İçeriğe atla

Prangalanmak (uluslararası ilişkiler)

Prangalanmak (chain-ganging), uluslararası ilişkiler alanında, birkaç devletin ittifak veya koalisyonlarla katılması nedeniyle devletlerarası çatışma olasılığının yükselmesini tanımlayan bir terimdir.

Bu tür ittifakların üzerinde mutabık kalınan ilkeleri tipik olarak bir üye devletin başka bir gücün askeri saldırısına maruz kalması durumunda tüm üyelerin saldırgan güce karşı düşmanlık ilan etmesini gerektiren karşılıklı savunma maddelerini içerir. Böyle bir düzenlemenin sonucunda, bir aktörün başka bir güce saldırması durumunda, kasıtlı olsun ya da olmasın, potansiyel olarak sırasıyla saldıran ve saldırıya uğrayan iki devletten çok daha fazla aktörün dahil olduğu çok uluslu bir çatışmayı tetikleyip uluslararası bir çatışma olasılığı artar.

Yeminli anlaşmalara veya antlaşmalara göre hiçbir üye devletin bu katılımı reddetme seçeneği yoktur. Devletler bir kez ittifakı kabul ettikten sonra, çatışma başlar başlamaz çatışmaya katılma yükümlülüğü altındadırlar (ancak bu yükümlülük her zaman yerine getirilmez).

Prangalanmanın, müttefik devletlerin potansiyel düşmanlara karşı askeri avantaja sahip olduğu çok kutuplu bir güç dengesi senaryosunda en etkili olduğuna inanılmaktadır.[1] Prangalanma, aynı zamanda muadili sorumluluk yükleme ile karşılaştırılarak tartışılmaktadır. Her ikisi de neorealist teoriden türetilmiştir ve çok kutuplu bir sistemde mevcuttur ancak prangalanmanın gerçekleşmesi için saldırgan devlet davranışı gerekir.[2]

Örnekleri

İtalya, Üçlü İttifak’tan ayrılmaya karar verdiğinde hem Avusturya-Macaristan hem de Almanya Avrupa’da büyük ölçüde yalnızdı ve İtilaf ülkeleri tarafından kuşatılmışlardı. İkisinden birinin yenilgiye uğraması, kalan üyeyi ciddi bir şekilde zayıflatacaktı. Kenneth Waltz’a göre, “Büyük bir müttefikin yenilgisi ya da ayrılması dengeyi sarsacak, her devlet stratejisini ve güçlerinin kullanımını ortaklarının amaç ve korkularına göre ayarlamak zorunda kalacaktı.”[3]

Çin ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki anlaşmazlık nedeniyle her iki taraf da kendilerini uzak doğru devletlerine prangalama girişiminde bulunmakta ve bu da bazılarının bölgede çatışmanın tırmanması halinde bölgenin pranga ikilemine ev sahipliği yapabileceğini ilan etmesine neden olmaktadır.[4] Filipinler, ABD'ye yönelik bir saldırının Filipinler'e yönelik bir saldırı olduğunu ve Spratly Adaları anlaşmazlığında da bunun tersinin geçerli olduğunu iddia etmektedir.[5]

Etimoloji

Bu terim, genellikle mahkûmlar ya da kölelerden oluşan ve çalışırken ya da yürürken zincirlerle ya da başka araçlarla birbirine bağlanmış insan grupları olan zincir ekibinden türetilmiş bir metafordur. Gerçek hayattaki bir pranga gibi, zincire katılan devletlerin, bağlılık yükümlülüğüne göre, diğerlerinin niyetine uymayı reddetme seçeneği yoktur. Bununla birlikte, gerçekte, bir prangayı koalisyonun üyeleri kabul etmeyi reddedebilir ve bazen de reddederler; bu durumda uluslararası dışlanmayla (en azından eski ittifaklarının diğer üyeleri tarafından) ve muhtemelen rakip koalisyonların kur yapmasıyla karşı karşıya kalabilirler. Bunun nedeni, tipik olarak uluslararası hukuk alanında bir gücü her ne pahasına olursa olsun yükümlülüklerini yerine getirmeye yeterince zorlayabilecek çok az cezalandırıcı eylemin bulunması ve bu nedenle de özellikle devlet koalisyonunun diğer üyeleri tarafından atılan adımları kabul etmediğin safları bozmaya yönelik teşviklerin bazen oldukça yüksek olabilmesidir.

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. ^ Christensen, Thomas J.; Snyder, Jack (1990). "Chain gangs and passed bucks: Predicting alliance patterns in multipolarity". International Organization. 44 (2). ss. 137-168. doi:10.1017/S0020818300035232. 
  2. ^ Kaynak hatası: Geçersiz <ref> etiketi; :02 isimli refler için metin sağlanmadı (Bkz: )
  3. ^ Waltz, Kenneth (1979). Theory of International PoliticsÜcretsiz kayıt gerekli. McGraw-Hill Humanities. s. 167. ISBN 0-07-554852-6. 
  4. ^ Richey, Mason (2020). "Buck-passing, Chain-ganging and Alliances in the Multipolar Indo-Asia-Pacific". The International Spectator. 55 (1). ss. 1-17. doi:10.1080/03932729.2019.1706390. 
  5. ^ Advincuna Jr., Julian V. (2015). "China's Leadership Transition and the Future of US-China Relations: Insights from the Spratly Islands Case". Journal of Chinese Political Science. Cilt 20. ss. 51-65. doi:10.1007/s11366-014-9327-x. 

İlgili Araştırma Makaleleri

Uluslararası ilişkiler, siyaset biliminin bir dalıdır ve "uluslararası sistem" içindeki aktörlerin, özellikle de uluslararası ilişkilerin temel aktörü olarak kabul edilen devletlerin, diğer devletlerle, uluslararası/bölgesel/hükûmetler arası örgütler, çok uluslu şirketler, uluslararası normlar ve uluslararası toplumla olan ilişkilerini inceleyen disiplinlerarası bir disiplindir.

<span class="mw-page-title-main">Hüseyin (Ürdün kralı)</span> Kral Hüseyin (Ürdün)

Hüseyin bin Talal, 1952-1999 arasında Ürdün kralı.

<span class="mw-page-title-main">Realizm (uluslararası ilişkiler)</span>

Realizm, uluslararası ilişkiler teorisi geleneklerinden biridir. Uluslararası anarşi ve güç politikası konularını merkeze alan Realizm felsefi olarak temelde Thomas Hobbes ve Niccolo Machiavelli’nin çalışmalarına dayanmaktadır. Realizm bir uluslararası ilişkiler yaklaşımı olarak, 20. yüzyılda iki savaş arası dönemde ortaya çıkmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Askerî ittifak</span> askerî işbirliği amacıyla farklı devletler arasındaki ittifak

Askerî ittifak, uluslararasında ulusal güvenlikle ilgili karşılıklı yükümlülükleri belirleyen resmi bir anlaşmadır. Bir ulusun saldırıya uğraması durumunda, ittifak üyeleri genellikle doğrudan saldırıya uğramış olsalar bile savunmaya gelmekle yükümlüdürler. İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinden bu yana, askeri ittifaklar genellikle daha az agresif davranmış ve daha çok caydırıcı bir rol oynamıştır.

<span class="mw-page-title-main">İttifak</span> ortak çıkarları güvence altına almak için iki veya daha fazla taraf arasında yapılan koalisyon

Bir ittifak halklar, gruplar ya da egemen devletler arasında ortak faydayı sağlayacak karşılıklı çıkarlara dayalı kurulmuş ilişkilerdir. Bu ilişkiler gizli ya da ilan edilmiş haliyle yürütülebilir. İttifak üyelerinin her biri müttefik adını alır. Askeri ittifak, ticari ittifak ve siyasi ittifakları da barındıran farklı türlerde ittifaklar kurmak mümkündür. İttifak kelimesi savaş ve askeri mücadele konularında terimsel kullanıldığı zaman Müttefik Kuvvetler'i, aynı zamanda bu kuvvetlerin birliklerini ifade eder, özellikle I. Dünya Savaşı ve II. Dünya Savaşı anlatımlarında bu terimsel anlam kullanılır.

Neorealizm veya yapısal gerçekçilik, 1979'da Kenneth Waltz'un Uluslararası Politika Teorisi kitabının yayınlanmasıyla ilişkilendirilebilen uluslararası ilişkiler teorisinde bir eğilimdir. Waltz sistematik bir yaklaşımı savunuyor: uluslararası yapı devlet davranışında bir kısıtlama görevi görüyor, böylece sadece sonuçları beklenen eylem aralığına giren devletler hayatta kalıyor. Bu sistem, firmaların piyasaya dayalı bir dizi ürün ve miktar için fiyat belirledikleri bir mikroekonomik modele benzerdir.

Uluslararası sistem teorisi, siyaset bilimi ve uluslararası ilişkilerde yaygın olarak kullanılan yaklaşım. Sistem analizi, siyasette yaklaşımı siyasal olaylar arasındaki ilişkileri anlamak ve çözümlemek için bir uygulamadır. Uluslararası sistem siyasal, toplumsal ve ekonomik bir sistemdir. Uluslararası sistem teorisi, devletler arasındaki güç dağılımını, devletlerin birbiriyle ve çevreleri ile olan ilişkilerini, ulus devletlerin oluşturduğu yapıyı inceler.

Uluslararası siyasal sistem, uluslararası ilişkileri ve uluslararası ağları oluşturan, çok boyutlu bir ağda bir araya gelen egemen devletlerin ve egemen olmayan aktörlerin takımyıldızıdır. Uluslararası siyaset karmaşık bir ilişkiler ağı olduğu için bu çok daha karmaşık bir sistemdir. Uluslararası ilişkilerdeki kutupluluk, iktidarın uluslararası sistem içindeki düzenini ifade eder. Kavram, Soğuk Savaş sırasında iki kutupluluktan doğmuş; uluslararası sistem iki süper güç arasındaki çatışmanın egemenliğinde, teorisyenler tarafından geriye dönük olarak uygulanmıştır. Uluslararası ilişkiler alanındaki sistemci yazarlar, genellikle tarihsel bir yaklaşım benimsemekle beraber uluslararası ilişkileri devletlerin yapıları, sayıları, örgütleniş biçimleri, davranış kuralları ve ilişkileri gibi faktörleri dikkate alarak, farklı sistem modelleri ve türleri geliştirmiştir. Sistemlerin temel özelliği denge arayışı içinde olmasıdır. Fonksiyonel ve coğrafi olmak üzere iki çeşit alt sistem mevcuttur. Fonksiyonel sistemde daha çok örgütler ön planda olmasına rağmen, coğrafi sistem daha çok bölge ile ilgilidir.

Morton A. Kaplan ABD'li ekonomi dalında çalışmalar yapan bilim insanıdır.

Saldırgan realizm, uluslararası ilişkilerde neorealist düşünceye ait yapısal bir teoridir ve siyaset bilimci John Mearsheimer tarafından savunmacı realizme tepki olarak ortaya atılmıştır. Saldırgan realizm, uluslararası sistemin anarşik doğasının uluslararası politikada saldırgan devlet davranışlarının teşvik edilmesinden sorumlu olduğunu savunur. Teori, büyük güçleri, uluslararası sisteme hükmetme yönündeki tutarlı amaçları doğrultusunda dengeleme stratejileri yerine sorumluluk yükleme ve kendi reklamını yapmaya öncelik veren yani gücü maksimize eden revizyonistler olarak tasvir ederek savunmacı realizmden temelde ayrılır. Teori, uluslararası ilişkilerin incelenmesi ve anlaşılması için önemli alternatif katkılar getirmekte ancak bir eleştiri konusu olmaya devam etmektedir.

Savunmacı realizm ya da savunmacı neorealizm, uluslararası ilişkilerde neorealizm ekolünden yapısal bir teoridir. Teori, siyaset bilimci Kenneth Waltz’un Uluslararası Politika Teorisi’nde temellenmektedir. Waltz, uluslararası sistemin anarşik yapısının, devletleri millî güvenliklerini sağlamak için ılımlı ve çekingen politikalar izlemeye teşvik ettiğini ileri sürmektedir. Buna karşılık, saldırgan realizm ise devletlerin tahakküm ve hegemonya yoluyla güvenliklerini sağlamak için güçlerini ve etkilerini en üst düzeye çıkarmaya çalıştıklarını varsaymaktadır. Savunmacı neorealizm, saldırgan neorealistler tarafından teşvik edilen saldırgan politikaların devletlerin güç dengesi teorisine uyma eğilimini bozduğunu ve birincil hedef olarak iddia ettikleri güvenlik durumunu bozduğunu ileri sürer. Savunmacı realizm ne devletlerarası çatışmanın gerçekliğini ne de devlet genişlemesi için politikaların varlığını reddeder, ancak bu teşviklerin düzensiz olduğunu ileri sürerler. Savunmacı neorealizm, çatışmanın patlak vermesini açıklamak için güvenlik ikilemine, coğrafya gibi “yapısal değişkenlere” ve elitlerin inanç ve algılarına işaret eder.

Uluslararası ilişkiler teorisinde anarşi kavramı, dünyanın herhangi bir üst otoriteden veya egemenden yoksun olduğu fikrine dayanır. Anarşik bir devlette anlaşmazlıkları çözebilecek, hukuku uygulayabilecek veya uluslararası politika sistemini düzenleyebilecek hiyerarşik olarak üstün, zor kullanma tekeline sahip bir güç yoktur. Uluslararası ilişkilerde de anarşi, teorinin başlangıç noktası olarak kabul edilir.

<span class="mw-page-title-main">Güç dengesi (uluslararası ilişkiler)</span>

Uluslararası ilişkilerde güç dengesi teorisi, devletlerin herhangi bir devletin diğerlerine üstünlük kuracak kadar askerî güç kazanmasını önleyerek hayatta kalmalarını güvence altına alabileceğini öne süren teoridir. Teori, bir devlet çok daha güçlü hale gelirse daha zayıf komşularından yararlanacağını ve böylece onları savunma amaçlı bir koalisyona iteceğini öngörür. Bazı realistler, rakip koalisyonlar arasında güç dengesi olduğunda saldırganlığın karlı olmamasından dolayı güç dengesi sisteminin, baskın bir devletin olduğu bir sistemden daha istikrarlı olduğunu savunurlar.

İnsan, Devlet ve Savaş, realist akademisyen Kenneth Waltz tarafından 1959 yılında uluslararası ilişkiler üzerine yazılmış bir kitaptır.

Uluslararası Politika Teorisi, Kenneth Waltz’un uluslararası ilişkileri açıklamak için yapısal realist bir teori olan neorealizmi oluşturduğu 1979 tarihli uluslararası ilişkiler teorisi kitabıdır. Waltz, neoklasik ekonomi teorisini dikkate alarak uluslararası siyasi sistemin temel “düzenleyici ilkesinin” anarşi olduğunu ve bunun da “işlevsel olarak farklılaşmamış”, “üstlük ve astlık ilişkilerinden” yoksun, yalnızca farklı yetenekleriyle ayırt edilen bireysel devlet aktörlerinin varlığıyla tanımlandığını ileri sürmüştür.

Tehdit dengesi teorisi, Stephen M. Walt tarafından 1985 yılında International Security dergisinde yayınlanan “Alliance Formation and the Balance of World Power” adlı makalesinde ortaya atılmıştır. Daha sonra “The Origins of Alliances” (1987) adlı kitabında daha da detaylandırılmıştır. Teori, neorealist uluslararası ilişkiler okulundaki popüler güç dengesi teorisini değiştirmiştir.

Uluslararası ilişkilerde eklemlenme ya da yandaşlık veya peşine takılma bir devletin daha güçlü, hasım bir güçle ittifak kurması ve birlikte ele geçirdikleri ganimetlerden daha güçlü hasmın orantısız bir şekilde kazanç sağladığını kabul etmesiyle ortaya çıkar. Bu nedenle bu eklemlenme durumu, kendilerini zayıf bir konumda bulan devletler tarafından kullanılan bir stratejidir. Mantık, silahsız ve zayıf bir devletin daha güçlü bir düşmanla aynı safta yer almasını öngörür çünkü güçlü olan zaten istediğini zorla alabilir. Thukididis'in meşhur “güçlüler yapabileceklerini yapar, zayıflar ise çekmeleri gerekeni çeker” sözü eklemlenme (bandwagoning) stratejisinin özünü yansıtır.

<span class="mw-page-title-main">Dengeleme (uluslararası ilişkiler)</span>

Dengeleme kavramı, realist düşünce ekolünün en etkili teorisi olan ve çok devletli bir sistemde hegemonya oluşumunun ulaşılamaz olduğunu çünkü hegemonyanın diğer devletler tarafından bir tehdit olarak algılandığını ve bunun da potansiyel bir hegemona karşı dengeleme yapmalarına neden olduğunu varsayan güç dengesi teorisinden türemiştir.

<span class="mw-page-title-main">Sorumluluk yükleme (uluslararası ilişkiler)</span>

Sorumluluk yükleme, sorumluluk devretme, suçu başkasına atma, topu başkasına atmak ya da suçlama oyunu kişinin kendi sorumluluğunu başka bir kişi veya gruba yükleme eylemidir. Genellikle güç politikasında bir devletin kendisi kenarda dururken başka bir devletin saldırgan bir devleti caydırmasını veya onunla savaşmasını sağlamaya çalıştığı bir stratejiye atıfta bulunmak için kullanılır.

Liberal kurumsalcılık, devletler arasında uluslararası işbirliğinin mümkün ve sürdürülebilir olduğunu ve bu işbirliğinin çatışma ve rekabeti azaltabileceğini savunan bir uluslararası ilişkiler teorisidir. Neoliberalizm, liberalizmin gözden geçirilmiş bir versiyonudur. Neorealizm ile birlikte liberal kurumsalcılık, uluslararası ilişkilere yönelik en etkili iki çağdaş yaklaşımdan biridir.