İçeriğe atla

Piroterapi

Kettering hipertermi kabininde "piroterapi" uygulanan hasta, ABD Deniz Hastanesi, New Orleans, 1937

Piroterapi, ısı tedavisi anlamına gelir ve tıbbi olarak, vücuda dışarıdan uygulanan sıcaklığın terapötik amaçlarla kullanıldığı bir yöntemdir. Bu terapi türü, kas-iskelet sistemi bozuklukları, yaralanmalar, kronik ağrılar, iltihaplanmalar ve stres gibi çeşitli rahatsızlıkların tedavisinde kullanılır. Piroterapi, doğal tedavi yöntemlerinden biri olarak kabul edilir ve antik dönemlerden bu yana birçok kültürde farklı şekillerde uygulanmıştır. Günümüzde, özellikle fizyoterapi ve rehabilitasyon alanlarında yaygın olarak kullanılmaktadır.[1]

Tarihçe

Piroterapinin kökenleri antik çağlara dayanmaktadır. Eski Yunan ve Roma uygarlıklarında, sıcak banyo ve termal suların tedavi edici özellikleri olduğuna inanılırdı. Hipokrat, hastalıkların sıcak su banyolarıyla tedavi edilebileceğini savunmuş ve bu yöntemi hastalarına tavsiye etmiştir. Orta Çağ'da ise özellikle doğal kaplıcalar, eklem ağrıları ve cilt hastalıklarının tedavisinde sıkça kullanılmıştır. Osmanlı döneminde de termal suların sağlık üzerindeki etkileri oldukça popülerdi ve hamam kültürü gelişmiştir.

Modern tıpta piroterapinin kullanımı, 19. yüzyılda fizyoterapi ve rehabilitasyon alanlarında sistematik hale getirilmiştir. Sıcak paketler, sıcak taş terapisi, infraruj (kızılötesi) tedavisi ve ultrasonik ısı tedavisi gibi çeşitli teknolojiler geliştirildikçe, piroterapi tıbbi bir tedavi yöntemi olarak daha yaygın hale gelmiştir.[2]

Piroterapinin tarihsel bağlamında önemli bir figür olan Julius Wagner-Jauregg, ısı tedavisini nörolojik hastalıklar üzerinde ilk kez sistematik olarak uygulayan kişilerden biridir. Wagner-Jauregg, 1927 yılında Nobel Tıp Ödülü'nü alarak bu alandaki önemli çalışmalarını taçlandırmıştır. Onun en dikkat çeken çalışması, ısı terapisinin bir türü olarak malaryoterapiyi geliştirmesidir. Wagner-Jauregg, özellikle tedavi edilmesi zor olan genel parezi ve nörosifiliz gibi sinir sistemi rahatsızlıklarında, hastaların vücut ısısını artırarak iyileşmelerini sağlayacak yöntemler üzerinde çalıştı. Bunun için Plasmodium vivax adını verdiği bir sıtma türünü kullanarak hastalara kontrollü bir şekilde sıtma enfeksiyonu bulaştırdı.[3]

Plasmodium vivax, sıtma parazitlerinden biridir ve enfekte olmuş bir anofel sivrisineği tarafından insanlara bulaştırılır. Wagner-Jauregg, bu parazit kullanılarak sıtmanın neden olduğu yüksek ateşin, özellikle nörosifiliz gibi enfeksiyonel hastalıklar üzerindeki iyileştirici etkisini keşfetmiştir. Sıtma enfeksiyonunun neden olduğu yüksek ateş, bakteriyel enfeksiyonları zayıflatarak bağışıklık sisteminin hastalığa karşı daha etkili çalışmasına yardımcı olur. Bu yöntem, hastaya sıtma enfeksiyonu bulaştırıldıktan sonra yüksek ateşin kontrollü bir şekilde tedavi edilmesi ve sıtmanın kinidin gibi ilaçlarla tedavi edilmesiyle tamamlanırdı. Bu tedavi yöntemi, dönemin koşullarında ciddi bir tıbbi devrim olarak kabul edilmiştir, çünkü Wagner-Jauregg'in yöntemi, ölümcül olan nörosifilize karşı etkili bir tedavi sunmuştu.[4]

Uygulama

Piroterapi, farklı sıcaklık kaynakları kullanılarak uygulanabilir. Günümüzde en sık kullanılan yöntemler arasında sıcak su banyoları, sıcak kompresler ve paketler, sıcak taş terapisi, kızılötesi (infrared) tedavi, sıcak hava tedavisi ve ultrasonik ısı terapisi bulunmaktadır. Sıcak su banyoları, özellikle termal kaynaklardan gelen doğal mineralli sular kullanılarak yapılan banyolarla kasları gevşetmek ve ağrıyı azaltmak için uygulanır. Sıcak kompresler ve paketler ise ağrılı ya da iltihaplı bölgelere sıcak havlu, jel paketleri ya da ısıtılmış malzemeler uygulanarak bölgesel tedavi sağlar. Sıcak taş terapisi, ısıtılmış taşların vücudun belirli bölgelerine yerleştirilmesiyle kas gevşemesi sağlar ve enerji akışını düzenler. Kızılötesi tedavi, ışınların cilt altındaki dokulara nüfuz ederek ısı oluşturması ve kan dolaşımını hızlandırarak iyileşme sürecini desteklemesi için kullanılır. Sıcak hava tedavisi, buhar banyoları veya saunalar gibi yöntemlerle vücudu genel olarak ısıtarak toksinlerin atılmasına ve genel bir rahatlama sağlamaya yöneliktir. Ultrasonik ısı terapisi ise ultrason dalgalarının dokulara nüfuz etmesiyle derin ısı sağlar ve kasların gevşetilmesine yardımcı olur.[5]

Etkileri

Piroterapi, vücuda uygulanan sıcaklık ile çeşitli biyolojik ve fizyolojik mekanizmaları harekete geçirir ve bu sayede birçok olumlu etki sağlar. Uygulanan sıcaklığın vücut üzerindeki temel etkisi, kan dolaşımını artırmak ve metabolik süreçleri hızlandırmaktır. Bu süreçler, vücudun iyileşme kapasitesini artırırken ağrının azalmasına, kasların gevşemesine ve eklemlerdeki hareketliliğin artmasına yardımcı olur.[1]

Isının ilk etkisi, damar genişlemesi (vazodilatasyon) yoluyla olur. Isı, cildin ve altındaki dokuların sıcaklığını yükselterek kan damarlarının genişlemesini sağlar. Bu genişleme, kanın ilgili bölgeye daha fazla akmasını kolaylaştırır. Artan kan akışı, oksijen ve besin maddelerinin hücrelere daha hızlı ulaşmasını sağlarken, aynı zamanda hücresel atık ürünlerin de daha hızlı bir şekilde vücuttan uzaklaştırılmasını mümkün kılar. Bu durum, iyileşme süreçlerini hızlandırır ve dokuların kendini yenilemesine yardımcı olur.[6]

Kaslar üzerinde de doğrudan etkisi vardır. Isı, kas gerginliğini azaltarak kasların gevşemesini sağlar. Kas spazmları ve sertliği olan bireylerde piroterapi uygulandığında, kasların daha rahat hareket etmesi ve ağrının hafiflemesi sağlanır. Özellikle fibromiyalji veya kronik yorgunluk sendromu gibi durumlarda, kasların sürekli olarak gergin ve hassas olması kişilerin yaşam kalitesini olumsuz etkiler. Piroterapi sayesinde bu gerginlikler azalır, kas dokuları gevşer ve kişi hem fiziksel hem de zihinsel olarak rahatlar.[5]

Ayrıca sıcaklık, sinir sistemine doğrudan etki ederek ağrı algısını azaltır. Sıcaklık uygulaması, sinir uçlarının ağrı sinyallerini iletme hızını yavaşlatır. Bu etki, beyne giden ağrı sinyallerinin azalmasına neden olur ve kişi daha az ağrı hisseder. Bu durum özellikle kronik ağrı sendromlarında, osteoartrit gibi eklem rahatsızlıklarında ve spor yaralanmalarında piroterapiyi etkili bir tedavi yöntemi haline getirir.[7]

Dolaşım sistemi üzerinde de önemli bir etkiye sahip olan piroterapi, kan akışını artırarak vücudun genel metabolizmasını hızlandırır. Bu durum, hücresel aktivitelerin daha verimli bir şekilde gerçekleşmesini sağlar. Ayrıca, özellikle soğuk havalarda ve hareketsiz kaldığında kan dolaşımında yavaşlama olan bireylerde sıcak uygulamalar, kanın dolaşımını hızlandırarak vücudu genel olarak canlandırır. Dolaşımın artması, damar tıkanıklıklarına karşı koruyucu olabilir ve periferik damar hastalıkları riskini azaltabilir.

Sıcaklığın uygulandığı dokular, ısıyı bir süre muhafaza eder ve bu, metabolik süreçlerin uzamasına neden olur. Bu yüzden piroterapi seansları sonrasında bile vücuttaki iyileşme süreçleri devam edebilir. Bu da piroterapiyi hem akut hem de kronik sağlık sorunları için etkili ve sürdürülebilir bir tedavi yöntemi yapar.[2]

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. ^ a b YILMAZ, Sinan; KORKMAZ, Zehra (30 Mart 2021). "Geleneksel Tedavi Uygulamaları Kapsamında Sağaltım Ocakları ve Tedavi Yöntemleri". İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi. 10 (1): 646-670. doi:10.15869/itobiad.863343. ISSN 2147-1185. Erişim tarihi: 20 Eylül 2024. 
  2. ^ a b Raju, Tonse N.K. (1 Şubat 2006). "Hot Brains: Manipulating Body Heat to Save the Brain". Pediatrics (İngilizce). 117 (2): e320-e321. doi:10.1542/peds.2005-1934. ISSN 0031-4005. 4 Haziran 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 20 Eylül 2024. 
  3. ^ Whitrow, Magda (Temmuz 1990). "Wagner-Jauregg and fever therapy". Medical History (İngilizce). 34 (3): 294-310. doi:10.1017/S0025727300052431. ISSN 0025-7273. PMC 1036142 $2. PMID 2214949. Erişim tarihi: 20 Eylül 2024. 
  4. ^ WAGNER-JAUREGG, JULIUS (1980). "THE HISTORY OF THE MALARIA TREATMENT OF GENERAL PARALYSIS". American Journal of Psychiatry (İngilizce). 102 (5): 577-582. doi:10.1176/ajp.102.5.577. ISSN 0002-953X. Erişim tarihi: 20 Eylül 2024. 
  5. ^ a b Özlü, Aysun, (Ed.) (2019). Kas İskelet Sistemi Hastalıklarında Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları. Akademisyen Kitabevi. ISBN 978-605-258-653-2. Erişim tarihi: 20 Eylül 2024. 
  6. ^ Laing, Chris (Haziran 2011). "Clinical approach to electrolyte abnormalities". Medicine (İngilizce). 39 (6): 325-332. doi:10.1016/j.mpmed.2011.04.001. ISSN 1357-3039. Erişim tarihi: 20 Eylül 2024. 
  7. ^ Erdoğan, M. (2017). Malaryoterapi ile Sinir Sistemi Hastalıklarında Isının Kullanımı. Tarih ve Tıp Araştırmaları Dergisi, 4(2), 56-64.

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Ateroskleroz</span>

Ateroskleroz, atardamarları (arterleri) etkileyen bir hastalıktır. Yaygın olarak "damar sertleşmesi" olarak adlandırılan arteriosklerozun bir türüdür. Orta boy ve büyük arterlerde görülen "aterom" veya "plak" olarak adlandırılan yapısal bozukluklardan (lezyonlardan) oluşur. Aterom, hangi safhada olduğuna bağlı olarak çeşitli yapılar barındırabilir:

Kangren veya gangren, dokuların kendilerini besleyen atardamarların herhangi bir sebeple, tamamen yetersiz hale gelmesi sonucunda hayatiyetini kaybetmesi durumu.

Antiinflamatuvar, inflamasyonu ve ödemi azaltan maddelerin ve tedavilerin ortak adı. Antiinflamatuvar ilaçlar analjeziklerin yaklaşık yarısını oluştururlar. İnflamasyonu azaltarak ağrıyı azaltmayı amaçlarlar.

<span class="mw-page-title-main">Prostat</span>

Prostat, üriner sistemin son kısmına yakın bölümde mesane ve üretra arasına yerleşmiş kestane şekli ve büyüklüğünde bir organdır. Yapı olarak üretral kret, seminal kolikulus, boşalma kanalı, prostatik sinüs, prostatik kanallar, prostatik utrikülden oluşur.

<span class="mw-page-title-main">Spa</span>

Kaplıca ya da İngilizce olarak spa, mineral açısından zengin kaynak suyu ile tıbbi banyoların yapıldığı bir yerdir. Spa merkezleri veya spa tesisleri tipik olarak balneoterapi olarak da bilinen çeşitli sağlık tedavileri sunar. Mineralli termal suyun iyileştirici gücüne olan inanç, tarih öncesi zamanlara kadar uzanır. Bu tür uygulamalar dünya çapında popüler olmuş ve özellikle Avrupa ve Japonya'da popülerdir. Günlük spalar ve medspalar oldukça yaygındır ve bu merkezlerde çeşitli kişisel bakım uygulamaları sunulmaktadır.


Artrit, eklemlerde vücut tarafından üretilen bir iltihaptır. Bu iltihap mikrobik değildir, vücut tarafından üretilir. Artrit tek bir hastalık değildir, 100'den fazla farklı hastalık artrit ile ilişkilidir. Bazı formları çok ağır seyreder, bazıları ise dönem dönem kendini gösteren hafif şiddete olan artritlerdir. Dirsek eklemlerinde zorlanmaya bağlı olarak kas liflerindeki yırtık gibi basit romatizmal hastalıklardan, romatoid artrit (ra) spondiloartrit (spa) gibi tüm vücudu etkileyen ağır hastalıklara kadar farklı hastalık grupları bunun içinde yer alır. Sistematik lupus eritematozus gibi artritle ilişkili ancak vücudun akciğer, kalp ve böbrekler gibi hayati organlarını etkileyebilen romatizmal hastalıklar da artritle olan ilişkileri nedeniyle bu grupta yer almaktadır.

<span class="mw-page-title-main">İnflamasyon</span> iltihaplanma

İnflamasyon, canlı dokunun her türlü canlı, cansız yabancı etkene veya içsel/dışsal doku hasarına verdiği sellüler (hücresel), humoral (sıvısal) ve vasküler (damarsal) bir seri vital yanıttır. İnflamasyon normalde patolojik bir durum olmasına karşın, inflamatuar reaksiyon fizyolojik olarak vücudun gösterdiği bir tepkidir. Halk arasında iltihap tabiri yangı için kullanılmasına rağmen sık sık apseler için de iltihap denmesinden dolayı inflamasyon (inflammare) terimini kullanmak daha yerinde olacaktır. Hücre dejenerasyonu ile birlikte inflamasyon konusu, hastalıkların patolojik temelini oluşturmaktadır.

Crohn hastalığı, kronik ve iltihabi bir bağırsak hastalığıdır. Ağızdan anüse kadar sindirim sisteminin herhangi bir bölümünde ya da aynı anda birkaç farklı bölümünde aralıklı iltihaplar ile kendini gösterir. Bulaşıcı olduğu kanıtlanamamıştır. Bir diğer kronik iltihabi bağırsak hastalığı olan ülseratif kolit ile beraber bu grubun ana öğelerini oluştururlar. Her yıl 100.000 kişiden 5-7'si bu hastalığa yakalanır. Sıklığı kuzeye gidildikçe artar. Onlu, yirmili yaşlarda ve 45 ile 65 yaşları arasında daha çok görülmektedir. Ancak her yaş grubundan insan bu hastalığa yakalanabilir. Hastalığın 3 belirgin tipi vardir. Bunlar inflamatuar crohn, fistülize crohn ve fibrostenoze crohn'dur. Ülseratif kolit ile benzer özellikler taşıması nedeniyle adı geçen hastalık ile Crohn arasında karar vermeyi güçleştiren vakalarda entermediyer bağırsak rahatsızlığı ifadesiyle adlandırılan bir ara kategori de yaygındır.

<span class="mw-page-title-main">Apandisit</span> körbağırsak üzerinde apandisin iltihaplanması

Apandisit, körbağırsak üzerinde apandisin iltihaplanmasıdır. İltihaplı apandisin kesilip çıkarılmasıyla tedavi edilir. Apandisitin belirtileri, lokalize edilemeyen yaygın karın ağrısı, iştahsızlık ve dışkılama dürtüsüdür. Ağrı 6-8 saat sonra karnın sağ alt kadranına geçer ve lokalize edilebilir.

Buerger hastalığı , küçük ve orta çaplı damarları etkileyen bir vaskülit türüdür. Ekstremitelerde, özellikle bacaklardaki damarlarda ortaya çıkan trombozla birliktedir.

Tedavi (Sağaltım). Sağlığı bozulmuş olan bireyi sağlıklı duruma kavuşturma amacıyla yapılan tıbbi işlemler bütünüdür. Tanı, anamnez ve fizik muayeneden sonra yapılır. Tedavi doğal, spor, ilaç, tıbbi cihaz, tıbbi test, tıbbi görüntüleme, ameliyat ve farklı tıbbi prosedürlerle yapılabilir. Özel tedavi şekillerine terapi adı verilmektedir. Tek başına ruhsal yolla tedavi şekline de terapi denilmektedir. Hastalık tedavisi evde, doğada, hastane, sağlık ocağı ve başka yerlerde yapılır.

<span class="mw-page-title-main">Vurgun</span>

Vurgun veya dekompresyon hastalığı, kısa sürede yüksek basınçlı bir bölgeden alçak basınçlı bir bölgeye geçilmesi nedeniyle vücutta gaz kabarcıklarının oluşması sonucu ortaya çıkan gaz embolizmidir. Özellikle dalgıçlar, pilotlar veya su altı inşaat işçileri gibi basınç değişimi etkisinde kalanlarda rastlanır. Sünger avcılarında görülen bu tabloya halk dilinde vurgun denir. Dekompresyon sözcüğü "basınç azalması" anlamına gelir.

Osteopati, hastalıklarda kas-iskelet sisteminin etkinliği üzerinde duran tamamlayıcı bir tıp metodu.

<span class="mw-page-title-main">İskemi</span> Dokulara kan akışında eksiklik

İskemi (ischemia) yerel kanlanma eksikliğidir.

Amiloidoz, Amiloid hastalık olarak da bilinir, bağdokusunda amiloid birikimiyle nitelenen hastalık. Amiloid, antikor etkinliği gösteren bir protein grubu olan, immünoglobülinlerden türeyen, lifsi yapıda bir protein-karbonhidrat bileşiğidir (glikoprotein). Bu maddenin dokulara sızarak birikmesinden ileri gelen hastalık bütün vücudu etkileyebildiği gibi, gırtlağa ya da üst solunum yollarının başka bir bölgesine yerleşen tümör benzeri bir oluşumla da sınırlı kalabilir. Yalnızca belli bir bölgedeki dokularla sınırlı olan amiloidoz, başka herhangi bir hastalıkla ilintisi olmayan ve doğrudan ortaya çıkan birincil bir hastalıktır. Tüm vücudu etkileyen amiloidoz ise ya kendiliğinden birincil olarak gelişir ya da tüberküloz, frengi, romatoit artrit gibi uzun süreli enfeksiyonları izler. Bütün vücuda yayılan birincil amiloidozun etkin tedavisi henüz bulunamamıştır; başka bir hastalığa bağlı olarak gelişen (ikincil) ve tüm vücudu saran amiloidoz da ise, neden olan hastalığın tedavisi amiloidozun da büyük ölçüde iyileşmesini sağlamaktadır. Belli dokularla sınırlı kalan amiloidoz genellikle cerrahi yöntemlerle tedavi edilir.

Bu, farklı tedavi ve terapi yöntemlerinin litesidir. Tedavi için farklı tıp dalları'nda farklı tıbbi prosedürler, sağlık hizmetleri, sağlık teknolojileri uygulanır. Tedavi doğal, spor, ilaç, aşı, enjeksiyon, psikiyatri, psikoloji, tıbbi cihaz, ameliyat ve farklı yöntemlerle yapılabilir.

<span class="mw-page-title-main">Kraniosakral terapi</span>

Kraniosakral Terapi (KST), merkezi sinir sisteminin sağlığını ve işlevini desteklemeyi amaçlayan bir alternatif tıp yöntemidir. 20. yüzyılın başlarında osteopat Dr. William Garner Sutherland tarafından geliştirilen bu terapi, beyin ve omurilik sıvısının (likör) hareketini teşvik ederek, vücudun kendi kendini iyileştirme yeteneğini desteklemeyi hedefler. KST, genellikle hafif ve nazik dokunuşlarla uygulanır ve bu nedenle birçok kişi tarafından rahatlatıcı ve invaziv olmayan bir terapi olarak kabul edilir.

<span class="mw-page-title-main">Waon terapisi</span>

Waon terapisi, ısı terapisinin bir türü olarak, Japonya'da geliştirilen ve özellikle kardiyovasküler, pulmoner ve nörolojik hastalıkların yönetimi ile ilişkilendirilen bir tedavi yöntemidir. "Waon", Japoncada "huzur içinde ısınma" anlamına gelir ve bu terapinin temel amacı, hastaların vücut sıcaklığını güvenli bir şekilde artırarak sağlıklarını iyileştirmektir. Waon terapisi genellikle düşük ısıda, yaklaşık 60 °C'lik bir ortamda uygulanan, kişinin tüm vücudunu saran bir sauna tedavisidir. Bu tedavi süreci, geleneksel saunalara benzer, ancak daha düşük sıcaklık ve daha uzun sürelerle uygulanır, bu da daha fazla rahatlama ve iyileşme süreci sağlar.

<span class="mw-page-title-main">Sülük tedavisi</span>

Sülük tedavisi (Hirudoterapi), tıbbi sülüklerin kullanıldığı eski bir tıbbi tedavi yöntemidir. Bu tedavi, sülüklerin kan emerken salgıladıkları çeşitli biyokimyasal maddeler aracılığıyla hastalıkları hafifletmeyi amaçlar. Sülüklerin ısırdığı bölgeden kan emmesi, lokal dolaşımı artırır, antikoagülan etkiler gösterir ve bazı inflamatuvar hastalıkların semptomlarını azaltabilir. Sülük tedavisi, binlerce yıldır kullanılan bir yöntem olup, modern tıpta bazı durumlarda alternatif veya tamamlayıcı tedavi olarak kullanılmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Kriyoterapi</span>

Kriyoterapi, insan vücudunun veya belirli vücut bölgelerinin aşırı soğuk ile tedavi edilmesi yöntemidir. Tedavi, doku hasarını azaltmak, iltihabı hafifletmek, ağrıyı kontrol altına almak ve çeşitli sağlık sorunlarını iyileştirmek amacıyla uygulanır. Kriyoterapi genellikle sıvı nitrojen, argon gazı veya soğuk hava gibi düşük sıcaklıklar sağlayan maddeler kullanılarak gerçekleştirilir.