İçeriğe atla

Rauf Yekta

Rauf Yekta
Doğum26 Mart 1871(1871-03-26)
Aksaray, İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu
Ölüm8 Ocak 1935 (63 yaşında)
İstanbul, Türkiye
Ölüm sebebiTifo
Defin yeriNakkaş Baba Mezarlığı
EğitimLisan Mektebi Alisi (Fransızca)
MeslekBestekâr
Dinİslam
EvlilikZeliha Hanım
Akraba(lar)Ahmed Arif Bey (babası)
Güzin Duran (yeğeni)

Râuf Yektâ Bey, (d. 26 Mart 1871, Aksaray, İstanbul - ö. 8 Ocak 1935, İstanbul), Türk bestekâr, müzikolog ve neyzen. Asıl adı Mehmet Rauf'tur. Hat hocası Nasûhî Efendi tarafından kendisine yekta unvanı verildi. 1917 yılında Dârülelhan'ın kuruluşunda yer alan isimlerden biri oldu. Araştırma ve çalışmalarıyla Türk müziğinin temelini oluşturdu. Mevlevî tarikatına girerek önemli mevlevihanelerde baş neyzenlik yaptı. Tifo nedeniyle hayatını kaybetmesi sonrasında Cemal Reşit Rey tarafından "musikî şehidi" olarak nitelendirildiği yönünde söylentiler de mevcuttur.

Hayatı

26 Mart 1871'de İstanbul Aksaray'da doğdu. Babası Harbiye Nezareti Mektubî Seraskeri Kalemi birinci mümeyyizlerinden Ahmed Arif Bey, annesi ise İkbal Hanım'dır. Rauf Yekta'nın asıl adı Mehmed Rauf'tur ve Relsülküttabzadeler olarak bilinen bir sülâleden gelmektedir. Küçük yaşta anne ve babasını kaybetti ve kendisinin bakımını İstanbul'un tanınmış ailelerinden[1] Altunizadeler üstlendi. Simkeşhane İptidâî Mektebi'ni ve Mahmudiyye Rüşdiyesi'ni bitirdikten sonra Dîvân-ı Hümâyun Kalemi'nde katip yardımcılığı görevine başladı. Nisan 1895'te kayıtlar odasına tayin edildi. Fransızca öğrenmek için Lisan Mekte-î Âlîsi'ne girdi ve dört yıl sonra mezun oldu. Kısa bir süre Halep vilayetine görev yaptı. Dönüşünde kâtip yardımcılığı görevine tekrar başladı. Burada hat derslerine de devam etti ve icazet aldı. Hocası Nasuhî Efendi tarafından kendisine yektâ unvanı verildi. Bu yıllarında özel ders alarak Arapça ve Farsçasını geliştirdi. 13 Mart 1895 tarihinde sâlise rütbesini aldı, ardından 29 Kasım 1897 başmüsevvidliğe; bir ay sonra da sâniye sınıf-ı sânisine yükseldi. Bu terfileri ilerleyen yıllarında da devam etti. 1922'de Dîvân-ı Hümâyun'dan emekli edildi. 1913 yılında Istılâhât-ı İlmiyye Encümeni üyeliğinde bulunan Rauf Yekta 1917 yılına gelindiğinde Dârülelhan'ın kurucıları arasında yer aldı. Buranın Alaturka Bölümünün kapatılmasına kadar geçen süreçte Türk ve Şark müsikisi üzerine dersler verdi. Medresetü'l-eimme ve'l-hutaba'da da görev alan isimlerden biri oldu. 1926'dan ölüm yılı 1935'e kadar İstanbul Konservatuvarı Tarihi Türk Müsikisi Eserlerini Tasnif ve Tespit Heyeti başkanlığını yürüttü. Mısır'ın başkenti Kahire'de toplanan Arap Müsikisi Kongresi'ne Mesut Cemil ile beraber katıldı. 8 Ocak 1935 tarihinde yakalandığı tifo hastalığı nedeniyle hayatını kaybetti ve Kuzguncuk'taki Nakkaştepe Mezarlığı'na defnedildi. Ölümü sonrasında Bakırköy'ün Zuhuratbaba semtinde bir sokağa adı verildi. Bazı söylentiler 1934 yılı sonlarında radyolardan Türk müsikisinin kaldırılmasına çok üzüldüğünü ve bu sebepten hastalığının şiddetlendiği, defini sırasında ise Cemal Reşit Rey tarafından "müsikî şehidi" olarak nitelendirildiği yönündedir.[2] Kendisi aynı zamanda ünlü Türk ressam Feyhaman Duran'ın eşi ve ilk Türk kadın ressamlarından biri olan Güzin Hanım'ın dayısıydı.[3]

Çalışmaları ve etkisi

Rauf Yekta Bey'in Nakkaş Baba Mezarlığı'ndaki mezarı, İstanbul

Rauf Yekta Bey yaptığı araştırma ve çalışmalarıyla Türk müzikolojisi ve günümüz Türk müziğinin temellerini atmıştır. Müzikolog, bestekâr ve neyzen sıfatlarıyla Türk müziğinde en öne çıkan isimlerden biridir. Eğitimine 1885'te Zekai Dede Efendi'nin yanında başladı ve yedi yıl gibi bir süre onun öğrencisi oldu. Beylerbeyi Camii başmüezzini olan Osman Efendi'den dini eserler ve na'tlar neşretti. Batı notası üzerine eğitim verdiği Zekaizade Hafız Ahmed ve Bolahenk Nuri Bey'den aldığı derslerle beraber repertuvarını zenginleştirdi. Müsiki nazariyatı eğitimine ise 1889'da Galata Mevlevihanesi şeyhi Atâullah Dede, Yenikapı Mevlevihanesi şeyhi Mehmed Celâleddin Dede ve Bahariye Mevlevihanesi şeyhlerinden Hüseyin Fahreddin Dede'den aldı. Akkustik konusunda ise Salih Zeki Bey'den faydalandı ve Şeyh Celaleddin Dede'den tambur öğrendi. Sonraki yıllarında Hüseyin Sadeddin Arel ve Mehmet Suphi Ezgi ile beraber çalışmalarını genişleterek yayımladı. Bu çalışmalar Türk müsiki sisteminin ilk yapı taşları oldu.[4][5]

Rauf Yekta Bey 10. yüzyıldan beri İslam dünyasında ve 15. yüzyıldan sonra klasik Türk müziğine dair verilmiş eserlerini ve Batı müziği literatürlerini inceleyip ele aldı. Günümüzde Türk müziğinde kullanılan 8'li içerisinde 24 eşit olmayan aralığın bulunduğu 25 perdeli sistemin ilk teorik çalışmalarını gerçekleşti. 1886'da Mevleviyye tarikatına intisap etti. Daha sonra Mehmed Ataullah Dede'den ikinci sikkesini giydi. Uzun süre mevlevihanelerde neyzenlik yaptı. 1922'de Hilmi Dede'nin vefatı sonrasında Yenikapı Mevlevihanesi'nde baş neyzen oldu ve Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılmasına kadar bu görevinde kaldı. Rauf Yekta, müziğin farklı konularında ele aldığı 400'e yakın makalesi ile kendisini müzik dünyasında kabul ettirdi. 6 Nisan 1898 tarihli İkdam gazetesinde yayımlanan Osmanlı Müsikisi Hakkında Birkaç Söz başlıklı makalesi ile müzik yazarlığına başladı ve akademik üslubunu geliştirdi. Ahmed Midhat Efendi, Zati Arca, Nuri Şeyda Bey ve Mahmut Ragıp Gazimihal gibi isimlerle girdiği kalem kavgaları dönemin ciddi polemikleri arasında yer aldı.[2][6][7]

Repertuar çalışmaları
  • Darülelhan Külliyatı
  • Türk Mûsikîsi Klasiklerinden İlahiler
  • Türk Mûsikîsi Klasiklerinden Bektaşî Nefesleri
  • Türk Mûsikîsi Klasiklerinden Mevlevî Âyinleri[8]

Eserleri

Rauf Yekta Bey
  • Esâtiz-i Elhân: Üç cilt halinde yazılmış olup sırasıyla; Zekâî Dede, Abdülkadir Merağî ve İsmail Efendi'nin biyografilerini ele alır.
  • Risâle-i Mûsikî: Abdurrahman Camî'nin Farsça eserinin tercümesidir.
  • Türk Notası ile Kıraat-i Mûsikîyye Dersleri: Medrese-i el-Himme ve Hutabâ'da verdiği derslerin notlarıdır. İçerisinde ebced sistemi ile oluşturduğu kendi nota sistemini anlatır.
  • La Musique Turque: Türkçe kaleme alınıp daha sonra kendisi tarafından Fransızcaya çevrilen eserde, Türk. Mûsikîsinin nazarî ve amelî konuları ele alınır.
  • Türk Mûsikîsi Nazariyatı: Darü'l-Elhân'da verdiği derslere ait notlardır. 152 sayfası neşredilebilmiştir.
  • Şark Mûsikîsi Tarihi: Mûsikî Tarihinin konu edildiği eserdir, 64 sayfası yayınlanabilmiştir.
  • Muta'âlat ve Erâ'e Havle Mu'temeri'l Mûsikîyyi'l-Arabiyye: 1932'de Kahire'de düzenlenen Arap Mûsikî Kongresi'nde sunulan ve o günlerde Muhâgene gazetesinde yayınlanan otuz makalesinin kitap haline getirilmiş halidir. Aynı kongredeki rapor ve görüşleri de içermektedir.

Kaynakça

  1. ^ "Efsane Aileler". Milliyet. 17 Şubat 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 16 Şubat 2017. 
  2. ^ a b "Rauf Yekta Bey" (PDF). TDVİA. 17 Şubat 2017 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 16 Şubat 2017. 
  3. ^ Toros, Taha (1988). İlk Kadın Ressamlarımız. Akbank. s. 53-56. ISBN 9757630004. 
  4. ^ Erguner, Süleyman (1997). "Rauf Yekta Bey ve Türk musikisi üzerindeki çalışmaları". 81130. 13 Ocak 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 16 Şubat 2017. 
  5. ^ Vardemir, Kenan (1998). "Cami'ye ait Risale-i Musiki'nin Rauf Yekta Bey tarafından çevirisi". 72162. 13 Ocak 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 16 Şubat 2017. 
  6. ^ Yüksel, Halil İbrahim (2001). "Rauf Yekta Bey'in Esatiz-i Elhan adlı eseri ve incelenmesi". 108570. 13 Ocak 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 16 Şubat 2017. 
  7. ^ Karaduman, İrfan. "Rauf Yekta Bey'e dair bilinmeyen birkaç belge" (PDF). Tarih Okulu Dergisi. 17 Şubat 2017 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 16 Şubat 2017. 
  8. ^ Türk Mûsikîsi Nazariyatı Tarihi. Mehmet Tıraşçı. 2017. s. 193. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Mesut Cemil</span> Türk müzisyen

Mesut Cemil Tel, Tamburi Cemil Bey’in oğludur. Bir ara “Tel” soyadını kullanmışsa da, kısa bir süre sonra bundan vazgeçmiştir. Çocukluk yılları babasının musiki çevresinde geçti. Babasından birkaç ders dışında musiki dersi almadı. İstanbul Sultanîsi'nde öğrenciyken, on üç yaşında Daniel-Fitzinger'den keman dersleri alarak Batı musikisi bilgileri öğrenmeye başladı; keman üzerindeki çalışmalarını daha sonra Aliye Berger'in eşi Karl Berger’den aldığı derslerle sürdürdü.

Mahur, Klasik Türk musikisinde bir makam. En sevilen makamlardan biridir. İran ve Hindistan'da Mahur isminde şehirler vardır. Mahur makamı ismini muhtemelen bu şehirlerden almıştır. Çeşitli kâr-ı nâtık güftelerinde de Mahur adının coğrafi isim olarak kullanılması bu görüşü doğrulamaktadır.

Türkiye'de müzikoloji, Avrupa'nın doğu müziğiyle ilgilenmesine paralel olarak 1910'lardan sonra gelişmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Dârülelhan</span>

Dârülelhan, Osmanlı Devleti’nin ilk resmi müzik okulu olarak İstanbul’da 1917-1927 arasında faaliyet gösteren dört yıllık eğitim kurumu. Osmanlı Devleti’nde Maarif Nezareti’ne bağlı okullarda öğretmenlik yapmak üzere hem Türk hem Batı müziğinin bilen öğretmenler yetiştirmek amacı ile kurulmuştur. Günümüzde İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı olarak geçmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Hammâmîzâde İsmâil Dede Efendi</span> Osmanlı besteci

Hammâmîzâde İsmâil Dede Efendi, Türk hânende, neyzen ve bestekâr. Babası geçimini hamam işletmeciliğiyle sağladığı için kendisine "Hammâmîzâde" denilmiştir. Ancak günümüzde "Dede Efendi" diye anılır.

Zekaizade Ahmet Irsoy,. Klasik Türk müziği bestekârı. Hafız Mehmed Zekai Dede ile eşi Fatma Hanım'ın iki çocuğundan ikincisi.

<span class="mw-page-title-main">Niyazi Sayın</span> Türk neyzen

Niyazi Sayın, Türk neyzen, ebru sanatçısı ve fotoğrafçı. Sanat Musıkisinin ney üstatlarından Mesut Cemil Bey ve İstanbul ekolünün temsilcisidir.

Tanburi Ali Efendi, 19. yüzyılın en önemli Klasik Türk müziği bestekârlarından, tanbur virtüözü, Tanburi Cemil Bey'in öğretmenlerinden.

<span class="mw-page-title-main">Gavsi Baykara</span> Türk neyzen, güfteci ve besteci

Ahmet Gavsî Baykara,, Türk neyzen, güftekâr ve bestekâr.

<span class="mw-page-title-main">Zekai Dede Efendi</span> Osmanlı besteci

Zekâi Dede Efendi, Osmanlı klasik Türk müziği bestecisi.

Mehmed Fahri Kopuz, Türk müziği bestecisi ve ud virtüözü.

<span class="mw-page-title-main">Abdülkadir Töre</span> Türk besteci

Seyyid Abdülkadir Töre

<span class="mw-page-title-main">Ahmet Remzi Akyürek</span>

Ahmet Remzi Akyürek, Türk mutasavvıf ve şair.

<span class="mw-page-title-main">Suphi Ezgi</span> Türk müzikolog ve besteci

Mehmet Suphi Ezgi, Türk hekim, müzik bilimci ve besteci. Ezgi, Türk musikisinin ses sistemini bilimsel bir temele dayandırmaya çalışmış ilk kuramcılardan birisi olarak kabul edilmektedir.

Ali Rıza Şengel yahut Eyyubî Ali Rıza Bey, Klasik Türk müziği bestekârı ve hocası, nevbezen.

<span class="mw-page-title-main">Osman Dede</span>

Kutbü'n Nâyî Osman Dede (1652-1729), Mevlevî şeyhi, derviş, mutasavvıf, bestekâr.

Süleyman Erguner,, Türk neyzen, bestekâr ve yazar. Süleyman Erguner, Türkiye'nin yakın tarihteki en önemli neyzenlerinden Süleyman Erguner'in torunu, neyzen Ulvi Erguner'in oğlu, Kudsî Erguner'in de kardeşidir.

Mahmut Ragıp Gazimihal ya da eski soyadıyla Kösemihal, Türk müzikolog, araştırmacı, tarihçi ve yazar. Eğitimine babasının yanında başladı. Rüştiyedeki eğitimi sonrasında liseyi farklı okullarda tamamlayabildi. Müzik eğitimini ise Almanya ve Fransa gibi ülkelerde yaptı ve önemli müzikçilerle tanıştı. Türkiye'ye geri dönünce çeşitli okul ve üniversitelerde müzik tarihi üzerine dersler verip Kültür Haftası gibi dergilerde yazılarını yayımladı. 1961 yılında hayatını kaybeden Gazimihal aynı zamanda piyanist İdil Biret'in de dayısıydı.

Leon Hanciyan/Hancıyan, Osmanlı Ermenisi klasik Türk müziği sanatçısı ve bestekar. Eserlerinin çoğunun unutulmasına rağmen bir peşrev, üç saz semaisi, bir aksak semai ile onbeş kadar şarkısı bilinmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Yenikapı Mevlevihanesi</span>

Yenikapı Mevlevihanesi, Türkiye'nin İstanbul ilinin Zeytinburnu ilçesinde 16. yüzyılda kurulmuş bir mevlevihane.