
Türk Kurtuluş Savaşı, I. Dünya Savaşı'ndan yenik çıkan Osmanlı İmparatorluğu'nun İtilaf Devletleri'nce işgali sonucunda Mîsâk-ı Millî sınırları içinde ülke bütünlüğünü korumak için 1919-1922 yılları arasında gerçekleştirilen çok cepheli siyasi ve askeri mücadeledir. Batı Anadolu'da İtilaf Devletleri'nin harekete geçirdikleri Yunan ordusuna; güneyde Fransız ordusuna; doğuda Ermenistan'ın kuvvetlerine; İstanbul rejimine sadık milislere, feodal güçlere ve ayrılıkçılara karşı savaşılmıştır. Bu mücadelenin Batı Cephesi Yunan millî belleğine "Küçük Asya Felaketi" adıyla kazınmıştır. Savaş sırasında Yunan ve Ermeni kuvvetleri, bir etnik temizlik harekâtı olarak, Türk halkına karşı katliamlar, yağmalar ve tecavüzler gerçekleştirmiştir. Savaş, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla sonuçlanmıştır.
Osmanlı donanması, Osmanlı Devleti'nin askerî deniz gücü. XIV. yüzyılda kuruldu. Osmanlı Devleti, 1323 yılında Karamürsel'i fethederek denize ulaştı, Kara Mürsel komutasında ilk donanma oluşturuldu ve Kocaeli'nde yapılan savaşlarda denizden destek sağlandı. 1327 yılında Karamürsel'de ilk Osmanlı tersanesi kuruldu ve böylece deniz gücünün kurumsallaşma çalışmaları başladı. Osmanlı donanmasında hiyerarşik sisteme geçildi, ilk Derya Beyi, Kara Mürsel Bey oldu. 1337 yılında Kocaeli ele geçirildi; böylece 1353 yılında gerçekleşecek olan Rumeli'ye geçişin önü açıldı. Bundan sonra donanmanın merkezi sırasıyla İzmit, Gelibolu ve son olarak da İstanbul oldu.

Savaş gemisi, öncelikli olarak deniz kuvvetleri ve donanma tarafından deniz savaşlarında kullanılmak üzere yapılan bir askerî gemi türüdür. Genellikle ticari gemi ve diğer gemi türlerinden tamamen farklıdırlar. Silahlandırılmış olabildiği gibi, ticari gemilerden farklı olarak hasara dayanıklı, manevra kabiliyeti yüksek ve hızlı tasarlanırlar. Ticari gemilerde olmadığı gibi, tipik bir savaş gemisi sadece silahlar, cephane ve mürettebatı için erzak taşır. Genellikle bir donanmaya bağlı olduğu gibi bazı durumlarda özel şirketlerin de savaş gemileri bulunabilir. Yapımı çok eskilere dayanan bu aracın yapılma nedeni, deniz ve okyanuslarda yolcu taşıyabilmesi ve deniz savaşı yapabilmesidir.

Yavuz, Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na girmesinde önemli rol oynayan savaş gemisidir.

Bu liste 1842-1923 yılları arasında Osmanlı Donanması'na bağlı, buharlı küçük tekneler ve motor botu dışındaki bütün gemi ve tekneleri listesini içermektedir.

Sinop Baskını, Kırım Savaşı'nın önemli çarpışmalarından biri olan baskın. Bu baskında Rus Karadeniz donanması, Sinop'ta Osmanlı donanmasına ağır bir darbe indirdi. Dünya deniz savaşları tarihinde yelkenli ahşap gemilerin rol aldığı son çarpışma ve gülle yerine patlayıcı mermilerin (humbara) kullanıldığı ilk çarpışma olarak Sinop Baskını'nın özel bir yeri vardır.
Samsun, Osmanlı İmparatorluğu tarafından 1907 yılında Fransa'dan satın alınan dört "Durandal" sınıfı muhripten biridir. Gemi, Trablusgarp Savaşı, Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı esnasında Osmanlı donanmasında görev yaptı.

Türk Deniz Kuvvetleri, Mondros Ateşkes Antlaşması'ndan sonra Osmanlı Donanması'nın İtilaf Devletleri gözetiminde tutulması üzerine Türk Kurtuluş Savaşı için gerekli olan deniz nakliyatını muhafaza etmek üzere 10 Temmuz 1920 tarihinde Umur-ı Bahriye Müdürlüğü adıyla kurulmuştur. Bu müdürlük, modern Türk Deniz Kuvvetleri'nin temeli sayılmaktadır. 1 Mart 1921'de Bahriye Dairesi Reisliği adını alan müdürlük, Karadeniz üzerinden gelen Sovyet Rusya yardımlarını korumak ve karaya ulaştırmakla sorumlu tutulmuştur. Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın ardından İstanbul Bahriye Kumandanlığı kuruldu ve Osmanlı'dan kalan bazı hafif tonajlı savaş gemileri onarılarak harekâta hazır edildi. Mustafa Kemal Atatürk'ün 11-24 Eylül 1924 tarihleri arasında çıktığı Karadeniz seyahati, modern donanmaya bağlı Hamidiye kruvazörü ile yapıldı. Hamidiye, modern donanmanın denize açılan ilk savaş gemisiydi. 1 Kasım 1924 tarihli konuşmasında Atatürk, donanmanın geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Kısa bir süre sonra Bahriye Vekaleti kuruldu ve Genelkurmaya bağlandı. Bahriye Vekaletinin öncelikli amacı eldeki gemileri onarmak ve hazır hale getirmek idi. Bu kapsamda Yavuz'un onarılması için Gölcük'te bir Alman şirketi tarafından yüzer havuz yapılmıştır, onarım çalışmalarını ise bir Fransız şirketi üstlenmiştir. Gölcük'te donanmanın ihtiyaçlarını karşılamak için onarım atölyeleri; mayın, akümülatör ve torpido fabrikaları ile barakalar kuruldu. Gölcük, donanmanın onarım ve geliştirme merkezi haline geldi.

Ada sınıfı korvet, Türk Deniz Kuvvetleri için geliştirilen MİLGEM'in bir parçası olan bir korvet sınıfıdır. Türk Deniz Kuvvetleri, Ada sınıfı dört korvetin hepsini hizmete aldı ve Ukrayna ve Pakistan donanmaları için aynı sınıfa ait yeni gemiler üretiliyor.

TCG Peyk ya da Osmanlı donanmasındaki adıyla Peyk-i Şevket, Osmanlı donanması ve sonrasında Türk Deniz Kuvvetleri'nde hizmet gören Peyk-i Şevket sınıfının öncü gemi olan torpido kruvazörüdür. 1906-1907 yıllarında Kiel, Almanya'daki Germaniawerft tersanesinde inşa edilmiş ve Kasım 1907'de Osmanlı donanması hizmetine girmişti. Geminin ana silahı üç 450 mm torpido tüpü ve bir çift 105 mm toptan oluşuyordu ve gemi 21 knot hıza ulaşabiliyordu.

Çanakkale Savaşı'ndaki denizaltı faaliyetleri, I. Dünya Savaşı'nın bir parçası olan Çanakkale Savaşı çerçevesinde, çeşitli devletlerin denizaltıları tarafından Çanakkale Boğazı ve Marmara Denizi'nde sürdürülen faaliyetlerdir. Esas savaştan önce, Aralık 1914'te başlamış ve Aralık 1915'te sonlanmıştı. İtilaf Devletleri'ne bağlı denizaltıların Çanakkale Boğazı'nı geçerek Marmara Denizi'nde denizaltı operasyonları yapmalarının amacı, Gelibolu'yu savunan Osmanlı kuvvetlerinin lojistik durumunu sarsmak olarak görülür. Bununla birlikte İttifak Devletleri'nin bir üyesi olan Alman İmparatorluğu da Osmanlı'yı desteklemek amacıyla savaş sırasında birtakım denizaltı faaliyetleri yürütmüştü.

SM U-35, Alman İmparatorluk Donanması'na bağlı olarak I. Dünya Savaşı sırasında faaliyet göstermiş olan U 31 sınıfı sınıfı bir U-bottur. I. Dünya Savaşı'nın en başarılı U-botlarından sayılmaktadır.

Karboğazı Baskını, 27-28 Mayıs 1920 tarihlerinde, Türk Kurtuluş Savaşı esnasında Kuvâ-yi Milliye ile Fransızlar arasında Toros Dağları'nın eteğinde çıkan çatışma.
Samsun Bombardımanı, Amerikan Deniz Kuvvetleri ve Yunanistan Deniz Kuvvetleri'nin 7 Haziran 1922 tarihinde Samsun'a düzenlediği saldırı.

Peyk-i Şevket sınıfı, Osmanlı donanması için Almanya'daki Germaniawerft tersanesinde 1906-1907 yıllarında inşa edilen bir çift torpido kruvazörüdür. Peyk-i Şevket ve Berk-i Satvet adlarında iki gemiden oluşuyordu. 20. yüzyılın başında Osmanlı donanmasını modernize etme programının bir parçası olarak sipariş edildiler. 775 metrik ton deplasmanındaki gemiler, görece küçük boyutlarına göre ağır silahlıydılar ve üç torpido tüpü, bir çift 105 milimetre (4,1 in) top ve birçok küçük silah taşıyorlardı.

Askerî gemi, Deniz kuvvetleri ve donanma tarafından kullanılan gemi veya botlara verilen genel isimdir. Deniz savaşı için yaratılmıştır. Yapıları ve amaçlarıyla sivil gemilerden farklıdırlar. Askerî gemiler genellikle hasar kontrol sistemi ve silahlarla donatılmış şekilde seyir ederler. Bazı personel taşıma gemilerinde bu donanımlar hafiftir veya bulunmayabilir. Askerî gemiler, inşaat veya amaca göre sivil gemilerden farklıdır. Günümüzde dünya donanmalarında birçok farklı gemi var. Bu gemilerde uçak, helikopter, askerî araç ve askerî teknoloji'ler taşınabilir. Hepsinin farklı uygulamaları vardır ve bazı sınıflandırmalar belirli ülkelere özeldir. Farklı ülkeler çabalarını farklı gemi türlerine harcadılar ve bazıları neredeyse hepsine yatırım yaptı.

İnebolu bombardımanları, 9 Haziran - 30 Temmuz 1921 tarihleri arasında Yunanistan'ın Kilkis zırhlısı ve Panter muhribi tarafından İnebolu kıyılarında yaptığı çeşitli saldırılardır. Saldırıların sebebi, Türk Kurtuluş Savaşı esnasında Yunan ablukası altında olan Anadolu kıyılarında, İnebolu'dan Anadolu'ya akan cephane taşıma işlerini sekteye uğratmak ve Türk ordusunun ikmal yeteneğini azaltmaktı. Yunan gemilerinin yaptığı bombardımana Ankara hükûmetine bağlı Türk topçusu kısmen cevap verdi. Saldırılar sonucunda ciddi bir hasar oluşmadı. Bombardımanın ardından Birleşik Krallık komutanı General Harrington ile Ankara hükûmetinin başındaki Mustafa Kemal Paşa arasındaki görüşmelerden sonuç çıkmadı.

Hızır Reis, Osmanlı İmparatorluğu tarafından 1911 yılında Fransa'dan sipariş edilen ve 1914'te hizmete giren gambot.

İntibah, Osmanlı İmparatorluğu tarafından I. Dünya Savaşı'nda römorkör ve mayın dökücü olarak kullanılan gemidir. 1886'da Glasgow'da sivil bir römorkör olarak inşa edilen gemi 1912'de Osmanlılar tarafından satın alındı. 1914'te Tersane-i Amire'de mayın dökücüye dönüştürüldü. Trablusgarp Savaşı, Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı'nda başta Çanakkale Boğazı'nın mayınlanması olmak üzere mayın dökme, mayın taşıma, kurtarma ve nakliye görevlerinde bulundu. Ekim 1918'de Mondros Mütarekesi'nden sonra İstanbul'da filonun geri kalanıyla beraber enterne edildi. Kasım 1922'de İstanbul'dan kaçırılarak İzmit'e getirildi ve Ankara Hükûmeti emrine girdi. Ekim 1923'te Türkiye Cumhuriyeti hizmetine girdi ve adı Uyanık olarak değiştirildi. 1933-34'te Gölcük'te yeniden donatıldı ve adı yeniden İntibah yapıldı. 1936'ya dek İzmir'de, daha sonra yeniden Çanakkale'de mayın gemisi olarak görevlendirildi. 1956'da donanma hizmetinden çıkan gemi Gölcük'e çekildi ve 1958'de sivil kullanım için satıldı. 1959-1964 yılları arasında kargo gemisine dönüştürüldü ve Ararat M Okan adını aldı. 1997 sonunda İtalya'ya kaçak göçmen taşırken yakalanmış, İtalyan hükûmeti tarafından el konulmuş ve Kasım 1998'de açık arttırma ile satılmıştır. Haziran 1999'da Crotone'da söküldü.

Fransız donanmasının Toulon'da batırılması II. Dünya Savaşı'ndaki Fransa Muharebesi sonucunda Nazi Almanyası'na yenilmiş olan Fransa'da kurulan kukla devlet olan Vichy Fransası'nın Almanya ve İtalya Silahlı Kuvvetleri tarafından 1942 yılı Kasım ayında işgal edilmesi harekâtı olan Anton Harekâtı sürerken donanmanın Almanların eline geçmesini engellemek üzere Fransız donanma komutanları Jean de Laborde ve André Marquis öncülüğünde 27 Kasım 1942 tarihinde Toulon limanında yapılan sabotaj eylemidir. Sabotajın ardından Fransız donanmasının geriye kalan varlığı belirleyici bir faktör olmaktan çıkmıştır.