İçeriğe atla

Raphael Lemkin

Raphael Lemkin
Doğum24 Haziran 1900(1900-06-24)
Bezwodne, Volkovisk, Grodno Valiliği, Rus İmparatorluğu (günümüzde Belarus)
Ölüm28 Ağustos 1959 (59 yaşında)
New York, ABD
MilliyetPolonyalı
MeslekAvukat
Tanınma nedeniSoykırım terimini bulması ve Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesini hazırlaması

Raphael Lemkin (LehçeRafał Lemkin) (24 Haziran 1900 – 28 Ağustos 1959), Polonya vatandaşı Aşkenazi Yahudisi avukat. Genocide yani soykırım terimini bulması ve Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesini hazırlamasıyla bilinir. Lewkin genocide sözcüğünü, genos (Yunanca: aile, kabile veya ırk) ve -cide (Latince: öldürme) sözcüklerini birleştirerek yarattı.[1][2][3][4]

Kaynakça

Genel
Özel
  1. ^ Ishay 2008.
  2. ^ Jenkins 2008, s. 140.
  3. ^ Hyde, Jennifer (2 Aralık 2008), Polish Jew gave his life defining, fighting genocide, CNN, 4 Aralık 2008 tarihinde kaynağından arşivlendi, erişim tarihi: 2 Aralık 2008 
  4. ^ "What is Genocide?". Holocaust Encyclopedia. United States Holocaust Memorial Museum,. 10 Mart 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 7 Şubat 2017. In 1944, Polish Jewish lawyer Raphael Lemkin coined the term "genocide" in a book documenting Nazi policies of systematically destroying national and ethnic groups, including the mass murder of European Jews 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Soykırım</span> bir insan topluluğunu ulusal, dinsel ve benzeri sebeplerle yok etme

Soykırım, jenosit veya genosit ; ırk, canlı türü, siyasal görüş, din, sosyal durum veya başka herhangi bir ayırıcı özellikleri ile diğerlerinden ayırt edilebilen bir topluluk veya toplulukların bireylerinin, çıkâr amacıyla, bir plan çerçevesinde ve yok edilmeleri niyetiyle girişilen eylem ve sonuçlar bütünüdür. Tam tanımı, soykırım üzerinde çalışan akademisyenler arasında değişiklik gösterse de 1948'de Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Engellenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'nde (SSECS) hukuksal bir tanımı bulunmaktadır. Sözleşmenin 2. maddesi, soykırımı şu şekilde tanımlamaktadır: "Ulusal, etnik, ırksal ve dinsel bir grubun bütününün ya da bir bölümünün yok edilmesi niyetiyle girişilen şu hareketlerden herhangi biridir: Topluluğun üyelerinin öldürülmesi, topluluğun üyelerine ciddi bedensel ya da zihinsel hasar verilmesi, topluluğun yaşam koşullarının topluluğun bütününe ya da bir kısmına getireceği fiziksel yıkım hesaplanarak kasıtlı olarak bozulması, topluluk içinde yeni doğumları engelleyecek yöntemlerin uygulanması, topluluktaki çocukların zorla bir gruptan alınıp bir diğerine verilmesi."

<span class="mw-page-title-main">Etnik temizlik</span> bir etnik gruba mensup insanların zorla yerinden edilmesini amaçlayan değişik siyasal politikalar

Etnik temizlik, bir etnik gruba mensup insanların zorla yerinden edilmesini amaçlayan değişik siyasal politikaları ifade eder. Genellikle, zorla göç ettirme, belirli bir nüfusun yerini değiştirme gibi uygulamaların sonucunda ortaya çıkar. Bu terim, etnosid ve jenosid ile yakından ilişkilidir.

Kültürel soykırım ya da etnosit, kültürel, ekonomik, askeri vb. diğer alanlarda, diğerlerine göre daha güçlü olan bir kültürün, bünyesinde yaşadığı insanların kültürlerinin unutulmasına yönelik yaptığı soykırım çalışmalarına verilen sıfattır. Diğer etnik dillerin yokedilmeye çalışılması, diğer etnik gruplara ait tarihi kalıntıların tahribatı, psikolojik olarak aşağılık kompleksini aşılama, tarihi saptırma gibi faaliyetler kültürel soykırımın işlevleri olarak görülebilir. Kültürel soykırımda amaç, bir milletin milli duygularını yıkmak, onları aşşağılık kompleksine sokmak, tarihi, kültürel ve sosyal iç dinamiklerini bozmak, bu doğrultuda kendi etnik grubuna katılmasını sağlamaktır. Tarihin birçok döneminde kültürel soykırım uygulamaları ile karşılaşılmıştır. Tarih sahnesinden silinen birçok etnik grubun bu tür uygulamalara maruz kaldığı düşünülmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Ermeni Kırımı</span> Osmanlı İmparatorluğunda ikamet eden Ermenilerin savaş boyunca göçe zorlanması ve sistematik katli

Ermeni Kırımı, 1915 Olayları/Ermeni Tehciri veya Ermeni Soykırımı, Osmanlı hükûmetinin Ermenilere karşı gerçekleştirdiği sürgün ve katliamlardır. Etnik temizliğin sonucunda ölen Ermenilerin sayısı tartışmalıdır; sayı, çeşitli araştırmacılara göre 600.000 ile 1,5 milyon arasında değişiklik gösterir. 1914 yılında Osmanlı topraklarında yaşayan Ermeni nüfusu yapılan farklı tahminler mevcuttur. Osmanlı resmî kayıtlarına göre 1.2 milyon ile Ermeni Patrikhanesi'ne göre 1 milyon 914 bin 620 Ermeni yaşamaktaydı. 1922 sayımlarına göre ise 817 bin Ermeni 'mülteci' olarak Osmanlı topraklarını terk etmiş, 95 bin Ermeni ise din değiştirerek Türkiye topraklarında yaşamaya devam etmiştir. Bu tahminlere göre Osmanlı topraklarında bulunan 900 bin hayatta kalmışken, 300 bin ile 1 milyon arasında Ermeni hayatını kaybetmiştir. Olayların başlangıç tarihi çoğunlukla 250 Ermeni aydının ve komite liderinin Osmanlı yöneticileri tarafından İstanbul'dan Ankara'ya sürüldüğü ve birçoğunun öldürüldüğü 24 Nisan 1915 ile ilişkilendirilmektedir. Ermeni Kırımı, sağlıklı erkek nüfusun toptan öldürülmesi ya da askere alınarak zorla çalıştırılması ve sonrasında kadın, çocuk ve yaşlılarla birlikte ölüm yürüyüşü koşullarında Suriye Çölü'ne sürülmesi gibi olaylarla birlikte I. Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında iki aşamada gerçekleşti. Osmanlı askerlerinin koruması eşliğinde yaşadıkları yerlerden sürülen Ermeniler; sürgün sırasında yiyecek ve su sıkıntısı yaşadı; ayrıca çeşitli raporlara göre zaman zaman soygun ve katliamlara maruz kaldı. Ülke genelindeki Ermeni diasporası, genel anlamda Ermenilerin Doğu Anadolu'dan sürülme işleminin doğrudan bir sonucu olarak ortaya çıktı.

<span class="mw-page-title-main">Simele Katliamı</span>

Simele Katliamı, 11 Ağustos 1933'te Irak Krallığı silahlı kuvvetleri desteğindeki Kürt ve Arap aşiretlerinin Süryanilere karşı yaptığı sistematik katliamlardır. "Simele Katliamı" terimi yalnızca Simele kasabasındaki katliamı değil, Kuzey Irak'ta Nohadra ve Nineve (Musul) illerindeki 63 Süryani köyünde yapılan katliamları belirtir. 600 ilâ 3000 Asur'un(Süryani) katledildiği bu katliam Lemkin tarafından "soykırım" (genocide) olarak nitelenir. Polonyalı avukat Raphael Lemkin tarafından ilk kez 1944'te kullanılan «soykırım» terimi, Ermeni Kırımı, Holokost ve Simele Katliamı'ndan esinlenilerek oluşturulmuştur. Avustralya'nın Sidney şehrinde 2010 yılında açılan bir anıtın plakasında “Bu anıt, 1914-1918 yılları arasında, Birinci Dünya Savaşı sırasında gerçekleştirilen Süryani katliamı ve 1933’te gerçekleştirilen Simele Katliamı kurbanları anısına dikilmiştir” biçiminde ibare yer almaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Kızılderili soykırımları</span> Kuzey Amerika, Orta Amerika, Güney Amerika ve Karayiplerdeki Kızılderili halklarının soykırımı

Kızılderili soykırımları, Kristof Kolomb'un 1492'de Amerika Kıtası'na ulaşmasından sonraki beş asır boyunca Avrupalılar tarafından kıtanın yerlileri olan Kızılderililere karşı yapılan soykırımlardır.

<span class="mw-page-title-main">Ermeni Soykırımı'nın inkârı</span> Ermenilere soykırım yapılmadığı iddiasını savunan tez

Ermeni Soykırımı'nın inkârı, Ermeni Kırımı'nın soykırım olarak tanımlanamayacağını savunan veya iddiaların bilimsel yollarla, belgelerle açıklanması gerektiğini savunan tezdir. Ermeni Soykırımı'nın inkârı, bazı ülkelerde tamamen yasaklanmışken bazı ülkelerde soykırım olduğunu ifade etmek hoş karşılanmamaktadır. Pek çok kaynakta ölen insanların sayısı soykırım olduğuna kanıt olarak gösterilmektedir. Ancak bazı araştırmacılara göre de bir soykırım söz konusu değildir. Bu yaklaşımda olanlar, zamanın hükûmetinin bir Ermeni Tehciri gerçekleştirdiğini, olumsuz şartlardan dolayı birçok insanın öldüğünü söylemektedir.

Yirminci yüzyılda proletarya diktatörlüğünü uygulayan rejimler altında katliamlar yapılmıştır. Tahmin etmekte kullanılan yönteme göre katliamlarda ölenlerin sayısı oldukça büyük farklılıklar göstermektedir. Akademik araştırmalar tek bir toplum içinde katliamların nedeni üzerine odaklaşır ancak katliamların bazı ortak sebepleri olduğuna dair iddialar da bulunmaktadır. Katliamlarda ölenlerin sayısının yüksek olduğu tahminler yalnızca siyasi rakiplerin yok edilmesi, iç savaşlar, terör seferberlikleri ve toprak reformları sırasında gerçekleşen katliam ve idamları değil aynı zamanda savaş, kıtlık, hastalık ve çalışma kamplarında tükenme sonucu olan ölümleri de hesaplamalarına dahil etmektedir. Bu facialara hükûmet politikalarının ve idarede yapılan yanlışlıkların neden olduğuna inanan ve dolayısıyla da çeşitli terimlerle tanımlanan farklı ölüm nedenlerini de bir arada değerlendiren akademisyenler vardır. Bu akademisyenlere göre tanımlandığında toplam ölü sayısı onlarca milyonu aşar ancak bu yaklaşımın geçerliliğini kabul etmeyen akademisyenler de bulunmaktadır. Komünizmin Kara Kitabı'nda yer alan tahminlerin özetinde Martin Malia ölü sayısını 85 ila 100 milyon olarak önerir.

<span class="mw-page-title-main">Kukla devlet</span> başka bir devletin kontrolünde olan devlet

Kukla devlet, bağımsız gibi görünür ancak dış bir güce bağımlı olan bir devlettir. Genellikle malî çıkarlar gibi nedenlerle kurulmakta olup nominal olarak egemen olmakla birlikte yabancı bir güç tarafından etkin bir şekilde kontrol edilmektedir.

<span class="mw-page-title-main">İmha kampı</span>

İmha kampları, II. Dünya Savaşı dönemindeki Holokost sırasında Nazi Almanyası tarafından milyonlarca Yahudiyi sistematik bir şekilde öldürmek için inşa ettirilmiştir. Polonyalılar, savaştaki Sovyet esirleri ve Çingeneler gibi diğer etnik gruplar da imha kamplarında öldürülmüştür. İmha kamplarındaki kurbanlar en çok gaz odalarında öldürülmüştür. Öldürülmeler ya bu özel amaç için yapılmış kalıcı tesislerde ya da gaz kamyonetlerinde gerçekleşmiştir. Auschwitz-Birkenau ve Majdanek gibi bazı Nazi toplama kampları, 1945 yılında savaşın bitiminden önceki dönemde ikili bir amaca hizmet etmiştir: zehirli gazla imha ve açıktan ölmek üzere olan insanları çok yoğun bir şekilde çalıştırma.

<span class="mw-page-title-main">Szlachta</span> Polonya Krallığının ve daha sonra Polonya-Litvanya Topluluğunun soylu sınıfı

Szlachta, Polonya Krallığı ve Litvanya Büyük Dükalığı'nda yasal olarak ayrıcalıklı bir soylu sınıftı. 1569'da Lublin Birliği'nden sonra, Büyük Dükalık ve komşu Krallık tek bir devlet, Lehistan-Litvanya Birliği oldu. Szlachta'nın kökenleri belirsizdir ve bu belirsizlik birkaç teorinin konusudur.

<span class="mw-page-title-main">Ermeni Kırımı terminolojisi</span>

Ermeni Kırımı terminolojisi İngilizce, Türkçe ve Ermenicede farklıdır ve Ermeni Soykırımı'nın reddi ve Ermeni Soykırımı'nın tanınması sorunları çerçevesinde siyasi tartışmalara yol açmıştır. Çalışmalarını İngilizce dilinde yapan tarihçilerin çoğu olayları tanımlamak için "soykırım" sözcüğünü kullansa da başka terimler de vardır.

<span class="mw-page-title-main">Talat Paşa suikastı</span> 214. Osmanlı Sadrazamının uğradığı suikast

Talat Paşa suikastı, 15 Mart 1921'de eski Osmanlı sadrazamı ve İttihat ve Terrakinin kurucularından Talat Paşa'nın Berlin'de Ermeni öğrenci Soğomon Tehliryan tarafından yapılan suikast sonucu öldürülmesidir. Duruşması sırasında Tehliryan, "Bir adam öldürdüm ama katil değilim" dedi ve jüri kararıyla beraat etti.

<span class="mw-page-title-main">Türkiye'de Ermeni Kırımı'nın mirası</span>

1915 ve 1917 yılları arasında en az 800.000 Ermeni'nin öldürüldüğü Ermeni Kırımı, yaşanmasından uzun yıllar sonra bile Türk toplumunda hissedilecek derin etkiler bıraktı .Anadolu Hareketi'nin 1919 tarihli bir yayını, Ermenilere karşı sistematik bir "imha" politikasının uygulandığını ve İttihat ve Terakki liderlerinin "insanlığın en büyük suçluları arasında" olduğunu kabul ediyordu. Ermeni tarihçi Vahan Avetyan'a göre, 1920ler boyunca Türkiye Cumhuriyeti'nin yeni bir devlet kurma projesinin önemli bir parçası olarak Kırım'ın Türk tarihinden silinmesi denenmişti.

<span class="mw-page-title-main">Ruanda-Türkiye ilişkileri</span>

Ruanda-Türkiye ilişkileri, Ruanda ile Türkiye arasındaki dış ilişkilerdir. Türkiye'nin Aralık 2014'ten bu yana Kigali'de bir büyükelçiliği vardır. Ruanda'nın ise Ankara Büyükelçiliği Ağustos 2013'te açılmıştır.

İnkârcılık olarak da adlandırılan tarihsel inkârcılık, tarihi kayıtların tahrif edilmesi veya çarpıtılmasıdır. Bu terim, tarihin kanıtlanan ve mantıklı akademik yeniden yorumlarını kapsayan daha geniş bir terim olan tarihsel revizyonizm ile karıştırılmamalıdır. Tarihsel inkârcılık, geçmişi gözden geçirmeye çalışırken bilinen sahte belgeleri gerçek olarak sunmak, gerçek belgelere güvenmemek için mantıksız nedenler icat etmek, aksini bildiren kitaplara ve kaynaklara sonuçlar atfetmek, verilen bakış açısını desteklemek için istatistiksel bilgileri manipüle etmek veya kasıtlı olarak yanlış tercüme edilen metinler kullanmak gibi uygun tarihsel söylemde kabul edilemez teknikleri kullanabilir.

<span class="mw-page-title-main">Litvanya'da Holokost</span>

Litvanya'da Holokost, Nazi işgâli altındaki Litvanya SSC'nde kurulmuş Reichskommissariat Ostland'a bağlı Generalbezirk Litauen alanında yaşayan Litvanya (Litvak) ve Polonya Yahudileri'nin neredeyse tümünün imha edilmesine sebep oldu. Yaklaşık 208.000-210.000 Yahudinin arasında tahminen 190.000-195.000'i, çoğu Haziran ile Aralık 1941 arasında öldürülmek üzere İkinci Dünya Savaşı'nın sonundan önce öldürüldü. Üç senelik Alman işgâli boyunca Litvanya'daki Yahudi nüfusunun %95'inden fazlası katledildi; bu, Holokost'un yer aldığı tüm diğer ülkelerden daha eksiksiz bir yıkımdı. Tarihçiler, bu imha oranını Yahudi olmayan yerel paramiliter oluşumlarının soykırımda Nazilerle kitlesel oranda işbirliklerinde bulunmalarına bağlamıştır, ancak bu işbirliklerinin nedenleri tartışılmaya devam etmektedir. Holokost, Litvanya tarihinde bu kadar kısa bir sürede şimdiye kadarki en büyük can kaybıyla sonuçlandı.

<span class="mw-page-title-main">Polonya'da Holokost</span>

Polonya'da Holokost, Nazi Almanyasının Avrupa çapında çoğunlukla 101.Yedek Ordnungspolizei Taburu eliyle işlediği Holokost'un o dönem Alman işgâlinde bulunan Polonya'daki tezahürlerini kapsar. Bu soykırım kapsamında üç milyon Polonya Yahudisi, yani Holokost'ta katledilmiş tüm Yahudilerin yarısı, öldürüldü.

Soykırım kastı veya soykırım niyeti soykırım suçunun mens rea'sıdır. "Yok etme niyeti" 1948 Soykırım Sözleşmesi'ne göre soykırım suçunun unsurlarından biridir. Bir cinayetin sorumluluğunun bireye zihinsel durumuna bağlı olarak atfedildiği ulusal ceza hukuku ile uluslararası hukukta kasıt kavramı arasında bazı analitik farklılıklar vardır. Uluslararası hukukta sorumluluk, belirli örgütlerin üyesi veya diğer resmi rollerdeki bireylere düşmektedir. Soykırım için niyet daha az doğrudandır. Uluslararası bir mahkeme, sanığın soykırım eylemlerinin planlanmasına katılıp katılmadığına, belki de belirli bir örgütsel yapının himayesinde olup olmadığına veya önceden tasarlanmış böyle bir planın bilgisi dahilinde hareket edip etmediğine bakabilir.

<span class="mw-page-title-main">Polonya'nın İşgali (1939–1945)</span>

Polonya'nın işgali, İkinci Dünya Savaşı sırasında (1939–1945) Nazi Almanyası ve Sovyetler Birliği tarafından, Eylül 1939'da Polonya'yı işgaliyle başladı ve resmi olarak Mayıs 1945'te Almanya'nın Müttefikler tarafından yenilgiye uğratılmasıyla sonuçlandı. İşgalin tüm seyri boyunca, Polonya toprakları, her ikisi de Polonya kültürünü yok etmeyi ve halkına boyun eğdirmeyi amaçlayan Nazi Almanyası ve Sovyetler Birliği (SSCB) arasında bölündü. Sovyetler tarafından ilhak edilen topraklar, 1941 yaz-sonbaharında SSCB'ye yönelik başlangıçta başarılı olan Alman saldırısı sırasında Nazi Almanyası tarafından istila edildi. Birkaç yıl süren savaşın ardından Kızıl Ordu, Alman kuvvetlerini SSCB'den kovdu ve Orta ve Doğu Avrupa'nın geri kalanından Polonya'ya geçti.