
Sıtma, hastalık yapıcı bir grup parazit olan plazmodiumların, dişi anofel sivrisinekleriyle insanlara bulaşmasıyla yayılan ateşli bir hastalıktır.

Sarılık (ikter; icterus), bir hastalık değil, çoğu karaciğerle ilgili olan bazı hastalıkların belirtisidir. İkter tablosunda gözakı (sklera), deri, mukozalar ve organlar sarıya boyanır. En önemli nedeni kandaki bilirubin düzeyinin artmasıdır. Normalde periferik kanın 100 ml’sinde 1 mg kadar bilirubin bulunur. Kandaki bilirubin düzeyinin 2.5 mg’ın üzerine çıkmasına “hiperbilirubinemi”, bunun neden olduğu klinik tabloya "sarılık; ikter (icterus)” adı verilir.

Sporozoa (Apicomplexa), parazitik tekhücreli canlılardır. Protista aleminin bir şubesidir. Özelleşmiş bir hareket yapıları yoktur. Yaşamlarında bir dönemi hareketsiz, spor formunda geçirirler. Sıtma sebebi Plasmodium bu grubun üyesidir. Metagenez ile ürerler. Yaklaşık 5.000 türü tanımlanmıştır.

Plasmodium falciparum, Plasmodiidae familyasına ait bir tek hücreli türü.

Anofel (Anopheles), yaklaşık 400 türü bulunan bir sivrisinek cinsidir.
Asalak ya da parazit, bir canlıya bağımlı olarak yaşayabilen ve üzerinde yaşadığı canlıya zarar verebilen organizmadır. Bu canlılardan kimileri mikroskobik boyutlardan erginlikte çok büyük boyutlara ulaşabilecek değişimlere sahip olabilirler.
Taşıyıcı ya da vektör epidemiyolojide: bir mikroorganizmayı veya parazit bir canlıyı vücudunda barındıran ve başka canlılara ulaşmasına aracılık eden canlılara denir. Taşıyıcılar enfeksiyon nedeni olan bakteri, kene, bit vb. canlıları üzerlerinde taşıyabilen eklem bacaklı, omurgalı veya omurgasız gibi gelişmiş canlılar olabildiği kadar, yapısında değiştirilmiş gen bölgelerini konağa aktarabilen basit yapılı bakteriler gibi canlılar da olabilirler.

Ronald Ross, İngiliz doktor. Sıtma konusundaki çalışmaları nedeniyle 1902 yılında Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülünü aldı. Anofel cinsi sivrisineklerin gastrointestinal sisteminde sıtma parazitini keşfi ile sıtmanın Anofel cinsi sivrisinekler tarafından aktarıldığını buldu ve bu sayede hastalık ile mücadelenin temellerini atmış oldu.

Charles Louis Alphonse Laveran Fransız doktor. 1880 yılında Konstantin, Cezayir'deki bir askerî hastanede çalışırken sıtmadan ölen bir hastadan alınan kan yaymasında ki parazitleri gözlemledikten sonra sıtma nedeninin bir protozoa olduğunu keşfetti. Bugünkü araştırmacılara ve veterinerlere hayvanlardaki sıtmaya karşı tedavi yollarını bulmaları için ilham kaynağı oldu. Protozoaların hastalık nedeni olduğunu ilk kez gösterdi. Daha sonra özellikle trypanosomalar ve uyku hastalığı üzerinde çalıştı. Bu çalışmaları ve sonraki protozoa hastalıkları keşifleri için kendisine 1907 yılında Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü verildi.

Julius Wagner-Jauregg, Avusturyalı tıp doktoru ve 1927 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü sahibi bilim insanı. Ödülü "Sıtma aşısının paralitik demans vakalarının tedavisinde de kullanılabileceğini keşfetmesi " nedeniyle kazanmıştır. Bazı kaynaklarda Nazi destekçisi olduğu belirtilmektedir.

Kala-azar hastalığı sıcak ülkelerde görülen, sıtmaya benzer bir hastalıktır. “Dumdum humması” da denir. Kala-azar mikrobu karaciğer, dalak ve kemik iliğinin makrofajlarını enfekte edip orada çoğalabilen hücre içi parazitik bir enfeksiyondur. Hastalık oldukça yüksek bir ateşle başlar ve yükselip alçalarak haftalarca sürer. Bu sırada hastanın dalağı, karaciğeri büyür, hasta günden güne zayıflar, kansızlığa düşer, derisi kararır. Hastalık bir yıl kadar sürer, bu arada hasta bir deri bir kemik kalır verem gibi bir hastalığın da karışması üzerine ölüme sürüklenebilir.

Kuş sıtması, Antarktika dışında dünyanın tüm bölgelerinde kuşları enfekte eden Plasmodium relictum türü protist tarafından neden olunan paraziter kuş hastalığıdır. Plasmodium cinsi protistler içinde kuşları enfekte eden Plasmodium anasum ve Plasmodium gallinaceum gibi başka türler de bulunur ancak bunların etkisi görece daha azdır. Hastalık dünya üzerinde her yerde görülür. Genellikle kuşları öldürmeyen bu hastalık, parazitin yeni girdiği ve zaman içinde evrimsel dayanıklılıklarını yitirmiş kuş türleri için oldukça büyük yıkımlara yol açabilir.

Parazit, yönetmenliği ve senaristliği Bong Joon-ho tarafından yapılan 2019 çıkışlı Güney Kore kara komedi, gerilim filmidir.

Gustav Giemsa, Medar-Blechhammer yerlisi Alman kimyager ve bakteriyolog. Genellikle "Giemsa Boyası" olarak bilinen bir boya çözeltisi oluşturması ile tanınır. Bu boya sıtma ve Plasmodium, Trypanosoma ve Chlamydia gibi parazitlerin histopatolojik tanısı için kullanılır.

Giemsa boyası, adını Alman kimyager ve bakteriyolog Gustav Giemsa'dan alan, sıtma ve diğer parazitlerin histopatolojik tanısında ve sitogenetikte kullanılan bir nükleik asit boyasıdır.

Plasmodium malariae, insanlarda sıtma hastalığına neden olan parazitik bir protozoondur. Plasmodium falciparum, plasmodium vivax gibi mikroorganizmaların da içinde bulunduğu, insanlar gibi diğer birçok canlıyı da patojen olarak enfekte edebilen plasmodium cinsinin bir üyesidir. Dünyanın her tarafında gözlenebilen bu parazit plasmodium flaciparum ve plasmodium vivax kadar tehlikeli bir tür olmadığından iyi huylu (benign) sıtma paraziti de denmektedir. Diğer plasmodium tiplerinden üç günde bir yükselen ateş beliritisi ile ayrılır. Plasmodium flaciparum ve plasmodium vivax'ta iki günde bir yükselen ateş gözlenir.

Evcil kedilerin sağlığı, veteriner tıpta iyi çalışılmış bir alandır.
Konular arasında bulaşıcı hastalıkları, genetik hastalıkları ve bu hastalıkların önlenmesini; diyeti, beslenmeyi ve kısırlaştırma gibi cerrahi işlemleri içerir.
Primakin, sıtmayı tedavi etmek ve önlemek ve <i id="mwCw">Pneumocystis</i> pnömonisini tedavi etmek için kullanılan bir ilaçtır. Spesifik olarak diğer ilaçlarla birlikte Plasmodium vivax ve Plasmodium ovale nedeniyle sıtma için ve diğer seçenekler kullanılamıyorsa önleme için kullanılır. Pneumocystis pnömonisi için klindamisin ile birlikte alternatif bir tedavidir. Ağızdan alınır.

Piroterapi, ısı tedavisi anlamına gelir ve tıbbi olarak, vücuda dışarıdan uygulanan sıcaklığın terapötik amaçlarla kullanıldığı bir yöntemdir. Bu terapi türü, kas-iskelet sistemi bozuklukları, yaralanmalar, kronik ağrılar, iltihaplanmalar ve stres gibi çeşitli rahatsızlıkların tedavisinde kullanılır. Piroterapi, doğal tedavi yöntemlerinden biri olarak kabul edilir ve antik dönemlerden bu yana birçok kültürde farklı şekillerde uygulanmıştır. Günümüzde, özellikle fizyoterapi ve rehabilitasyon alanlarında yaygın olarak kullanılmaktadır.