İçeriğe atla

Rayleigh gökyüzü modeli

Rayleigh gökyüzü modeli gündüz vakti görülen gökyüzü yapısının gözlemlenmiş olan kutuplaşma modelini açıklar. Atmosfer içinde, hava moleküllerinden, sudan, havada bulunan tozdan ve aeresollerden kaynaklanan ışığın Rayleigh dağınımı, gökyüzündeki ışığın belirli bir kutuplaşma modeline sahip olmasına neden olur. Benzer özelliklere sahip olarak gerçekleşen diğer elastik dağılma süreçleri gökyüzünün mavi bir görünüme sahip olmasına neden olmaktadır. Kutuplaşma, her bir kutuplaşma derecesine sahip dalga boyunda ve yönlendirmede (e-vektörü açısı ya da dağılma açısı) karakterize edilir.

Gökyüzünün sahip olduğu kutuplaşma modeli Güneş’in gökyüzündeki konumuna bağlı olarak değişim gösterir. Dağılan ışığın tümü bazı büyüklüklere (derecelere) kadar kutuplaşma gösterdiği zaman ışık, ışık kaynağından meydana gelen 90 derecelik dağılma açıları üzerinde oldukça yüksek bir kutuplaşmaya sahiptir. Bu konuyu elen alan birçok durumda bahsedilen ışık kaynağı Güneş olarak kabul edilir ancak Ay’ın da oluşturduğu model aynıdır. Kutuplaşma derecesi Güneş’ten kaynaklanan mesafe arttıkça ilk olarak yükselir ancak daha sonra Güneş’in bulunduğu pozisyonun tam tersi yönde düşmeye başlar. Bu yüzden, maksimum kutuplaşma derecesi Güneş etrafında yer alan 90 derecelik dairesel bir aralık içinde meydana gelir. Bu aralığın içinde, kutuplaşma derecelerinin yaklaşık 80%’i tipik bir şekilde oluşabilir.

Gün doğumu ve batımında Rayleigh gökyüzü

Bu noktada şu bilgiyi paylaşmamız gerekmektedir ki, kutuplaşma modeli Güneş’e bağlı olarak meydana geldiğinden dolayı, kutuplaşma modeli sadece gün boyunca değil bütün bir yıl boyunca değişim gösterir. Kış aylarında Güneş güney yönüne doğru batmaya başladığı zaman, kuzey-zenit-güney (başucu noktaları) düzlemi dengeli bir konuma gelir. Bu durumda, etkili olan kuzey yönü gerçekten de bir şekilde batı yönüne doğru konumlanır. Bir gün boyunca, kutuplaşma modeli Güneş de meydana gelen pozisyon değişimleri ile birlikte dönüşüm gösterir. Alacakaranlık vaktinde, yerel gün doğumundan önce yaklaşık 45 dakika boyunca görünür ve yerel gün batımından sonra 45 dakikalığına görünmez duruma gelir. Bir kere meydana geldiğinde oldukça sabit bir görünüme sahiptir, sadece rotasyonunda (dönme hareketinde) değişikli gösterir. Herhangi bir günde, polarize (kutuplaştırılmış) edilmiş güneş gözlükleri kullanıldığında kolayca görülebilirler.

Hayvanların birçoğu gökyüzünün sahip olduğu kutuplaşma modellerini, birer yer belirtici (navigasyon) araç olarak gün boyunca ve alacakaranlıkta kullanırlar. Çünkü bu modellere güneşin sahip olduğu pozisyonlara göre kolaylıkla karar verilebilir ve bu nedenden ötürü hayvanlar tarafından yönlendirilme olaylarında bir pusula gibi kolayca kullanılabilirler. Hayvanların çoğu kendilerini Güneş’e göre konumlandırabilir ve bu sayede başlıca bazı yönlere karar verebilirler. Bu olayların gerçekleşmesi ise kendilerini kutuplaşma modellerine göre yönlendirmelerine bağlı olarak meydana gelir.

Teori

Nötr noktalar ve çizgiler

Kutuplaşma derecesinin sıfır olduğu alanlar (gök ışığının kutuplaşmadığı durumlarda) nötr noktalar olarak bilinmektedir. Burada Stokes parametreleri de, ayrıca başka bir adıyla da Q ve U parametreleri olarak kullanılan, tanımlarında belirtilen durumlardan dolayı sıfıra eşittir. Bu yüzden, kutuplaşma derecesi nötr noktalardan kaynaklı artan mesafe ile birlikte yükselir.

Bu koşullar gökyüzünde bulunan bazı belirli alanlarda karşılanırlar. Arago noktası solar olmayan noktanın üzerinde konumlanırken, Babinet ve Brewster noktaları ise Güneş’in altında ve üstünde konumlanır. Babinet ya da Arago noktalarının zenit (başucu noktası) uzaklıkları artan solar zenit mesafesi ile birlikte yükselir. Bu nötr noktalar sahip oldukları düzenli pozisyonlardan toz ve diğer aeresollerin karışması nedeniyle ayrılırlar. Gök ışığı kutuplaşması, nötr bir noktanın solar ya da solar olmayan meridyenlere paralel geçmesi nedeni ile negatiften pozitife doğru yönelim gösterir. Pozitif Q alanları ile negatif Q alanlarını birbirinden ayıran çizgilere nötr çizgiler denir.

Depolarizasyon ( kutuplaşmanın bozulması )

Rayleigh gökyüzü modeli birçok farklı sonuç altında net bir şekilde açıklanan kutuplaşma modeline sebebiyet verir. Ancak kutuplaşma derecesi her zaman tutarlı bir yapıda bulunmayabilir ve gerçekte farklı durumlarda bir düşüş meydana getirebilir. Rayleigh gökyüzü modeli, kendine yakın konumda bulunan bulutlar gibi ya da okyanuslar gibi büyük yansıtıcı yüzeyler olan bazı materyaller tarafından ortaya çıkartılan depolarizasyona yani kutuplaşmanın bozulması durumuna maruz kalabilir. Ayrıca gün boyunca gerçekleşen zamana bağlı değişimlerden dolayı da farklılık gösterebilir. (örneğin alacakaranlık ya da gece vakitlerinde)

Gece vaktinde, ay ışığı ile aydınlanan gökyüzünün kutuplaşması kentsel ışık kirliliğinin varlığı nedeni ile oldukça güçlü bir şekilde indirgenir. Bu durumun nedeni ise dağılım gösteren kent ışıklarının güçlü bir şekilde kutuplaşamamış olmasıdır.[1]

Işık kirliliği

Kullanım alanları

Birçok hayvan, özellikle böcekler, ışığın kutuplaşmasına karşı oldukça duyarlı bir yapıya sahiptirler ve bu yüzden gündüz vakti gökyüzünde oluşan kutuplaşma modellerini birer navigasyon aracı olarak kullanabilirler. Bu teori ilk olarak Karl von Frisch tarafından bal arılarının gökyüzünde izledikleri yönlendirilmeleri gözlemlerken ortaya çıkartılmıştır. Doğal gökyüzü kutuplaşma modeli kolaylıkla karar verilebilen bir pusula gibi hizmet vermekteydi. Kutuplaşma modellerini kullanarak, bu türler direkt güneş ışığını kullanmadan güneşin belirlenmiş konumuna göre karar vererek kendilerini yönlendirebilirler. Bu yüzden bulutlu bir gökyüzünün olduğu günlerde ve hatta gece vakitlerinde hayvanlar yollarını rahatlıkla bulabilmektedirler. Polarize olmuş ışığı bir pusula gibi kullanabilmek anlatıldığı kadar basit bir olay değildir. Bu yöntemi kullanacak olan hayvanlar mutlaka polarize olmuş ışığı fark edebilme ve analiz edebilme gibi becerilere sahip olmalıdır. Bu türler gözlerinde bulunan ve zenit yakınlarında gerçekleşen kutuplaşma derecesine ve yönlendirmelere tepki veren fotoreseptörler (ışığa hassas olan alıcı sinirler) bulundurarak özelleşmişlerdir. Bu canlılar polarizasyon derecesinin yönlendirilmesi ve yoğunluğu üzerinden bilgi toplayabilirler. Daha sonra bu topladıkları bilgileri kendilerini yönlendirebilmek ve yüzeylerin farklı özelliklerini ayırt edebilmek için görsel olarak birleştirirler.

Hayvanların kendilerini, alacakaranlık vaktinde güneş ufuk çizgisinin altında bulunuyorken bile yönlendirebildikleri yönünde bulunmuş net kanıtlar vardır. Böceklerin kendilerini geceye ilişkin kutuplaşma modellerini kullanarak nasıl yönlendirebildikleri ise hala üzerinde çalışılan bir sorudur. Şimdiye kadar, sadece gece ortaya çıkan cırcır böceklerinin geniş alanlarda etkili kutuplaşma sensörleri bulundurduğu ve bunları gece vakti kutuplaşma modellerini analiz ederek kendilerini yönlendirmek için kullandıkları bilinmektedir. Ayrıca bir de, geceleri yer değiştiren diğer bir deyişle göç eden kuşların alacakaranlıkta kutuplaşma modeli net değilken kendilerini yönlendiremedikleri de bilinmektedir.

Kutuplaşmayan objeler

Gökyüzünde bulunan yapay ve doğal nesnelerin her biri, sadece ışığın yoğunluğu kullanılarak ortaya çıkarılabilmek için oldukça zor objelerdir. Bu nesnelerin arasında bulutlar, uydular ve uzay gemileri bulunmaktadır. Ancak, bu objelerin yankılanmaya, dağılmaya, emisyona (yayılma), yansımaya ya da diğer fenomenlere göre gerçekleşen kutuplaşmaları arka planda bulunan aydınlanmanınkinden farklılık gösterebilir. Bu yüzden bu durum, kutuplaşma görüntüsü oluşturularak daha kolay bir şekilde ortaya çıkartılabilir. Kutuplaşmanın kullanılamadığı durumlarda gözlemlenebilmesi zor olan nesneleri fark edebilmek için kullanılan kutuplaşmalarda oldukça büyük bir aralığa sahip olan uzak mesafeli algılama uygulamaları bulunmaktadır.

Dış bağlantılar

Kaynakça ve Notlar

Polarization Patterns of the Twilight Sky. Cronin T.W. et al., 2005, SPIE, 5888, 389 Polarization patterns of the summer sky and its neutral points measured by full-sky imaging polarimetry in Finnish Lapland north of the Arctic Circle. Gál J. et al. 2001, Proc. R. Soc. Lond. 457, 1385 Polarized radiance distribution measurement of skylight. Liu Y. & Voss K., 1997, ApOpt, 36, 8753 How the clear-sky angle of polarization pattern continues underneath clouds: full-sky measurements and implications for animal orientation. Pomozi, I. et al., 2001, J. Exp. Biology, 204, 2933

  1. ^ Kyba, C. C. M.; Ruhtz, T.; Fischer, J.; Hölker, F. (17 Aralık 2011). "Lunar skylight polarization signal polluted by urban lighting". Journal of Geophysical Research. 116 (D24). Bibcode:2011JGRD..11624106K. doi:10.1029/2011JD016698. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Renk</span> görsel algının bir özelliği

Renk ya da tüs, ışığın gözün ağ katmanına değişik biçimde ulaşması ile ortaya çıkan bir algılamadır. Bu algılama, ışığın maddeler üzerine çarpması ve kısmen soğurulup kısmen yansıması nedeniyle çeşitlilik gösterir ki bunlar renk tonu veya renk olarak adlandırılır. Tüm dalgaboyları birden aynı anda göze ulaşırsa bu ak, hiç ışık ulaşmazsa kara olarak algılanır. İnsan gözü 380 nm ile 780 nm arasındaki dalga boylarını algılayabilir. Bu sebepten elektromanyetik spektrumun bu bölümüne görünür ışık denir. Renkler için genelde kulak ile duyulan ince ve kalın ses analojisi yapılsa da, ses algısının aksine aynı anda gelen ışık frekansları değişik kanallardan algılanamaz, dolayısıyla aynı anda ince ve kalın sesleri birbirine karıştırmadan duyulmasına karşın göz için bu "çok seslilik" söz konusu olmadığından, değişik ışık frekanslarının sadece kombinasyonları algılanabilir. Bu prensibi açıklamak veya pratik uygulamalarda kullanmak için çeşitli renk modelleri geliştirilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Evren</span> uzay, zaman ve herşeyin bütünü

Evren, Kâinat veya Kozmos, gezegenler, yıldızlar, gökadalar ve diğer tüm madde ile enerji yapıları dahil olmak üzere uzay ve zamanın tamamı ve muhtevasıdır. Bununla birlikte gözlemlenebilir evren, temel parçacıklardan başlayarak gökadalar ve gökada kümeleri gibi büyük ölçekli yapılara kadar tüm madde ve enerjinin mevcut düzeniyle sınırlıdır.

<span class="mw-page-title-main">Teleskop</span> uzaydan gelen her türlü radyasyonu alıp görüntüleyen, astronomların kullandığı, bir rasathane cihazı

Teleskop veya ırakgörür, uzaydan gelen her türlü radyasyonu alıp görüntüleyen astronomların kullandığı, bir rasathane cihazıdır. 1608 yılında Hans Lippershey tarafından icat edilmiştir ve 1609 yılında Galileo Galilei tarafından ilk defa gökyüzü gözlemleri yapmakta kullanılmıştır. Uzaydaki cisimlerden yansıyarak veya doğrudan gelen görülen ışık, ultraviyole ışınlar, kızılötesi ışınlar, röntgen ışınları, radyo dalgaları gibi her türlü elektromanyetik yayınlar; kozmos hakkında bilgi toplamak için çok gerekli kanıtlardır. Bu kanıtlar, klasik manada optik teleskoplarla ya da çok daha modern radyo teleskoplarla incelenir.

<span class="mw-page-title-main">Takımyıldız</span> Gökyüzünün bölündüğü 88 alandan her birine verilen isim

Takımyıldız, gökyüzünün bölündüğü 88 alandan her birine verilen isimdir. Terim genellikle, yanlış bir biçimde, görünüşte birbiriyle ilgili gözüken yıldız gruplarını tanımlamak için kullanılır.

<span class="mw-page-title-main">Orion (takımyıldız)</span>

Avcı takımyıldızı, kuzey göksel yarımkürede kış aylarında görülebilen belirgin bir takımyıldızdır. Modern 88 takımyıldızdan biridir ve MS 2. yüzyılda astronom Batlamyus tarafından listelenen 48 takımyıldız arasındadır. Adını Yunan mitolojisindeki avcıdan almıştır.

<span class="mw-page-title-main">Göçmen kuşlar</span> Kuşların mevsimsel göçü

Göçmen kuşlar farklı mevsimleri farklı coğrafyalarda geçiren kuş türlerinden oluşan bir gruptur. Her sene dünyaca 50 milyar kuşun göç ettiği tahmin edilir. Bunlardan yaklaşık 5 milyarı Avrupa ile Afrika arasında göç eder.

<span class="mw-page-title-main">Rayleigh saçılması</span>

Rayleigh saçılımı, ışığın veya diğer elektromanyetik radyasyonun, ışığın dalga boyundan daha küçük tanecikler tarafından saçılımını ifade eder. Bu isim, İngiliz fizikçi Lord Rayleigh'ın adına ithafen verilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Kuasar</span> Gazca zengin, çok yüksek enerjili astronomik cisim

Kuasar, kütlesi milyonlarca ila on milyarlarca güneş kütlesi arasında değişen, bir gaz diski ile çevrili bir süper kütleli kara delik tarafından desteklenen son derece parlak bir aktif galaksi çekirdeğidir (AGN). Kara deliğe doğru düşen diskteki gaz sürtünme nedeniyle ısınır ve elektromanyetik radyasyon şeklinde enerji açığa çıkarır. Kuasarların ışıma enerjisi muazzamdır; en güçlü kuasarlar, Samanyolu gibi bir galaksiden binlerce kat daha fazla parlaklığa sahiptir.

<span class="mw-page-title-main">Sıvı kristal</span>

Sıvı kristaller, sıvıların ve katı kristallerin özellikleri arasında özelliklere sahip olan kimyasal maddelerdir. Örneğin, bir sıvı kristal (SK) bir sıvı gibi akar ama molekülleri bir kristalinki gibi yönlüdür. Çeşitli sıvı kristal fazları vardır, bunlar çiftkırılım gibi optik özellikleri ile tanımlanırlar. Polarize ışıkla mikroskop altında incelendiklerinde farklı sıvı kristal fazları farklı kristal dokular gösterir. Bunlar SK moleküllerinin farklı yönlü oldukları bölgelere karşılık gelir. Bu bölgelerin her birinde moleküller aynı doğrultuya sahiptirler. SK malzemeler her zaman sıvı kristallik göstermezler.

<span class="mw-page-title-main">Polarizasyon</span>

Polarizasyon dalganın hareket yönüne dik gelen düzlemdeki salınımların yönünü tanımlayan yansıyan dalgaların bir özelliğidir. Bu kavram dalga yayılımı ile ilgilenen optik, deprembilim ve uziletişim gibi bilim ve teknoloji sahalarında kullanılmaktadır. Elektrodinamikte polarizasyon, ışık gibi elektromanyetik dalgaların elektrik alanının yönünü belirten özelliğini ifade eder. Sıvılarda ve gazlarda ses dalgaları gibi boyuna dalgalar polarizasyon özelliği göstermez çünkü bu dalgaların salınım yönü uzunlamasınadır yani yönü dalganın hareketinin yönü tarafından belirlenmektedir. Tersine elektromanyetik dalgalarda salınımın yönü sadece yayılımın yönü ile belirlenmemektedir. Benzer şekilde katı bir maddede yansıyan ses dalgasında paralel stres yayılım yönüne dik gelen bir düzlemde her türlü yönlendirmeye tabi olabilir.

<span class="mw-page-title-main">Gökküre</span>

Gökküre, Gökbilim ve seyrüseferde, Dünya'yla eşmerkezli ve eşeksenli, devasa çaplı varsayımsal bir küredir. Gökyüzündeki tüm cisimlerin iç yüzeyinde yer aldığı bir küre şeklinde düşünülebilir. Gök ekvatoru yer ekvatoruyla, gök kutupları da yerin kutup noktalarıyla aynı doğrultuda çakışıktır. Gökküre yansıtması gökcisimlerinin konumlarının belirlenmesi için çok pratik bir yöntemdir.

<span class="mw-page-title-main">Tyndall etkisi</span>

Tyndall efekti, ışığın kolloid içindeki parçacıklardan ya da aerosollerdeki, süspansiyonlardaki ve emülsiyonlardaki küçük parçacıklardan saçılmasıdır. Adını 19. yüzyıl fizikçisi olan John Tyndall'dan alır. Dağılan ışık yoğunluğunun frekansın dördüncü kuvvetine bağlı olması ile Rayleigh dağılımına benzer. Bu yüzden mavi ışık kırmızı ışığa göre daha güçlü bir şekilde saçılıma uğrar. Günlük hayattan bir örnek, yanan motor yağının parçacıkları oluşturduğu motosikletlerden çıkan dumanın mavi renkte görülmesidir ayrıca CD'ler ya da sabun köpüklerinin ışığı kırıp renkli görülmesinin sebebi yine Tyndall efektidir.

<span class="mw-page-title-main">Polarizör</span>

'Polarizör tanımlanmamış ya da karışık polarizasyona sahip elektromanyetik dalgalardan oluşan bir ışın demetini iyi-tanımlanmış bir polarizasyona sokan bir alettir. Genel polarizör tipleri doğrusal polarizörler ve dairesel polarizörlerdir. Polarizörler birçok optik teknikle ve aletle, polarize filtreler ise fotoğrafçılık uygulamalarında ve sıvı kristal ekran teknolojisinde kullanılmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Polarizörler</span>

Polarizörler belirli bir polarizasyondaki ışığı geçirip diğer polarizasyondaki dalgaları bloke eden optik filtrelerdir. Tanımlı olmayan veya karışık bir polarizasyona sahip bir ışık demetini iyi tanımlanmış polarizasyondaki bir demete dönüştürür. Yaygın polarizör çeşitleri lineer(doğrusal) polarizörler ve dairesel polarizörlerdir. Polarizörler birçok optik teknik ve alette kullanılır, polarize filtreler de fotoğrafçılıkta ve sıvı kristal ekranlarda uygulama sağlar. Polarizörler aynı zamanda ışıktan başka elektromanyetik dalgalar, örneğin radyo dalgaları, mikrodalgalar, X-ışınları için de yapılabilir.

<span class="mw-page-title-main">Atmosfer optiği</span>

Atmosfer optiği Dünya atmosferinin kendine özgü optik özelliklerinin nasıl geniş ölçüde optik olgulara yol açtığını inceler. Gökyüzünün mavi rengi, yüksek frekanstaki mavi güneş ışığını gözlemcinin görüş alanına yönlendiren Rayleigh dağılımının direkt bir sonucudur. Mavi ışık kırmızıdan daha kolay dağılıma uğradığı için güneş kalın bir atmosferden gözlendiğinde kırmızı bir ton alır, bu da gündoğumu veya günbatımında olur. Ek olarak gökyüzündeki parçacıklar farklı renkleri farklı açılarda kırarak akşam veya şafak vaktinde rengarenk parlayan bir gökyüzü meydana getirebilir. Haleler, günbatımı parlaklığı, koronalar, güneş ışınları ve yalancı güneşlerin oluşmasında buz kristallerinden ve diğer parçacıklardan saçılım sorumludur. Bu olgulardaki çeşitlilik parçacık boyut ve geometrilerine bağlıdır.

Big Bang kozmolojisinde reiyonizasyon, evrendeki “karanlık dönem”den sonra maddeyi reiyonize eden süreçtir ve büyük faz geçişinden ikincisidir. Baryonik maddelerin çoğunluğu hidrojen formunda olduğundan dolayı, reiyonizasyon genellikle “Hidrojen gazının reiyonizasyonu” olarak anılmaktadır. Evren tarihinde ilksel Helyum da aynı faz değişimine uğrasa da, farklı noktalarda gerçekleşen bu olaya Helyum reiyonizasyonu ismi verilir.

Fizikte iki dalga kaynağı eğer sabit bir faz farkları varsa ve eşit frekansa sahip ise mükemmel bir uyuma sahiptir. Bu dalgaların sabit girişime olanak veren ideal bir özelliğidir. Asla oluşmayacak durumları sınırlayan ve dalga fiziğinin anlaşılmasına yardımcı olan farklı kavramları içerir ve kuantum fiziğinde çok önemli bir konsept olmuştur. Daha genel olarak, uyumluluk tek bir dalganın veya birçok dalga içeren dalga paketlerinin fiziksel özelliklerini tanımlar.

<span class="mw-page-title-main">Optik saydamlık ve yarı saydamlık</span>

Fiziğin optik alanında, geçirgenlik ışığın bir materyal üzerinden dağılmadan geçebilmesine olanak sağlayan fiziksel bir özelliktir. Makroskopik (büyük) ölçeklerde, fotonların Snell kanununa göre hareket ettikleri söylenebilir. Yarı saydamlık, geçirgenliğin içinde bulunan bir üst kümedir ve ışığın geçmesine izin verir ancak Snell kanununu takip etmek zorunda değildir. Fotonlar, kırınım işaretleri içinde herhangi bir değişim meydana geldiğinde her iki arayüzde de dağınım gösterebilirler. Diğer bir deyişle, yarı saydam bir ortam ışığın ulaşım yapmasına olanak sağlarken saydam olan bir ortam sadece ışığın geçişini onaylamakla kalmaz aynı zamanda görüntü oluşumuna da izin verir. Yarı saydamlığın karşıtı olan kavram opaklıktır. Saydam yani geçirgen olan maddeler oldukça net görülen, tamamının tek bir renge sahip olduğu ya da her rengi içeren bir spekturumu meydana getiren herhangi bir kombinasyona sahip olabilir.

<span class="mw-page-title-main">Gökyüzü parlaklığı</span>

Gökyüzü parlaklığı; gökyüzünün görsel parlaklığı, ışığı nasıl yansıttığı ve yaydığı. Gökyüzünün gece tamamen karanlık olmadığı gerçeği kolaylıkla gözlemlenebilir. Eğer ışık kaynakları gökyüzünden uzaklaştırılsaydı, gökyüzü tamamen kirli gözükürdü. Gökyüzüne doğru olan cisimlerin silüetleri mümkün olmazdı.

<span class="mw-page-title-main">Chappuis emilimi</span>

Chappuis emilimi elektromanyetik spektrumun görünür kısmında güneş ışığının küçük bir kısmını emen ozon tabakasında özellikle belirgin olan ozon tarafından elektromanyetik radyasyonun emilmesini ifade eder. Chappuis absorpsiyon bantları, 400 ile 650 nm arasındaki dalga boylarındadır. Bu aralık içinde, 575 ve 603 nm'de benzer yüksekliğe sahip iki absorpsiyon maksimumu vardır.