İçeriğe atla

Retinopati

Retinopati, gözün retinasında görme bozukluğuna neden olabilecek herhangi bir hasardır.[1] Retinopati sıklıkla retinal damar hastalığını veya anormal kan akışının neden olduğu retina hasarını ifade eder.[2] Yaşa bağlı makula dejenerasyonu teknik olarak retinopati şemsiye terimi altında yer alır ancak sıklıkla ayrı bir durum olarak tartışılır. Retinopati veya retinal vasküler hastalık genel olarak proliferatif ve proliferatif olmayan tiplere ayrılabilir. Retinopati sıklıkla diyabet veya hipertansiyonda görüldüğü gibi sistemik hastalığın oküler bir belirtisidir. Diyabet, 2008 yılı itibarıyla ABD'de retinopatinin en yaygın nedenidir.[3] Diyabetik retinopati, çalışma çağındaki kişilerde körlüğün önde gelen nedenidir.[4] Dünya çapındaki körlük vakalarının yaklaşık %5'ini oluşturur ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından öncelikli göz hastalığı olarak belirlenmiştir.[5]

Belirti ve bulgular

Pek çok insanda hastalık seyrinin çok geç dönemlerine kadar sıklıkla semptomlar görülmez. Geri dönüşü olmayan bir hasar oluştuğunda hastalar sıklıkla semptomatik hale gelir.[6] Belirtiler genellikle ağrılı değildir ve şunları içerebilir:

Epidemiyoloji

Retinopatinin en yaygın iki nedeni diyabetik retinopati ve prematüre retinopatisidir. Diyabetik retinopati dünya çapında her yıl yaklaşık 5 milyon kişiyi, prematüre retinopatisi ise her yıl yaklaşık 50.000 prematüre bebeği etkilemektedir.[5][7] Hipertansif retinopati, diyabetik olmayan yetişkinlerin %3 ila %14'ünü etkileyen ikinci en yaygın nedendir.[8]

Kaynakça

  1. ^ "Definition of RETINOPATHY". www.merriam-webster.com (İngilizce). 21 Nisan 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 1 Mart 2017. 
  2. ^ Robbins and Cotran Pathologic Basis of Disease: expertconsult. 8th. Philadelphia, Pa: Elsevier, Saunders. 2010. ss. 1616-1617. ISBN 978-1-4160-3121-5. 
  3. ^ "Diabetic Retinopathy" (PDF). Center for Disease Control. 15 Ekim 2011 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 1 Mart 2017. 
  4. ^ "Diabetic retinopathy". Lancet. 376 (9735): 124-136. July 2010. doi:10.1016/S0140-6736(09)62124-3. PMID 20580421. 
  5. ^ a b "WHO | Priority eye diseases". www.who.int. 22 Mart 2006 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Mart 2017. 
  6. ^ "Diabetic retinopathy: Classification and clinical features". www.uptodate.com. 12 Mart 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Mart 2017. 
  7. ^ "Retinopathy of Prematurity – Europe". American Academy of Ophthalmology. 7 Kasım 2013. 3 Mart 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Mart 2017. 
  8. ^ "Retinal Physician -". www.retinalphysician.com (İngilizce). 18 Ocak 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Mart 2017. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Makula dejenerasyonu</span>

Makula dejenerasyonu ya da sarı nokta hastalığı kelime anlamı itibarı ile, makulada meydana gelen herhangi dejeneratif bir süreci tanımlasa da, bu makalede yaşa bağlı makula dejenerasyonu (YBMD) anlatılmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Kornea</span> Gözün saydam ön tabakası

Kornea, gözün en ön kısmında yer alan, ışığı odaklamak ve gözü dış etkenlerden korumak için özelleşmiş saydam ve eğimli doku.

Retina (latince:rete) ya da ağkatman çoğu omurgalı ve bazı yumuşakçaların gözünün en içindeki görmeyi sağlayan ışığa ve renge duyarlı hücrelerin bulunduğu göz doku tabakasıdır. Gözün optiği, retinadaki görsel dünyanın odaklanmış iki boyutlu bir görüntü oluşturur ve bu görüntüyü beyne elektriksel sinir uyarılarına çevirerek görsel algı oluşturur. Retina, bir kameradaki film veya görüntü sensörü 'ne benzer bir iş yapar.

<span class="mw-page-title-main">Körlük</span>

Körlük, tamamen veya neredeyse tamamen görme yetersizliği yaşama durumudur.

<span class="mw-page-title-main">Gece körlüğü</span> göz hastalığı

Retinitis pigmentosa (RP), halk arasında tavuk karası ve gece körlüğü adlarıyla bilinen ve görme kaybına neden olan genetik bir göz hastalığıdır. Her 4.000 kişide 1'i etkilediği tahmin edilmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Optik sinir</span>

Nervus opticus, nervi craniales (encephalici) olarak bilinen 12 kafa çiftinin ikincisidir ve retinadan beyne görme bilgisini taşır. Diensefalonda yer alan bir divertikül olan embriyonik retinal gangliyon hücrelerinden köken aldığı için kesildikten sonra rejenere olamaz.

<span class="mw-page-title-main">Diyabet</span> Kandaki glikoz seviyesinin aşırı artmasından kaynaklanan metabolik bozukluk

Diabet ya da Diabetes mellitus, sıklıkla yalnızca diabet ya da diyabet veya halk arasında şeker hastalığı olarak adlandırılan, genellikle kalıtımsal ve çevresel etkenlerin birleşimi ile oluşan ve kandaki glukoz seviyesinin aşırı derecede yükselmesiyle (hiperglisemi) sonuçlanan metabolik bir bozukluktur. Vücutta kan şekerinin düzenlenmesi pek çok sayıda kimyasal madde ve hormonun karmaşık etkileşimi sonucunda sağlanır. Şeker metabolizmasının düzenlenmesinde rol oynayan hormonlardan en önemlisi pankreasın beta hücrelerinden salgılanan insülin hormonudur. Diyabetes Mellitus ya insülin salgılanmasındaki yetersizlik ya da insülinin etkisindeki veya insülin cevabındaki bir bozukluk sonucunda ortaya çıkan yüksek kan şekerinin yol açtığı birkaç grup hastalığı tanımlamak için kullanılan ortak bir terimdir.

<span class="mw-page-title-main">Yüzer noktalar</span>

Yüzer noktalar veya muşvolan, gözün normalde saydam olan vitröz sıvısı içinde bulunan bazen görünür ve hareket edebilen parçacıklardır. Her uçan cismin kendine özgü boyutu, şekli, koyuluğu, kırılma indisi ve hareket edebilme özelliği vardır. Bu cisimler aynı zamanda "muscae volitantes" olarak adlandırılır. Vitre doğuştan tamamen saydamken, yaşlanmayla birlikte giderek kusurlar ortaya çıkabilir. Çoğu insanın gözünde bulunan, en yaygın yüzen nokta türü, vitredeki dejeneratif değişiklikler sonucu oluşur. Bazı insanlar için rahatsız edici olabilen uçuşan cisimlerin algılanması miyodizopsi olarak adlandırılır. Ciddi vakalar dışında, sıklıkla tedavi edilmez. Günümüzde vitrektomi, lazer ve ilaç tedavisi gibi tedavi yöntemleri bulunmaktadır. vitröz ipliksi parçacıklar piyasaya çıktıgı günden itibaren her geçen aylar artmaya başlar bunun yok edici çözümü göz damlası veya göz vitaminleri hiçbir işe yaramaz ancak parçalayarak daha da çok lifleri yogunlaştırır hemen bir özel göz hastanesine başvurulması gerektigi bunun sonucunda 15 dakikalık lazer seansıyla eskisinden daha da çok azaltılabilir böylelikle hastanın görüş konforu düzelmiş olur eger tadavi yapılmazsa % 50 lik bir oranla kolejenlerin daha da sıklaşması retina duvarının önünde yüzen bu parçacıklar göze farklı bir hasarlar oluştarabilir göz zamanla görüş yetisini kaybedip eskiyi aratır olur bu nedenle tedavi edilirse erken önlem alınmış olur..........* Yüzen noktalar, retina üzerine düşen gölgelerinden ya da içlerinden geçen ışığın kırılmasından dolayı görünürler. Bu noktalar tek başlarına veya diğerleriyle birlikte bir yığın olarak kişinin görme alanında görünebilirler. Kişinin görme alanında yavaşça süzülen ve özellikle gözlerin hareket ettiği yönde hareket eden noktalar, iplikler veya "örümcek ağları" gibi şekillerde görünebilirler. Bu cisimler gözün içinde fiziksel olarak var olduklarından, optik yanılsamalar veya entoptik fenomen değillerdir. Yüzen noktalar, ışık çakmaları ve ışık izleri (palinopsia) gibi göz rahatsızlıkları ile bir arada görülebilir ve bu yönden görsel karıncalanma ile birbirine karıştırılmamalıdır.

<span class="mw-page-title-main">Gestasyonel diyabet</span>

Gestasyonel diyabet, normalde diyabeti olmayan bir kadının gebeliği sırasında yüksek kan şekeri seviyelerini geliştirdiği bir durumdur. Gestasyonel diyabet genellikle az sayıda semptomla sonuçlanır; ancak bununla birlikte preeklampsi, depresyon ve sezaryen doğum yapma gerekliliği riskini de artırır. Yetersiz tedavi edilen gestasyonel diyabetli annelerden doğan bebekler, doğumdan sonra yüksek kilolu olma, kan şekerlerinin düşük olmasına ve fazla sarılığa sahip olma riski altındadırlar. Bu durum tedavi edilmezse, ölü doğum riski ile sonuçlanabilir. Bu durumda doğan çocuklarda uzun vadede, fazla kilolu olma ve tip 2 diyabet geliştirme riski daha yüksektir.

Diyabetik nöropati, diyabetes mellitus ile ilişkili sinir hasarı bozukluklarıdır. Bu durumların, diyabetik nöropatide birikebilen makrovasküler koşullara ek olarak sinirler sağlayan küçük kan damarlarını içeren diyabetik bir mikrovasküler hasara yol açtığı düşünülmektedir. Diyabetik nöropati ile ilişkili olabilen nispeten yaygın durumlar arasında şunlar yer alır: üçüncü, dördüncü veya altıncı kranyal sinir felci, mononöropati, mononöropati multipleks, diyabetik amiyotrofi, ağrılı bir polinöropati, otonom nöropati ve torakoabdominal nöropati.

<span class="mw-page-title-main">Tip 1 diyabet</span> Hastalık

Tip 1 diabetes mellitus, pankreas tarafından ya çok az ya da hiç insülin üretilmeyen bir diyabet şeklidir. Tedavi edilmemesi vücutta yüksek kan şekeri seviyesine neden olur. Klasik belirtiler sık idrara çıkma, susuzluğun artması, açlığın artması ve kilo kaybıdır. Ek belirtiler arasında bulanık görme, yorgun hissetme ve yara iyileşmesinin bozulması olabilir. Belirtiler tipik olarak çok kısa bir süre içinde gelişir.

<span class="mw-page-title-main">Diyabetik retinopati</span>

Diyabetik göz hastalığı olarak da bilinen diyabetik retinopati, diabetes mellitus nedeniyle retinada hasara yol açan tıbbi bir durumdur. Körlüğün önde gelen nedenidir.

<span class="mw-page-title-main">Kronik böbrek hastalığı</span>

Kronik böbrek hastalığı, böbrek yapısında veya işlevinde 3 aydan uzun süreli anormalliklerin görüldüğü bir rahatsızlıktır.

<span class="mw-page-title-main">Katarakt ameliyatı</span> Katarakt hastalığının tek tedavi yöntemi katarakt ameliyatıdır

Katarakt, göz merceğinde görmenin azalmasına neden olan bulutlu bir alandır. Katarakt genellikle yavaş gelişir. Tek bir gözü ya da iki gözü birden etkileyebilir. Semptomlar arasında soluk renkler, bulanık veya çift görme, ışığın etrafında haleler, parlak ışıklarda ve gece görüşünde sorun olabilir. Bu; sürüş, okuma veya yüz tanıma sorunlarına neden olabilir. Kataraktın neden olduğu zayıf görme, düşme ve depresyon riskinin artmasına da neden olabilir. Katarakt, dünya çapında tüm körlük vakalarının yarısına ve görme bozukluklarının %33'üne neden olur.

Mikroanjiyopati, vücuttaki küçük kan damarlarını etkileyen bir anjiyopatidir. Makroanjiyopati veya büyük damar hastalığı ile karşılaştırılabilir.

İleri glikasyon son ürünleri (AGE'ler), şekerlere maruz kalmanın bir sonucu olarak glike hale gelen proteinler veya lipitlerdir. Yaşlanma ve diyabet, ateroskleroz, kronik böbrek hastalığı ve Alzheimer hastalığı gibi birçok dejeneratif hastalığın gelişiminde veya kötüleşmesinde rol oynayan bir biyolojik belirteçtir.

Poliol yolu, glikozu fruktoza dönüştüren iki aşamalı bir süreçtir. Bu yolda glikoz, daha sonra fruktoza oksitlenen sorbitole indirgenir. Ayrıca sorbitol-aldoz redüktaz yolu olarak da adlandırılır.

<span class="mw-page-title-main">Retina implantı</span>

Retina implantı, Retina dejenerasyonu nedeniyle kör olan hastalara görme restorasyonu için retina protezleri, dünya çapında bir dizi özel şirket ve araştırma kurumu tarafından geliştirilmektedir. Sistem, retinitis pigmentosa (RP) veya yaşa bağlı maküler dejenerasyon (AMD) gibi retina hastalıkları nedeniyle fotoreseptörlerini kaybeden kişilere faydalı görüşü kısmen geri kazandırmak içindir. Şu anda klinik deneylerde üç tip retina implantı bulunmaktadır: epiretinal, subretinal ve suprakoroidal. Retina implantları, hayatta kalan retina nöronlarını elektriksel olarak uyararak retinaya görsel bilgi sağlar. Şimdiye kadar, ortaya çıkarılan algılar oldukça düşük çözünürlüğe sahipti ve ışığın algılanması ve basit nesnelerin tanınması için uygun olabilir.

<span class="mw-page-title-main">Diyabetik nefropati</span>

Diyabetik böbrek hastalığı olarak da bilinen diyabetik nefropati, diabetes mellituslu kişilerde meydana gelen kronik böbrek fonksiyonu kaybıdır. Diyabetik nefropati, küresel olarak kronik böbrek hastalığının (KBH) ve son evre böbrek hastalığının önde gelen nedenleridir. İdrara sızan protein üçlüsü, hipertansiyonla birlikte kan basıncının yükselmesi ve ardından böbrek fonksiyonlarının düşmesi, birçok KBH formunda ortak olarak görülür. Glomerüllerin hasar görmesi nedeniyle idrardaki protein kaybı büyük olabilir ve nefrotik sendrom olarak adlandırılan genel vücut şişmesi (ödem) ile sonuçlanan düşük serum albüminine neden olabilir. Diyabetik nefropati genellikle yıllar içinde yavaş ilerler.

Genellikle nöropati olarak kısaltılan periferik nöropati, sinirleri etkileyen hasar veya hastalığı tanımlayan genel bir terimdir. Sinirlerin hasar görmesi, hangi sinirlerin etkilendiğine bağlı olarak duyu, hareket, bez veya organ fonksiyonlarını bozabilir; başka bir deyişle motor, duyu veya otonom sinirleri etkileyen nöropati farklı semptomlara neden olur. Birden fazla sinir türü aynı anda etkilenebilir. Periferik nöropati akut veya kronik olabilir ve geri dönüşümlü veya kalıcı olabilir.