
Kan, atardamar, toplardamar ve kılcal damarlardan oluşan damar ağının içinde dolaşan; akıcı plazma ve hücrelerden meydana gelmiş kırmızı renkli hayati sıvıdır.

Kan grubu, kandaki antikorlara bakılarak, kanın özelliğini belirtmek için oluşturulmuş sınıflandırma sistemidir. İnsanlarda A, B, AB ve 0 türleri vardır. Bundan bağımsız olarak, Rh değeri + ya da - değerinde olabilir. Bu üç sistemin birleşiminden 8'li kan grubu tablosu oluşmuştur. Türkiye'de iki sistem yan yana yazılarak belirtilir. Örneğin; A türü kanda Rh değeri negatif ise, o kan için A Rh (-) grubu denir. Türkiye'de Kızılay'ın verilerine göre en çok bulunan ve en çok gereksinilen grup A Rh (+)'dir. RH etkeni, Hint şebeğinin kanındaki antikorların var olup olmaması anlamına gelir.

Sarılık (ikter; icterus), bir hastalık değil, çoğu karaciğerle ilgili olan bazı hastalıkların belirtisidir. İkter tablosunda gözakı (sklera), deri, mukozalar ve organlar sarıya boyanır. En önemli nedeni kandaki bilirubin düzeyinin artmasıdır. Normalde periferik kanın 100 ml’sinde 1 mg kadar bilirubin bulunur. Kandaki bilirubin düzeyinin 2.5 mg’ın üzerine çıkmasına “hiperbilirubinemi”, bunun neden olduğu klinik tabloya "sarılık; ikter (icterus)” adı verilir.

Hemoglobin, solunum organından dokulara oksijen, dokulardan solunum organına ise karbondioksit ve proton taşıyan protein. Eritrositlerin içerisinde bulunur. Oksijeni +2 değerlikli demir içeren hem molekülleri ile bağlar. Başlıca sentez yeri eritrosit üretimi sırasında kemik iliğidir. Yaş, cinsiyet ve türe göre küçük farklılıklarla da olsa kanda belli bir değerin altında bulunmasına Anemi, yüksek miktarda bulunmasına ise polisitemi denir. Hemoglobinin prostetik grubu hem, proteiniyse globulindir.

Alyuvar, kırmızı kan hücresi veya eritrosit, en yaygın kan hücresi türüdür. Çağdaş bilim insanları laboratuvarda alyuvar geliştirebilmeyi başarmışlardır.
Pansitopeni Eritrosit (alyuvar), lökosit (akyuvar) ve trombosit hücrelerinin sayısının azalması durumuna verilen isimdir.

Hemoliz Eritrositlerin (alyuvarların) büyük boyutlarda yıkımı. Hemoliz sonucu bir tür Anemi olan hemolitik anemi oluşur.

Retikülosit, genç, olgunlaşmamış eritrositlerdir. İnsan vücudunda alyuvar olarak da bilinen eritrositlerin yaklaşık %1'ini oluştururlar. Eritropoez esnasında kemik iliğinde normoblastlardan oluşur ve olgunlaşırlar.

Lenfoblast,, olgunlaşmamış (immatür) lenfosittir. Lösemide kontrolsüz biçimde çoğalırlar. Ayrıca, lösemide "blast" sözcüğü çoğu zaman lenfoblastlar için kullanılır.

Dalak, hemen hemen tüm omurgalılarda bulunan bir organdır. Yapısında büyük bir lenf noduna benzer şekilde, öncelikle bir kan filtresi görevi görür. Dalak kelimesi Eski Türkçe 'sevda, melankoli' ve 'bir organ, dalak' anlamlarına gelen talak kelimesinden türemiştir.

Lösemi, kan hücrelerinin özellikle de akyuvarların normalin üzerinde çoğalması ile kendini gösteren bir kanser türüdür.

Köpek balığı (Selachimorpha), kıkırdaklı balıklar (Chondrichthyes) sınıfının Elasmobranchii alt sınıfını oluşturan iki üst takımdan biri olan Selachimorpha içinde sınıflanan balıkların ortak adı.

Güve, Lepidoptera (pulkanatlılar) takımından çeşitli kelebek türlerine verilen genel ad. Halk arasında buğday, odun, kumaş ve kürk gibi şeylere musallat olmaları ile bilinirler.

Spor, döllenme özelliğinde olmayan, monoploit bir üreme hücresidir. Ancak her spor, başka bir hücre ile birleşmeden, tek başına yeni bir organizma oluşturabilir. Sporların dış yüzeyinde bulunan bir örtü, onları çevrenin olumsuz şartlarından koruma özelliği kazandırır. Uygun koşullara düşen her spordan, monoploit bir döl oluşur. Bazı tek hücrelilerde, mantarlarda, su yosunlarında, kara yosunu ve eğrelti otu gibi yerleşik bitkilerde görülür.

Orak hücreli anemi, alyuvarlardaki oksijen taşıyıcı protein olan hemoglobinin anormalliği sonucu alyuvarların orak şeklini almasıyla oluşan otozomal resesif kalıtılan genetik bir hastalıktır.

Nimfa; biyolojide, bazı omurgasızların özellikle böceklerin yetişkin aşamaya ulaşmadan önce kademeli metamorfoz geçirdiği olgunlaşmamış formuna verilen isimdir. Tipik bir larvanın aksine, bir nimfa genel olarak zaten yetişkin böcek haline benzemektedir. Bir nimf deri değiştirirse pupa haline asla girmez. Bunun yerine nihai deri değiştirme yetişkin böcek haliyle sonuçlanır.

Disir, Cermen mitolojisinde kaderle de bağlantılı olduğuna inanılan bir grup koruyucu ruh'a verilen isimdir. Ataların ruhları veya bereket tanrıçaları olduğu ileri sürülmüştür. Valkürler ve Nornlar'a verilen başka bir isim olduğu da düşünülmektedir. Marvel'ın Thor çizgi romanlarında da Borr zamanındaki Valkürlere verilen bir isim olarak kullanılmıştır

Başak, buğday veya mısır gibi tahıl bitkilerinin sapının tane taşıyan uç kısmına verilen isimdir. Ayrıca "bazı yapraklarda belirgin bir lob" anlamına da gelebilir.

Koruk ekşisi olgunlaşmamış üzüm (koruk)dan yapılan ekşimsi pekmezdir.