İçeriğe atla

Pauling kuralı

Pauling'in kuralları,1929'da Linus Pauling tarafından iyonik bileşiklerin kristal yapılarını tahmin etmek ve rasyonelleştirmek için yayınlanan beş kuraldır.[1][2]

Birinci kural: Yarıçap oranı kuralı

Tipik iyonik katılar için katyonlar, anyonlardan daha küçüktür ve her katyon, bir polihedron (çok yüzeyli) oluşturan koordineli anyonlarla çevrilidir. Katyon-anyon mesafesi, yarıçaplarının toplamı ile belirlenmektedir.[3] İyonik yarıçapların toplamı katyon-anyon mesafesini belirlerken katyon-anyon yarıçap oranı (veya ) katyonun koordinasyon numarasını (KN) ve ayrıca anyonların koordineli polihedronunun şeklini belirlemektedir.[4][5]

Bu diyagram altı numaralı koordinasyon içindir: Gösterilen düzlemde 4 anyon, düzlemin üstünde 1 ve altında 1. Kararlılık sınırı r C /r A = 0.414'te

Aşağıdaki tablodaki koordinasyon sayıları ve karşılık gelen çokyüzlüler için Pauling, iyonları katı küreler olarak kabul ederek katyonun verilen anyon sayısıyla temas halinde olduğu minimum yarıçap oranını matematiksel olarak türetmiştir.

Her koordinasyon numarası için çokyüzlü ve minimum yarıçap oranı
KN Çokyüzlü Yarıçap oranı
3 Üçgensel 0.155
4 Tetrahedron 0.225
6 Oktahedron 0.414
7 Başlıklı oktahedron 0.592
8 Kare antiprizma 0.645
8 Küp 0.732
9 Üçgen prizma 0.732
12 Küpoktahedron 1.00

Katyon ve herhangi iki anyon bir dik üçgen oluşturmaktadır. veya . Sonra . Benzer geometrik kanıtlar oldukça simetrik KN = 3, 4 ve 8 durumları için minimum yarıçap oranlarını vermektedir.[6] KN = 6 ve minimumdan daha büyük bir yarıçap oranı için, katyon hala altı anyonla temas halinde olduğundan kristal daha kararlıdır ancak anyonlar birbirlerinden daha uzaktadır böylece karşılıklı itme azalmaktadır. Daha sonra 0.414'e eşit veya daha büyük bir yarıçap oranıyla bir oktahedron oluşabilmektedir ancak oran 0.732'nin üzerine çıktıkça kübik bir geometri daha kararlı hale gelmektedir. Bu, yarıçap oranı 0,55 olan NaCl'deki Na+'nın oktahedral koordinasyona sahip olmasına karşın, yarıçap oranı 0,93 olan CsCl'deki Cs+'nın kübik koordinasyona sahip olmasını açıklamaktadır.[7]

NaCl'nin kristal yapısı. Her Na atomunun oktahedral geometriye sahip en yakın altı komşusu vardır.

İkinci kural: Elektrostatik değerlik kuralı

Belirli bir katyon için, Pauling her bir koordineli anyonun elektrostatik bağ gücünü olarak tanımlamıştır. Burada z=katyon yükü, v=katyon koordinasyon sayısıdır. Lokal elektronötraliteyi korumak için kararlı bir iyonik yapı düzenlenmektedir böylece bir anyondaki elektrostatik bağların kuvvetlerinin toplamı o anyon üzerindeki yüke eşit olmaktadır.

Oksit O−2 iyonlu katyonlar
Katyon Yarıçap oranı Katyon KN Elektrostatik

bağ gücü

Anyon Kn
Li+0.34 4 0.25 8
Mg+20.47 6 0.33 6
Sc+30.60 6 0.50 4

Üçüncü kural: Çokyüzlü köşelerin, kenarların ve yüzlerin paylaşımı

Kenarların ve özellikle yüzlerin iki anyon çokyüzlü tarafından paylaşılması iyonik bir yapının kararlılığını azaltmaktadır. Köşelerin paylaşılması stabiliteyi çok fazla azaltmaz bu nedenle örneğin oktahedra köşelerini birbirleriyle paylaşabilmektedir.[8]

Kararlılıktaki azalma, ortak kenarların ve yüzlerin katyonları birbirine daha yakın yerleştirmesinden ve böylece katyon-katyon elektrostatik itmesinin artmasından kaynaklanmaktadır. Etki, yüksek yüklü ve düşük KN'li katyonlar için en büyüktür.

Dördüncü kural: Farklı katyonlar içeren kristaller

Olivin yapısı. M (Mg veya Fe) = mavi küreler, Si = pembe dörtyüzlüler, O = kırmızı küreler.

Farklı katyonlar içeren bir kristalde, yüksek değerlik ve küçük koordinasyon sayısına sahip olanlar, çokyüzlü elementleri birbirleriyle paylaşmama eğilimindedir.[9] Bu kural, aralarındaki elektrostatik itmeyi azaltmak için yüksek yüklü katyonlar arasındaki mesafeyi artırma eğilimindedir.Pauling'in örneklerinden biri olivin, M2SiO4'tür. Burada M bazı bölgelerde Mg2+ ve diğerlerinde Fe2+ karışımıdır. Yapı, herhangi bir oksijeni (köşelerde, kenarlarda veya yüzlerde) paylaşmayan farklı SiO4 tetrahedraları içermektedir. Düşük değerli Mg2+ ve Fe2+ katyonları oksijenleri paylaşan çokyüzlülerle çevrilidir.

Beşinci kural: Cimrilik kuralı

Bir kristaldeki esasen farklı türdeki bileşenlerin sayısı az olma eğilimindedir. Yinelenen birimler aynı olma eğiliminde olacaktır çünkü yapıdaki her atom belirli bir ortamda en kararlıdır. Dört yüzlü veya oktahedra gibi iki veya üç tür çokyüzlü olabilir, ancak çok farklı türler olmayacaktır.

Kaynakça

  1. ^ Pauling, Linus (1929). "THE PRINCIPLES DETERMINING THE STRUCTURE OF COMPLEX IONIC CRYSTALS". Journal of the American Chemical Society (İngilizce). 51 (4): 1010-1026. doi:10.1021/ja01379a006. ISSN 0002-7863. 15 Mayıs 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Haziran 2021. 
  2. ^ Pauling, Linus (1960). The nature of the chemical bond and the structure of molecules and crystals : an introduction to modern structural chemistry. Third edition. Ithaca, N.Y. ISBN 0-8014-0333-2. OCLC 545520. 
  3. ^ "Pauling's Rules" (PDF). 24 Haziran 2021 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. 
  4. ^ Pauling (1960) p.524. 
  5. ^ Housecroft, Catherine E. (2005). Inorganic chemistry. 2nd ed. A. G. Sharpe. Upper Saddle River, N.J.: Pearson Prentice Hall. ISBN 0-13-039913-2. OCLC 56834315. 
  6. ^ Yenilmez, Füsun; Kılıç, Esin (15 Ağustos 2018). "Türkiye'de İşgücüne Katılma Oranı-İşsizlik Oranı İlişkisi: Cinsiyet ve Eğitim Düzeyine Dayalı Bir Analiz". Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi. 13 (2): 55-76. doi:10.17153/oguiibf.410254. ISSN 1306-6730. 
  7. ^ Petrucci, Ralph H. (2002). General chemistry : principles and modern applications. 8th ed. William S. Harwood, F. Geoffrey Herring. Upper Saddle River, N.J.: Prentice Hall. ISBN 0-13-014329-4. OCLC 46872308. 1 Temmuz 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Haziran 2021. 
  8. ^ Pauling (1960) p.559. 
  9. ^ Pauling (1960), p.561. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Atom</span> tüm maddelerin kimyasal ve fiziksel özelliklerini taşıyan en küçük yapıtaşı

Atom veya ögecik, bilinen evrendeki tüm maddenin kimyasal ve fiziksel niteliklerini taşıyan en küçük yapı taşıdır. Atom Yunancada "bölünemez" anlamına gelen "atomos"tan türemiştir. Atomus sözcüğünü ortaya atan ilk kişi MÖ 440'lı yıllarda yaşamış Demokritos'tur. Gözle görülmesi imkânsız, çok küçük bir parçacıktır ve sadece taramalı tünelleme mikroskobu vb. ile incelenebilir. Bir atomda, çekirdeği saran negatif yüklü bir elektron bulutu vardır. Çekirdek ise pozitif yüklü protonlar ve yüksüz nötronlardan oluşur. Atomdaki proton sayısı elektron sayısına eşit olduğunda atom elektriksel olarak yüksüzdür. Elektron ve proton sayıları eşit değilse bu parçacık iyon olarak adlandırılır. İyonlar oldukça kararsız yapılardır ve yüksek enerjilerinden kurtulmak için ortamdaki başka iyon ve atomlarla etkileşime girerler.

<span class="mw-page-title-main">Mineral</span> inorganik kristalleşmiş katı madde

Mineral, doğal şekilde oluşan, homojen, belirli kimyasal bileşime sahip inorganik kristalleşmiş katı bir maddedir. Buna göre minerallerin özellikleri şöyledir; doğal olarak oluşur, herhangi bir parçası bütününün özelliklerini taşır, belirli bir kimyasal formülü vardır, katı hâlde olup nadiren sıvıdır ve inorganiktir.

<span class="mw-page-title-main">İzotop</span> Aynı elemente ait farklı atomlara verilen isim

İzotoplar, periyodik tabloda aynı atom numarasına ve konuma sahip olan ve farklı nötron sayıları nedeniyle nükleon sayıları bakımından farklılık gösteren iki veya daha fazla atom türüdür. Belirli bir elementin tüm izotopları neredeyse aynı kimyasal özelliklere sahipken, farklı atomik kütlelere ve fiziksel özelliklere sahiptirler. İzotop terimi, "aynı yer" anlamına gelen Yunan kökenli isos ve topos 'den oluşur; isimin anlamı ise, tek bir elementin farklı izotoplarının periyodik tabloda aynı pozisyonda yer alması anlamına gelir. Margaret Todd tarafından 1913 yılında Frederick Soddy'ye öneri olarak sunulmuştur.

<span class="mw-page-title-main">İyon</span> toplam elektron sayısının toplam proton sayısına eşit olmadığı, atoma net pozitif veya negatif elektrik yükü veren atom veya molekül

İyon ya da yerdeş, bir veya daha çok elektron kazanmış ya da yitirmiş bir atomdan oluşmuş elektrik yüklü parçacıktır. Atomlar kararsız yapılarından kurtulmak ve kararlı hale gelebilmek için elektron alırlar ya da kaybederler. Bunun için de başka bir atomla ya da kökle bağ kurarlar.

<span class="mw-page-title-main">İyonik bağ</span> doğrudur

İyonik bağ, zıt yüklü iyonlar arasındaki elektrostatik kuvvetlere dayanan bir kimyasal bağ türüdür.

<span class="mw-page-title-main">Kovalent bağ</span> İki atom arasında elektronun paylaşılması

Kovalent bağ, atomlar arasında elektron çiftleri oluşturmak için elektronların paylaşımını içeren kimyasal bağdır. Bu elektron çiftlerine paylaşılan çiftler veya bağ çiftleri denir. Atomlar arasında elektronları paylaştıklarında çekici ve itici kuvvetlerin kararlı dengesine kovalent bağ denir. Birçok molekül için elektronların paylaşılması her atomun kararlı elektronik gruplaşmasına denk gelen tam değerlik kabuğunun eşdeğerine ulaşmasına olanak tanır.

<span class="mw-page-title-main">Kimyasal bağ</span> atomları birbirine bağlanmasını ve bir arada kalmasını sağlayan kuvvet

Kimyasal bağ, atomların veya iyonların molekülleri, kristalleri ve diğer yapıları oluşturmak üzere birleşmesidir. Bağ, iyonik bağlar'da olduğu gibi zıt yüklü iyonlar arasındaki elektrostatik kuvvetten veya kovalent bağ'larda olduğu gibi elektronların paylaşılmasından veya bu etkilerin bazı kombinasyonlarından kaynaklanabilir. Açıklanan kimyasal bağların farklı mukavemetleri vardır: kovalent, iyonik ve metalik bağlar gibi "güçlü bağlar" veya "birincil bağlar" ve dipol-dipol etkileşimleri, London dağılım kuvveti ve hidrojen bağı gibi "zayıf bağlar" veya "ikincil bağlar" vardır.

<span class="mw-page-title-main">Elektrostatik</span> durağan elektrik yüklerinin incelenmesi

Elektrostatik, duran veya çok yavaş hareket eden elektrik yüklerini inceleyen bir bilim dalıdır.

<span class="mw-page-title-main">Coulomb kanunu</span> fizik kanunu

Coulomb yasası ya da Coulomb'un ters kare yasası, bir fizik yasasıdır. Elektrik yüklü tanecikler arasındaki elektrostatiği tanımlar. Bu yasa 1785'te Fransız fizikçi Charles Augustin de Coulomb tarafından yayınlanmıştır ve klasik elektromanyetizmadaki önemli bir gelişmedir. Coulomb yasası Gauss yasasından ve vice versa(bahsi geçen hadisenin tam tersinin de geçerli olduğunu anlatmak için kullanılır)dan türetilmiştir. Yasa elektromanyetizmin prensibi durumuna gelmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Linus Pauling</span>

Linus Carl Pauling, Amerikalı kuantum kimyageri ve biyokimyager. Ayrıca kristalografer, moleküler biyolog ve tıp araştırmacısı olarak da bilinmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Titreşim</span>

Titreşim bir denge noktası etrafındaki mekanik salınımdır. Bu salınımlar bir sarkaçın hareketi gibi periyodik olabileceği gibi çakıllı bir yolda tekerleğin hareketi gibi rastgele de olabilir.

<span class="mw-page-title-main">Kök testi</span>

Matematikte kök testi bir sonsuz serisinin yakınsaklığını belirlemek için kullanılan bir yöntemdir. Özellikle kuvvet serileriyle bağlantılı olarak yararlıdır.

Matematikte, bir kuvvet serisinin yakınsaklık yarıçapı negatif olmayan bir gerçel sayı veya ∞ olan bir niceliktir. Verilen bir kuvvet serisinin yakınsaklık yarıçapı serinin yakınsak olduğu bölgeyi gösterir. Bu yakınsaklık yarıçapının içinde kalan bölgede, kuvvet serisi mutlak yakınsak ve aynı zamanda tıkız yakınsaktır. Seri yakınsak ise, o zaman bu seri bir analitik fonksiyonun bu yakınsaklık yarıçapının belirlediği bölgenin içinde kalan bölgede yakınsayan bir Taylor serisidir.

Sıkışabilir akışkan bir ortamda yol alan herhangi bir araç ya da gövde ye ait burun konisi kısmının aerodinamik tasarımındaki, önemli bir problem burun konisinin geometrik şeklinin belirlenmesidir. Burun konisinin şekli optimum performans için gereklidir. Dönel katı cisim şekil tanımlamasının gerektiği işler gibi birçok uygulamalar, akışkan bir ortamda çok hızlı hareket eden böyle bir cismin karşılaşacağı direncin en aza indirilmesini gerektirir.

<span class="mw-page-title-main">Kübik kristal yapı</span>

Kristalografi olarak, kübik kristal sistemi, birim hücresi bir küp biçiminde olan kristal sistemidir. Bu kristal ve mineraller bulunan en yaygın ve basit şekillerden biridir. Bu kristallerin üç ana çeşidi vardır:

Einstein'ın genel görelelik teorisine göre Schwarzschild metriği Einstein'ın alan denklemlerinin çözümüyle ortaya çıkmıştır. Küresel bir kütlenin dışındaki elektik yükü, angular momentumu ve evrensel kozmolojik sabiti sıfır varsayılan yerçekimsel alanı tarif eder. Bu çözüm yıldızlar veya gezegenler gibi düşük hızlarda dönen cisimler için oldukça yararlıdır. Dünya ve Güneş de bu cisimlere örnek olarak verilebilir. Bu çözüm ismini çözümünü 1916 yılında yayınlayan Karl Schwarzschild'den almıştır.

GRS 80 veya Jeodezi Referans Sistemi 1980, küresel bir referans elipsoidine ve gravite alanı modelinde oluşan bir jeodezi referans sistemidir.

<span class="mw-page-title-main">Elektriksel özdirenç ve iletkenlik</span> Wikimedia anlam ayrımı sayfası

Elektriksel öz direnç, belirli bir malzemenin elektrik akımının akışına karşı nicelleştiren bir özelliktir. Düşük bir direnç kolaylıkla elektrik akımının akışını sağlayan bir malzeme anlamına gelir. Karşıt değeri, elektrik akımının geçiş kolaylığını ölçen elektriksel iletkenliktir. Elektriksel direnç, mekanik sürtünme ile kavramsal paralelliklere sahiptir. Elektriksel direncin SI birimi ohm, elektriksel iletkenliğin birimi ise siemens (birim) (S)'dir.

<span class="mw-page-title-main">Negatif kütle</span>

Negatif kütle, teorik fizikte normal kütlenin zıt işaretlisi olan varsayımsal madde kavramıdır, örneğin -2 kg. Bu durum bir ya da daha fazla enerji koşulunu ihlal eder ve negatif kütle için çekimin kuvvet olması gerektiği ve pozitif yönlü ivmeye sahip olması gerektiği anlaşmazlığından kaynaklanan bazı garip özellikler gösterir. Negatif kütle, solucan deliği inşa etme gibi bazı kuramsal teorilerde kullanılır. Egzotik maddeye benzeyen en yakın bilinen örnek Casimir etkisi tarafından üretilen sözde negatif basınç yoğunluğunun alanıdır. Genel izafiyet teorisinin kütleçekimini ve pozitif, negatif enerji yüklerinin hareket yasasını iyi tanımlamasına rağmen negatif kütle dolayısıyla başka temel kuvvetleri içermez. Diğer yandan, standart model, temel parçacıkları ve diğer temel kuvvetleri iyi tanımlamasına ve kütleçekimi kütle merkezini ve eylemsizliği derinlemesine içermesine rağmen kütleçekimini içermez. Negatif kütlenin kavramının daha iyi anlaşılabilmesi için kütleçekimini açık bir şekilde ifade eden modelle birlikte diğer temel kuvvetler de gerekebilir.

<span class="mw-page-title-main">Yörünge mekaniği</span>

Yörünge mekaniği veya astrodinamik, roketler ve diğer uzay araçlarının hareketini ilgilendiren pratik problemlere, balistik ve gök mekaniğinin uygulamasıdır. Bu nesnelerin hareketi genellikle Newton'un hareket kanunları ve Newton'un evrensel çekim yasası ile hesaplanır. Bu, uzay görevi tasarımı ve denetimi altında olan bir çekirdek disiplindir. Gök mekaniği; daha genel olarak yıldız sistemleri, gezegenler, uydular ve kuyruklu yıldızlar gibi kütle çekimi etkisinde bulunan yörünge sistemleri için geçerlidir. Yörünge mekaniği; uzay araçlarının yörüngelerine ait yörünge manevraları, yörünge düzlemi değişiklikleri ve gezegenler arası transferler gibi kavramlara odaklanır ve itici manevralar sonuçlarını tahmin etmek için görev planlamacıları tarafından kullanılır. Genel görelilik teorisi, yörüngeleri hesaplamak için Newton yasalarından daha kesin bir teoridir ve doğru hesaplar yapmak ya da yüksek yerçekimini ihtiva eden durumlar söz konusu olduğunda bazen gereklidir.