlas Obscura. 20 Eylül 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Eylül 2017. 

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Alpler</span> Orta Avrupada yer alan bir sıradağ

Alpler, Orta Avrupa'da yer alan büyük dağ silsilesi. İsviçre, Kuzey İtalya ve Fransa'nın pek çok bölümünde görülür. Avusturya'nın hemen hemen hepsini kaplar ve Almanya'nın güneyinde önemli yer tutar. Coğrafi olarak 44°-48° kuzey enlemleri ve 5°-18° doğu boylamları arasında bulunur. Ekvator'dan ve Kuzey kutbundan hemen hemen aynı uzaklığa sahiptir. 207.000 km² bir alanı kaplar.

<span class="mw-page-title-main">Everest Dağı</span> Himalayaların Mahalangur Himal alt aralığında bulunan, deniz seviyesinden Dünyanın en yüksek dağı

Everest Dağı, Himalayalar'ın Mahalangur Himal alt bölgesinde yer alan, Dünya'nın deniz seviyesinden en yüksek dağıdır. Çin-Nepal sınırı, zirve noktasından geçmektedir. 2020 yılında Çinli ve Nepalli yetkililer tarafından tespit edilen kar yüksekliği 8.848,86 m 'dir.

<span class="mw-page-title-main">Bafa Gölü</span> Türkiyenin Aydın ve Muğla illerinde bir göl

Bafa Gölü, Ege Bölgesi'nin en büyük gölü.

<span class="mw-page-title-main">Dağ</span> çevresindeki karasal alanlardan daha yüksek olan kara kütlelerine verilen ad

Dağ, çevresindeki karasal alanlardan daha yüksek olan kara kütlelerine verilen addır. "Dağlık" sıfatı, dağlarla ilişkili ve kaplı alanları tanımlamak için kullanılır.

<span class="mw-page-title-main">Kaçkar Dağları</span> Türkiyenin kuzeyinde, Doğu Karadeniz sahili boyunca uzanan bir dağ sırası

Kaçkar Dağları, Türkiye'nin kuzeyinde, Doğu Karadeniz sahili boyunca uzanan bir dağ sırası. Kuzey Anadolu Dağları'nın doğudaki bölümünü oluşturur. Doğusundaki birçok zirvesi 3500 m üzerindeyken, batı kesimi 2000 m yüksekliğe kadar ulaşır. En yüksek noktası olan Kaçkar Kavrun Dağı 3932 m yüksekliktedir. 1994 yılında Kaçkar Dağları Millî Parkı tesis edilmiştir. Millî parkın büyük bir bölümü Rize ili Çamlıhemşin ilçesi sınırları içinde, küçük bir bölümü de Artvin ili Yusufeli ilçesi sınırları içinde kalmaktadır.

Turkana Çocuğu veya Nariokotome Çocuğu, KNM-WT 15000 ile etiketlenmiş, Pleistosen döneminin erken dönemlerinde, 1.5-1.6 milyon yıl önce yaşamış 11-13 yaşlarında bir çocuğa ait fosillerdir. İskelet Richard Leakey'in önderliğindeki takımın üyesi olan Kamoya Kimeu tarafından 1984 yılında, Kenya Nariokotome'daki Turkana Gölü'nün yakınında bulunmuştur.

<i>Homo sapiens idaltu</i> Etiyopyanın Üst Pleyistoseninden insan kafatası

Herto Adamı, Etiyopya'nın Afar Üçgeni'ndeki Bouri Formasyonunun Üst Herto Üyesinden 1997 yılında keşfedilen 160.000 ila 154.000 yıllık insan kalıntılarına atıfta bulunur. Herto Adamı'nın keşfi, 300 ila 100 bin yıl önce fosil kayıtlarında uzun bir boşluğa düştüğü için özellikle önemliydi ve 2003'teki tanımında en eski tarihli H. sapiens kalıntılarını temsil ediyordu. Orijinal açıklama belgesinde, bu 12 birey "anatomik olarak modern insan" şemsiyesinin hemen dışında yer alıyor olarak tanımlandı. Böylece, Herto Adamı gibi yeni bir alt türde sınıflandırıldı. Daha arkaik H. (s.?) rhodesiensis ve H. s. sapiens arasında bir geçiş formunu temsil ettiği varsayılır. Daha sonraki araştırmacılar bu sınıflandırmayı reddetmişlerdir. Ata ve soyundan gelen türlerin kesin bitiş morfolojisi ve başlangıç morfolojisi doğası gereği çözülemez olduğundan, özellikle bir kronotür tartışılırken, "türler" ve "alt türler"in belirsiz tanımları nedeniyle bu tür alt türlerin geçerliliğini haklı çıkarmak zordur.

<span class="mw-page-title-main">Azıh Mağarası</span>

Azıh mağarası ,Azerbaycan'ın güneybatısındaki Küçük Kafkas Dağları'nın güneydoğu yamacında, Karabağ'ın Kuruçay vadisinde, Tuğ çöküntüsünde, Kuruçay nehrinin sol kıyısında, nehirden 3 km uzaklıkta, Kuruçay'ın modern yatağından 100-120 metre yukarıda yer almaktadır. Karabağ'ın Hocavend ilçesinde Azıh ve Salaketin köyleri arasında, Füzuli şehrinden 14 km kuzeybatıda, deniz seviyesinden 900 metre yükseklikte bulunan bir mağara kompleksidir. Azıh mağarasının alanı 800 km²'dir. Burada uzunluğu 600 metreye kadar uzanan 8 koridor bulunmaktadır. Koridorların bazıları 20-25 metre yüksekliğe kadar ulaşmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Meteora</span> Yunanistanın Kalambaka kasabası yakınlarındaki kayalık bölge

Meteora, Yunanistan'ın Kalambaka kasabası yakınlarındaki kayalık bölge. Bölgede çok sayıda Ortodoks kilisesi ve Athos Dağı'ndan sonra Yunanistan'daki en önemli manastırlar bulunmaktadır. Orijinalinde 24 tane olan manastırlardan 6 tanesi ayakta kalmış olup manastırlar, bölgeye hakim olan devasa doğal sütunların üzerine inşa edilmiştir. Meteora, Thessalia ovasının kuzeybatı ucunda, Pinios Nehri'nin ve Pindus Dağları'nın yakınında yer almaktadır.

<i>Sigara İçen Kafatası</i> Vincent van Goghun erken dönem çalışması

Sigara İçen Kafatası, Vincent van Gogh'un erken dönem çalışması. Küçük, tarihsiz, tuval üzerine yağlı boyayla çizilmiş resimde ağzında sigara bulunan bir kafatası betimlenmiştir. Amsterdam'daki Van Gogh Müzesi'nin envanterinde yer alır.

<span class="mw-page-title-main">Pleistosen</span> halk dilinde Buz Devri olarak adlandırılan, yaklaşık 2.580.000 ila 11.700 yıl önce süren jeolojik dönem

Pleistosen ya da Pleyistosen, genellikle halk dilinde Buz Devri olarak adlandırılan, yaklaşık 2.580.000 ila 11.700 yıl öncesini kapsayan jeolojik çağdır. Dünyanın en son tekrarlanan buzullaşma dönemidir. Pleistosen'in sonu, son buzul döneminin sonuna ve arkeolojide kullanılan Paleolitik çağın sonuna karşılık gelir. Pleistosen, Kuvaterner Döneminin ilk dönemi veya Senozoik Çağın altıncı dönemidir. ICS zaman ölçeğinde, Pleistosen üç aşamaya ayrılır. Bunlar;

<i>Palaeoloxodon</i> tarih öncesi filgil

Palaeoloxodon, Pleyistosen boyunca Avrasya ve Afrika'da yaşamış tüm zamanların en büyük kara memelisi olan, hortumlular (Proboscidea) takımına mensup memeli cinsi. İlk olarak 1924 yılında Matsumoto tarafından tanımlandı, ancak cins tanımlanmadı. Bir kısım görüş bu canlının Elephas cinsi bünyesinde olmasını savunurken; çene ve kafatası üzerine yapılan modern çalışmalar sonucu Palaeoloxodon cinsi kurulmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Büyük Almatı Gölü</span>

Büyük Almatı Gölü doğal dağ rezervuarıdır. Kazakistan'ın Almatı şehrinin 15 km güneyinde, Trans-İli Aladağ dağlarında yer almaktadır. Göl, deniz seviyesinden 2.511 metre yükseklikte yer almaktadır.

Delik-Taş 1, 1938'de Orta Asya'daki Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nde, Bajsuntau Dağları'ndaki Delik Taş mağarasında keşfedilen bir Neandertal iskeletidir.

<span class="mw-page-title-main">Satsurblia Mağarası</span> Gürcistandaki mağara

Satsurblia Mağarası Tabiat Anıtı, Gürcistan'ın İmereti bölgesindeki Kumistavi köyüne 1.2 km uzaklıkta konumlanmış, deniz seviyesinden 287 metre yükseklikte yer alan paleantropolojik bölgedir. Karstik mağara ilk kez 1976'da A.N. Kalandadze tarafından kazılmıştır. Mağara, Orta Çağ'da sığınak olarak kullanılmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Fa Hien Mağarası</span>

Fa Hien Mağarası, aynı zamanda Pahiyangala Mağarası, Sri Lanka'nın Batı Eyaleti, Kalutara ilçesinde yer alan bir mağaradır. Yerel bir efsaneye göre, adını geçmiş bir tarihte ikamet eden Budist keşiş Faxian'ın adından almıştır. Ancak bu efsaneyi destekleyecek arkeolojik veya tarihi kanıtlar bulunmamaktadır. Bununla birlikte, 1960'larda, 1980'lerde ve 2013'teki kazılar sırasında mağaranın çökeltilerinde Geç Pleistosene tarihlenen fosilleşmiş insan iskelet kalıntıları keşfedildiğinden, site arkeolojik öneme sahiptir.

<span class="mw-page-title-main">Minnesota Kadını</span> Minnesota, ABDde bulunan 8000 yaşındaki iskelet

Pelikan Rapids-Minnesota Kadını olarak da bilinen Minnesota Kadını, 8.000 yaşında olduğu düşünülen bir kadının iskelet kalıntılarıdır. Kemikler, 16 Haziran 1931'de Minnesota, Pelican Rapids yakınlarında, U.S. Route 59'daki inşaat sırasında bulundu. Kemikler, Minnesota Üniversitesi'nden Albert Jenks'e getirildi ve kemikler, onları 15 veya 16 yaşındaki bir kadının kemikleri olarak tanımladı, ama hiç çocuk doğurmamış bir kadının kemikleri olduğunu belirledi. Kadının iki eseri vardı: geyik boynuzundan yapılmış bir hançer ve deniz kabuğundan yapılmış bir kolye. Kabuklu deniz hayvanı kabuğu, daha önce yalnızca Florida'da var olduğu bilinen Sinistrofulgur perversum olarak bilinen bir deniz salyangozu türünden geldi.

<span class="mw-page-title-main">Aetokremnos</span>

Aetokremnos, Kıbrıs'ın güney kıyısında, Limasol yakınlarında yer alan bir kaya sığınağıdır. Sarp bir uçurumun kenarında, Akdeniz'den c. 40 metre (131,23 ft) yükseklikte yer almaktadır. Mağaranın adı Yunancada "Kartalların Uçurumu" anlamına gelmektedir. Mağaranın 40 metrekare (430,56 ft2) civarında bir bölümünde kazılar gerçekleştirilmiştir ve dört katman ortaya çıkarılmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Peștera Muierilor</span>

Peștera Muierilor veya Peștera Muierii, Romanya'nın Gorj ilindeki Baia de Fier komününde bulunan bir mağara sistemidir. Mağara ayısı kalıntıları ve bir insana ait kafatası içermesi nedeniyle önemlidir. Radyokarbon tarihleme yöntemine göre kafatası günümüzden 30.150 ± 800 yıl öncesine tarihlenmektedir. 1952 yılında ortaya çıkarılmıştır. Cioclovina Mağarası'nda bulunan benzer kalıntılarla birlikte, Romanya tarihöncesindeki en eski erken modern insan kalıntıları olarak gösterilmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Peștera cu Oase</span>

Peştera cu Oase, Romanya'nın güneybatısındaki Caraș-Severin ilindeki Anina şehri yakınlarında bulunan ve 37.000 ila 42.000 yıl önce yaşadıkları kabul edilen en eski Avrupa erken modern insanlarından (EEMH) bazılarının yaşadığı 12 karstik galeri ve odadan oluşan bir mağara sistemdir.